Meryem Suresi Türkçe Meali Nedir
"Bazı sureler yalnızca okunmaz; kalbin içinde yavaşça açılır. Meryem Suresi de merhamet, teslimiyet, mucize, yalnızlık, dua ve ilahi kudretin insan ruhuna en derin şekilde dokunduğu Kur'an nefeslerinden biridir."
— Ersan Karavelioğlu
Meryem Suresi Hakkında Kısa Bilgi
Aşağıda, Meryem Suresi'nin Türkçe meali ayet ayet verilmiştir.
Meryem Suresi Türkçe Meali
1-5
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.
1. Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sad.
2. Bu, Rabbinin kulu Zekeriyya'ya olan rahmetini anıştır.
3. Hani o, Rabbine gizlice seslenmişti.
4. Demişti ki: "Rabbim, gerçekten kemiklerim zayıfladı, başım aklıkla tutuştu. Rabbim, sana dua etmekle hiçbir zaman mahrum olmadım."
5. "Doğrusu ben, arkamdan gelecek yakınlarımdan endişe ettim. Karım da kısırdır. Bana kendi katından bir veli bağışla."
6-10
6. "O bana mirasçı olsun ve Yakub hanedanına da mirasçı olsun. Rabbim, onu hoşnutluğuna uygun biri kıl."
7. "Ey Zekeriyya, biz sana Yahya adında bir oğul müjdeliyoruz. Daha önce ona bu adı vermemiştik."
8. Dedi ki: "Rabbim, karım kısır olduğu, ben de iyice yaşlandığım hâlde nasıl oğlum olabilir?"
9. Buyurdu ki: "Öyledir. Rabbin dedi ki: 'Bu bana kolaydır. Daha önce sen hiçbir şey değilken seni de yaratmıştım.'"
10. Zekeriyya dedi ki: "Rabbim, bana bir işaret ver." Buyurdu ki: "İşaretin, sapasağlam olduğun hâlde insanlarla üç gece konuşamamandır."
11-15
11. Bunun üzerine mabedden kavminin karşısına çıktı da onlara sabah akşam tesbih etmelerini işaret etti.
12. "Ey Yahya, kitaba kuvvetle sarıl." Daha çocukken ona hikmet verdik.
13. Katımızdan ona şefkat ve temizlik de verdik. O çok takva sahibi idi.
14. Anne babasına çok iyi davranırdı; zorba ve isyankâr değildi.
15. Doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak diriltileceği gün ona selam olsun.
16-21
16. Kitapta Meryem'i de an. Hani o, ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmişti.
17. Onlarla arasına bir perde çekmişti. Biz de ona ruhumuzu gönderdik; ona tam bir insan şeklinde göründü.
18. Meryem dedi ki: "Eğer Allah'tan korkuyorsan, senden Rahman'a sığınırım."
19. Dedi ki: "Ben yalnızca Rabbinin elçisiyim; sana tertemiz bir erkek çocuk bağışlamak için geldim."
20. Dedi ki: "Bana bir insan dokunmamışken, ben iffetsiz de değilken nasıl oğlum olabilir?"
21. Dedi ki: "Öyledir. Rabbin buyurdu ki: 'Bu bana kolaydır. Onu insanlar için bir mucize ve katımızdan bir rahmet kılacağız.' Bu, hükme bağlanmış bir iştir."
22-26
22. Böylece ona gebe kaldı ve onunla uzak bir yere çekildi.
23. Doğum sancısı onu bir hurma ağacının gövdesine sürükledi. Dedi ki: "Keşke bundan önce ölseydim de büsbütün unutulup gitseydim."
24. Bunun üzerine aşağı tarafından ona seslendi: "Üzülme. Rabbin alt tarafında bir su arkı meydana getirdi."
25. "Hurma ağacını kendine doğru silkele; üzerine taze, olgun hurmalar dökülsün."
26. "Ye, iç, gözün aydın olsun. Eğer insanlardan birini görürsen de ki: 'Ben Rahman için susma orucu adadım; bugün hiçbir insanla konuşmayacağım.'"
27-33
27. Sonra onu kucağında taşıyarak kavmine getirdi. Dediler ki: "Ey Meryem, gerçekten çok şaşılacak bir şey yaptın."
28. "Ey Harun'un kız kardeşi, senin baban kötü bir adam değildi, annen de iffetsiz değildi."
29. Bunun üzerine Meryem onu işaret etti. Dediler ki: "Beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz?"
30. Çocuk dedi ki: "Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. Bana kitabı verdi ve beni peygamber yaptı."
31. "Nerede olursam olayım beni mübarek kıldı; yaşadığım sürece bana namazı ve zekatı emretti."
32. "Anneme iyi davranan biri kıldı; beni zorba ve bedbaht yapmadı."
33. "Doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak diriltileceğim gün bana selam olsun."
34-40
34. İşte hakkında şüpheye düştükleri Meryem oğlu İsa, hak söz olarak budur.
35. Allah'ın bir çocuk edinmesi olacak şey değildir. O bundan münezzehtir. Bir işe hükmettiğinde ona sadece "Ol" der, o da olur.
36. "Şüphesiz Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O hâlde O'na kulluk edin. Dosdoğru yol budur."
37. Sonra gruplar kendi aralarında ayrılığa düştüler. Büyük günü görmezden gelen inkârcılara yazıklar olsun.
38. Onlar huzurumuza gelecekleri gün ne iyi işitecek, ne iyi görecekler. Fakat zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler.
39. Onları, iş bitirildiği vakit gelecek pişmanlık günü ile uyar. Oysa onlar gaflet içindedirler ve iman etmezler.
40. Şüphesiz yeryüzüne de, onun üzerindekilere de biz varis oluruz; hepsi bize döndürülür.
41-50
41. Kitapta İbrahim'i de an. Gerçekten o dosdoğru bir peygamberdi.
42. Hani babasına demişti ki: "Babacığım, işitmeyen, görmeyen ve sana hiçbir fayda vermeyen şeylere niçin tapıyorsun?"
43. "Babacığım, sana gelmeyen ilim bana geldi. Bana uy ki seni dosdoğru yola ileteyim."
44. "Babacığım, şeytana kulluk etme. Çünkü şeytan Rahman'a başkaldırmıştır."
45. "Babacığım, Rahman'dan sana bir azap dokunmasından ve böylece şeytanın dostu olmandan korkuyorum."
46. Babası dedi ki: "Ey İbrahim, sen benim ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer vazgeçmezsen seni mutlaka taşlarım. Uzun süre benden uzak dur."
47. İbrahim dedi ki: "Sana selam olsun. Senin için Rabbimden bağışlanma dileyeceğim. Çünkü O bana çok lütufkârdır."
48. "Sizden ve Allah'tan başka taptıklarınızdan uzaklaşıyor, Rabbime dua ediyorum. Rabbime dua etmekle mahrum kalmayacağımı umuyorum."
49. Onlardan ve Allah'tan başka taptıklarından ayrılınca ona İshak'ı ve Yakub'u bağışladık; her birini peygamber kıldık.
50. Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk ve onlar için üstün bir doğruluk dili verdik.
51-58
51. Kitapta Musa'yı da an. O ihlasa erdirilmiş, elçi ve peygamberdi.
52. Ona Tur'un sağ tarafından seslendik ve onu gizlice konuşmak üzere yakınlaştırdık.
53. Rahmetimizden ona kardeşi Harun'u peygamber olarak bağışladık.
54. Kitapta İsmail'i de an. O sözünde duran, elçi ve peygamberdi.
55. Ailesine namazı ve zekatı emrederdi. Rabbi katında da hoşnutluğa ermişti.
56. Kitapta İdris'i de an. O çok doğru bir peygamberdi.
57. Onu yüce bir makama yükselttik.
58. İşte bunlar, Allah'ın nimet verdiği peygamberlerdir; Âdem'in soyundan, Nuh ile birlikte taşıdıklarımızdan, İbrahim ve İsrail'in soyundan, doğru yola ilettiğimiz ve seçtiğimiz kimselerdendir. Rahman'ın ayetleri onlara okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.
59-65
59. Onlardan sonra, namazı zayi eden ve arzularına uyan bir nesil geldi. Bunlar sapıklığın cezasıyla karşılaşacaklardır.
60. Ancak tevbe edip iman eden ve salih amel işleyenler başka. Onlar cennete girecekler ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır.
61. Rahman'ın kullarına gıyaben vaat ettiği Adn cennetlerine gireceklerdir. Şüphesiz O'nun vaadi mutlaka yerine gelecektir.
62. Orada boş söz işitmezler; sadece selam işitirler. Orada sabah akşam rızıkları vardır.
63. İşte kullarımızdan takva sahibi olanlara miras vereceğimiz cennet budur.
64. "Biz ancak Rabbinin emriyle ineriz. Önümüzdeki, arkamızdaki ve bunlar arasındaki her şey O'nundur. Rabbin unutkan değildir."
65. O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. O hâlde O'na kulluk et ve ibadetinde sabırlı ol. O'nun hiçbir adaşı olduğunu bilir misin?
66-72
66. İnsan der ki: "Ben öldükten sonra gerçekten diri olarak çıkarılacak mıyım?"
67. İnsan hatırlamaz mı ki, daha önce hiçbir şey değilken onu biz yarattık?
68. Rabbine andolsun ki onları ve şeytanları mutlaka bir araya toplayacağız; sonra diz çökmüş hâlde cehennemin çevresine getireceğiz.
69. Sonra her gruptan Rahman'a karşı en çok azgınlık edenleri ayıracağız.
70. Sonra oraya girmeye en layık olanları elbette biz daha iyi biliriz.
71. İçinizden cehenneme uğramayacak hiç kimse yoktur. Bu, Rabbinin kesinleşmiş hükmüdür.
72. Sonra takva sahiplerini kurtarır, zalimleri ise orada diz üstü çökmüş hâlde bırakırız.
73-76
73. Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğu zaman inkâr edenler iman edenlere derler ki: "İki topluluktan hangisi makamca daha üstün, toplulukça daha güzeldir?"
74. Oysa biz onlardan önce nice nesilleri yok ettik; malca da görünüşçe de onlardan daha güzeldiler.
75. De ki: "Kim sapıklık içindeyse, Rahman ona biraz mühlet verir. Nihayet tehdit edildikleri şeyi, ya azabı ya da kıyameti gördüklerinde kimin mevki bakımından daha kötü, asker bakımından daha zayıf olduğunu öğreneceklerdir."
76. Allah, doğru yola erenlerin hidayetini artırır. Kalıcı olan salih ameller ise Rabbinin katında sevap bakımından da sonuç bakımından da daha hayırlıdır.
77-80
77. Ayetlerimizi inkâr edip, "Bana elbette mal ve çocuk verilecektir" diyeni gördün mü?
78. Gaybı mı bilmiş, yoksa Rahman katından bir söz mü almış?
79. Hayır. Söylediğini yazacağız ve azabını uzattıkça uzatacağız.
80. O söylediklerine biz varis olacağız; bize tek başına gelecektir.
81-87
81. Allah'tan başka ilahlar edindiler ki kendilerine güç ve şeref olsun.
82. Hayır. Onlar, ibadetlerini inkâr edecek ve kendilerine karşı olacaklardır.
83. Görmedin mi ki biz şeytanları inkârcıların üzerine gönderdik de onları kışkırtıp duruyorlar?
84. O hâlde onların aleyhine acele etme. Biz onlar için sadece sayılı günler sayıyoruz.
85. O gün takva sahiplerini Rahman'a saygın elçiler gibi toplarız.
86. Suçluları ise susuz olarak cehenneme süreriz.
87. Rahman katında söz almış olanlardan başkası şefaat hakkına sahip olmayacaktır.
88-95
88. "Rahman çocuk edindi" dediler.
89. Andolsun ki çok çirkin bir şey ortaya attınız.
90. Bundan dolayı neredeyse gökler parçalanacak, yer yarılacak ve dağlar yıkılıp çökecek.
91. Çünkü Rahman'a çocuk isnat ettiler.
92. Oysa Rahman'a çocuk edinmek yaraşmaz.
93. Göklerde ve yerde olan herkes Rahman'a ancak kul olarak gelecektir.
94. Andolsun ki O, onların hepsini kuşatmış ve hepsini bir bir saymıştır.
95. Onların hepsi kıyamet günü O'na tek başına gelecektir.
96-98
96. Şüphesiz iman edip salih ameller işleyenler var ya, Rahman onlar için bir sevgi yaratacaktır.
97. Biz Kur'an'ı senin dilinde kolaylaştırdık ki, onunla takva sahiplerini müjdeleyesin ve inatçı bir toplumu uyarasın.
98. Biz onlardan önce nice nesilleri helak ettik. Şimdi onlardan herhangi birini hissediyor veya en ufak bir seslerini işitiyor musun?
Meryem Suresi'nin Özlü Anlamı Nedir
Meryem Suresi'nin genel mesajı şudur:
Bu sure, hem rahmet hem haşyet hem de teslimiyet suresidir.
Son Söz
Meryem Suresi'nin Türkçe meali, yalnızca olayları anlatan bir metin değildir. O; duanın sessizliğini, annenin yalnızlığını, peygamberlerin sadakatini, inkârın ağırlığını ve Allah'ın sınırsız kudretini aynı sure içinde birleştiren büyük bir ilahi akıştır. Bu yüzden Meryem Suresi okunduğunda insan sadece bilgi almaz; aynı zamanda kalbiyle de derin bir yolculuğa çıkar.
"İnsan bazen en çok yalnız kaldığı yerde Allah'a en yakın olduğunu fark eder. Meryem Suresi, mucizenin sadece olağanüstü olaylarda değil; sabırda, duada, teslimiyette ve ilahi rahmete güvenişte de saklı olduğunu fısıldar."
— Ersan Karavelioğlu
Son düzenleme: