📖 Mâide Suresi 14. Ayette “Biz Hristiyanız Diyenlerden de Söz Almıştık; Fakat Onlar Kendilerine Hatırlatılanların Bir Kısmını Unuttular” İfadesi

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,376
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Mâide Suresi 14. Ayette “Biz Hristiyanız Diyenlerden de Söz Almıştık; Fakat Onlar Kendilerine Hatırlatılanların Bir Kısmını Unuttular” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Mâide Suresi 14. ayet, bir topluluğun kendisini hangi isimle tanımladığından çok, kendisine verilen ilahî sorumluluğa ne kadar sadık kaldığını sorgular. İnanç adı tek başına yeterli değildir; ahdin yaşanması gerekir.”
Ersan Karavelioğlu

Mâide Suresi 14. ayet, bir önceki ayette İsrailoğullarıyla ilgili anlatılan ahit ve unutma temasını bu kez “Biz Hristiyanız” diyen topluluklar üzerinden devam ettirir.


Ayetin temel mesajı, belirli bir dini kimliğe sahip olmanın tek başına yeterli olmadığıdır.


Allah ile yapılan sözün;


hatırlanması,


korunması



ve hayata geçirilmesi gerekir.


Ayet ayrıca bu ahdin unutulmasının insanlar arasında düşmanlık ve kin doğurabileceğine dikkat çeker.


1️⃣ “Biz Hristiyanız Diyenlerden de Söz Almıştık” Ne Demektir ❓


Ayet, Hristiyan topluluklardan da bir misak, yani ciddi bir söz alındığını bildirir.


Bu söz Allah’a bağlılık, ilahî mesajı koruma ve peygamberlerin getirdiği hakikate sadakat çerçevesinde anlaşılır.


Burada önemli olan yalnızca:


“Biz Hristiyanız.”


demek değildir.


Asıl mesele, bu kimliğin gerektirdiği ahlaki ve dini sorumluluğu yerine getirmektir.


2️⃣ Ayette Neden “Biz Hristiyanız Diyenler” İfadesi Kullanılır ❓


Bu ifade dikkat çekicidir.


Kur’an yalnızca bir isim veya aidiyet üzerinde durmaz.


Bir insan kendisini bir dine mensup olarak tanımlayabilir.


Fakat Kur’an’ın temel sorusu şudur:


Bu aidiyet insanın hayatında neye dönüşüyor?


Yani isim ile davranış arasında uyum aranır.


3️⃣ Hristiyanlık Kur’an’da Nasıl Ele Alınır ❓


Kur’an Hristiyanlardan tek biçimli bir topluluk olarak söz etmez.


Bazı ayetlerde eleştiri vardır.


Bazı ayetlerde ise içlerinde;


samimi,


tevazu sahibi,


ibadete yönelen


ve hakikate açık insanların bulunduğu belirtilir.


Bu nedenle Mâide 14’teki eleştiriyi bütün dönemlerde yaşamış bütün Hristiyanlara yönelik değişmez bir hüküm olarak okumak doğru olmaz.


Eleştiri özellikle ahdi unutma ve vahiyden uzaklaşma davranışına yöneliktir.


4️⃣ “Kendilerine Hatırlatılanların Bir Kısmını Unuttular” Ne Anlama Gelir ❓


Buradaki “unutma” yalnızca hafıza kaybı değildir.


İnsan bir öğretiyi biliyor olabilir ama artık uygulamıyor olabilir.


Bir değer metinde durabilir fakat toplumun hayatından silinebilir.


Bu durumda o değer adeta unutulmuş olur.


Ayet bu nedenle bilgi ile hayat arasındaki kopuşa dikkat çeker.


5️⃣ İnsan Dini Bir Öğretiyi Nasıl Unutabilir ❓


Bu unutma yavaş yavaş gerçekleşebilir.


Önce bir ilke önemsenmez.


Sonra uygulanmaz.


Daha sonra yeni alışkanlıklar onun yerini alır.


Bir süre sonra insanlar eski ilkenin neden var olduğunu bile hatırlamaz hâle gelebilir.


Bu yalnızca geçmiş toplumların değil, her dini topluluğun karşılaşabileceği bir tehlikedir.


6️⃣ Ayetin Eleştirisi Sadece Hristiyanlara mı Yöneliktir ❓


Doğrudan ayetin muhatabı belirli Hristiyan topluluklardır.


Fakat Kur’an’ın anlatım yöntemi geçmiş toplulukların hatalarını aktarırken mevcut muhataplarına da ders verir.


Dolayısıyla Müslüman da bu ayeti okurken:


“Onlar ne yaptı?”


sorusuyla yetinmemelidir.


Şunu da sormalıdır:


“Ben bana hatırlatılan şeylerin ne kadarını hayatımda koruyorum?”


7️⃣ Dini Kimlik Neden Tek Başına Yeterli Değildir ❓


Bir insan kendisini;


Müslüman,


Hristiyan,


Yahudi


veya başka bir dini kimlikle tanımlayabilir.


Fakat bir isim, insanın ahlaki davranışını otomatik olarak belirlemez.


Kur’an sürekli olarak;


iman,


amel,


adalet,


merhamet


ve sadakat


arasındaki ilişkiyi vurgular.


Bu nedenle din adı bir başlangıç olabilir ama ahlaki sorumluluğun yerine geçmez.


8️⃣ “Aralarına Kıyamete Kadar Düşmanlık ve Kin Saldık” Ne Anlama Gelir ❓


Ayetin en güçlü ifadelerinden biri budur.


Ahdin unutulmasının sonucunda insanlar arasında düşmanlık ve kin ortaya çıktığı belirtilir.


Bu ifade, dini hakikatin parçalanmasıyla toplumsal parçalanma arasında bir ilişki kurar.


Ortak ahlaki merkez kaybolduğunda insanlar kendi yorumlarını mutlaklaştırabilir.


Bu da çatışmaya dönüşebilir.


9️⃣ Buradaki Düşmanlık Hangi Tür Çatışmalara İşaret Edebilir ❓


Tarih boyunca Hristiyan toplulukların kendi içlerinde;


teolojik ayrılıklar,


mezhep tartışmaları,


kilise otoritesi sorunları


ve siyasi çatışmalar


yaşadığı bilinmektedir.


Ayet bu tür bölünmeleri daha geniş bir ahlaki çerçevede değerlendirmeye imkân verir.


Ancak her tarihsel çatışmayı doğrudan bu ayetin tek bir açıklamasına indirgemek doğru olmaz.


🔟 Dini Ayrılık Neden Kolayca Düşmanlığa Dönüşebilir ❓


İnsan kendi yorumunu yalnızca doğru değil, tek mümkün doğru olarak gördüğünde diğerlerini tehdit olarak algılamaya başlayabilir.


Bir noktadan sonra tartışılan şey hakikat olmaktan çıkar.


Kimlikler çatışmaya başlar.


“Benim grubum” ile “senin grubun” arasındaki ayrım büyür.


Ayetin uyarısı bu açıdan son derece günceldir:


Dini aidiyet, ahlakı güçlendirmesi gerekirken düşmanlığın aracına dönüşebilir.


1️⃣1️⃣ Mezhep Ayrılıkları Bu Ayetin Kapsamında Düşünülebilir Mi ❓


Ayet belirli tarihsel bir bağlamda Hristiyan toplulukları anlatır.


Ancak genel ilke mezhep çatışmalarına da uygulanabilecek bir uyarı taşır.


İnsanlar aynı Tanrı’ya inandıklarını söylerken birbirlerine düşman olabiliyorlarsa temel ahlaki mesaj üzerinde düşünmek gerekir.


Din insanı;


merhamete,


adalete


ve doğruluğa


yaklaştırması gerekirken tam tersine nefret üretiyorsa ciddi bir sorun vardır.


1️⃣2️⃣ “Kin” Neden Özellikle Belirtilmiştir ❓


Düşmanlık dışarıdaki çatışmayı ifade edebilir.


Kin ise insanın içinde taşıdığı kalıcı öfkeyi anlatır.


İnsan bir çatışmayı bitirebilir ama kini yıllarca taşıyabilir.


Bu nedenle ayet yalnızca dış davranışla değil, iç dünyanın bozulmasıyla da ilgilenir.


Dini çatışmaların en tehlikeli sonuçlarından biri, nesilden nesile aktarılan kalıcı nefret olabilir.


1️⃣3️⃣ Din İnsanları Birleştirmesi Gerekirken Neden Bazen Bölebilir ❓


Sorun her zaman dinin kendisinden kaynaklanmaz.


İnsan dini;


iktidar,


çıkar,


kimlik,


üstünlük


ve grup aidiyeti


için kullanabilir.


Böyle olduğunda dinin ahlaki özü geri plana düşer.


Mâide 14’ün “kendilerine hatırlatılanın bir kısmını unuttular” ifadesi tam da bunu düşündürür:


Öz unutulunca biçim kalabilir.


1️⃣4️⃣ Bir Dinin Özünü Unutmak Ne Demektir ❓


Bir toplum ibadetlerini sürdürebilir.


Dini isimlerini koruyabilir.


Kutsal yapılarını ayakta tutabilir.


Fakat;


adaleti,


merhameti,


dürüstlüğü,


emanete sadakati


ve insan onurunu


kaybedebilir.


Bu durumda dinin dış biçimi varlığını sürdürürken ahlaki özü zayıflayabilir.


Ayetin uyarısı bu açıdan çok derindir.


1️⃣5️⃣ “Allah Onlara Yaptıklarını Bildirecektir” Ne Demektir ❓


Ayetin sonunda:


“Allah yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir.”


anlamındaki ifade gelir.


Bu, ahiret hesabına işaret eder.


İnsan dünyada kendi davranışlarını farklı biçimlerde açıklayabilir.


Kendini haklı gösterebilir.


Başkasını suçlayabilir.


Fakat Kur’an’a göre nihai değerlendirmede gerçek bütün yönleriyle ortaya çıkacaktır.


1️⃣6️⃣ İnsan Kendi Yaptığını Gerçekten Göremeyebilir Mi ❓


Evet.


İnsan çoğu zaman davranışlarını kendi bakış açısından değerlendirir.


Kendi grubunun hatalarını küçültebilir.


Karşı tarafın hatalarını büyütebilir.


Kendi saldırganlığını savunma,


kendi çıkarını adalet,


kendi öfkesini haklı tepki


olarak görebilir.


Nihai hesap düşüncesi insana şu soruyu sordurur:


Ben kendime anlattığım hikâyenin dışında gerçekten ne yaptım?


1️⃣7️⃣ Mâide 13 ve 14 Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır ❓


Mâide 13’te İsrailoğullarından bazı kesimlerin;


ahdi bozması,


kalplerinin katılaşması


ve kendilerine hatırlatılanların bir bölümünü unutması


anlatılmıştı.


Mâide 14’te benzer bir tema Hristiyan topluluklarla devam eder.


Bu paralellik önemli bir mesaj verir:


Ahdin bozulması belirli bir topluluğa özgü insanî bir sorun değildir.


Her topluluk bu tehlikeyle karşılaşabilir.


1️⃣8️⃣ Müslümanlar Bu Ayetten Kendileri İçin Ne Ders Çıkarmalıdır ❓


En önemli derslerden biri başkalarının hatalarını okuyup kendini otomatik olarak doğru tarafta görmemektir.


Müslüman da kendisine şunları sorabilir:


Kur’an’ın adalet emrini ne kadar koruyorum?


Merhameti unuttum mu?


Sözlerime sadık mıyım?


Din adına kin üretiyor muyum?


Kendi grubumu hakikatin önüne geçiriyor muyum?


Bu sorular sorulmadığında geçmiş toplumlara yönelik eleştiriler yalnızca başkasını suçlama aracına dönüşebilir.


1️⃣9️⃣ Mâide Suresi 14. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor ❓


Mâide Suresi 14. ayetin en büyük uyarılarından biri şudur:


Bir dini ismi taşımak, o dinin ahlakını taşıdığımız anlamına gelmez.


İnsan kendisini güçlü biçimde bir inanç kimliğiyle tanımlayabilir.


Fakat eğer;


sözünü unutmuşsa,


adaleti terk etmişse,


merhameti kaybetmişse,


hakikati grup çıkarına göre parçalamışsa


ve dini kimliği düşmanlık üretmenin aracına dönüştürmüşse,


adı korunsa bile ruh kaybolabilir.


Ayet bu nedenle yalnızca geçmiş Hristiyan toplulukların tarihi hakkında konuşmaz.


Her inanç topluluğuna aynı tehlikeyi gösteren bir ayna gibi okunabilir.


Bir başka önemli mesaj ise düşmanlık ve kin hakkındadır.


İnsanlar kutsal değerleri taşıdıklarını söylerken birbirlerine karşı kalıcı nefret üretebilirler.


Bu büyük bir çelişkidir.


Çünkü dini hakikatin insanı daha adil, daha dürüst ve daha merhametli yapması beklenir.


Mâide 14 bu yüzden insana şu soruyu bırakır:


İnandığımız şey bizi gerçekten daha iyi bir insana mı dönüştürüyor, yoksa yalnızca ait olduğumuz grubun adını mı güçlendiriyor?


Ayetin derin uyarısı burada ortaya çıkar:


Hakikat unutulduğunda geriye yalnızca kimlik kalabilir; kimlik ahlaktan koparsa da kolayca çatışmaya dönüşebilir.


“Mâide Suresi 14. ayet, dini kimliğin en büyük sınavının adını korumak değil, özünü korumak olduğunu hatırlatır. İnsan kutsal bir ismi taşıyabilir; fakat adaleti, merhameti ve verdiği sözü unutursa isim kalır, anlam kaybolur.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt