📖 Cuma Suresi 1. Ayette Göklerde Ve Yerde Bulunan Her Şeyin Melik, Kuddûs, Azîz Ve Hakîm Olan Allah’ı Tesbih Etmesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
50,680
2,724,936
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Cuma Suresi 1. Ayette Göklerde Ve Yerde Bulunan Her Şeyin Melik, Kuddûs, Azîz Ve Hakîm Olan Allah’ı Tesbih Etmesi Ne Anlama Gelir ❓


“Gökyüzündeki yıldızdan yeryüzündeki küçücük bir zerreye kadar bütün varlıklar, kendi yaratılışlarıyla Allah’ın kudretini, kusursuzluğunu, hükümranlığını ve hikmetini ilan eder. İnsan ise bu büyük tesbihi yalnız kulağıyla değil; aklı, kalbi ve vicdanıyla dinlemelidir.”


Ersan Karavelioğlu


1️⃣ Cuma Suresi 1. Ayetin Meali Nedir ❓


Cuma Suresi’nin ilk ayetinde şöyle buyrulur:


“Göklerde bulunanlar da yerde bulunanlar da egemenliğin mutlak sahibi, her türlü eksiklikten uzak, üstün ve her işi hikmetli olan Allah’ı tesbih ediyor.”


Ayetin Arapça metninde Allah’ın dört önemli ismi peş peşe zikredilir:


El-Melik, El-Kuddûs, El-Azîz ve El-Hakîm.


Bu isimler, kâinatın neden Allah’ı tesbih ettiğini açıklar. Çünkü bütün varlıkların gerçek sahibi Allah’tır; Allah her türlü kusurdan uzaktır, mutlak kudret sahibidir ve yarattığı her şeyi hikmetle yaratmaktadır.


2️⃣ Ayetin Temel Mesajı Nedir ❓


Ayetin temel mesajı şudur:


Kâinat sahipsiz, başıboş, amaçsız ve anlamsız değildir.


Gökyüzündeki yıldızlar, gezegenler, galaksiler, yeryüzündeki dağlar, denizler, ağaçlar, hayvanlar, insanlar ve henüz varlığından haberdar olmadığımız bütün yaratılmışlar Allah’ın mülkünde bulunmaktadır.


Her varlık:


  • Varlığıyla Allah’ın varlığına,
  • Düzeniyle Allah’ın hikmetine,
  • Gücüyle Allah’ın kudretine,
  • Güzelliğiyle Allah’ın sanatına,
  • İhtiyacıyla Allah’ın zenginliğine,
  • Sınırlılığıyla Allah’ın sonsuzluğuna işaret eder.

Bu yönüyle bütün kâinat, Allah’ı anlatan büyük bir kitap gibidir.


3️⃣ Tesbih Etmek Ne Anlama Gelir ❓


Tesbih, Allah’ı her türlü eksiklikten, kusurdan, acizlikten, ihtiyaçtan ve yaratılmışlara benzemekten uzak kabul etmek demektir.


“Sübhânallah” diyen insan aslında şu gerçeği ifade eder:


Allah’ın ilminde eksiklik, kudretinde zayıflık, hükmünde adaletsizlik, yaratmasında anlamsızlık ve zatında herhangi bir kusur bulunmaz.


Tesbih yalnızca dil ile “Sübhânallah” demekten ibaret değildir. Allah’ın yüceliğini tanımak, O’nun kusursuzluğunu kabul etmek ve hayatı bu bilinçle yaşamak da tesbihin kapsamına girer. İslâmî kaynaklarda tesbih, Allah’ı noksan sıfatlardan tenzih ederek yüceltmek şeklinde açıklanır.


4️⃣ “Göklerde Ve Yerde Bulunanlar” İfadesi Neleri Kapsar ❓


Ayet yalnızca insanların ve meleklerin Allah’ı tesbih ettiğini söylemez. Çok daha kapsamlı bir ifade kullanır:


Göklerde ve yerde bulunanların tamamı…


Bu ifade şunları kapsar:


Güneş, Ay, yıldızlar, gezegenler, galaksiler, melekler, dağlar, taşlar, denizler, bulutlar, rüzgârlar, nehirler, bitkiler, hayvanlar, mikroorganizmalar, insanlar ve yaratılışını henüz bilmediğimiz bütün varlıklar…


Kısacası hiçbir varlık bu evrensel tesbihin dışında değildir.


İnsanın cansız olarak gördüğü bir taş bile yaratılışındaki düzen, yapı ve bağlı olduğu ilâhî kanunlarla Allah’ın kudretini göstermektedir.


5️⃣ Varlıklar Allah’ı Nasıl Tesbih Eder ❓


Varlıkların Allah’ı tesbih etmesi iki şekilde anlaşılmıştır:


Birincisi, her varlığın kendisine özgü ve insanın anlayamadığı gerçek bir tesbihinin bulunmasıdır.


İkincisi ise varlıkların yaratılışları, düzenleri, görevleri ve varoluş biçimleriyle Allah’ın kudretini göstermeleri, yani hâl diliyle tesbih etmeleridir.


Bir çiçek güzel kokusu, renkleri ve kusursuz yapısıyla; bir kuş uçuşu ve ötüşüyle; Güneş ışığı ve ısısıyla; Dünya hareketleri ve üzerindeki hayatla Allah’ın sanatını ilan eder.


İsrâ Suresi’nin 44. ayetinde de bütün varlıkların Allah’ı tesbih ettiği, fakat insanların onların tesbihini anlayamadıkları bildirilir. Kur’an Yolu tefsirinde bu durum, varlıkların hâl diliyle Allah’ı tesbih etmesi şeklinde açıklanır.


6️⃣ İnsanlar Varlıkların Tesbihini Neden Anlayamaz ❓


İnsan, varlıkların çıkardığı sesleri işitebilir; fakat onların yaratılışlarındaki derin anlamı her zaman kavrayamaz.


Kuşun ötüşünü duyar ancak o ötüşün Allah’ın verdiği yetenekle gerçekleştiğini düşünmeyebilir.


Yağmuru görür ancak suyun yeryüzünde hayatı yeniden canlandırmasını sıradan bir olay olarak değerlendirebilir.


Gökyüzüne bakar ancak milyarlarca gök cisminin belirli bir düzen içinde hareket etmesindeki kudreti fark etmeyebilir.


Sorun kâinatın sessiz olması değildir. Asıl sorun, insanın kalbinin ve düşüncesinin bu büyük sese kapalı hâle gelmesidir.


Kâinat sürekli konuşur; fakat gaflet içindeki insan onu dinleyemez.


7️⃣ El-Melik İsmi Ne Anlama Gelir ❓


El-Melik, bütün varlıkların gerçek sahibi, mutlak hükümdarı ve egemenliğin tek sahibi demektir.


İnsan dünyada bazı eşyalara, arazilere veya servetlere sahip olduğunu düşünür. Fakat insanın sahipliği geçici ve sınırlıdır. İnsan dünyaya gelirken hiçbir şey getirmez, dünyadan ayrılırken de hiçbir şey götüremez.


Allah’ın mülkü ise sınırsızdır.


Gökyüzü de yeryüzü de hayat da ölüm de zaman da mekân da Allah’ın hükümranlığı altındadır.


Melik ismi, Allah’ın yalnızca yaratan değil; aynı zamanda yarattıklarını yöneten, koruyan, rızıklandıran ve onlar hakkında hüküm veren olduğunu anlatır. TDV İslâm Ansiklopedisi’nde Melik ismi, sahiplik ve hükümranlık anlamlarıyla açıklanır; Cuma Suresi’nin ilk ayetinde Kuddûs ismiyle birlikte zikredildiğine dikkat çekilir.


8️⃣ El-Kuddûs İsmi Ne Anlama Gelir ❓


El-Kuddûs, her türlü eksiklikten, kusurdan, kötülükten, haksızlıktan ve yaratılmışlara ait sınırlılıklardan tamamen uzak olan demektir.


İnsan yorulur; Allah yorulmaz.


İnsan unutur; Allah unutmaz.


İnsan yanılır; Allah yanılmaz.


İnsan ihtiyaç içindedir; Allah hiçbir şeye muhtaç değildir.


İnsan olayların yalnızca küçük bir bölümünü görebilir; Allah geçmişi, geleceği, görüneni ve görünmeyeni eksiksiz bilir.


Kuddûs ismi, Allah hakkında insanlara özgü eksikliklerin düşünülemeyeceğini öğretir. Allah’ın kararlarında haksızlık, yaratmasında kusur ve hükmünde yanlışlık bulunmaz. Kuddûs kavramı, Allah’ı her türlü manevî kirden, kusurdan ve eksiklikten uzak kabul etmeyi ifade eder.


9️⃣ El-Azîz İsmi Ne Anlama Gelir ❓


El-Azîz, mutlak güç sahibi, yenilmesi mümkün olmayan, daima üstün gelen, eşsiz ve izzet sahibi olan demektir.


Dünyadaki bütün güçler geçicidir.


Devletler kurulup yıkılır, hükümdarlar iktidarlarını kaybeder, ordular yenilir, zenginler servetlerini bırakır ve güçlü görünen insanlar zaman karşısında güçsüzleşir.


Allah’ın kudreti ise başlangıçsız, sonsuz ve değişmezdir.


Hiçbir varlık Allah’ın hükmünü engelleyemez. Hiçbir güç O’nun iradesini boşa çıkaramaz. Allah’ın yardım ettiği kişiyi hiç kimse gerçek anlamda yenemez; Allah’ın korumadığı bir varlığı da hiç kimse koruyamaz.


Azîz ismi, “güçlü, daima üstün gelen, değerli, şerefli ve benzersiz olan” anlamlarını taşır.


🔟 El-Hakîm İsmi Ne Anlama Gelir ❓


El-Hakîm, her işi yerli yerinde yapan, hiçbir şeyi anlamsız ve amaçsız yaratmayan, hüküm ve fiillerinde sonsuz hikmet sahibi olan demektir.


İnsan bazı olayların neden yaşandığını hemen anlayamayabilir. Bir kayıp, gecikme, hastalık, sıkıntı veya başarısızlık ona bütünüyle anlamsız görünebilir.


Ancak insan yalnızca olayın küçük bir bölümünü görür. Allah ise olayların öncesini, sonrasını, görünen ve görünmeyen bütün sonuçlarını bilir.


Hakîm ismi şunu öğretir:


Allah’ın yaratmasında boşluk, hükmünde anlamsızlık ve takdirinde rastlantı bulunmaz.


Allah’ın Hakîm ismi Kur’an’da çoğu zaman Azîz ismiyle birlikte kullanılır. Bu birliktelik, Allah’ın kudretinin hikmetsiz; hikmetinin de kudretsiz olmadığını gösterir.


1️⃣1️⃣ Bu Dört İlâhî İsmin Birlikte Zikredilmesinin Hikmeti Nedir ❓


Ayetin sonunda bulunan dört isim birbirini tamamlar:


Melik: Her şey O’nun mülküdür.


Kuddûs: O, her türlü eksiklikten uzaktır.


Azîz: O’nun gücü karşı konulamazdır.


Hakîm: O, her şeyi yerli yerinde ve hikmetle yapar.


Yalnızca güç sahibi olmak yeterli değildir; güç hikmetle kullanılmalıdır.


Yalnızca hükümran olmak yeterli değildir; hükümranlık kusurdan ve haksızlıktan uzak olmalıdır.


Allah’ın hükümranlığı mutlak, zatı kusursuz, kudreti yenilmez ve bütün işleri hikmetlidir.


Bu nedenle kâinattaki bütün varlıklar O’nu tesbih etmektedir.


1️⃣2️⃣ Kâinattaki Düzen Nasıl Bir Tesbihtir ❓


Gece ile gündüzün birbirini takip etmesi, Dünya’nın belirli bir yörüngede hareket etmesi, suyun buharlaşıp bulutlara dönüşmesi, yağmurun yeryüzüne düşmesi, tohumun toprakta çatlayarak bitkiye dönüşmesi ve canlı bedenlerindeki sistemlerin uyum içinde çalışması büyük bir tesbihtir.


Bu tesbih mutlaka insan diliyle söylenen kelimelerden oluşmaz.


Düzen, ölçü, denge, fayda ve güzellik de birer tesbih biçimidir.


Bir varlığın yaratılış amacına uygun davranması, kendisine yerleştirilen ilâhî kanunlara boyun eğmesi anlamına gelir.


Güneş doğmayı reddetmez.


Dünya yörüngesini terk etmez.


Tohum, uygun şartları bulduğunda yaratılış programına göre filizlenir.


Kâinatın bu itaati, Allah’ın Melik, Azîz ve Hakîm isimlerinin sürekli tecellisidir.


1️⃣3️⃣ İnsan İle Diğer Varlıkların Tesbihi Arasında Ne Fark Vardır ❓


İnsan dışındaki varlıklar yaratılışlarına yerleştirilmiş ilâhî düzene itaat eder.


İnsana ise akıl, irade ve tercih verilmiştir.


Bu nedenle insanın tesbihi bilinçli olmalıdır. İnsan Allah’ın varlığını, birliğini, kudretini ve hikmetini düşünerek kabul eder; sonra bu inancını sözü ve davranışıyla gösterir.


Bir insanın:


  • “Sübhânallah” demesi dil ile tesbihtir.
  • Allah’ın eserlerini düşünmesi akıl ile tesbihtir.
  • Allah’a sevgi ve saygı duyması kalp ile tesbihtir.
  • Haramdan uzak durması davranış ile tesbihtir.
  • Adaletli olması ahlâk ile tesbihtir.
  • Namaz kılması beden ve ruh ile tesbihtir.

Gerçek tesbih, dilde başlayan fakat bütün hayata yayılan bir kulluk bilincidir.


1️⃣4️⃣ İnsan Kâinatın Tesbihine Nasıl Katılır ❓


İnsan, yaratılış gayesine uygun yaşadığında kâinatın tesbihine katılmış olur.


Allah’ın verdiği aklı hakikati anlamak için kullanmak, nimete şükretmek, insanlara merhamet etmek, haksızlıktan kaçınmak, doğayı korumak, helâl kazanç elde etmek ve Allah’a ibadet etmek insanın tesbihidir.


Buna karşılık insan:


Kibirlenir, zulmeder, nimeti inkâr eder, dünyayı sahipsiz zanneder ve kendisini mutlak güç sahibi görürse kâinattaki uyumun dışına çıkar.


Dağlar, denizler, yıldızlar ve canlılar yaratılışlarıyla Allah’a boyun eğerken insanın Rabbine karşı kibirlenmesi büyük bir çelişkidir.


1️⃣5️⃣ Ayet Tevhid İnancını Nasıl Açıklar ❓


Cuma Suresi’nin ilk ayeti güçlü bir tevhid ilanıdır.


Çünkü ayet:


  • Mülkün tek sahibinin Allah olduğunu,
  • Kusursuz olanın yalnız Allah olduğunu,
  • Mutlak gücün Allah’a ait olduğunu,
  • Sonsuz hikmetin Allah’ta bulunduğunu bildirir.

Böylece insanın serveti, makamı, gücü, başka insanları veya herhangi bir varlığı mutlaklaştırması reddedilir.


Gerçek Melik Allah ise insan hiçbir dünyevî güç karşısında kulluk derecesinde eğilmemelidir.


Gerçek Azîz Allah ise izzet yalnızca malda, makamda veya insanların övgüsünde aranmamalıdır.


Gerçek Hakîm Allah ise insan kendi sınırlı bilgisini mutlak doğru kabul etmemelidir.


1️⃣6️⃣ Ayet İnsan Ahlâkını Nasıl Şekillendirir ❓


Allah’ın bu dört ismine iman eden insanın ahlâkı da değişmelidir.


Melik ismine iman eden, sahip olduğu şeylerin kendisine emanet olduğunu bilir ve cimrilikten uzaklaşır.


Kuddûs ismine iman eden, kalbini kin, kibir, haset, gösteriş ve kötü niyetlerden arındırmaya çalışır.


Azîz ismine iman eden, gerçek izzeti Allah’a kullukta arar; günah, menfaat ve insanların baskısı karşısında kişiliğini kaybetmez.


Hakîm ismine iman eden, düşünmeden hareket etmez; sözünde, kararında ve davranışında hikmetli olmaya çalışır.


Esmâ-i hüsnâyı bilmek yalnızca isimleri ezberlemek değildir. Bu isimlerin öğrettiği kulluk bilincini insanın karakterine taşımasıdır.


1️⃣7️⃣ Cuma Suresinin Tesbihle Başlaması Neden Önemlidir ❓


Cuma Suresi, adını Müslümanların haftalık toplu ibadeti olan cuma namazından alır. Sûrede Peygamberimizin insanlara gönderilişinden, ilâhî mesajın sorumluluğundan ve cuma namazından söz edilir.


Sûrenin tesbihle başlaması insana şu gerçeği hatırlatır:


Cuma günü yalnızca haftalık bir toplanma günü değildir. İnsan, bütün kâinatın Allah’a yönelişini fark ederek kendi iradesiyle bu kulluğa katılmalıdır.


Gökler ve yer sürekli Allah’ı tesbih ederken mümin de ezanı duyduğunda dünya işlerine ara verir, Allah’ın huzuruna yönelir ve evrensel kulluk düzenindeki yerini hatırlar.


1️⃣8️⃣ Bu Ayet Günlük Hayatta Nasıl Yaşanabilir ❓


Bu ayeti yaşamak için insanın yalnızca ayeti okuması değil, onun verdiği bilinci hayatına taşıması gerekir.


Gökyüzüne baktığında yalnızca yıldızları değil, Allah’ın kudretini düşünmelidir.


Bir nimete kavuştuğunda kendisini mutlak sahip değil, emanetçi görmelidir.


Bir sıkıntıyla karşılaştığında Allah’ın Hakîm olduğunu hatırlamalı; anlayamadığı olaylarda hemen ümitsizliğe düşmemelidir.


Güç elde ettiğinde zulmetmemeli; gerçek Azîz’in Allah olduğunu bilmelidir.


Kalbini, sözlerini ve davranışlarını kötülüklerden temizleyerek Kuddûs olan Allah’a kulluk etmeye çalışmalıdır.


“Sübhânallah” sözü, insanın yalnızca dilinde değil, bakışında, ahlâkında, kazancında ve insanlarla ilişkilerinde de görünmelidir.


1️⃣9️⃣ Cuma Suresi 1. Ayetten Çıkarılacak En Büyük Ders Nedir ❓


Cuma Suresi’nin ilk ayeti, insanı evrenin merkezine değil, büyük bir kulluk düzeninin içine yerleştirir.


İnsan başını kaldırıp gökyüzüne baktığında, yere eğilip küçücük bir tohumu incelediğinde veya kendi bedenindeki kusursuz sistemleri düşündüğünde aynı hakikatle karşılaşır:


Her şey Allah’ın mülküdür.


Allah her türlü kusurdan uzaktır.


Mutlak güç yalnızca Allah’a aittir.


Allah’ın yarattığı ve hükmettiği hiçbir şey hikmetsiz değildir.



Bütün kâinat bu gerçeği kendi diliyle ilan etmektedir. İnsana düşen ise bu büyük tesbihi fark etmek, Allah’ı bilinçli şekilde anmak ve hayatını O’nun rızasına uygun hâle getirmektir.


“Kâinatın her zerresi Allah’ı anlatırken insanın en büyük gafleti, bu büyük tesbihin ortasında yaşayıp hiçbir şey işitmemesidir. Kalp uyandığında yıldızlar, denizler, dağlar, kuşlar ve hatta sessiz görünen taşlar bile insana aynı hakikati söyler: Mülk Allah’ındır, kudret Allah’ındır, hikmet Allah’ındır ve bütün övgüler yalnızca O’na aittir.”


Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt