A‘râf Suresi 173. Ayette “Yahut ‘Daha Önce Atalarımız Allah’a Ortak Koşmuştu; Biz ise Onlardan Sonra Gelen Bir Nesildik. Şimdi Bizi Batıl İşleyenlerin Yaptıkları Yüzünden Helak mı Edeceksin?’ Dememeniz İçin” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan geçmişini seçemez; fakat geçmişinden aldığı her şeyi sorgulamadan geleceğine taşımak zorunda değildir. Atalarından kalan miras seni etkileyebilir, ama hakikat karşısındaki cevabının tamamını senin yerine veremez.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 172. ayetinde:
Âdemoğullarının:
Allah’ın Rabliğine:
şahit tutulduğu:
çok derin:
bir ahit:
anlatılmıştı.
Allah:
“Ben sizin Rabbiniz değil miyim?”
diye sormuş,
insanlar:
“Evet, şahidiz.”
demişlerdi.
Ve bunun:
kıyamet gününde:
“Biz bundan habersizdik.”
denmemesiyle:
ilişkili olduğu:
bildirilmişti.
- ayet:
başka bir biçimini:
gündeme getirir:
“Atalarımız bizden önce şirk koşmuştu; biz ise onların ardından gelen bir nesildik. Batıl işleyenlerin yaptıkları yüzünden bizi mi helak edeceksin?”
Bu ayet:
çok önemli:
bir insanlık problemini:
ortaya koyar:
Atalardan devralınan inanç ve gelenekler insanın sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırır mı?
İnsan:
ailesini:
seçmez.
Doğduğu:
toplumu:
seçmez.
Çocukken:
kendisine öğretilen:
inançları:
seçmez.
Ama:
aklı,
vicdanı
ve:
hakikati araştırma:
imkânı geliştikçe:
şu soru:
ortaya çıkar:
“Bana öğretilen şey doğru mu?”
A‘râf 173:
atalara:
saygıyla:
hakikate:
bağlılığın:
aynı şey olmadığını:
düşündürür.
“Atalarımız Daha Önce Şirk Koşmuştu” Ne Demektir
Ayet:insanın:
atalarından:
devraldığı:
inanç ve davranışların:
etkisini:
kabul eder.
Bir insan:
çocukluğundan itibaren:
bir düşünceye:
alışabilir.
Çevresindeki:
herkes:
aynı şeyi:
yapabilir.
Böylece:
o davranış:
ona:
“normal”
görünebilir.
Fakat:
bir şeyin:
atalardan:
gelmesi,
onun:
otomatik olarak:
doğru olduğunu:
göstermez.
“Biz Onlardan Sonra Gelen Bir Nesildik” İfadesi Ne Anlama Gelir
Bu:sonraki kuşakların:
önceki kuşaklardan:
etkilendiğini:
ifade eder.
İnsan:
hayata:
boş bir sayfa:
gibi:
başlamaz.
Bir:
dilin,
ailenin,
kültürün,
geleneklerin
ve:
düşünce biçimlerinin:
içine:
doğar.
Bu nedenle:
insanın:
inanç dünyasında:
ailesinin:
ve toplumunun:
etkisi:
gerçektir.
Kur’an:
bu gerçeği:
görmezden:
gelmez.
İnsan Doğduğu Ailenin İnancından Etkilenir mi
Elbette.Bir çocuk:
önce:
ailesine:
güvenir.
Dünyayı:
onların:
gözüyle:
öğrenir.
Neyin:
iyi,
kötü,
kutsal,
ayıp
veya:
doğru:
olduğunu:
çoğu zaman:
önce:
çevresinden:
duyar.
Bu:
insan gelişiminin:
doğal:
bir parçasıdır.
Ama:
insan:
büyüdükçe:
miras aldığı düşünceleri bilinçli biçimde değerlendirme imkânı da kazanır.
Ailem Böyle İnanıyordu Demek Tek Başına Yeterli Bir Gerekçe midir
Ayetin:temel mesajlarından biri:
bunun:
tek başına:
yeterli olmadığını:
düşündürür.
“Babam böyle söyledi.”
“Dedem böyle yapardı.”
“Bizim köyde herkes böyle inanır.”
“Bizim ailemizde bu hep böyleydi.”
bunlar:
bir davranışın:
tarihçesini:
açıklayabilir.
Ama:
doğruluğunu:
kanıtlamaz.
Atalara Saygı ile Ataları Sorgulamak Birbirine Zıt mıdır
Hayır.İnsan:
annesine,
babasına,
dedelerine:
saygı:
duyabilir.
Onların:
emeğini:
takdir edebilir.
Ama:
onların:
her görüşünün:
mutlak doğru:
olduğunu:
kabul etmek:
zorunda değildir.
Saygı:
aklı kapatmak
değildir.
Bir insan:
atalarını:
severken:
onların:
yanlışlarından:
ders de:
çıkarabilir.
Gelenek Her Zaman Yanlış mıdır
Hayır.Bu ayet:
“Eski olan her şey kötüdür.”
demez.
Gelenek:
çok değerli:
bilgiler,
tecrübeler,
ahlaki alışkanlıklar
ve:
kültürel güzellikler:
taşıyabilir.
Sorun:
bir geleneğin:
yalnız:
“Eskiden beri böyle.”
denilerek:
doğruluk:
ölçüsüne:
dönüştürülmesidir.
Gelenek:
hakikate göre değerlendirilmeli, hakikat geleneğe göre değil.
Eski Olmak Bir Düşünceyi Doğru Yapar mı
Hayır.Bir fikir:
bin yıldır:
var olabilir.
Ama:
yanlış:
olabilir.
Aynı şekilde:
yeni bir fikir:
sadece yeni olduğu için:
doğru:
değildir.
Doğruluk:
yaşla:
ölçülmez.
Eski veya yeni olmasından önce, doğru olup olmadığına bakılmalıdır.
Çoğunluğun İnanması Bir Şeyi Hakikat Yapar mı
Hayır.Bir toplumda:
milyonlarca insan:
aynı şeyi:
düşünebilir.
Ama:
çoğunluk:
yanılabilir.
Aynı şekilde:
azınlıkta olmak:
da:
otomatik olarak:
haklılık:
kanıtı değildir.
Ölçü:
kaç kişinin inandığı değil, inancın hakikatle ilişkisi olmalıdır.
“Atalarımız Böyleydi” Mazereti Neden Tehlikeli Olabilir
Çünkü:insan:
kendi sorumluluğunu:
geçmişe:
aktarabilir.
“Ben ne yapabilirim?”
“Bize böyle öğretildi.”
“Bizim geleneğimiz bu.”
diyebilir.
Bazen:
bu açıklamalar:
gerçekten:
insanın:
nasıl şekillendiğini:
anlamamıza:
yardım eder.
Ama:
hiçbir değişim:
mümkün değilmiş:
gibi:
kullanılırsa:
kişisel sorumluluğu ortadan kaldıran bir bahaneye dönüşebilir.
İnsan Atalarının Hatalarından Dolayı Suçlu mudur
Sırf:onların:
soyundan:
geldiği için:
hayır.
Ayet:
tam tersine:
çok önemli bir:
soruyu:
gündeme getirir:
“Batıl işleyenlerin yaptıkları yüzünden bizi mi helak edeceksin?”
Kur’an’ın:
genel adalet anlayışında:
insan:
başkasının:
suçunu:
otomatik olarak:
yüklenmez.
Bir insan:
atasının:
yanlışını:
tekrar etmediği sürece:
sırf soy bağı:
onu:
aynı suçun:
faili:
yapmaz.

Kolektif Suçluluk ile Bireysel Sorumluluk Arasında Nasıl Bir Fark Vardır
Kolektif suçluluk:bir grubun:
bazı üyelerinin:
yanlışını:
bütün üyelerine:
yükler.
Bireysel sorumluluk ise:
şunu sorar:
“Sen ne yaptın?”
Bu:
çok önemli:
bir adalet:
farkıdır.
Bir toplumun:
geçmişinde:
zulüm:
olabilir.
Ama:
bugün doğan:
bir çocuk:
o zulmün:
otomatik faili:
değildir.
Kendi:
seçimleriyle:
değerlendirilmelidir.

İnsan Çevresinden Çok Etkilendiyse Sorumluluğu Nasıl Değerlendirilir
Bu:çok hassas:
bir meseledir.
İnsanların:
bilgiye ulaşma:
imkânları:
aynı değildir.
Aileleri:
aynı değildir.
Eğitimleri:
aynı değildir.
Yaşadıkları:
baskılar:
aynı değildir.
Hakikati:
hangi biçimde:
duydukları:
aynı değildir.
Bu nedenle:
her bireyin:
nihai sorumluluğunu:
aynı kalıpla:
ölçüp:
kesin hüküm vermek:
insanın:
bilgisini:
aşabilir.
Eksiksiz adalet Allah’a aittir.

Hiç Doğru Bilgiye Ulaşamamış Bir İnsan ile Bilerek Reddeden Biri Aynı mıdır
Bunları:otomatik olarak:
aynı görmek:
doğru olmaz.
Bir insan:
hakikati:
açıkça:
tanımış,
anlamış
ve:
çıkarı nedeniyle:
reddetmiş olabilir.
Başka biri:
yalnız:
çarpıtılmış:
bir anlatıyla:
karşılaşmış olabilir.
Bir başkası:
hiç:
gerçek imkâna:
sahip olmamış olabilir.
Bu tür:
farklı durumların:
nihai hükmünü:
Allah’ın bilgisi ve adaleti kuşatır.

Ayet Çocukların veya Sonraki Nesillerin Atalarının Günahıyla Cezalandırılmayacağını mı Düşündürür
Ayetin:ahlaki yönü:
çok güçlü biçimde:
nesiller arasında:
otomatik suç:
aktarılmaması gerektiğini:
hatırlatır.
Bir kişi:
atalarının:
yanlışını:
benimser,
savunur
ve:
kendi iradesiyle:
sürdürürse:
o artık:
kendi davranışından:
sorumlu olur.
Ama:
yalnız:
aynı soydan:
gelmek:
suç değildir.
Soy, ahlaki mahkûmiyet değildir.

Atalarımızın Yanlışını Tekrarlamak ile Onlardan Ders Çıkarmak Arasında Ne Fark Vardır
İnsan:geçmişi:
iki şekilde:
taşıyabilir.
Birincisi:
“Onlar böyle yaptı, ben de böyle yaparım.”
demektir.
İkincisi:
“Onların tecrübesinden ne öğrenebilirim?”
diye:
sormaktır.
İlkinde:
geçmiş:
insanı:
yönetir.
İkincisinde:
insan:
geçmişi:
bilinçli biçimde:
değerlendirir.
Tarih, taklit edilmek kadar ibret alınmak için de vardır.

Aileden Gelen Zararlı Alışkanlıklar Değiştirilebilir mi
Çoğu zaman:evet.
Bir ailede:
öfke:
kuşaktan kuşağa:
aktarılmış olabilir.
İnsanlar:
birbirine:
bağırmayı:
normal:
sanabilir.
Başka bir ailede:
duygular:
hiç konuşulmuyor:
olabilir.
Bir başkasında:
haksız davranışlar:
gelenek:
gibi:
yerleşmiş olabilir.
İnsan:
bir noktada:
şunu:
söyleyebilir:
“Bu bana miras kaldı ama benden sonraki nesle aynı şekilde geçmek zorunda değil.”
Bu:
çok büyük:
bir ahlaki:
özgürlüktür.

İnsan Geleneğini Sorgularken Kendi Kibrine de Dikkat Etmeli midir
Evet.“Benden önce yaşayan herkes cahildi, doğruyu yalnız ben buldum.”
demek de:
başka bir:
kibir:
olabilir.
Sorgulamak:
ataları:
küçümsemek:
değildir.
Daha sağlıklı:
tavır:
şudur:
“Onlardan bana çok şey geldi; iyisini koruyacağım, yanlışını ise hakikat ölçüsünde düzeltmeye çalışacağım.”
Bu:
hem:
saygıyı
hem de:
eleştirel düşünceyi:
korur.

A‘râf Suresi 172. ve 173. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
“Biz bundan habersizdik.”
dememesi için:
Allah’ın Rabliğine:
şahitlik:
hatırlatılmıştı.
- ayette ise:
mazeret:
gündeme gelir:
“Atalarımız şirk koşmuştu; biz onların ardından gelen nesildik.”
Böylece:
iki temel:
sorumluluktan kaçış biçimi:
ortaya çıkar:
“Bilmiyordum.”
ve:
“Bize böyle öğretildi.”
Ayetler:
insanın:
çevresinin etkisini:
inkâr etmeden:
ona:
hakikati araştıran bilinçli bir özne olma sorumluluğu
yükler.

Sonuç: A‘râf Suresi 173. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 173. ayet:insanın:
geçmişle:
ilişkisini:
çok derin:
bir biçimde:
sorgular.
Hiçbirimiz:
dünyaya:
kendi seçtiğimiz:
bir ailede:
gelmedik.
Ana dilimizi:
seçmedik.
Çocukken:
hangi:
dini,
kültürel
ve:
toplumsal fikirlerle:
karşılaşacağımızı:
seçmedik.
Bize:
çok şey:
hazır olarak:
verildi.
Nasıl:
konuşacağımızı:
öğrendik.
Nasıl:
selam vereceğimizi:
öğrendik.
Nelerden:
korkacağımızı:
öğrendik.
Neleri:
ayıp:
sayacağımızı:
öğrendik.
Hatta:
bazen:
kimin:
“bizden”
ve:
kimin:
“öteki”
olduğunu bile:
çevremizden:
öğrendik.
Bu yüzden:
insanın:
ailesi ve:
toplumu:
üzerindeki:
etkiyi:
küçümsemek:
gerçekçi değildir.
Ama:
A‘râf 173:
bize:
başka bir:
hakikat:
hatırlatır:
Etkilenmek ile tamamen iradesiz olmak aynı şey değildir.
Bir gün:
insan:
büyür.
Soru sormaya:
başlar.
“Bu neden böyle?”
der.
“Bunu kim söyledi?”
der.
“Bu gerçekten doğru mu?”
der.
İşte:
ahlaki:
olgunlaşmanın:
önemli bir:
noktası:
burada:
başlar.
Çocukken:
sana:
öğretilen:
her şeyi:
sorgulamadan:
kabul etmen:
anlaşılabilir.
Ama:
yetişkinlik:
yalnız:
yaş almak:
değildir.
Miras aldığın düşünceleri kendi aklın ve vicdanınla değerlendirme sorumluluğu kazanmaktır.
Bu ayet:
atalara:
saygıyı:
ortadan:
kaldırmaz.
Tam tersine:
insanın:
geçmişine:
daha olgun:
bakmasını:
sağlar.
Anne-baban:
yanılabilir.
Sen de:
yanılabilirsin.
Deden:
yanılmış:
olabilir.
Ama:
çok doğru:
şeyler de:
bırakmış olabilir.
İnsanın:
görevi:
atalarını:
putlaştırmak:
da değildir,
onları:
küçümsemek de.
Görev:
mirasa hakikat ölçüsüyle bakmaktır.
İyi olanı:
koru.
Yanlış olanı:
düzelt.
Bilinmeyeni:
araştır.
Ve:
yalnız:
“Hep böyle yapılmış.”
diye:
bir şeyi:
kutsallaştırma.
Çünkü:
dünyadaki:
pek çok yanlış:
bir zamanlar:
gelenekti.
Bir toplumda:
insanları:
sınıflara:
ayırmak:
gelenek:
olabilir.
Kadınlara:
haksızlık:
gelenek:
olabilir.
Başka bir:
toplumu:
küçümsemek:
gelenek:
olabilir.
Aile içinde:
şiddet:
“Bizde böyle.”
diye:
normalleştirilebilir.
Bir çocuğun:
duygularını:
yok saymak:
“Bizi de böyle büyüttüler.”
diye:
savunulabilir.
İşte:
A‘râf 173’ün:
günlük hayata:
dokunan:
çok güçlü:
bir sorusu:
burada:
ortaya çıkar:
“Sana yapılan yanlışın aynısını, sadece sana da yapıldığı için başkasına yapmak zorunda mısın?”
Hayır.
Bir insan:
şunu:
diyebilir:
“Babam böyleydi ama ben böyle olmak zorunda değilim.”
“Bizim ailede kimse özür dilemezdi ama ben dileyeceğim.”
“Bize sevgi gösterilmedi ama ben çocuğuma göstereceğim.”
“Bizim çevrede herkes başkasını küçümserdi ama ben bunu sürdürmeyeceğim.”
Bu:
geçmişe:
ihanet:
değildir.
Bazen:
geçmişin:
yaralarını:
iyileştirmenin:
en güzel:
biçimidir.
Ayetin:
başka bir:
çok önemli:
boyutu:
kolektif suç:
meselesidir.
Bir insan:
atalarının:
yanlışından:
dolayı:
otomatik:
suçlu değildir.
Bu:
adaletin:
temel:
bir gereğidir.
Bir milletin:
geçmişte:
suç işlemiş:
insanları:
olabilir.
Ama:
yüzlerce yıl:
sonra:
doğmuş:
bir insanı:
sırf:
aynı kimliğe:
sahip:
olduğu için:
suçlu:
sayamazsın.
Aynı şekilde:
bir ailede:
suç işlemiş:
bir kişi:
var diye:
bütün aile:
suçlu:
değildir.
Bir dinin:
mensuplarından:
biri:
kötülük yaptı diye:
o dine:
mensup:
herkes:
aynı:
değildir.
Kur’an’ın:
A‘râf Suresi boyunca:
bize:
defalarca:
gösterdiği:
adalet:
budur:
Kim ne yaptıysa ona bak.
- ayette:
hak ile:
adalet edenlerin:
varlığı:
söylenmişti.
- ayette:
sakındıranlar:
ayrılmıştı.
- ayette:
denilmişti.
Şimdi:
- ayet:
yanlışını:
sonraki kuşağın:
mazereti:
veya:
otomatik suçu:
hâline:
getirmemeyi:
düşündürür.
Fakat:
burada:
başka bir:
denge daha:
vardır:
Bir insan:
atasının:
yanlışından:
sorumlu değildir.
Ama:
o yanlış:
kendisine:
geldiğinde:
onu:
hiç düşünmeden:
devam ettirirse,
artık:
sadece:
atasının:
davranışı:
olmaktan:
çıkar.
Kendi seçimine dönüşür.
İşte:
sorumluluk:
burada:
başlar.
Babandan:
öfke:
öğrenmiş olabilirsin.
Bu:
senin:
ilk tercihin:
değildir.
Ama:
öfkenin:
insanları:
yaraladığını:
fark ettikten sonra:
ne yapacağın:
senin:
sorumluluğuna:
girmeye:
başlar.
Ailenden:
bir önyargı:
öğrenmiş:
olabilirsin.
Ama:
başka insanlarla:
tanışıp:
o önyargının:
yanlış olduğunu:
gördüğünde:
onu:
sürdürüp sürdürmemek:
senin:
kararın:
olur.
Yani:
geçmiş bizi açıklar; fakat her zaman mazur göstermez.
Bu:
çok önemli:
bir ayrımdır.
Ayet:
bize:
ataların:
inancından:
kendi:
inancımıza:
geçmeyi:
de:
düşündürür.
Bir insan:
“Ben Müslümanım çünkü ailem Müslüman.”
diyebilir.
Bu:
başlangıç:
olabilir.
Ama:
imanın:
olgunlaşması:
için:
bir noktada:
şunu:
sorması:
çok değerlidir:
“Ben neden inanıyorum?”
“Allah’ı nasıl tanıyorum?”
“Kur’an bana ne söylüyor?”
“Ben bu inancı gerçekten kendi bilincimle benimsiyor muyum?”
Çünkü:
atalardan:
miras alınan:
kimlik:
bilinçli bir:
imana:
dönüşebilir.
Ve:
o zaman:
insan:
yalnız:
“Bizimkiler böyle inanır.”
demekten:
çıkar.
“Ben araştırdım, düşündüm ve bunu kendi cevabım olarak benimsiyorum.”
diyebilir.
Belki de A‘râf 173’ün bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Hayatımızdaki hangi düşünceler gerçekten bizim bilinçli tercihlerimizdir, hangilerini ise yalnız bize böyle öğretildiği için doğru kabul ediyoruz?
Bu:
yalnız:
din için:
değil,
ahlak,
aile,
para,
ilişkiler,
başarı,
kadın,
erkek,
çocuk yetiştirme,
toplum
ve:
hayatın:
hemen her alanı:
için:
sorulabilir.
Çünkü:
insan:
atalarından:
çok şey:
miras alır.
Ama:
belki de:
ona verilmiş:
en büyük:
emanetlerden biri:
şudur:
Mirasını sorgulayabilecek bir akıl ve daha iyisini seçebilecek bir irade.
Ve:
insan:
geçmişini:
değiştiremeyebilir.
Ama:
geçmişin:
hangi bölümünü:
geleceğe:
taşıyacağını:
değiştirebilir.
“Atalarından sana kalan her şeyi reddetmek zorunda değilsin; fakat her şeyi tekrar etmek zorunda da değilsin. İyiliği miras al, yanlışı dönüştür ve senden sonraki nesle yalnız geçmişin alışkanlıklarını değil, üzerinde düşünülmüş daha adil bir gelecek bırak.”
Ersan Karavelioğlu