📖 Âl-i İmrân Suresi 175. Ayette “İşte O Şeytan, Sizi Kendi Dostlarıyla Korkutmaktadır; Eğer Müminseniz Onlardan Korkmayın, Benden Korkun” İfadesi | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 Âl-i İmrân Suresi 175. Ayette “İşte O Şeytan, Sizi Kendi Dostlarıyla Korkutmaktadır; Eğer Müminseniz Onlardan Korkmayın, Benden Korkun” İfadesi

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,136
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Âl-i İmrân Suresi 175. Ayette “İşte O Şeytan, Sizi Kendi Dostlarıyla Korkutmaktadır; Eğer Müminseniz Onlardan Korkmayın, Benden Korkun” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Korkunun en tehlikeli hâli, tehlikeyi görmek değil; onu zihnimizde Allah’tan daha büyük bir güce dönüştürmektir. Âl-i İmrân 175, mümine düşmanı küçümsemeyi değil, korkusunun efendisini doğru seçmeyi öğretir: İnsanlardan çekinebilirsin, fakat vicdanını ve yönünü belirleyecek nihai korku yalnız Allah’a ait olmalıdır.”
Ersan Karavelioğlu

Âl-i İmrân Suresinin 175. ayetinde şöyle buyrulur:


“İşte o şeytan, ancak kendi dostlarıyla sizi korkutmaktadır. Onlardan korkmayın; eğer gerçekten müminseniz Benden korkun.”


Bu ayet, 173 ve 174. ayetlerde anlatılan korku ortamının devamıdır.


Müminlere:


“İnsanlar size karşı toplandı, onlardan korkun!”


denilmişti.


Fakat onlar:


“Allah bize yeter, O ne güzel vekildir.”


demişlerdi.


Sonuçta da Allah’ın nimeti ve lütfuyla geri dönmüşlerdi.


  1. ayet şimdi bu korkutma mekanizmasının daha derin boyutunu açıklar:

Şeytan, insanın karşısındaki güçleri zihninde büyüterek korkuyu bir yönetim aracına dönüştürebilir.


Ayet:


“Tehlike yoktur.”


demez.


“Düşman güçsüzdür.”


de demez.


Daha ince bir şey söyler:


Düşmanın gerçek gücü ile senin zihninde ona verdiğin mutlak güç aynı şey değildir.


Müminin görevi tedbir almak, fakat korkusunu:


imanını,


ahlakını,


vicdanını


yönetecek seviyeye çıkarmamaktır.


1️⃣ “İşte O Şeytan” İfadesi Neye İşaret Ediyor ❓


Ayette:


“innemâ zâlikumu’ş-şeytân”


denir.


Buradaki ifade önceki ayetteki:


“Onlardan korkun.”


şeklindeki korkutma mesajına bağlanır.


Yani insanları:


düşmanın büyüklüğüyle,


sayısıyla,


gücüyle


korkutan psikolojinin arkasında:


şeytanî bir korkutma


bulunduğu anlatılır.


Burada şeytan:


insanın zihnindeki korkuyu:


büyüten ve yönlendiren


bir vesvese kaynağıdır.


2️⃣ “Şeytan Sizi Kendi Dostlarıyla Korkutuyor” Ne Demektir ❓


Ayette:


“yuhavvifu evliyâehû”


ifadesi geçer.


Yaygın yoruma göre anlam:


“Şeytan sizi kendi dostlarıyla korkutur.”


şeklindedir.


Yani şeytan:


kendisine yakın olan düşman güçlerini:


insanın zihninde:


yenilmez,


aşılmaz,


mutlak


gösterebilir.


Düşman gerçekte güçlü olabilir.


Ama korku:


gerçek gücü:


zihinde sınırsız güce


dönüştürebilir.


İşte ayet:


bu psikolojik büyütmeyi


kırar.


3️⃣ Ayet Düşmanı Küçümsememizi mi İstiyor ❓


Hayır.


Bu çok önemli bir ayrımdır.


Kur’an:


Uhud boyunca:


strateji,


mevzi,


disiplin,


hazırlık


konularının ne kadar önemli olduğunu


göstermiştir.


Dolayısıyla:


“Onlardan korkmayın.”


demek:


“Onları ciddiye almayın.”


değildir.


Bir tehdit:


ciddi olabilir.


Tedbir:


gerekebilir.


Ama ciddi bir tehdidi:


mutlaklaştırmak


başka şeydir.


Mümin:


düşmanı küçümsemez.


Ama:


düşmanı Tanrılaştırmaz.


4️⃣ Korkmak ile Korkuya Teslim Olmak Arasında Nasıl Bir Fark Vardır ❓


İnsan korkabilir.


Bu:


doğal bir duygudur.


Tehlikeyi fark eden beden:


korku üretir.


Sorun korkunun varlığı değil;


korkunun:


kararlarımızın tek hâkimi


olmasıdır.


İnsan:


korktuğu için:


adaletten vazgeçebilir.


Gerçeği söylemeyebilir.


Haksızlığa boyun eğebilir.


İşte o noktada korku:


duygu olmaktan çıkıp:


otoriteye


dönüşür.


Ayet:


bu otoriteyi:


Allah’a geri verir.


5️⃣ “Onlardan Korkmayın” İfadesi Gerçekten Hiç Korkmayın mı Demektir ❓


Bunu psikolojik olarak:


“Hiçbir korku hissetmeyin.”


şeklinde anlamak doğru olmaz.


Çünkü aynı sure:


müminlerin Uhud’da korktuğunu


açıkça anlatmıştır.


Buradaki anlam daha çok:


onların korkusunu Allah’a itaati terk ettirecek bir üstün otorite hâline getirmeyin


şeklindedir.


İnsan tehlikeyi hisseder.


Ama:


doğru bildiğini terk etmez.


Bu:


korkusuzluk değil;


korkuya rağmen ahlaki bağımsızlık


tır.


6️⃣ Şeytan İnsanları Korku Yoluyla Nasıl Etkileyebilir ❓


Korku:


insanın düşünmesini:


daraltabilir.


İnsan paniğe kapıldığında:


en kötü ihtimali:


kesin gelecek


gibi görebilir.


Şeytanî vesvese bu noktada:


“Bitti.”


“Hiç şansın yok.”


“Onlara karşı çıkarsan mahvolursun.”


“Doğruyu söylersen her şeyini kaybedersin.”



gibi düşünceleri:


büyütebilir.


Ama bunların her biri:


gerçeklikten çok:


korkunun yorumuna


dönüşebilir.


7️⃣ Şeytanın Gücü İnsanın İradesini Ortadan Kaldırır mı ❓


Hayır.


Kur’an’ın genel anlatısında şeytan:


zorlayıcı mutlak bir güç


değildir.


Vesvese verir.


Korkutur.


Yanlışı cazip gösterebilir.


Ama insanın:


seçim yapma sorumluluğunu


ortadan kaldırmaz.


Bu yüzden ayet:


şeytandan söz ettikten hemen sonra:


insana emir verir:


“Onlardan korkmayın, Benden korkun.”


Demek ki insan:


korkusunun yönünü:


ahlaken düzenleyebilir.


8️⃣ “Allah’tan Korkun” Ne Anlama Gelir ❓


Ayette:


“ve hâfûni”


denir.


Yani:


“Benden korkun.”


Allah korkusu:


sadece dehşet ve panik


anlamına gelmez.


Kur’an’ın takvâ anlayışı içinde:


Allah’ın huzurunda sorumluluk bilinci,


O’nun sınırlarını çiğnemekten sakınmak,


hesabı ciddiye almak


anlamları taşır.


Bu nedenle:


Allah korkusu, insanı felç eden değil; ahlaki olarak uyandıran bir korku olmalıdır.


9️⃣ Allah’tan Korkmak ile Allah’ı Sevmek Çelişir mi ❓


Hayır.


Kur’an’da Allah ile ilişki:


tek bir duyguya


indirgenmez.


İnsan:


Allah’ı sever.


Rahmetini umar.


Bağışlanmasını ister.


Aynı zamanda:


adaletini,


hesabını,


kendi sorumluluğunu


ciddiye alır.


Sağlıklı dinî ilişki:


yalnız korku


veya yalnız umut


değildir.


Sevgi + ümit + sorumluluk


dengesi vardır.


🔟 Neden İnsanlardan Değil Allah’tan Korkmak Özgürleştirici Olabilir ❓


Çünkü insanlardan duyulan aşırı korku:


insanı onların kontrolüne


sokabilir.


Bir yönetici:


“Bana karşı çıkarsan seni yok ederim.”


diyebilir.


Bir çevre:


“Bizim gibi düşünmezsen seni dışlarız.”


diyebilir.


Bir insan:


“Beni terk edersen hiçbir şeyin kalmaz.”


diyebilir.


Eğer insanın en yüksek korkusu:


bu güçleri kaybetmekse;


vicdanından:


taviz verebilir.


Ama Allah’ın hesabını en yüksek ölçü yaptığında:


insan gücü:


mutlaklığını kaybeder.


1️⃣1️⃣ Bu Ayet Her Otoriteye Karşı Gelmeyi mi Öğretiyor ❓


Hayır.


Meşru:


yönetim,


hukuk,


aile,


iş,


toplumsal düzen


içindeki otoritelere uymak:


normaldir.


Sorun:


bir insan otoritesinin:


Allah’ın ahlaki sınırlarının üzerine


çıkarılmasıdır.


Hiçbir insan:


“Ben ne dersem mutlak doğru odur.”


konumunda değildir.


Tevhidin önemli sonuçlarından biri:


hiçbir yaratılmışın mutlaklaştırılmamasıdır.


1️⃣2️⃣ İnsanların Bizi Korkutması Her Zaman Şeytanî midir ❓


Hayır.


Bir doktor:


gerçek bir sağlık riskini


söyleyebilir.


Bir uzman:


ciddi bir ekonomik tehlikeyi


uyarabilir.


Bir arkadaş:


gerçek bir tehdidi


haber verebilir.


Bu:


şeytanî korkutma değildir.


Sorun:


korkunun:


manipülasyon aracına


dönüşmesidir.


Sağlıklı uyarı:


“Risk budur; tedbir al.”


der.


Manipülatif korku ise:


“Tek kurtuluş benim; bana teslim olmazsan mahvolursun.”


diyebilir.


Aradaki fark:


çok büyüktür.


1️⃣3️⃣ Gerçek Tehlike ile Korku Manipülasyonunu Nasıl Ayırabiliriz ❓


Şunlara bakmak gerekir:


Bilginin kaynağı güvenilir mi?


Somut delil var mı?


Risk gerçekçi mi?


Korkuyu yayan kişi bundan çıkar sağlıyor mu?


Alternatif yollar var mı?


İnsanların düşünmesi mi isteniyor, yoksa panikle karar vermesi mi?


Çünkü korku:


aklı devre dışı bırakıyorsa;


insan:


başkalarının yönlendirmesine:


daha açık


hâle gelebilir.


İman:


aklı kapatmak değil;


korku altında bile ölçüyü koruyabilmek


olmalıdır.


1️⃣4️⃣ “Eğer Müminseniz” İfadesi Neden Ayetin Sonunda Geliyor ❓


Ayette:


“in kuntum mu’minîn”


denir.


Yani:


“Eğer müminseniz.”


Bu ifade:


iman ile:


korkunun yönü


arasında bağ kurar.


İman:


sadece:


Allah’ın varlığını kabul etmek


değildir.


O’nun:


nihai güç,


hüküm,


güven


merkezi olduğunu kabul etmektir.


Eğer Allah gerçekten:


nihai güç sahibiyse;


bir yaratılmışı:


Allah’tan bağımsız mutlak güç


olarak görmek:


imanın ruhuyla uyuşmaz.


1️⃣5️⃣ Mümin Bir İnsan Çok Korkarsa İmanı Zayıf mı Demektir ❓


Böyle doğrudan hüküm vermek doğru değildir.


İnsanların:


mizacı,


yaşadığı travmalar,


tehditlerin büyüklüğü,


bedensel ve psikolojik şartları


farklıdır.


Bir insan:


çok yoğun korku hissedebilir


ama buna rağmen:


doğru olanı yapabilir.


Başka biri:


hiç korkmuyormuş gibi görünür


ama sorumsuz davranabilir.


İmanın ölçüsünü:


yalnız kişinin hissettiği korkunun miktarıyla:


belirlemek doğru değildir.


Asıl mesele:


korkunun insanı hangi yöne götürdüğüdür.


1️⃣6️⃣ Korku Bazen İnsanı Putlaştırmaya Götürebilir mi ❓


Genel anlamda:


evet.


İnsan kendisini koruyacağını düşündüğü bir güce:


gereğinden fazla bağlanabilir.


Bir lidere.


Bir devlete.


Bir servete.


Bir gruba.


Bir kişiye.


Sonra:


“O olmazsa ben yok olurum.”


demeye başlayabilir.


Böylece güven:


sağlıklı ilişkiden:


mutlak bağımlılığa


dönüşür.


Tevhid:


bu mutlaklaştırmayı:


kırar.


Hiçbir yaratılmış nihai güven kaynağı değildir.


1️⃣7️⃣ 173, 174 ve 175. Ayetler Birlikte Nasıl Bir Korku Eğitimi Veriyor ❓


  1. ayet:

tehdit haberini gösterdi.


İnsanlar:


“Korkun!”


dedi.


Müminler:


“Allah bize yeter.”


dedi.


  1. ayet:

Allah’ın nimeti ve lütfuyla geri dönüşlerini anlattı.


  1. ayet ise:

korkutmanın arkasındaki:


şeytanî yönlendirmeyi


açıkladı.


Böylece üç aşama oluşur:


Tehdit gelir.


Kalp Allah’a bağlanır.


Korkunun mutlaklaştırılması reddedilir.



Bu:


çok güçlü bir:


iman psikolojisi


oluşturur.


1️⃣8️⃣ Günümüz Dünyasında Korku İnsanları Yönetmenin En Güçlü Araçlarından Biri Olabilir mi ❓


Evet.


Korku:


siyasette,


ekonomide,


ilişkilerde,


medyada,


iş hayatında


kullanılabilir.


“Bunu almazsan geri kalırsın.”


“Bu kişi olmazsa ülke çöker.”


“Bu ilişkiden çıkarsan yalnız kalırsın.”


“Bize uymazsan dışlanırsın.”



Bu tür mesajların bazıları:


gerçek risklere dayanabilir.


Bazıları ise:


korkuyu büyüterek:


davranış yönlendirmeyi


amaçlayabilir.


Âl-i İmrân 175’in genel ilkesi:


insanı korkudan tamamen kurtarmaktan çok:


korkunun kim tarafından ve ne için kullanıldığını fark etmeye


çağırır.


1️⃣9️⃣ Allah’tan Başka Bir Gücü Kaybetme Korkusu Bize Doğru Bildiğimiz Şeyden Vazgeçirebiliyorsa, O Güce Kalbimizde Gereğinden Fazla Yer Vermiş Olabilir miyiz ❓


Âl-i İmrân 175’in insanın önüne koyduğu en ağır soru belki de budur.


İnsan:


çoğu zaman inancını:


rahat zamanda


ölçer.


“Ben Allah’a güveniyorum.”


demek:


her şey yolundayken


kolaydır.


Para vardır.


Sağlık vardır.


İnsanlar yanındadır.


Güvenlik vardır.


Ama bir gün:


bunlardan biri tehdit edildiğinde:


kalbin gerçek hiyerarşisi


ortaya çıkabilir.


Bir insan:


işini kaybetmemek için:


haksızlığa ortak oluyor mu?


Bir çevreden dışlanmamak için:


doğru bildiği şeyi:


inkâr ediyor mu?


Bir insanı kaybetmekten korktuğu için:


aşağılanmaya,


manipülasyona,


sürekli haksızlığa


boyun eğiyor mu?


Makamı kaybolmasın diye:


vicdanını:


susturuyor mu?


İşte korku:


kalpte neyin büyüdüğünü


gösterebilir.


Çünkü insan:


en çok neyi mutlaklaştırdıysa;


onu kaybetmekten:


en çok korkabilir.


Bu noktada ayetin:


“Onlardan korkmayın, Benden korkun.”


emri:


çok derin bir özgürlük çağrısına


dönüşür.


Allah’tan korkmak:


insanlardan hiç çekinmemek


değildir.


Ama hiçbir insanın:


senin vicdanının sahibi


olmaması demektir.


Hiçbir makamın:


doğrudan daha büyük


olmaması.


Hiçbir servetin:


adaletten değerli


olmaması.


Hiçbir grubun:


hakikatin yerine


geçmemesi.


Bu, kolay bir özgürlük değildir.


Çünkü insan toplumsal bir varlıktır.


Onay ister.


Güvenlik ister.


Aidiyet ister.


Ama tam da bu yüzden:


korku üzerinden:


yönlendirilebilir.


Şeytanın korkutması belki de:


düşmanı olduğundan büyük göstermek kadar:


insana:


“Başka seçeneğin yok.”


dedirtmektir.


Oysa iman:


başka bir cümle kurar:


“Allah var.”


Bu cümle:


bütün sorunların mucizevi biçimde biteceği


anlamına gelmez.


Ama hiçbir dünyevî gücün:


mutlak olmadığı


anlamına gelir.


Bir insan:


sana zarar verebilir.


Ama kaderinin sahibi değildir.


Bir makam:


elinden alınabilir.


Ama değerinin nihai ölçüsü değildir.


Para:


kaybolabilir.


Ama hayatın bütün anlamı:


para değildir.


Bir insan:


seni terk edebilir.


Ama Allah:


varlığının nihai dayanağıdır.


İşte tevhid:


korkuyu tamamen yok etmese bile:


korkunun tahtını devirir.


Korku artık:


hükümdar değildir.


Bir duygu olur.


Duyulur.


Değerlendirilir.


Tedbir alınır.


Ama:


itaat edilmesi gereken Tanrı’ya


dönüştürülmez.


Belki gerçek cesaret de:


burada başlar.


Korkmamakta değil.


Korkuyu hissedip:


“Yine de doğru olanı yapacağım.”


diyebilmekte.


Çünkü bazen insanın önündeki en büyük savaş:


dışarıdaki güçle değil;


kendi zihninde büyüttüğü:


“Onlar benden daha güçlü, hiçbir şey yapamam.”


düşüncesiyle


olabilir.


Âl-i İmrân 175 ise bu düşünceyi:


Allah’ın büyüklüğü karşısında:


yeniden ölçmeye çağırır.


Ve belki Âl-i İmrân 175’in bize bıraktığı en ağır soru şudur:


Hayatımızda hangi insanı, makamı, parayı, topluluğu veya tehdidi kaybetmekten o kadar korkuyoruz ki, onun uğruna vicdanımızdan ve doğru bildiğimiz şeyden vazgeçebiliyoruz; eğer böyle bir güç varsa, acaba onu kalbimizde Allah’tan başka hiçbir yaratılmışa verilmemesi gereken bir yere mi yükselttik?


“Korku tehlikeyi fark ettiren bir duygu olabilir; fakat hayatın efendisi hâline geldiğinde insanın vicdanını esir alabilir. Âl-i İmrân 175, düşmanı küçümsemeyi değil, hiçbir yaratılmışı Allah’tan bağımsız mutlak güç hâline getirmemeyi; tedbir alırken kalbi Allah’a bağlamayı ve korkuya rağmen doğru olanı yapabilecek bir iman geliştirmeyi öğretir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt