🌑 İnsan Neden Başkasında Gördüğü Kusura Takılır ❓ Gölge Benlik, Yansıtma, Kıskançlık, Tetiklenme Ve İçsel Eksiklik Nasıl Açıklanır ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
49,811
2,724,626
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

🌑 İnsan Neden Başkasında Gördüğü Kusura Takılır ❓ Gölge Benlik, Yansıtma, Kıskançlık, Tetiklenme Ve İçsel Eksiklik Nasıl Açıklanır ❓


“İnsan başkasında gördüğü kusura bazen o kusur çok büyük olduğu için değil, kendi içinde dokunulmamış bir yaraya temas ettiği için takılır.”
— Ersan Karavelioğlu

İnsan neden başkasında gördüğü kusura takılır ❓ Çünkü başkasında gördüğümüz şey, bazen sadece karşımızdaki insanla ilgili değildir; bizim iç dünyamız, bastırdığımız duygular, gölge benliğimiz, kıskançlığımız, eksiklik hissimiz, geçmiş yaralarımız, egomuz, nefsimiz ve yüzleşmek istemediğimiz taraflarımızla da ilgilidir.


Bir insanda gördüğümüz kusura aşırı takılıyorsak, orada çoğu zaman sıradan bir gözlemden daha fazlası vardır. Çünkü insan her kusuru aynı şiddette fark etmez. Bazı şeyleri görür geçer, bazı şeylere ise içten içe kilitlenir. İşte bu kilitlenme, çoğu zaman bize kendimizle ilgili bir şey anlatır.


Bazen başkasının kibri bizi rahatsız eder çünkü kendi içimizde bastırılmış bir üstünlük arzusu vardır. Bazen başkasının başarısı bizi rahatsız eder çünkü kendi kullanılmamış potansiyelimiz bize acı verir. Bazen başkasının rahatlığı bizi kızdırır çünkü biz kendimize rahat olma izni vermemişizdir. Bazen başkasının hatası bize gereğinden fazla büyük görünür çünkü kendi içimizde aynı kusurun izinden korkarız.




1️⃣ Başkasının Kusuruna Takılmak Nedir ❓


Başkasının kusuruna takılmak, bir kişinin eksikliğine, hatasına, karakter zayıflığına, davranış biçimine veya görünür kusuruna zihinsel ve duygusal olarak aşırı yoğunlaşmaktır. Burada mesele sadece bir yanlışı fark etmek değildir. Mesele, o yanlışın içimizde gereğinden büyük bir yer kaplamasıdır.


Bir insanın kusurunu görmek normaldir. Fakat o kusur zihnimizde sürekli dönüyor, bizi aşırı öfkelendiriyor, kıyas duygumuzu artırıyor, iç huzurumuzu bozuyor ve o kişiyi sadece o kusurdan ibaret görmemize neden oluyorsa, bu artık sadece gözlem değildir.


Bu durumda şu sorular önem kazanır:


Bu kusur beni neden bu kadar etkiledi ❓
Bu davranış bende hangi duyguyu uyandırdı ❓
Ben bu kusura neden bu kadar anlam yüklüyorum ❓
Bu kişide gördüğüm şey bana kendimle ilgili neyi hatırlatıyor ❓



Çünkü bazen başkasının kusuru, bizim içimizdeki görünmeyen bir aynayı harekete geçirir.




2️⃣ İnsan Başkasında Kusur Görmeye Neden Yatkındır ❓


İnsan başkasında kusur görmeye yatkındır çünkü dışarıyı izlemek, içeriye bakmaktan daha kolaydır. Başkasının davranışı gözümüzün önündedir; kendi niyetimiz, egomuz, zaafımız ve iç çelişkimiz ise daha derindedir.


Başkasını eleştirmek insana kısa süreli bir üstünlük hissi verebilir. “Ben böyle değilim”, “ben daha doğruyum”, “ben daha bilinçliyim” duygusu insanın egosunu rahatlatabilir. Bu yüzden insan bazen başkasının kusurunu büyüterek kendi kusurunu küçültür.


Başkasında kusur görmeye yatkınlığın sebepleri şunlardır:


Egonun kendini üstün hissetme arzusu.
Kendi hatalarından kaçma isteği.
İçsel eksikliği dış eleştiriyle örtme çabası.
Kıyas yoluyla değer bulma ihtiyacı.
Bastırılmış duyguların dışarıya yönelmesi.
Kendi gölgesini başkasında görme hâli.



Bu yüzden başkasında kusur görmek her zaman yanlış değildir; fakat o kusura aşırı bağlanmak, insanın kendi iç dünyasına bakması gerektiğini gösteren önemli bir işaret olabilir.




3️⃣ Gölge Benlik Nedir ❓


Gölge benlik, insanın kendinde kabul etmek istemediği, bastırdığı, inkâr ettiği veya görmezden geldiği taraflarıdır. Bu kavram özellikle Jung psikolojisinde önemlidir. Gölge; sadece kötü yönler değil, bastırılmış yetenekler, arzular, öfke, kıskançlık, güç isteği, kırılganlık veya ifade edilmemiş duygular da olabilir.


İnsan kendine dair güzel bir imaj taşımak ister. “Ben iyi biriyim”, “ben kıskanç değilim”, “ben kibirli değilim”, “ben bencil değilim”, “ben öfkeli değilim” demek ister. Fakat insanın içinde kabul etmek istemediği bazı eğilimler bulunabilir.


Bu bastırılmış taraflar başkasında görünce bizi aşırı rahatsız edebilir.


Mesela:


Kendi kibrini kabul etmeyen insan, kibirli insanlara aşırı takılabilir.
Kendi kıskançlığını bastıran insan, kıskanç kişileri çok sert yargılayabilir.
Kendi öfkesinden korkan insan, öfkeli insanlara tahammül edemeyebilir.
Kendi özgürlüğünü bastıran insan, özgür yaşayanlara kızabilir.



Gölge benlik, başkasında gördüğümüz kusurun bazen bizim içimizdeki inkâr edilmiş tarafla bağlantılı olduğunu gösterir.




4️⃣ Yansıtma Nedir ❓


Yansıtma, insanın kendi içinde kabul etmek istemediği duygu, niyet veya kusuru başkasına yüklemesidir. Kişi kendi içindeki şeyi görmek yerine, onu dışarıda görür. Böylece kendiyle yüzleşmekten kaçar.


Yansıtma şu şekillerde ortaya çıkabilir:


Kıskanç insan başkasını kıskançlıkla suçlar.
Güvensiz insan herkesi güvenilmez sanır.
Kibirli insan başkalarını kibirli bulur.
İçinde öfke taşıyan insan herkesi saldırgan algılar.
Kendi niyeti bulanık olan insan herkesin niyetinden şüphe eder.



Bu mekanizma insanın kendini kandırmasını kolaylaştırır. Çünkü insan kendi kusuruyla yüzleşmek yerine, onu başkasında gördüğünü sanır.


Yansıtmayı fark etmek için şu soru çok önemlidir:


Ben bu kişide gerçekten ne görüyorum, yoksa kendi içimde kabul etmek istemediğim bir şeyi mi ona yüklüyorum ❓


Bu soru, insanın dışarıya tuttuğu aynayı kendine çevirmesini sağlar.




5️⃣ Kıskançlık Başkasının Kusuruna Takılmayı Nasıl Besler ❓


Kıskançlık, başkasının kusuruna takılmanın en gizli sebeplerinden biridir. İnsan bazen birinin başarısını, güzelliğini, özgüvenini, rahatlığını, sevilişini veya görünürlüğünü doğrudan kıskandığını kabul etmek istemez. Bunun yerine o kişide kusur aramaya başlar.


Kıskançlık şöyle konuşabilir:


“O kadar da iyi değil.”
“Zaten şansı vardı.”
“İnsanlar bunu neden seviyor anlamıyorum.”
“Aslında çok kibirli.”
“Göründüğü gibi değil.”
“Biraz abartılıyor.”



Bunlar bazen doğru olabilir. Fakat insanın içinde gizli bir rahatsızlık, küçültme isteği ve başkasının ışığını azaltma arzusu varsa, orada kıskançlık olabilir.


Kıskançlık başkasının kusurunu büyütür çünkü insan o kişinin değerini düşürerek kendi içindeki eksiklik acısını azaltmak ister.


Bu yüzden şu soru çok önemlidir:


Ben bu kişiyi gerçekten eleştiriyor muyum, yoksa onda gördüğüm şey kendi eksikliğimi mi acıtıyor ❓




6️⃣ Tetiklenme Nedir ❓


Tetiklenme, bir davranışın, sözün, tavrın veya olayın insanın geçmiş yaralarına, korkularına veya bastırılmış duygularına dokunmasıdır. İnsan bazen karşısındaki kişinin davranışına değil, o davranışın içinde uyandırdığı eski acıya tepki verir.


Örneğin biri bizi görmezden geldiğinde sadece o ana değil, geçmişte değersiz hissettirildiğimiz anlara da tepki verebiliriz. Biri kibirli davrandığında sadece onun kibrine değil, geçmişte aşağılandığımız anılara da öfkelenebiliriz.


Tetiklenme şu işaretlerle anlaşılabilir:


Tepki olaydan daha büyüktür.
Duygu çok hızlı yükselir.
Kişi sadece bugünü değil, eski bir acıyı yaşıyor gibidir.
Aynı tür insanlara sürekli aynı yoğun tepki verilir.
Mantık devre dışı kalır, duygu kontrolü ele alır.



Başkasında gördüğümüz kusura aşırı takılıyorsak, o kusur bizde eski bir yarayı tetikliyor olabilir.


Bu yüzden sadece “o neden böyle” diye değil, “ben neden buna bu kadar sarsıldım” diye de sormak gerekir.




7️⃣ İçsel Eksiklik Başkasının Kusurunu Nasıl Büyütür ❓


İnsanın içinde eksik hissettiği alanlar, başkalarını değerlendirme biçimini etkileyebilir. Kendi değerinden emin olmayan insan, başkasının değerini tehdit gibi algılayabilir. Kendi başarısını yeterli görmeyen insan, başkasının başarısında kusur arayabilir. Kendi sevilmişliğinden emin olmayan insan, başkasının sevilmesini rahatsız edici bulabilir.


İçsel eksiklik şu duyguları doğurabilir:


Kıyas.
Haset.
Küçültme isteği.
Rahatsızlık.
Sürekli kusur arama.
Başkalarının iyi tarafını gölgelemeye çalışma.



İnsan içten dolu olduğunda başkasının ışığından daha az rahatsız olur. Fakat içte eksiklik varsa, başkasının varlığı bile kişiye kendi yetersizliğini hatırlatabilir.


Bu yüzden başkasının kusuruna aşırı takılmak bazen şunu gösterir:


Benim içimde tamamlanmamış bir ihtiyaç var.


Kusura takılmak yerine bu ihtiyacı görmek, insanı daha fazla olgunlaştırır.




8️⃣ Başkasının Kusuru Bize Kendimizi Nasıl Gösterir ❓


Başkasında gördüğümüz kusur bazen bizim için bir ayna olabilir. Bu ayna iki şeyi gösterebilir: Ya bizde de benzer bir kusur vardır ve onu kabul etmek istemiyoruzdur, ya da o kusur bizim yaralanmış bir tarafımıza dokunuyordur.


Bu yüzden başkasında gördüğümüz şey, bize kendi iç dünyamız hakkında ipucu verebilir.


Mesela:


Sürekli bencil insanlara takılıyorsak, kendi sınır koyma problemimize bakmalıyız.
Kibirli insanlara aşırı öfkeleniyorsak, kendi değer ve üstünlük duygumuzu sorgulamalıyız.
Rahat yaşayan insanlara kızıyorsak, kendimize rahat olma izni verip vermediğimizi düşünmeliyiz.
Başarılı insanlarda sürekli kusur arıyorsak, kendi potansiyelimizi neden yaşamadığımızı sormalıyız.



Başkasının kusuru bazen onun gerçeğidir; fakat bizim o kusura verdiğimiz aşırı tepki, bizim gerçeğimizi de açığa çıkarır.


Bu yüzden her rahatsızlık bir davettir:


Dışarıda gördüğünü içeride de araştır.




9️⃣ İnsan Neden Bazı Kusurları Affederken Bazılarına Takılır ❓


İnsan her kusura aynı tepkiyi vermez. Bazı hataları görür geçer, bazılarına ise aşırı takılır. Bunun sebebi, o kusurun insanın iç dünyasında özel bir yere temas etmesidir.


Bazı kusurlara takılmamızın nedenleri şunlar olabilir:


O kusur bizde bastırılmış olabilir.
Geçmişte o kusur yüzünden incinmiş olabiliriz.
O davranış bize birini hatırlatıyor olabilir.
O kusur bizim değerlerimize sert biçimde aykırı olabilir.
O kusur kendi eksikliğimizi görünür kılıyor olabilir.
O davranış karşısında kendimizi güçsüz hissediyor olabiliriz.



Mesela biri yalan söylediğinde aşırı sarsılan bir insan, geçmişte güven ihlali yaşamış olabilir. Biri küçümseyici konuştuğunda çok öfkelenen biri, geçmişte aşağılanmış olabilir. Biri çok rahat yaşadığında sinirlenen biri, kendini sürekli sıkmak zorunda bırakmış olabilir.


Bu yüzden takıldığımız kusur, çoğu zaman iç tarihimizle bağlantılıdır.




1️⃣0️⃣ Başkasını Eleştirmek Bazen Kendinden Kaçış Mıdır ❓


Evet, başkasını eleştirmek bazen kendinden kaçış olabilir. Çünkü insan dışarıdaki kusurlarla meşgul oldukça kendi içindeki dağınıklığı görmeyebilir. Başkasının hatasını analiz etmek, kendi hatasına bakmaktan daha kolaydır.


Eleştiri bazen hakikati savunur. Fakat bazen de insanın kendinden kaçtığı bir alana dönüşür.


Kendinden kaçış olan eleştiri şu özellikleri taşır:


Sürekli başkalarının kusurları konuşulur.
Kişi kendi payını hiç sorgulamaz.
Eleştiri düzeltmek için değil, küçültmek için yapılır.
Başkasının hatası kişiye üstünlük hissi verir.
Eleştirilen konu kişinin kendi hayatındaki eksiklikleri örter.



İnsan başkasını eleştirirken şu soruyu sormalıdır:


Bu eleştiri hakikate hizmet ediyor mu, yoksa beni kendimden uzaklaştırıyor mu ❓


Çünkü her eleştiri bilgelik değildir. Bazı eleştiriler, insanın kendi iç muhasebesinden kaçmak için kurduğu gürültüdür.




1️⃣1️⃣ Başkasında Gördüğümüz Kusur Her Zaman Bizde De Var Mıdır ❓


Hayır, başkasında gördüğümüz her kusur mutlaka bizde vardır demek doğru değildir. Bu fazla basit bir yorum olur. Bazen gerçekten karşımızdaki insan yanlış yapıyordur ve bizim rahatsızlığımız haklıdır.


Fakat burada önemli ayrım şudur:


Kusuru görmek başka şeydir, o kusura aşırı takılıp iç huzurunu kaybetmek başka şeydir.


Eğer bir kusuru sakin, adil ve ölçülü biçimde fark ediyorsak bu sağlıklı bir değerlendirme olabilir. Fakat o kusur bizi aşırı öfkelendiriyor, sürekli zihnimizde dönüyor, bizi kıyas ve küçültme arzusuna itiyorsa, o zaman bu tepki bizim iç dünyamızla da ilgilidir.


Yani mesele şudur:


Gördüğüm şey gerçekten onda olabilir; ama verdiğim tepkinin büyüklüğü bende neye dokunuyor ❓


Bu ayrım çok önemlidir. Çünkü insan hem dışarıdaki yanlışı görebilir hem de içerideki tetiklenmeyi fark edebilir.




1️⃣2️⃣ Başkasının Kusuruna Takılmak Nefsi Nasıl Besler ❓


Başkasının kusuruna takılmak, nefsi besleyebilir. Çünkü nefs, kendini üstün hissetmekten hoşlanır. Başkasının hatası, insana “ben daha iyiyim” duygusu verebilir. Bu duygu çok sinsi bir tatmin oluşturur.


Nefs şöyle sevinir:


“Bak, ben onun gibi değilim.”
“Ben daha ahlâklıyım.”
“Ben daha bilinçliyim.”
“Ben daha temizim.”
“Ben daha doğruyum.”



Bu duygu insanı içten içe kibirli yapabilir. Kişi başkasının kusurunu görünce kendi kusurlarını unutur. Başkasının eksikliği, onun kendi nefsine verdiği gizli bir ödüle dönüşür.


Oysa hakikî olgunluk, başkasının kusurunu görünce kendini üstün hissetmek değil; kendi kusurlarını hatırlayıp merhametli ve ölçülü kalabilmektir.


Başkasının düşüşü, bizim yükselişimizin kanıtı değildir.




1️⃣3️⃣ Kusur Görmek İle Kusur Aramak Arasındaki Fark Nedir ❓


Kusur görmek, var olan bir yanlışı fark etmektir. Kusur aramak ise kişiye, olaya veya davranışa baştan kusur bulma niyetiyle bakmaktır.


Bu ikisi arasında büyük fark vardır.


Kusur gören insan:


Fark eder ama adil kalır.
Yanlışı görür ama insanı tamamen silmez.
Düzeltmek ister.
Ölçülü konuşur.
Kendi kusurunu da unutmaz.



Kusur arayan insan ise:


İyi tarafları görmezden gelir.
Hep eksik arar.
Küçültmekten haz alır.
Karşı tarafın değerini düşürmeye çalışır.
Eleştiriyi hakikat değil, üstünlük aracı yapar.



Kusur görmek bazen vicdanın görevidir. Kusur aramak ise çoğu zaman nefsin oyunudur.


Bu yüzden insan kendine şunu sormalıdır:


Ben burada gerçeği mi görüyorum, yoksa kusur bulmak için mi bakıyorum ❓




1️⃣4️⃣ Takıldığımız Kusur Bize Hangi İhtiyacımızı Gösterir ❓


Takıldığımız kusur, bazen karşılanmamış bir ihtiyacımızı gösterir. İnsan en çok eksik hissettiği yerden tepki verir.


Örneğin:


Sürekli takdir edilen insanlara takılıyorsak, görülme ihtiyacımız olabilir.
Rahat yaşayanlara kızıyorsak, dinlenme ve özgürlük ihtiyacımız olabilir.
Güçlü insanlara öfkeleniyorsak, kendi güçsüzlük hissimiz tetikleniyor olabilir.
Sevilen insanlarda kusur arıyorsak, sevgi ve kabul ihtiyacımız acıyor olabilir.
Özgüvenli insanları kibirli sanıyorsak, kendi özgüven problemimiz olabilir.



Bu yüzden bir kusura takıldığımızda sadece “onda ne yanlış” diye değil, “bende hangi ihtiyaç konuşuyor” diye de bakmalıyız.


Çünkü bazen eleştirinin altında aç kalmış bir ihtiyaç vardır. İnsan o ihtiyacı görmezse, başkalarının hayatına öfke duyarak kendi iç açlığını saklamaya çalışır.




1️⃣5️⃣ Başkasının Kusuruna Takılmak İlişkileri Nasıl Bozar ❓


Bir insan sürekli karşısındakinin kusuruna odaklanırsa ilişki zamanla yıpranır. Çünkü kimse sürekli eksiklerinin büyütüldüğü bir yerde huzurlu olamaz. Sürekli kusur gören bakış, karşı tarafı savunmaya, kapanmaya veya uzaklaşmaya iter.


Bu durum ilişkilerde şu sonuçları doğurur:


Güven azalır.
Yakınlık bozulur.
İnsan kendini sürekli yargılanmış hisseder.
İyi taraflar görünmez olur.
Küçük hatalar büyük çatışmalara dönüşür.
Sevgi yerini denetime bırakır.
Muhabbet azalır.



Elbette ilişkide hatalar konuşulmalıdır. Fakat bir insanı sadece kusurlarından ibaret görmek adil değildir. İlişkilerde denge gerekir: Yanlışı görmek ama insanın bütününü de unutmamak.


Kusura odaklanan göz, zamanla sevgiyi de yorar. Çünkü sevgi, hakikati inkâr etmez ama insanı yalnızca hatasına da indirgemez.




1️⃣6️⃣ Başkasının Kusuruna Takılmamak İçin Ne Yapılmalı ❓


Başkasının kusuruna takılmamak için önce kendi tepkimizi anlamalıyız. Çünkü takılma hâli çoğu zaman bize kendimizle ilgili bir mesaj getirir.


Bunun için şu adımlar önemlidir:


Tepkimin büyüklüğünü fark et.
Bu davranış bende hangi duyguyu uyandırdı diye sor.
Benzer bir kusur bende var mı diye düşün.
Bu olay eski bir yarama dokundu mu diye bak.
Kıskançlık, eksiklik veya kıyas var mı diye sorgula.
Eleştirimin amacı düzeltmek mi, küçültmek mi diye kontrol et.
Karşı tarafı sadece kusurdan ibaret görme.
Kendi iç muhasebeni ihmal etme.



Bu yaklaşım insanı pasif yapmaz. Yanlışı görmeye devam eder. Fakat yanlışa bakarken kendi içini de ihmal etmez.


Başkasının kusuru karşısında olgun tavır şudur:


Yanlışı gör, ama kendi nefsini de unutma.




1️⃣7️⃣ Kusurları Görmekte Merhamet Nasıl Korunur ❓


Kusurları görmekte merhameti korumak, büyük bir olgunluk ister. Çünkü insan bir kusur gördüğünde hemen hüküm vermeye yatkındır. Oysa her insanın görünmeyen bir hikâyesi, geçmiş yaraları, zayıflıkları ve mücadeleleri vardır.


Merhamet, yanlışı doğru saymak değildir. Merhamet, yanlışı görürken insanı tamamen silmemektir.


Merhametli bakış şunu bilir:


Ben de hata yapabilirim.
Benim de kör noktalarım var.
Bu insan sadece bu kusurdan ibaret değil.
Yanlışı düzeltmek başka, insanı ezmek başka.
Bugün onda gördüğüm şeyin başka bir şekli bende de olabilir.



Merhamet, hakikatin düşmanı değildir. Hakikat merhametsiz olursa kırar; merhamet hakikatsiz olursa gevşetir. Olgun insan ikisini birlikte taşır.


Başkasının kusurunu görürken kalbin sertleşiyorsa, orada hakikatten çok nefs konuşmaya başlamış olabilir.




1️⃣8️⃣ Başkasında Kusur Görmek İç Muhasebeye Nasıl Dönüşür ❓


Başkasında gördüğümüz kusur, doğru kullanılırsa iç muhasebeye dönüşebilir. Yani dışarıda gördüğümüz şey, içeriye bakmak için bir fırsat olabilir.


Bir kusur gördüğümüzde kendimize şunları sorabiliriz:


Ben bu davranışın benzerini nerede yapıyorum ❓
Bu kusur beni neden bu kadar rahatsız etti ❓
Bu davranış benim hangi değerime dokundu ❓
Bu kişiyi eleştirirken adil miyim ❓
Benim içimde kıskançlık, öfke veya eksiklik var mı ❓
Bu olay bana hangi eski yarayı hatırlattı ❓
Bu kusurdan kendim için hangi dersi çıkarabilirim ❓



Bu sorular insanı olgunlaştırır. Çünkü insan başkasını gözlemleyerek de kendini tanıyabilir. Fakat bunun için kusuru dedikoduya değil, tefekküre çevirmek gerekir.


Başkasının hatası, bizim için kibir sebebi değil; ibret ve iç temizlik vesilesi olmalıdır.




1️⃣9️⃣ Son Söz: Başkasının Kusuruna Takıldığın Yer, Bazen Kendi İçindeki Kapıdır ❓


İnsan başkasında gördüğü kusura bazen gereğinden fazla takılır. Çünkü o kusur sadece dışarıdaki bir hata değil; içerideki bir yaraya, gölgeye, eksikliğe, kıskançlığa, bastırılmış duyguya veya yüzleşilmemiş bir tarafımıza dokunuyor olabilir.


Bu yüzden başkasının kusuruna takıldığımızda hemen hüküm vermek yerine durup kendimize bakmalıyız.


Bu kusur gerçekten onda mı ❓
Bu tepkinin büyüklüğü bende neye işaret ediyor ❓
Ben kendi içimde neyi görmekten kaçıyorum ❓
Bu eleştiri hakikate mi hizmet ediyor, nefsime mi ❓



İnsan başkasının kusurunu görünce iki yola sapabilir. Birinci yol, kendini üstün görüp karşı tarafı küçültmektir. Bu yol nefsi besler. İkinci yol ise o kusuru kendi iç muhasebesine çevirmektir. Bu yol insanı olgunlaştırır.


Gerçek basiret, sadece başkasının kusurunu görmek değildir. Gerçek basiret, o kusurun bizde uyandırdığı şeyi de görebilmektir.


“Başkasının kusuruna baktığında sadece onu değil, kendi kalbinin o kusura verdiği cevabı da oku; çünkü bazen asıl ders orada saklıdır.”
— Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt