Gazâlî’ye Göre Riya Nedir
Gösteriş, Manevî Benlik, Gizli Şöhret Arzusu Ve Kalbin Safiyetini Bozan İnce Tuzaklar Nasıl Açıklanır
“Riya, insanın Allah’a sunması gereken ameli insanların bakışına süslemesidir; ihlas ise kalbin görünmeden de sadık kalabilmesidir.”
— Ersan Karavelioğlu
Gazâlî’ye göre riya, insanın ibadetini, iyiliğini, bilgisini, ahlâkını, hizmetini veya manevî görünüşünü Allah rızası için değil, insanların takdiri, övgüsü, hayranlığı, saygısı, güveni veya beğenisi için yapmasıdır. Riya, dışarıdan bakıldığında çoğu zaman güzel görünen bir davranışın içine karışan gizli bir niyet bozukluğudur.
Gazâlî’nin dünyasında riya sadece açık gösteriş değildir. En tehlikeli riya, insanın kendisini bile kolayca kandırabildiği ince riyadır. İnsan bazen ibadet ederken, yardım ederken, ilim konuşurken, tevazu gösterirken, sabır sergilerken veya susarken bile içten içe görülmek, bilinmek, özel sanılmak ve takdir edilmek isteyebilir.
Gazâlî’ye Göre Riya Nedir
Gazâlî’ye göre riya, amelin yönünün Allah’tan insanlara çevrilmesidir. Bir davranış dışarıdan ibadet, ahlâk, hizmet veya iyilik gibi görünebilir; fakat içeride asıl maksat insanların gözünde değer kazanmak ise, orada riya tehlikesi başlar.
Riya, kalbin en ince hastalıklarından biridir. Çünkü insan çoğu zaman yaptığı şeyin iyi olduğunu görür; fakat o iyiliğin içine karışan gizli beklentiyi, beğenilme arzusunu, takdir ihtiyacını ve manevî görünürlük isteğini fark etmeyebilir.
Gazâlî için mesele sadece davranış değildir; davranışı taşıyan niyetin saflığıdır. Aynı amel, niyete göre ibadet de olabilir, gösteriş de olabilir. Aynı söz, niyete göre hikmet de olabilir, benlik sergisi de olabilir. Aynı yardım, niyete göre rahmet de olabilir, itibar yatırımı da olabilir.
Bu yüzden riya, amelin dış şeklinden çok, kalbin iç yönüyle ilgilidir.
Riya Neden Kalbin Hastalığıdır
Riya, bedenin değil, kalbin hastalığıdır. Çünkü riya, insanın dış davranışını değil, o davranışın içindeki maksadı bozar. İnsan eliyle yardım ederken, diliyle zikir söylerken, bedeniyle namaz kılarken veya bilgisiyle konuşurken kalbi insanların bakışına bağlıysa, amel içten içe kirlenmeye başlar.
Gazâlî’ye göre kalp, Allah’a yönelmesi gereken en derin merkezdir. Fakat riya, kalbi Allah’tan alıp insanların gözlerine dağıtır. Böylece insan tek bir Rabbin rızasını aramak yerine, sayısız insanın değişken bakışına esir olur.
Riya kalpte şu bozulmaları doğurur:
| Kalpteki Bozulma | Manevî Sonucu |
|---|---|
| Takdir bağımlılığı | İnsan övülmeden huzur bulamaz |
| Görünürlük arzusu | Amel içten değil, sergilenmek için yapılır |
| Niyet bulanıklığı | Allah rızası ile insan beğenisi karışır |
| Benlik büyümesi | Kul kendini merkeze koyar |
| İç huzursuzluk | İnsan sürekli nasıl göründüğünü düşünür |
| Amel zayıflığı | İhlas eksildikçe ibadetin ruhu incelir |
Riya, kalbi Allah’ın huzurundan çıkarıp insanların pazarına götürür. Bu yüzden Gazâlî’ye göre riya, sadece ahlâkî bir kusur değil; manevî yön kaybıdır.
Riya İle İhlas Arasındaki Fark Nedir
İhlas, amelin yalnızca Allah için yapılmasıdır. Riya ise amelin insanların görmesi, duyması, bilmesi veya takdir etmesi için yapılmasıdır. İhlas kalbi sadeleştirir; riya kalbi kalabalıklaştırır.
İhlaslı insan şunu ister:
“Allah bilsin yeter.”
Riyakâr eğilim ise şunu ister:
“İnsanlar da bilsin, görsün, takdir etsin.”
Gazâlî’ye göre ihlas insanı özgürleştirir, riya ise insanı insanların bakışına mahkûm eder. İhlaslı kişi görülmese de devam eder; riyaya düşen kişi görülmediğinde soğuyabilir. İhlaslı kişi övülmese de yürür; riyaya kapılan kişi övgü kesilince kırılır.
Bu fark çok derindir:
| İhlas | Riya |
|---|---|
| Allah’ın rızasını arar | İnsanların takdirini arar |
| Gizlilikte de devam eder | Görünürlükle güçlenir |
| Kalbi sadeleştirir | Kalbi böler |
| Nefsi küçültür | Nefsi büyütür |
| Ameli diriltir | Amelin ruhunu zayıflatır |
İhlas, kalbin Allah’a sadakatidir. Riya ise kalbin insanlardan değer dilenmesidir.
Riyanın En Açık Şekilleri Nelerdir
Riyanın açık şekilleri daha kolay fark edilir. İnsan bir ibadeti, iyiliği veya davranışı doğrudan insanların görmesi için yapıyorsa, burada açık riya vardır.
Açık riya örnekleri şunlardır:
Namazı daha uzun kılmak çünkü insanlar bakıyor.
Sadakayı duyurmak çünkü cömert bilinmek istiyor.
İlmi konuşmak çünkü bilgili görünmek istiyor.
Tevazu göstermek çünkü mütevazı sanılmak istiyor.
Hizmeti öne çıkarmak çünkü vazgeçilmez kabul edilmek istiyor.
Ahlâkî davranışı sergilemek çünkü iyi insan imajı kurmak istiyor.
Gazâlî’ye göre bu tür riya tehlikelidir; fakat en azından insan isterse onu fark edebilir. Çünkü maksat daha görünürdür. Ancak insanın kendisini kandırdığı daha ince riya türleri vardır ki, asıl büyük tehlike çoğu zaman orada başlar.
Açık riya, ameli insanların gözleri önüne taşır. İnce riya ise insanın kalbinde saklanır ve çoğu zaman ibadet kisvesi, ilim görünüşü, tevazu dili veya hizmet duygusu içinde kendini gizler.
İnce Riya Nedir
Gazâlî’ye göre ince riya, insanın dışarıdan Allah için yapıyor gibi görünen bir amelde, içten içe insanların takdirini aramasıdır. Bu riya açık gösteriş kadar belli değildir. Hatta kişi bazen kendisini ihlaslı sanabilir.
İnce riya şu hâllerde ortaya çıkabilir:
İnsanlar fark etmeyince kırılmak.
Övülmeyince içten içe soğumak.
Yapılan iyiliğin bilinmesini istemek.
Gizli kalmış bir hizmeti uygun bir bahaneyle anlatmak.
Tevazuyu bile beğenilmek için kullanmak.
Kendini manevî olarak özel hissettirmek istemek.
Bu tür riya çok sinsi olduğu için Gazâlî’nin üzerinde en çok durduğu tehlikelerden biridir. Çünkü insan açık günahından tövbe edebilir; fakat riya karışmış iyiliğini çoğu zaman kusur olarak görmeyebilir.
İnce riya, kalbe şu fısıltıyı verir:
“Bunu Allah için yapıyorsun ama insanların bilmesi de güzel olur.”
İşte ihlasın sınavı tam burada başlar. İnsan, Allah’ın bilmesini gerçekten yeterli görebiliyor mu
Manevî Benlik Nedir
Gazâlî’nin riya anlayışında çok derin bir mesele vardır: manevî benlik. Bu, insanın dindarlığını, bilgisini, ibadetini, ahlâkını veya hizmetini kendi benliğini büyütmek için kullanmasıdır.
Manevî benlik, açık dünyevî kibirden daha tehlikeli olabilir. Çünkü insan burada kendini para, makam veya güçle değil; ibadet, ilim, tevazu, ahlâk, fedakârlık ve manevî görünüş üzerinden üstün görür.
Manevî benlik şöyle konuşur:
“Ben daha ihlaslıyım.”
“Ben daha derinim.”
“Ben daha çok hizmet ediyorum.”
“Ben daha iyi biliyorum.”
“Ben daha hassas bir kulum.”
“Benim manevî seviyem farklı.”
Gazâlî’ye göre bu hâl çok tehlikelidir. Çünkü insan günahla kirlendiğini fark edebilir; fakat dindarlıkla büyüyen nefsini fark etmek çok daha zordur.
Manevî benlik, insanın Allah karşısında küçülmesi gereken yerde kendini büyütmesidir.
Gizli Şöhret Arzusu Nedir
Gizli şöhret arzusu, insanın açıkça meşhur olmak istemediğini söylese bile içten içe bilinmekten, anılmaktan, özel görülmekten ve takdir edilmekten hoşlanmasıdır. Gazâlî’ye göre bu, riyanın çok ince damarlarından biridir.
Gizli şöhret arzusu sadece sanat, makam veya toplum önünde görünürlükle ilgili değildir. Manevî alanlarda da ortaya çıkabilir. İnsan iyi kul, derin insan, çok bilen kişi, fedakâr insan, gönül insanı, hizmet ehli veya ahlâklı kişi olarak bilinmek isteyebilir.
Bu arzu kalpte büyüdüğünde, insan yaptığı güzelliği Allah’a değil, insanların hafızasına emanet etmeye başlar.
Gizli şöhret arzusu şunlarla anlaşılabilir:
Bilinmeyen iyilikten rahatsız olmak.
İsmin geçmesini içten içe istemek.
Takdir edilmediğinde kırılmak.
Başkalarının öne çıkmasından rahatsız olmak.
Kendi katkısının unutulmasını hazmedememek.
Sessiz hizmeti değersiz görmek.
Gazâlî’ye göre kalbin olgunluğu, insanın bilinmeden de güzel kalabilmesidir. Çünkü Allah’ın bilmesi, bütün dünyanın bilmesinden daha değerlidir.
Riya İbadeti Nasıl Bozar
Riya ibadetin dış şeklini değil, iç ruhunu bozar. İnsan namaz kılabilir, oruç tutabilir, zikir yapabilir, sadaka verebilir; fakat bütün bunların içine insanların beğenisi karışırsa ibadetin manevî berraklığı zedelenir.
Gazâlî’ye göre ibadetin özü, kulun Allah’a yönelmesidir. Riya ise bu yönelişi böler. Beden Allah’a dönmüş görünür; kalp insanların bakışını arar. Dil Allah’ı zikreder; nefis “beni görsünler” der.
İbadette riya şu şekilde ortaya çıkar:
Namazı insanların yanında güzelleştirip yalnızken ihmal etmek.
Sadakayı gizlemek yerine duyurmak istemek.
Dua ederken insanların etkilenmesini arzulamak.
Oruç hâlini belli ederek takdir beklemek.
Zikir ve ibadeti manevî imaj aracı yapmak.
Riya, ibadeti Allah’a sunulan bir kulluk olmaktan çıkarıp insanların gözünde kurulan bir sahneye dönüştürür. Gazâlî’ye göre bu, kalbin en büyük kayıplarından biridir.
Riya İlimde Nasıl Görülür
İlim, Gazâlî’ye göre çok büyük bir nimettir; fakat nefsin eline geçtiğinde riya için güçlü bir araca dönüşebilir. İnsan bilgiyi hakikate yaklaşmak için değil, derin görünmek, üstün kabul edilmek, tartışmada galip gelmek veya insanların hayranlığını kazanmak için kullanabilir.
İlimde riya şu şekillerde görülür:
Bilmediğini itiraf edememek.
Sözün hakikati yerine etkileyiciliğini önemsemek.
İlmi tevazu değil, üstünlük aracı yapmak.
Tartışmada doğruyu değil, kazanmayı istemek.
Derin görünmek için anlaşılmaz konuşmak.
Başkalarının bilgisini küçümsemek.
Gazâlî için ilmin gerçek meyvesi tevazu, edep, amel, ihlas ve Allah korkusudur. Eğer bilgi insanı daha merhametli yapmıyor, daha sorumlu hale getirmiyor ve nefsini küçültmüyorsa, o bilgi kalpte henüz hikmete dönüşmemiştir.
İlimde ihlas şudur: Hakikati sevmek, kendini hakikatin önüne koymamaktır.

Riya Ahlâkta Nasıl Gizlenir
Riya sadece ibadette değil, ahlâkta da gizlenebilir. İnsan nazik, cömert, affedici, sabırlı veya tevazulu görünebilir; fakat bunu Allah için değil, iyi insan imajı kurmak için yapabilir.
Gazâlî’nin derinliği burada ortaya çıkar: Güzel davranışın dışarıdan güzel görünmesi, onun mutlaka ihlaslı olduğu anlamına gelmez. Çünkü ahlâkın da kalpte bir niyeti vardır.
Ahlâkta riya şu şekillerde saklanabilir:
Cömertliği bilinmek için yapmak.
Affediciliği üstünlük göstergesine çevirmek.
Tevazuyu övülmek için sergilemek.
Sabır hâlini insanların hayranlığına sunmak.
Merhameti görünürlük aracına dönüştürmek.
Suskunluğu derin görünmek için kullanmak.
Gerçek ahlâk, insanın iyi görünmesi değil, iyi olmasıdır. Gazâlî’ye göre iyi olmak, kalbin Allah karşısında sadeleşmesiyle mümkündür. İyi görünmek ise bazen nefsin en zarif maskesi olabilir.

Riya Neden İnsanı İçten Yorar
Riya insanı yorar çünkü riyakâr eğilimde kalp sürekli dışarıyı kontrol eder. İnsan nasıl göründüğünü, kimlerin fark ettiğini, kimlerin takdir ettiğini, kimlerin değer verdiğini düşünmeye başlar. Bu, kalbi Allah’ın huzurundan alıp insanların değişken yargılarına mahkûm eder.
İnsanların bakışı sabit değildir. Bugün överler, yarın unuturlar. Bugün beğenirler, yarın eleştirirler. Bugün yüceltirler, yarın başka birini öne çıkarırlar. Riya, kalbi bu değişkenliğe bağladığı için insanın iç dünyasını huzursuz eder.
Riyanın yorduğu insan:
Övülünce yükselir, eleştirilince çöker.
Görülünce çalışır, görülmeyince gevşer.
Takdir edilince sevinir, unutulunca kırılır.
İnsanların gözünde yaşar, Allah’ın huzurunu unutur.
Gazâlî’ye göre ihlasın huzuru buradadır: İhlaslı insanın merkezi insanların bakışında değil, Allah’ın bilmesindedir. Bu yüzden ihlas kalbi dinlendirir; riya kalbi sürekli tedirgin eder.

Riya Nasıl Anlaşılır
Gazâlî’ye göre riya her zaman kolay anlaşılmaz; fakat insan kalbini dikkatle yoklarsa bazı işaretler görebilir. Riyanın en önemli ölçülerinden biri, amelin insanların varlığına göre değişip değişmediğidir.
Kişi kendine şu soruları sormalıdır:
Yalnızken de aynı ibadeti yapıyor muyum
Kimse bilmediğinde de aynı iyiliği sürdürüyor muyum
Takdir edilmediğimde kırılıyor muyum
Amelim görünmediğinde değersizleşmiş gibi hissediyor muyum
İyiliğimi anlatmak için bahane arıyor muyum
Başkası öne çıkınca içimde rahatsızlık doğuyor mu
İnsanların benim hakkımda iyi düşünmesini fazla mı önemsiyorum
Bu sorular, kalbin gizli yönlerini açığa çıkarır. Gazâlî’ye göre insan kendi nefsinden emin olmamalıdır. Çünkü nefs, çoğu zaman güzel gerekçelerle kendini saklar.
Riyayı anlamanın yolu, davranıştan önce kalbin beklentisini izlemektir.

Riya İle Ucb Arasındaki Fark Nedir
Gazâlî’nin ahlâk anlayışında riya ve ucb birbirine yakın ama farklı hastalıklardır. Riya, insanın amelini başkalarının görmesini istemesidir. Ucb ise insanın kendi amelini beğenmesi, kendini yeterli ve değerli görmesidir.
Riya dış bakışla ilgilidir. Ucb iç beğeniyle ilgilidir.
| Hastalık | Temel Anlamı |
|---|---|
| Riya | İnsanların görmesini ve övmesini istemek |
| Ucb | Kendi amelini beğenmek ve büyük görmek |
| Kibir | Kendini başkalarından üstün görmek |
| Sum’a | Amelin duyulmasını istemek |
| Şöhret arzusu | Bilinmek ve anılmak istemek |
Bu hastalıklar çoğu zaman birbirini besler. İnsan amelini beğenir, sonra başkalarının da onu beğenmesini ister. Başkaları övünce kibir büyür. Kibir büyüyünce ihlas azalır.
Gazâlî’ye göre gerçek kul, amel yapar ama ameline güvenmez. Çünkü amelin kabul edilip edilmediğini Allah bilir. Bu bilinç, insanı ucbden, riyadan ve kibirden koruyan en güçlü manevî dengelerden biridir.

Riya Neden Tevhid Bilincine Aykırıdır
Riya, tevhid bilincine aykırıdır çünkü kulun yönünü Allah’tan başkasına çevirir. Tevhid, kalbin en derin bağlılığını yalnızca Allah’a vermesidir. Riya ise bu bağlılığı insanların bakışına paylaştırır.
Gazâlî’ye göre riya, amelde gizli bir ortaklık arzusudur. İnsan görünürde Allah için yapar; fakat kalbinin bir köşesinde insanların takdirini de ister. Bu, kulluğun saflığını bozar.
Tevhid bilinci insana şunu öğretir:
Rızayı Allah’tan ara.
Değeri Allah’ın bilmesinde bul.
Amelini insanların alkışına satma.
Kalbini değişken bakışlara teslim etme.
Allah’ın görmesini her şeyden üstün bil.
Riya ise tam tersini fısıldar:
“İnsanlar bilirse daha değerli olur.”
Gazâlî’ye göre bu fısıltı, kalbi zayıflatır. Çünkü Allah için yapılan bir amel, insanların onayıyla değer kazanmaz. Onun değeri, niyetin temizliği ve Allah’a yönelişi ile belirlenir.

Riyadan Kurtulmanın İlk Adımı Nedir
Gazâlî’ye göre riyadan kurtulmanın ilk adımı, riyanın varlığından korkmak ve kalbi dürüstçe yoklamaktır. İnsan “bende riya yok” dediği anda büyük bir tehlikeye yaklaşabilir. Çünkü nefsin en sinsi yanı, kendini temize çıkarmasıdır.
İlk adım şudur:
Kendi niyetinden emin olmamak.
Amelini büyük görmemek.
Övgüye karşı dikkatli olmak.
Görünürlük arzusunu fark etmek.
Allah’tan ihlas istemek.
Kalbin gizli beklentilerini tanımak.
Riyadan kurtuluş, insanın kendini suçlayıp umutsuzluğa düşmesi değildir. Aksine bu, kalbi daha temiz hale getirmek için yapılan manevî bir muhasebedir.
Gazâlî’ye göre insan riyayı fark ettiğinde ameli hemen terk etmek yerine niyetini düzeltmeye çalışmalıdır. Çünkü nefsin bir hilesi de insana “riya karıştı, o halde bırak” dedirtmesidir. Oysa doğru yol, ameli terk etmek değil; niyeti arındırmaktır.

Gizli Amel Riyaya Karşı Nasıl Korur
Gazâlî’ye göre gizli amel, riyaya karşı en güçlü terbiyelerden biridir. Çünkü gizli amel, insanı insanların bakışından uzaklaştırır ve kalbi Allah’ın bilmesine alıştırır.
Gizli amel, nefsin şu beklentilerini kırar:
Bilinmek istemek.
Övülmek istemek.
Anılmak istemek.
Fark edilmek istemek.
Değer verilmek istemek.
İnsan kimsenin bilmediği bir iyilik yaptığında, kalp yavaş yavaş şunu öğrenir:
“Allah biliyorsa yeter.”
Bu cümle ihlasın kalbidir.
Gizli amel örnekleri şunlardır:
Sessiz sadaka.
Gizli dua.
Kimseye anlatılmayan yardım.
Yalnızken yapılan ibadet.
İsimsiz destek.
Görünmeyen fedakârlık.
Kimsenin bilmediği tövbe ve gözyaşı.
Gazâlî’ye göre gizli amel, kalbi insanların gözünden çekip Allah’ın huzuruna yerleştirir. Bu yüzden riyaya karşı en zarif ilaçlardan biridir.

Riyadan Kurtulmak İçin Niyet Nasıl Temizlenir
Niyet temizliği, Gazâlî’ye göre sürekli bir kalp çalışmasıdır. İnsan amelin başında niyetini düzeltmeli, amel sırasında kalbini kontrol etmeli, amel bittikten sonra da övgü ve beğeni karşısında nefsini korumalıdır.
Niyet temizliği için şu yollar önemlidir:
Amelin başında “bunu Allah için yapıyorum” bilincini yenilemek.
Amel sırasında insanların bakışına kapılmamaya çalışmak.
Amel sonrasında övgüye bağlanmamak.
Yapılan iyiliği sürekli hatırlamamak.
Başkalarına anlatma ihtiyacını sorgulamak.
Takdir edilmediğinde kırılmamaya çalışmak.
Allah’tan kabul ve ihlas istemek.
Gazâlî’ye göre niyet, bir defa temizlenip bırakılacak bir şey değildir. Çünkü kalp değişkendir. İnsan Allah için başlar, sonra nefs araya girebilir. Bu yüzden ihlas, başlangıçta, süreçte ve sonuçta korunmalıdır.
Riyadan kurtuluşun özü şudur: Amelin değerini insanların bilmesine değil, Allah’ın kabulüne bağlamak.

Modern Çağda Riya Nasıl Görünür
Modern çağ, görünürlük çağdır. İnsan yaptığı şeyi göstermek, duyurmak, paylaşmak, beğeni almak, onay görmek ve takip edilmek ister. Bu çağda riya yalnızca ibadette değil; iyilikte, bilgide, duyarlılıkta, yardımda, ahlâkta, hatta acıda bile kendini gösterebilir.
Gazâlî’nin riya anlayışı bugün çok güçlü bir aynaya dönüşür.
Modern riyanın bazı görünümleri şunlardır:
İyiliği yardım için değil, imaj için göstermek.
Bilgiyi hakikat için değil, üstünlük için paylaşmak.
Duyarlılığı merhamet için değil, beğeni için sergilemek.
Manevî sözleri yaşamak için değil, etkileyici görünmek için kullanmak.
Tevazuyu bile görünür bir kimliğe dönüştürmek.
Bugünün insanı için Gazâlî’nin sorusu çok derindir:
Kimse görmese de aynı iyiliği yapar mıydın
Kimse beğenmese de doğruyu savunur muydun
Kimse alkışlamasa da hizmet eder miydin
Kimse bilmeden de Allah için güzel kalabilir miydin
Bu sorular modern kalbin en büyük muhasebesidir. Çünkü görünürlük arttıkça ihlasın korunması daha zor hale gelir.

Son Söz: Riya Kalbi İnsanlara Dağıtır, İhlas Allah’a Toplar
Gazâlî’ye göre riya, insanın en güzel amellerinin içine sızabilen en ince manevî hastalıklardan biridir. Riya bazen açık bir gösteriştir; bazen de kalbin en gizli köşesinde saklanan takdir edilme arzusu, bilinme isteği, manevî benlik, gizli şöhret tutkusu ve kendini özel görme eğilimidir.
Riya insanı insanların bakışına esir eder. İnsan görülünce güçlenir, görülmeyince zayıflar. Övülünce sevinir, unutulunca kırılır. Takdir edilince devam eder, fark edilmeyince soğur. Böylece amel, Allah’a giden bir yol olmaktan çıkar; insanların gözünde kurulan bir sahneye dönüşür.
Gazâlî’nin çağrısı ise çok berraktır:
Amelini insanların alkışına bağlama.
İyiliğini görünürlük pazarına çıkarma.
Bilgini nefsin süsü yapma.
Tevazunu bile gösterişe dönüştürme.
Allah’ın bilmesini küçük görme.
Kalbini insanların değişken bakışlarından kurtar.
İhlas, insanın Allah için yaptığı şeyi Allah’ın bilmesine razı olmasıdır. Riya ise kalbin bu razı oluşu kaybedip insanlardan değer istemesidir. Bu yüzden riyadan kurtulmak, sadece gösterişi bırakmak değil; kalbin merkezini yeniden Allah’a taşımaktır.
Riya kalbi dağıtır; ihlas kalbi toplar. Riya insanı insanlara bağımlı kılar; ihlas insanı Allah’a bağlar. Riya ameli yorar; ihlas ameli diriltir. Riya benliği büyütür; ihlas kulluğu güzelleştirir.
“Riya, kalbin insanlara açtığı sahte penceredir; ihlas ise Allah’a açılan sessiz ve sonsuz kapıdır.”
— Ersan Karavelioğlu