Mutaffifîn Suresi 18. Ayette “Hayır! Şüphesiz İyilerin Yazısı İlliyyîn’dedir” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Siccîn’in Karşısına Yerleştirilen İlliyyîn Kavramı İyilik, Yücelik Ve İlahi Kayıt Açısından Nasıl Anlaşılmalıdır
“Mutaffifîn, kötülüğün kaydını Siccîn ile aşağıya doğru çekerken iyiliğin kaydını İlliyyîn ile yukarıya taşır. Böylece insanın her tercihi yalnızca bir davranış değil, manevi yönünü belirleyen bir yükseliş veya alçalış hâline gelir.”
Ersan Karavelioğlu
Mutaffifîn Suresi 18. Ayette Ne Buyrulur
Mutaffifîn Suresinin on sekizinci ayetinde anlam olarak:
“Hayır! Şüphesiz iyilerin yazısı İlliyyîn’dedir.”
buyrulur.
Bir önceki bölümde:
kötülerin kaydı,
Siccîn,
kalplerin paslanması,
Rabden perdelenme
ve cehennem
anlatılmıştı.
Şimdi sure yön değiştirir.
Karanlıktan:
aydınlığa
geçer.
Kötülerin karşısına:
iyiler
çıkarılır.
Siccîn’in karşısına ise:
İlliyyîn.
“Ebrâr” Kimlerdir
Ayette geçen:
“el-ebrâr”
kelimesi:
iyi,
dürüst,
doğru,
erdemli,
iyilikte istikrarlı
kişileri ifade eder.
Kelime yalnızca bir kez iyilik yapan kişiyi anlatmaz.
Daha çok:
iyiliği karakterinin yönü hâline getiren insanı
tasvir eder.
Bu yüzden ebrâr:
ahlakın tesadüfi değil,
yerleşmiş hâlidir.
“İlliyyîn” Ne Anlama Gelir
“İlliyyîn” kelimesi:
yükseklik,
yücelik,
üstünlük
anlam alanlarıyla ilişkilendirilir.
Kelime kökü:
“ulüvv”, yani yükselme ve yücelik fikrini çağrıştırır.
Bu nedenle İlliyyîn:
iyilerin kayıtlarının bulunduğu:
yüksek ve yüce bir makam
olarak yorumlanmıştır.
Ancak bunun tam mahiyeti gayb alanına girer.
Siccîn İle İlliyyîn Arasındaki Karşıtlık Neden Önemlidir
Bu karşıtlık surenin en güçlü yapılarından biridir.
Siccîn:
aşağılık,
daralma,
kapanma
çağrışımı taşır.
İlliyyîn ise:
yükseklik,
yücelik,
açılma
çağrışımı taşır.
Böylece iyilik ve kötülük yalnızca:
iki farklı davranış türü
olarak değil,
iki farklı varoluş yönü
olarak sunulur.
İyilik İnsan Ruhunu Nasıl “Yükseltir”
Bu yükselişi fiziksel bir yükselme gibi düşünmek zorunda değiliz.
Ahlaki olarak insan:
dürüst oldukça,
merhamet gösterdikçe,
adaletli davrandıkça,
kibrini azalttıkça
daha olgun bir kişiliğe dönüşebilir.
Bu nedenle “yükseklik”:
ahlaki kalite ve manevi değer
anlamında da düşünülebilir.
“İyilerin Yazısı” İfadesi Ne Anlama Gelir
Siccîn için olduğu gibi burada da:
kitap veya kayıt
fikri vardır.
Yani iyilik:
kaybolmaz.
Görülmese bile:
değersizleşmez.
İnsanların takdir etmediği bir iyilik:
ilahî kayıt açısından yok olmaz.
Bu, özellikle gizli iyilikler için güçlü bir umut taşır.
İnsan İyiliğinin Görülmesini İstemeli midir
İnsan yaptığı iyiliğin takdir edilmesini doğal olarak isteyebilir.
Fakat ahlaki olgunluk:
iyiliğin sadece alkış için yapılmamasıyla güçlenir.
Kimse görmese de:
doğru olanı yapmak,
karşılık beklemeden yardım etmek,
emanete sadık kalmak
iyiliğin daha derin biçimlerindendir.
İlliyyîn fikri:
görülmeyen iyiliğin de kaybolmadığını
hatırlatır.
Küçük İyilikler De İlliyyîn’in Parçası Olabilir mi
Kur’an’ın genel ahlak anlayışında küçük iyilikler küçümsenmez.
Bir tebessüm.
Bir doğru söz.
Bir borcu zamanında ödemek.
Bir haksızlıktan vazgeçmek.
Bir insanın hakkını korumak.
Bunlar küçük görünebilir.
Fakat karakteri oluşturan:
bu küçük tercihlerdir.
Tıpkı küçük kötülüklerin Siccîn yönünde birikmesi gibi,
küçük iyilikler de:
ahlaki yükselişin parçaları
olabilir.
Surenin Başındaki Ticaret Ahlakı İlliyyîn’e Nasıl Bağlanır
Sure ölçü ve tartıyla başlamıştı.
Bir tüccar:
müşteriye eksik verebilir.
Ama tam tersini de yapabilir:
dürüst tartabilir.
Hakkı eksiksiz verebilir.
Kusuru saklamayabilir.
Müşterinin bilgisizliğini istismar etmeyebilir.
İşte böyle gündelik dürüstlük:
ebrâr olmanın somut biçimlerinden biri
olarak düşünülebilir.
Büyük İbadetler mi Yoksa Küçük Dürüstlükler mi Daha Önemlidir
Bu ikisini birbirinden koparmak doğru değildir.
İbadet:
insanın Allah ile ilişkisini besler.
Ahlak ise:
bu ilişkinin insanlarla olan davranışa yansımasını gösterir.
Bir insan büyük ibadetler yaparken:
başkasının hakkını yiyorsa,
ahlaki bütünlük bozulur.
Mutaffifîn özellikle şunu hatırlatır:
Terazideki dürüstlük de maneviyatın parçasıdır.

İyilerin Kaydının “Yüksek” Olması Toplumsal Açıdan Ne Anlatır
Bu, değer ölçülerini tersine çevirebilir.
Dünya bazen:
zenginliği,
şöhreti,
gücü,
başarıyı
yükseklik olarak görür.
Kur’an ise başka bir yücelik tanımlar:
ahlaki yücelik.
Böylece yüksek olmak:
her zaman makam sahibi olmak değil,
hak sahibi olmadan da hakkı gözetebilmek
anlamına gelir.

İnsan Neden İyiliği Küçümseyebilir
Çünkü iyiliğin sonucu her zaman hemen görünmez.
Bir dürüstlük davranışı:
para kaybettirebilir.
Bir fedakârlık:
takdir edilmeyebilir.
Bir hakkı savunmak:
kişiyi yalnız bırakabilir.
Bu yüzden kısa vadede iyilik:
“kazançsız”
görünebilir.
İlliyyîn ise uzun vadeli başka bir ölçü sunar:
Değer yalnızca bugünkü karşılıkla ölçülmez.

İyilik İnsanın İç Dünyasında Nasıl İz Bırakır
Tıpkı kötülüğün tekrarının vicdanı köreltebilmesi gibi:
iyiliğin tekrarı da karakteri güçlendirebilir.
Bir insan:
dürüstlüğü tekrar ettikçe dürüstleşir.
Merhameti tekrar ettikçe merhametli olur.
Hakkı teslim ettikçe adalet duygusu güçlenir.
Yani iyilik sadece dışarıda sonuç üretmez.
İyilik, iyilik yapan insanı da inşa eder.

İlliyyîn Sadece Ödül mü Yoksa Bir Karakter Sembolü müdür
Metinde doğrudan iyilerin kaydıyla bağlantılıdır.
Ama kavramın sembolik gücü daha geniş düşünülebilir.
Siccîn:
ahlaki aşağıya gidişi,
İlliyyîn ise:
ahlaki yükselişi
temsil eder gibi okunabilir.
İnsan her tercihle:
bir yöne doğru hareket eder.
Bu açıdan İlliyyîn:
sonuç kadar yön
fikrini de çağrıştırır.

Bir İnsan Kendini “Ebrâr” İlan Edebilir mi
Bu konuda dikkatli olmak gerekir.
İnsan kendi iyiliklerini abartabilir.
Hatalarını küçümseyebilir.
Bu yüzden:
“Ben kesin iyilerdenim.”
demek yerine:
“İyiliğe yönelmeye çalışıyorum.”
demek daha mütevazı olabilir.
Ahlaki olgunluk:
kendini yüceltmekten çok,
kendini sürekli denetlemek
gerektirir.

Hatalı Bir İnsan Ebrâr Olabilir mi
Evet.
Ebrâr olmak:
hatasız olmak anlamına gelmek zorunda değildir.
İnsan:
yanlış yapabilir,
pişman olabilir,
dönebilir,
telafi edebilir
ve iyilik yönünde istikrar kazanabilir.
Asıl mesele:
hayatın genel yönüdür.
İyiliğe doğru yürümek.

Bu Ayet İnsana Hangi Soruyu Sordurmalıdır
Belki şu soruyu:
“Benim hayatım hangi yöne doğru birikiyor?”
Siccîn yönüne mi?
İlliyyîn yönüne mi?
Kendim için tam alıp başkasına eksik mi veriyorum?
Yoksa:
başkasının hakkını da kendi hakkım kadar koruyor muyum?
Bu soru insanın günlük davranışlarına:
manevi yön duygusu
kazandırır.

7. Ve 18. Ayetler Arasında Nasıl Büyük Bir Simetri Vardır
- ayette:
“Kötülerin yazısı Siccîn’dedir.”
denilmişti.
- ayette:
“İyilerin yazısı İlliyyîn’dedir.”
buyrulur.
Bu iki cümle birbirinin aynasıdır.
Füccâr ↔ Ebrâr
Siccîn ↔ İlliyyîn
Aşağı ↔ Yukarı
Bozulma ↔ Yücelme
Bu yapı surenin ahlaki evrenini iki büyük yön halinde gösterir:
İnsan ya alçalır ya yükselir; tercihler nötr değildir.

Mutaffifîn Suresi 18. Ayetin En Derin Mesajı Nedir
Mutaffifîn Suresinin on sekizinci ayeti, uzun süren karanlık anlatının ardından kapıyı birden ışığa açar:
“Hayır! Şüphesiz iyilerin yazısı İlliyyîn’dedir.”
Bu geçiş son derece önemlidir.
Çünkü sure bize sadece:
kötülüğün sonucunu
anlatmaz.
İyiliğin de:
kaybolmadığını
söyler.
İnsan hayatında çok sayıda iyilik vardır ki kimse bilmez.
Bir insan hakkı olmadığı hâlde elini uzatmaz.
Kimse görmez.
Bir çalışan emanetine sadık kalır.
Kimse alkışlamaz.
Bir tüccar müşteriyi kandırabilecekken kandırmaz.
Müşteri bunu hiç öğrenmez.
Bir insan başkasının sırrını korur.
Hiç kimse bunun değerini bilmez.
Dünya açısından bunların bazıları:
görünmez
kalabilir.
Ama İlliyyîn fikri şöyle der:
Görünmemek, değersiz olmak değildir.
Bu, son derece güçlü bir ahlak öğretisidir.
Çünkü insan iyiliği yalnızca başkalarının gözüne göre yapmaktan kurtulur.
İyiliğin değeri:
alkıştan,
şöhretten,
ödülden
bağımsızlaşır.
Ve surenin başındaki teraziyi düşündüğümüzde anlam daha da derinleşir.
Aynı terazinin başında iki insan olabilir.
Biri:
birkaç gram çalar.
Diğeri:
kimse anlamayacak olsa bile doğru tartar.
Dışarıdan fark küçük görünebilir.
Ama Kur’an’ın ahlaki haritasında biri:
Siccîn’e doğru
diğeri:
İlliyyîn’e doğru
yürür.
İşte ayetin en derin mesajı burada ortaya çıkar:
İnsan büyük kaderini çoğu zaman küçük tercihlerle inşa eder.
Ve iyilik:
sadece yapılan güzel bir şey değildir.
İnsan iyilik yaptıkça:
kendisi de yükselir.
“İlliyyîn, iyiliğin görünmezliğe mahkûm olmadığını bildirir. Dünyanın alkışlamadığı dürüstlük, kimsenin bilmediği fedakârlık ve çıkar karşısında korunan vicdan kaybolmaz; insan her iyilikle yalnızca siciline değil, kendi karakterine de yükseklik ekler.”
Ersan Karavelioğlu