Carl Gustav Jung'a Göre Aktif İmgelem Nedir
Bilinçdışıyla Diyalog Kurmak İnsanı Nasıl Dönüştürür
"İnsan, içindeki karanlığı susturarak değil, onunla konuşmayı öğrenerek tamamlanır."
– Ersan Karavelioğlu
Carl Gustav Jung'a göre aktif imgelem, insanın kendi bilinçdışı imgeleri, rüyaları, sezgileri, iç sesleri, sembolleri ve **ruhsal figürleriyle bilinçli biçimde ilişki kurduğu derin bir psikolojik yöntemdir. Bu yöntem, sıradan hayal kurmadan farklıdır; çünkü burada insan, zihnine gelen imgeleri pasifçe izlemekle kalmaz, onlarla diyalog kurar, onları anlamaya çalışır, bazen onlara soru sorar, bazen de onların kendisine tuttuğu aynada kendi iç hakikatini görür.
Jung için aktif imgelem, insanın içinde yaşayan gölgeyle, anima veya animusla, bilge yaşlı adamla, iç çocukla, arketipsel sembollerle ve ruhun derin katmanlarından yükselen gizli anlamlarla karşılaşma yoludur. Bu karşılaşma bazen huzurlu, bazen sarsıcı, bazen de insanın benlik algısını kökünden dönüştürecek kadar güçlü olabilir. Çünkü bilinçdışı, yalnızca bastırılmış korkuların karanlık deposu değildir; aynı zamanda insanın henüz keşfetmediği yaratıcılığın, sezgisel bilgeliğin, ruhsal bütünleşmenin ve kendilik arayışının da derin kaynağıdır.
Aktif İmgelem Nedir
Bilincin Bilinçdışıyla Uyanıkken Karşılaşması
Aktif imgelem, Jung'un analitik psikolojisinde insanın bilinçdışı içeriklerle uyanık bir farkındalık hâlinde ilişki kurmasını sağlayan özel bir iç çalışma yöntemidir. Bu yöntemde kişi, zihninde beliren bir imgeye, duyguya, rüya sahnesine, sembole veya iç figüre odaklanır ve onun kendiliğinden gelişmesine izin verir.
Burada temel mesele şudur: İnsan, zihnine gelen görüntüyü kontrol etmeye, süslemeye veya mantıkla hemen açıklamaya çalışmaz. Aksine, imgenin kendi doğasıyla konuşmasına izin verir.
Aktif imgelem bu yüzden sadece psikolojik bir teknik değil, insanın kendi iç evrenine açtığı bilinçli bir kapıdır. Bu kapıdan geçen kişi, kendi içinde yalnızca bastırılmış hatıralarla değil, aynı zamanda varlığının daha geniş, daha kadim ve daha derin tarafıyla karşılaşır.
Jung'a Göre Bilinçdışı Neden Konuşur
Ruhun Sembollerle Kurduğu Gizli Dil
Jung'a göre bilinçdışı, Freud'un düşündüğü gibi yalnızca bastırılmış arzuların veya çocukluk çatışmalarının alanı değildir. Bilinçdışı aynı zamanda insanın arketipsel hafızasını, kolektif insan deneyimini, ruhsal potansiyelini ve henüz bilince çıkmamış yaratıcı olanaklarını da taşır.
Bu nedenle bilinçdışı suskun değildir; sürekli konuşur. Fakat onun dili gündelik mantığın dili değildir. Bilinçdışı çoğu zaman şöyle konuşur:
| Bilinçdışının Dili | Görünme Biçimi |
|---|---|
| Rüya | Gece görülen sembolik sahneler |
| İmge | Zihinde beliren güçlü görüntüler |
| Duygu | Aniden yükselen yoğun hisler |
| Sembol | Hayvan, yol, su, ateş, ev, kapı gibi işaretler |
| İç figür | Bilge, çocuk, gölge, kadın, erkek, yabancı karakterler |
| Tekrarlayan tema | Hayatta sürekli karşılaşılan benzer durumlar |
Aktif İmgelem Hayal Kurmak Mıdır
Pasif Fanteziyle Derin Ruhsal Çalışma Arasındaki Fark
Aktif imgelem, sıradan hayal kurma değildir. Hayal kurmada insan genellikle kendini rahatlatan, arzuladığı veya kaçmak istediği görüntüler üretir. Aktif imgelemde ise kişi, bilinçdışından gelen imgeye müdahale etmeden, onun kendiliğinden açılmasına izin verir.
Bu ayrım çok önemlidir. Çünkü sıradan fantezide ego sahnenin yönetmenidir; aktif imgelemde ise ego yalnızca sahnede bulunan bilinçli bir tanıktır.
Hayal kurma, çoğu zaman egonun istediği yöne akar.
Aktif imgelem ise bilinçdışının göstermek istediği hakikate doğru ilerler.
Bu yüzden aktif imgelem bazen insanı rahatlatmaz; hatta onu yüzleşmeye çağırır. Çünkü bilinçdışı, egonun hoşuna gidecek görüntüler üretmek zorunda değildir. O, ruhun eksik kalan dengesini tamamlamak ister. Bu tamamlanma bazen insanın kendi gölgesiyle, korkusuyla, öfkesini bastırdığı yerlerle, yaralanmış iç çocuğuyla veya inkâr ettiği arzularıyla karşılaşmasını gerektirir.
Bilinçdışıyla Diyalog Kurmak Ne Demektir
İç Figürlerin Sözünü Ciddiye Almak
Aktif imgelemde kişi, zihninde beliren bir figürle konuşabilir. Bu figür bir insan, hayvan, yaşlı bilge, çocuk, kadın, erkek, yabancı, düşman, rehber veya tamamen sembolik bir varlık olabilir. Jung'a göre bu figürler, yalnızca anlamsız hayaller değildir; ruhun belirli parçalarını temsil eden psişik gerçekliklerdir.
Örneğin kişi zihninde karanlık bir ormanda yürüdüğünü görebilir. Ormanda bir kapı belirir. Kapının ardında yaşlı bir kadın oturur. Kişi ona sorar:
"Sen kimsin
Figür şöyle cevap verebilir:
"Ben senin uzun zamandır dinlemediğin sezgiyim."
Bu cevap dışarıdan bakıldığında hayal gibi görünebilir; fakat Jung açısından burada önemli olan, bu figürün kişinin ruhsal yapısında neyi temsil ettiğidir. Çünkü aktif imgelemde figürlerle kurulan diyalog, insanın kendi içindeki bölünmüş parçalarla ilişki kurmasını sağlar.
Aktif İmgelemde Ego Ne Yapar
Yönetmek Yerine Tanıklık Etmeyi Öğrenmek
Jung'a göre aktif imgelemde ego tamamen yok olmaz. Aksine, ego oradadır; fakat mutlak hâkimiyetini bırakır. Bu çok hassas bir dengedir. Çünkü kişi bilinçdışına tamamen teslim olursa dağılabilir; bilinçdışını tamamen kontrol etmeye çalışırsa da gerçek diyalog kurulamaz.
Bu yüzden aktif imgelemde ego şu tavrı öğrenir:
"Ben buradayım, görüyorum, dinliyorum; fakat her şeyi ben belirlemek zorunda değilim."
Bu tavır, insanın ruhsal gelişimi için son derece önemlidir. Çünkü modern insan çoğu zaman her şeyi kontrol etmeye çalışır. Duygularını kontrol eder, imajını kontrol eder, başkalarının kendisi hakkındaki düşüncelerini kontrol eder, hatta kendi içinden gelen sesleri bile bastırır. Fakat ruh, sürekli kontrol altında tutulduğunda canlılığını kaybeder.
Aktif imgelem, egoya şunu öğretir:
Hakikat, yalnızca kontrol ettiğin yerde değil; dinlemeye cesaret ettiğin yerde de doğar.
Gölgeyle Karşılaşmak Nedir
İnsanın İnkar Ettiği Taraflarının Geri Dönüşü
Jung'un psikolojisinde gölge, insanın kendinde görmek istemediği, bastırdığı, reddettiği veya ahlaki kimliğine yakıştıramadığı yönlerini ifade eder. Gölge yalnızca kötülük değildir; bazen bastırılmış güç, cesaret, yaratıcılık, arzu, öfke, sınır koyma becerisi veya özgürlük isteği de gölgede kalabilir.
Aktif imgelem, gölgeyle karşılaşmanın en etkili yollarından biridir. Çünkü gölge çoğu zaman doğrudan "ben senin bastırılmış öfkenim" diye konuşmaz. Bunun yerine karanlık bir adam, saldırgan bir hayvan, tehditkâr bir yabancı, kapalı bir oda veya sürekli takip eden bir figür olarak belirebilir.
"Bana ne anlatmak istiyorsun
Bu soru, içsel dönüşümün başlangıcıdır. Çünkü gölge düşman gibi görünse de çoğu zaman insanın eksik kalan bütünlüğünün kapısını tutar.
Anima Ve Animus Aktif İmgelemde Nasıl Görünür
Ruhun Karşıt Kutbuyla Diyalog
Jung'a göre her insanın ruhunda karşıt cinsiyet arketipi bulunur. Erkekte dişil ruh imgesi anima, kadında eril ruh imgesi animus olarak adlandırılır. Bunlar biyolojik cinsiyetten çok daha derin psikolojik yapılardır. Anima ve animus, insanın ilişki kurma biçimini, sezgilerini, duygusal hayatını, düşünsel yönelimini ve içsel bütünleşme sürecini etkileyebilir.
Aktif imgelemde anima bazen gizemli bir kadın, deniz kenarında duran bir figür, müzik söyleyen bir ses, büyüleyici ama tehlikeli bir karakter olarak belirebilir. Animus ise bazen öğretmen, yargıç, savaşçı, bilge, eleştiren ses veya kararlı bir erkek figürü olarak ortaya çıkabilir.
Bu figürlerle kurulan bilinçli ilişki, insanın kendi ruhundaki eksik kutbu tanımasını sağlar.
Aktif imgelem, bu karşıtlıkları çatıştırmak yerine konuşturur.
Rüyalar Aktif İmgelemin Kapısı Olabilir Mi
Gece Gelen Sembolün Gündüz Devam Etmesi
Jung için rüyalar, bilinçdışının en önemli mesaj alanlarından biridir. Fakat rüya yalnızca uyandıktan sonra hatırlanıp yorumlanacak bir malzeme değildir. Bazı rüyalar aktif imgelem için başlangıç noktası olabilir.
Örneğin kişi rüyasında bir merdiven görmüş olabilir. Uyandığında bu merdivenin anlamını hemen açıklamaya çalışmak yerine, aktif imgelemde gözlerini kapatıp o merdivenin önüne yeniden dönebilir. Sonra kendine sorabilir:
"Bu merdiven nereye gidiyor
"Aşağı mı inmeliyim, yukarı mı çıkmalıyım
"Merdivenin sonunda beni ne bekliyor
Bu süreçte rüya sahnesi yeniden canlanabilir ve bilinçdışı, rüyanın devamını getirebilir.
Jung'a göre bu, ruhun kendi kendini açıklama biçimlerinden biridir. Rüya bir kapıdır; aktif imgelem ise o kapıdan bilinçli şekilde içeri girmektir.
Aktif İmgelem İnsanı Neden Dönüştürür
Bastırılanın Bilince Katılması
Aktif imgelemin dönüştürücü gücü, bilinçdışı içeriklerin bilince katılmasından gelir. İnsan görmediği şeyi değiştiremez. Adını koyamadığı duyguyu yönetemez. İçinde hangi figürlerin yaşadığını fark etmeyen kişi, çoğu zaman onların etkisi altında yaşar ama bunu kendisi sanır.
Jung'a göre ruhsal dönüşüm, insanın kendi bilinçdışıyla savaşması değil, onunla ilişki kurmasıdır. Çünkü bilinçdışı sürekli bastırılırsa, insanın yaşamında farklı biçimlerde geri döner:
| Bastırılan İçerik | Geri Dönüş Biçimi |
|---|---|
| Öfke | Ani patlamalar, pasif saldırganlık |
| Korku | Kaçınma, donma, aşırı kontrol |
| Yaratıcılık | İç sıkıntısı, anlamsızlık hissi |
| Arzu | Takıntılı düşünceler |
| Yas | Nedensiz ağırlık, melankoli |
| Gölge | Başkalarında aşırı rahatsız olunan özellikler |
Aktif imgelem bu içerikleri bilince davet eder. İnsan kendi içindeki sesi tanıdığında, artık onun tarafından sürüklenmez; onunla ilişki kurmaya başlar. Bu da dönüşümün en temel adımıdır.

Kendilik Arketipi Nedir
Jung'un Bütünleşme Merkezine Giden Yol
Jung'un psikolojisinde Kendilik, insanın yalnızca egosundan ibaret olmayan daha geniş bütünlüğünü ifade eder. Ego, "ben" dediğimiz bilinçli merkezdir. Fakat Kendilik, hem bilinci hem bilinçdışını içine alan daha derin bir merkezdir.
Aktif imgelem, insanı bu Kendilik merkezine yaklaştırabilir. Çünkü kişi içindeki parçaları tanıdıkça, ruhsal haritasını daha iyi görmeye başlar. Gölge, anima, animus, iç çocuk, bilge figür, korkular, arzular, sezgiler ve semboller birbirinden kopuk düşmanlar olmaktan çıkar; daha büyük bir bütünlüğün parçaları olarak anlaşılır.
"Ben, içimde konuşan bütün sesleri tanımaya çalışan daha geniş bir varlığım."
Bu farkındalık Jung'un bireyleşme dediği sürecin kalbidir. Bireyleşme, insanın toplumun maskelerinden, aile kalıplarından, bilinçdışı tekrarlarından ve sahte benliklerinden sıyrılarak kendi hakiki bütünlüğüne yaklaşmasıdır.

Aktif İmgelem Ve Bireyleşme Süreci
İnsanın Kendine Doğru Derin Yolculuğu
Bireyleşme, Jung'un düşüncesinde insanın içsel bütünlüğe ulaşma sürecidir. Bu süreçte kişi yalnızca daha başarılı, daha uyumlu veya daha mutlu biri olmaya çalışmaz; asıl mesele, kendi ruhunun çağrısını duymasıdır.
Aktif imgelem bireyleşme sürecinde çok önemli bir rol oynar. Çünkü insanın içinde bastırılmış, unutulmuş veya henüz gelişmemiş parçalar vardır. Bu parçalar bilinçdışı imgeler aracılığıyla kendini gösterir.
Bir kişi aktif imgelemde sürekli kapalı bir ev görüyorsa, bu ev onun keşfedilmemiş iç dünyasını temsil edebilir. Sürekli bir çocuk figürü beliriyorsa, bu yaralanmış masumiyetini veya yeniden doğmak isteyen canlılığını gösterebilir. Sürekli su, deniz veya nehir imgeleri geliyorsa, bu bilinçdışının akışını, duyguların derinliğini veya ruhsal geçiş dönemini anlatabilir.

Aktif İmgelemde Sembol Neden Bu Kadar Önemlidir
Ruhun Anlamı Görüntüye Dönüştürmesi
Sembol, Jung için yalnızca bir işaret değildir. İşaret, bilinen bir şeyi gösterir; sembol ise henüz tam bilinmeyen bir hakikate kapı açar. Bu yüzden aktif imgelemde görülen semboller kesin ve tek anlamlı değildir. Bir yılan her zaman kötülük değildir; dönüşüm, bilgelik, korku, şifa veya bastırılmış enerji anlamına da gelebilir. Bir kapı sadece geçiş değil, yasak, eşik, fırsat veya içsel sır anlamına gelebilir.
Bu nedenle aktif imgelemde sembolü hemen sözlük anlamına indirgemek yanlıştır. Önemli olan sembolün kişide uyandırdığı duygudur. Çünkü bilinçdışı, kişiye özel anlam ile kolektif arketipsel anlamı birlikte taşır.
| Sembol | Olası Jungiyen Çağrışım |
|---|---|
| Su | Bilinçdışı, duygu, doğum, arınma |
| Ateş | Dönüşüm, tutku, yıkım, aydınlanma |
| Orman | Bilinmeyen ruhsal alan |
| Ev | Benlik, iç dünya, psikolojik yapı |
| Çocuk | Masumiyet, potansiyel, yeni başlangıç |
| Yılan | Dönüşüm, korku, şifa, içgüdü |
| Kuş | Ruh, özgürlük, haberci imge |
| Kapı | Eşik, geçiş, davet, sır |
Sembol, ruhun şiiridir. Aktif imgelem ise bu şiiri okumayı öğrenmektir.

Aktif İmgelem Tehlikeli Olabilir Mi
Derin İçeriklerle Bilinçli Sınır Kurmanın Önemi
Aktif imgelem güçlü bir yöntemdir; bu yüzden hafife alınmamalıdır. Jung da bu yöntemin herkes için her durumda kolayca uygulanacak basit bir egzersiz olmadığını vurgular. Çünkü bilinçdışı imgeler bazen yoğun, korkutucu veya kişiyi sarsıcı olabilir.
Özellikle ağır psikolojik kırılganlık yaşayan, gerçeklik algısı kolayca dağılan veya yoğun travmatik malzemeyle baş etmekte zorlanan kişiler için aktif imgelem dikkatli kullanılmalıdır. Böyle durumlarda uzman desteği önemlidir.
Burada temel ilke şudur:
Bilinçdışıyla ilişki kurulmalı, fakat bilinçdışı tarafından yutulmamalıdır.
Bu yüzden aktif imgelemde kişi kendini kaybolmuş, dağılmış veya fazlasıyla korkmuş hissederse çalışmayı durdurmalı, bedene dönmeli, nefes almalı, yazmalı, yürümeli veya güvenli bir dış temas kurmalıdır.

Aktif İmgelem Nasıl Yapılır
Jungiyen İç Çalışmanın Temel Aşamaları
Aktif imgelem mekanik bir teknik gibi uygulanmamalıdır; fakat genel olarak bazı aşamalardan söz edilebilir. Bu aşamalar, kişinin bilinçdışıyla daha sağlıklı ilişki kurmasına yardımcı olur.
| Aşama | Açıklama |
|---|---|
| Hazırlık | Sessiz, güvenli, bölünmeyecek bir alan seçilir |
| Odaklanma | Bir rüya, duygu, imge veya iç gerilim seçilir |
| İmgenin Belirmesi | Zihne gelen görüntü zorlanmadan izlenir |
| Diyalog | Beliren figüre soru sorulur, cevabı beklenir |
| Kayıt | Görülenler yazılır, çizilir veya sembolik biçimde kaydedilir |
| Yorumdan Önce Dinleme | Hemen mantıksal açıklama yapılmaz |
| Günlük Hayatla Bağlantı | İmgenin kişisel yaşamla ilişkisi düşünülür |
| Entegrasyon | Fark edilen anlam davranışa, karara veya iç tutuma dönüştürülür |
Aktif imgelemde kişi bazen yazı yazar, bazen resim çizer, bazen iç konuşma yapar, bazen rüyasının devamını izler, bazen de sembolik bir sahnenin içinde bilinçli olarak bulunur. Asıl amaç görüntü üretmek değil, ruhun kendini ifade etmesine izin vermektir.

Aktif İmgelem Sanatla Nasıl İlişkilidir
İç Dünyanın Resme, Yazıya Ve Sese Dönüşmesi
Jung için sanat, çoğu zaman bilinçdışının yaratıcı biçimde dışa vurulmasıdır. Aktif imgelem de bu yüzden yalnızca içsel konuşma şeklinde olmak zorunda değildir. Kişi gördüğü imgeleri çizebilir, yazabilir, heykelleştirebilir, müziğe dönüştürebilir veya sembolik bir hikâye olarak ifade edebilir.
Aktif imgelem ile sanat arasındaki bağ şudur:
İç dünyada beliren imge, dış dünyada biçim kazandığında bilinçle ilişkiye girer.
Bir kişi sürekli karanlık bir kule imgesi görüyorsa ve bunu çiziyorsa, artık o kule yalnızca içte dağınık bir korku değildir; görülebilen, konuşulabilen, anlamlandırılabilen bir semboldür. Bu da dönüşümün başlangıcıdır.

Aktif İmgelem Modern İnsan İçin Neden Önemlidir
Gürültü Çağında İç Sesi Duyabilmek
Modern insan dış seslerle kuşatılmış durumdadır. Telefon bildirimleri, sosyal medya akışı, haberler, beklentiler, performans baskısı, başarı kültürü ve sürekli görünür olma zorunluluğu insanın iç sesini boğabilir. İnsan her şeyi duyar ama kendini duyamaz hâle gelir.
Aktif imgelem modern insana içe dönmenin sıradan bir kaçış değil, derin bir psikolojik ihtiyaç olduğunu hatırlatır. Çünkü insan kendi bilinçdışıyla ilişki kurmadığında, dış dünyanın imgeleriyle yönetilmeye başlar. Reklamların arzuları, toplumun başarı tanımları, aileden gelen kalıplar ve kolektif korkular kişinin iç pusulasının yerine geçebilir.
"Senin gerçekten içinden gelen ses hangisi
Bu soru basit görünür; fakat modern çağda en zor sorulardan biridir. Çünkü insan bazen kendi isteğini bile başkalarının beklentileri arasından ayıklamak zorunda kalır.

Aktif İmgelem Ve İçsel Ahlak
Kendi Ruhunun Sorumluluğunu Almak
Aktif imgelem yalnızca imgeleri görmek değildir; aynı zamanda gördüklerinin sorumluluğunu almaktır. Jung'a göre bilinçdışıyla karşılaşmak insanı daha olgun bir ahlaki konuma çağırır. Çünkü kişi artık şunu fark eder:
"İçimde gördüğüm karanlık tamamen dış dünyanın suçu değil."
"Başkalarında nefret ettiğim bazı özelliklerin tohumu bende de var."
"Bastırdığım şey yok olmuyor; başka bir biçimde geri dönüyor."
Bu farkındalık insanı suçluluk bataklığına değil, sorumluluk bilincine götürmelidir.
İnsan kendi gölgesini tanıdığında, başkalarını daha az şeytanlaştırır. Kendi kırılganlığını gördüğünde, başkalarının yaralarına daha derin bakar. Kendi bilinçdışının karmaşasını anladığında, insan olmanın basit bir iyi-kötü ayrımından çok daha derin olduğunu kavrar.

Aktif İmgelem İle Ruhsal Bütünleşme Arasındaki Bağ
Parçalanmış Benlikten Canlı Bir Merkeze
İnsan çoğu zaman kendi içinde parçalı yaşar. Bir yanı güçlü görünmek ister, bir yanı ağlamak ister. Bir yanı akılcıdır, bir yanı sezgisel. Bir yanı geçmişe bağlıdır, bir yanı geleceğe yürümek ister. Bir yanı sevilmek ister, bir yanı yakınlıktan korkar.
Aktif imgelem, bu parçaları tek tek sahneye çağırır. Onları susturmak yerine konuşturur. Böylece insan kendi içinde savaşan tarafları fark eder. Bu farkındalık, ruhsal bütünleşmenin başlangıcıdır.
Gölge tanındığında güç olur.
Korku anlaşıldığında sınır olur.
Yas tutulduğunda bilgelik olur.
Yaratıcılık dinlendiğinde yaşam sevinci olur.
İç çocuk görüldüğünde kalp yeniden yumuşar.
Jung'un aktif imgelem anlayışı tam da burada büyüleyici hâle gelir: İnsan, kendi içinde kaybolmadan derine inmeyi öğrendiğinde, iç karanlık yalnızca tehdit değil, dönüşümün ham maddesi olur.

Son Söz
Bilinçdışıyla Konuşan İnsan Kendi Ruhunun Kapısını Nasıl Açar
Carl Gustav Jung'a göre aktif imgelem, insanın kendi bilinçdışına karşı geliştirdiği en derin, en cesur ve en dönüştürücü dinleme biçimlerinden biridir. Bu yöntem insana şunu öğretir: İçimizde beliren imgeler, sesler, rüyalar ve semboller çoğu zaman anlamsız değildir; onlar ruhun henüz bilince ulaşamamış mektuplarıdır.
İnsan bu mektupları okumayı öğrendiğinde, kendi içinde yalnızca korkularını değil, aynı zamanda unutulmuş gücünü, yarım kalmış yasını, bastırılmış yaratıcılığını, sezgisel bilgeliğini ve daha bütün bir benliğe dönüşme çağrısını da bulur.
Aktif imgelem, insanı yüzeysel bir rahatlamaya değil, derin bir karşılaşmaya çağırır. Çünkü gerçek dönüşüm, insanın yalnızca iyi tarafını parlatmasıyla değil, gölgede bıraktığı tarafları da bilinç ışığına taşımasıyla başlar.
Bilinçdışıyla diyalog kuran insan, kendi içindeki karanlığı yok etmeye çalışmaz; ona anlam vermeyi öğrenir. Kendi içindeki figürlerle savaşmak yerine onları dinler. Kendi rüyalarından kaçmak yerine onların kapısında durur. Kendi ruhunun sembollerini küçümsemek yerine onların ardındaki çağrıyı duymaya çalışır.
Ve belki de aktif imgelemin en büyük sırrı şudur:
İnsan kendi iç dünyasına gerçekten kulak verdiğinde, yalnızca kendini anlamaz; insan olmanın evrensel derinliğine de yaklaşır.
"Ruh, insana bazen kelimeyle değil, karanlıkta beliren bir imgeyle seslenir; o imgeyi dinleyen kişi, kendi kaderinin en gizli cümlesini duymaya başlar."
– Ersan Karavelioğlu