📖 Müminun Suresi 47. Ayette Firavun Kavminin Hz. Musa Ve Hz. Harun’u Reddetmesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
50,304
2,724,891
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Müminun Suresi 47. Ayette Firavun Kavminin Hz. Musa Ve Hz. Harun’u Reddetmesi Ne Anlama Gelir ❓


Firavun kavminin Hz. Musa ve Hz. Harun’u reddetmesi, hakikatin bazen delil eksikliğinden değil; kibir, sınıf üstünlüğü, menfaat korkusu ve insanları küçük görme hastalığından dolayı reddedildiğini gösterir.
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ Müminun Suresi 47. Ayet Ne Söyler ❓


Müminun Suresi’nin 47. ayetinde Firavun ve ileri gelenlerinin Hz. Musa ile Hz. Harun’a karşı söyledikleri söz aktarılır.


Ayetin anlamı özetle şöyledir:


“Dediler ki: Kavimleri bize kölelik ederken bizim gibi iki insana mı iman edeceğiz ❓


Bu ayet, Firavun düzeninin hakikate neden karşı çıktığını çok açık biçimde gösterir.


Onlar Hz. Musa ve Hz. Harun’un getirdiği ayetleri, tevhid çağrısını ve apaçık delilleri değerlendirmek yerine sosyal statüye, sınıf farkına ve kendi üstünlük iddialarına baktılar.


Yani mesele sadece inanç değildi; mesele aynı zamanda kibir, tahakküm ve insanları aşağı görme hastalığıydı.


2️⃣ “Bizim Gibi İki İnsana Mı İman Edeceğiz ❓” Sözü Ne Anlama Gelir ❓


Bu söz, peygamberlerin insan oluşunu küçümseyen bir bakıştır.


Firavun ve çevresi şöyle düşünüyordu:


Hz. Musa ve Hz. Harun da bizim gibi insandır. O hâlde nasıl olur da Allah’ın elçisi olabilirler ❓


Bu düşünce, önceki kavimlerde de görülen eski bir inkâr bahanesidir.


Oysa peygamberlerin insan olması eksiklik değil, rahmettir. Çünkü insanlar için örnek alınabilir rehberler, yine insan olarak gönderilmiştir.


Peygamberler insan oldukları için insanların hayatını, acısını, zorluğunu, nefsini, sabrını ve toplum imtihanını yaşayarak göstermişlerdir.


3️⃣ Peygamberin İnsan Olması Neden Reddedilme Sebebi Yapıldı ❓


Çünkü kibirli insanlar hakikatin kendilerinden üstün bir kaynaktan gelmesini kabul etmek istemezler.


Onlara göre peygamber olağanüstü, farklı, erişilmez veya kendi sosyal ölçülerine uygun biri olmalıydı. Halbuki Allah elçilerini insanların arasından seçer.


Bu seçim, insanın bahanesini ortadan kaldırır.


Çünkü peygamber insandır ve şunu gösterir:


İnsan olarak Allah’a kulluk etmek mümkündür. İnsan olarak sabretmek mümkündür. İnsan olarak takva sahibi olmak mümkündür.


Firavun kavmi ise bu rahmeti küçümseme sebebi yaptı.


4️⃣ “Kavimleri Bize Kölelik Ederken” İfadesi Ne Anlatır ❓


Ayetin en sarsıcı kısmı burasıdır:


“Kavimleri bize kölelik ederken…”


Bu ifade, Firavun düzeninin İsrailoğullarını aşağı gördüğünü, onları ezdiğini ve toplumsal olarak kendilerinden düşük saydığını gösterir.


Onlar Hz. Musa ve Hz. Harun’un kavminin kendi hizmetlerinde, baskı altında ve zayıf durumda olduğunu söylüyorlardı.


Yani peygamberlerin hakikatini sosyal statüye göre reddediyorlardı.


Bu bize şunu öğretir:


Kibirli insan hakikate değil, kimin hangi sınıftan geldiğine bakar.


5️⃣ Sosyal Üstünlük Duygusu Hakikati Nasıl Engeller ❓


Bir insan kendini başkalarından üstün görmeye başladığında, onlardan gelen doğru sözü bile küçümseyebilir.


Firavun ve ileri gelenleri Hz. Musa’nın kavmini köleleştirdikleri için, o kavimden gelen bir peygamberi kabul etmeyi kendi kibirlerine yediremediler.


Onlara göre ezilen bir topluluğun içinden gelen hakikat, kendilerini bağlayamazdı.


Oysa Allah katında değer sınıfla, soyla, servetle, makamla veya siyasi güçle ölçülmez.


Allah katında üstünlük takva iledir.


6️⃣ Bu Ayet Irk, Sınıf Ve Statü Kibrini Eleştirir Mi ❓


Evet. Bu ayet, insanları toplumsal konumlarına göre küçümseyen zihniyeti açıkça eleştirir.


Firavun kavmi, İsrailoğullarını kendilerine hizmet eden aşağı bir topluluk gibi görüyordu. Bu yüzden onların içinden çıkan Hz. Musa ve Hz. Harun’a iman etmeyi kendileri için küçük düşürücü saydılar.


Bu tavır her çağda farklı biçimlerde görülebilir:


Zengin fakiri küçümser.
Güçlü zayıfı küçümser.
Makam sahibi sıradan insanı küçümser.
Bir toplum başka bir toplumu aşağı görür.
Bir sınıf diğer sınıfı değersiz sayar.



Kur’an bu kibri yıkar ve insanı Allah karşısında kul olmaya çağırır.


7️⃣ Hakikat Sosyal Konuma Göre Değişir Mi ❓


Hayır. Hakikat, onu söyleyen kişinin sosyal konumuna göre değer kazanmaz veya değer kaybetmez.


Hakikat Allah’tan geliyorsa, onu taşıyan kişinin zengin ya da fakir, güçlü ya da zayıf, halktan ya da seçkin sınıftan olması hakikatin değerini değiştirmez.


Firavun kavmi bu noktada yanıldı.


Onlar vahyin kaynağına değil, peygamberlerin kavminin sosyal durumuna baktılar.


Bu da şunu gösterir:


Kibirli zihin, hakikati anlamak yerine insanları etiketler.


8️⃣ Firavun Düzeni Neden Hz. Musa’dan Rahatsız Oldu ❓


Hz. Musa’nın çağrısı Firavun düzenini temelden sarsıyordu.


Çünkü Hz. Musa sadece bir inanç cümlesi getirmiyordu. O, insanları Allah’a kulluğa çağırıyor, Firavun’un sahte üstünlüğünü reddediyor, ezilen kavmin özgürleşmesini talep ediyor ve zulüm düzenini sorguluyordu.


Firavun düzeni için bu büyük bir tehditti.


Çünkü tevhid şunu söyler:


Hiçbir insan başka bir insanın ilahı değildir. Hiçbir zalim kulları kendi mülkü gibi göremez.


9️⃣ İnsanları Köleleştirmek Neden Büyük Bir Zulümdür ❓


İnsanı köleleştirmek, onun Allah’ın yarattığı onurunu hiçe saymaktır.


İnsan Allah’ın kuludur. Hiçbir insan mutlak anlamda başka bir insanın sahibi olamaz. Birini ezmek, aşağılamak, iradesini kırmak, emeğini sömürmek ve onu insanlık onurundan uzaklaştırmak büyük bir zulümdür.


Firavun’un düzeni bu zulüm üzerine kuruluydu.


Bu ayet bize şunu hatırlatır:


İnsanın gerçek değeri başkasına hizmet edip etmemesiyle değil, Allah’ın yarattığı onurlu bir kul olmasıyla anlaşılır.


🔟 İman Etmemek İçin Bahane Üretmek Nasıl Bir Tavırdır ❓


Firavun ve çevresi iman etmemek için şu bahaneyi üretti:


“Onların kavmi bize kölelik ediyor. Biz nasıl olur da onların içinden çıkan iki insana iman ederiz ❓


Bu, hakikatten kaçma bahanesidir.


Çünkü delile bakmadılar. Ayetlere bakmadılar. Allah’ın mesajına bakmadılar. Sadece sosyal üstünlük iddialarına baktılar.


İnsan hakikati kabul etmek istemediğinde bazen akıl yürütüyormuş gibi görünür, ama aslında kibrini savunur.


1️⃣1️⃣ Bu Ayet Kibrin Toplumsal Boyutunu Gösterir Mi ❓


Evet. Bu ayet sadece bireysel kibri değil, toplumsal kibri de gösterir.


Firavun’un çevresi topluca üstünlük tasladı. Kendilerini yönetici, değerli, güçlü ve seçkin; İsrailoğullarını ise hizmet eden, ezilen ve düşük bir kavim olarak gördüler.


Bu toplumsal kibir, hakikatin önünde büyük bir engel oldu.


Toplumun üst tabakası kendini sorgulanamaz görürse, peygamber çağrısını tehdit gibi algılar.


Bu yüzden Kur’an, kibirli ileri gelenlerin tavrını sık sık anlatır.


1️⃣2️⃣ Bu Ayet Günümüz İnsanına Ne Söyler ❓


Bugün insanlar açıkça “kavimleri bize kölelik ediyor” demeyebilir. Fakat benzer zihniyet farklı ifadelerle yaşayabilir.


Mesela bir insan şöyle düşünebilir:


Benden fakir biri bana ne öğretebilir ❓
Alt sınıftan biri hakikati nasıl söyleyebilir ❓
Benim kadar okumuş olmayan biri beni nasıl uyarabilir ❓
Makamı olmayan birinin sözü ne kadar değerli olabilir ❓
Ben güçlüyüm, o zayıf; o hâlde onun hakikatine neden kulak vereyim ❓



Bu sorular Firavunî kibrin modern biçimleridir.


Müminun Suresi 47. ayet modern insana şunu hatırlatır:


Hakikati söyleyenin statüsüne değil, sözün Allah’ın ölçüsüne uygunluğuna bak.


1️⃣3️⃣ Bu Ayet Müminlere Tevazu Öğretir Mi ❓


Evet. Bu ayet mümine derin bir tevazu dersi verir.


Mümin, hakikati kimden duyarsa duysun küçümsememelidir. Bazen Allah insanı en beklenmedik yerden uyarır. Bazen fakir birinin sözü, zengin birinin kalbini uyandırır. Bazen mazlumun duası, zalimin düzenini sarsar. Bazen sıradan görülen biri, büyük bir hakikati hatırlatır.


Tevazu sahibi insan şunu bilir:


Hakikat benim egoma göre değil, Allah’ın ölçüsüne göre değerlendirilir.


1️⃣4️⃣ Hz. Musa Ve Hz. Harun’un Reddedilmesi Neyi Gösterir ❓


Hz. Musa ve Hz. Harun’un reddedilmesi, Firavun düzeninin hakikat karşısında ne kadar kapalı olduğunu gösterir.


Onlar apaçık ayetler görmelerine rağmen iman etmediler. Çünkü kalpleri kibir, çıkar ve üstünlük iddiasıyla doluydu.


Bu bize şunu öğretir:


Delil görmek yetmeyebilir; kalbin teslimiyete açık olması gerekir.


Bir insan nefsini, makamını ve kibrini hakikatin önüne koyarsa, en açık ayeti bile reddedebilir.


1️⃣5️⃣ Bu Ayet Mazlumlara Nasıl Bir Umut Verir ❓


Bu ayet, ezilen ve küçümsenen topluluklara büyük bir umut verir.


Firavun, İsrailoğullarını köleleştirmişti. Onları aşağı görüyordu. Fakat Allah, o ezilen kavmin içinden Hz. Musa ve Hz. Harun gibi peygamberler çıkardı.


Bu bize şunu öğretir:


İnsanların küçümsediğini Allah yüceltebilir. İnsanların ezdiğini Allah destekleyebilir. İnsanların değersiz gördüğünü Allah hakikatin taşıyıcısı kılabilir.


Mümin, insanların aşağılamasına değil Allah’ın takdirine bakmalıdır.


1️⃣6️⃣ Bu Ayet Ahireti Nasıl Hatırlatır ❓


Dünyada güçlüler zayıfları küçük görebilir. Zenginler fakirleri horlayabilir. Makam sahipleri halkı değersiz sayabilir. Zalimler mazlumları susturabilir.


Fakat ahirette bütün sahte üstünlükler kalkacaktır.


Orada insanın makamı, serveti, kavmi, sınıfı ve gücü değil; iman, takva, amel, adalet ve Allah’a teslimiyeti değer taşıyacaktır.


Bu ayet mümine şunu hatırlatır:


Dünyada küçümsenen nice insan Allah katında değerli; dünyada büyüklük taslayan nice insan ahirette mahcup olabilir.


1️⃣7️⃣ Bu Ayet Müminin İç Muhasebesine Nasıl Yardım Eder ❓


Müminun Suresi 47. ayet insana çok önemli sorular sordurur:


Ben insanları statülerine göre mi değerlendiriyorum ❓
Fakirden, zayıftan, mazlumdan gelen doğru sözü küçümsüyor muyum ❓
Hakikati kimin söylediğine mi bakıyorum, ne söylediğine mi ❓
İçimde sınıf, makam, para veya soy kibri var mı ❓
Allah’ın kullarını kendimden aşağı görme hastalığı taşıyor muyum ❓
Hz. Musa’nın çağrısına mı yakınım, Firavun’un kibirli mantığına mı ❓



Bu sorular kalbi temizler ve insanı tevazuya çağırır.


1️⃣8️⃣ Bu Ayet Müminin Karakterini Nasıl İnşa Eder ❓


Müminun Suresi 47. ayet, müminin karakterine tevazu, adalet, insan onuruna saygı, hakikate açıklık ve sınıf kibrinden uzak durma bilinci kazandırır.


Bu ayeti anlayan mümin, insanları kökenlerine, servetlerine, makamlarına veya toplumsal konumlarına göre küçümsemez. Mazlumun sesini değersiz görmez. Hakikati zayıfın ağzından duyduğunda bile ciddiye alır.


Müminin kalbinde şu bilinç yerleşir:


Allah’ın kulları arasında kibirle üstünlük kurmak bana yakışmaz. Gerçek üstünlük takvadadır.


Bu bilinç insanı Firavunî tavırlardan uzaklaştırır ve Hz. Musa’nın hakikat çizgisine yaklaştırır.


1️⃣9️⃣ Müminun Suresi 47. Ayetin Genel Mesajı Nedir ❓


Müminun Suresi 47. ayet bize şunu öğretir:


Firavun ve ileri gelenleri, Hz. Musa ve Hz. Harun’u “bizim gibi iki insan” diyerek küçümsemiş; onların kavminin kendilerine kölelik ettiğini öne sürerek iman etmeyi kibirlerine yedirememiştir.


Bu ayet, hakikatin bazen delil eksikliği yüzünden değil; kibir, sınıf üstünlüğü, sosyal statü, menfaat ve zulüm düzenine bağlılık yüzünden reddedildiğini gösterir.


Firavun mantığı şunu söyler:


Güçlü olan üstündür. Ezilenin içinden hakikat çıkamaz.


Kur’an ise bu mantığı yıkar ve şunu öğretir:


Üstünlük güçte değil takvadadır. Hakikat sınıfa göre değişmez. Allah dilerse en ezilen topluluğun içinden en büyük uyarıcıları çıkarır.


Bu ayet mümine şu soruyu sordurur:


Ben insanları Allah’ın kulları olarak mı görüyorum, yoksa servet, makam, soy, statü ve güç ölçülerine göre mi değer biçiyorum ❓


Mümin, Firavun’un kibirli bakışından uzak durmalı; Hz. Musa ve Hz. Harun’un Allah’a dayanan hakikat çağrısını ciddiye almalıdır.


Firavun kavminin hatası, hakikate değil statüye bakmalarıydı. Onlar güçlü olduklarını sandılar; fakat Allah katında gerçek güç iman, tevazu ve adalettir. Mümin ise bilir ki hakikat mazlumun dilinden de gelse yücedir; kibirli saraylardan gelen ret ise insanı kurtarmaz.
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt