Mâide Suresi 31. Ayette “Allah, Kardeşinin Cesedini Nasıl Örteceğini Göstermek İçin Yeri Eşelen Bir Karga Gönderdi; O da ‘Yazıklar Olsun Bana! Şu Karga Kadar Olup da Kardeşimin Cesedini Örtmekten Âciz miyim?’ Dedi ve Pişman Olanlardan Oldu” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Mâide Suresi 31. ayet, insanın bazen büyük bir kötülük yaptıktan sonra en basit hakikati bir hayvandan öğrenmek zorunda kalabileceğini anlatır. Karga toprağı eşelerken yalnızca bir cesedin nasıl örtüleceğini değil, cinayetin ardından insanın içine çöken ağır pişmanlığı da görünür hâle getirir.”
Ersan Karavelioğlu
Mâide Suresi 31. ayet, Âdem’in iki oğlunun kıssasında cinayetten sonraki sarsıcı sahneyi anlatır.
Kardeşini öldüren kişi artık istediğini gerçekleştirmiştir.
Fakat hemen ardından çok farklı bir gerçekle karşılaşır:
Öldürdüğü kardeşinin cesedi karşısında ne yapacağını bilemez.
Bunun üzerine Allah, toprağı eşeleyen bir karga gönderir.
Karga, başka bir karganın cesedini veya toprağı eşeleyerek gömme biçimini gösterir ve katil kardeş bundan bir şey öğrenir.
Ardından:
“Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten âciz miyim?”
der.
Ve ayet şu sarsıcı ifadeyle sona erer:
“Böylece pişman olanlardan oldu.”
Allah Neden Bir Karga Gönderdi
Ayet özellikle bir kargadan söz eder.
Karga yeri eşeleyerek katil kardeşe kardeşinin cesedini nasıl gizleyebileceğini veya toprağa verebileceğini gösterir.
Buradaki sahne son derece çarpıcıdır.
İnsan büyük bir akıl ve irade sahibi olduğunu düşünürken, yaptığı cinayetin ardından ne yapacağını bilemez.
Ve sonunda bir hayvandan öğrenir.
Bu, insanın kibri açısından güçlü bir kırılmadır.
Karga Neden Seçilmiş Olabilir
Kur’an bunun neden özellikle karga olduğunu açıklamaz.
Bu nedenle kesin gerekçeler üretmek doğru değildir.
Fakat kargaların toprağı eşeleme ve çeşitli karmaşık davranışlar gösterme özellikleri düşünüldüğünde anlatının sahnesi oldukça anlamlıdır.
Ayet açısından önemli olan kuş türünün biyolojisinden çok şu olaydır:
İnsan bilmediği bir şeyi başka bir canlıyı gözlemleyerek öğrenmiştir.
İnsan Bir Hayvandan Öğrenebilir Mi
Elbette.
İnsanlık tarihindeki birçok bilgi doğanın gözlemlenmesiyle gelişmiştir.
Hayvanların;
yuva yapması,
avlanması,
haberleşmesi,
yön bulması
ve çevreye uyum sağlaması
insanlara çeşitli fikirler vermiştir.
Mâide 31, çok eski bir anlatı içinde gözlem yoluyla öğrenmenin güçlü bir örneğini sunar.
“Yeri Eşeliyordu” İfadesi Ne Anlama Gelir
Karga toprağı kazmakta veya eşelemektedir.
Bu hareket katil kardeşe cesedin toprakla örtülebileceğini gösterir.
Burada ilk bakışta çok basit görünen bir davranış vardır.
Fakat cinayet işlemiş insan için bu basit hareket büyük bir keşfe dönüşür.
Çünkü o ana kadar karşısında daha önce hiç çözmek zorunda kalmadığı bir problem vardır:
Ölümün bedeniyle ne yapılacaktır?
Ayette İlk Defa Defin mi Öğretiliyor
Geleneksel yorumlarda bu olay insanlığın ilk defin örneği olarak değerlendirilmiştir.
Çünkü kıssa Âdem’in iki oğluyla ilişkilendirilir ve öldürülen kardeşin cesedinin ne yapılacağının bilinmediği anlatılır.
Ancak Kur’an’ın temel amacı defin tarihini öğretmek değildir.
Asıl amaç cinayetin ardından ortaya çıkan çaresizliği ve pişmanlığı göstermektir.
İnsan Ölümle Karşılaşınca Neden Şaşkına Düşer
Ölüm insanın bütün gücünün sınırını gösterir.
Biraz önce konuşan, hareket eden ve yaşayan kişi artık sessizdir.
Cinayeti işleyen kardeş belki öfke sırasında yalnızca:
“Onu ortadan kaldıracağım.”
diye düşünmüştü.
Fakat cinayet gerçekleştikten sonra ölümün gerçekliğiyle yüzleşmek zorunda kalır.
Öfkenin birkaç dakikalık kararı artık geri dönüşü olmayan bir beden olarak önündedir.
Cinayet İşlemek İle Cinayetin Sonucuyla Yüzleşmek Arasında Ne Fark Vardır
Öfke anında insan geleceği düşünmeyebilir.
Sadece o anki duygusuna odaklanabilir.
Fakat eylem bittikten sonra sonuç kalır.
Kardeşini öldüren kişi artık öfkesini dindirmiş olabilir.
Ama kardeşi geri gelmez.
İşte bu nedenle büyük yanlışların en korkunç taraflarından biri şudur:
Duygu geçer, sonuç kalır.
“Kardeşimin Cesedini Nasıl Örteceğimi Göstermek İçin” Ne Demektir
Ayette ölümden sonra insan bedenine gösterilecek bir saygı biçimi de görülür.
Ceset açıkta bırakılmaz.
Toprakla örtülür.
İnsan öldüğünde bedeni bile tamamen değersizleşmiş kabul edilmez.
Defin geleneği insanlık kültürünün en eski uygulamalarından biridir ve ölüye karşı saygı, mahremiyet ve veda anlamı taşır.
Cesedin Örtülmesi Neden Önemlidir
İnsan bedeni yalnızca yaşayan kişiye ait biyolojik bir nesne olarak görülmez.
Ölümden sonra da belirli bir saygı gösterilir.
Bedeni korumak,
örtmek,
defnetmek
ve onu hayvanların veya çevresel etkilerin ortasında bırakmamak
insan onuruyla ilişkilendirilebilir.
Kıssada cinayet işleyen kardeş bunu bile bir kargadan öğrenmek zorunda kalır.
“Yazıklar Olsun Bana!” Sözü Ne Anlama Gelir
Arapça ifadede güçlü bir kendini kınama ve pişmanlık vardır.
Kişi artık yaptığı eylemin ardından kendisine bakar.
Daha önce suçun merkezine kardeşini koymuştu.
Şimdi ise ilk defa:
“Ben ne yaptım?”
sorusuna yaklaşmaktadır.
Bu dönüş çok önemlidir.
Çünkü ahlaki farkındalık çoğu zaman insanın başkalarını suçlamayı bırakıp kendisine bakmasıyla başlar.

“Şu Karga Kadar Olamadım mı?” Ne Anlama Gelir
Bu cümle büyük bir aşağılanma ve kendini sorgulama anıdır.
İnsan akıl sahibi olduğunu düşünür.
Fakat şimdi bir karganın bildiğini bile bilememiştir.
Bu nedenle aslında yalnızca:
“Nasıl gömeceğimi bilemedim.”
dememektedir.
Daha derinde:
“Ben ne hâle geldim?”
sorusunu hissettiren bir ifade vardır.

Karganın Bilmesi İnsanın Bilmemesi Ne Söyler
Ayet insanın mutlak anlamda her şeyi bilen bir varlık olmadığını hatırlatır.
İnsan öğrenmek zorundadır.
Doğadan öğrenebilir.
Başka insanlardan öğrenebilir.
Deneyimden öğrenebilir.
Hatta kendisinden daha aşağı gördüğü bir canlıdan bile öğrenebilir.
Bu nedenle bilgi sahibi olmak insanı kibirli değil, daha mütevazı yapmalıdır.

Ayetteki Pişmanlık Gerçek Bir Tövbe Midir
Ayet onun pişman olanlardan olduğunu bildirir.
Fakat bu pişmanlığın tam anlamıyla tövbe olup olmadığı konusunda yorumcular farklı değerlendirmelerde bulunmuştur.
Çünkü insan yaptığı şeyin sonucundan pişman olabilir ama bu her zaman ahlaki dönüşüm anlamına gelmez.
Örneğin:
Suç işlediğine pişman olmak başka,
yakalandığına pişman olmak başkadır.
Gerçek tövbe, yalnızca sonuçtan rahatsız olmak değil, yanlışın kendisinden dönmeyi gerektirir.

Pişmanlık İle Tövbe Arasında Ne Fark Vardır
Pişmanlık tövbenin önemli başlangıçlarından biridir.
İnsan önce:
“Yanlış yaptım.”
demelidir.
Fakat tövbe bunun ötesine geçer.
Yanlışı terk etmek,
Allah’a yönelmek,
mümkünse zararı telafi etmek
ve aynı yanlışa dönmemeye karar vermek
gibi unsurlar içerir.
Bu nedenle her pişmanlık otomatik olarak tamamlanmış bir tövbe değildir.

Neden Pişmanlık Cinayetten Önce Gelmedi
İşte kıssanın büyük trajedisi budur.
Cinayetten önce kardeşi onu uyarmıştı.
Takvayı hatırlatmıştı.
Cinayetin sonucunu söylemişti.
Fakat saldırgan o anda dinlememişti.
Cinayet gerçekleştikten sonra ise pişmanlık gelir.
Bu bize çok önemli bir ders verir:
Bazı pişmanlıklar sonucu geri çeviremez.
Bu yüzden düşünmek için en doğru zaman çoğu kez eylemden öncedir.

Öfke Geçince İnsan Neden Farklı Düşünür
Yoğun öfke sırasında insanın dikkati daralabilir.
O anda yalnızca:
kırgınlığı,
haksızlığa uğradığı düşüncesi
ve intikam arzusu
öne çıkabilir.
Öfke geçince ise sonuçlar görünür hâle gelir.
Bu nedenle insanın büyük kararları yoğun öfke sırasında vermemesi çok değerlidir.
Çünkü öfke geçebilir ama yapılan eylem geri alınamayabilir.

Mâide 27’den 31’e Kadar Nasıl Bir Süreç Yaşandı
Bu ayetler birlikte insan kötülüğünün adım adım gelişimini gösterir.
Mâide 27:
Haset doğar.
Mâide 28:
Öldürme tehdidine karşı ahlaki sınır gösterilir.
Mâide 29:
Cinayetin sorumluluğu hatırlatılır.
Mâide 30:
Nefis cinayeti kolaylaştırır ve kardeş öldürülür.
Mâide 31:
Gerçeklikle yüzleşme ve pişmanlık gelir.
Bu sıralama son derece öğreticidir.
Duygu → düşünce → gerekçelendirme → eylem → sonuç → pişmanlık.

Ayetin Günümüz İçin En Büyük Psikolojik Dersi Nedir
İnsan bazen birkaç dakikalık öfkeyle hayatının yıllarını değiştirebilir.
Bir yumruk,
bir silah,
bir araçla saldırı,
bir öfke patlaması...
Birkaç saniye içinde gerçekleşebilir.
Fakat sonuç;
ölüm,
hapis,
ailelerin yıkılması
ve yıllarca süren pişmanlık
olabilir.
Mâide 31’in kıssası binlerce yıl öncesine ait olsa da insan psikolojisi açısından mesajı hâlâ son derece günceldir:
Bir anlık öfkeye ömürlük karar verme yetkisi verme.

Mâide Suresi 31. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor
Mâide Suresi 31. ayetin görüntüsü unutulması zor bir görüntüdür:
Bir tarafta kardeşinin cesedinin başında duran insan.
Diğer tarafta toprağı eşeleyen bir karga.
Cinayetten önce saldırgan kendisini güçlü sanıyordu.
Kardeşini ortadan kaldırabilecek kadar güçlü...
Fakat cinayetten sonra bir cesetle ne yapacağını bilemeyecek kadar çaresizdir.
Ve bir kargaya bakıp öğrenmek zorunda kalır.
İşte kötülüğün büyük yanılgısı burada ortaya çıkar:
İnsan kötülük yaparken kendisini güçlü hissedebilir.
Ama yaptığının sonucuyla yüzleştiğinde aslında ne kadar güçsüz olduğunu anlayabilir.
Kardeşi artık geri gelmeyecektir.
Kurban meselesi önemini kaybetmiştir.
Kıskançlığın sebebi anlamsızlaşmıştır.
Geriye yalnızca ölüm ve pişmanlık kalmıştır.
Bu nedenle ayetteki:
“Böylece pişman olanlardan oldu.”
cümlesi son derece ağırdır.
Çünkü bazı şeyleri anlamak için çok geç kalınabilir.
Kıssa insana şunu öğretir:
Kızgınken dur.
Kıskanırken kendini sorgula.
Nefret büyürken onu fark et.
Kötülüğü kendine haklı göstermeye başladığında özellikle dikkat et.
Çünkü insanın gerçek başarısı cinayetten sonra nasıl defin yapılacağını öğrenmek değil, cinayetten önce elini durdurabilmektir.
Ve belki de karganın verdiği en büyük ders toprağın nasıl kazılacağı değildir.
Asıl ders şudur:
Doğa bazen insana kendi insanlığını yeniden hatırlatabilir.
“Mâide Suresi 31. ayette insan, kardeşini öldürdükten sonra bir karganın öğrencisi olur. Çünkü öfke ona öldürmeyi öğretmiş ama ölümün ağırlığını öğretmemiştir. Gerçek bilgelik, pişman olduktan sonra ne yapılacağını bilmekten önce, pişman olunacak şeyi yapmamayı başarabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu