📖 Mâide Suresi 30. Ayette “Nefsi Onu Kardeşini Öldürmeye İtti; O da Kardeşini Öldürdü ve Böylece Kaybedenlerden Oldu” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,376
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Mâide Suresi 30. Ayette “Nefsi Onu Kardeşini Öldürmeye İtti; O da Kardeşini Öldürdü ve Böylece Kaybedenlerden Oldu” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Mâide Suresi 30. ayet, büyük kötülüklerin bir anda doğmadığını gösterir. İnsan önce içindeki kıskançlığı besler, sonra kötülüğü kendisine makul göstermeye başlar; sonunda vicdanın karşı çıktığı şey bile yapılabilir hâle gelir.”
Ersan Karavelioğlu

Mâide Suresi 30. ayet, Âdem’in iki oğlunun kıssasında artık tehdidin gerçek bir cinayete dönüştüğü noktadır.


Önce kıskançlık vardır.


Sonra:


“Seni mutlaka öldüreceğim.”


tehdidi gelir.


Kardeşi onu takvaya çağırır.


Şiddete aynı şekilde karşılık vermeyeceğini söyler.


Yaptığı kötülüğün sorumluluğunu hatırlatır.


Fakat bütün bu uyarılara rağmen saldırgan kardeş geri dönmez.


Ayet şöyle bildirir:


“Nefsi onu kardeşini öldürmeye itti; o da onu öldürdü ve böylece kaybedenlerden oldu.”


Buradaki en çarpıcı noktalardan biri, Kur’an’ın cinayetten önce insanın iç dünyasında gerçekleşen sürece dikkat çekmesidir.


1️⃣ “Nefsi Onu Kardeşini Öldürmeye İtti” Ne Demektir ❓


Ayette insanın nefsi öne çıkarılır.


Buradaki anlam, insanın içindeki arzu ve eğilimlerin cinayeti ona kolaylaştırmasıdır.


Başlangıçta kardeşini öldürmek korkunç bir düşüncedir.


Fakat insan aynı düşünceyi içinde sürekli beslediğinde kötülüğü kendi zihninde normalleştirebilir.


Böylece vicdanın başlangıçta reddettiği şey giderek yapılabilir görünmeye başlar.


2️⃣ Nefs Nedir ❓


“Nefs” Kur’an’da farklı bağlamlarda insanın:


kendisi,


benliği,


istekleri,


iç dünyası


ve bazı durumlarda kontrol edilmesi gereken arzuları


anlamlarında kullanılabilir.


Nefs kendi başına yalnızca “kötülük” demek değildir.


Ancak insanın arzuları ahlaki sınırların önüne geçtiğinde nefs yanlışı meşrulaştıran bir güce dönüşebilir.


3️⃣ Nefs Bir İnsanı Zorla Günaha mı Sürükler ❓


Hayır.


Ayet insanın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.


“Nefsi onu teşvik etti” denilir ama ardından:


“O da kardeşini öldürdü.”


buyrulur.


Yani içsel bir dürtü vardır fakat nihai eylemi gerçekleştiren yine insandır.


Bu ayrım çok önemlidir:


Arzu başka şeydir, seçim başka şeydir.


4️⃣ İnsan Kötülüğü Kendisine Nasıl Kabul Ettirir ❓


Büyük kötülüklerin öncesinde çoğu zaman zihinsel gerekçelendirme vardır.


İnsan şöyle düşünebilir:


“Bunu hak etti.”


“Benim başka seçeneğim yok.”


“Beni buna o zorladı.”


“Zaten suçlu olan o.”


Bu tür düşünceler tekrarlandıkça kişi kendi davranışını haklı görmeye başlayabilir.


Mâide 30’un “nefsi ona bunu kolaylaştırdı” anlamı, insanın kendi kötülüğünü zihninde makulleştirebilmesini düşündürür.


5️⃣ Kıskançlık Cinayete Nasıl Kadar Büyüyebildi ❓


Kıssanın başında çok basit görünen bir mesele vardır:


İki kardeş kurban sunar.


Birinden kabul edilir, diğerinden edilmez.


Kurbanı kabul edilmeyen kişinin önünde iki seçenek bulunur:


Kendisini düzeltmek


veya


kardeşini suçlamak.


O ikinci yolu seçer.


Kıskançlık zamanla öfkeye, öfke tehdide ve tehdit de cinayete dönüşür.


6️⃣ Burada Asıl Sorun Kurbanın Kabul Edilmemesi midir ❓


Hayır.


Asıl sorun buna verilen tepkidir.


Bir başarısızlık insanı mutlaka kötü biri yapmaz.


Bir reddedilme de insanı zorunlu olarak saldırgan hâle getirmez.


Kritik nokta insanın şu soruya verdiği cevaptır:


“Başarısız olduğumda ne yapacağım?”


Kendi eksikliğini mi düzeltecek?


Yoksa başarılı gördüğü kişiyi mi yok etmeye çalışacak?


7️⃣ “O da Kardeşini Öldürdü” İfadesinin Sadeliği Neden Çarpıcıdır ❓


Kur’an cinayet anını uzun ve dramatik ayrıntılarla anlatmaz.


Sadece:


“Onu öldürdü.”


der.


Bu sadelik olayın ağırlığını daha da artırır.


Bir insanın hayatı sona ermiştir.


Bir kardeş diğer kardeşi öldürmüştür.


Ve artık geri döndürülemeyecek bir sınır aşılmıştır.


8️⃣ Kur’an Neden Cinayetin Nasıl İşlendiğini Anlatmaz ❓


Çünkü kıssanın amacı cinayetin teknik ayrıntılarını anlatmak değildir.


Önemli olan:


cinayete götüren içsel süreç


ve


cinayetten sonra ortaya çıkan ahlaki sonuçtur.


Kur’an çoğu kıssada olayın bütün tarihsel ayrıntılarını vermek yerine, insanın ders çıkarması gereken noktaya odaklanır.


9️⃣ Bu İnsanlık Tarihindeki İlk Cinayet midir ❓


İslam geleneğinde Âdem’in iki oğlunun bu kıssası genellikle ilk insan öldürme olayı olarak anlatılmıştır.


Kur’an kıssayı Âdem’in iki oğlu üzerinden sunduğu için geleneksel yorum bu yöndedir.


Ancak Kur’an yine isimler ve ayrıntılar yerine olayın ahlaki anlamına yoğunlaşır.


🔟 “Kaybedenlerden Oldu” Ne Anlama Gelir ❓


Ayet cinayetin ardından:


“Böylece kaybedenlerden oldu.”


der.


İlginç olan şudur:


Saldırgan kardeş muhtemelen kardeşini ortadan kaldırarak bir şey kazanacağını düşünmüştür.


Fakat Kur’an tam tersini söyler:


Kazanan değil, kaybeden oldu.


Bu, kötülüğün temel yanılgılarından biridir.


İnsan bazen zarar vererek kazanacağını düşünür ama aslında kendisini kaybeder.


1️⃣1️⃣ Kardeşini Öldüren Kişi Neyi Kaybetti ❓


Birçok şey kaybetmiş olarak düşünülebilir.


Kardeşini kaybetti.


Masumiyetini kaybetti.


Vicdan huzurunu kaybetti.


Allah’a karşı ağır bir sorumluluk yüklendi.


Kardeşlik bağını yok etti.


Ve biraz sonra göreceğimiz üzere yaptığı şey karşısında ne yapacağını bilemez hâle geldi.


Bu nedenle kayıp yalnızca ahiretle ilgili değildir.


Cinayet, dünyadaki insanı da içten parçalar.


1️⃣2️⃣ İnsan Başkasını Yok Ederek Kazanabilir Mi ❓


Kıssanın cevabı açıktır:


Hayır.


Kıskandığı insanı ortadan kaldırmak kişinin kendi değerini artırmaz.


Başkasının başarısını yok etmek başarısızı başarılı yapmaz.


Başkasının sahip olduğu şeyi elinden almak insanın içindeki eksikliği otomatik olarak gidermez.


Haset tam da bu nedenle mantıksal bir yanılgıdır.


Başkasının kaybını kendi kazancı sanır.


1️⃣3️⃣ Cinayetin Kökünde Neden Haset Vardır ❓


Haset yalnızca:


“Keşke bende de olsa.”


demek değildir.


Daha ileri biçiminde:


“Onda olmasın.”


duygusuna dönüşür.


İşte tehlike burada başlar.


İnsan artık kendi gelişimini istemek yerine karşısındaki kişinin kaybetmesini istemektedir.


Mâide 30 bu duygunun kontrol edilmediğinde ne kadar yıkıcı olabileceğini gösterir.


1️⃣4️⃣ Vicdan Kötülükten Önce İnsanı Uyarır Mı ❓


Çoğu zaman insan yaptığı şeyin yanlış olduğunu hissedebilir.


Fakat kişi sürekli olarak kendi arzusunu savunursa bu uyarıyı bastırabilir.


Yanlış ilk seferde ağır gelir.


Tekrarlanan gerekçelendirmeler ise onu kolaylaştırabilir.


Bu nedenle ahlaki mücadele çoğu zaman eylemden çok daha önce, insanın kendi zihninde başlar.


1️⃣5️⃣ Büyük Suçları Önlemek İçin Küçük Duyguları Ciddiye Almak Gerekir Mi ❓


Evet.


Kıssanın önemli mesajlarından biri budur.


Cinayetle başlamaz.


Kıskançlıkla başlar.


Sonra öfke gelir.


Sonra kardeş suçlanır.


Sonra tehdit edilir.


En sonunda öldürülür.


Bu nedenle insanın içinde büyüttüğü;


kin,


haset,


nefret


ve intikam duyguları küçümsenmemelidir.


Kontrol edilmeyen küçük bir duygu, büyük bir davranışa dönüşebilir.


1️⃣6️⃣ İnsan Günahından Önce Kendi İçinde mi Yenilir ❓


Bu ayet böyle bir okumaya oldukça açıktır.


Cinayet dışarıda gerçekleşmeden önce saldırgan kardeşin içinde bir mücadele yaşanır.


Nefsi cinayeti ona kolaylaştırır.


Sonunda içindeki yanlış düşünceyi kabul eder.


Ardından fiil gelir.


Bu açıdan birçok ahlaki yenilginin ilk sahnesi dış dünyada değil, insanın kendi içinde yaşanır.


1️⃣7️⃣ Mâide 27’den 30’a Kadar Nasıl Bir Süreç Yaşandı ❓


Bu dört ayet birlikte okunduğunda çok net bir psikolojik zincir görülür:


Mâide 27:


Kurban kabul edilmez ve haset başlar.


Mâide 28:


Mağdur kardeş şiddete aynı şekilde karşılık vermeyeceğini söyler.


Mâide 29:


Saldırgana günahının sonucu hatırlatılır.


Mâide 30:


Nefis kötülüğü güzel gösterir ve cinayet gerçekleşir.


Bu zincir bize büyük suçların çoğu zaman bir anda ortaya çıkmadığını gösterir.


1️⃣8️⃣ Günümüzde Bu Ayetin Karşılığı Nedir ❓


Cinayet ayetin en uç örneğidir.


Fakat aynı psikoloji daha küçük ölçekte bugün de görülebilir.


Birinin başarısını kıskanıp onu kötülemek,


iş arkadaşını sabote etmek,


rakibin itibarını yok etmeye çalışmak,


başkasının mutluluğunu hazmedememek,


başarılı kişiyi aşağı çekmeye çalışmak...


Bütün bunların altında aynı tehlikeli düşünce bulunabilir:


“O kaybederse ben kazanırım.”


Mâide 30 ise bu mantığın sonunda kaybın saldırgana döndüğünü gösterir.


1️⃣9️⃣ Mâide Suresi 30. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor ❓


Mâide Suresi 30. ayet, insanın iç dünyasındaki kötülüğün nasıl gerçek bir eyleme dönüşebildiğini son derece kısa fakat sarsıcı bir cümleyle anlatır:


“Nefsi ona kardeşini öldürmeyi kolaylaştırdı.”


Belki de ayetin en ürpertici noktası budur.


Çünkü insan kötülüğü her zaman:


“Ben kötü bir şey yapıyorum.”


diyerek yapmaz.


Bazen onu kendisine haklı gösterir.


Kendi öfkesine gerekçe bulur.


Kıskançlığını adalet sanır.


İntikamını hak olarak görür.


Sonra bir gün daha önce asla yapmayacağını düşündüğü şeyi yapabilir.


İşte nefsin tehlikesi burada ortaya çıkar:


Kötülüğün adını değiştirebilir.


Haseti “haklı öfke” yapabilir.


Kibri “onur” yapabilir.


İntikamı “adalet” diye gösterebilir.


Bu nedenle insanın yalnızca davranışlarını değil, davranışlarından önce kurduğu iç gerekçeleri de sorgulaması gerekir.


Ayetin sonunda ise tek kelimeyle bütün trajedi özetlenir:


Kaybetti.


Kardeşini öldürerek kazanacağını düşündü.


Ama Kur’an onu galip ilan etmedi.


Kaybeden ilan etti.


Çünkü gerçek kayıp bazen sahip olduğumuz bir şeyi yitirmek değildir.


İnsan bazen öfkesine teslim olduğunda kendi insanlığından bir parçayı kaybeder.


“Mâide Suresi 30. ayet, kötülüğün en tehlikeli anının yapıldığı an değil, insana doğruymuş gibi görünmeye başladığı an olduğunu gösterir. İnsan başkasını yok ederek kazandığını sanabilir; fakat nefsinin karanlığına teslim olduğu anda asıl kaybeden çoğu zaman kendisidir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt