📖 Ra‘d Suresi 38. Ayette “Senden Önce de Peygamberler Gönderdik; Onlara Eşler ve Çocuklar Verdik. Hiçbir Peygamber Allah’ın İzni Olmadan Bir Ayet | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 Ra‘d Suresi 38. Ayette “Senden Önce de Peygamberler Gönderdik; Onlara Eşler ve Çocuklar Verdik. Hiçbir Peygamber Allah’ın İzni Olmadan Bir Ayet

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,410
2,736,287
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Ra‘d Suresi 38. Ayette “Senden Önce de Peygamberler Gönderdik; Onlara Eşler ve Çocuklar Verdik. Hiçbir Peygamber Allah’ın İzni Olmadan Bir Ayet Getiremez” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Ra‘d Suresi 37. ayette Kur’an’ın Arapça bir hüküm ve rehberlik olarak indirildiği, peygamberin bile kendisine gelen vahiyden sonra insanların keyfî arzularına göre hareket edemeyeceği bildirilmişti. 38. ayet ise peygamberlikle ilgili başka bir yanlış beklentiyi düzeltir: ‘Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik; onlara eşler ve çocuklar verdik. Hiçbir peygamber Allah’ın izni olmadan bir ayet getiremez. Her ecel için bir kitap vardır.’ Peygamberlerin evlenmesi, çocuk sahibi olması ve aile hayatı yaşaması onların manevî değerini azaltmaz; tam tersine Kur’an, peygamberlerin insan oluşunu açıkça hatırlatır. Bununla birlikte ayet, her peygamberin mutlaka evlenmiş veya çocuk sahibi olmuş olması gerektiğini söyleyen ayrıntılı bir biyografik liste değildir; temel vurgu, aile hayatının peygamberlikle çelişmediğidir. Ayetin ikinci yarısı da peygamberin bağımsız mucize gücüne sahip olmadığını bildirir: Mucize Allah’ın izniyledir, peygamberin kişisel kudretiyle değil.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Ra‘d Suresi 38. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin genel anlamı şöyledir: “Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik; onlara eşler ve çocuklar verdik. Hiçbir peygamberin Allah’ın izni olmadan bir ayet getirmesi mümkün değildir. Her ecel için bir kitap vardır.” Ayetin Arapçası ise “Ve lekad erselnâ rusulen min kablike ve cealnâ lehum ezvâcen ve zurriyyeh. Ve mâ kâne li-rasûlin en ye’tiye bi-âyetin illâ bi-iznillâh. Li-kulli ecelin kitâb.” şeklindedir.

Ayet üç önemli meseleyi aynı anda ele alır: Peygamberlerin insan oluşu, mucizenin Allah’ın iznine bağlı olması ve olayların belirlenmiş bir zaman ve ölçü içinde gerçekleşmesi.

Böylece peygamberlik, insanüstü bağımsız güç sahibi olmak şeklinde değil, Allah tarafından seçilmiş bir insanın vahiy taşıması olarak konumlandırılır.

2️⃣ “Senden Önce de Peygamberler Gönderdik” Ne Anlama Gelir ❓​

Hz. Muhammed peygamberlik tarihinde ilk elçi değildir. Ondan önce de birçok peygamber gönderilmiştir ve Kur’an onu önceki peygamberlik zincirinin devamı olarak tanıtır.

Bu hatırlatma özellikle Hz. Muhammed’e yöneltilen “Bir peygamber neden bizim gibi yemek yiyor, evleniyor, aile hayatı yaşıyor?” türündeki itirazların temelini sarsar. Önceki peygamberler de insanlardı.

Peygamberlik, insanlıktan çıkmak değil; insan olarak vahiy görevi üstlenmektir.

3️⃣ Peygamberlerin İnsan Olması Neden Bu Kadar Önemlidir ❓​

Eğer peygamber insanlardan tamamen farklı bir varlık türü olsaydı, insanlara örnek oluşunun anlamı önemli ölçüde değişirdi. İnsanlar “O zaten bizim gibi değil, bizim yaşadığımız şartları yaşamıyor” diyebilirdi.

Kur’an peygamberleri acıkan, sevinen, üzülen, aile kurabilen, toplum içinde yaşayan insanlar olarak anlatır. Onları diğer insanlardan ayıran temel unsur vahiy almaları ve peygamber olarak seçilmeleridir.

Bu nedenle peygamberin insan oluşu eksiklik değil, risaletin hikmetinin bir parçasıdır.

4️⃣ “Onlara Eşler Verdik” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette “cealnâ lehum ezvâcen”, yani “onlara eşler verdik” denilir. Bu ifade, evlilik ve aile hayatının peygamberlikle bağdaşmadığını düşünen anlayışlara açık bir cevap niteliğindedir.

Peygamber evlenebilir, eşini sevebilir, aile hayatının sorumluluklarını taşıyabilir ve yine de Allah’ın elçisi olabilir. Manevî yücelik, insanın doğal ve meşru aile hayatından kopmasıyla ölçülmez.

Ayet böylece evlilik ile kutsallık arasında zorunlu bir karşıtlık bulunmadığını gösterir.

5️⃣ Her Peygamber Mutlaka Evlenmiş midir ❓​

Ayet, peygamberlerin genel çizgisinde eş ve aile hayatının bulunduğunu açıkça ortaya koyar; fakat buradan her bir peygamber hakkında ayrı ayrı “Kesinlikle evlendi ve mutlaka çocuğu oldu” hükmü çıkarmak gerekli değildir.

Kur’an bütün peygamberlerin ayrıntılı aile biyografisini vermez. Ayetin amacı tarihsel bir evlilik listesi oluşturmak değil, aile sahibi olmanın peygamberliğe engel olmadığını göstermektir.

Vahyin söylemediği bireysel ayrıntılarda kesinlik üretmemek daha doğru bir yöntemdir.

6️⃣ Bekâr Olmak Daha Üstün Bir Manevî Makam mıdır ❓​

Tek başına hayır. Evli olmak da bekâr olmak da insanı otomatik olarak Allah katında üstün yapmaz.

İnsan farklı sebeplerle evlenebilir veya evlenmeyebilir. Kimi evlenmek ister fakat uygun şartlar oluşmaz; kimi farklı bir hayat tercihi yapabilir. İnsanın değeri medeni hâline indirgenemez.

Ra‘d 38 özellikle evliliği manevî eksiklik gibi gören düşünceyi reddeder; fakat bunun tersine bekâr insanı da eksik veya değersiz ilan etmez.

7️⃣ Çocuk Sahibi Olmak Dinî Üstünlük Göstergesi midir ❓​

Hayır. Ayette peygamberlerin çocuk sahibi olabilmesinden söz edilmesi, çocuk sahibi olmanın otomatik manevî üstünlük ölçüsü olduğu anlamına gelmez.

Bir insan çocuk sahibi olabilir veya olmayabilir. Çocuğu bulunmayan bir kişinin Allah katındaki değerinin daha düşük olduğunu söylemek için hiçbir temel yoktur.

Aynı şekilde çok çocuk sahibi olmak da tek başına takvâ belgesi değildir. Allah katındaki değer aile büyüklüğüyle değil, iman ve ahlaki sorumlulukla ilişkilidir.

8️⃣ Çocuk Sahibi Olamamak İlâhî Ceza mıdır ❓​

Hayır. Bir insanın çocuk sahibi olamamasını doğrudan “Allah’ın cezası” olarak yorumlamak doğru değildir.

Bunun biyolojik ve tıbbi sebepleri olabilir; ayrıca insan hayatındaki her eksiklik özel bir günah cezası değildir. Böyle bir durumda kişiye suçluluk yüklemek son derece incitici olabilir.

Kur’an’daki peygamber kıssaları da bize insan hayatındaki çocuk meselesinin imanın veya Allah’ın sevgisinin basit göstergesi olmadığını öğretir.

9️⃣ Peygamberlerin Aile Hayatı Onların Risaletini Etkiler mi ❓​

Peygamber de aile sorumlulukları taşır; eş, baba ve toplum üyesi olarak insani ilişkiler yaşar. Bu durum onun risaletini ortadan kaldırmaz.

Tam tersine aile hayatı, peygamberin merhamet, adalet, sabır ve sorumluluk gibi ilkeleri gündelik ilişkiler içinde nasıl yaşadığını görmeye imkân verir.

Peygamberlik yalnız insanlara hitap edilen kürsüde değil, hayatın gerçek ilişkileri içinde de yaşanan bir görevdir.

🔟 Peygamberin Eşi veya Çocuğu Olmak Otomatik Kurtuluş Sağlar mı ❓​

Hayır. Peygambere yakınlık son derece büyük bir imkân ve sorumluluk olabilir; fakat soy veya aile bağı tek başına kurtuluş garantisi değildir.

Kur’an’ın farklı kıssalarında aile üyelerinin kişisel sorumluluklarının devam ettiği görülür. Bir insanın babası, eşi veya yakını peygamber olsa bile kendi iman ve ahlak tercihleri önemini kaybetmez.

Bu da önemli bir ilkeyi ortaya koyar: Manevî değer kalıtsal bir unvan değildir.

1️⃣1️⃣ “Hiçbir Peygamber Bir Ayet Getiremez” İfadesindeki “Ayet” Nedir ❓​

Buradaki “ayet” kelimesi bağlam itibarıyla özellikle mucize veya peygamberliği destekleyen olağanüstü işaret anlamındadır. Kelimeyi burada yalnız Kur’an’daki numaralandırılmış ayet cümleleri olarak anlamamak gerekir.

Önceki ayetlerde insanların Hz. Muhammed’den çeşitli olağanüstü deliller istemeleri gündeme gelmişti. Ra‘d 38 bu talebe cevap olarak peygamberin kendi başına istediği anda mucize meydana getiremeyeceğini bildirir.

Mucize peygamberin özel sihir gücü değil, Allah’ın yaratmasıyla gerçekleşen bir işarettir.

1️⃣2️⃣ Peygamberler Mucizeyi Kendi Güçleriyle mi Gerçekleştirir ❓​

Hayır. Ayet son derece açık biçimde “Allah’ın izni olmadan” der.

Bu ifade peygamberlerin bağımsız ilahî kudrete sahip olmadıklarını gösterir. Hz. Musa’nın, Hz. İsa’nın veya başka bir peygamberin mucizesi anlatıldığında, mucizenin nihai kaynağı Allah’ın iradesi ve kudretidir.

Peygamberin mucizeyle ilişkisi vardır; fakat mucizenin bağımsız yaratıcısı peygamber değildir.

1️⃣3️⃣ Hz. İsa’nın Mucizeleri Onun İlahlığını mı Gösterir ❓​

İslamî çerçevede hayır. Kur’an Hz. İsa’nın olağanüstü mucizelerini kabul eder; fakat bunların Allah’ın izniyle gerçekleştiğini özellikle vurgular.

Bir peygamberin olağanüstü bir fiile vesile olması, onun bağımsız tanrısal güce sahip olduğu anlamına gelmez. Ra‘d 38’in genel ilkesi bütün peygamberler için geçerlidir: Ayet ve mucize Allah’ın izniyledir.

Bu, başka dinlerin kendi teolojik anlayışlarını kaba biçimde sunmak için değil, Kur’an’ın kendi tevhid perspektifini doğru ifade etmek için belirtilmelidir.

1️⃣4️⃣ Peygamberden İstediğimiz Anda Mucize Bekleyebilir miyiz ❓​

Ayet bunun doğru bir beklenti olmadığını gösterir. Peygamberin görevi insanların talep ettiği her olağanüstü gösteriyi istediği anda ortaya koymak değildir.

İnsanlar “Şimdi bunu yaparsan inanırım” diyebilir; ardından başka bir şart ileri sürebilirler. Kur’an, peygamberliği gösteri ve performans yarışına dönüştürmez.

Mucize Allah’ın takdiridir; peygamberin seyirci taleplerine göre kullandığı kişisel yetenek değildir.

1️⃣5️⃣ “Her Ecel İçin Bir Kitap Vardır” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayetin sonunda “li-kulli ecelin kitâb”, yani “her ecel için bir kitap/yazılı hüküm vardır” denilir. “Ecel”, belirlenmiş süre, son veya belli bir zaman anlamına gelir; “kitap” ise burada yazılmış hüküm, belirlenmiş ölçü veya ilahî kayıt anlam alanına sahip olabilir.

Tefsirlerde bu ifade hakkında farklı açıklamalar bulunmaktadır. Genel anlamıyla her şeyin Allah’ın bilgisi ve takdiri içinde belirli bir vakit ve ölçüye bağlı olduğu vurgulanır.

Bu cümleyi, insanın gizli tarihler hesaplaması için verilmiş bir şifre olarak okumak doğru değildir.

1️⃣6️⃣ “Her Ecel İçin Bir Kitap Vardır” Ölüm Tarihimizin Önceden Belirlendiği Anlamına mı Gelir ❓​

Ayet ecel ve ilahî takdir ilişkisini ortaya koyar; fakat bundan “O hâlde ölümden korunmak için hiçbir şey yapmanın anlamı yok” şeklinde kaderci bir sonuç çıkarılamaz.

İnsan emniyet kemeri takar, hastalandığında tedavi olur, güvenli yapı inşa eder ve tehlikeden korunur. Bunların tamamı insan sorumluluğunun parçasıdır.

Allah’ın insanın ecelini bilmesi, insanı tedbirsizliğe zorlamaz. İlahî bilgi insan iradesinin sebebi değildir; önceden bilmek zorlamak anlamına gelmez.

1️⃣7️⃣ Ecel İnancı Tedaviyi veya Güvenlik Önlemlerini Gereksiz mi Kılar ❓​

Hayır. “Nasıl olsa ecel gelince ölürüm” diyerek önlem almamak doğru bir tevekkül anlayışı değildir.

İnsan ateşe bilerek girmez, tehlikeli araç kullanırken güvenliği önemser ve ciddi hastalıkta doktora başvurur. Allah’ın takdirine iman ile tedbir birbirine rakip değildir.

Ecel, sorumluluğu ortadan kaldıran mazeret değil; insanın hayatının sınırsız olmadığını hatırlatan bir gerçektir.

1️⃣8️⃣ Ra‘d Suresi 37 ve 38 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Ra‘d Suresi 37. ayette peygamberin vahyin ölçüsüne bağlı olduğu, insanların keyfî arzularına göre dini değiştiremeyeceği anlatılmıştı. 38. ayet ise peygamberin başka bir sınırını gösterir: O insandır, ailesi olabilir ve Allah’ın izni olmadan bağımsız biçimde mucize getiremez.

İki ayetin ortak mesajı son derece güçlüdür: Peygamber çok yüksek bir makam sahibidir fakat ilah değildir. Vahiy ona Allah’tan gelir, mucize Allah’ın izniyle gerçekleşir ve peygamber de insanî hayatın içinde yaşar.

Bir sonraki ayet olan Ra‘d Suresi 39. ayette, bu ayetin sonundaki “kitap” kavramı daha da derinleşecek ve “Allah dilediğini siler, dilediğini sabit bırakır; Ümmü’l-Kitâb O’nun katındadır” buyurulacaktır. Bu ayeti ele alırken özellikle “Allah siler ve sabit bırakır” ifadesinin anlamı, Ümmü’l-Kitâb kavramı, kader ile dua ve insan iradesi arasındaki ilişki, ilahî bilginin değişmesi gibi yanlış sonuçlara gidilmemesi, nesih meselesinin ayetin tek zorunlu anlamı sayılmaması ve buradan gizli kader tabloları veya gelecek hesaplama yöntemleri çıkarılmaması üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Ra‘d Suresi 38. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Ra‘d Suresi 38. ayet, peygamberlik hakkında insan zihninde oluşabilecek iki zıt aşırılığı aynı anda düzeltir. Bir tarafta “Gerçek peygamber evlenmez, aile hayatı yaşamaz, insani ihtiyaçlardan tamamen uzak olur” düşüncesi vardır; diğer tarafta ise peygambere insanüstü ve bağımsız ilahî güçler yükleme eğilimi bulunabilir. Kur’an her ikisine de sınır koyar. Peygamber insandır; fakat vahiy alan seçilmiş bir insandır.

Peygamberlerin eşlerinin ve çocuklarının bulunabilmesi, aile hayatının maneviyata engel olmadığını gösterir. İnsan Allah’a yakın olmak için sevgiden, aileden veya meşru insan ilişkilerinden zorunlu olarak kaçmak zorunda değildir. Evlilik kutsallığın düşmanı olmadığı gibi, bekârlık da otomatik kutsallık değildir. İnsanların hayat şartları farklıdır ve manevi değerlerini medeni hâlleri belirlemez. Aynı nedenle çocuk sahibi olmak da Allah’ın sevgisinin özel sertifikası değildir; çocuk sahibi olamamak ise ilahî değersizlik veya ceza olarak okunmamalıdır.

Ayetin bu yönü, aile konusunda toplumların ürettiği baskıları da sorgulamamıza yardım eder. İnsanlar bazen bekâr bir kişiye “Neden hâlâ evlenmedin?”, çocuğu olmayan bir çifte “Bir sorun mu var?” gibi sorularla onların özel hayatına müdahale edebilir. Oysa insanın değeri evlenmesi, kaç çocuğu olduğu veya belirli bir aile modeline ne kadar uyduğu üzerinden ölçülmemelidir. Aile nimet olabilir; fakat insan onurunun ölçüsü değildir.

Ayetin ikinci büyük mesajı mucize hakkındadır: “Hiçbir peygamber Allah’ın izni olmadan bir ayet getiremez.” Bu cümle peygamberlik ile ilahlık arasındaki sınırı çok açık biçimde korur. Peygamber Allah’ın elçisidir; Allah’ın bağımsız ortağı değildir. Olağanüstü bir mucizenin peygamber eliyle gerçekleşmesi, onun kendi başına sınırsız güç sahibi olduğu anlamına gelmez. Mucizenin kaynağı Allah’tır; peygamber onun gerçekleşmesinde görevlendirilen elçidir.

Bu ilke peygamberlerden sonraki dinî şahsiyetler konusunda daha da dikkatli olmamızı gerektirir. Eğer peygamber bile Allah’ın izni olmadan bağımsız mucize gerçekleştiremiyorsa, hiçbir şeyh, veli, âlim veya lider hakkında Allah’tan bağımsız biçimde her şeyi bilen, her yerde tasarruf eden veya insanların kaderini istediği gibi değiştiren bir güç tasavvur edilmemelidir. İnsanlara sevgi ve hürmet başka, yaratılmış bir varlığa ilahî mutlaklık vermek başkadır. Tevhid sevginin değil, ilahlaştırmanın sınırıdır.

“Her ecel için bir kitap vardır”
cümlesi ise hayatın kontrolsüz ve Allah’ın bilgisinden bağımsız olmadığını hatırlatır. İnsan doğar, yaşar ve ölür; toplumların, insanların ve olayların süreleri vardır. Fakat bu gerçek pasif kaderciliği meşrulaştırmaz. Hastalandığımızda tedavi oluruz, tehlikeden korunuruz, güvenli şehirler kurmaya çalışırız ve hayatımızı planlarız. Allah’ın nihai bilgisi bizim tedbir sorumluluğumuzu iptal etmez. Ecel inancı tedbiri değersizleştirmek için değil, insanın kendisini ölümsüz sanmasını engellemek için anlamlıdır.

Aynı şekilde bu ayetten insanların ölüm tarihlerini, kıyametin zamanını veya gelecekte meydana gelecek olayları gizli sayılarla hesaplama sonucu çıkarılamaz. “Kitap” kavramı ilahî bilgi ve takdirle ilgilidir; insanlara açılmış bir kehanet tablosu değildir. Bilmediğimiz geleceği Allah’ın bildiğine inanmak başka, “Ben de birtakım şifrelerle gaybı çözdüm” demek başkadır. Kur’an gayb konusunda insanın sınırını korur.

Ra‘d Suresi 38. ayetin bütün mesajı bu çerçevede şöyle özetlenebilir: **Peygamberlerin insan oluşunu eksiklik sanma; evlilik ve aile hayatını maneviyata engel görme. Fakat herkesin mutlaka evlenmesi veya çocuk sahibi olması gerektiği gibi bir üstünlük ölçüsü de üretme. Peygamberi sev ama ona Allah’tan bağımsız mucize ve gayb gücü verme. Mucizenin Allah’ın izniyle gerçekleştiğini unutma. Eceli kadercilik bahanesine dönüştürüp tedbiri terk etme ve vahyin vermediği gizli tarihler peşinde koşma. Çünkü ayetin büyük mesajı şudur: Peygamber insanlığın içinden seçilmiş bir elçidir; aile hayatı onun peygamberliğine zarar vermez, fakat taşıdığı hiçbir olağanüstü işaret de onu Allah’ın bağımsız ortağı hâline getirmez.”

Bir sonraki ayet olan Ra‘d Suresi 39. ayette, kader ve ilahî bilgi açısından son derece önemli bir ifade gelecektir: “Allah dilediğini siler, dilediğini sabit bırakır; Ümmü’l-Kitâb O’nun katındadır.” Bu ayeti ele alırken özellikle neyin silinip neyin sabit bırakıldığı konusunda tefsirlerdeki farklı açıklamalar, Ümmü’l-Kitâb’ın ne anlama geldiği, ayetin Allah’ın bilgisinin değiştiği anlamına gelmemesi, kader ile insan iradesinin birbirinin düşmanı hâline getirilmemesi, dua ve sebeplere sarılmanın anlamsızlaştırılmaması, nesih açıklamasının mümkün yorumlardan biri olmakla birlikte ayetin bütün anlamını ona hapsetmeme ve bu ifadeden fal, astroloji, ebced ya da gelecek hesaplama yöntemi çıkarılmaması üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

Ve belki Ra‘d Suresi 38. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Peygamberleri gerçekten Kur’an’ın anlattığı ölçüde mi seviyoruz, yoksa onları insan olmaktan çıkaracak kadar mı yüceltiyoruz? Evliliği veya çocuk sahibi olmayı insanın manevî değerinin ölçüsü hâline mi getiriyoruz? Çocuğu olmayan veya evlenmemiş insanlara eksikmiş gibi mi davranıyoruz? Mucize anlatılarını Allah’ın kudretine mi bağlıyoruz, yoksa yaratılmış kişilere bağımsız güçler mi yüklüyoruz? “Ecel belli” diyerek alınması gereken tedbirlerden mi kaçıyoruz? Ve en önemlisi, Allah’a ait olan mutlak kudret ile peygambere ait olan elçilik makamının arasındaki sınırı gerçekten koruyabiliyor muyuz?

“Ra‘d 38, ‘Senden önce de peygamberler gönderdik; onlara eşler ve çocuklar verdik. Hiçbir peygamber Allah’ın izni olmadan bir ayet getiremez. Her ecel için bir kitap vardır’ buyurarak peygamberlerin hem insan oluşunu hem de Allah’a bağlılığını ortaya koyar. Evlilik ve aile hayatı manevî eksiklik değildir; fakat evli veya çocuk sahibi olmak da otomatik üstünlük ölçüsü değildir. Peygamberin mucizesi kendi bağımsız kudreti değil, Allah’ın izniyle gerçekleşen ilahî bir işarettir. Ecel inancı ise tedbiri terk etmek veya geleceğin gizli tarihlerini hesaplamak için değil, insanın hayatının sınırlı ve Allah’ın bilgisi altında olduğunu hatırlamak içindir. Ayetin büyük dersi şudur: Peygamberi yüceltmenin doğru yolu onu ilahlaştırmak değil, Allah’ın seçilmiş fakat yine Allah’a muhtaç olan elçisi olarak tanımaktır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt