📖 Mâide Suresi 42. Ayette “Onlar Yalana Çokça Kulak Verir, Haram Yerler; Sana Gelirlerse Aralarında Hükmet veya Onlardan Yüz Çevir; Hükmedecek Olursa

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,376
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Mâide Suresi 42. Ayette “Onlar Yalana Çokça Kulak Verir, Haram Yerler; Sana Gelirlerse Aralarında Hükmet veya Onlardan Yüz Çevir; Hükmedecek Olursan Aralarında Adaletle Hükmet. Çünkü Allah Adaletli Olanları Sever” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Mâide Suresi 42. ayet, adaletin yalnızca sevdiğimiz insanlara karşı gösterilen bir erdem olmadığını öğretir. Gerçek adalet, bize dürüst davranmayan birinin davasına baktığımızda bile öfkemizi değil hakkı ölçü kabul edebilmektir.”
Ersan Karavelioğlu

Mâide Suresi 42. ayet, bir önceki ayette anlatılan hakikati çarpıtma, yalana kulak verme ve işine gelen hükmü arama davranışlarının devamında gelir.


Ayet bu kez iki önemli probleme dikkat çeker:


Yalana isteyerek kulak vermek


ve


“suht” yemek, yani haram ve haksız kazançla beslenmek.


Ardından Hz. Muhammed’e, kendisine başvuran kişiler hakkında ister hüküm verebileceği isterse belirli bağlamda onların davasından uzak durabileceği bildirilir.


Fakat eğer hüküm verecekse son derece açık bir şart konulur:


“Aralarında adaletle hükmet.”


Çünkü:


“Allah adaletli davrananları sever.”


Bu ayet, dini kimlikten bağımsız olarak adaletin tarafsızlığı, yargı etiği, rüşvet, yalan ve çıkar ilişkileri konusunda çok güçlü ilkeler taşır.


1️⃣ “Onlar Yalana Çokça Kulak Verirler” Ne Demektir ❓


Bu ifade bir önceki ayette de yer almıştı.


Burada yalnızca yanlışlıkla yalan haber duyan insanlardan söz edilmez.


Yalana isteyerek açık olma eleştirilir.


İnsan bazen gerçeği öğrenmek yerine kendi çıkarına uygun hikâyeyi dinlemek ister.


Yalan onun işine geliyorsa kaynağını sorgulamaz.


Bu nedenle yalanın gücü yalnızca onu söyleyenden değil, onu duymaya hazır kulaktan da gelir.


2️⃣ İnsan Neden Yalana İnanmak İster ❓


Çünkü gerçek bazen insanı rahatsız eder.


Gerçek:


hatasını kabul etmesini,


çıkarından vazgeçmesini,


özür dilemesini


veya davranışını değiştirmesini


gerektirebilir.


Yalan ise ona daha kolay bir seçenek sunar:


“Sen haklısın.”


İnsan gerçeğin yükünden kaçtığında kendisini rahatlatan yalana daha açık hâle gelebilir.


3️⃣ “Haram Yerler” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


Ayette geçen önemli kavram **“suht”**tur.


Bu kelime klasik tefsirlerde;


haram kazanç,


haksız mal,


rüşvet


ve meşru olmayan yollardan elde edilen gelir


gibi anlamlarla açıklanmıştır.


Buradaki “yemek”, yalnızca fiziksel olarak yiyecek tüketmek değildir.


Haksız kazancı hayatına katmak ve ondan yararlanmak anlamında da kullanılmaktadır.


4️⃣ Rüşvet Neden Bu Kadar Tehlikelidir ❓


Çünkü rüşvet yalnızca iki kişi arasındaki gizli para alışverişi değildir.


Bir kararın doğruluğunu satın almaya çalışır.


Haklı olan haksız,


haksız olan haklı


gösterilebilir.


Böylece yalnızca bir kişinin hakkı yenmez.


Adalet sistemine olan güven de bozulur.


Bir toplumda hükmün parayla değiştirilebileceğine inanılıyorsa hukuk ciddi biçimde yaralanır.


5️⃣ Yalan ile Haram Kazanç Neden Aynı Ayette Yan Yana Geliyor ❓


Çünkü ikisi birbirini besleyebilir.


Haksız kazanç elde eden insan bunu korumak için yalan söyleyebilir.


Yalan söyleyen kişi de haksız çıkar elde etmeye çalışabilir.


Böylece bir döngü oluşur:


Çıkar → Yalan → Haksızlık → Yeni Çıkar.


Ayet bu ahlaki çürümenin iki temel unsurunu yan yana gösterir.


6️⃣ “Sana Gelirlerse Aralarında Hükmet veya Onlardan Yüz Çevir” Ne Demektir ❓


Ayet, Hz. Muhammed’e belirli bir tarihsel hukuk bağlamında kendisine başvuran grupların davalarını kabul edip etmemesi konusunda bir tercih alanı bildirir.


Bu mesele klasik tefsir ve fıkıhta ayrıntılı biçimde tartışılmıştır.


Buradaki temel nokta şudur:


Hz. Peygamber başkasının hukuk düzenini zorla ele geçirmek zorunda değildir.


Fakat davayı kabul edip hüküm verecekse adaletten ayrılmasına izin yoktur.


7️⃣ “Onlardan Yüz Çevirirsen Sana Zarar Veremezler” Ne Anlama Gelir ❓


Bu ifade Hz. Peygamber’e bir güvence verir.


Bazı insanlar onu kendi çıkarlarına uygun karar vermesi için bir araç gibi kullanmak isteyebilir.


Eğer onların manipülatif hukuk arayışına katılmazsa bundan korkmaması gerektiği bildirilir.


Mesaj şu şekilde düşünülebilir:


Haksız talebi reddetmekten korkma.


İnsan bazen yanlış bir isteğe “hayır” dediğinde karşısındaki kişinin tepkisinden çekinebilir.


Ayet hakka bağlılığın korkuya teslim edilmemesi gerektiğini gösterir.


8️⃣ Eğer Hükmedecekse Neden Özellikle “Adaletle” Deniliyor ❓


Çünkü söz konusu kişiler ayette eleştirilmektedir.


Yalana kulak vermeleri ve haram kazançla ilişkileri anlatılmıştır.


İnsan psikolojisi burada kolayca şunu düşünebilir:


“Bunlar zaten kötü insanlar; onlara karşı biraz haksızlık olsa ne olur?”


Kur’an buna izin vermez.


Onlar yanlış davranmış olsalar bile hüküm verilecekse:


Adaletle hükmedilmelidir.


9️⃣ Kötü Bir İnsana Karşı da Adaletli Olmak Gerekir Mi ❓


Evet.


Adaletin gerçek sınavı burada başlar.


Sevdiğimiz insana adil davranmak görece kolaydır.


Ama bize kötü davranan,


bizi aldatan


veya hoşlanmadığımız birine karşı hakkı korumak daha zordur.


Kur’an’ın adalet anlayışında kişinin ahlaki kusuru, onun her hakkını ortadan kaldırmaz.


Suçluya bile suçundan fazlası yüklenemez.


🔟 Adalet İle Taraf Tutmak Arasındaki Fark Nedir ❓


Taraf tutan insan önce kişiyi seçer, sonra delili ona uydurur.


Adil insan ise önce gerçeği ve delili araştırır.


Kendi yakını haksızsa:


“Haksız.”


diyebilir.


Sevmediği kişi haklıysa:


“Haklı.”


diyebilir.


Adaletin zorluğu tam da budur:


Sonucu kişilere göre değil, hakkın kendisine göre belirlemek.


1️⃣1️⃣ Hakim Bir Tarafı Sevmiyorsa Ne Yapmalıdır ❓


Kişisel duygusunu hükmünden ayırmalıdır.


Bir hakim;


öfkelenebilir,


sevmeyebilir,


geçmişte rahatsız olmuş olabilir.


Fakat hüküm verirken bunları ölçü yapamaz.


Delile ve hukuka göre karar vermesi gerekir.


Mâide 42, binlerce yıl önce bu temel yargı ilkesini son derece açık biçimde ifade eder:


“Hükmedersen adaletle hükmet.”


1️⃣2️⃣ Adalet Neden Sadece Sonuç Değil, Süreç Meselesidir ❓


Çünkü doğru sonuca tesadüfen ulaşmak yeterli değildir.


Adalet;


her iki tarafı dinlemeyi,


delilleri değerlendirmeyi,


savunma hakkını tanımayı


ve tarafsız kalmayı


gerektirir.


Bir karar doğru görünse bile adil olmayan yöntemlerle alınmışsa sistemin güvenilirliği zarar görebilir.


Bu nedenle adalet hem doğru sonuç hem doğru süreçtir.


1️⃣3️⃣ Bir İnsan Kendi İşine Gelen Hakimi Ararsa Ne Olur ❓


Bir önceki ayette tam da buna benzer bir davranış eleştirilmişti.


Kişi:


“Bana istediğim hükmü kim verirse ona gideceğim.”


diye düşünürse aslında adalet aramıyordur.


Kendi arzusuna hukuki görünüm kazandırmaya çalışıyordur.


Gerçek adalet arayışı:


“Sonuç hoşuma gitmese bile doğru hüküm nedir?”


sorusunu sorabilmeyi gerektirir.


1️⃣4️⃣ Rüşvet Hakimin Kararını Etkilemese Bile Neden Yanlıştır ❓


Çünkü yalnızca kararın gerçekten değişmesi değil, kararın satın alınabileceği izlenimi bile adalet sistemini bozar.


İnsanlar şöyle düşünmeye başlar:


“Parası olan kazanır.”


“Tanıdığı olan kurtulur.”


“Haklı olmak yetmez.”


Bu noktada hukuk toplumun ortak güven kaynağı olmaktan çıkar.


Bu nedenle rüşvet yalnızca para suçu değil, adalete yönelik bir saldırıdır.


1️⃣5️⃣ “Allah Adaletli Olanları Sever” İfadesi Neden Çok Önemlidir ❓


Kur’an burada yalnızca:


“Adil olmak zorundasınız.”


demez.


Adaleti Allah’ın sevgisiyle ilişkilendirir.


Bu son derece güçlüdür.


Adalet sadece hukukçuların görevi değildir.


Allah’a yakınlaşmanın da bir parçasıdır.


İnsan namaz kılıp dua ederken adaletsizlik yapıyorsa, ibadeti ile ahlakı arasında ciddi bir kopukluk vardır.


1️⃣6️⃣ Adalet Sadece Mahkemede mi Gerekir ❓


Hayır.


Mahkeme ayetin doğrudan bağlamlarından biridir ama ilke çok daha geniştir.


Ailede,


işyerinde,


miras paylaşımında,


ticarette,


arkadaşlıkta,


çocuklar arasında


ve günlük anlaşmazlıklarda da adalet gerekir.


Bazen insan kendi evinde bile sevdiği kişiye ayrıcalık tanıyıp diğerine haksızlık yapabilir.


Adalet günlük hayatın her alanında sınanır.


1️⃣7️⃣ Ayette Eleştirilen Davranışları Bütün Yahudilere Genellemek Doğru mudur ❓


Hayır.


Bağlamdaki eleştiri belirli davranışlar sergileyen kişiler ve gruplarla ilgilidir.


Yalanı dinlemek,


haram kazanç yemek


ve hükmü çıkarına göre manipüle etmek


etnik özellikler değildir.


Bunlar her toplumda görülebilecek ahlaki bozulmalardır.


Dolayısıyla ayetin mesajını bir topluluğu bütünüyle suçlamak için kullanmak, ayetin adalet vurgusuyla da çelişir.


1️⃣8️⃣ Mâide 41 ve 42 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓


İki ayet birlikte güçlü bir tablo ortaya çıkarır.


Mâide 41’de:


Hakikati çarpıtan ve istediği sonucu arayan insan vardır.


Mâide 42’de:


Yalana kulak veren, haram kazanca yönelen ve hüküm arayan insan vardır.


Bunun karşısında Hz. Peygamber’e verilen emir ise nettir:


Onlar ne yaparsa yapsın, sen hükmedersen adaletle hükmet.


Bu, ahlakın karşılıklı bir alışveriş olmadığını gösterir.


1️⃣9️⃣ Mâide Suresi 42. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor ❓


Mâide Suresi 42. ayetin belki de en güçlü mesajı şudur:


Adalet, karşındaki insanın adil olmasına bağlı değildir.


Karşındaki kişi yalan söyleyebilir.


Sana karşı dürüst olmayabilir.


Haksız kazanç peşinde koşabilir.


Seni kendi çıkarı için kullanmak isteyebilir.


Ama eğer sen onun hakkında karar verecek konumdaysan Kur’an sana:


“O kötü davrandı, sen de ona haksızlık yap.”


demez.


Tam tersini söyler:


“Aralarında adaletle hükmet.”


İşte adaletin büyüklüğü burada ortaya çıkar.


Çünkü gerçek adalet sadece dostlara karşı gösterilen nezaket değildir.


Düşmanına bile hakkından fazlasını yüklememektir.


Sevmediğin bir insan haklıysa hakkını teslim etmektir.


Yakının haksızsa onu korumamaktır.


Para teklif edildiğinde hükmü satmamaktır.


Kalabalık baskı yaptığında gerçeği değiştirmemektir.


Belki de bir toplumun ne kadar medeni olduğunu anlamanın en iyi yollarından biri de budur:


Güçlüye nasıl davrandığı değil, hakkı olmayan güçlüye “hayır” diyebilip diyemediği.


Ve Kur’an bütün bu hukuki meselenin sonunda çok kısa fakat son derece büyük bir cümle bırakır:


“Allah adaletli olanları sever.”


Yani adalet yalnızca toplum düzenini koruyan bir hukuk ilkesi değildir.


Aynı zamanda Allah’ın sevgisine götüren bir ahlak biçimidir.


“Mâide Suresi 42. ayet, adaletin gerçek ölçüsünü gösterir: Haklı olan sevmediğin biri olduğunda da onun hakkını verebiliyor musun? Çünkü adalet, insanlara duyduğun sempatiye göre değişiyorsa artık adalet değil, tarafgirliktir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt