📖 Ra‘d Suresi 41. Ayette “Yeryüzüne Gelip Onu Çevresinden Eksilttiğimizi Görmüyorlar mı? Allah Hükmeder ve O’nun Hükmünü Bozacak Kimse Yoktur” | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 Ra‘d Suresi 41. Ayette “Yeryüzüne Gelip Onu Çevresinden Eksilttiğimizi Görmüyorlar mı? Allah Hükmeder ve O’nun Hükmünü Bozacak Kimse Yoktur”

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,422
2,736,288
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Ra‘d Suresi 41. Ayette “Yeryüzüne Gelip Onu Çevresinden Eksilttiğimizi Görmüyorlar mı? Allah Hükmeder ve O’nun Hükmünü Bozacak Kimse Yoktur” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Ra‘d Suresi 40. ayette Hz. Muhammed’e ‘Senin görevin yalnız tebliğdir; hesap ise bize aittir’ denilerek peygamberin görevi ile Allah’ın nihai hükmü birbirinden ayrılmıştı. 41. ayette ise insanın dünyada kalıcı sandığı güçlerin aslında nasıl değişebildiğine dikkat çekilir: ‘Bizim yeryüzüne gelip onu çevresinden eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Allah hükmeder; O’nun hükmünü bozacak kimse yoktur. O, hesabı çabuk görendir.’ Ayetteki ‘yeryüzünü çevresinden eksiltme’ ifadesi hakkında tefsirlerde farklı açıklamalar bulunmaktadır; bazıları bunu inkârcıların hâkimiyet alanlarının daralması ve İslam’ın yayılmasıyla, bazıları ise insanların ve toplumların zamanla eksilmesi gibi daha genel anlamlarla ilişkilendirmiştir. Bu ifadeyi doğrudan modern jeolojide Dünya’nın fiziksel olarak küçüldüğüne veya kıtaların belirli bir bilimsel süreçle eksildiğine dair kesin bir bilim mucizesi olarak sunmak doğru değildir. Ayetin merkezindeki mesaj daha açıktır: İnsanların değişmez sandığı dünya düzeni değişebilir; fakat Allah’ın hükmünü nihai olarak geçersiz kılabilecek bağımsız bir güç yoktur.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Ra‘d Suresi 41. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin genel anlamı şöyledir: “Bizim yeryüzüne gelip onu çevresinden eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Allah hükmeder; O’nun hükmünü bozacak kimse yoktur. O, hesabı çabuk görendir.” Ayetin Arapçası ise “E-ve lem yerav ennâ ne’ti’l-arda nenkusuhâ min atrâfihâ. Vallâhu yahkumu lâ muakkibe li-hukmih. Ve huve serî‘u’l-hisâb.” şeklindedir.

Ayet üç önemli kavramı bir araya getirir: yeryüzünün çevresinden eksiltilmesi, Allah’ın hükmünün engellenememesi ve hesabın çabuk görülmesi. Bu ifadelerin her biri hem tarihsel bağlamla hem de daha genel bir ilahî hâkimiyet fikriyle ilişkilidir.

Ancak ayetin özellikle ilk kısmı, farklı tefsirlerin bulunduğu bir ifadedir. Bu yüzden tek bir yorumu kesin ve zorunlu anlam gibi sunmamak gerekir.

2️⃣ “Yeryüzüne Geliyoruz” İfadesi Allah’ın Mekânda Hareket Ettiği Anlamına mı Gelir ❓​

Hayır. Ayetteki “ne’ti’l-arda”, yani “yeryüzüne geliriz” ifadesi Allah’ın bir yerden başka bir yere fiziksel olarak hareket ettiğini anlatmak zorunda değildir.

Kur’an’da Allah’ın fiilleri insan dilinin anlayabileceği ifadelerle anlatılır; fakat Allah’ı yaratılmışlar gibi mekâna, mesafeye ve hareket zorunluluğuna mahkûm etmek doğru değildir.

Buradaki anlam, Allah’ın hükmünün, kudretinin ve tasarrufunun yeryüzündeki olaylarda gerçekleşmesi şeklinde anlaşılmalıdır. Allah’ın sıfatlarını insan bedeni ve fiziksel hareket özellikleriyle birebir aynılaştırmamak gerekir.

3️⃣ “Yeryüzünü Çevresinden Eksiltiyoruz” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayetin “nenkusuhâ min atrâfihâ” kısmı kelime olarak yeryüzünün kenarlarından, uçlarından veya çevresinden eksiltilmesi anlamına gelir. Tefsirlerde bu ifade hakkında farklı açıklamalar bulunmaktadır.

Özellikle erken dönem yorumlarının önemli bir kısmında bunun, inkârcıların hâkimiyet alanlarının giderek daralması ve Müslümanların güç kazanması bağlamında anlaşılması dikkat çeker. Buna göre Mekke çevresindeki bölgelerin İslam’ı kabul etmeye başlaması, muhalif gücün alanını giderek küçültmektedir.

Başka açıklamalarda ise toplumların, insanların veya dünya üzerindeki hayat alanlarının zaman içinde eksilmesi ve değişmesi gibi daha genel anlamlara yer verilmiştir. Bu nedenle ayet tek bir fiziksel olaya sıkıştırılmamalıdır.

4️⃣ Ayet Dünya’nın Fiziksel Olarak Küçüldüğünü mü Söylüyor ❓​

Bunu kesin biçimde söylemek doğru değildir. Ayetin dili, “Dünya gezegeninin çapı bilimsel olarak giderek küçülmektedir” şeklinde teknik bir jeoloji cümlesi değildir.

Kur’an burada fiziksel Dünya’nın hacmini veya yüzey alanını ölçen bilimsel bir teori sunmuyor. “Eksiltme” ifadesini modern bilimde duyduğumuz herhangi bir olguyla zorla eşleştirmek, ayetin tarihsel ve dilsel bağlamını ihmal edebilir.

Kur’an’ın hakikatini kanıtlamak için her ayeti modern bilimsel bir keşfe dönüştürmeye ihtiyaç yoktur. Ayetin kendi bağlamındaki mesaj zaten güçlüdür.

5️⃣ Bu Ayeti Kıyı Erozyonu veya Levha Tektoniğiyle Açıklamak Doğru mudur ❓​

Kıyı erozyonu, tektonik hareketler ve yeryüzü şekillerinin zaman içinde değişmesi bilimsel olarak gerçek süreçlerdir. Fakat Ra‘d 41’in doğrudan ve özel olarak bunları anlattığını iddia etmek için ayetin kendisinde yeterli teknik ayrıntı yoktur.

Bir ayet doğal dünyadaki değişim üzerine düşünmeyi sağlayabilir; ancak “Bu ayet kesinlikle levha tektoniğini haber verdi” demek daha ileri bir iddiadır ve dikkat gerektirir.

Bilimsel bilgi ile vahiy çatışmak zorunda değildir; fakat vahyi bilim kitabına, bilimi de tefsirin yerine koymak doğru değildir.

6️⃣ Tarihsel Bağlamda “Çevresinden Eksiltme” Nasıl Anlaşılmıştır ❓​

Tefsirlerde güçlü açıklamalardan biri, müşriklerin hâkimiyet ve nüfuz alanlarının giderek daralmasıdır. Hz. Muhammed’e karşı mücadele eden çevrelerin, İslam’ın yayılmasıyla siyasi ve toplumsal olarak güç kaybetmeleri ayetin bağlamıyla ilişkilendirilmiştir.

Bu yorum, Ra‘d 40’taki “sana vaat ettiklerimizin bir kısmını göstersek de…” ifadesiyle de anlamlı bir bağlantı kurar. Yani peygamber, karşıt güçlerin yavaş yavaş zayıflamasına şahit olabilir.

Ancak bu tarihsel yorumdan her siyasi genişlemeyi ilahî onay, her toprak kaybını da ilahî ceza ilan etmek doğru değildir.

7️⃣ Bir Devletin Toprak Kaybetmesi Allah’ın Onu Cezalandırdığı Anlamına mı Gelir ❓​

Hayır. Devletlerin sınırları savaşlar, anlaşmalar, ekonomik sebepler, göçler ve siyasi gelişmeler nedeniyle değişebilir. Bunların her biri tarihsel ve insanî nedenlerle açıklanabilir.

Kur’an belirli bir tarihsel olay hakkında vahiy yoluyla özel bir anlam veriyorsa o başka bir konudur. Fakat günümüzde bir devlet toprak kaybettiğinde “Allah kesin cezalandırdı” demek bizim bilgi sınırımızı aşar.

Siyasi başarı ilahî rızanın, siyasi yenilgi de ilahî öfkenin otomatik göstergesi değildir.

8️⃣ Toplumların Gücü Neden Kalıcı Değildir ❓​

Ayetin güçlü derslerinden biri, insanların kalıcı sandığı güç düzenlerinin değişebilir olmasıdır. Tarihte büyük imparatorluklar yükselmiş, yüzyıllarca hüküm sürmüş ve sonra dağılmıştır.

Bu gerçek, bugünün güçlü toplumlarına da tarihsel tevazu öğretir. Ekonomik, askerî veya teknolojik üstünlük insanı ebedî hâkimiyet sahibi yapmaz.

Kur’an insanın dünyadaki gücü mutlaklaştırmasını engeller: Bugün genişleyen yarın daralabilir; bugün güçlü olan yarın zayıflayabilir.

9️⃣ “Allah Hükmeder” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette “Vallâhu yahkumu”, yani “Allah hükmeder” denilir. Bu ifade Allah’ın nihai hükümranlığını ve kararının yaratılmış güçlerin üzerinde olduğunu bildirir.

Buradaki hüküm yalnız mahkeme kararı anlamında değildir. Allah’ın yaratılış, tarih, insan sorumluluğu ve ahiret hesabı üzerindeki egemenliği de bu anlam alanına girer.

Ancak Allah’ın hükmünü insan yöneticilerin keyfî kararlarına benzetmek doğru değildir. İlahî hüküm eksik bilgiye, çıkar çatışmasına veya kişisel öfkeye dayanmaz.

🔟 Allah’ın Hükmü ile İnsanların Hükmü Aynı Şey midir ❓​

Hayır. İnsan mahkemeleri hata yapabilir, eksik delille karar verebilir ve daha sonra hükümlerini düzeltebilir. Allah’ın bilgisi ise eksik değildir.

Bu nedenle bir insanın “Ben Allah adına hükmediyorum, benim kararım sorgulanamaz” demesi çok tehlikeli bir iddiadır. İnsan hukuku ve dinî yorumlar beşerî değerlendirme içerir.

Allah’ın hükmünün kusursuzluğu, insan hâkimlerinin veya dinî liderlerin yanılmaz olduğu anlamına gelmez.

1️⃣1️⃣ “O’nun Hükmünü Bozacak Kimse Yoktur” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette “lâ muakkibe li-hukmih” ifadesi geçer. Bu, Allah’ın nihai hükmünü geri çevirecek, onu iptal edecek veya Allah’ı kararından vazgeçirecek bağımsız bir gücün bulunmadığını ifade eder.

Dünyada insanlar mahkeme kararlarına itiraz edebilir, üst mahkemeye gidebilir veya bir karar değişebilir. Allah’ın nihai hükmünde ise O’nun üzerinde daha yüksek bir otorite yoktur.

Bu, Allah’ın adaletinin keyfî olduğu anlamına değil, mutlak egemenliğinin başka bir güce bağlı olmadığına işaret eder.

1️⃣2️⃣ Bu İfade Dua Etmenin Anlamsız Olduğunu mu Gösterir ❓​

Hayır. Dua, Allah’ın hükmünün dışında çalışan bir baskı aracı değildir; Allah’a yönelmenin kendisidir.

İnsan dua ettiğinde Allah’ın üzerinde bir güç oluşturarak O’nu istemediği bir karara zorlamaz. Allah dilerse duayı bir sonucun gerçekleşmesine sebep kılar.

Dolayısıyla Allah’ın hükmünün bozulamaması ile dua etmek arasında çelişki yoktur. Dua da ilahî düzenin ve kulluğun içindedir.

1️⃣3️⃣ İnsanların Planları Allah’ın Hükmünü Engelleyebilir mi ❓​

İnsan plan yapabilir ve bazı amaçlarına ulaşabilir. İnsan iradesi ve sebepler gerçek hayatta etkilidir. Fakat bütün bunlar Allah’ın varlık üzerindeki nihai egemenliğini ortadan kaldırmaz.

Bir insan güçlü olabilir, çok iyi strateji kurabilir ve bir dönem istediğini elde edebilir. Ancak hiçbir insan tarihin, ölümün ve nihai hesabın mutlak sahibi değildir.

Bu nedenle ayetin mesajı “Plan yapmayın” değil; “Planınızı mutlaklaştırmayın” şeklinde anlaşılmalıdır.

1️⃣4️⃣ “Allah’ın Hükmünü Kimse Bozamaz” Sözü Kaderciliğe Yol Açar mı ❓​

Hayır. İnsan kendi sorumluluklarını yerine getirmek zorundadır. “Allah hükmedecek, benim yapacağım bir şey yok” diyerek adaletsizliğe seyirci kalmak ayetin zorunlu sonucu değildir.

Kur’an boyunca insan emir, yasak, tövbe, çalışma ve sorumlulukla muhatap alınır. Eğer insanın tercihleri tamamen anlamsız olsaydı bu çağrıların da anlamı kalmazdı.

Allah’ın nihai hükümranlığı ile insanın sınırlı fakat gerçek sorumluluğu birlikte düşünülmelidir.

1️⃣5️⃣ “O Hesabı Çabuk Görendir” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayet “ve huve serî‘u’l-hisâb”, yani “O, hesabı çabuk görendir” cümlesiyle sona erer. Bu ifade Allah’ın bütün insanların hesabını görmesinin O’nun için zor, yavaş veya karmaşık bir işlem olmadığını anlatır.

İnsan milyonlarca kişinin dosyasını değerlendirmek için yıllara ihtiyaç duyabilir. Allah’ın bilgisi ise sırayla öğrenmeye ve dosya toplamaya bağlı değildir.

Bu yüzden “hesabı çabuk görmek”, Allah’ın hesap yaparken acele ettiği değil, hiçbir şeyin O’nun bilgisini ve hükmünü geciktiremeyeceği anlamına gelir.

1️⃣6️⃣ “Çabuk Hesap” Kıyametin Çok Yakında Olduğunu mu Söyler ❓​

Bu ifadeden belirli bir kıyamet tarihi çıkarılamaz. “Serî‘u’l-hisâb”, kıyametin kaç yıl sonra olacağını hesaplamak için verilmiş kronolojik bir şifre değildir.

Kur’an insanları kıyametin tarihini bulmaya değil, hesaba hazır olmaya çağırır. Tarihi bilmemek sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Ebced, numeroloji veya başka gizli hesaplarla bu ayetten kesin kıyamet tarihi üretmek doğru değildir.

1️⃣7️⃣ Allah’ın Hesabı Çabuksa Neden Dünya Adaleti Bazen Gecikiyor ❓​

Çünkü dünya, bütün ilahî hesabın eksiksiz tamamlandığı yer değildir. Bir zalim uzun süre ceza görmeden yaşayabilir, bir mağdur da dünyada hakkını tam alamayabilir.

Bu durum Allah’ın olaylardan habersiz olduğu anlamına gelmez. Ra‘d Suresi’nin önceki ayetlerinde de mühlet verilmesinin onay anlamına gelmediği vurgulanmıştı.

Ahiret inancı, dünyada eksik kalan adaletin nihai olarak kaybolmayacağı fikrini taşır; fakat bu, dünyada adalet için çalışmayı bırakmak anlamına gelmez.

1️⃣8️⃣ Ra‘d Suresi 40 ve 41 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Ra‘d Suresi 40. ayet “Senin görevin tebliğdir; hesap bize aittir” diyerek peygambere görev sınırını çizmişti. 41. ayette ise neden nihai hesabın Allah’a ait olduğu daha güçlü biçimde görünür: Allah hükmeder, O’nun nihai hükmünü geri çevirecek bağımsız bir güç yoktur ve hesabı çabuk görür.

Peygamber sonuçları zorla üretmek zorunda değildir; çünkü tarihin bütün kontrolü onun elinde değildir. Ona düşen tebliğ, Allah’a ait olan ise nihai hüküm ve hesaptır.

Bir sonraki ayet olan Ra‘d Suresi 42. ayette, geçmiş toplumların da planlar kurduğu ancak bütün planların nihai olarak Allah’ın hükmü altında bulunduğu, Allah’ın her nefsin ne kazandığını bildiği ve sonunda bu dünyanın güzel akıbetinin kime ait olduğunun ortaya çıkacağı bildirilecektir. Bu ayeti ele alırken özellikle “mekr” kelimesinin bağlama göre plan, düzen ve hile anlamlarının, Allah hakkında kullanıldığında insanlardaki ahlaksız aldatmayla eşitlenmemesinin, insan planlarının gerçek etkisinin inkâr edilmemesinin, Allah’ın her nefsi bilmesinin insanlara sınırsız gözetleme hakkı vermediğinin ve iyi akıbetin yalnız dünyevî başarıyla ölçülmemesinin üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Ra‘d Suresi 41. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Ra‘d Suresi 41. ayet ilk olarak insanın kalıcı sandığı dünya düzenlerini sorgular. “Yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz” ifadesi, tefsirlerde özellikle muhalif güç alanlarının daralması üzerinden açıklanmıştır. Bu bize, hiçbir siyasi hâkimiyetin veya toplumsal gücün sonsuza kadar sürmeyeceğini hatırlatır. İnsan bugün güçlü olabilir ve bulunduğu düzeni değişmez sanabilir; fakat tarih bunun aksini tekrar tekrar göstermiştir. Dünyevî güç kalıcı değil, sınırlıdır.

Bu ifadeyi doğrudan modern bilimsel bir keşfe çevirmeye çalışmak ise ayetin mesajını daraltabilir. Dünyanın jeolojik yapısında değişimler vardır, kıyılar aşınabilir ve kara parçaları zamanla şekil değiştirebilir; fakat Ra‘d 41’in kesin olarak belirli bir modern jeoloji teorisini haber verdiğini söylemek metnin verdiği bilgilerden daha ileri bir iddiadır. Kur’an’ı değerli kılan şey, her ayetin modern bilim kitabındaki bir başlığa dönüştürülebilmesi değildir. Vahyin kendi amacı ve dili vardır.

Ayetin tarihsel yönü de bugün için önemli bir ahlak dersi taşır. Bir siyasi gücün yükselmesi Allah’ın ondan kesin olarak razı olduğu, zayıflaması da Allah’ın onu kesin olarak cezalandırdığı anlamına gelmez. Tarihsel sonuçların ekonomik, askerî, sosyal ve siyasi sebepleri vardır. Kur’an’ın belirli dönemler hakkında verdiği vahiy bilgisi ile bizim modern olaylara ilişkin tahminlerimiz aynı epistemik düzeyde değildir. Tarih okumak başka, Allah adına bilmediğimiz hükmü vermek başkadır.

“Allah hükmeder”
cümlesi insanın güç vehmini daha da sınırlar. Bir hükümdar, devlet, şirket veya dinî otorite dünyada çok güçlü olabilir; fakat hiçbiri mutlak değildir. İnsan kararları yanılabilir, değişebilir ve sorgulanabilir. Bu nedenle Allah’ın mutlak hükümranlığını kullanarak herhangi bir insan yöneticiyi “Onun kararı da sorgulanamaz” seviyesine çıkarmak ayetin tersine bir sonuç üretir. Allah’ın hükmü kusursuzdur; insanın hükmü ise her zaman değerlendirmeye ve gerektiğinde düzeltmeye açıktır.

“O’nun hükmünü bozacak kimse yoktur” ifadesi de insanın sahte dokunulmazlıklarını kırar. Servet, siyasi nüfuz, soy, şöhret veya dinî statü dünyada bazı kapıları açabilir; fakat Allah’ın nihai hesabında bağımsız bir veto makamı oluşturamaz. İnsan dünyada güçlü bağlantılarla bir dosyadan kaçabilir; fakat Allah’ın bilgisinden kaçamaz. Bu düşünce özellikle güç sahibi insana “Kimse bana dokunamaz” duygusunun ne kadar geçici olduğunu hatırlatır.

Bununla birlikte ilahî hükümranlık, insanın kendi sorumluluklarından çekilmesi anlamına gelmez. “Nasıl olsa Allah hükmedecek” diyerek kötü yönetime, haksızlığa veya ihmale sessiz kalmak doğru değildir. İnsan elindeki imkânlar ölçüsünde adalet için çalışır, yanlışını düzeltir ve gerektiğinde tedbir alır. Tevekkül nasıl sebepleri terk etmek değilse, Allah’ın hükmüne iman da insan iradesini ve sorumluluğunu terk etmek değildir.

“O hesabı çabuk görendir”
cümlesi ise insan zamanıyla ilahî kudret arasındaki farkı gösterir. Allah milyonlarca insanın hesabını sıra bekleterek, dosyaları tek tek yeni bilgilerle öğrenerek görmez. O’nun bilgisi baştan sona kuşatıcıdır. Bu ifade kıyamet tarihi vermek için değil, hesabın Allah açısından güç veya karmaşık olmadığını göstermek için anlamlıdır. İnsan için sonsuz görünen hesap, Allah için hiçbir zorluk oluşturmaz.

Ra‘d Suresi 41. ayetin bütün mesajı bu çerçevede şöyle özetlenebilir: **Dünyadaki siyasi ve toplumsal güçleri ebedî sanma. ‘Yeryüzünü çevresinden eksiltme’ ifadesini aceleyle modern bilim mucizesine dönüştürme; tefsirlerdeki farklı açıklamaları dikkate al. Devletlerin yükseliş ve çöküşlerinden kolayca Allah’ın özel rızası veya gazabı sonucunu çıkarma. Allah’ın hükmünün mutlak oluşunu insan liderlerin yanılmazlığına taşımaya çalışma. Kader adına sorumluluğunu bırakma ve kıyametin tarihini gizli hesaplarla arama. Çünkü ayetin büyük mesajı şudur: Dünya üzerindeki bütün sınırlar, güçler ve düzenler değişebilir; değişmeyen gerçek ise nihai hükmün Allah’a ait olduğu ve hiçbir yaratılmış gücün O’nun adaletini geçersiz kılamayacağıdır.”

Bir sonraki ayet olan Ra‘d Suresi 42. ayette, insanların tarih boyunca kurdukları planlara dikkat çekilecek ve “Onlardan öncekiler de planlar kurmuşlardı; fakat bütün planların hükmü Allah’a aittir. O, her nefsin ne kazandığını bilir. Bu dünyanın güzel akıbetinin kime ait olduğunu inkâr edenler de yakında bileceklerdir” anlamındaki güçlü uyarı gelecektir. Bu ayeti ele alırken özellikle “mekr” kelimesinin bağlama göre plan ve hile anlamı, Allah’a nispet edilen mekrın insanlardaki ahlaksız yalanla karıştırılmaması, insan planlarının gerçek fakat sınırlı etkisi, Allah’ın her şeyi bilmesinin insanlara özel hayatı gözetleme yetkisi vermemesi, kişinin yaptığını Allah’ın bilmesinin mahkemede delil yerine geçmemesi ve güzel akıbetin servet veya siyasi üstünlükle ölçülmemesi üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

Ve belki Ra‘d Suresi 41. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Bugün güçlü olduğumuz için hep güçlü kalacağımızı mı sanıyoruz? Bir devletin, kurumun veya kişinin başarısını hemen Allah’ın özel onayı olarak mı yorumluyoruz? Kur’an’ın güçlü bir ifadesini gördüğümüzde onu hemen modern bilimdeki bir teoriye zorla bağlamaya mı çalışıyoruz? İnsan yöneticilerin kararlarını “Allah’ın hükmü gibi sorgulanamaz” hâle mi getiriyoruz? Kaderi sorumluluktan kaçma bahanesi olarak mı kullanıyoruz? Ve en önemlisi, dünyadaki bütün sınırlar ve güç alanları değişirken gerçekten değişmez sandığımız şey nedir?

“Ra‘d 41, ‘Yeryüzüne gelip onu çevresinden eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Allah hükmeder; O’nun hükmünü bozacak kimse yoktur ve O hesabı çabuk görendir’ buyurarak dünya gücünün geçiciliğini ve Allah’ın nihai hükümranlığını hatırlatır. ‘Yeryüzünü çevresinden eksiltme’ ifadesi hakkında tefsirlerde farklı açıklamalar vardır; bunu zorla modern bir jeoloji formülüne dönüştürmek doğru değildir. Ayet ayrıca siyasi başarıyı ilahî rızayla, yenilgiyi de otomatik olarak ilahî cezayla eşitlememeyi gerektirir. Büyük ders şudur: Dünya üzerindeki hâkimiyetler değişir, insan kararları yanılabilir ve güç alanları daralabilir; fakat Allah’ın nihai hükmü başka bir gücün onayına muhtaç değildir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt