Vakıa Suresi 87. Ayette Eğer Doğru Söylüyorsanız O Canı Geri Çevirsenize Ne Anlama Gelir
“İnsan hayat üzerinde mutlak hâkimiyet sahibi olduğunu düşünebilir; fakat ayrılmakta olan canı geri çeviremediğinde, ömrün sahip olunan bir mülk değil, belirli bir süre için verilmiş emanet olduğunu anlar.”
Ersan Karavelioğlu
Vakıa Suresi’nin seksen üçüncü ayetinden itibaren ölüm anı son derece güçlü bir anlatımla gözler önüne serilir.
Önce:
“Can boğaza geldiği zaman…”
buyurulmuş, ardından ölmekte olan kişinin başında bulunan insanlara:
“Siz o sırada bakıp durursunuz.”
denilmiştir.
Seksen beşinci ayette Allah’ın ölmekte olan kişiye çevresindekilerden daha yakın olduğu, fakat insanların bu görünmeyen hakikati göremediği bildirilmiştir.
Seksen altıncı ayette ise:
“Eğer hesaba çekilmeyecekseniz…”
buyurularak insanın hiçbir ilahi otoriteye bağlı olmadığı yönündeki iddiası sorgulanmıştır.
Seksen yedinci ayet bu meydan okumayı tamamlar:
“Eğer doğru söylüyorsanız onu geri çevirsenize!”
Ayetin Arapçası şöyledir:
تَرْجِعُونَهَا إِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ
“Terciûnehâ in kuntum sâdikîn.”
Bu ayet insana şöyle seslenir:
Eğer hayatın gerçek sahibinin insan olduğunu, ölümün ilahi hüküm taşımadığını ve ölümden sonra hiçbir hesap bulunmadığını düşünüyorsanız, boğaza gelen canı neden geri döndüremiyorsunuz?
Vakıa Suresi 87. Ayetin Meali Nedir
Vakıa Suresi’nin seksen yedinci ayeti farklı meallerde şu şekillerde ifade edilir:
“Eğer doğru söylüyorsanız onu geri çevirsenize!”
“Madem iddianızda samimisiniz, o canı geri döndürün.”
“Eğer gerçekten hesaba çekilmeyecekseniz, çıkan ruhu geri getirin.”
“Doğru sözlüyseniz onu yeniden bedene döndürsenize.”
Ayet, bir önceki ayetle birlikte okunmalıdır:
“Eğer hesaba çekilmeyecekseniz ve doğru söylüyorsanız, onu geri çevirsenize!”
Burada insanın ölüm üzerindeki mutlak güç iddiası sınanmaktadır.
“Terciûnehâ” Kelimesi Ne Anlama Gelir
Ayetteki “terciûnehâ” kelimesi:
- Onu geri döndürürsünüz,
- Onu yeniden getirirsiniz,
- Onu eski yerine çevirirsiniz,
- Ayrılmakta olan canı bedene geri verirsiniz
anlamlarını taşır.
Buradaki “onu” zamiri, önceki ayetlerde sözü edilen cana veya ruha işaret eder.
İnsanlardan, kesin ölüm anında bedenden ayrılan hayatı tekrar geri getirmeleri istenmektedir.
Bu, insanın gücünün sınırını ortaya çıkaran ilahi bir meydan okumadır.
Ayette Geri Çevrilmesi İstenen Şey Nedir
Geri çevrilmesi istenen şey:
- Can,
- Ruh,
- Hayatın bedende devam etmesini sağlayan ilahi emir,
- Ölümle bedenden ayrılan yaşam
olarak anlaşılır.
Ayet ruhun nasıl bir yapıya sahip olduğunu ayrıntılı biçimde açıklamaz.
Temel amaç şudur:
İnsan, hayatın bedende kalmasını mutlak biçimde sağlayamamaktadır. Canın ayrılma vakti geldiğinde onu kendi iradesiyle geri döndüremez.
“Eğer Doğru Söylüyorsanız” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İn kuntum sâdikîn” ifadesi:
- Eğer doğru söylüyorsanız,
- İddianız gerçekten doğruysa,
- Sözünüzde samimiyseniz,
- İnandığınız düşünceyi kanıtlayabiliyorsanız
anlamlarını taşır.
Bu ifade insanın iddiasını sınar.
Bir kimse:
- Ölümün tamamen sahipsiz olduğunu,
- Hayatın yalnızca insanın kontrolünde bulunduğunu,
- Hiçbir ilahi hükme tabi olmadığını,
- Ölümden sonra hesap vermeyeceğini
iddia ediyorsa, ayet ona bu iddiasının gereğini göstermesini söyler.
Ayette Kimlere Meydan Okunmaktadır
Ayet öncelikle:
- Ahireti inkâr edenlere,
- Hesap gününü yalanlayanlara,
- İlahi hükme bağlı olmadığını düşünenlere,
- Hayat ve ölüm üzerinde mutlak güç iddiasında bulunanlara
hitap eder.
Ancak ayetin mesajı yalnızca açık inkârcılarla sınırlı değildir.
Allah’a inandığını söylediği hâlde hayatını:
“Kimseye hesap vermeyeceğim.”
anlayışıyla sürdüren kişi de bu uyarı üzerinde düşünmelidir.
İnsan Canı Neden Geri Çeviremez
Çünkü insan hayatın yaratıcısı değildir.
İnsan:
- Bedenin bazı işleyişlerini anlayabilir,
- Hastalıkları tedavi edebilir,
- Kalp ve solunumu destekleyebilir,
- Yaşam süresini uzatacak tedbirler alabilir.
Fakat hayatın bütün sırrını ve ölüm hükmünü kendi denetimine alamaz.
Ecel kesinleştiğinde insan:
- Geçmiş ömrü geri getiremez,
- Ruhun ayrılışını iptal edemez,
- Bedeni sonsuza kadar canlı tutamaz.
Bu Ayet Tıbbın Başarısını Küçümsüyor mu
Hayır. Ayet tıp ilmini veya hayat kurtarma çabasını küçümsemez.
Tıp sayesinde:
- Duran kalp yeniden çalıştırılabilir,
- Solunum desteklenebilir,
- Enfeksiyonlar tedavi edilebilir,
- Ameliyatlarla ölüm tehlikesi azaltılabilir,
- İnsanların yaşam süresi uzatılabilir.
Bütün bunlar değerli çalışmalardır.
Ayetin vurgusu, tıbbın faydasız olduğu değil; hiçbir insan bilgisinin kesinleşmiş ölümü sonsuza kadar ortadan kaldıramayacağıdır.
Kalbi Duran Birinin Yeniden Canlandırılması Canın Geri Çevrilmesi midir
Kalbi veya solunumu geçici olarak duran bazı kişiler tıbbi müdahaleyle yeniden hayati faaliyet gösterebilir.
Bu durum, ölüm sürecinin henüz geri döndürülemez biçimde kesinleşmediğini gösterebilir.
Tıbbî canlandırma:
- Geri döndürülebilir bir biyolojik sürece müdahaledir,
- Kesinleşmiş eceli iptal etmek değildir,
- İnsanın ölümsüzlük elde ettiği anlamına gelmez.
Ayet, bütün tıbbi müdahalelerin tükendiği ve canın kesin biçimde ayrıldığı son sınırı anlatır.
İnsan Ölümü Geciktirebilir mi
İnsan bazı ölüm sebeplerini önleyebilir.
Örneğin:
- Hastalıkları tedavi edebilir,
- Trafik güvenliğini artırabilir,
- Sağlıklı beslenebilir,
- Koruyucu sağlık önlemleri alabilir,
- Doğal afetlere hazırlık yapabilir.
Bunlar insanın sorumluluğudur.
Ancak ömrü uzatmak ile ölümü tamamen kaldırmak aynı şey değildir.
İnsan sebeplere başvurur; fakat hiçbir tedbir onu sonsuza kadar dünyada tutamaz.
Ayet İnsanın Aczini mi Anlatmaktadır
Evet, fakat burada anlatılan acizlik insanın değersizliği değildir.
İnsan:
- Bilgi öğrenebilir,
- Üretebilir,
- Tedavi edebilir,
- Hayatı koruyabilir,
- Büyük medeniyetler kurabilir.
Bununla birlikte mutlak güç sahibi değildir.
İnsanın aczini bilmesi:
- Çalışmayı bırakmasını değil,
- Kibirlenmemesini,
- Haddini bilmesini,
- Başarısını ilahlaştırmamasını
gerektirir.

Hayatın Emanet Olması Ne Anlama Gelir
İnsan hayatını kendisi yaratmadığı için ömrü mutlak mülkü değil, kendisine verilmiş bir emanettir.
Bu emanet:
- Korunmalı,
- Faydalı işlerde kullanılmalı,
- Günah ve zulümle tüketilmemeli,
- Başkalarının hayatına zarar vermemelidir.
Hayatın emanet olması insanın kendi bedeni üzerinde hiçbir hakkı bulunmadığı anlamına gelmez.
İnsan bedenini korumakla yükümlüdür; fakat hayatını sınırsız ve sorumsuz biçimde kullanma yetkisine sahip değildir.

Canı Geri Çevirememek Ahireti Nasıl Hatırlatır
İnsan ölüm üzerinde mutlak hâkimiyet kuramadığında şu gerçeği düşünmeye çağrılır:
Hayatı veren de alan da Allah’tır.
Hayatın Allah tarafından verilmiş olması, ölümün de amaçsız bir yok oluş olmadığını düşündürür.
Vakıa Suresi’nin genel anlatımında ölüm:
- Dünya imtihanının sonu,
- Ahiret yolculuğunun başlangıcı,
- İnsanların amellerine göre ayrılacağı yeni bir aşama
olarak sunulur.
Canı geri çeviremeyen insan, ölümden sonraki hükmü de kendi isteğine göre değiştiremez.

Ölümden Sonra Hesap Neden Gereklidir
Dünya hayatında her iyilik karşılık bulmadığı gibi her kötülük de cezalandırılmaz.
Bazı insanlar:
- Büyük zulümler yapar,
- İnsanların haklarını çiğner,
- Hesap vermeden ölür,
- Geride ağır acılar bırakır.
Bazı insanlar ise:
- Sessizce iyilik yapar,
- Haksızlığa uğrar,
- Emeğinin karşılığını göremez,
- Sabır içinde yaşar.
Ahiret hesabı, hiçbir hakkın ve hiçbir davranışın kaybolmayacağını bildirir.

Ölüm Karşısında Zenginlik Ve Makam Neden Yetersizdir
Zenginlik insanın:
- Tedaviye ulaşmasını,
- Daha iyi şartlarda yaşamasını,
- Tehlikelere karşı önlem almasını
sağlayabilir.
Makam ve güç de dünya hayatında geniş imkânlar sunabilir.
Ancak ölüm hükmü geldiğinde:
- Servet canı satın alamaz,
- Makam eceli erteleyemez,
- Ün ruhu bedene bağlayamaz,
- İnsanların övgüsü hayatı geri getiremez.
Bu gerçek, malın değersiz olduğunu değil; onun sınırlı ve geçici olduğunu gösterir.

Ayetin Meydan Okuması Kibirli İnsana Ne Söyler
Kibirli insan sahip olduğu:
- Bilgiyi,
- Serveti,
- Yetkiyi,
- Teknolojiyi
mutlak güç sanabilir.
Ayet ona şu soruyu yöneltir:
Madem her şey senin kontrolünde, ayrılmakta olan canı neden geri çeviremiyorsun?
Bu soru insanın başarılarını küçültmek için değil, ona gerçek ölçüyü öğretmek içindir.
İnsan büyük işler yapabilir; fakat yaratıcı olamaz.

Ölümü Düşünmek İnsanı Pasifleştirir mi
Doğru ölüm bilinci insanı pasifleştirmez.
Aksine insanı:
- Zamanını iyi kullanmaya,
- Faydalı işler yapmaya,
- Sevdiklerine değer vermeye,
- Kul haklarını ödemeye,
- Ardında güzel eserler bırakmaya
yöneltir.
Ölümü düşünmek:
“Nasıl olsa öleceğim, hiçbir şey yapmayayım.”
demek değildir.
Doğru düşünce şudur:
“Ömrüm sınırlıdır; bu nedenle onu anlamsız ve zararlı işlerle tüketmemeliyim.”

Bu Ayet Tövbe Ve Helalleşme Konusunda Ne Öğretir
Can boğaza geldiğinde insan geçmişe dönüp:
- Özür dileyemeyebilir,
- Borcunu ödeyemeyebilir,
- Kırdığı kalbi onaramayabilir,
- Emaneti sahibine veremeyebilir,
- Ertelediği iyiliği yapamayabilir.
Bu nedenle tövbe ve helalleşme ertelenmemelidir.
İnsan hayattayken:
- Haksızlıktan dönmeli,
- Borçlarını düzenlemeli,
- Kul haklarını ödemeli,
- Kırdığı insanlardan özür dilemeli,
- Vasiyet ve sorumluluklarını açıklığa kavuşturmalıdır.

Bu Ayetin Günümüz İnsanına Mesajı Nedir
Günümüz insanı yapay zekâ, genetik, yoğun bakım ve ileri teknoloji sayesinde büyük bir güç duygusu yaşayabilir.
İnsan bedeni hakkında her geçen gün daha fazla bilgi edinilmektedir.
Ancak bütün ilerlemelere rağmen:
- Yaşlanma tamamen durdurulamamış,
- Her hastalık ortadan kaldırılamamış,
- Ölüm bütünüyle yenilememiş,
- İnsan ölümsüz hâle getirilememiştir.
Vakıa Suresi’nin seksen yedinci ayeti bilime karşı değildir.
Bilimsel başarıların insanı tanrılaştırmaması gerektiğini hatırlatır.

Vakıa Suresi 87. Ayetin Verdiği Temel Hakikat Nedir
Vakıa Suresi’nin seksen yedinci ayeti, hesaba çekilmeyeceğini ve hayat üzerinde mutlak hâkimiyet sahibi olduğunu düşünen insana, ayrılan canı geri çevirmesi yönünde meydan okur.
Ayetin temel mesajları şunlardır:
- Ayet, seksen altıncı ayetin anlamını tamamlar.
- “Terciûnehâ” canı geri döndürmek anlamına gelir.
- Geri çevrilmesi istenen şey ölmekte olan insanın canıdır.
- “Eğer doğru söylüyorsanız” ifadesi insanın iddiasını sınar.
- İnsan hayatın yaratıcısı değildir.
- Kesinleşen ölümü kendi iradesiyle iptal edemez.
- Tıp hayatı koruyan değerli bir ilimdir.
- Tıbbi canlandırma kesinleşmiş ölümü geri çevirmekle aynı değildir.
- İnsan bazı ölüm sebeplerini önleyebilir fakat ölümü tamamen kaldıramaz.
- İnsanın aczi onun değersizliği anlamına gelmez.
- İnsan özgürdür fakat mutlak bağımsız değildir.
- Hayat insana verilmiş bir emanettir.
- Ölüm ahiret hesabını hatırlatır.
- Ahiret eksik kalan adaletin tamamlanacağı yerdir.
- Mal, makam ve teknoloji sınırlı güçlerdir.
- Ölüm bilinci insanı tembelliğe değil, sorumluluğa yöneltmelidir.
- Tövbe, borç ödeme ve helalleşme son ana bırakılmamalıdır.
İnsan hayatın bazı süreçlerini yönetebilir; fakat hayatın mutlak sahibi değildir.
Bir bebeğin dünyaya gelişini bütünüyle kendisi yaratmadığı gibi, kesinleşen ölüm hükmünü de kendi isteğiyle ortadan kaldıramaz.
Ayet insanın bilgisini, tıbbını veya emeğini değersizleştirmez.
İnsanı sadece şu yanılgıdan kurtarmaya çalışır:
“Her şey benim kontrolümdedir ve hiç kimseye hesap vermeyeceğim.”
Canı geri çeviremeyen insan, kendisine verilen ömrü sonsuzmuş gibi tüketmemelidir.
Henüz nefes alırken:
- Sevmeli,
- Adaletli olmalı,
- Helalleşmeli,
- İyilik yapmalı,
- Allah’ın huzuruna hazırlanmalıdır.
“Eğer doğru söylüyorsanız o canı geri çevirsenize sözü, insanın bütün sahte büyüklüklerini ölümün önünde sınar; canı geri getiremeyen kişi, elindeki her nefesin sahiplik değil emanet olduğunu bilmelidir.”
Ersan Karavelioğlu