🕯️ Ali Şeriati'nin “Dine Karşı Din” Anlayışı Nedir ❓ Hakikatin Dini, İktidarın Dini Ve İnsan Bilincinin Özgürleşmesi Nasıl Açıklanır ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
49,554
2,724,364
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

🕯️ Ali Şeriati'nin “Dine Karşı Din” Anlayışı Nedir ❓ Hakikatin Dini, İktidarın Dini Ve İnsan Bilincinin Özgürleşmesi Nasıl Açıklanır ❓


“Din insanı hakikate uyandırıyorsa nurdur; insanı zulme alıştırıyor, aklı susturuyor ve vicdanı uyuşturuyorsa artık hakikatin değil, iktidarın maskesi olmuştur.”
- Ersan Karavelioğlu

Ali Şeriati'nin “Dine Karşı Din” anlayışı, onun en sarsıcı, en derin ve en çok tartışılan fikirlerinden biridir. Bu ifade ilk bakışta çelişkili gibi görünür. Çünkü insan doğal olarak “din dine nasıl karşı olur❓” diye sorar. Fakat Şeriati'nin asıl anlatmak istediği şey, din ile dinsizlik arasındaki mücadeleden daha derin bir mücadele olduğudur.


Ona göre tarih boyunca insanlığı belirleyen en büyük çatışmalardan biri, yalnızca inananlarla inanmayanlar arasında yaşanmamıştır. Asıl büyük çatışma, çoğu zaman hakikatin dini ile iktidarın dini, özgürleştiren din ile uyuşturan din, adaleti emreden din ile zulmü meşrulaştıran din, peygamberlerin dini ile sarayların dini arasında yaşanmıştır.


Şeriati'ye göre gerçek din, insanı Allah'a kul olmaya, fakat insana, paraya, sınıfa, zorbalığa, putlara ve iktidar sahiplerine kul olmamaya çağırır. Sahteleşmiş din ise insanı Allah adıyla susturabilir, kader adıyla ezebilir, sabır adıyla pasifleştirebilir ve itaat adıyla haksızlığa alıştırabilir.


Bu nedenle “dine karşı din” sözü, dine saldırı değil; dinin içindeki hakikat ile dinin istismar edilmiş biçimi arasındaki ayrımı görme çağrısıdır. 🌙


1️⃣ “Dine Karşı Din” Ne Demektir ❓


Ali Şeriati'nin “dine karşı din” kavramı, dinin tarih içinde iki farklı biçimde ortaya çıkabileceğini anlatır.


Birincisi, hakikatin dinidir. Bu din; insanı özgürleştirir, adalete çağırır, zalime karşı mazlumun yanında durur, insanın onurunu savunur, aklı ve vicdanı uyandırır. Bu din, peygamberlerin insanlığa getirdiği canlı, devrimci ve ahlaki çağrıdır.


İkincisi ise iktidarın dinidir. Bu din; insanı sorgulamaktan uzaklaştırır, adaletsizliği kader gibi gösterir, zalimin düzenini kutsar, halkı susturur, töreni ruha tercih eder ve dini bir uyanış değil, bir uyuşturma aracına dönüştürür.


Şeriati'ye göre bu iki din aynı kelimeleri kullanabilir: Allah, ibadet, sabır, kader, ahlak, itaat, gelenek, kutsal. Fakat anlamları bambaşka olabilir.


Birinde bu kelimeler insanı hakikate götürür. Diğerinde insanı teslimiyete hapseder.


İşte Şeriati'nin anlatmak istediği en temel şey budur: Din bazen hakikatin dili olur, bazen hakikatin üstünü örten bir perdeye dönüştürülür.


2️⃣ Ali Şeriati Bu Kavramla Dine Karşı Mı Çıkmıştır ❓


Hayır. Ali Şeriati bu kavramla dine karşı çıkmaz. Tam tersine, dinin özünü savunmak için dinin sahteleştirilmiş biçimlerine karşı çıkar.


Şeriati'nin eleştirisi Allah'a, vahye, peygamberlere, imana veya ibadete yönelik değildir. Onun eleştirisi, dinin tarih boyunca bazı sınıflar, iktidarlar, çıkar çevreleri ve donmuş gelenekler tarafından asıl ruhundan koparılması üzerinedir.


Ona göre dinin en büyük tehlikesi dışarıdan gelen saldırılar kadar, içeriden gelen bozulma, araçsallaştırma, putlaştırma ve ruhsuzlaştırmadır.


Şeriati şunu anlatmak ister:


Dini öldürmenin bir yolu onu yasaklamaktır.
Daha tehlikeli yolu ise onu içini boşaltarak kullanmaktır.



Çünkü yasaklanan din direnç doğurabilir. Ama içi boşaltılan din, insanın ruhunu uyuttuğu halde kendisini kutsal zannedebilir.


Bu yüzden Şeriati'nin “dine karşı din” anlayışı, aslında sahte kutsallığa karşı hakiki kutsallığı savunma çabasıdır. 🕯️


3️⃣ Hakikatin Dini Nedir ❓


Şeriati'ye göre hakikatin dini, peygamberlerin getirdiği öz dindir. Bu din insanı yalnızca ritüele çağırmaz; onu adalete, sorumluluğa, bilince, özgürlüğe, ahlaka ve zulme karşı durmaya çağırır.


Hakikatin dini insana şunu söyler:


Allah'tan başkasına kulluk etme.
Zalimin önünde eğilme.
Mazlumun acısına kayıtsız kalma.
İbadeti vicdandan ayırma.
İmanı sorumluluktan koparma.
Dini yalnızca sözde değil, hayatın içinde yaşa.



Bu din, insanı pasif bir varlık olarak görmez. İnsana tarih karşısında görev verir. Çünkü iman, Şeriati'nin düşüncesinde yalnızca içsel bir duygu değil, hayatı dönüştüren bir bilinçtir.


Hakikatin dini, insanı küçültmez; onu kul olmanın onuruyla zalime karşı dik durabilecek bir varlık hâline getirir.


Bu nedenle Şeriati için gerçek din, insanı uyuşturan değil; uyandıran dindir.


4️⃣ İktidarın Dini Nedir ❓


İktidarın dini, Şeriati'nin en sert eleştirdiği din biçimidir. Bu din, görünüşte kutsal kelimeler kullanır; fakat gerçekte mevcut güç düzenini korumaya hizmet eder.


İktidarın dini, halka şunu telkin eder:


Sorgulama.
Sabret ama adaleti arama.
Zulme karşı çıkma, kader de.
Yoksulluğu düzen sorunu değil, sadece imtihan say.
İtaati ahlakın yerine koy.
Dinin ruhunu değil, kalıbını yaşa.



Bu din anlayışı, zulmü açıkça savunmak zorunda değildir. Bazen zulme karşı susarak da ona hizmet eder. Bazen adaletsizliği açıklamaz; fakat ona itiraz etmeyi günah gibi gösterir. Bazen halkın acısını dindirmez; fakat acıya alışmasını kutsallaştırır.


Şeriati'ye göre böyle bir din, peygamberlerin dini değil; sarayların, çıkar gruplarının, zalim düzenlerin ve ruhsuz gelenekçiliğin dinidir.


Bu din, insanı Allah'a yaklaştırıyor gibi görünürken, aslında insanı korkuya, taklide, sınıfsal kabullenişe ve tarihsel uyuşukluğa mahkum edebilir.


5️⃣ Peygamberlerin Dini İle Sarayların Dini Arasındaki Fark Nedir ❓


Ali Şeriati'nin düşüncesinde peygamberlerin dini ile sarayların dini arasında çok keskin bir ayrım vardır.


Peygamberlerin dini, zulme uğrayanların, yoksulların, dışlananların, köleleştirilenlerin, hakikati arayanların ve adalet isteyenlerin yanındadır.


Sarayların dini ise çoğu zaman güçlülerin düzenini kutsar, halkı itaat içinde tutar ve haksızlığı sorgulamayan bir dindarlık üretir.


Bu iki din arasındaki fark sadece söylem farkı değildir; taraf farkıdır.


Peygamberlerin dini sorar:


Kim eziliyor❓
Kim susturuluyor❓
Kim hakkından mahrum bırakılıyor❓
Kim Allah adıyla insanlara hükmetmeye kalkıyor❓



Sarayların dini ise çoğu zaman şu soruları sormaz. Çünkü bu sorular düzeni rahatsız eder.


Şeriati'ye göre peygamberler insanlığı yalnızca metafizik bir inanca değil, ahlaki ve toplumsal bir devrime çağırmıştır. Sarayların dini ise bu çağrıyı törene, merasime ve güvenli sembollere indirger.


6️⃣ Şeriati'ye Göre Din Nasıl Uyuşturucuya Dönüşür ❓


Şeriati'ye göre din, ruhunu kaybettiğinde insanı uyandıran bir güç olmaktan çıkar ve uyuşturucuya dönüşebilir. Bu uyuşturucu etki, dinin kendisinden değil; dinin yanlış yorumlanmasından ve istismar edilmesinden doğar.


Din şu durumlarda uyuşturucuya dönüşür:


Adalet yerine yalnızca itaati öğretirse,
sorumluluk yerine kaderciliği büyütürse,
sorgulama yerine kör taklidi kutsarsa,
mazlumun hakkı yerine zalimin huzurunu korursa,
ibadeti ahlaktan koparırsa,
insanın vicdanını değil korkusunu beslerse,
dünya sorumluluğunu tamamen yok sayarsa.


Şeriati'nin eleştirisi çok nettir: Eğer din insanı daha cesur, daha adil, daha merhametli, daha bilinçli ve daha sorumlu yapmıyorsa, orada dinin ruhu zayıflamış olabilir.


Çünkü hakiki din insanı gerçeklikten kaçırmaz; gerçekliğin kalbine çağırır.


7️⃣ “Hakikatin Dini” İnsanı Nasıl Özgürleştirir ❓


Hakikatin dini, insanı önce içten özgürleştirir. Çünkü insanın en büyük esaretlerinden biri, kendi korkularına, çıkarlarına, nefsine, toplumsal kabullerine ve sahte putlarına bağlılığıdır.


Şeriati'ye göre gerçek iman, insanı şu zincirlerden kurtarır:


Korkunun zinciri,
çıkarın zinciri,
taklidin zinciri,
sınıf baskısının zinciri,
gelenek putunun zinciri,
iktidar karşısındaki suskunluğun zinciri,
benliğin zindanı.


Bu özgürlük sınırsızlık değildir. Tam tersine, insanı daha yüksek bir sorumluluğa bağlar. İnsan Allah'a kul oldukça, insana kul olmaktan kurtulur.


Şeriati'nin tevhid anlayışı burada devreye girer. Ona göre tevhid, yalnızca Allah'ın birliğine inanmak değil; insanı tüm sahte ilahlardan, sahte otoritelerden ve sahte kutsallıklardan kurtaran büyük bir özgürlük ilkesidir.


Hakikatin dini insana şunu öğretir: Yalnız Allah'a eğilen baş, zalimin önünde eğilmez.


8️⃣ “İktidarın Dini” İnsanı Nasıl Pasifleştirir ❓


İktidarın dini, insanı çoğu zaman açık baskıyla değil, kutsal görünen kabullerle pasifleştirir. Ona “haksızlığı görme” demez; fakat “haksızlığa ses çıkarma” cesaretini elinden alır.


Bu din anlayışı, insana şunu fısıldar:


Düzen böyledir.
Sen karışma.
Sorgulamak fitnedir.
Hakkını aramak dünya hırsıdır.
Zalime itaat huzurdur.
Yoksulluk sadece senin kaderindir.
Adaletsizlikle uğraşma, sadece kendi ibadetine bak.



Şeriati bu noktada çok hassastır. Çünkü ona göre ibadet insanı sorumluluktan kaçırmamalıdır. İbadet, insanı daha temiz bir vicdana, daha güçlü bir adalet duygusuna ve daha derin bir merhamete götürmelidir.


Eğer ibadet, toplumsal zulme karşı duyarsızlığı örtüyorsa; eğer kutsallık, insanın aklını ve vicdanını susturuyorsa; Şeriati'ye göre orada dinin özü değil, dinin iktidar tarafından şekillendirilmiş gölgesi vardır.


9️⃣ Şeriati'nin “Dine Karşı Din” Fikrinde Tevhidin Rolü Nedir ❓


Şeriati'nin bütün düşüncesinin merkezinde tevhid vardır. Fakat onun tevhid anlayışı yalnızca kelami bir açıklama değildir. Tevhid, aynı zamanda insanın ve toplumun özgürleşme ilkesidir.


Tevhid insana şunu söyler:


Tek mutlak otorite Allah'tır.
Hiçbir insan, sınıf, iktidar, gelenek veya kurum mutlaklaşamaz.
Zulüm kutsallaştırılamaz.
İnsan insana kul edilemez.
Toplum yapay sınıflarla parçalanamaz.
Hakikat iktidarın mülkü değildir.



Bu yüzden tevhid, “dine karşı din” anlayışında hakikatin dinini sahte dinden ayıran temel ölçüdür.


Eğer bir din yorumu insanı Allah'a yaklaştırırken onu insanlara köle ediyorsa, Şeriati'ye göre bu tevhidin ruhuna aykırıdır. Eğer bir din yorumu Allah adını kullanarak adaletsizliği kutsuyorsa, o tevhidi değil, putlaştırılmış iktidarı temsil eder.


Tevhid, Şeriati'de hem iman hem özgürlük hem de adalet ilkesidir. 🌙


1️⃣0️⃣ Kerbela “Dine Karşı Din” Anlayışında Neyi Temsil Eder ❓


Ali Şeriati için Kerbela, “dine karşı din” anlayışının en güçlü sembollerinden biridir. Çünkü Kerbela'da yalnızca iki siyasi taraf yoktur; iki din anlayışı karşı karşıyadır.


Bir tarafta Hz. Hüseyin'in temsil ettiği hakikatin dini vardır: adalet, onur, özgürlük, hakka sadakat, zulme karşı duruş.


Diğer tarafta Yezid'in temsil ettiği iktidarın dini vardır: gücü kutsallaştıran, dini otoriteye dönüştüren, hakikati susturan, itaati ahlakın yerine koyan anlayış.


Kerbela'nın sarsıcı tarafı da buradadır: Yezid tamamen dinsiz bir figür gibi görünmez; aksine dini sembollerin, siyasi gücün ve resmi meşruiyetin arkasına saklanan bir düzeni temsil eder.


Şeriati'ye göre Kerbela şu soruyu her çağda yeniden sorar:


Dinin adını kullanan güç karşısında, hakikatin yanında durabilecek misin❓


Bu nedenle Kerbela, geçmişte kalmış bir matem değil; insanın her çağda tarafını seçtiği canlı bir adalet imtihanıdır. 🌹


1️⃣1️⃣ Şeriati'ye Göre Sahte Dindarlığın Belirtileri Nelerdir ❓


Şeriati'nin eleştirdiği sahte dindarlık, dışarıdan çok dindar görünebilir. Törenleri, sembolleri, kelimeleri ve merasimleri güçlü olabilir. Fakat ruhu eksikse, insanı hakikate götürmez.


Sahte dindarlığın belirtileri şunlardır:


Adaleti önemsemeden ibadeti çoğaltmak,
mazlumun acısını görmeden ahlak dersi vermek,
zalimle iyi geçinip yoksula sabır öğütlemek,
dini sorgulamaya kapatmak,
gelenekle vahyin ruhunu karıştırmak,
şekli özüyle değiştirmek,
insanı dönüştürmeyen merasimlere sığınmak,
Allah adına konuşup insanın vicdanını susturmak.


Şeriati için gerçek dindarlık insanın yüzünde değil, tavrında belli olur. Gerçek din, insanı daha adil, daha cesur, daha merhametli, daha bilinçli yapmalıdır.


Eğer dindarlık insanı daha zalim, daha kibirli, daha kör ve daha duyarsız yapıyorsa, Şeriati'ye göre orada büyük bir ruh kaybı vardır.


1️⃣2️⃣ Ali Şeriati'nin Eleştirisi Gelenek Karşıtlığı Mıdır ❓


Ali Şeriati geleneği tamamen reddeden bir düşünür değildir. Fakat donmuş, sorgulanamaz hale getirilmiş, ruhu kaybolmuş, taklide dönüşmüş gelenek anlayışını sert biçimde eleştirir.


Onun karşı çıktığı şey, geçmişin kendisi değil; geçmişin bugünün aklını ve vicdanını kilitleyen bir put hâline getirilmesidir.


Şeriati'ye göre gelenek iki şekilde anlaşılabilir:


Canlı gelenek: İnsana kök verir, ahlak verir, kimlik verir, anlam verir.
Donmuş gelenek: İnsanı taklide hapseder, soruyu yasaklar, ruhu değil kabuğu korur.


O, İslam'ın tarihsel mirasına büyük önem verir. Hz. Ali, Hz. Hüseyin, Ebuzer, Fatıma, Hac, tevhid ve Kur'an sembolleri onun düşüncesinde merkezi yer tutar. Fakat bu sembolleri yalnızca saygıyla anmak yetmez; onların bugünkü insan için ne söylediğini anlamak gerekir.


Şeriati'nin meselesi geleneği yok etmek değil; geleneğin içindeki uyandırıcı ruhu yeniden bulmaktır.


1️⃣3️⃣ “Dine Karşı Din” Kavramı Modern Dünyada Nasıl Anlaşılmalı ❓


Modern dünyada “dine karşı din” kavramı yalnızca geçmiş toplumlara ait bir tartışma değildir. Bugün de din, farklı şekillerde kullanılabilir.


Din bugün de insanı:


adalete, merhamete, sorumluluğa, ahlaki derinliğe, vicdana, özgürlüğe, kul hakkına duyarlılığa çağırabilir.


Ama aynı zamanda din, yanlış ellerde:


kutuplaştırma, çıkar sağlama, siyaseti kutsallaştırma, insanı susturma, eleştiriyi bastırma, kimlik üstünlüğü kurma, merhametsizliği meşrulaştırma aracına dönüştürülebilir.


Şeriati'nin kavramı bu yüzden hâlâ günceldir. Çünkü mesele sadece dinin varlığı değil, dinin hangi ruhla yaşandığıdır.


Bir din yorumu insanı daha insan yapıyorsa, hakikate yakındır. Bir din yorumu insanı daha kibirli, daha kör, daha acımasız ve daha suskun yapıyorsa, orada sorgulanması gereken ciddi bir problem vardır.


1️⃣4️⃣ Bu Anlayışta Aydınların Görevi Nedir ❓


Ali Şeriati'ye göre aydın, halkının inanç dünyasını küçümseyen kişi değildir. Gerçek aydın, halkının inanç dilini anlar; fakat bu dili uyandırıcı bir bilince dönüştürmeye çalışır.


Aydının görevi şudur:


Sahte kutsallıkları açığa çıkarmak,
hakikatin dinini iktidarın dininden ayırmak,
halkı taklitten bilince çağırmak,
dini pasiflik değil sorumluluk diliyle anlatmak,
adaleti imanın merkezine yerleştirmek,
mazlumun sesini duyurmak,
güç karşısında hakikati savunmak.


Şeriati'ye göre aydın yalnızca akademik bilgi üreten kişi değildir. Aydın, toplumun uyuyan vicdanına dokunan kişidir.


Bu yüzden “dine karşı din” kavramını anlayan aydın, dine dışarıdan saldırmaz; dinin içindeki hakikat damarını, onu boğan sahte yorumlardan ayırmaya çalışır.


Aydın, halkın imanını küçültmez; onu bilince dönüştürür. 📚


1️⃣5️⃣ Şeriati Bu Kavramla İbadeti Değersizleştirir Mi ❓


Hayır. Şeriati ibadeti değersizleştirmez. Fakat ibadetin ruhsuzlaşmasına, sorumluluktan kopmasına ve yalnızca biçimsel tekrar hâline gelmesine karşı çıkar.


Ona göre ibadet insanı:


daha adil,
daha merhametli,
daha bilinçli,
daha mütevazı,
daha sorumlu,
daha özgür,
daha hakikatli yapmalıdır.


Eğer ibadet, insanı hayatın adalet sorularından kaçırıyorsa; eğer namaz kılan biri kul hakkını önemsemiyorsa; eğer oruç tutan biri açların acısını hissetmiyorsa; eğer hac yapan biri insanlık sorumluluğunu unutuyorsa, Şeriati'ye göre ibadetin ruhu zayıflamış demektir.


İbadet, Şeriati'nin dünyasında yalnızca ritüel değil, insanı yeniden inşa eden bir bilinç eylemidir.


Gerçek ibadet, insanı Allah'a yaklaştırırken aynı zamanda insanın vicdanını dünyaya karşı daha sorumlu hâle getirir. 🕋


1️⃣6️⃣ Ali Şeriati'nin Bu Görüşüne Yöneltilen Eleştiriler Nelerdir ❓


Ali Şeriati'nin “dine karşı din” anlayışı çok etkili olduğu kadar eleştirilmiştir de. Çünkü bu kavram güçlü, sarsıcı ve riskli bir ayrım yapar.


Eleştiriler genellikle şu noktalarda toplanır:


Dini fazla sosyolojik yorumladığı,
tarihsel olayları keskin sembollerle okuduğu,
geleneksel dini ilimlerin inceliklerini bazen yeterince dikkate almadığı,
dini dili devrimci siyasal bir dile yaklaştırdığı,
toplumsal adalet vurgusunun bazı metafizik boyutları gölgede bırakabileceği söylenir.


Bu eleştiriler dikkate değerdir. Çünkü Şeriati'nin dili akademik soğukkanlılıktan çok, çoğu zaman uyandırıcı hitabet dilidir.


Fakat onu savunanlara göre Şeriati'nin asıl gücü de buradadır. O, insanlara rahat bir düşünce değil; rahatsız edici bir vicdan sorusu bırakır.


Bu yüzden Şeriati'yi okurken hem etkilenmek hem de dikkatli düşünmek gerekir. Onun metinleri ezberlenmek için değil, tartışılarak derinleştirilmek için okunmalıdır.


1️⃣7️⃣ “Dine Karşı Din” Bireysel Hayatta Nasıl Karşılık Bulur ❓


Bu kavram yalnızca toplum ve siyaset düzeyinde anlaşılmamalıdır. Bireysel hayatta da insanın içinde iki din biçimi çatışabilir.


Bir yanda insanı Allah'a, merhamete, adalete ve hakikate çağıran içten bir iman vardır. Diğer yanda ise insanın egosunu, kibrini, çıkarını ve korkusunu kutsal kelimelerle örtmeye çalışan sahte bir dindarlık olabilir.


İnsan kendine şu soruları sormalıdır:


Dindarlığım beni daha merhametli yapıyor mu❓
İbadetim beni kul hakkına karşı hassaslaştırıyor mu❓
İnancım beni daha adil yapıyor mu❓
Yoksa din dilini kendi kibrimi korumak için mi kullanıyorum❓
Haksızlık karşısında suskunluğumu kader diye mi adlandırıyorum❓
Korkaklığımı hikmet, duyarsızlığımı sabır mı sanıyorum❓



Şeriati'nin fikri bireye şu aynayı tutar: Din senin içinde hakikati mi büyütüyor, yoksa seni kendi sahte güven alanına mı hapsediyor❓


1️⃣8️⃣ Bu Anlayış Bize Bugün Ne Öğretir ❓


Ali Şeriati'nin “dine karşı din” anlayışı bugün bize en çok şunu öğretir: Kutsal kelimeler tek başına hakikatin garantisi değildir. Önemli olan o kelimelerin hangi ruhla, hangi amaçla, hangi ahlakla ve hangi toplumsal sonuçla kullanıldığıdır.


Bugün bu anlayış bize şunları hatırlatır:


Din adaletle birlikte düşünülmelidir.
İman sorumluluktan kopmamalıdır.
İbadet vicdanı büyütmelidir.
Gelenek ruhunu kaybettiğinde sorgulanmalıdır.
İktidar kutsallaştırılmamalıdır.
Mazlumun sesi dinin merkezinde duyulmalıdır.
Tevhid, insanı her türlü sahte kulluktan kurtarmalıdır.



Şeriati'nin en güçlü tarafı, dini sadece geçmişe ait bir miras olarak değil, bugünün insanını sorgulayan canlı bir çağrı olarak ele almasıdır.


Onun sorusu hâlâ günceldir: Dinin seni uyandırıyor mu, yoksa uyutuyor mu❓


1️⃣9️⃣ Son Söz: Hakikatin Dini İnsanı Uyandırır, İktidarın Dini İnsanı Susturur ❓


Ali Şeriati'nin “dine karşı din” anlayışı, dinin özüne yönelik bir saldırı değil; dinin özünü sahte yorumlardan ayırma çabasıdır. O, tarihte ve toplumda iki din biçimi gördü: biri insanı adalete, özgürlüğe, tevhide, sorumluluğa ve hakikate çağıran peygamberlerin dini; diğeri ise insanı itaate, suskunluğa, taklide, korkuya ve zalim düzenlere alışmaya çağıran iktidarın dini.


Bu ayrım, yalnızca teorik bir ayrım değildir. İnsanın hayatında, toplumun kurumlarında, siyasetin dilinde, ibadetin ruhunda, geleneklerin yorumunda ve aydının sorumluluğunda sürekli karşımıza çıkan derin bir imtihandır.


Şeriati bize şunu düşündürür: Din, eğer insanı daha adil yapmıyorsa, daha merhametli kılmıyorsa, daha özgür ve sorumlu hale getirmiyorsa, orada dinin adı kalmış ama ruhu zayıflamış olabilir.


Hakikatin dini, insanı Allah'a kul ederken zalime karşı özgürleştirir. İktidarın dini ise Allah'ın adını kullanarak insanı insana boyun eğdirmeye çalışabilir.


Bu yüzden “dine karşı din” kavramı, her çağda yeniden sorulması gereken büyük bir sorudur: Bizim yaşadığımız din, insanı hakikate mi uyandırıyor; yoksa hakikatten kaçmak için kutsal bir sığınak mı üretiyor❓


“Din, insanın vicdanını uyandırıyorsa hakikatin yoludur; vicdanı susturuyorsa artık insanın kalbine değil, korkularına hükmediyordur.”
- Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt