📖 Tevbe Suresi 32. Ayette “Allah’ın Nurunu Ağızlarıyla Söndürmek İstiyorlar; Oysa İnkâr Edenler Hoşlanmasa da Allah Nurunu Tamamlamaktan Başkasını

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 3 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    3

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,932
2,732,012
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Tevbe Suresi 32. Ayette “Allah’ın Nurunu Ağızlarıyla Söndürmek İstiyorlar; Oysa İnkâr Edenler Hoşlanmasa da Allah Nurunu Tamamlamaktan Başkasını Dilemez” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Hakikatin karşısına sözle çıkılabilir, üzeri örtülmeye çalışılabilir, hatta bir süre görünmez hâle getirilebilir; fakat hakikat gerçekten hakikatse onu susturmak, ışığın üzerine üfleyerek güneşi söndürmeye çalışmak gibidir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Tevbe Suresi 32. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:

“Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa inkâr edenler hoşlanmasa da Allah nurunu tamamlamaktan başkasını dilemez.”

Bu ayet, Tevbe Suresi’nin önceki ayetlerinde anlatılan teolojik tartışmaların devamıdır.

Tevbe 30’da Allah’a oğul nispet edilmesi eleştirilmişti.

Tevbe 31’de dini otoritelerin ve Hz. İsa’nın Allah’a ait mutlak konuma yükseltilmesi reddedilmişti.

Tevbe 32 ise bütün bunların karşısına çok güçlü bir benzetme koyar:

Allah’ın nuru.

Ve insanların bu nuru söndürmeye çalışmalarından söz eder.

2️⃣ “Allah’ın Nuru” Ne Demektir ❓​

Kur’an’daki “nur” kelimesi bağlama göre:

hidayet,

vahiy,

hakikat,

Kur’an,

iman

ve Allah’ın gösterdiği doğru yol

anlamlarıyla ilişkilendirilebilir.

Burada “Allah’ın nuru”nu yalnızca fiziksel bir ışık gibi düşünmek doğru değildir.

Manevi bir benzetme vardır.

Nasıl ışık karanlığın içindekini görünür hâle getiriyorsa vahiy de:

doğruyu yanlıştan,

adaleti zulümden,

tevhidi şirkten

ayırt etmeye yardımcı olur.

3️⃣ Neden Hakikat “Nur” ile Anlatılıyor ❓​

Çünkü ışığın en önemli özelliklerinden biri göstermesidir.

Karanlıkta bir şey vardır ama göremezsiniz.

Işık geldiğinde:

yol görünür,

engel görünür,

tehlike görünür,

gidilecek yön görünür.

Kur’an hidayeti buna benzetir.

Hakikat insana yalnızca bilgi vermez.

Aynı zamanda hangi yönde yürümesi gerektiğini de gösterir.

Bu yüzden “nur” son derece güçlü bir Kur’an metaforudur.

4️⃣ “Ağızlarıyla Söndürmek İstiyorlar” Ne Demektir ❓​

Bu ifade de mecazidir.

Bir insan gerçek bir ateşi ağzıyla üfleyerek söndürmeye çalışabilir.

Kur’an bu görüntüyü hakikate karşı yürütülen sözlü mücadele için kullanmaktadır.

“Ağızlarıyla” ifadesi:

yalan,

iftira,

propaganda,

yanlış bilgi,

hakikati çarpıtma

ve insanları vahiyden uzaklaştırmaya yönelik söylemler

gibi yollarla ilişkilendirilebilir.

Yani Allah’ın nuruna karşı kullanılan araç burada özellikle sözdür.

5️⃣ İnsan Sözle Hakikati Gerçekten Engelleyebilir mi ❓​

Bir süre için etkileyebilir.

Yanlış bilgi yayılabilir.

Hakikat gizlenebilir.

İnsanlar kandırılabilir.

Bir düşünce hakkında kötü propaganda yapılabilir.

Bir kişi doğru bilgiye ulaşmaktan uzaklaştırılabilir.

Dolayısıyla sözün gücü küçümsenmemelidir.

Ancak ayetin mesajı şudur:

İnsanların bütün bu çabaları Allah’ın hakikatini nihai olarak ortadan kaldırmaya yetmez.

6️⃣ Her İslam Eleştirisi “Allah’ın Nurunu Söndürme Çabası” mıdır ❓​

Hayır.

Bu ayrım çok önemlidir.

Bir insan:

İslam hakkında soru sorabilir.

Kur’an’ı eleştirebilir.

Bir ayeti anlamadığını söyleyebilir.

Bir Müslümanın davranışını eleştirebilir.

İslam’a inanmadığını açıkça ifade edebilir.

Bunların hepsini otomatik olarak:

“Allah’ın nurunu söndürmeye çalışıyor.”

diye değerlendirmek doğru değildir.

Eleştiri ile bilinçli biçimde hakikati çarpıtmak veya insanların bilgiye ulaşmasını engellemek aynı şey değildir.

7️⃣ Soru Sormak İmana Karşı Bir Tehdit midir ❓​

Hayır.

Sağlam bir inanç sorudan korkmak zorunda değildir.

İnsan:

“Neden?”

“Nasıl?”

“Bu ayetin bağlamı nedir?”

“Burada gerçekten ne söyleniyor?”

diye sorabilir.

Sorular hakikati zayıflatmak zorunda değildir.

Tam tersine bazen daha derin bir anlayış sağlar.

Allah’ın nurunu savunmak, soru soran insanı susturmak değil ona dürüstçe cevap verebilmektir.

8️⃣ Dini Savunmak İçin Yanlış Bilgi Kullanılabilir mi ❓​

Hayır.

Hakikati savunmak için yalan kullanmak kendi içinde büyük bir çelişkidir.

Bir insan:

“İslam’ı savunuyorum.”

diyerek uydurma bilgi paylaşırsa,

yanlış tarih anlatırsa,

başka dinleri kasıtlı biçimde çarpıtırsa

veya gerçeği saklarsa

hakikate hizmet ettiğini düşünürken ona zarar verebilir.

Nurun yalanla korunmaya ihtiyacı yoktur.

Hakikat ancak hakikatle savunulmalıdır.

9️⃣ “Söndürmek” İfadesi Hakikatin Yok Olabileceğini mi Gösteriyor ❓​

Ayetin devamı bunun tersini söyler.

İnsanlar onu söndürmek isteyebilirler.

Fakat Allah nurunu tamamlayacaktır.

Yani insanların niyeti başka, nihai sonuç başkadır.

Bu, vahyin ve hidayetin insan müdahalesiyle bütünüyle ortadan kaldırılamayacağına dair bir güven ifadesidir.

İnsan hakikatin yayılmasını geciktirebilir.

Ama Allah’ın iradesinin üzerinde mutlak güç sahibi değildir.

🔟 “Allah Nurunu Tamamlayacaktır” Ne Demektir ❓​

Bu ifade Allah’ın vahyini ve hidayetini tamamına ulaştıracağını anlatır.

İslam geleneğinde bu:

İslam’ın mesajının açıklığa kavuşması,

yayılması,

korunması

ve Allah’ın dininin ortaya çıkması

şeklinde açıklanmıştır.

Burada insanın görevi de önemlidir.

Allah’ın nuru tamamlanacak diye Müslümanın hiçbir şey yapmadan beklemesi gerekmez.

Hakikat:

öğrenilir,

yaşanır,

doğru biçimde anlatılır

ve ahlakla temsil edilir.

1️⃣1️⃣ Allah’ın Nurunu Tamamlaması Müslümanların Her Zaman Siyasi Olarak Güçlü Olacağı Anlamına mı Gelir ❓​

Hayır.

Bu ifadeyi:

“Müslümanlar her dönemde dünyanın en güçlü devleti olacaktır.”

şeklinde okumak doğru değildir.

Tarih boyunca Müslüman toplumlar:

güçlenmiş,

zayıflamış,

devletler kurmuş,

devletler kaybetmiştir.

Ayetin ana konusu hakikatin ve ilahi hidayetin bütünüyle söndürülememesidir.

Siyasi güç ile Allah’ın nurunu tamamen aynı şey saymak doğru olmaz.

1️⃣2️⃣ Bir Müslümanın Kötü Davranışı Allah’ın Nurunun Önünde Engel Olabilir mi ❓​

İnsanların algısı açısından evet.

Bir Müslüman:

yalan söylüyorsa,

adaletsiz davranıyorsa,

merhametsizse,

dini çıkar için kullanıyorsa,

başkalarına zulmediyorsa

onu gören bazı insanlar:

“Bu din buysa ben istemiyorum.”

diye düşünebilir.

Böylece Müslüman, savunduğunu söylediği din ile insanların arasına kendi davranışıyla perde koyabilir.

Bu yüzden tebliğin en güçlü yollarından biri güzel ahlaktır.

1️⃣3️⃣ Dini Kötü Temsil Etmek de “Nuru Perdelemek” Sayılabilir mi ❓​

Ayet doğrudan inkârcıların çabasından söz etmektedir.

Ancak Müslüman açısından güçlü bir öz eleştiri çıkarılabilir.

Hakikati söndürmek isteyen biri bunu düşmanlıkla yapabilir.

Ama hakikati temsil ettiğini söyleyen biri de:

cehaleti,

kabalığı,

ikiyüzlülüğü

ve adaletsizliği

sebebiyle insanların hakikatten uzaklaşmasına yol açabilir.

Sonuç farklı niyetlerden doğsa da zarar ciddi olabilir.

Bu nedenle Müslüman sadece:

“Kim İslam’a karşı?”

diye sormamalıdır.

“Ben İslam’ı nasıl temsil ediyorum?”

diye de sormalıdır.

1️⃣4️⃣ “İnkâr Edenler Hoşlanmasa da” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Hakikat her zaman herkesin hoşuna gitmeyebilir.

Çünkü hakikat bazen insanın:

çıkarına,

alışkanlıklarına,

iktidarına,

geleneklerine

ve nefsine

ters düşebilir.

Bu yüzden insan bir düşünceyi sadece hoşuna gidip gitmediğine göre değerlendirmemelidir.

Hoşumuza gitmeyen şey doğru olabilir.

Hoşumuza giden şey de yanlış olabilir.

Kur’an burada Allah’ın iradesinin insanların memnuniyetine bağlı olmadığını hatırlatır.

1️⃣5️⃣ Bu Ayet Müslümanın Eleştiriye Karşı Kibirli Olmasına Yol Açar mı ❓​

Yol açmamalıdır.

Bir Müslüman:

“Ben Allah’ın nurunu temsil ediyorum, o hâlde söylediğim her şey doğrudur.”

diyemez.

Allah’ın nuru ile bir Müslümanın kişisel yorumu aynı şey değildir.

Bir Müslüman:

hata yapabilir,

yanlış bilgi verebilir,

ayetleri yanlış anlayabilir.

Dolayısıyla kendisine yöneltilen her eleştiriyi:

“Allah’a karşı çıkıyorsunuz.”

şeklinde yorumlamak ciddi bir hata olabilir.

Tevazu, insanın kendi yorumuyla vahyi birbirinden ayırabilmesini gerektirir.

1️⃣6️⃣ Tevbe 30, 31 ve 32 Birlikte Nasıl Bir Mesaj Veriyor ❓​

Bu üç ayet birbirini tamamlamaktadır.

Tevbe 30:

Allah’a oğul nispet edilmesini eleştirir.

Tevbe 31:

din adamlarının ve Hz. İsa’nın mutlaklaştırılmasını reddeder.

Tevbe 32:

Allah’ın nurunun insan sözleriyle söndürülemeyeceğini bildirir.

Ortak merkez tevhiddir.

İnsanların:

inançları,

otoriteleri

ve söylemleri

Allah’ın hakikatinin yerine geçirilemez.

1️⃣7️⃣ Aynı İfade Kur’an’ın Başka Bir Yerinde de Geçiyor mu ❓​

Benzer ifade Saff Suresi 8. ayette de yer alır.

Orada da insanların Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istedikleri, fakat Allah’ın nurunu tamamlayacağı bildirilir.

Bu tekrar, Kur’an’ın önemli bir temasını gösterir:

Hakikat karşı çıkışla karşılaşabilir.

Fakat karşı çıkış Allah’ın iradesini ortadan kaldıramaz.

Müminin görevi ise bu güveni tembelliğe değil sorumluluğa dönüştürmektir.

1️⃣8️⃣ Ayetin Bugünkü İnsana En Güçlü Mesajı Nedir ❓​

Bugünün dünyasında “ağızlarla” yapılan şey artık yalnızca yüz yüze konuşma değildir.

Bir söz:

sosyal medyada,

videoda,

televizyonda,

internet sitesinde

ve milyonlarca telefonda

birkaç saniye içinde yayılabilir.

Yanlış bilgi de hakikat kadar hızlı dolaşabilir.

Bu nedenle insanın sorumluluğu daha da büyümüştür.

Bir şeyi paylaşmadan önce:

Doğru mu?

Kaynağı var mı?

Çarpıtıyor muyum?

Bir topluluğa iftira mı ediyorum?

diye sormak gerekir.

Çünkü ağızdan çıkan söz artık dünyayı dolaşabilir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Tevbe Suresi 32. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Tevbe Suresi 32. ayet son derece güçlü bir benzetme kullanmaktadır:

İnsanlar Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmeye çalışıyorlar.

Bir tarafta:

nur...

Diğer tarafta:

onu söndürmek için üflenen nefes...

Bu görüntü aslında güçler arasındaki büyük farkı anlatır.

İnsan:

yalan söyleyebilir.

Hakikati çarpıtabilir.

Propaganda yapabilir.

İnsanları yanlış yönlendirebilir.

Vahyi kötü gösterebilir.

Ama Kur’an’a göre Allah’ın hidayetini nihai olarak ortadan kaldırabilecek mutlak bir güce sahip değildir.

Allah:

“Nurunu tamamlayacaktır.”

Fakat bu ifade Müslümana kibir vermemelidir.

Çünkü Müslüman kendi sözünü Allah’ın nuru zannedemez.

Kendi yorumunu vahyin kendisi hâline getiremez.

Bir hata yaptığında:

“Beni eleştiren Allah’ın nurunu söndürmeye çalışıyor.”

diyemez.

Tam tersine hakikatin gücüne gerçekten inanıyorsa:

sorudan korkmaz,

eleştiriden kaçmaz,

yalanla savunma yapmaz,

insanları zorla susturmaz.

Çünkü gerçek hakikat araştırılmaktan korkmaz.

Ayet aynı zamanda Müslümana çok ciddi bir öz eleştiri de sunar.

Allah’ın nuruna dışarıdan karşı çıkanları konuşmak kolaydır.

Peki biz:

kötü ahlakımızla,

adaletsizliğimizle,

cehaletimizle,

dini çıkar için kullanmamızla

insanların o nurdan uzaklaşmasına sebep oluyor muyuz?

Bazen hakikate en büyük zarar, ona düşman olduğunu söyleyenlerden değil, onu kötü temsil edenlerden de gelebilir.

Tevbe 32 bize belki de şu soruyu yöneltmektedir:

Hakikatin gerçekten güçlü olduğuna inanıyorsak onu korku, baskı ve yanlış bilgiyle korumaya neden ihtiyaç duyalım; yoksa asıl görevimiz doğruyu öğrenmek, dürüstçe anlatmak ve hayatımızla onun önüne perde olmak yerine ışığını görünür hâle getirmek değil midir?

“Hakikat bağırıldığı için hakikat olmaz, susturulmaya çalışıldığı için de hakikat olmaktan çıkmaz. Işığı gerçekten savunmak istiyorsan önce kendi sözünün, davranışının ve vicdanının onun önüne gölge düşürmediğinden emin ol.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt