📖 Müminun Suresi 24. Ayette Kavmin İleri Gelenlerinin Peygambere İtirazı Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
50,282
2,724,876
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Müminun Suresi 24. Ayette Kavmin İleri Gelenlerinin Peygambere İtirazı Ne Anlama Gelir ❓


Hakikate en çok direnenler bazen bilgisiz olanlar değil; düzeni, itibarı, çıkarı ve kibri sarsılacak olan kimselerdir. Çünkü peygamberlerin çağrısı önce kalbe, sonra kurulu sahte düzenlere dokunur.
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ Müminun Suresi 24. Ayet Ne Söyler ❓


Müminun Suresi’nin 24. ayetinde, Hz. Nuh’un kavmine yaptığı tevhid çağrısına karşı kavmin ileri gelenlerinin tepkisi anlatılır.


Ayetin anlamı özetle şöyledir:


“Kavminden inkâr eden ileri gelenler dediler ki: Bu, sizin gibi bir insandan başka bir şey değildir. Size üstünlük kurmak istiyor. Eğer Allah dileseydi melekler indirirdi. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey işitmedik.”


Bu ayet, peygamberlere karşı tarih boyunca tekrar eden bir itiraz biçimini gösterir: Peygamberin insan oluşunu küçümsemek, niyetini çarpıtmak, hakikati gelenekle reddetmek ve kibirle inkâr etmek.


2️⃣ Kavmin İleri Gelenleri Kimlerdir ❓


Kur’an’da birçok kıssada “ileri gelenler” ifadesi, toplumun güç, makam, servet, itibar ve otorite sahibi kesimlerini anlatır.


Bunlar her zaman toplumun en bilgili, en ahlaklı veya en doğru insanları olmak zorunda değildir. Bazen tam tersine, mevcut düzenin menfaatini koruyan, halk üzerinde etkisi bulunan ve hakikat karşısında kibirlenen kimselerdir.


Hz. Nuh’un kavminde de ilk büyük itiraz bu çevreden gelmiştir. Çünkü peygamberin çağrısı, onların sadece inançlarını değil; toplum üzerindeki nüfuzlarını, kibirlerini ve sahte üstünlüklerini de tehdit ediyordu.


3️⃣ Neden İlk Tepki İleri Gelenlerden Gelir ❓


Çünkü hakikat çağrısı en çok çıkar düzenini sarsar.


Sıradan bir insan hakikati duyduğunda kalbi yumuşayabilir. Fakat makamını, otoritesini, gücünü ve halk üzerindeki etkisini kaybetmekten korkan kimseler hakikate daha sert direnebilir.


Peygamberler insanlara Allah’a kulluğu, adaleti, tevazuyu, hesap bilincini ve sahte ilahları terk etmeyi öğretir. Bu çağrı, kendini toplumun üstünde görenleri rahatsız eder.


Çünkü tevhid şunu söyler:


Hepiniz Allah’ın kulusunuz. Kimse kendini ilah gibi görmesin. Kimse başkalarını kendi gücüne kul etmesin.


4️⃣ “Bu Sizin Gibi Bir İnsandan Başka Bir Şey Değildir” Sözü Ne Anlama Gelir ❓


İleri gelenlerin ilk itirazı, Hz. Nuh’un insan oluşunadır.


Onlar şöyle demek isterler:


O da bizim gibi yiyor, içiyor, yaşıyor, konuşuyor. Nasıl olur da Allah’ın elçisi olur ❓


Bu itiraz, peygamberlik hakikatini anlamayan bir bakıştır. Çünkü peygamberin insan olması eksiklik değil, rahmettir.


İnsanlara yol gösterecek elçinin insan olması, onların hayatını anlayan, onlara örnek olabilen ve yaşayarak rehberlik eden bir model olması demektir.


5️⃣ Peygamberin İnsan Olması Neden Önemlidir ❓


Peygamber insan olmasaydı, insanlar şöyle diyebilirdi:


O melek olduğu için ibadet ediyor. O bizim gibi nefis taşımıyor. O bizim gibi yorulmuyor. O bizim gibi aile, geçim, imtihan ve toplum baskısı yaşamıyor.


Fakat peygamberler insan olarak gönderilmişlerdir. Böylece insanlara şunu göstermişlerdir:


Allah’a kulluk, insan hayatının içinde mümkündür. Sabır, takva, ahlak, ibadet ve teslimiyet insan olarak yaşanabilir.


Bu yüzden peygamberin insan oluşu, inkâr sebebi değil; örneklik için büyük bir hikmettir.


6️⃣ İleri Gelenler Neden Hz. Nuh’un Niyetini Çarpıttılar ❓


Ayetin devamında onlar Hz. Nuh için şöyle derler:


“Size üstünlük kurmak istiyor.”


Bu, hakikati reddetmenin en eski yöntemlerinden biridir: Peygamberin mesajını tartışmak yerine, onun niyetini suçlamak.


Hz. Nuh kavmini Allah’a kulluğa çağırıyordu. Fakat ileri gelenler bu çağrıyı sanki kişisel iktidar isteğiymiş gibi gösterdiler.


Bu bize şunu öğretir:


Hakikati susturmak isteyenler, çoğu zaman mesajı değil, mesajı getiren kişinin niyetini hedef alırlar.


7️⃣ “Size Üstünlük Kurmak İstiyor” İddiası Neden Yanlıştır ❓


Peygamberlerin amacı insanlara üstünlük kurmak değil, onları Allah’a çağırmaktır.


Hz. Nuh kavminden mal, makam, krallık veya kişisel menfaat istemiyordu. Onlara sadece şunu söylüyordu:


Allah’a kulluk edin. O’ndan başka ilahınız yoktur. Sakının.


Fakat kibirli insanlar, samimi daveti bile güç mücadelesi gibi görürler. Çünkü kendileri dünyaya güç ve çıkar gözüyle baktıkları için, başkalarının da aynı niyetle hareket ettiğini zannederler.


Bu da kalbin bozulduğunda hakikati nasıl yanlış okuduğunu gösterir.


8️⃣ “Allah Dileseydi Melekler İndirirdi” İtirazı Ne Demektir ❓


İleri gelenlerin ikinci itirazı şudur:


Eğer Allah bir mesaj gönderecek olsaydı, insan yerine melek gönderirdi.


Bu söz, Allah’ın hikmetini kendi akıllarına göre sınırlama çabasıdır. Onlar Allah’ın elçisinin nasıl olması gerektiğine kendileri karar vermek isterler.


Oysa Allah kimi, nasıl ve ne şekilde elçi göndereceğini en iyi bilendir.


İnsanların “ben böyle kabul ederim, böyle kabul etmem” demesi, hakikate teslimiyet değil; Allah’a şart koşma tavrıdır.


9️⃣ Melek Beklemek Neden Bir Bahane Olabilir ❓


Melek gelmesini isteyenlerin amacı çoğu zaman gerçekten iman etmek değildir. Onlar mevcut peygamberi reddetmek için daha olağanüstü, daha zor, daha ulaşılmaz bir şart ileri sürerler.


Eğer melek gelseydi, bu defa başka bahaneler bulabilirlerdi. Çünkü sorun delilin eksikliği değil, kalbin kibirli oluşudur.


Hakikati istemeyen kalp, her zaman yeni bir gerekçe üretir.


Bugün de insan bazen şöyle der:


Şu olsaydı inanırdım. Bunu görseydim kabul ederdim. Böyle gelseydi teslim olurdum.


Fakat kalp hakikate kapalıysa, en açık delil bile ona yetmeyebilir.


🔟 Atalarımızdan Böyle Bir Şey İşitmedik Sözü Ne Anlama Gelir ❓


İleri gelenlerin üçüncü itirazı gelenek üzerindendir:


“Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey işitmedik.”


Bu söz, hakikati ölçmek için vahyi değil, ataların alışkanlıklarını esas almaktır.


Elbette geçmişe, aileye ve geleneğe saygı önemlidir. Fakat gelenek hakikatin üstüne çıkarılamaz. Atalar yanlış yoldaysa, onların izinden gitmek insanı kurtarmaz.


Kur’an bu ayetle şunu öğretir:


Bir şeyin eski olması doğru olduğunu göstermez. Bir inancın yaygın olması hak olduğunu ispatlamaz.


1️⃣1️⃣ Atalar Dini Neden Tehlikelidir ❓


Atalar dini, insanın hakikati araştırmadan sadece miras aldığı inanç ve alışkanlıklarla yetinmesidir.


Böyle bir insan şöyle düşünür:


Biz hep böyle gördük. Büyüklerimiz böyle yaptı. Toplum böyle inanıyor. O hâlde doğru olan budur.


Fakat hakikat, sadece toplumun alışkanlığına göre belirlenmez. İnsan aklını, vicdanını, vahyi ve Allah’ın gönderdiği uyarıları dikkate almak zorundadır.


Ataları sevmek başka şeydir; ataların yanlışını kutsallaştırmak başka şeydir.


1️⃣2️⃣ İnkârın Arkasında Kibir Var Mıdır ❓


Evet. Bu ayetteki itirazların tamamında kibir görünür.


Onlar Hz. Nuh’u “bizim gibi bir insan” diyerek küçümsediler. Onun niyetini “üstünlük kurmak istiyor” diyerek karaladılar. Allah’ın elçi seçimini “melek olmalıydı” diyerek sorguladılar. Hakikati “atalarımızdan duymadık” diyerek reddettiler.


Bütün bunların arkasında şu kibir vardır:


Bizim bildiğimiz yeter. Bizim düzenimiz doğru. Bizim atalarımızın yolu sorgulanamaz. Bizden biri bize hakikati öğretemez.


Kibir, insanın hakikati görmesini engelleyen en kalın perdelerden biridir.


1️⃣3️⃣ Bu Ayet Hakikate Karşı Psikolojik Direnci Nasıl Gösterir ❓


İnsan bazen hakikati anlamadığı için değil, kabul etmek istemediği için reddeder.


Çünkü hakikat kabul edilirse hayat değişmelidir. Yanlış terk edilmelidir. Kibir bırakılmalıdır. Haramdan dönülmelidir. Sahte düzen bozulmalıdır. İnsan nefsini hesaba çekmelidir.


Bu ağır geldiğinde insan bahaneler üretir.


Müminun Suresi 24. ayet, bu psikolojiyi açıkça gösterir:


Peygamberin insan olması bahane edilir. Niyeti suçlanır. Melek beklentisi ortaya atılır. Gelenek siper yapılır.


Ama asıl mesele, kalbin Allah’a teslim olmak istememesidir.


1️⃣4️⃣ Bu Ayet Günümüz İnsanına Ne Söyler ❓


Bugün de hakikate karşı benzer tepkiler görülebilir.


Bir insan dine çağrıldığında şöyle diyebilir:


Herkes böyle yaşıyor.
Ailemden böyle görmedim.
Bu çağda bunlar olur mu ❓
Bunu söyleyen de bizim gibi insan.
Bunlar insanları kontrol etmek için söyleniyor.



Bu sözler, Hz. Nuh’un kavmindeki itirazların modern biçimleridir.


Demek ki insan değişse de nefsin bahaneleri çok değişmiyor. Kibir, gelenekçilik, çıkar korkusu ve hakikatten kaçış her çağda farklı kıyafetlerle ortaya çıkabiliyor.


1️⃣5️⃣ Hakikati Söyleyen Kişinin İnsan Olması Değerini Azaltır Mı ❓


Hayır. Hakikatin değeri, onu söyleyen kişinin sosyal statüsünden değil, söylediği sözün Allah’ın ölçüsüne uygunluğundan gelir.


Bazen hakikat sade bir insanın dilinden gelir. Bazen fakir birinin uyarısında olur. Bazen genç birinin sorusunda, bazen toplumun önemsemediği birinin sözünde ortaya çıkar.


Kibirli insan, sözü değil söyleyeni tartar. Mümin ise hakikate bakar.


Bu yüzden insan şunu sormalıdır:


Bu sözü kim söyledi diye mi bakıyorum, yoksa bu söz Allah’ın hakikatine uygun mu diye mi düşünüyorum ❓


1️⃣6️⃣ İleri Gelenlerin Tavrı Davet Edenlere Ne Öğretir ❓


Bu ayet, hakikati anlatan kişilere de büyük bir ders verir.


Her doğru söz hemen kabul edilmeyebilir. İnsanlar bazen sizi yanlış anlayabilir, niyetinizi çarpıtabilir, sizi küçümseyebilir veya gelenekleriyle size karşı çıkabilir.


Hz. Nuh’un karşılaştığı bu tavır, davet yolunun sabır istediğini gösterir.


Mümin hakikati anlatırken şunu bilmelidir:


Benim görevim hidayeti zorlamak değil; hakikati edep, sabır ve samimiyetle dile getirmektir.


1️⃣7️⃣ Bu Ayet Müminin Kendi İç Muhasebesine Nasıl Yardım Eder ❓


Mümin bu ayeti sadece inkâr edenleri eleştirmek için okumamalıdır. Kendi kalbine de bakmalıdır.


Çünkü insan bazen farkında olmadan hakikate karşı benzer savunmalar geliştirebilir.


Şu sorular önemlidir:


Ben doğruyu duyduğumda hemen savunmaya mı geçiyorum ❓
Bana hakikati söyleyen kişiyi küçümsüyor muyum ❓
Niyet okuyarak uyarıyı değersizleştiriyor muyum ❓
Atalarımdan, çevremden veya alışkanlıklarımdan gelen yanlışları sorgulayabiliyor muyum ❓
Allah’ın ölçüsüne mi teslimim, yoksa kendi düzenimi mi koruyorum ❓



Bu ayet, kalpteki gizli kibri ortaya çıkaran güçlü bir aynadır.


1️⃣8️⃣ Bu Ayet Müminin Karakterini Nasıl İnşa Eder ❓


Müminun Suresi 24. ayet, mümine hakikate karşı açık kalpli olmayı öğretir.


Bu ayeti anlayan mümin, peygamberlerin insan oluşunu küçümsemez. Allah’ın seçimine itiraz etmez. Gelenekleri hakikatin üstüne koymaz. Niyet okuma tuzağına düşmez. Kibriyle değil, teslimiyetiyle hareket eder.


Müminin karakterinde şu özellikler güçlenir:


Tevazu.
Hakikate açıklık.
Gelenekleri sorgulayabilme.
Niyet okumaktan sakınma.
Allah’ın hikmetine teslimiyet.
Kibirden uzak durma.
Davet karşısında adil düşünme.



Çünkü hakikati kabul etmek, bazen sadece akıl meselesi değil; kalbin tevazusu meselesidir.


1️⃣9️⃣ Müminun Suresi 24. Ayetin Genel Mesajı Nedir ❓


Müminun Suresi 24. ayet bize şunu öğretir:


Hz. Nuh’un kavmindeki inkârcı ileri gelenler, peygamberin insan oluşunu küçümsemiş, onun niyetini çarpıtmış, melek gönderilmesini bahane etmiş ve atalarının geleneğini hakikatin önüne koyarak tevhid çağrısına karşı çıkmıştır.


Bu ayet, inkârın sadece delil eksikliğinden kaynaklanmadığını; bazen kibir, çıkar, gelenekçilik ve hakikate teslim olmak istemeyen bir kalpten beslendiğini gösterir.


Mümin bu ayeti okuduğunda şu soruyu kendine sormalıdır:


Ben hakikat karşısında teslim olanlardan mıyım, yoksa kendi düzenimi, alışkanlıklarımı ve kibrimi korumak için bahane üretenlerden miyim ❓


Hz. Nuh’un kavmine yapılan itirazlar geçmişte kalmış sözler değildir. Bugün de insanın kalbinde benzer bahaneler yankılanabilir. Bu yüzden ayet, sadece eski bir toplumun inkârını değil; her çağdaki insanın hakikat karşısındaki imtihanını anlatır.


Hakikati reddedenler çoğu zaman delil olmadığı için değil, teslimiyet zor geldiği için direnirler. Oysa müminin büyüklüğü, kendi kibrini savunmasında değil; Allah’ın gönderdiği hakikate boyun eğebilmesindedir.
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt