📖 Müminun Suresi 87. Ayette Göklerin Ve Arş’ın Allah’a Ait Olduğunu Kabul Etmek Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
50,351
2,724,910
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Müminun Suresi 87. Ayette Göklerin Ve Arş’ın Allah’a Ait Olduğunu Kabul Etmek Ne Anlama Gelir ❓


Göklerin ve büyük Arş’ın Allah’a ait olduğunu kabul etmek, sadece doğru bir cevap vermek değildir; insanın kalbini, aklını, hayatını ve kulluk bilincini Allah’ın azameti karşısında yeniden hizaya getirmesidir. Çünkü göklerin Rabbi’ni bilen insan, dünyadaki küçük güçlere ve geçici heveslere teslim olmamalıdır.
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ Müminun Suresi 87. Ayet Ne Söyler ❓


Müminun Suresi’nin 87. ayetinde, önceki ayette sorulan büyük soruya verilen cevap aktarılır.


Önceki ayette sorulmuştu:


“Yedi göklerin Rabbi ve büyük Arş’ın Rabbi kimdir ❓


  1. ayette ise cevap şöyle gelir:

“Allah’ındır diyecekler. De ki: O hâlde sakınmaz mısınız ❓


Bu ayet çok derin bir çelişkiyi ortaya çıkarır.


İnsanlar göklerin ve büyük Arş’ın Allah’a ait olduğunu kabul ederler. Fakat bu kabul onları her zaman takvaya, itaate, sorumluluğa ve Allah’tan sakınmaya götürmez.


Yani mesele sadece doğru cevabı bilmek değildir.


Asıl mesele, doğru cevabın kalpte nasıl bir değişim meydana getirdiğidir.


2️⃣ “Allah’ındır Diyecekler” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


Bu ifade, inkârcıların bile Allah’ın büyüklüğünü tamamen inkâr edemediklerini gösterir.


Yeryüzünün, göklerin ve büyük Arş’ın gerçek sahibinin Allah olduğunu kabul ederler. Fakat bu kabul onların hayatını değiştirmez.


Bu çok önemli bir uyarıdır.


Bir insan Allah’ın büyüklüğünü kabul edebilir ama yine de gaflet içinde yaşayabilir.
Allah’ın yaratıcı olduğunu söyleyebilir ama O’nun emirlerini umursamayabilir.
Göklerin Rabbi’nin Allah olduğunu bilir ama küçük dünya çıkarlarını Allah’ın rızasından üstün tutabilir.


Bu ayet bize şunu öğretir:


Allah’ı bilmek yetmez; Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşamak gerekir.


3️⃣ Göklerin Allah’a Ait Olduğunu Kabul Etmek Ne Demektir ❓


Göklerin Allah’a ait olduğunu kabul etmek, insanın bütün varlık düzeninin Allah’ın yaratması, kudreti ve hükmü altında olduğunu bilmesidir.


Gökyüzü insana büyük bir düzen gösterir.


Güneş, ay, yıldızlar, gece, gündüz, mevsimler, ölçü, hareket ve uyum hep Allah’ın kudretini hatırlatır.


Bu düzenin Allah’a ait olduğunu kabul eden insan şunu anlamalıdır:


Ben de bu düzenin içinde Allah’ın yarattığı, Allah’ın yaşattığı ve Allah’ın huzurunda hesap verecek bir kulum.


Göklerin Rabbi’ni kabul eden insan, hayatını başıboş göremez.


4️⃣ Büyük Arş’ın Allah’a Ait Olduğunu Kabul Etmek Ne Öğretir ❓


Büyük Arş’ın Allah’a ait olduğunu kabul etmek, Allah’ın mutlak yüceliğini, hükümranlığını ve her şeyin üstündeki kudretini kabul etmektir.


Arş, insan idrakini aşan bir büyüklük ve azamet hatırlatır.


Allah Arş’a muhtaç değildir. Arş da Allah’ın yaratması ve mülkü içindedir.


Büyük Arş’ın Rabbi olan Allah, insanın küçük dünyasını da, gizli derdini de, kalbindeki niyeti de bilir.


Bu bilinç insana hem haşyet hem güven verir.


Çünkü mümin bilir:


Rabbim en yüce hükümranlığın sahibidir; hiçbir şey O’nun ilminden, kudretinden ve hâkimiyetinden dışarıda değildir.


5️⃣ “O Hâlde Sakınmaz Mısınız ❓” Ne Anlama Gelir ❓


Ayetin sonunda gelen soru çok sarsıcıdır:


O hâlde sakınmaz mısınız ❓


Buradaki sakınmak, takva bilinciyle yaşamak demektir.


Yani Allah’ın büyüklüğünü, göklerin ve Arş’ın O’na ait olduğunu kabul eden insan, artık günaha, nankörlüğe, şirk kalıntılarına, zulme, gaflete ve sorumsuz yaşama biçimine karşı dikkatli olmalıdır.


Sanki ayet şöyle der:


Madem göklerin Rabbi Allah’tır, neden O’na karşı gelmekten sakınmıyorsunuz ❓
Madem büyük Arş’ın Rabbi Allah’tır, neden O’nun huzurunda hesap vereceğinizi düşünmüyorsunuz ❓
Madem her şey O’nundur, neden hayatınızı O’nun rızasına göre düzenlemiyorsunuz ❓



6️⃣ Takva Bu Ayetin Merkezinde Nasıl Yer Alır ❓


Bu ayetin sonunda doğrudan takva çağrısı vardır.


Takva, insanın Allah’a karşı uyanık, edepli, sorumlu ve dikkatli yaşamasıdır.


Takva sadece haramdan kaçmak değil; Allah’ın büyüklüğünü kalpte canlı tutmaktır.


Göklerin ve Arş’ın Allah’a ait olduğunu bilen insanın kalbinde şu bilinç oluşmalıdır:


Ben çok büyük bir Rabbin kuluyum. O’nun mülkünde yaşıyor, O’nun nimetleriyle ayakta duruyor ve sonunda O’nun huzurunda hesap vereceğim.


Bu bilinç takvanın temelidir.


7️⃣ Bilgi Neden Takvaya Dönüşmelidir ❓


Bir hakikati bilmek, insanı değiştirmiyorsa eksik kalır.


Göklerin Allah’a ait olduğunu bilmek güzel bir bilgidir.
Büyük Arş’ın Rabbi’nin Allah olduğunu söylemek doğru bir cevaptır.
Fakat bu bilgi insanı günahlardan sakındırmıyor, kalbini yumuşatmıyor, ahiret bilincini artırmıyor ve hayatını düzeltmiyorsa amele dönüşmemiş demektir.


Kur’an bilgiyi sadece zihinde bırakmaz.


Bilgi;


takvaya,
şükre,
teslimiyete,
ibadete,
ahlaka,
tevazua,
sorumluluğa



dönüşmelidir.


8️⃣ Göklerin Rabbi’ni Kabul Eden İnsan Neden Günahı Hafife Almamalıdır ❓


Çünkü günah, sadece küçük bir davranış hatası değildir; kulun Rabbine karşı ölçüyü unutmasıdır.


Göklerin Rabbi olan Allah, kulun gizli ve açık her hâlini bilir.


İnsan günahı saklayabilir ama Allah’tan saklayamaz.
İnsan toplumdan gizlenebilir ama Allah’ın ilminden çıkamaz.
İnsan kendini kandırabilir ama Allah’ın huzurunda hakikat açığa çıkar.


Bu yüzden göklerin Rabbi’ni bilen insan günahı hafife alamaz.


Mümin şöyle düşünür:


Benim küçük gördüğüm günah, yedi göklerin Rabbi olan Allah’ın huzurunda karşıma çıkabilir.


9️⃣ Büyük Arş’ın Rabbi’ni Bilmek Kibri Nasıl Kırar ❓


İnsan bazen makamıyla, malıyla, bilgisiyle, güzelliğiyle, gücüyle veya çevresiyle büyüklük taslayabilir.


Fakat büyük Arş’ın Rabbi hatırlandığında insanın bütün kibri sarsılır.


Çünkü insanın büyüklüğü sınırlıdır.


Makam geçicidir.
Mal geçicidir.
Beden geçicidir.
Güzellik geçicidir.
Ömür geçicidir.
Dünya geçicidir.


Allah ise yücedir, bakidir, mutlak kudret sahibidir.


Mümin şöyle der:


Büyük Arş’ın Rabbi varken bana kibir yakışmaz. Bana yakışan tevazu, şükür ve kulluktur.


🔟 Bu Ayet İman İle Hayat Arasındaki Bağı Nasıl Kurar ❓


Bu ayet, iman ile hayat arasında kopukluk olmaması gerektiğini öğretir.


İnsan Allah’ın büyüklüğünü kabul edip O’na karşı sorumsuz yaşayamaz.


İman sadece dilde kalan bir kabul değildir.


İman;


davranışa,
ahlaka,
ibadete,
kul hakkı hassasiyetine,
helal haram bilincine,
aile hayatına,
ticarete,
dile, bakışa ve kalbe



yansımalıdır.


Eğer insan “Allah büyüktür” dediği hâlde nefsini ölçü yapıyorsa, iman bilgisini hayatına yeterince taşımıyor demektir.


1️⃣1️⃣ Bu Ayet İnkârcıların Çelişkisini Nasıl Gösterir ❓


İnkârcılar göklerin ve büyük Arş’ın Allah’a ait olduğunu kabul ederler. Fakat buna rağmen Allah’a teslim olmaz, ahireti ciddiye almaz ve uyarılardan sakınmazlar.


Bu büyük bir çelişkidir.


Madem Allah göklerin Rabbidir, neden O’nun emrine karşı gelinir ❓
Madem büyük Arş’ın Rabbi Allah’tır, neden O’nun huzurunda hesap yokmuş gibi yaşanır ❓
Madem en büyük mülk O’nundur, neden geçici dünya mülkü insanı bu kadar aldatır ❓


Bu ayet inkârcı zihnin iç tutarsızlığını ortaya koyar.


Doğru cevabı bilmek, doğru hayatı yaşamaya dönüşmediğinde insan kendi cevabıyla mahkûm olur.


1️⃣2️⃣ “Sakınmak” Sadece Korkmak Mıdır ❓


Hayır. Sakınmak sadece korkmak değildir.


Takva anlamındaki sakınmak, sevgiyle, saygıyla, bilinçle ve sorumlulukla Allah’ın sınırlarını gözetmektir.


Mümin Allah’tan korkar; ama bu korku ümitsizlik değil, edeptir.
Mümin Allah’ı sever; ama bu sevgi sorumsuzluk değil, itaat doğurur.
Mümin Allah’a güvenir; ama bu güven gevşeklik değil, teslimiyet üretir.


Sakınmak, kulun kendini Allah’ın razı olmadığı yollardan korumasıdır.


Yani takva, kalbin Allah’a karşı uyanık hâlidir.


1️⃣3️⃣ Bu Ayet Duayı Nasıl Derinleştirir ❓


Göklerin ve büyük Arş’ın Allah’a ait olduğunu bilen insan, dua ederken kime yöneldiğini daha derinden hisseder.


Dua ettiği Rab, sadece bir dileğini yerine getirecek güç değil; bütün göklerin ve büyük Arş’ın Rabbidir.


Bu düşünce duaya güven verir.


Mümin şöyle dua eder:


Rabbim, sen yedi göklerin ve büyük Arş’ın Rabbisin. Benim kalbimi de, derdimi de, ihtiyacımı da, acizliğimi de bilirsin. Beni sana karşı takvalı kullarından eyle.


Böyle bir dua, insanı hem küçültür hem yüceltir.


Kibri küçültür, kulluğu yüceltir.


1️⃣4️⃣ Modern İnsan Bu Ayetten Ne Öğrenmelidir ❓


Modern insan evrenin büyüklüğünü, galaksileri, yıldızları, uzayın derinliğini ve kozmik düzeni öğrenebilir. Fakat bu bilgi Allah’a karşı takvaya dönüşmezse eksik kalır.


Bilgi arttıkça tevazu da artmalıdır.


Evreni bilmek, insanı Allah’tan uzaklaştırmamalı; Allah’ın kudretini daha derin düşünmeye götürmelidir.


Müminun Suresi 87. ayet modern insana şunu hatırlatır:


Göklerin büyüklüğünü biliyorsan, göklerin Rabbine karşı daha sorumlu yaşamalısın.


Bilimsel bilgi, kalpte takva doğuruyorsa gerçek tefekküre dönüşür.


1️⃣5️⃣ Bu Ayet Dünya Korkularını Nasıl Dengeler ❓


İnsan dünyada birçok şeyden korkabilir.


Geçim derdi, hastalık, yalnızlık, gelecek kaygısı, insanların sözü, makam sahipleri, ekonomik sıkıntılar ve belirsizlikler kalbi yorabilir.


Fakat göklerin ve büyük Arş’ın Allah’a ait olduğunu bilen mümin, dünyadaki korkuları mutlaklaştırmaz.


Çünkü bilir:


En büyük hüküm Allah’ındır. En büyük kudret Allah’ındır. En büyük sığınak Allah’tır.


Bu bilinç insanı sorumsuz yapmaz; fakat kalbini dünya korkularının esiri olmaktan korur.


1️⃣6️⃣ Bu Ayet Ahireti Nasıl Hatırlatır ❓


Göklerin ve büyük Arş’ın Rabbi olan Allah, insanı öldükten sonra diriltmeye de kadirdir.


Ahireti uzak gören insan, Allah’ın kudretini dar düşünür.


Oysa gökleri yaratan, Arş’ın Rabbi olan ve bütün varlık düzenini elinde tutan Allah için insanı yeniden diriltmek zor değildir.


Bu ayet ahireti şöyle hatırlatır:


Madem göklerin ve büyük Arş’ın Rabbi Allah’tır, O’nun huzurunda toplanmaktan nasıl sakınmazsınız ❓


Mümin, Allah’ın azametini düşündükçe ahiret hesabını daha ciddi görür.


1️⃣7️⃣ Bu Ayet Müminin İç Muhasebesine Nasıl Yardım Eder ❓


Müminun Suresi 87. ayet insana şu soruları sordurur:


Ben göklerin ve büyük Arş’ın Allah’a ait olduğunu sadece biliyor muyum, yoksa bu bilgiyle takvalı mı yaşıyorum ❓
Allah’ın büyüklüğünü kabul ettiğim hâlde küçük günahları hafife alıyor muyum ❓
Dünyadaki geçici güçleri, göklerin Rabbi’nden daha mı fazla önemsiyorum ❓
Kibrimi Allah’ın azametiyle kırabiliyor muyum ❓
Dua ederken yedi göklerin Rabbi’ne yöneldiğimi hissediyor muyum ❓
Bilgim takvaya, takvam ahlaka, ahlakım kulluğa dönüşüyor mu ❓
Allah’ın huzurunda hesap vereceğimi düşünerek mi yaşıyorum ❓



Bu sorular insanın imanını derinleştirir ve hayatını Allah’ın azametiyle yeniden ölçmesini sağlar.


1️⃣8️⃣ Bu Ayet Müminin Karakterini Nasıl İnşa Eder ❓


Müminun Suresi 87. ayet, müminin karakterine takva, haşyet, tevazu, Allah’ın azametini tanıma, bilgiyi amele dönüştürme, günahı hafife almama, dua bilinci ve ahiret sorumluluğu kazandırır.


Bu ayeti anlayan mümin, sadece doğru cevabı vermekle yetinmez. “Gökler ve Arş Allah’ındır” dedikten sonra hayatını da bu hakikate göre düzenlemeye çalışır.


Müminin kalbinde şu bilinç yerleşir:


Göklerin ve büyük Arş’ın Rabbi Allah’tır. O hâlde ben O’na karşı sakınmalı, O’nun sınırlarını gözetmeli ve O’nun huzurunda hesap vereceğimi unutmamalıyım.


Bu bilinç insanı daha derin, daha dikkatli ve daha teslimiyetli yapar.


1️⃣9️⃣ Müminun Suresi 87. Ayetin Genel Mesajı Nedir ❓


Müminun Suresi 87. ayet bize şunu öğretir:


İnsanlar yedi göklerin ve büyük Arş’ın Allah’a ait olduğunu kabul ederler. Fakat bu kabulden takva sonucu çıkarmaları gerekir.


Bu ayet, doğru cevabın tek başına yetmediğini gösterir.


Allah’ın büyüklüğünü bilmek önemlidir.
Ama bu bilgi Allah’tan sakınmaya dönüşmelidir.
Göklerin Rabbi’nin Allah olduğunu söylemek doğrudur.
Ama bu söz, günahlardan korunmaya ve ahirete hazırlığa dönüşmelidir.
Büyük Arş’ın Rabbi’ni kabul etmek büyük bir hakikattir.
Ama bu hakikat, insanın kibrini kırmalı ve kulluğunu derinleştirmelidir.


Bu ayet mümine şu soruyu sordurur:


Ben Allah’ın azametini kabul eden ama hayatını gafletle sürdürenlerden miyim; yoksa bu azamet karşısında takvaya yönelenlerden miyim ❓


Akıllı mümin, göklerin ve büyük Arş’ın Allah’a ait olduğunu sadece dil ile söylemez. Bu hakikati kalbine indirir, günahlarından sakınır, nefsini sorgular, Rabbine yönelir ve hayatını Allah’ın büyüklüğüne yakışan bir kulluk bilinciyle yaşamaya çalışır.


Göklerin ve büyük Arş’ın Allah’a ait olduğunu bilmek, kalpte takva doğurmalı, dilde edepli söz, davranışta sorumluluk, ibadette ciddiyet ve hayatta istikamet meydana getirmelidir. Çünkü Allah’ın azametini bilen bir kul, O’nun mülkünde O’ndan habersiz yaşar gibi davranamaz.
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt