Meryem Suresi 53. Ayette “Rahmetimizden Ona Kardeşi Harun’u da Bir Peygamber Olarak Bağışladık” İfadesi Ne Anlama Gelir
⠀“Allah Hz. Musa’ya büyük bir görev verdiğinde onu her şeyi tek başına taşımaya mahkûm etmedi; kardeşi Harun’u peygamber olarak yanında lütfetti. Çünkü yardım istemek zayıflık, güvenilir bir insanla yük paylaşmak da eksiklik değildir. Bazen Allah’ın rahmeti hayatımıza bir kapı, bir imkân veya beklenmedik bir kolaylık olarak gelir; bazen de yanımızda yürüyen doğru bir insanın varlığında görünür.”
Ersan Karavelioğlu
Meryem Suresi 53. Ayetin Anlamı Nedir
Meryem Suresi'nin 53. ayeti, Hz. Musa'ya verilen ilahî lütufların devamını anlatmaktadır. Bir önceki ayette Allah'ın Hz. Musa'ya Tûr'un sağ tarafından seslendiği ve onu özel hitabına yakınlaştırdığı bildirilmişti. Şimdi ise bu büyük peygamberlik görevinin yanında başka bir rahmet daha zikredilmektedir:Ayet kısa olmasına rağmen son derece güçlüdür. Çünkü burada yalnız Hz. Harun'un peygamberliği değil, bir kardeşin diğer kardeş için ilahî rahmet ve destek vesilesi olabilmesi de anlatılmaktadır.“Rahmetimizden ona kardeşi Harun’u da bir peygamber olarak bağışladık.”
Meryem Suresi, 19:53
Hz. Musa'ya büyük görev verilmiştir; fakat bu görevi tamamen yalnız yürütmesi istenmemiştir. Allah ona kardeşi Hz. Harun'u peygamber olarak lütfetmiştir.
Bazen Allah’ın rahmeti, yükü ortadan kaldırmak yerine o yükü birlikte taşıyacağın doğru insanı hayatına vermek şeklinde gelir.
“Rahmetimizden” İfadesi Ne Anlama Gelir
Ayet Hz. Harun'un Hz. Musa'ya verilmesini doğrudan Allah'ın rahmeti olarak tanımlamaktadır.Bu son derece anlamlıdır.
Rahmet yalnız:
maddi zenginlik,
sağlık,
rahatlık,
kolaylık
demek değildir.
İnsanın hayatındaki güvenilir bir kardeş, samimi bir dost, doğru bir yardımcı veya yükünü paylaşan biri de Allah'ın büyük nimetlerinden olabilir.
Hz. Musa'nın görevi ağırdır.
Firavun gibi zalim bir hükümdarın karşısına çıkacaktır.
Bir topluma rehberlik edecektir.
Böyle bir görevde yanında güvenilir bir insanın bulunması büyük rahmettir.
Allah’ın rahmeti bazen sana bir şey vermesinde değil, sana bir insan vermesinde görünür.
Hz. Harun Kimdir
Hz. Harun, Hz. Musa'nın kardeşi ve Allah tarafından peygamberlikle görevlendirilmiş büyük bir peygamberdir.Kur’an onu yalnız:
“Musa'nın kardeşi.”
olarak tanımlamaz.
Bu ayette açık biçimde:
“Bir peygamber.”
denilmektedir.
Bu son derece önemlidir.
Hz. Harun'un değeri yalnız Hz. Musa'yla olan akrabalığından kaynaklanmamaktadır.
O da Allah tarafından seçilmiş bir peygamberdir.
Dolayısıyla Hz. Harun'u yalnız Hz. Musa'nın yardımcısı gibi görmek eksik olur.
Harun, Musa’nın gölgesinde kalan sıradan bir yardımcı değil, Allah’ın peygamberlikle şereflendirdiği bağımsız sorumluluk sahibi bir elçidir.
Hz. Harun’un Hz. Musa’ya “Bağışlanması” Ne Anlama Gelir
Buradaki “bağışlama” ifadesini:“Harun Musa'nın mülkü hâline geldi.”
şeklinde anlamak elbette doğru değildir.
İnsan bir başka insanın mülkü değildir.
Buradaki anlam, Allah'ın Hz. Musa'nın görevini desteklemek üzere Hz. Harun'u peygamberlikle görevlendirmesi ve onu Musa'nın yanında büyük bir destek kılmasıdır.
Başka Kur’an ayetlerinde Hz. Musa'nın Allah'tan kardeşi Harun'u kendisine yardımcı olarak istemesi anlatılır.
Hz. Musa görevin ağırlığını biliyordu.
Kendi sınırlılıklarını da biliyordu.
Bu yüzden destek istedi.
Allah da bu isteğini karşılıksız bırakmadı.
İnsan kendi eksikliğini bilip doğru destek istemekle küçülmez; aksine sorumluluğunu ciddiye aldığını gösterir.
Hz. Musa Neden Kardeşi Harun’un Yardımını İstemiştir
Kur’an'ın başka yerlerinde Hz. Musa, kardeşi Harun'un kendisinden daha düzgün veya daha açık konuşabildiğini ifade ederek onun kendisine destek olması için dua eder.Bu bize çok önemli bir liderlik dersi verir.
Hz. Musa büyük peygamberdir.
Ama:
“Ben peygamberim, her şeyi en iyi ben yaparım.”
dememektedir.
Kardeşinin güçlü olduğu yönü kabul etmektedir.
Bu çok büyük bir tevazudur.
İnsan bazı alanlarda çok güçlü olabilir ama başka alanlarda bir başkasının desteğine ihtiyaç duyabilir.
Gerçek lider, her konuda en iyi olduğunu iddia eden kişi değil; kimin hangi konuda daha güçlü olduğunu görebilen kişidir.
Hz. Musa'nın kardeşinin kabiliyetini kabul etmesi onun değerini azaltmamış, liderliğini daha olgun hâle getirmiştir.
Yardım İstemek Zayıflık mıdır
Hayır.Bu ayetin en güçlü hayat derslerinden biri budur.
Bazı insanlar:
“Kimseye ihtiyacım yok.”
demeyi güç zanneder.
Her şeyi kendi yapmak ister.
Sorun yaşadığında bile yardım istemez.
Çünkü yardım isterse küçüleceğini düşünür.
Oysa Hz. Musa gibi büyük bir peygamber bile kardeşi Harun'un desteğini istemiştir.
Bu bize açıkça şunu öğretir:
Yardım istemek başarısızlık değildir; doğru zamanda doğru yardımı istemek olgunluktur.
İnsan işinde destek isteyebilir.
Aile sorununda yardım isteyebilir.
Bir konuda uzman görüşü alabilir.
Yükünü güvenilir biriyle paylaşabilir.
Her şeyi tek başına taşımaya çalışmak bazen güç değil, gereksiz bir gurur olabilir.
Kardeşlik Her Zaman Otomatik Bir Destek Anlamına mı Gelir
Hayır.Hz. Musa ile Hz. Harun'un kardeşliği çok güzel bir örnektir; fakat her kardeş ilişkisi aynı değildir.
Bazı kardeşler birbirine çok yakındır.
Bazıları farklı karakterlere sahiptir.
Bazıları arasında ağır problemler olabilir.
Dolayısıyla ayetten:
“Kardeşin olduğu için mutlaka sana destek olmak zorundadır.”
şeklinde sınırsız bir sonuç çıkaramayız.
Asıl önemli olan şudur:
Hz. Harun yalnız kardeş olduğu için değil, Allah tarafından peygamber seçilmiş ve Hz. Musa'nın görevinde destek kılınmış güvenilir bir insandır.
Kan bağı değerlidir.
Ama güzel ilişkinin devamı için:
saygı,
adalet,
güven,
merhamet
de gerekir.
Akrabalık bağı ilişkiyi başlatabilir; güzel ahlak o bağı yaşatır.
Hz. Harun’un Peygamber Olması Akrabalık Ayrıcalığı mıdır
Hayır.Hz. Harun'un peygamberliği yalnız Hz. Musa'nın kardeşi olduğu için verilmiş bir aile ayrıcalığı gibi düşünülemez.
Ayet açıkça:
“Onu peygamber olarak bağışladık.”
demektedir.
Peygamberliği veren Allah'tır.
Hz. Musa kardeşini kendi yetkisiyle peygamber yapmamıştır.
Bu çok önemli bir ayrımdır.
Bir peygamberin kardeşi olmak otomatik olarak peygamberlik vermez.
Bir âlimin çocuğu olmak otomatik olarak âlim yapmaz.
Bir yöneticinin yakını olmak da otomatik olarak yeterlilik kazandırmaz.
Akrabalık makamın delili değildir.
Hz. Harun'un makamı Allah'ın seçimine dayanmaktadır.
Bu Ayet Nepotizm ile Aileden Güvenilir İnsanla Çalışmak Arasındaki Farkı Nasıl Düşündürür
Bir yakınınla çalışmak tek başına yanlış değildir.Yanlış olan, sırf akraba olduğu için liyakat sahibi olmayan kişiye başkalarının hakkını çiğneyerek makam vermektir.
Hz. Harun örneğinde durum tamamen farklıdır.
Harun:
güvenilir,
yetenekli,
Allah tarafından peygamber seçilmiş
bir kişidir.
Hz. Musa onun kabiliyetini bilmekte ve desteğini istemektedir.
Bu nedenle ayeti:
“Demek ki bütün görevleri akrabaya vermek doğrudur.”
diye okumak son derece yanlış olur.
Daha doğru ilke şudur:
Akrabalık liyakatin yerine geçmemeli; liyakat varsa akrabalık da engel sayılmamalıdır.
Bir işe kim uygunsa o değerlendirilmelidir.
Hz. Musa’nın Kardeşinin Güçlü Yönünü Kabul Etmesi Bize Ne Öğretir
İnsan bazen yakınındaki kişinin kendisinden daha başarılı olduğu bir alanı kabul etmekte zorlanabilir.Kardeşler arasında bu durum özellikle görülebilir.
Birinin:
daha iyi konuşması,
daha başarılı olması,
daha çok sevilmesi,
daha fazla kazanması
kıskançlık oluşturabilir.
Hz. Musa'nın tavrı tam tersidir.
Kardeşi Harun'un güçlü yönünü gördüğünde onu rakip olarak değil destek olarak görmektedir.
Bu çok büyük bir ahlaktır.
Başkasının yeteneği senin eksikliğinin ilanı değildir.
İnsan yakınındaki kişinin başarısından korkmak yerine:
“Bu güç birlikte hayra nasıl dönüşebilir?”
diye düşünebilir.
Ailede rekabet yerine dayanışma olduğunda büyük işler başarılabilir.

Kardeşler Arasında Rekabet ve Kıskançlık Nasıl Yönetilmelidir
Kardeşler aynı ailede büyüdüğü için karşılaştırma sık yaşanabilir.“Bak kardeşin senden daha başarılı.”
“Abin bunu yaptı.”
“Kardeşin daha çok kazanıyor.”
gibi kıyaslamalar zamanla kıskançlık oluşturabilir.
Bu son derece zararlı olabilir.
Hz. Musa ile Hz. Harun'un örneği ise kardeşliği rekabet değil tamamlayıcılık üzerinden düşündürür.
Bir kardeş bir konuda güçlü olabilir.
Diğeri başka konuda.
Her insanın kabiliyeti farklıdır.
Kardeşini geçmeye değil, onunla birlikte iyiliği büyütmeye çalış.
Anne babalar da çocuklarını sürekli birbirleriyle kıyaslamaktan kaçınmalıdır.
Çünkü kıyas sevgi yerine yarış üretebilir.
Her çocuğun farklı yönü olabilir.

Bir İşte Görev Paylaşımı Neden Önemlidir
Büyük sorumluluklar tek kişinin omzunda olduğunda hata ve tükenmişlik riski artabilir.Görev paylaşımı:
işi hızlandırabilir,
farklı yetenekleri birleştirebilir,
kontrol mekanizması oluşturabilir,
insanın psikolojik yükünü azaltabilir.
Hz. Musa'nın görevi de çok büyüktür.
Hz. Harun'un yanında bulunması büyük bir destektir.
Bu modern iş hayatında da çok önemli bir ilkedir.
Bir şirket yöneticisi:
“Her kararı ben vermeliyim.”
derse sistem ona bağımlı hâle gelir.
Bir ailede bütün sorumluluk tek kişinin üzerine bırakılırsa o kişi tükenebilir.
Sorumluluğu paylaşmak, sorumluluktan kaçmak değildir; doğru organize etmektir.
İyi yönetici görev dağıtır.
Ama hesabı da takip eder.

Allah’ın Rahmeti Bazen İnsanlar Üzerinden mi Gelir
Evet.Bu ayet bunun çok güzel örneklerinden biridir.
Allah:
“Rahmetimizden ona kardeşi Harun’u…”
buyurmaktadır.
Yani Hz. Harun'un varlığı Hz. Musa için bir rahmettir.
Bu bize hayatımızdaki insanlara farklı bakmayı öğretebilir.
Belki zor zamanında seni arayan arkadaşın.
Belki sana iş öğreten biri.
Belki seni hatadan döndüren kardeşin.
Belki yıllardır yanında duran eşin.
Belki doğru zamanda doğru sözü söyleyen öğretmenin.
Bunların her biri Allah'ın sana ulaştırdığı bir iyiliğin vesilesi olabilir.
Nimeti yalnız eşyada arama; bazen hayatındaki en büyük nimet doğru insandır.
Bu yüzden güzel insanların kıymetini hayattayken bilmek gerekir.

Bir İnsanı “Allah’ın Rahmeti” Olarak Görmek Onu Kusursuzlaştırmak Anlamına mı Gelir
Hayır.Bir insan sana büyük iyilik yapabilir.
Hayatında önemli bir destek olabilir.
Ama yine de insandır.
Hata yapabilir.
Yanılabilir.
Bu nedenle:
“Bu insan bana Allah'ın nimeti oldu.”
demekle:
“Bu insan artık asla yanlış yapmaz.”
demek aynı değildir.
Hz. Harun peygamberdir ve özel bir makamı vardır; bizim sıradan insan ilişkilerimiz bunun aynısı değildir.
İnsanlara şükür ve vefa göstermek gerekir ama onları mutlaklaştırmak doğru değildir.
Sevgi, insanı insan olmaktan çıkarmamalıdır.
İyiliğini takdir et.
Ama kulluğu Allah'a ver.

Hz. Musa ile Hz. Harun’un Birlikte Görevlendirilmesi Ekip Çalışması Hakkında Ne Öğretir
Büyük amaçlar bazen tek kişinin gücünden daha fazlasını gerektirir.Hz. Musa ile Hz. Harun farklı özellikleriyle aynı ilahî görevi taşımaktadır.
Bu bize etkili ekip çalışmasının bazı temel yönlerini düşündürür.
İyi ekipte insanlar birbirinin rakibi olmak zorunda değildir.
Birinin güçlü yönü diğerinin zayıf yönünü tamamlayabilir.
Birisi daha iyi planlar.
Diğeri daha iyi anlatır.
Birisi teknik konuda iyidir.
Diğeri insan ilişkilerinde güçlüdür.
Başarı herkesin aynı olmasından değil, farklı güçlerin doğru amaçta birleşmesinden doğabilir.
Bu ailede de, iş hayatında da, toplumsal çalışmalarda da geçerli bir ölçüdür.

Güçlü İnsanların da Desteğe İhtiyacı Olabilir mi
Kesinlikle.Hz. Musa sıradan biri değildir.
Büyük peygamberdir.
Allah tarafından seçilmiştir.
Allah'ın hitabına mazhar olmuştur.
Buna rağmen yanında Hz. Harun'un bulunması büyük bir rahmet olarak anlatılmaktadır.
Bu, güçlü görünen insanların da desteğe ihtiyaç duyabileceğini gösterir.
Bir baba güçlü görünebilir.
Ama yorulabilir.
Bir yönetici herkesin sorununu çözebilir.
Ama onun da konuşacağı birine ihtiyacı olabilir.
Bir anne bütün aileyi taşıyor gibi görünebilir.
Ama onun da dinlenmeye ihtiyacı vardır.
Güçlü görünmek, yükün ağır olmadığı anlamına gelmez.
Bu yüzden çevremizde sürekli başkalarına destek olan insanlara da:
“Sen nasılsın?”
diye sormak değerlidir.

Meryem Suresi 52–54. Ayetler Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır
- ayette Hz. Musa'nın Tûr'un sağ tarafından Allah'ın hitabına mazhar kılındığı ve özel bir konuşmaya yakınlaştırıldığı bildirilmişti. Böylece onun Rabbinden aldığı büyük peygamberlik şerefi anlatılmıştı.
- ayette ise bu ilahî lütfun başka bir yönü gösterilmektedir: Allah, rahmetinden Hz. Musa'nın kardeşi Harun'u da peygamber olarak ona vermiştir. Yani Hz. Musa'ya yalnız vahiy değil, görevinin içinde güvenilir bir yol arkadaşı ve peygamber kardeş de lütfedilmiştir.
- ayette sure bir başka peygambere geçecek ve Hz. İsmail'in kitapta anılması, sözünde sadık, resul ve peygamber oluşu anlatılacaktır.
Bu bölüm bize peygamberlerin farklı özelliklerle öne çıksalar da aynı tevhid çağrısının taşıyıcıları olduklarını göstermektedir.

Meryem Suresi 53. Ayetin En Büyük Manevi Mesajı Nedir
Bu ayetin en büyük manevi mesajlarından biri şudur:Allah bazen rahmetini, yükünü paylaşacak doğru insanı hayatına vererek gösterir.
Hz. Musa'nın görevi küçülmedi.
Firavun ortadan kalkmadı.
Mücadele sona ermedi.
Ama yanında Harun vardı.
Bu çok önemlidir.
Biz bazen Allah'tan:
“Bu problemi tamamen kaldır.”
diye dua ederiz.
Bazen problem kalkmaz.
Ama Allah:
sabır,
güç,
bilgi,
dost,
eş,
kardeş,
yardımcı
verebilir.
Rahmet her zaman yükün yok olması değildir; bazen yükü taşıyabilecek gücün ve yol arkadaşının verilmesidir.
Bu yüzden hayatındaki doğru insanları küçümseme.

Meryem Suresi 53. Ayetin Sonuç Olarak Bize Anlattığı Nedir
Meryem Suresi'nin 53. ayeti, çok kısa olmasına rağmen insan ilişkileri, liderlik, yardım istemek, kardeşlik ve Allah'ın rahmeti konusunda son derece güçlü bir hayat ölçüsü sunmaktadır. Allah Hz. Musa'ya yalnız peygamberlik ve vahiy vermemiş, kardeşi Harun'u da peygamber olarak yanında lütfetmiştir.Bu bize önce şunu öğretir: İnsanın hayatındaki doğru insanlar da nimettir. İnsan çoğu zaman nimet deyince para düşünür. Ev düşünür. Sağlık düşünür. Bunların hepsi nimettir. Fakat insan ilişkileri bazen bunlardan çok daha belirleyici olabilir.
Çok paran olabilir ama güvenebileceğin kimsen olmayabilir.
Büyük makamın olabilir ama yanında samimi bir insan bulunmayabilir.
Başarılı olabilirsin ama yükünü paylaşacak kimsen olmayabilir.
Bu nedenle insan hayatındaki güzel insanlara bakıp şükretmelidir.
Sana gerçekten iyilik isteyen bir insanın değeri, bazen sahip olduğun birçok maddi şeyden daha büyüktür.
Hz. Harun'un Hz. Musa için rahmet olarak zikredilmesi bunu çok güzel göstermektedir.
Fakat ayet aynı zamanda ilişkilerde çok önemli bir sınır da koyar. Hz. Harun, Hz. Musa'nın kardeşidir ama peygamberlik makamını kardeşinden almamıştır.
Allah:
“Onu peygamber olarak bağışladık.”
buyuruyor.
Demek ki yakınlık ayrı, yetki ayrı meseledir.
Bu bugünkü hayatımız için çok önemlidir.
Bir insan:
“Ben patronum, kardeşimi de yönetici yaparım.”
diyebilir.
Eğer kardeşi gerçekten liyakatliyse bunda tek başına sorun olmayabilir.
Ama liyakati olmayan birine sırf akraba olduğu için başkasının hakkı olan görevi vermek adaletli değildir.
Aile sevgisi adaletin yerine geçmemelidir.
Hz. Harun örneğini nepotizme gerekçe yapmak bu nedenle yanlış olur.
Onun yeterliliği ve peygamberliği Allah'ın seçimiyle sabittir.
Ayet ayrıca büyük insanların da yardıma ihtiyaç duyabileceğini öğretir.
Hz. Musa gibi bir peygamberin yanında Hz. Harun vardır.
Bu son derece rahatlatıcı bir mesajdır.
İnsan bazen kendisine:
“Güçlü olmak zorundayım.”
der.
Ağlayamaz.
Yardım isteyemez.
Yorulduğunu söyleyemez.
Çünkü herkesin onu güçlü gördüğünü düşünür.
Oysa insan olmak yardım ihtiyacını da içerir.
Büyük sorumluluk taşıyan insanın desteğe ihtiyacı olması normaldir.
Bir iş insanı ekibine ihtiyaç duyar.
Bir anne eşinin desteğine ihtiyaç duyabilir.
Bir baba bazen kardeşine veya dostuna içini açmak isteyebilir.
Bir öğrenci öğretmeninden yardım alabilir.
Bunların hiçbiri insanı küçültmez.
“Yardıma ihtiyacım var” diyebilmek bazen en olgun cümlelerden biridir.
Hz. Musa'nın Hz. Harun'u istemesi bunun peygamberlik seviyesindeki örneğidir.
Ayet kardeşlik açısından da son derece güzeldir.
Kardeşler birbirine rakip olmak zorunda değildir.
Aynı ailede büyüyen iki insan farklı kabiliyetlere sahip olabilir.
Biri daha iyi konuşabilir.
Diğeri daha iyi plan yapabilir.
Biri daha sakin olabilir.
Diğeri daha girişken olabilir.
Bu farklılıklar çatışma değil, tamamlayıcılık kaynağı olabilir.
Hz. Musa kardeşi Harun'un güçlü yönünü kabul etmekten çekinmemektedir.
Bu bize özellikle erkekler arasında bazen görülen:
“Ben daha iyi olmalıyım.”
rekabetini de sorgulatır.
Kardeşinin başarısı senin başarısızlığın değildir.
Onun ışığını söndürerek sen daha parlak olmazsın.
Bu çok önemli bir hayat ölçüsüdür.
Bir ailede kardeşler birbirinin ayağını çekmek yerine birbirini desteklerse ortaya çok büyük bir güç çıkabilir.
Anne babalar da bu konuda sorumludur.
Çocukları sürekli kıyaslamak, kardeşler arasında gereksiz rekabet üretebilir.
“Abin senden daha çalışkan.”
“Kardeşin senden daha başarılı.”
“Bak o ne yaptı.”
gibi cümleler çocukların birbirini dost değil rakip gibi görmesine neden olabilir.
Daha sağlıklı yaklaşım her çocuğun kendi güçlü tarafını görmek ve onları birbirinin başarısından sevinmeye teşvik etmektir.
Hz. Musa ile Hz. Harun'un peygamberlik birlikteliği kardeşlikte dayanışmanın çok güçlü bir örneğidir.
Meryem 53 aynı zamanda liderlik anlayışımızı da değiştirir.
Bazı yöneticiler bilgi paylaşmak istemez.
Çünkü:
“Benden başka kimse bilmesin.”
diye düşünür.
Bütün sistemi kendisine bağımlı hâle getirir.
Bu kısa vadede ona güç hissi verebilir.
Ama uzun vadede hem kendisini hem kurumu zayıflatabilir.
İyi lider ise ekip yetiştirir.
Görev paylaşır.
İnsanların güçlü yönlerini kullanır.
Liderlik her işi yapmak değil, işin doğru insanlar tarafından doğru şekilde yapılmasını sağlayabilmektir.
Hz. Musa'nın Hz. Harun'un desteğini kabul etmesi bu açıdan son derece öğreticidir.
Peygamber:
“Bütün konuşmaları ben yapacağım.”
demiyor.
Kardeşinin kabiliyetini kullanmak istiyor.
Bu ego eksikliği değil, hikmettir.
Ayet bize ayrıca bir insanın desteğinin yalnız fiziksel yardım olmadığını düşündürür.
Bazen insanın yanında güvenilir birinin olduğunu bilmesi bile güç verir.
Zor bir toplantıya giriyorsun.
Yanında güvendiğin biri var.
Bir hastane sürecindesin.
Yanında kardeşin var.
Ağır bir karar vereceksin.
Seni gerçekten tanıyan bir dostun var.
Bu varlığın kendisi büyük nimettir.
Bazı insanlar problemini çözmez ama problemi taşırken yalnız olmadığını hissettirir.
Bu da rahmettir.
Hz. Harun'un varlığı Hz. Musa için yalnız teknik görev paylaşımı değil, aynı zamanda kardeşlik ve güven desteği olarak da düşünülebilir.
Fakat burada metnin söylemediği psikolojik ayrıntıları kesinleştirmemek gerekir. Biz ayetin açıkça bildirdiği kadarını biliriz: Allah Hz. Harun'u peygamber olarak Hz. Musa'ya lütfetmiştir.
Meryem 53 bize destek istemenin yanı sıra doğru kişiden destek istemeyi de öğretir.
Her yardım iyi yardım değildir.
İnsan yanlış kişiden yardım aldığında problemi büyütebilir.
Bu nedenle destek olacak kişide:
güven,
dürüstlük,
liyakat,
sadakat
aranmalıdır.
Hz. Harun bu açıdan son derece güçlü bir örnektir.
Kardeştir.
Güvenilirdir.
Peygamberdir.
Göreve ehildir.
Bu bize günümüzde ekip kurarken:
“Kimi seviyorum?”
sorusundan önce:
“Kim bu iş için gerçekten uygun?”
sorusunu sormamız gerektiğini gösterir.
Sevgi önemlidir.
Ama sorumluluk da vardır.
Ayetin “rahmetimizden” ifadesi ayrıca şükür anlayışımızı genişletir.
Belki hayatında sana yıllardır destek olan bir insan vardır ve artık onu sıradan görüyorsundur.
İnsan sahip olduğu nimete alışınca değerini unutabilir.
Her sabah yanında gördüğü eş.
Her zaman arayabileceğini bildiği kardeş.
Zor gününde kapısını çalabileceği dost.
Bunlar insanın hayatında sessiz nimetlerdir.
Kaybedilince değeri çok daha açık fark edilebilir.
Bu nedenle:
İnsanların kıymetini yalnız kaybettikten sonra anlama.
Teşekkür et.
Değer verdiğini söyle.
İyiliğine karşılık ver.
İlişkiyi ihmal etme.
Hz. Harun'un Hz. Musa'ya bir rahmet olarak verilmesi bize bu şükür bilincini hatırlatır.
Meryem 53 bir başka açıdan şu gerçeği de öğretir: Allah bazen duanın cevabını bir insan üzerinden gönderir.
Sen:
“Allah'ım bana yardım et.”
dersin.
Sonra biri gelir ve sana yol gösterir.
“Allah'ım bu işi kolaylaştır.”
dersin.
Bir insan sana doğru bilgiyi verir.
“Allah'ım yalnız bırakma.”
dersin.
Bir dost arar.
Elbette her karşılaşmayı:
“Bu kesin ilahî işaret.”
diye yorumlamak doğru değildir.
Ama genel olarak Allah'ın insanlara başka insanlar aracılığıyla iyilik ulaştırabileceğini kabul etmek son derece doğaldır.
Bu yüzden yardım aldığında yalnız insana değil, nimetin asıl kaynağı olarak Allah'a da şükret.
Aynı şekilde sen de başkasının duasına verilen bir yardımın vesilesi olabilirsin.
Belki bir insan:
“Allah'ım bana çıkış yolu göster.”
diye dua ediyor.
Sen ona doğru bir bilgi veriyorsun.
Belki biri çok yalnız.
Sen arıyorsun.
Bazen Allah’ın başkasına göndereceği rahmetin vesilesi sen olabilirsin.
Bu düşünce insanın iyilik yapma bilincini büyütür.
Meryem 53 aynı zamanda destek almak ile bağımlı olmak arasındaki farkı da düşündürür.
Hz. Musa Hz. Harun'dan destek alıyor ama kulluğunu Harun'a yöneltmiyor.
Bu çok önemlidir.
Bir insan sana yardımcı olabilir.
Ama hayatının mutlak sahibi değildir.
Eşin seni destekler.
Ama Rabbim değildir.
Doktor tedavi eder.
Ama şifanın mutlak sahibi değildir.
Dostun yol gösterir.
Ama kaderin üzerinde sınırsız gücü yoktur.
İnsanlardan destek al; kalbinin nihai dayanağını Allah’ta tut.
Bu, tevhidin insan ilişkilerindeki dengesidir.
Meryem 53'ün en güzel mesajlarından biri de şudur: Bazen Allah sana daha fazla güç vermek yerine yanına başka bir güç koyar.
İnsan:
“Ben daha güçlü olayım.”
diye dua eder.
Belki Allah ona ekip verir.
“Ben her şeyi çözeyim.”
der.
Belki doğru bir uzmanla karşılaştırır.
“Ben yalnız başıma dayanayım.”
der.
Belki onu seven bir aile ferdini yanında tutar.
Bu yüzden Allah'ın yardımını yalnız mucizevi ve olağanüstü şeylerde aramamak gerekir.
Rahmet bazen çok sıradan görünen bir insan ilişkisinin içinde saklıdır.
Bir telefon.
Bir omuz.
Bir tavsiye.
Bir kardeş.
Bunlar küçümsenecek şeyler değildir.
Meryem Suresi'nin 53. ayeti bugün bize şu soruları sordurur: Hayatımdaki güvenilir insanları gerçekten nimet olarak görüyor muyum? Yardım istemeyi gereksiz gurur yüzünden reddediyor muyum? Yakınımdaki insanın benden güçlü olduğu yönleri kıskanıyor muyum, yoksa onlardan faydalanmayı biliyor muyum? Görev verirken akrabalığı mı, liyakati mi öne çıkarıyorum?
Bu sorular ayetin yalnız Hz. Harun'un peygamber yapılmasını anlatmadığını; rahmet, kardeşlik, yardım istemek, ekip çalışması, liyakat, liderlik, tevazu ve insan ilişkilerindeki ilahî nimet hakkında çok kapsamlı bir hayat ölçüsü sunduğunu göstermektedir.
Sonuç olarak Meryem 53 bize şunu öğretmektedir: Allah Hz. Musa’ya rahmetinden, kardeşi Hz. Harun’u peygamber olarak lütfetmiştir. Böylece Hz. Musa’nın ağır peygamberlik görevi içinde yalnız bırakılmadığını, güvenilir ve yetenekli bir kardeşle desteklendiğini görmekteyiz.
Yardım istemekten utanma.
Her şeyi tek başına taşımanın güç olmadığını bil.
Kardeşinin veya dostunun başarısını tehdit gibi görme.
Liyakati akrabalığın altında ezme.
Sana destek olan insanların kıymetini bil.
İnsanları nimet gör ama ilahlaştırma.
Ve şu büyük ölçüyü kalbinin merkezinde tut:
Hz. Musa büyük bir peygamberdi ama yine de kardeşi Harun’un desteğine ihtiyaç duydu; Allah da bu desteği rahmet olarak verdi. Çünkü insanın gücü her şeyi yalnız yapabilmesinde değil, doğru insanlarla hakikat uğruna birlikte yürüyebilmesindedir.
⠀
Son Söz
“Allah Hz. Musa’nın yükünü küçümsemedi; ona kardeşi Harun’u peygamber olarak lütfetti. Sen de hayatındaki güvenilir insanları sıradan görme, gerektiğinde yardım istemekten utanma ve başkasının güçlü yönünü kendi eksikliğin gibi algılama. Kardeşlik rekabet değil dayanışma, liderlik her şeyi tek başına yapmak değil doğru insanlarla doğru işi yapabilmektir. Belki bugün yanında yürüyen o insan, fark etmeden yıllardır sana ulaşan en büyük rahmetlerden biridir.”
Ersan Karavelioğlu