📖 Âl-i İmrân Suresi 119. Ayette “Siz Onları Seversiniz Fakat Onlar Sizi Sevmezler; Sizinle Karşılaştıklarında ‘İman Ettik’ Der, Yalnız Kaldıklarında | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 Âl-i İmrân Suresi 119. Ayette “Siz Onları Seversiniz Fakat Onlar Sizi Sevmezler; Sizinle Karşılaştıklarında ‘İman Ettik’ Der, Yalnız Kaldıklarında

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,073
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Âl-i İmrân Suresi 119. Ayette “Siz Onları Seversiniz Fakat Onlar Sizi Sevmezler; Sizinle Karşılaştıklarında ‘İman Ettik’ Der, Yalnız Kaldıklarında Öfkelerinden Parmak Uçlarını Isırırlar” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“İnsan bazen karşısındaki kişiye sevgi ve güven gösterirken, aynı karşılığı görmediğini fark edebilir. Âl-i İmrân 119, sevginin saflığa dönüşmemesini, sözlerle gizlenen düşmanlığın davranışlardan okunabilmesini ve kalplerde saklanan niyetlerin nihayetinde Allah’ın bilgisinden kaçamayacağını öğretir.”
Ersan Karavelioğlu

Âl-i İmrân Suresinin 119. ayetinde şöyle buyrulur:


“İşte siz öyle kimselersiniz ki onları seversiniz, fakat onlar sizi sevmezler. Siz kitabın tamamına inanırsınız. Sizinle karşılaştıklarında ‘İman ettik’ derler; kendi başlarına kaldıklarında ise size karşı duydukları öfkeden parmak uçlarını ısırırlar. De ki: ‘Öfkenizle ölün!’ Şüphesiz Allah göğüslerin özünü çok iyi bilir.”


Bu ayet, 118. ayetteki:


“Sizden olmayanları sırdaş edinmeyin…”


uyarısının devamıdır.


  1. ayette:

müminlerin sıkıntıya düşmesini isteyen,


onlara zarar vermeye çalışan,


kinleri sözlerine yansıyan


bir kesimden söz edilmişti.


  1. ayet ise bu ilişkinin daha psikolojik ve duygusal boyutunu açar.

Müminler:


onlara karşı sevgi,


yakınlık,


iyi niyet


besleyebilir.


Fakat karşıdaki bazı kişiler:


aynı sevgiyi taşımıyor olabilir.


Hatta yüz yüze geldiklerinde:


“İman ettik.”


diyerek dostça davranırken,


yalnız kaldıklarında:


öfke,


kin,


hüsran


yaşayabilirler.


Bu ayetin asıl konusu:


ikiyüzlü ilişki, karşılıksız güven ve gizli düşmanlıktır.


Yine dikkat edilmelidir:


Bu ayet bütün Kitap Ehlini veya bütün farklı inanç sahiplerini anlatan genel bir hüküm değildir.


Önceki ayetlerde:


“Hepsi bir değildir.”


denilmiş;


salih olanları açıkça övülmüştü.


Burada eleştirilen:


belirli bir düşmanca tavır taşıyan kesimdir.


1️⃣ “Siz Onları Seversiniz, Fakat Onlar Sizi Sevmezler” Ne Anlama Gelir ❓


Ayette:


“tuhibbûnehum ve lâ yuhibbûnekum”


ifadesi vardır.


Yani:


“Siz onları seversiniz; onlar ise sizi sevmezler.”


Bu, oldukça güçlü bir psikolojik durumdur.


Bir taraf:


iyi niyet gösterir.


Yakınlık kurar.


Belki eski ilişkiler,


akrabalık,


komşuluk,


ticaret


sebebiyle olumlu duygular taşır.


Ama karşı tarafta:


aynı samimiyet


yoktur.


Ayet burada mümine:


duygusal körlükten kaçın


demektedir.


2️⃣ Bu Ayet “Müslüman Olmayanları Sevmeyin” mi Diyor ❓


Hayır.


Ayetin bağlamı:


her farklı inanç sahibini


kapsamaz.


Burada anlatılan kişiler:


önceki ayette tanımlanan:


zarar isteyen,


sıkıntıya düşülmesini arzulayan,


kinini sözlerinde belli eden


kişilerdir.


Dolayısıyla mesele:


din farkı tek başına


değil;


düşmanlığı gizleyen ilişki


dir.


Bir Müslüman farklı dine mensup birini:


komşu,


arkadaş,


dost,


iş ortağı


olarak sevebilir.


Ayet bunun genel olarak yasaklandığını söylemez.


3️⃣ Karşılıksız Sevgi Neden Tehlikeli Olabilir ❓


Sevgi kendi başına kötü değildir.


Fakat sevgi:


gerçeği görmeyi engelliyorsa


tehlikeli olabilir.


İnsan:


“Ben ona kötü niyet beslemiyorum, o da bana beslemiyordur.”


diye düşünebilir.


Bu, kendimizi başkalarının karakteri için ölçü kabul etmek olur.


Ayet:


“Senin iyi niyetin, onun iyi niyetli olduğunu kanıtlamaz.”


demeye yakındır.


Bu çok gerçekçi bir insan ilişkileri dersidir.


4️⃣ “Siz Kitabın Tamamına İnanırsınız” Ne Demektir ❓


Ayette:


“ve tu’minûne bi’l-kitâbi kullih”


denir.


Yani:


“Siz kitabın tamamına iman edersiniz.”


Burada Müslümanların:


Allah’ın gönderdiği vahiy geleneğini bütünüyle kabul etmesine


işaret edilir.


Müslüman:


Musa’yı,


İsa’yı,


önceki peygamberleri


reddetmez.


Onlara gönderilen vahyin ilahî kaynağını


kabul eder.


Bu nedenle ayet:


müminlerin vahiy zincirine daha bütünlüklü bağlılığını


vurgular.


5️⃣ “Kitabın Tamamı” İfadesi Bugünkü Bütün Dinî Metinleri Aynen Onaylamak mı Demektir ❓


Hayır.


İslam inancında:


Allah’ın Musa’ya Tevrat,


İsa’ya İncil


gönderdiğine iman edilir.


Fakat bugünkü metinlerin tarihsel oluşumu ve içerikleriyle ilgili İslamî değerlendirme:


ayrı bir konudur.


Buradaki vurgu:


Allah’ın gerçek vahyini ve peygamberlerini seçerek reddetmemektir.


Yani:


vahyin ilahî kaynağına bütüncül iman


kastedilir.


6️⃣ “Sizinle Karşılaştıklarında ‘İman Ettik’ Derler” Ne Anlama Gelir ❓


Ayette:


“ve izâ lekûkum kâlû âmennâ”


denir.


Yani:


“Sizinle karşılaştıklarında ‘İman ettik’ derler.”


Bu ifade görünür davranış ile:


iç tavır


arasındaki farkı gösterir.


Yüz yüze:


uyumlu,


dostça,


güven verici


bir dil kullanılabilir.


Fakat bu söz:


her zaman kalpteki gerçekliği


yansıtmayabilir.


Burada:


samimiyetsiz yakınlık


eleştirilmektedir.


7️⃣ Burada Münafıklık mı Anlatılıyor ❓


Münafıklığa benzeyen bir davranış vardır:


yüz yüze başka,


yalnızken başka


olmak.


Ancak ayeti teknik anlamda yalnızca Medineli münafıklarla sınırlamak gerekmez.


Bağlam:


müminlere karşı düşmanlığını gizleyen bazı kişiler


üzerinedir.


Dolayısıyla daha geniş ahlaki ilke:


çifte yüzlülük ve samimiyetsiz ilişkidir.


8️⃣ “Yalnız Kaldıklarında Parmak Uçlarını Isırırlar” Ne Demektir ❓


Ayette:


“addû aleykumu’l-enâmile mine’l-gayz”


ifadesi vardır.


Yani:


“Size karşı öfkelerinden parmak uçlarını ısırırlar.”


Bu çok canlı bir betimlemedir.


İnsan aşırı:


öfke,


hüsran,


öfkesini bastırma


anında:


dişlerini sıkabilir,


elini veya parmaklarını sıkabilir.


Burada parmak ısırmak:


şiddetli iç öfkenin sembolüdür.


9️⃣ “Öfkelerinden Parmak Isırmak” Gerçek mi, Mecaz mı ❓


Her ikisi de düşünülebilir.


İnsan gerçekten öfkesinden:


ellerini sıkabilir,


tırnaklarını veya parmaklarını ısırabilir.


Ama Arapça anlatımda bu:


yoğun öfke ve çaresizlik


için güçlü bir mecaz da olabilir.


Ayetin amacı fiziksel hareketi incelemek değil:


içte saklanan düşmanlığın şiddetini


göstermektir.


🔟 Neden Öfkelerini Açıkça Söylemiyorlar ❓


Çünkü açık düşmanlık:


çıkarlarına zarar verebilir.


İnsan bazen:


ilişkiyi korumak,


bilgi toplamak,


güven kazanmak,


siyasi veya ekonomik fayda elde etmek


için gerçek duygusunu gizleyebilir.


Bu yüzden ayet:


sözden çok:


davranış örüntüsüne


bakmayı öğretir.


Bir insanın gerçek tavrı:


sadece söylediğinden değil;


sizin iyiliğiniz ve kötülüğünüz karşısında nasıl tepki verdiğinden


de anlaşılabilir.


1️⃣1️⃣ Birinin Başarımıza Üzülmesi Gerçek Duygularını Açığa Çıkarabilir mi ❓


Evet.


Dostluk bazen en iyi:


zor günlerde değil,


iyi günlerde


anlaşılır.


Bazı insanlar:


sıkıntımızda yanımızda olabilir.


Ama başarımız:


onları rahatsız edebilir.


Çünkü kıskançlık:


gizli rekabeti


açığa çıkarabilir.


Ayetin anlattığı ilişki daha ağırdır:


müminlerin iyiliğinden hoşnutsuz olup:


zararlarını arzulayan


bir tavırdır.


1️⃣2️⃣ “Öfkenizle Ölün” İfadesi Çok Sert Değil midir ❓


Ayette:


“kul mûtu bi-gayzikum”


denir.


Kelime anlamıyla:


“De ki: Öfkenizle ölün.”


Bu, beddua veya tehdit tonunda son derece sert bir ifadedir.


Ancak anlam:


“Kininiz hedeflediğiniz sonucu değiştirmeyecek; bu öfke sizin içinizde kalacaktır.”


şeklinde anlaşılabilir.


Yani müminlere:


karşı tarafın gizli öfkesinden korkup teslim olmamaları


mesajı verilir.


1️⃣3️⃣ Bu İfade İnsanlara Nefret Söylemi İçin Kullanılabilir mi ❓


Kullanılmamalıdır.


Bağlamdan koparıp:


farklı görüşteki herkese:


“Öfkenizle ölün.”


demek ayetin hedefini genişletmek olur.


Burada belirli bir:


düşmanca,


aldatıcı,


zarar isteyen


davranış örüntüsüne cevap vardır.


Kur’an’ın sert polemik ifadelerini:


kişisel tartışmalarda hakaret malzemesine


dönüştürmek doğru olmaz.


1️⃣4️⃣ “Allah Göğüslerin Özünü Bilir” Ne Anlama Gelir ❓


Ayette:


“innallâhe alîmun bi-zâti’s-sudûr”


denir.


Yani:


“Allah göğüslerde olanı çok iyi bilir.”


“Göğüsler” burada:


kalp,


niyet,


iç dünya


anlamındadır.


İnsan:


sözüyle kendisini gizleyebilir.


Gülümseyebilir.


Dost gibi davranabilir.


Ama Allah:


gerçek niyeti bilir.


Bu, hem teselli hem uyarıdır.


1️⃣5️⃣ Biz de İnsanların Kalplerini Bildiğimizi İddia Edebilir miyiz ❓


Hayır.


Bu çok önemli bir sınırdır.


Ayet:


Allah kalpleri bilir


diyor.


İnsanlar birbirlerinin kalbini kesin bilir


demiyor.


Biz:


davranışlardan,


sözlerden,


tekrar eden örüntülerden


sonuç çıkarabiliriz.


Ama:


“Senin kalbin kesin kötü.”


demek ağır bir iddiadır.


İhtiyat gerekir.


Allah’ın bilgisi:


bizim tahminimizden


çok farklıdır.


1️⃣6️⃣ Sevgi ile Basiret Nasıl Birlikte Olabilir ❓


İnsan:


iyi niyetli


olabilir.


Ama aynı zamanda:


gözlemci,


dikkatli,


ölçülü


olabilir.


Sevgi:


her sırrı vermek değildir.


Affetmek:


aynı hataya sınırsız kez izin vermek değildir.


İyi niyet:


ihaneti inkâr etmek değildir.


Olgun insan:


kalbini sertleştirmeden gözünü açık tutabilir.


Âl-i İmrân 119 tam da bu dengeyi öğretir.


1️⃣7️⃣ 118 ve 119. Ayetler Birlikte Nasıl Bir Güven Ahlakı Kuruyor ❓


  1. ayet:

“Düşmanlık taşıyan kişiyi sırdaş edinmeyin.”


der.


  1. ayet:

“Siz onları sevseniz bile onlar sizi sevmeyebilir; sözleri ile iç dünyaları farklı olabilir.”


diye açıklar.


Yani:


önce güvenlik ilkesi,


sonra:


psikolojik sebep


gelir.


Bu iki ayet birlikte:


adaletli ol ama saf olma


mesajı verir.


1️⃣8️⃣ Bu Ayetin Bugünkü İnsan İlişkilerine En Güçlü Mesajı Nedir ❓


Bugün insanlar:


iş ilişkilerinde,


arkadaşlıklarda,


sosyal medyada,


özel hayatta


çok hızlı yakınlaşabiliyor.


Bir insan birkaç güzel söz söyledi diye:


ona bütün hayatımızı


açabiliriz.


Ama söz:


karakter değildir.


Gerçek güven:


zamanla,


tutarlılıkla,


sır saklamakla,


zor ve iyi günlerdeki davranışla


oluşur.


Ayetin modern ilkesi şu olabilir:


Sözlere kulak ver, ama karakteri davranıştan oku.


1️⃣9️⃣ Bizi Sevdiğini Söyleyen İnsanların Gerçekten İyiliğimizi İsteyip İstemediğini Nasıl Anlayabiliriz ❓


Âl-i İmrân 119’un insanın önüne koyduğu en zor sorulardan biri budur.


Bir insan bize:


“Seni seviyorum.”


diyebilir.


“Ben senin dostunum.”


diyebilir.


Ama sevginin asıl sınavı:


sözler değil;


bizim iyiliğimiz karşısındaki tepkisidir.


Başardığımızda:


seviniyor mu?


Yoksa:


yüzü mü düşüyor?


İyi bir haber aldığımızda:


samimi biçimde mutlu mu oluyor?


Yoksa konuyu hemen küçümsüyor mu?


Başımıza kötü bir şey geldiğinde:


yardım mı ediyor?


Yoksa içten içe:


rahatlıyor mu?


Bunlar insan ilişkilerinde:


çok şey anlatabilir.


Âl-i İmrân 119’da anlatılan kişiler:


müminlerle yüz yüze geldiklerinde:


“İman ettik.”


diyor.


Ama yalnız kaldıklarında:


öfke içinde parmaklarını


ısırıyorlar.


Yani dışarıdaki yüz:


içerideki gerçekle


aynı değil.


İnsan bazen bunu görmek istemez.


Çünkü:


sevdiği birinin kendisini sevmediğini


kabul etmek acıdır.


Güvendiği birinin:


aslında kıskanç veya düşmanca olduğunu


fark etmek daha da acıdır.


Bu nedenle bazen gerçekleri değil:


inanmak istediğimiz hikâyeyi


seçeriz.


Ayet ise insana:


gerçeklikle yüzleşme cesareti


verir.


Ama burada başka bir tehlike daha vardır.


Her küçük davranışı:


“Demek beni sevmiyor.”


diye yorumlamak da sağlıklı değildir.


Bir insan kötü bir gün geçirebilir.


Yanlış söz söyleyebilir.


Kıskançlık anı yaşayabilir.


Bu, otomatik olarak kalıcı düşmanlık anlamına gelmez.


Bu yüzden ölçü:


tek bir olay değil;


tekrar eden karakter örüntüsüdür.


Gerçek dostluk zamanla belli olur.


İyi günümüzde:


kıskanmayan.


Kötü günümüzde:


kaçmayan.


Sırrımızı:


satmayan.


Başarımızı:


küçültmeyen.


Hata yaptığımızda:


düzeltmeye çalışan ama aşağılamayan.


Ve belki Âl-i İmrân 119’un bize bıraktığı en ağır soru şudur:


Hayatımızdaki insanlara onların gerçekten nasıl davrandığına bakarak mı güveniyoruz, yoksa onları kaybetmekten korktuğumuz için bize açıkça gösterdikleri gerçekleri görmezden mi geliyoruz?


“Sevgi insanı güzelleştirir; fakat gerçekleri görmez hâle getirdiğinde saflığa dönüşebilir. Âl-i İmrân 119, bize sözlerden daha derine bakmayı, güveni davranışla sınamayı ve insanların gizlediği niyetlerin nihayetinde Allah’ın bilgisinden kaçamayacağını hatırlatır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt