⚖️ Türkiye'de Şeriat Uygulansa Neler Olabilir ❓ | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

⚖️ Türkiye'de Şeriat Uygulansa Neler Olabilir ❓

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
49,552
2,724,364
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

⚖️ Türkiye'de Şeriat Uygulansa Neler Olabilir ❓


“Bir toplumun kaderini yalnızca hangi hukukla yönetildiği değil; o hukukun insan onurunu, adaleti, özgürlüğü ve vicdanı ne kadar koruduğu belirler.”
— Ersan Karavelioğlu

Türkiye'de şeriat uygulansa neler olabilir ❓ sorusu, yalnızca dinî bir soru değildir. Aynı zamanda anayasa, hukuk devleti, laiklik, toplumsal barış, kadın hakları, ekonomi, eğitim, dış politika, bireysel özgürlükler ve devlet düzeni meselesidir.


Önce çok net temel gerçek şudur: Bugünkü Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'na göre Türkiye, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olarak tanımlanır. Anayasa'nın 4. maddesi ise devletin Cumhuriyet niteliğini, 2. maddede sayılan nitelikleri ve 3. madde hükümlerini değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez hükümler arasında sayar. Bu yüzden mevcut anayasal düzende “şeriata geçiş”, sadece sıradan bir kanun değişikliği değil, devletin temel niteliğini ilgilendiren çok büyük bir rejim tartışması anlamına gelir.




1️⃣ Önce Şeriat Ne Demektir ❓


Şeriat, kelime olarak İslam hukuk düzenini, dinî hükümlerden çıkarılan yaşam ve hukuk ilkelerini ifade eder. Fakat pratikte “şeriat” denildiğinde tek ve değişmez bir uygulamadan söz etmek kolay değildir.


Çünkü tarih boyunca şeriat yorumları:


Mezheplere,
ülkelere,
siyasi iktidarlara,
dönemin hukuk anlayışına,
toplumsal geleneklere,
devletin yorum gücüne göre farklı biçimlerde uygulanmıştır.


Bu yüzden “Türkiye'de şeriat uygulansa” sorusunun cevabı, hangi tür şeriat yorumundan bahsedildiğine göre değişir. Yumuşak, sembolik, ahlâkî ve kişisel hukuk ağırlıklı bir yorum ile ceza hukuku, aile hukuku, eğitim, kıyafet, kamusal yaşam ve devlet yönetimini tamamen dönüştüren katı bir yorum aynı sonuçları doğurmaz.


Ama Türkiye bağlamında en kritik nokta şudur:
Şeriatın devlet hukuku hâline gelmesi, laik hukuk düzeninin dönüşmesi anlamına gelir.




2️⃣ Türkiye'nin Mevcut Hukuk Düzeni Ne Üzerine Kurulu ❓


Türkiye'nin mevcut hukuk düzeni, laik anayasal hukuk devleti ilkesine dayanır. Bu düzende devletin kanunları, belirli bir dinin fıkhî hükümlerinden değil; anayasa, kanunlar, insan hakları, yargı denetimi, demokratik temsil ve hukuk devleti ilkeleri üzerinden şekillenir.


Anayasa'nın 2. maddesi Türkiye Cumhuriyeti'ni “demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devleti” olarak tanımlar. Anayasa Mahkemesi'nin hukuk devleti anlayışında da devletin hukuka bağlılığı, hak ve özgürlükleri koruması ve yargı denetimine açık olması vurgulanır.


Bu nedenle Türkiye'de şeriatın devlet düzeni olarak uygulanması, yalnızca bazı dinî kuralların hayata girmesi değil; hukukun kaynağının, devletin tarafsızlık ilkesinin ve vatandaşlık anlayışının değişmesi anlamına gelebilir.




3️⃣ Laiklik İlkesi Nasıl Etkilenir ❓


Türkiye'de şeriat uygulanırsa en doğrudan etkilenecek ilke laiklik olur. Çünkü laiklik, devletin dinler karşısında tarafsız kalması, vatandaşlarını dinî inançlarına göre ayırmaması ve hukuku belli bir dinî yoruma bağlamaması anlamına gelir.


Şeriat devlet hukuku hâline gelirse şu sorular doğar:


Hangi mezhebin yorumu esas alınacak ❓
Sünni, Alevi, Caferi, Hanefi, Şafii, laik, agnostik, ateist veya farklı inançtan vatandaşlar aynı hukuk karşısında nasıl konumlanacak ❓
Devlet, dinî yorumlar arasında hakem mi olacak, taraf mı olacak ❓
İnanç özgürlüğü ile devletin dinî hukuk iddiası nasıl dengelenecek ❓



Anayasa'nın 24. maddesi herkesin vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahip olduğunu belirtir; ayrıca kimsenin ibadete, dinî ayin ve törenlere katılmaya veya dinî kanaatini açıklamaya zorlanamayacağını düzenler. Şeriatın kamusal hukuk hâline gelmesi, bu özgürlüklerin sınırlarının yeniden ve tartışmalı biçimde belirlenmesine yol açabilir.




4️⃣ Hukuk Sistemi Nasıl Değişebilir ❓


Şeriat uygulamasında en büyük dönüşüm alanlarından biri hukuk sistemi olur. Türkiye'nin bugünkü hukuku medeni hukuk, ceza hukuku, borçlar hukuku, ticaret hukuku ve idare hukuku gibi modern kanun sistemleri üzerine kuruludur.


Şeriat uygulanırsa özellikle şu alanlarda büyük değişiklik tartışmaları doğabilir:


AlanOlası Değişim
Aile hukukuEvlilik, boşanma, miras, velayet ve nafaka farklı yorumlarla yeniden düzenlenebilir
Ceza hukukuBazı suç ve cezalar dinî hükümlere göre tanımlanmak istenebilir
Miras hukukuKadın ve erkek miras payları tartışmalı hâle gelebilir
Ticaret ve faizBankacılık, kredi, faiz ve finans sistemi değişebilir
Kamusal yaşamKıyafet, davranış, eğlence, sanat ve yaşam tarzı alanlarında sınırlamalar gündeme gelebilir

Buradaki en kritik mesele şudur: Modern hukuk devleti, vatandaşları eşit bireyler olarak görür. Dinî hukuk düzeni ise yorumuna göre vatandaşları inanç, cinsiyet veya mezhep temelinde farklı statülere yerleştirebilir.




5️⃣ Kadın Hakları Nasıl Etkilenebilir ❓


Şeriat tartışmasında en hassas alanlardan biri kadın haklarıdır. Çünkü şeriatın bazı tarihsel yorumlarında kadınların miras, şahitlik, boşanma, kıyafet, kamusal alan, çalışma hayatı ve aile içindeki konumu erkeklerle eşit değil, farklı roller üzerinden düzenlenmiştir.


Türkiye'de katı bir şeriat uygulaması olursa şu tartışmalar doğabilir:


Kadının miras hakkı nasıl olacak ❓
Boşanma hakkı kadın ve erkek için eşit mi olacak ❓
Kadının çalışması, seyahat etmesi, kamusal alanda görünmesi sınırlanacak mı ❓
Kıyafet özgürlüğü korunacak mı ❓
Eğitim ve meslek seçiminde eşitlik devam edecek mi ❓



Bu noktada en önemli ayrım şudur: Bazı kişiler şeriatı adalet, ahlâk ve kul hakkı üzerinden yorumlarken; bazı katı yorumlar kadınların kamusal alandaki varlığını sınırlayabilir. Dolayısıyla uygulamanın niteliği, kadın hakları açısından belirleyici olur.


Ama Türkiye gibi modernleşmiş, şehirleşmiş, eğitimli kadın nüfusunun güçlü olduğu bir ülkede kadın haklarının gerilemesi ihtimali, çok büyük toplumsal gerilim doğurabilir.




6️⃣ Eğitim Sistemi Nasıl Değişebilir ❓


Şeriatın devlet düzeni hâline gelmesi, eğitim sistemini de doğrudan etkileyebilir. Çünkü eğitim, yalnızca bilgi aktaran bir alan değildir; aynı zamanda devletin insan, toplum, ahlâk, bilim, tarih ve vatandaşlık anlayışını şekillendirir.


Olası değişimler şunlar olabilir:


Müfredatta dinî içerik artabilir.
Felsefe, biyoloji, sanat, tarih ve toplumsal cinsiyet gibi alanlar yeniden yorumlanabilir.
Karma eğitim tartışmaya açılabilir.
Okullarda kıyafet ve davranış kuralları değişebilir.
Bilimsel eğitim ile dinî yorumlar arasında gerilim oluşabilir.



Buradaki temel risk, eğitimin eleştirel düşünce yerine tek yorumlu itaat kültürüne kaymasıdır. Bir toplumda eğitim ne kadar özgür, bilimsel ve sorgulayıcıysa; toplumun geleceği de o kadar üretken olur.




7️⃣ Ekonomi Nasıl Etkilenebilir ❓


Türkiye'de şeriat uygulanması, ekonomide özellikle yatırım güveni, bankacılık sistemi, faiz, uluslararası ticaret, turizm, sermaye hareketleri ve hukuk güvenliği bakımından önemli sonuçlar doğurabilir.


Eğer hukuk sistemi ani ve belirsiz biçimde değişirse yatırımcılar şu soruları sorar:


Sözleşmeler geçerli kalacak mı ❓
Bankacılık sistemi nasıl işleyecek ❓
Faizli krediler ne olacak ❓
Uluslararası tahkim, ticaret ve mülkiyet hakları korunacak mı ❓
Kadınların iş gücüne katılımı etkilenirse ekonomi nasıl daralacak ❓



Ekonominin en sevmediği şeylerden biri belirsizliktir. Şeriata geçiş gibi büyük bir sistem değişikliği, eğer açık, öngörülebilir ve hukuk güvenceli şekilde yapılmazsa sermaye çıkışı, turizm kaybı, nitelikli iş gücü göçü, kur baskısı ve yatırım azalması gibi sonuçlar doğurabilir.




8️⃣ Toplumsal Barış Nasıl Etkilenebilir ❓


Türkiye, farklı yaşam tarzlarının bir arada bulunduğu büyük ve karmaşık bir toplumdur. Dindar, muhafazakâr, laik, seküler, Alevi, Sünni, Kürt, Türk, ateist, agnostik, liberal, milliyetçi, sosyalist ve daha birçok farklı kimlik aynı ülkede yaşamaktadır.


Şeriat uygulaması, özellikle tek bir dinî yorumun devlet düzeni hâline gelmesi anlamına gelirse, toplumda şu gerilimler artabilir:


Yaşam tarzı çatışmaları,
mezhep gerilimleri,
kadın hakları tartışmaları,
genç kuşakların tepkisi,
şehirli-seküler kesimlerin endişesi,
dindar kesimlerin kendi içinde yorum ayrılıkları,
devlete aidiyet duygusunda kırılma.


Toplumsal barışın temeli, herkesin kendisini devlet karşısında eşit vatandaş olarak hissetmesidir. Eğer bir grup devletin asıl sahibi, diğerleri ise “tolerans gösterilen kesimler” gibi hissederse, ortak vatandaşlık duygusu zayıflar.




9️⃣ İnanç Özgürlüğü Artar mı, Azalır mı ❓


Bu soru çok önemlidir. Bazı insanlar şeriatın uygulanmasını dinin özgürleşmesi olarak görebilir. Fakat devletin bir dinî yorumu resmî hukuk hâline getirmesi, paradoksal biçimde din özgürlüğünü de daraltabilir.


Çünkü din devletleştiğinde şu risk doğar:


İnsanların dini özgürce yaşaması değil, devletin onayladığı biçimde yaşaması beklenebilir.


Bu durumda sadece dindar olmayanlar değil, farklı dindarlık biçimleri de baskı görebilir. Mesela aynı din içinde farklı yorumlara sahip insanlar “yanlış dindar” ilan edilebilir.


Bu yüzden gerçek din özgürlüğü, yalnızca dinin kamusal görünürlüğüyle değil; inanma, inanmama, farklı inanma ve inancını açıklamama hakkıyla birlikte düşünülmelidir.




1️⃣0️⃣ Ceza Hukuku Nasıl Değişebilir ❓


Şeriat tartışmalarında en çok korku doğuran alanlardan biri ceza hukukudur. Çünkü bazı katı şeriat yorumlarında cezalar modern ceza hukuku ilkelerinden çok daha sert olabilir.


Burada temel mesele şudur:


Modern ceza hukukunda amaç yalnızca cezalandırmak değildir; adil yargılama, suç ve cezada kanunilik, orantılılık, insan onuru, savunma hakkı, masumiyet karinesi ve yargı denetimi esastır.


Katı dinî ceza anlayışı uygulanırsa şu tartışmalar doğabilir:


Cezalar insan hakları standartlarına uygun olacak mı ❓
Delil sistemi nasıl kurulacak ❓
Yargıçlar hangi mezhebin yorumuna göre karar verecek ❓
İtiraz ve temyiz hakları nasıl işleyecek ❓
Devlet, günah ile suçu nasıl ayıracak ❓



En kritik ayrım burada ortaya çıkar: Her günah suç değildir; her ahlâkî yanlış da devlet cezası konusu yapılmamalıdır. Modern hukuk devleti, bireyin vicdan alanı ile kamu düzeni alanını ayırmaya çalışır.




1️⃣1️⃣ Devletin Meşruiyeti Nasıl Tartışılır ❓


Şeriat uygulanırsa devletin meşruiyet kaynağı da tartışılır. Bugünkü düzende devletin meşruiyeti millet egemenliği, anayasa, seçimler, hukuk devleti ve temel haklar üzerinden kurulur.


Şeriat düzeninde ise bazı yorumlara göre meşruiyet ilâhî hukuk iddiasına dayanabilir. Bu durum çok büyük bir soruyu ortaya çıkarır:


Bir kanun yanlış uygulanırsa, ona karşı çıkmak dine karşı çıkmak gibi mi gösterilecek ❓


Bu çok tehlikeli bir noktadır. Çünkü siyasal iktidar, kendi yorumunu “din” diye sunduğunda, muhalefeti sadece siyasi değil, dinî olarak da gayrimeşru göstermeye çalışabilir.


Bu da demokrasiyi zayıflatır. Çünkü demokraside iktidar eleştirilebilir, değiştirilebilir ve hesap verebilir olmalıdır. Fakat kutsallaştırılmış iktidar, eleştiriyi zorlaştırır.




1️⃣2️⃣ Gençler Ve Kültürel Hayat Nasıl Etkilenebilir ❓


Türkiye'de genç kuşakların yaşam tarzı oldukça çeşitlidir. Üniversite hayatı, dijital kültür, müzik, sanat, sosyal medya, seyahat, eğlence, spor ve kişisel özgürlük alanları gençlerin kimlik kurma sürecinde önemli yer tutar.


Şeriatın katı bir yorumu uygulanırsa gençler üzerinde şu etkiler görülebilir:


Kültürel baskı hissi,
özgürlük kaybı algısı,
yurt dışına gitme isteği,
devlete yabancılaşma,
gizli yaşam biçimlerinin artması,
kuşaklar arası çatışmanın büyümesi.


Bir toplumda gençlerin geleceğe güveni azalırsa, ülkenin bilimsel, ekonomik, kültürel ve teknolojik potansiyeli de zayıflar.




1️⃣3️⃣ Dış Politika Ve Uluslararası İlişkiler Nasıl Etkilenebilir ❓


Türkiye, NATO üyesi, Avrupa Konseyi geçmişi olan, Avrupa Birliği ile ilişkileri bulunan, küresel ticaret ağlarına bağlı ve uluslararası hukuk sisteminin parçası olan bir ülkedir.


Şeriat düzenine geçiş, dış ilişkilerde şu alanları etkileyebilir:


Avrupa ile ilişkiler,
yatırım anlaşmaları,
turizm,
insan hakları raporları,
uluslararası finansman,
diplomatik güven,
göç hareketleri,
akademik ve kültürel iş birlikleri.


Eğer yeni sistem insan hakları, kadın hakları, basın özgürlüğü, yargı bağımsızlığı ve yaşam tarzı özgürlüğü alanlarında gerileme gibi algılanırsa, Türkiye'nin uluslararası konumu ciddi şekilde tartışmalı hâle gelebilir.




1️⃣4️⃣ Dindar İnsanlar İçin Bile Riskler Olabilir mi ❓


Evet, olabilir. Çünkü şeriat devleti denildiğinde çoğu kişi bunu “dindarların özgürleşmesi” gibi düşünebilir. Fakat devletin dini yorumlamaya başlaması, dindar insanlar için de risklidir.


Çünkü o zaman şu soru doğar:


Devletin dindarlık yorumu ile benim dindarlık yorumum uyuşmazsa ne olacak ❓


Dindar insanların da mezhepleri, tarikatları, cemaatleri, gelenekleri, fıkhî tercihleri, kültürel yorumları ve kişisel vicdanları farklı olabilir. Devlet tek bir yorumu resmîleştirdiğinde, diğer dindarlık biçimleri de baskı altında kalabilir.


Bu yüzden laiklik yalnızca dindar olmayanları değil, dindarları da devletin din üzerindeki tahakkümünden koruyan bir ilke olarak düşünülebilir.




1️⃣5️⃣ Şeriatın Ahlâkî Değerleri Hukuka Taşınabilir mi ❓


Burada ince bir ayrım yapmak gerekir. Bir toplumda dinî ve ahlâkî değerler insanların hayatına yön verebilir. Adalet, kul hakkı, merhamet, emanet, dürüstlük, yardımlaşma, yoksulu koruma, haksız kazanca karşı durma gibi ilkeler toplumsal hayata güçlü katkı sağlayabilir.


Fakat bu değerleri hukuk düzenine taşırken mesele şudur:


Ahlâk devleti mi kuracağız, yoksa adil hukuk devleti mi güçlendireceğiz ❓


Bir toplum dinî ahlâktan ilham alabilir; fakat devletin görevi bütün vatandaşların hakkını korumaktır. Bu yüzden en sağlıklı yol, adalet, dürüstlük, yolsuzlukla mücadele, sosyal yardım, kul hakkı hassasiyeti ve insan onuru gibi evrensel değerleri güçlendirmek; ama vatandaşları tek bir dinî yoruma zorlamamaktır.




1️⃣6️⃣ Türkiye'de Şeriat İsteği Neden Zaman Zaman Gündeme Gelir ❓


Türkiye'de şeriat isteği bazen yalnızca dinî hassasiyetten değil, mevcut düzene duyulan öfkeden de doğar. İnsanlar yolsuzluk, adaletsizlik, ahlâkî çürüme, gelir eşitsizliği, suç artışı, aile yapısındaki çözülme veya kültürel yozlaşma gördüğünde “daha ahlâklı bir düzen” arayabilir.


Fakat burada kritik ayrım şudur:


Sorun ahlâksızlık ise çözüm mutlaka teokratik hukuk olmayabilir.
Sorun adaletsizlik ise çözüm, hukuku dinî yorumla değiştirmek değil; hukuk devletini gerçekten işletmek olabilir.
Sorun yolsuzluk ise çözüm, şeffaflık, denetim ve hesap verebilirliktir.
Sorun toplumsal çürüme ise çözüm, eğitim, aile, kültür ve vicdan inşasıdır.



Yani insanların adalet arayışı anlaşılabilir; fakat bu arayışın hangi sistemle daha iyi korunacağı ayrıca tartışılmalıdır.




1️⃣7️⃣ En Büyük Risk Ne Olur ❓


Türkiye'de şeriat uygulanmasının en büyük riski, toplumun ortak vatandaşlık zemininin parçalanması olur.


Çünkü Türkiye gibi çok farklı yaşam tarzlarının bulunduğu bir ülkede devletin tek bir dinî yorumu hukuk hâline getirmesi, bazı kesimlerde şu duyguyu doğurabilir:


“Bu devlet artık beni eşit vatandaş olarak görmüyor.”


Bu duygu çok tehlikelidir. Çünkü bir devleti ayakta tutan sadece kanunlar değil, insanların o devlete duyduğu aidiyet, güven ve adalet hissidir.


Eğer toplumun büyük bir kısmı kendisini dışlanmış hissederse, hukuk tartışması toplumsal kırılmaya dönüşebilir.




1️⃣8️⃣ Daha Gerçekçi Alternatif Ne Olabilir ❓


Türkiye'nin ihtiyacı şeriat tartışmasından önce şu temel sorulara dürüst cevap vermektir:


Adalet gerçekten işliyor mu ❓
Yargı bağımsız mı ❓
İnsanlar liyakatle yükselebiliyor mu ❓
Yolsuzlukla etkili mücadele ediliyor mu ❓
Kadınlar, çocuklar, yoksullar, işçiler, yaşlılar ve güçsüzler korunuyor mu ❓
İnsanlar inançlarını özgürce yaşayabiliyor mu ❓
İnanmayan veya farklı inanan insanlar da eşit vatandaş hissediyor mu ❓



Eğer hedef daha ahlâklı, daha adil, daha temiz, daha güvenilir bir toplum ise bunun yolu dinî baskıdan değil; hukuk devletinden, vicdandan, eğitimden, sosyal adaletten, liyakatten ve hesap verebilirlikten geçer.


Bir ülke, insanları zorla dindar göstererek değil; adaleti gerçekten yaşatarak yücelir.




1️⃣9️⃣ Son Söz: Türkiye İçin Asıl Soru Şeriat Değil, Adaletin Nasıl Korunacağıdır ❓


Türkiye'de şeriat uygulanması, mevcut anayasal düzenle doğrudan çatışacak kadar büyük bir dönüşüm anlamına gelir. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti'nin temel niteliği laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti olarak belirlenmiştir ve bu nitelikler anayasal olarak korunmaktadır.


Fakat bu tartışmanın altında daha derin bir arayış vardır: adalet arayışı.


İnsanlar haksızlıktan yorulduklarında, ahlâksızlıktan bunaldıklarında, yolsuzluk gördüklerinde, suçtan korktuklarında ve toplumsal çözülme hissettiklerinde daha sert, daha kutsal, daha kesin bir düzen isteyebilirler. Fakat tarih bize şunu gösterir: Bir düzenin dinî isim taşıması, onun otomatik olarak adil olacağı anlamına gelmez.


Asıl mesele şudur:


Devlet kimseyi inancından dolayı ezmeyecek.
Kimseyi inançsızlığından dolayı dışlamayacak.
Kadını, erkeği, çocuğu, yaşlıyı, yoksulu, zengini, dindarı, seküleri aynı hukuk onuru içinde görecek.
Hukuku güçlüye göre değil, hakka göre işletecek.
Vicdanı zorla değil, adaletle büyütecek.



Çünkü bir toplumun gerçek kurtuluşu, insanların birbirine kendi inancını zorla kabul ettirmesinde değil; herkesin insan onurunu koruyan adil bir hukuk düzeninde buluşabilmesindedir.


“Adalet yoksa en kutsal kelimeler bile insanı kurtaramaz; adalet varsa, toplumun vicdanı zaten hakikatin kapısına yaklaşır.”
— Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 2 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    2
Geri
Üst Alt