Gâşiye Suresi 25. Ayette “Şüphesiz Onların Dönüşü Bizedir” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Allah’a Dönüş, Ölüm, Fanilik, Aidiyet, İnsan Hayatının Nihai Yönü, Dünyadaki Güç Ve Mülkiyet Yanılsaması Açısından Nasıl Anlaşılmalıdır
“Gâşiye Suresi insanın bütün kaçışlarını tek bir cümlede sonlandırır: ‘Şüphesiz onların dönüşü Bizedir.’ Dünya hayatı ne kadar uzun görünürse görünsün, insanın nihai yönü Allah’a doğrudur. Bu dönüş, yalnız ölüm değil; sahiplik, güç ve bağımsızlık yanılgısının da sona ermesidir.”
Ersan Karavelioğlu
Gâşiye Suresi 25. Ayette Ne Buyrulur
Gâşiye Suresinin yirmi beşinci ayetinde anlam olarak:
“Şüphesiz onların dönüşü Bizedir.”
buyrulur.
Arapça ifade:
“İnne ileynâ iyâbehum.”
şeklindedir.
Bir önceki ayette:
nihai azabın:
Allah’a ait olduğu:
belirtilmişti.
Şimdi:
bunun:
temel nedeni:
açıklanır.
Çünkü:
insanların:
son dönüşü:
başka bir insana,
bir devlete,
bir topluma:
değil,
Allah’adır.
“İyâb” Ne Anlama Gelir
“İyâb”:
dönüş,
geri dönüş,
bir yere:
yeniden varış:
anlamına gelir.
Kelime:
insanın:
bir yolculuğun:
ardından:
döndüğü:
son noktayı:
düşündürür.
Bu yüzden:
ayette:
insan hayatı:
adeta:
bir:
gidiş ve dönüş
yolculuğu:
olarak:
sunulur.
“Bizedir” İfadesi Ne Anlama Gelir
Buradaki:
“Bize”:
ifadesi:
Kur’an’ın:
ilahî hitap:
üslubudur.
Allah:
mekânsal olarak:
bir noktada:
bekleyen:
bir varlık:
gibi:
düşünülmemelidir.
“Allah’a dönüş”:
metrelerle:
ölçülen:
bir yolculuk:
değildir.
Daha çok:
insanın nihai olarak Allah’ın huzurunda hesap ve değerlendirmeyle karşılaşması
anlamını:
taşır.
Allah’a Dönüş Ölümle mi Başlar
Ölüm:
dünya hayatının:
sona erdiği:
büyük eşiktir.
Bu nedenle:
Allah’a dönüş:
ölümle:
yakından:
ilişkilidir.
Ancak:
ayet:
yalnız:
biyolojik ölüm:
olayını:
anlatmaz.
Ardından:
hesap:
gelecektir.
Dolayısıyla:
dönüş:
ölüm + diriliş + hesap
çerçevesinin:
bir parçasıdır.
İnsan Dünyada Neden Kalıcıymış Gibi Yaşayabilir
Çünkü:
gündelik hayat:
insana:
süreklilik:
hissi verir.
Sabah:
uyanırsın.
Plan:
yaparsın.
Bir ev:
kurarsın.
İş:
kurarsın.
Yıllar sonrası için:
hesap:
yaparsın.
Bunlar:
normaldir.
Ama:
plan yaparken:
insan:
bazen:
faniliğini:
unutabilir.
Ayet:
işte:
bu unutkanlığa:
çok kısa:
bir cevap:
verir:
Dönüş var.
Fanilik İnsan Hayatını Değersizleştirir mi
Hayır.
Tam tersine:
sınırlılık:
değeri:
artırabilir.
Eğer:
bir anın:
sonsuz sayıda:
tekrarı:
olsaydı,
onu:
ertelemenin:
bedeli:
azalabilirdi.
Ama:
insan ömrü:
sınırlıdır.
Bu yüzden:
zaman:
değerlidir.
Bir insanı:
sevmek.
Özür dilemek.
İyilik yapmak.
Hakkı:
teslim etmek.
Bunların:
bir:
son zamanı
olabilir.
Fanilik:
hayatı:
anlamsız:
değil,
acil ve:
değerli:
hâle getirebilir.
İnsan Gerçekten Sahip Olduğu Şeylerin Sahibi midir
Dünya hukukunda:
mülkiyet:
gerçek ve:
önemlidir.
İnsan:
evine,
parasına,
eşyasına:
sahip olabilir.
Ama:
varoluşsal:
ölçekte:
bu sahiplik:
geçicidir.
İnsan:
öldüğünde:
hiçbir malı:
yanında:
götüremez.
Bu yüzden:
ahiret perspektifi:
şunu:
hatırlatır:
Sahip olduğumuz şeyleri kullanırız; fakat onları sonsuza kadar tutamayız.
Mülkiyet Yanılsaması Nedir
Sorun:
mal sahibi:
olmak değildir.
Sorun:
geçici sahipliği:
mutlak sahiplik:
sanmaktır.
İnsan:
“Bu benim.”
der.
Ama:
aslında:
bir süreliğine:
onun:
sorumluluğunu:
taşıyor olabilir.
Ev:
senden önce:
başkasına:
ait olabilir.
Senden sonra:
başkasına:
geçebilir.
Para:
el değiştirir.
Toprak:
sahip değiştirir.
İnsan:
ise:
sonunda:
hepsini:
bırakır.
Güç Sahibi İnsan Da Allah’a Döner mi
Evet.
Kral.
Başkan.
Komutan.
Zengin.
Ünlü.
Yoksul.
Tanımadığımız:
sıradan insan.
Dönüş:
herkes için:
aynıdır.
Bu:
ahiret fikrinin:
en güçlü:
eşitleyici:
boyutlarından:
biridir.
Dünya:
insanları:
rütbelere:
ayırabilir.
Ölüm:
bu rütbelerin:
çoğunu:
anlamsızlaştırır.
Nihai hesapta makam değil, insanın ne yaptığı önem kazanır.
Bu Ayet Güç Sahiplerine Ne Hatırlatır
Şunu:
Yetkin sınırsız değildir.
Bugün:
emir:
verebilirsin.
Ama:
bir gün:
sen de:
hesap veren:
olacaksın.
Bugün:
başkalarının:
dosyasına:
hükmedebilirsin.
Ama:
nihai:
dosyanın:
sahibi:
sen değilsin.
Bu:
gücün:
ahlaki:
sınırıdır.
Bir insan:
ne kadar:
güçlü olursa:
olsun,
hesap üstü değildir.

İnsan Ölümü Bildiği Hâlde Neden Unutur
Çünkü:
ölüm:
soyut olarak:
bilinir.
Ama:
gündelik hayatta:
sürekli:
hissedilmez.
İnsan:
başkasının:
öldüğünü:
görür.
Ama:
kendi ölümünü:
sanki:
çok uzak:
bir olay:
gibi:
düşünebilir.
Psikolojik olarak:
bu:
yaşamı:
sürdürmenin:
bir parçası da:
olabilir.
Fakat:
tamamen:
unutmak:
insanı:
ölçüsüz:
yaşamaya:
itebilir.
Ayet:
ölüm takıntısı:
değil,
fanilik bilinci
önerir.

Ölümü Hatırlamak Hayattan El Çekmek Demek midir
Hayır.
Ölümü:
hatırlamak:
çalışmayı:
bırakmak:
değildir.
Tam tersine:
zamanı:
daha bilinçli:
kullanmayı:
sağlayabilir.
Ailene:
daha iyi:
davranmak.
İşini:
daha dürüst:
yapmak.
Biriktirdiğin:
kırgınlıkları:
gözden geçirmek.
Bugünü:
sürekli:
yarına:
ertelememek.
İslami perspektifte:
ölüm bilinci:
hayattan kaçış değil, hayatın sorumluluğunu ciddiye almak
olabilir.

“Allah’a Dönüş” Aidiyet Duygusu Açısından Nasıl Anlaşılabilir
İnsan:
hayatı boyunca:
bir yere:
ait olmak:
ister.
Ailesine.
Toplumuna.
Ülkesine.
Bir düşünceye.
Bir ilişkiye.
Ama:
bunların:
hepsi:
değişebilir.
Ahiret perspektifinde:
insanın:
en temel:
aidiyeti:
Allah’a:
bağlanır.
Bu:
şu fikri:
taşır:
İnsan nihai olarak sahipsiz ve yönsüz değildir.
Dönüşünün:
bir adresi:
vardır.

Allah’a Dönüş Korkutucu mu, Umut Verici mi Olmalıdır
Her ikisini:
de:
taşıyabilir.
Hesap:
düşüncesi:
sorumluluk:
uyandırır.
Ama:
Allah’a dönüş:
yalnız:
cezaya:
dönüş:
değildir.
Rahmete.
Affa.
Adalete.
Eksik kalmış:
hakların:
tamamlanmasına:
dönüş:
olarak da:
düşünülebilir.
Mazlum için:
bu dönüş:
adalet umudu
olabilir.

Bir İnsan Allah’a Dönmeden Önce Kendine Dönebilir mi
Ahlaki anlamda:
evet.
İnsan:
hayatta:
hesabını:
erken:
yapabilir.
Ben ne yapıyorum?
Kime haksızlık ettim?
Neyi düzeltmeliyim?
Kimin hakkı üzerimde?
Bu:
tövbenin:
ve öz muhasebenin:
temelidir.
Ahirette:
hesapla:
karşılaşmadan:
önce:
dünyada:
kendini:
hesaba çekmek:
insana:
değişme:
imkânı:
verir.

“Dönüş Bizedir” İfadesi İnsan Kibrini Nasıl Kırar
Çünkü:
insan:
hayatın:
merkezi:
olduğunu:
düşünebilir.
Kendi planları.
Kendi serveti.
Kendi ailesi.
Kendi ünü.
Kendi gücü.
Ama:
ayet:
bütün bu:
“benim”
ifadelerinin:
üzerine:
tek bir:
son cümle:
koyar:
Dönüş Allah’adır.
Bu:
insanın:
hiçbir şeye:
değer vermemesi:
demek değildir.
Ama:
hiçbir dünyevi şeyi:
mutlaklaştırmaması:
demektir.

Allah’a Dönüş Zamanın Sonunda Bir Yolculuk mudur
Bunu:
yalnız:
dünyevi zaman ve:
mekân:
kategorileriyle:
tasavvur etmek:
eksik olabilir.
Ahiret:
gayb:
alanıdır.
Bu nedenle:
“Allah’a kaç kilometre gidilecek?”
gibi:
sorular:
anlamlı:
değildir.
Dönüş:
daha çok:
insanın:
ilahî hüküm,
bilgi
ve hesapla:
karşılaşması:
anlamına:
gelir.

Gâşiye Suresi 25. Ayet Son Ayete Nasıl Hazırlık Yapar
- ayet:
“Şüphesiz onların dönüşü Bizedir.”
der.
- ayet:
ardından:
“Sonra onların hesabı Bize aittir.”
buyuracaktır.
Yani:
önce:
dönüş.
Sonra:
hesap.
Bu:
surenin:
sonunda:
çok güçlü:
bir kapanış:
oluşturur.
Peygamber:
hatırlatır.
İnsan:
seçer.
Allah’a:
dönülür.
Ve:
hesap Allah’a aittir.

Gâşiye Suresi 25. Ayetin En Derin Mesajı Nedir
Gâşiye Suresinin yirmi beşinci ayeti:
“Şüphesiz onların dönüşü Bizedir.”
der.
Belki:
surenin:
en kısa:
ama:
en büyük:
cümlelerinden:
biridir.
Çünkü:
insanın:
bütün hayatını:
tek bir:
istikamet:
içinde:
toplar.
Dönüş.
İnsan:
dünyaya:
gelir.
Büyür.
Öğrenir.
Sever.
Kaybeder.
Para:
kazanır.
Ev:
kurar.
Çocuk:
büyütür.
Tartışır.
Affeder.
Hata:
yapar.
Başarır.
Yenilir.
Ve:
bütün bunların:
ortasında:
hayat:
çok uzun:
gibi:
görünebilir.
Ama:
sonunda:
tek bir:
gerçek:
kalır:
Dönüş var.
Bu:
insanı:
karamsarlığa:
sürüklemek:
zorunda değildir.
Tam tersine:
hayatın:
değerini:
artırabilir.
Çünkü:
bir gün:
sona erecek:
olan şey:
önemlidir.
Sevdiğin:
insana:
bir gün:
son kez:
bakacaksın.
Bir evin:
kapısından:
son kez:
çıkacaksın.
Bir sabah:
son kez:
uyanacaksın.
Bir cümleyi:
son kez:
söyleyeceksin.
Bu:
gerçek:
korkutucu:
olabilir.
Ama:
aynı zamanda:
şunu:
sordurur:
O hâlde bugün nasıl yaşamalıyım?
Belki:
ölümün:
ahlaki değeri:
buradadır.
İnsana:
“Her şeyi bırak.”
demez.
“Her şeyi yerli yerine koy.”
der.
Para:
değerlidir.
Ama:
Tanrı değildir.
Makam:
önemlidir.
Ama:
ebedî değildir.
Ev:
güzeldir.
Ama:
son yurt:
değildir.
İnsanların:
takdiri:
hoş olabilir.
Ama:
nihai:
ölçü:
değildir.
Bu:
hayatı:
reddetmek:
değil,
hayatı:
mutlaklaştırmamak
tır.
İnsan:
dünyadaki:
sahiplikleri:
çok:
ciddiye alır.
Benim evim.
Benim param.
Benim toprağım.
Benim şirketim.
Benim makamım.
Ama:
zaman:
bu:
“benim”:
kelimesini:
sessizce:
değiştirir.
Bir gün:
başka birinin:
olur.
Bir insanın:
yıllarca:
biriktirdiği:
eşyalara:
öldükten sonra:
başkaları:
karar verir.
Bazıları:
paylaşılır.
Bazıları:
satılır.
Bazıları:
atılır.
Bu:
acı:
ama:
çok öğretici:
bir gerçektir.
Biz eşyalara sahip oluruz; fakat zaman bizi onlardan ayırır.
Belki:
bu yüzden:
gerçek:
soru:
“Ne kadar şeye sahibim?”
değil,
“Sahip olduğum şeylerle ne yaptım?”
olmalıdır.
Para:
sende:
kaç yıl:
kaldı?
Belki:
çok önemli:
değil.
Onunla:
kimi:
ezdin?
Kime:
yardım ettin?
Nasıl:
kazandın?
Nasıl:
harcadın?
İşte:
ahiret:
perspektifi:
sahipliği:
sorumluluğa:
dönüştürür.
Ayet:
güç:
konusunda:
daha da:
sarsıcıdır.
Dünya tarihinde:
çok güçlü:
insanlar:
yaşadı.
İmparatorlar.
Krallar.
Ordular.
Milyonların:
hayatına:
hükmeden:
kişiler.
Yaşarken:
sanki:
hiçbir güç:
onlara:
ulaşamayacakmış:
gibi:
göründüler.
Ama:
hepsi:
öldü.
Bu:
çok basit:
ama:
çok radikal:
bir:
eşitliktir.
Ölüm:
kapıyı:
çalarken:
rütbe:
sormaz.
Ve:
Gâşiye:
ölümün:
ötesini:
şöyle:
tamamlar:
“Dönüşleri Bizedir.”
Yani:
dünyada:
hesap vermeyen:
kişi:
hesaptan:
kaçmış:
değildir.
Sadece:
dünya:
mahkemesinden:
kaçmış:
olabilir.
Bu:
mazlum:
açısından:
çok güçlü:
bir umut:
olabilir.
Çünkü:
insan:
adaleti:
her zaman:
sağlayamaz.
Bir suç:
kanıtlanamayabilir.
Bir zalim:
gücüyle:
kurtulabilir.
Bir insan:
hakkını:
alamadan:
ölebilir.
Eğer:
ölüm:
her şeyi:
bitiriyorsa:
bazı:
adaletsizlikler:
sonsuzca:
yarım:
kalır.
Ahiret:
inancının:
iddiası ise:
şudur:
Hiçbir dosya ölümle kaybolmaz.
Bu:
aynı zamanda:
insanın:
kendisini:
nihai yargıç:
sanmamasını:
gerektirir.
Çünkü:
dönüş:
Allah’a ise:
hesap:
da:
Allah’ın:
bilgisiyle:
olacaktır.
İnsan:
eksik:
bilir.
Allah:
teolojik:
iddia bakımından:
bütün:
gerçeği:
bilir.
Niyet.
Şartlar.
Bilgi.
İmkân.
Pişmanlık.
Gizli:
iyilik.
Gizli:
kötülük.
Bütün bunlar:
nihai hesabın:
parçası:
olabilir.
Bu yüzden:
Allah’a dönüş:
hem:
adaletin:
hem:
tevazunun:
temelidir.
Bir başka:
derin:
boyut:
aidiyettir.
İnsan:
hayatı:
boyunca:
“Nereye aidim?”
diye:
sorar.
Bir ülkeye:
ait.
Bir aileye:
ait.
Bir eve:
ait.
Bir insana:
ait:
hisseder.
Ama:
bütün:
bu aidiyetler:
değişebilir.
İnsan:
göç edebilir.
Evi:
yıkılabilir.
Sevdiği:
ölebilir.
Bir toplumdan:
uzaklaşabilir.
Ahiret:
perspektifi:
insanın:
en son:
aidiyetini:
değişmez:
bir yere:
bağlar:
Allah’a.
Bu:
insanın:
Allah’ın:
bir parçası:
olduğu:
anlamına:
gelmez.
İslam:
yaratan ile:
yaratılan:
arasındaki:
ayrımı:
korur.
Ama:
insanın:
varoluşunun:
nihai:
yönünün:
Allah:
olduğunu:
ifade eder.
Belki:
insanın:
hayattaki:
en büyük:
yanılgılarından biri:
yolculuğu:
ev:
sanmasıdır.
Bir istasyona:
gelir.
Orada:
kalıcı:
olacağını:
düşünür.
Bir makam:
elde eder.
“Artık oldum.”
der.
Bir servet:
elde eder.
“Artık güvendeyim.”
der.
Bir şöhret:
elde eder.
“Artık unutulmam.”
der.
Ama:
hayat:
şunu:
gösterir:
Her istasyon:
geçicidir.
Bu:
hiçbir şey:
yapmamak:
için:
sebep:
değildir.
Tam tersine:
yolda olduğunu bilerek güzel yaşamak
için:
sebeptir.
Yolcu:
eşyasını:
kullanır.
Ama:
istasyonu:
sonsuz evi:
sanmaz.
İşte:
fanilik:
bilinci:
böyle:
bir şey:
olabilir.
Ve belki Gâşiye Suresi 25. ayetin en derin mesajı şöyle ifade edilebilir:
“Dönüşleri Bizedir” ifadesi, insan hayatının nihai yönünü belirler. Dünya bize gerçek sorumluluklar, gerçek ilişkiler ve gerçek nimetler sunar; fakat hiçbirini sonsuz sahiplik hâline getiremez. Ölüm, insanın elindeki her unvanı ve mülkiyeti bırakacağı büyük eşiktir. Allah’a dönüş inancı ise bu faniliği anlamsızlığa değil hesaba, aidiyete ve nihai adalet umuduna bağlar.
“İnsan dünyada birçok yere gider, birçok şeye sahip olur ve birçok kimlik taşır; fakat Gâşiye sonunda bütün yolları tek istikamette toplar: ‘Dönüş Bizedir.’ Belki hayatın en büyük bilgeliği, hiçbir şeyi değersiz görmeden hiçbir şeyi de sonsuz sanmamaktır. Çünkü elimizde kalan şey sahip olduklarımız değil, onlarla ne yaptığımız olacaktır.”
Ersan Karavelioğlu