İnsan Neden Sürekli Kıyas Yapar
Değersizlik, Ego, Sosyal Medya, Başarı Baskısı Ve İçsel Huzur Nasıl Etkilenir
“Kıyas, insanın kendi yolunu unutup başkasının gölgesinde değer aramaya başlamasıdır.”
— Ersan Karavelioğlu
İnsan neden sürekli kıyas yapar
Kıyas yapan insan sadece başkasına bakmaz; aslında kendine de acımasızca bakar. Başkasının başarısını kendi başarısızlığı, başkasının güzelliğini kendi eksikliği, başkasının mutluluğunu kendi mutsuzluğu, başkasının yükselişini kendi geride kalmışlığı gibi yorumlar.
Oysa hayat bir yarış pistinden ibaret değildir. Her insanın nasibi, zamanı, imtihanı, yarası, potansiyeli, çabası, başlangıç noktası ve yürümesi gereken yolu farklıdır.
Kıyas Nedir
Kıyas, insanın kendini başka bir insanla karşılaştırmasıdır. Bu karşılaştırma bazen yetenek, başarı, güzellik, para, makam, ilişki, aile, sosyal çevre, bilgi, görünürlük, takipçi, beğeni veya yaşam tarzı üzerinden yapılabilir.
Kıyas şu şekilde işler:
O neye sahip
Ben neye sahibim
O nerede
Ben neredeyim
O ne kadar seviliyor
Ben ne kadar görülüyorum
Kıyasın tamamen yok olması mümkün olmayabilir. İnsan sosyal bir varlıktır ve çevresindekileri fark eder. Fakat sağlıklı fark etme ile yıkıcı kıyas arasında büyük fark vardır.
Sağlıklı fark etme ilham verir.
Yıkıcı kıyas ise insanı eksiltir.
Kıyas, insanın kendi gelişimini görmek için sınırlı kullanılırsa faydalı olabilir. Fakat insan değerini sürekli başkasına göre belirlemeye başlarsa, kıyas iç dünyayı zehirlemeye başlar.
İnsan Neden Kıyas Yapar
İnsan kıyas yapar çünkü değerini, yerini ve yeterliliğini anlamaya çalışır. Başkalarına bakarak kendisinin nerede durduğunu ölçmek ister. Bu bazen öğrenme ve gelişme için doğal olabilir; fakat ego ve değersizlik duygusu devreye girdiğinde kıyas acı verici hâle gelir.
İnsan şu nedenlerle kıyas yapabilir:
Değerli olup olmadığını anlamak için.
Başarılı sayılıp sayılmadığını görmek için.
Geride kalıp kalmadığını kontrol etmek için.
Sevilmeye layık olup olmadığını hissetmek için.
Toplumun ölçülerine uyup uymadığını görmek için.
Kendi eksikliklerini başkasında tamamlanmış görmek için.
Kıyasın arkasında çoğu zaman şu sessiz soru vardır:
“Ben yeterli miyim
İnsan bu sorunun cevabını kendi içinden alamadığında, başkalarının hayatına bakarak cevap arar. Fakat başkasının hayatı, bizim değerimizin doğru ölçüsü değildir.
Kıyas Değersizlik Duygusuyla Nasıl Bağlantılıdır
Kıyasın en güçlü kaynaklarından biri değersizlik duygusudur. Kendi değerini içten hissedemeyen insan, başkalarının sahip olduklarını kendi eksikliğinin kanıtı gibi görmeye başlar.
Değersizlik duygusu şöyle konuşturur:
“O daha güzel, demek ki ben eksikim.”
“O daha başarılı, demek ki ben gerideyim.”
“O daha çok seviliyor, demek ki ben değersizim.”
“O daha çok kazanıyor, demek ki ben yetersizim.”
Bu düşünceler insanı içten içe yorar. Çünkü kıyasın ölçüsü hiç bitmez. İnsan birini geçse bile başka biri çıkar. Bir başarı elde etse bile başka bir eksik görünür. Bir takdir alsa bile daha fazlasını alan biri vardır.
Değersizlik duygusu iyileşmeden kıyas bitmez. Çünkü mesele başkasının neye sahip olduğu değil; insanın kendi varlığını yeterince değerli hissedememesidir.
Kendi değerini bilmeyen insan, başkasının değerini tehdit gibi görür.
Ego Kıyası Nasıl Besler
Ego, kendini özel, başarılı, üstün ve önemli hissetmek ister. Bu yüzden sürekli ölçer, karşılaştırır, hesaplar ve kendine bir yer arar. Ego için başkaları bazen kardeş değil, rakiptir.
Ego kıyası şu şekilde besler:
“O benden daha iyi olmamalı.”
“Ben geride görünmemeliyim.”
“Beni geçerlerse değerim azalır.”
“Ben daha üstün olmalıyım.”
“Benim farkım görülmeli.”
Ego kıyası sever çünkü kıyas ona üstünlük ihtimali verir. Fakat aynı kıyas egoyu sürekli tehdit altında da bırakır. Çünkü ego başkasını geçtiğinde kısa süre rahatlar, ama kendisinden üstün gördüğü biriyle karşılaşınca hemen sarsılır.
Bu yüzden ego ile kurulan değer algısı çok kırılgandır. İnsan değerini egonun kıyas oyununa teslim ederse, huzuru sürekli başkalarının durumuna bağlı hâle gelir.
Gerçek iç huzur, egonun “kim daha üstün” sorusundan çıkıp, ruhun “ben kendi yolumda ne kadar sahiciyim” sorusuna dönmesiyle başlar.
Sosyal Medya Kıyası Neden Artırır
Sosyal medya, kıyas duygusunu büyüten en güçlü modern alanlardan biridir. Çünkü insanlar orada çoğu zaman hayatlarının tamamını değil, seçilmiş, düzenlenmiş, parlatılmış ve gösterilmeye değer gördükleri parçalarını paylaşır.
İnsan başkasının:
en güzel fotoğrafını,
en mutlu anını,
en başarılı sonucunu,
en şık masasını,
en güzel tatilini,
en dikkat çekici paylaşımını görür.
Fakat görmediği şeyler de vardır:
yorgunluk,
borç,
kaygı,
yalnızlık,
aile içi sorunlar,
emek,
gözyaşı,
kayıp,
başarısız denemeler,
içsel boşluk.
Sosyal medya, başkasının sahnesini bizim kulisimizle kıyaslatır. Bu adaletsiz bir kıyastır. Çünkü biz kendi hayatımızın bütün ağırlığını biliriz; fakat başkasının sadece vitrinini görürüz.
Bu yüzden sosyal medyada görünen hayatı hakikatin tamamı sanmak, insanın iç huzurunu bozar.
Başarı Baskısı Kıyası Nasıl Derinleştirir
Modern dünyada insan sürekli başarılı olmak zorundaymış gibi hisseder. Daha çok kazanmak, daha güzel görünmek, daha hızlı ilerlemek, daha üretken olmak, daha görünür olmak, daha etkileyici yaşamak ve sürekli kendini geliştirmek baskısı insanı kıyasa iter.
Başarı baskısı insana şunu hissettirir:
“Yetmiyorsun.”
“Geridesin.”
“Daha fazlasını yapmalısın.”
“Başkasına bak, o senden ileride.”
“Bu yaşta hâlâ burada mısın
Bu baskı, insanın kendi zamanını hor görmesine neden olabilir. Her insanın gelişim hızı aynı değildir. Her insan aynı şartlarda başlamaz. Her insanın yükü, ailesi, geçmişi, imtihanı, kapasitesi ve fırsatları farklıdır.
Başarı baskısı insanı dış ölçülere göre yaşamaya zorlar. Oysa gerçek başarı, sadece başkalarından önde olmak değil; insanın kendi potansiyeline, değerlerine ve anlamına uygun bir hayat kurabilmesidir.
Başkasını geçmek başarı gibi görünebilir; fakat kendi özünden uzaklaşmak büyük bir kayıptır.
Kıyas İç Huzuru Nasıl Bozar
Kıyas, iç huzuru bozar çünkü insanın dikkatini kendi yolundan alıp başkasının yoluna bağlar. İnsan sürekli dışarıyı izledikçe içerideki dengeyi kaybeder.
Kıyasın iç huzura etkileri şunlardır:
Memnuniyetsizlik artar.
Şükür azalır.
Kendi nimetleri görünmez olur.
Başkasının hayatı tehdit gibi algılanır.
Kişi sürekli yetersiz hisseder.
Haset ve kıskançlık doğabilir.
İnsan kendi yolundan soğur.
Kıyas yapan insanın zihni sürekli ölçüm hâlindedir. Bu da ruhu yorar. Çünkü insan durmadan kendini başka hayatların terazisine koyar.
İç huzur için insanın kendi hayatına dönmesi gerekir. Kendi nimetini görmek, kendi emeğini takdir etmek, kendi gelişimini takip etmek ve kendi yoluna sadık kalmak huzuru artırır.
Huzur, herkesle yarışmakta değil; kendi nasibine uyanmakta saklıdır.
Kıyas Şükrü Nasıl Zayıflatır
Kıyas, şükrü zayıflatır çünkü insanın gözünü sahip olduklarından alıp sahip olmadıklarına çevirir. İnsan başkasında olanı büyüttükçe, kendinde olanı küçümsemeye başlar.
Kıyas yapan insan şunları unutabilir:
Sağlığını,
ailesini,
emeğini,
tecrübelerini,
karakterini,
kendine özgü yeteneklerini,
aşılmış zorlukları,
sahip olduğu fırsatları,
Allah'ın ona verdiği özel nimetleri.
Kıyas gözü dışarıya bağlar. Şükür ise gözü içerideki ve eldeki nimete döndürür.
Bu yüzden kıyas ile şükür aynı kalpte uzun süre güçlü kalamaz. Biri artarsa diğeri zayıflar.
Şükür, insanın gelişmesini engellemez. Tam tersine insanı daha sağlam bir zeminde geliştirir. Çünkü şükreden insan, eksiklikten değil; farkındalıktan büyür.
Kıyas “bende yok” der.
Şükür “bende olanı görüyorum” der.
Kıyas Haset Ve Kıskançlığı Nasıl Doğurur
Kıyas uzun süre devam ederse kıskançlık ve haset doğurabilir. Çünkü insan başkasında olanı kendi değerinin eksilmesi gibi algılamaya başlar.
Önce karşılaştırma başlar:
“Onda var, bende yok.”
Sonra rahatsızlık büyür:
“Neden onda var
Sonra küçültme başlar:
“Zaten hak etmiyor.”
En sonunda haset doğabilir:
“Keşke onda da olmasa.”
Bu, kalbin daralmasıdır. Haset insanı içten içe zehirler. Çünkü başkasının nimetiyle savaşan insan, kendi nimetini de göremez hâle gelir.
Kıskançlık doğru okunursa insanı kendi gelişimine yönlendirebilir. Fakat hasede dönüşürse başkasının düşüşünü istemeye kadar gider.
Bu yüzden kıyas duygusu erken fark edilmelidir. İnsan başkasında gördüğü iyi şey karşısında şöyle diyebilmelidir:
“Allah ona hayırlı kılsın, bana da kendi yolumda hayırlısını versin.”
Bu cümle kalbi temizler.

İnsan Neden Kendi Yolunu Unutur
İnsan kendi yolunu unutur çünkü dış dünyanın sesi bazen iç sesinden daha gür çıkar. Toplum neyin değerli olduğunu sürekli söyler: daha çok para, daha çok görünürlük, daha çok başarı, daha çok güzellik, daha çok statü...
Bu sesler insanın kendi iç çağrısını bastırabilir.
Kendi yolunu unutan insan:
Başkasının hedefini kendi hedefi sanır.
Başkasının başarısını kendi ölçüsü yapar.
Kendi mizacını dikkate almaz.
Kendi değerlerini ihmal eder.
Kendi zamanını küçümser.
Kendi gelişimini görmez.
Oysa her insanın yolu farklıdır. Kimisi erken açar, kimisi geç olgunlaşır. Kimisi görünür başarılarda ilerler, kimisi sessiz derinlikte büyür. Kimisi kalabalıkta parlar, kimisi yalnızlıkta kendini bulur.
Kendi yolunu unutmamak için insan sık sık şunu sormalıdır:
Ben gerçekten kendi hayatımı mı yaşıyorum, yoksa başkasının ölçüsüne göre mi kendimi yargılıyorum

Kıyas Çocuklukta Nasıl Başlar
Kıyas çoğu zaman çocuklukta başlar. Çocuklar ailede, okulda veya çevrede sürekli başkalarıyla karşılaştırılırsa, kendi değerlerini doğal biçimde hissetmekte zorlanabilirler.
Çocuğa sık sık şöyle denirse:
“Bak kardeşin senden daha çalışkan.”
“Komşunun çocuğu senden daha başarılı.”
“Sen neden onun gibi değilsin
“O yapıyor, sen niye yapamıyorsun
Çocuk zamanla şunu öğrenebilir:
“Değerim, başkalarından iyi olmama bağlı.”
Bu inanç yetişkinlikte de devam edebilir. Kişi sürekli başkalarıyla kendini ölçer, başarıyı sevgiyle karıştırır, hata yapınca değersiz hisseder ve birinin yükselmesini kendi eksikliği gibi algılar.
Çocuklukta kıyasla büyüyen insanın şifası, kendi değerini yeniden öğrenmesidir.
İnsan şunu içten duymalıdır:
Ben sadece başkasından iyi olduğumda değerli değilim; varlığımın kendine ait bir değeri var.

Kıyas İlişkileri Nasıl Zehirler
Kıyas ilişkileri zehirler çünkü insan ilişkide sevgi yerine ölçmeye başlar. Kimin daha çok kazandığı, kimin daha güzel olduğu, kimin daha başarılı olduğu, kimin daha çok sevildiği, kimin daha fazla ilgi gördüğü sürekli içten içe hesaplanır.
İlişkilerde kıyas şu sorunları doğurabilir:
Gizli rekabet.
Kıskançlık.
Değer savaşları.
Takdir edememe.
Sürekli ispat ihtiyacı.
Başkasının mutluluğuna sevinememe.
Küçük başarıları küçümseme.
Sevgi yerine üstünlük arayışı.
Sağlıklı ilişkide insanlar birbirini geçmeye çalışmaz; birlikte büyümeye çalışır. Birinin başarısı diğerinin kaybı değildir. Birinin sevilmesi diğerinin değersizliği değildir.
Kıyasın olduğu yerde sevgi daralır. Çünkü insan sevdiği kişiyi bile rakip gibi görmeye başlayabilir.
Gerçek sevgi, başkasının iyiliğine içten sevinebilmeyi ister.

Kıyas Kişisel Gelişimi Nasıl Engeller
Kıyas kişisel gelişimi engelleyebilir çünkü insan kendi gelişim alanına değil, başkasının sonucuna odaklanır. Başkasının geldiği noktayı görür ama onun geçtiği süreci, ödediği bedeli ve yaşadığı zorlukları görmez.
Kıyas yapan insan şuna takılır:
“O nerede, ben neredeyim
Oysa gelişim için daha doğru soru şudur:
“Ben dünkü hâlime göre neredeyim
Kıyas insanı ya kibirlendirir ya ezer. Kendisini başkasından üstün görürse rehavete kapılabilir. Başkasından geri görürse umutsuzluğa düşebilir. Her iki durumda da sağlıklı gelişim bozulur.
Gerçek gelişim, insanın kendi başlangıç noktasını, şartlarını, kapasitesini ve hedefini dikkate almasıyla mümkündür.
Kendinle kıyas, geliştirir.
Başkasıyla kıyas, çoğu zaman yaralar.

Kıyas Ve Mükemmeliyetçilik Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır
Kıyas, mükemmeliyetçiliği besleyebilir. İnsan başkalarının en iyi hâllerini gördükçe, kendi hayatındaki eksikleri kabul etmekte zorlanır. Her şeyi kusursuz yapmak, hep en iyi görünmek, sürekli başarılı olmak ve hiç geride kalmamak ister.
Mükemmeliyetçilik şöyle konuşur:
“Yeterince iyi değil.”
“Daha iyisini yapmalısın.”
“Başarısız görünmemelisin.”
“Hata yaparsan değerin azalır.”
“İnsanlar seni geçmemeli.”
Bu baskı insanı üretken yapmak yerine bazen felç eder. Çünkü mükemmel olamayacağını düşünen insan başlamaktan bile korkabilir.
Kıyas, mükemmeliyetçiliğe sürekli yeni standartlar verir. İnsan bir hedefe ulaşınca başka biri daha iyi görünür. Böylece huzur hep ertelenir.
Oysa insan kusurlu ilerleyebilir. Gelişim, kusursuzluk değil; samimi emek ister.

Kıyas İnsanı Nasıl Kendine Yabancılaştırır
Kıyas, insanı kendine yabancılaştırır çünkü kişi zamanla ne istediğini değil, başkalarının neye sahip olduğunu takip etmeye başlar. Kendi mizacını, değerlerini, gerçek ihtiyaçlarını ve iç sesini unutabilir.
Kıyas yapan insan şunları yaşayabilir:
Kendi hayatından memnun olamama.
Başkasının hedefini taklit etme.
Kendi yeteneğini küçümseme.
Kendi zamanını hor görme.
İç sesini duyamama.
Sürekli dış onay arama.
İnsan başkasının yolunu kopyalayarak kendini gerçekleştiremez. Çünkü her insanın yaratılışı, ruh yapısı, kabiliyeti ve çağrısı farklıdır.
Kendine yabancılaşan insan, dışarıdan başarılı görünse bile içten boşluk yaşayabilir. Çünkü yaşadığı hayat kendi özüyle uyumlu değildir.
Kıyasın ilacı, kişinin kendi iç hakikatine dönmesidir.

Kıyastan Kurtulmak İçin Ne Yapılmalı
Kıyastan tamamen kurtulmak kolay değildir; fakat kıyasın etkisi azaltılabilir. Bunun için insanın kendi değerini, yolunu ve nimetlerini yeniden fark etmesi gerekir.
Kıyastan kurtulmak için:
Kendi yolunu netleştir.
Başkasının sonucunu değil, kendi sürecini takip et.
Sosyal medya kullanımını bilinçli hâle getir.
Şükür pratiğini güçlendir.
Kendi küçük ilerlemelerini gör.
Başkasının başarısını tehdit değil, ilham say.
Kıyas geldiğinde “bu bana neyi hatırlatıyor” diye sor.
Kendi değerini dış ölçülere bağlama.
Dünkü hâlinle bugünkü hâlini karşılaştır.
Kıyas duygusu geldiğinde insan hemen kendini suçlamamalıdır. Bunun yerine o duyguyu anlamalıdır. Çünkü kıyas bazen bize kendi eksik ilgimizi, ertelenmiş hedefimizi veya aç kalmış değer ihtiyacımızı gösterebilir.
Kıyas fark edilirse öğretmen olabilir. Fark edilmezse zehir olur.

Başkasının Başarısını İlham Olarak Görmek Mümkün Mü
Evet, mümkündür. Başkasının başarısı bizi ezmek zorunda değildir; bize yol da gösterebilir. Burada farkı belirleyen şey, iç dünyamızın o başarıyı nasıl yorumladığıdır.
Kıyas şöyle der:
“O yaptı, ben eksik kaldım.”
İlham şöyle der:
“O yaptı, demek ki emekle bir yol açılabilir.”
Başkasının başarısını ilham olarak görmek için şu sorular sorulabilir:
Bu insandan ne öğrenebilirim
Hangi alışkanlığı onu ileri taşıdı
Ben kendi yoluma hangi küçük adımı ekleyebilirim
Onun başarısı bende hangi arzuyu uyandırdı
Bu arzu benim gerçek hedefimle bağlantılı mı
İlham, kalbi genişletir. Kıyas ise daraltır.
Başkasının ışığını kendi karanlığının kanıtı sanma. Belki de o ışık, senin de kendi kandilini yakman için bir hatırlatmadır.

Kendi Yoluna Sadakat Nedir
Kendi yoluna sadakat, insanın başkalarının hayatına bakarak kendini değersizleştirmeden, kendi potansiyeline, değerlerine, zamanına ve sorumluluklarına bağlı kalmasıdır.
Kendi yoluna sadık insan:
Başkasının başarısını tehdit görmez.
Kendi küçük ilerlemesini önemser.
Kendi şartlarını inkâr etmez.
Kendi yeteneğini küçümsemez.
Kendi zamanına saygı duyar.
Kıyas yerine emek verir.
Dış onay yerine iç doğruluğu önemser.
Bu sadakat insanı sakinleştirir. Çünkü kişi bilir ki herkesin yolu aynı değildir. Bazıları erken görünür olur, bazıları geç açılır. Bazıları kalabalıkta büyür, bazıları sessizlikte olgunlaşır.
Kendi yoluna sadakat, kıyas çağında ruhun sığınağıdır.

Son Söz: Kıyas, Kendi Yolunu Unutan Kalbin Yorgunluğudur
İnsan sürekli kıyas yapar çünkü değerini, yerini ve yeterliliğini başkalarının hayatına bakarak ölçmeye çalışır. Fakat bu ölçü çoğu zaman adaletsizdir. Çünkü herkesin başlangıç noktası, imtihanı, nasibi, zamanı, emeği, fırsatı ve iç yükü farklıdır.
Kıyas insana şunu fısıldar:
“Sen eksiksin.”
“Sen geridesin.”
“Sen yeterli değilsin.”
“Başkasının ışığı senin karanlığındır.”
Oysa hakikat daha derindir:
Başkasının başarısı senin başarısızlığın değildir.
Başkasının güzelliği senin eksikliğin değildir.
Başkasının sevilmesi senin değersizliğin değildir.
Başkasının yükselişi senin düşüşün değildir.
İnsan kendini başkalarıyla kıyasladıkça kendi yolundan uzaklaşır. Kendi yoluna döndükçe kıyasın sesi zayıflar. Çünkü insan o zaman dışarıdaki yarışı değil, içerideki çağrıyı duymaya başlar.
Kıyas kalbi daraltır. Şükür kalbi genişletir.
Kıyas huzuru bozar. Emek huzuru onarır.
Kıyas insanı başkasına bağlar. Kendi yoluna sadakat insanı özgürleştirir.
“Başkasının yoluna bakarak kendi değerini ölçen insan yorulur; kendi yoluna sadakat gösteren insan ise geç de olsa kendine varır.”
— Ersan Karavelioğlu