Tanrı Yaratılış Gereği Neden İnançları Dört'e Böldü
"Hakikat çoğalmaz; ona bakan kalpler çoğalır. Ayrılık çoğu zaman gökten inen hakikatten değil, yeryüzünde onu taşıyan insanın kırılganlığından doğar."
— Ersan Karavelioğlu
Önce Sorunun İçindeki Varsayımı Düzeltmek Gerekir
Bu başlıktaki ifade, düşünmeye çok açık ama kendi içinde sorunlu bir varsayım taşıyor: Tanrı inançları özellikle ve doğrudan dört'e bölmüş müdür
Yani mesele çoğu dinî yaklaşımda şöyle anlaşılır:
Bu yüzden daha isabetli soru şudur:
Tanrı niçin tek hakikate rağmen insanların farklı inançlara ayrılmasına izin verdi
İslamî Açıdan Allah'ın Gönderdiği Asıl Mesaj Nedir
İslam'a göre Allah'ın gönderdiği temel çağrı baştan sona aynıdır:
Allah'ın birliği, kulluk, ahlak, adalet ve sorumluluk.
Yani Hz. Adem'den Hz. Nuh'a, Hz. İbrahim'den Hz. Musa'ya, Hz. İsa'dan Hz. Muhammed'e kadar peygamberlerin özü bakımından getirdiği çağrı, farklı tanrılar veya farklı hakikatler değil; aynı ilahi merkezin çağrısıdır. Farklı olan şey çoğu zaman şeriatların bazı hükümleri, toplumsal şartlar ve tarihsel bağlamdır; yoksa tevhid özü değildir.
Bu bakışa göre:
O Halde İnanç Ayrılıkları Neden Ortaya Çıkmıştır
Burada işin merkezine insan girer. Çünkü dinî metinlerde ve düşünce geleneğinde ayrılığın sebepleri çoğu zaman ilahi iradeden çok insanî zaaflarla açıklanır.
Bu zaaflar arasında şunlar öne çıkar:
Yani Allah'ın gönderdiği çağrı tek olabilir; fakat onu karşılayan toplumlar aynı saflıkta kalmaz. Böylece vahiy tek, tarih çok parçalı hale gelir.
Allah İnsanları Neden Farklı İnançlara Düşmeye Müsait Yaratmıştır
Bu soru çok derindir. Çünkü burada mesele sadece dinler tarihi değil, imtihan meselesidir. İslamî bakışta insan, melek gibi zorunlu itaate programlanmış bir varlık değildir. Ona akıl, irade, seçim gücü ve sorumluluk verilmiştir.
Bunun anlamı şudur:
Eğer insanın yanlış inanca düşme ihtimali hiç olmasaydı, o zaman imtihanın, hidayetin, arayışın, tevbenin ve sorumluluğun anlamı çok farklı olurdu. Yani farklı yönlere gidebilme ihtimali, insanın özgür iradesinin bir sonucudur.
"Tanrı İsteseydi Herkesi Tek İnançta Toplamaz mıydı
"
Evet, mutlak kudret bakımından elbette toplardı. Fakat dinî düşüncede mesele kudret eksikliği değil, imtihan hikmetidir. Allah insanı otomatik inanan bir makine gibi değil, hakikati arayarak, seçerek, kalben yönelerek bulacak bir varlık olarak yaratmıştır.
Bu yüzden:
Yani Allah'ın herkesi tek kalıpta inandırmaması, güç yetirememesinden değil; insanı sorumlu ve seçici bir varlık olarak yaratmasındandır.
"Dört İnanç" İfadesi Nereden Geliyor Olabilir
Bu ifade bazen halk arasında farklı şeylerle karışır. Mesela bazı insanlar:
veya
gibi kavramları birbirine karıştırabiliyor.
Ama bunların hiçbiri "Tanrı inançları dört'e böldü" demek değildir. Bu, sonradan insan zihninin yaptığı bir sınıflandırma olabilir. İlahi açıdan bakıldığında, mesele çoğu gelenekte "Tanrı'nın hakikati çoğaltması" değil, "insanlığın tarih içinde farklı yollara savrulması" şeklinde görülür.
İslam'a Göre Farklı Dinlerin Varlığı Nasıl Okunur
İslamî çerçevede en yaygın anlayış şudur:
Allah insanlığa peygamberler göndermiş, fakat insanlar zamanla ayrışmış, bozmuş, eklemiş, eksiltmiş, unutmuş veya çatışmıştır. Bu nedenle tarih boyunca ortaya çıkan dinî çoğulluk, ilahi hakikatin çokluğu değil; insan cevabının çokluğu olarak okunur.
Bu bakışta:
O Zaman Bu Çoğulluk Tamamen Kötü mü Görülmelidir
Burada ince bir çizgi var. Hakikat bakımından dinî gelenekler kendi doğruluk iddialarını korur. Ama insanlık bakımından bu çoğulluk bize aynı zamanda bazı şeyleri de gösterir:
Yani ayrılık acı bir sonuç olabilir; fakat aynı zamanda insanın sınanma, arama ve yön bulma serüvenini de görünür kılar.
En Derin Cevap Nedir
En derin cevap şu olabilir:
Tanrı hakikati bölmedi; insan hakikati farklı aynalarda, farklı kırıklıklarla, farklı arzularla karşıladı.
Sorun çoğu zaman gökten gelen mesajın çokluğu değil, yeryüzündeki kalplerin dağınıklığıdır.
ama
Bu yüzden dinî ayrılığı anlamak için sadece teolojiye değil, insan psikolojisine, tarihe, güce, gurura ve yoruma da bakmak gerekir.
Son Söz
Hakikat Bir, İnsanın Yürüyüşü Çok Parçalıdır
"Tanrı yaratılış gereği inançları dört'e böldü" demek, meseleyi fazla mekanik ve eksik anlatır. Daha doğru ifade şudur:
Allah insanı özgür iradeli yarattı, hakikati bildirdi, yolu gösterdi; insanlar ise zamanla farklı yönlere saptı, yorumladı, ayrıştı ve inanç manzarası çoğullaştı.
Bu yüzden asıl mesele sayı değildir.
Asıl mesele şudur:
Belki de en sarsıcı hakikat şudur:
İnançların neden çoğaldığından önce, insanın neden hakikat karşısında bu kadar kolay dağıldığını sormak gerekir.
"Allah yolu gösterebilir; ama yolu sevmek, yürümek ve sadakatle kalmak insanın kalbinde verilen cevaptır."
— Ersan Karavelioğlu