Nisâ Suresi 73. Ayette “Size Allah’tan Bir Lütuf Gelirse, Sanki Sizinle Onun Arasında Hiçbir Dostluk Yokmuş Gibi ‘Keşke Ben de Onlarla Olsaydım da Büyük Bir Başarı Kazansaydım’ Der” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Çıkarına göre yakınlaşan insan, dostluğu da ilkeyi de kazanca dönüştürür. Nisâ 73, kötü günde uzak duran ama başarı geldiğinde pay istemeye koşan fırsatçı karakteri bütün açıklığıyla gösterir.”
Ersan Karavelioğlu
Nisâ Suresi’nin 73. ayeti, bir önceki 72. ayetin doğrudan devamıdır.
- ayette, ortak sorumluluktan geri duran ve bir musibet yaşandığında:
“İyi ki onlarla beraber değildim.”
diyen kişi anlatılmıştı.
- ayette ise tablo tersine döner.
Bu kez Müslümanlar bir başarı veya nimet elde ettiğinde aynı kişi:
“Keşke ben de onlarla olsaydım da büyük bir kazanç elde etseydim.”
demektedir.
Kur’an burada son derece tanıdık bir insan tipini anlatır:
Zarar varsa uzak duran, kazanç varsa hemen yaklaşan insan.
Nisâ Suresi 73. Ayet Ne Söylüyor
Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:
“Size Allah’tan bir lütuf erişirse, sanki sizinle onun arasında hiçbir dostluk yokmuş gibi, ‘Keşke ben de onlarla birlikte olsaydım da büyük bir başarı elde etseydim’ der.”
Burada kişinin önceki tavrıyla sonraki tavrı arasında açık bir çelişki vardır.
Kötü sonuç ihtimali varken uzak durmuştur.
İyi sonuç ortaya çıkınca ise kazanca ortak olmak istemektedir.
“Allah’tan Bir Lütuf Gelmesi” Ne Anlama Gelir
Bağlamda bu lütuf;
başarı,
zafer,
güvenlik,
ganimet
veya topluluğun elde ettiği başka bir olumlu sonuç
olarak anlaşılabilir.
Ayet başarının yalnızca insan gücüyle açıklanmadığını, Allah’ın lütfu olarak da görüldüğünü hatırlatır.
Fakat ayette eleştirilen kişi bu lütfa şükretmekten çok, ondan pay alamadığı için üzülmektedir.
72. ve 73. Ayetler Birlikte Nasıl Bir İnsan Tipi Çizer
İki ayet yan yana okunduğunda çok çarpıcı bir karakter ortaya çıkar.
Musibet varsa:
“İyi ki gitmedim.”
Başarı varsa:
“Keşke gitseydim.”
Yani kişinin sabit bir ilkesi yoktur.
Kararını:
hak,
adalet,
sorumluluk
veya sadakat
değil, sonuçtaki kişisel kazanç belirlemektedir.
Ayetin Eleştirdiği Temel Sorun Fırsatçılık mıdır
Evet.
Fırsatçı insan, hangi tarafın doğru olduğuna değil, hangi tarafın kazandıracağına bakar.
Risk yükseldiğinde uzaklaşır.
Başarı belirginleştiğinde yaklaşır.
Bu durumda insan topluluğa veya ilkeye gerçekten bağlı değildir.
Asıl bağlı olduğu şey:
kendi menfaatidir.
“Keşke Ben de Onlarla Olsaydım” Sözü Neden Eleştiriliyor
Çünkü burada pişmanlığın nedeni:
“Keşke görevimi yapsaydım.”
değildir.
Şöyle demiyor:
“Keşke arkadaşlarımı yalnız bırakmasaydım.”
“Keşke ortak sorumluluğu paylaşsaydım.”
“Keşke doğru olanı yapsaydım.”
Onun üzüntüsü:
Kazançtan mahrum kalmış olmasıdır.
Bu nedenle pişmanlığı bile ahlâkî değil, çıkar merkezlidir.
“Büyük Bir Başarı Kazansaydım” Ne Demektir
Ayette kullanılan ifade büyük bir kazanç veya büyük bir başarı anlamı taşır.
Bağlama göre burada özellikle savaş sonucunda elde edilen maddi veya toplumsal kazançların kastedildiği anlaşılabilir.
Fakat kişinin zihninde asıl mesele:
“Ben ne kazandım?”
sorusudur.
Bu da onun karakterinin temel problemini açığa çıkarır.
Başarıya Sonradan Ortak Olmak Neden Problem Olabilir
Bir topluluk risk almış,
bedel ödemiş,
çaba göstermiş
ve sonunda başarıya ulaşmış olabilir.
Bütün süreçte sorumluluk almayan birinin yalnızca sonuç iyi olduğunda ortaya çıkması adalet duygusunu zedeler.
Çünkü başarı yalnızca son anın ürünü değildir.
Arkasında emek, risk ve fedakârlık vardır.
Ayet Dostluk ve Sadakat Açısından Ne Söyler
Gerçek dostluk yalnızca iyi günlerde ölçülmez.
Zor zamanda yanında olmayan, fakat başarı geldiğinde ortaya çıkan kişinin dostluğu sorgulanabilir.
Sadakat şu soruda ortaya çıkar:
“Karşılığında hiçbir şey kazanmasan da yanında durur musun?”
Eğer cevap hayırsa, ilişki dostluktan çok menfaat ortaklığına dönüşebilir.
“Sanki Aranızda Hiçbir Dostluk Yokmuş Gibi” İfadesi Neden Dikkat Çekicidir
Bu ifade son derece güçlüdür.
Kur’an burada, kişinin toplulukla gerçek bağının ne kadar zayıf olduğunu gösterir.
Sanki onların acıları onu ilgilendirmemiştir.
Sanki onların kayıplarıyla kendi arasında hiçbir bağ yoktur.
Ama nimet gelince birden:
“Keşke ben de orada olsaydım.”
demektedir.
Bu, çıkar merkezli ilişkinin çok açık bir tasviridir.
İnsan Neden Başarıdan Sonra Taraf Değiştirir
Çünkü insan kazanan tarafta görünmek ister.
Başarı;
prestij,
güç,
para,
itibar
ve güvenlik
getirebilir.
Bu nedenle bazı insanlar ilkelerini değil, güç dengesini takip eder.
Kim güçlenirse ona yaklaşır.
Kim zayıflarsa ondan uzaklaşır.
Nisâ 73 bu karakteri çok erken bir dönemde teşhis eder.

Ayet “Sonuca Göre Ahlâk” Anlayışını mı Eleştiriyor
Evet.
Bir insan şöyle düşünüyorsa:
“Sonuç bana yarıyorsa doğrudur.”
“Bana zarar veriyorsa yanlıştır.”
ahlâkını çıkarına göre şekillendirmiş olur.
Oysa gerçek ahlâk, sonucu henüz bilmeden de doğru olanı seçebilmektir.
Çünkü ilke, sonucu takip etmez.
Sonuçtan önce vardır.

Pişmanlık Her Zaman Ahlâkî Bir Değişim Anlamına Gelir mi
Hayır.
İki tür pişmanlık düşünülebilir.
Birincisi:
“Yanlış yaptım.”
İkincisi:
“Yanlış tercihim yüzünden kazancı kaçırdım.”
İkisi aynı değildir.
Birincisi ahlâkî farkındalık doğurabilir.
İkincisi yalnızca kayıp hesabıdır.
Nisâ 73’te eleştirilen kişinin pişmanlığı ikinci tipe daha yakındır.

Ayet Menfaat Arkadaşlığına Karşı Bir Uyarı mıdır
Evet.
Bazı ilişkiler dostluk gibi görünür ama gerçekte kazanca dayanır.
Para varsa yakınlık vardır.
Güç varsa ilgi vardır.
Statü varsa dostluk vardır.
Bunlar kaybolduğunda ilişki de kayboluyorsa, geriye şu soru kalır:
Bu gerçekten dostluk muydu, yoksa çıkar ortaklığı mıydı?
Nisâ 73 bu soruyu düşündürür.

Gerçek Aidiyet Nasıl Anlaşılır
Gerçek aidiyet sadece başarıyı paylaşmak değildir.
Zor zamanda da sorumluluk taşımaktır.
Bir insan:
başarıda “biz”,
başarısızlıkta “siz”
diyorsa aidiyeti zayıftır.
Gerçek birlik:
nimette ortaklık kadar yükte ortaklık gerektirir.

Bu Ayet Günümüz İş Hayatına da Uygulanabilir mi
Ahlâkî ilkesi açısından evet.
Bir proje başarısız olurken:
“Ben zaten içinde değildim.”
deyip,
başarı geldiğinde:
“Biz yaptık.”
demek çok tanıdık bir davranıştır.
Aynı şekilde bir ekip bütün riski taşırken hiçbir şey yapmayan kişinin sonradan başarıyı sahiplenmesi de benzer bir psikolojidir.
Ayet bu davranışın ne kadar eski olduğunu gösterir.

Siyasette Bu Davranış Nasıl Görülebilir
Siyasette de insanlar bazen güçlü görünen tarafa yaklaşabilir.
Bir hareket başarısız görünürken mesafe koyar.
Başarı ihtimali yükseldiğinde destek vermeye başlar.
Buradaki ölçü ilke değilse, bu davranış kolayca fırsatçılığa dönüşebilir.
Nisâ 73’ün ilkesi şu soruyu sordurur:
Sen haklı olanın yanında mı duruyorsun, yoksa kazananın yanında mı?

Ayetin Psikolojik Mesajı Nedir
İnsan geçmiş kararlarını çoğu zaman sonuca göre değerlendirir.
Kazanç çıktıysa:
“Keşke ben de yapsaydım.”
Zarar çıktıysa:
“İyi ki yapmamışım.”
Bu çok doğal bir zihinsel eğilim olabilir.
Ama ayet insanı daha derine bakmaya çağırır:
Kararım doğru muydu, yoksa sadece sonucu mu iyi veya kötü oldu?
Doğru karar ile iyi sonuç her zaman aynı şey değildir.

Nisâ 73 Günümüz İnsanına Hangi Soruyu Soruyor
Belki de en güçlü soru şudur:
“Bir şeyin yanında, doğru olduğu için mi duruyorsun; yoksa sana kazandırdığı için mi?”
Bu soru;
arkadaşlıkta,
işte,
siyasette,
toplumsal ilişkilerde
ve inançta
çok önemlidir.
Çünkü çıkar değiştiğinde insanın tarafı da değişiyorsa gerçek sadakati ortaya çıkar.

Nisâ 73’ün En Derin Mesajı Nedir
Nisâ Suresi 73. ayet, insanın çıkarıyla ilkesi arasındaki çatışmayı son derece net biçimde gösterir.
Bir önceki ayette musibet geldiğinde:
“İyi ki onlarla değildim.”
diyen kişi,
şimdi başarı geldiğinde:
“Keşke ben de onlarla olsaydım.”
demektedir.
İki durumda da merkezde aynı kişi vardır:
Kendisi.
Topluluğun acısı onun meselesi değildir.
Topluluğun başarısı ise ancak kendisine kazanç getirirse önemlidir.
İşte Kur’an’ın eleştirdiği karakter budur:
Yükte görünmeyen,
nimette öne çıkan,
riskte uzak duran,
kazançta yakınlaşan insan.
Nisâ 73 bu nedenle sadece tarihsel bir savaş sahnesini anlatmaz.
Her çağda görülebilecek bir ahlâk sorununu ortaya koyar:
İlkeye değil, kazanca bağlı olmak.
Gerçek sadakat ise tam tersidir.
Sonucu önceden bilmeden doğru olanın yanında durabilmek.
Kaybetme ihtimali varken de sorumluluğu paylaşmak.
Başarı geldiğinde ise bütün payı kendine yazmamak.
Belki de ayetin bugüne bıraktığı en keskin soru şudur:
Sen doğru olanın yanında mısın, yoksa sadece kazananın yanında mı?
“Kazananın yanında olmak kolaydır; karakter, henüz sonuç belli değilken doğru olduğuna inandığın yerde durabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu