Maide Suresi'nin Türkçe Meali Nedir?

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu?

  • Evet

    Oy: 38 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    38

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
49,377
2,724,336
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

Maide Suresi'nin Türkçe Meali​

Maide Suresi, Kur'an-ı Kerim'in beşinci suresi olup Medine döneminde indirilmiştir. Toplamda 120 ayetten oluşan bu sure, İslam dininin hukuk, toplumsal düzen ve inanç esaslarıyla ilgili birçok hükmü içermektedir. İşte Maide Suresi'nin Türkçe meali:

1. Ey iman edenler! Sözleşmeleri yerine getirin. Size (bu surede) okunacak olanlar dışında, davar (eti) helâl kılındı. Ancak ihramda iken avlanmayı helâl saymayın. Allah, dilediği hükmü verir.

2. Ey iman edenler! Allah'ın nişanelerine, haram aya, kurbanlık hedy'lere, gerdanlık takılan kurbanlık hedy'lere ve Rablerinden lütuf ve rızâ arayarak Beyt-i Haram'a yönelip gelenlere saygısızlık etmeyin. İhramdan çıkınca avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram'dan alıkoydukları için bir topluma karşı beslediğiniz kin, sakın sizi saldırıya sevketmesin. İyilik ve takvâ konusunda yardımlaşın, günah ve düşmanlıkta yardımlaşmayın. Allah'tan korkun. Allah'ın cezası şiddetlidir.

3. Leş, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına kesilen, boğulmuş, vurularak öldürülmüş, düşerek ölmüş, süslenmiş veya parçalanarak ölmüş hayvanlar ve yırtıcı hayvanların yedikleri haram kılındı. Fakat canı çıkmadan yetişir ve keserseniz size helâldir. Putlara ait sunaklarda boğazlananlar ve fal oklarıyla kısmet aramanız da haram kılındı. Bunlar fıskır. Bugün inkâr edenler, dininizi terkedip, onu devirmekten ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün dininizi kemâle erdirdim, size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm'ı seçtim. Açlıktan ölmemeniz için zorunda kalırsanız, günaha yönelmeden haram olanlardan yiyebilirsiniz. Allah çok bağışlayıcı ve merhametlidir.

4. Sana, kendilerine helâl kılınanları soruyorlar. De ki: Size temiz ve iyi şeyler helâl kılınmıştır. Allah'ın size öğrettiğinden öğreterek eğittiğiniz avcı hayvanların sizin için yakaladığı avları da helâldir. Üzerine Allah'ın adını anarak (besmele çekerek) yeyin. Allah'tan korkun. Çünkü Allah, hesabı çabuk görendir.

5. Bugün size iyi ve temiz şeyler helâl kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yemeği size helâldir, sizin yemeğiniz de onlara helâldir. Müminlerden iffetli kadınlar ve kendilerine kitap verilenlerden iffetli kadınlar, mehirlerini verdiğiniz takdirde size helâldir. Ancak zina etmeksizin ve gizli dost tutmaksızın mehirlerini vermek şartıyla. Kim imanını inkâr ederse, onun ameli boşa gider ve ahirette kaybedenlerden olur.

6. Ey iman edenler! Namaza kalktığınızda yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başlarınızı meshedin ve topuklara kadar ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz, iyice temizlenin. Hasta veya yolculukta iseniz veya biriniz abdest bozmaktan gelmiş veya kadınlara dokunmuşsanız ve su bulamamışsanız, temiz toprağa teyemmüm edin. Yüzlerinizi ve ellerinizi ondan meshedin. Allah, size zorluk çıkarmak istemiyor; fakat sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor ki şükredesiniz.

7. Allah'ın üzerinizdeki nimetini ve "İşittik ve itaat ettik" dediğiniz zaman size yaptığı ahdi hatırlayın. Allah'tan korkun. Allah kalplerde olanı bilir.

8. Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sizi adaletsizliğe sürüklemesin. Adaletli olun, bu, takvâya daha yakındır. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

9. Allah, iman edip salih amel işleyenlere mağfiret ve büyük bir ecir vadetmiştir.

10. İnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlar ise cehennemliktir.

11. Ey iman edenler! Allah'ın, üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani bir topluluk size saldırmaya yeltenmişti de Allah, onların ellerini sizden çekmişti. Allah'tan korkun. Müminler yalnızca Allah'a tevekkül etsinler.

12. Allah, İsrailoğullarının sağlam sözünü aldı ve içlerinden on iki temsilci gönderdi. Allah dedi ki: "Ben sizinleyim. Eğer namaz kılar, zekât verir, peygamberlerime inanır, onlara yardım eder ve Allah'a güzel bir ödünç verirseniz, elbette sizin kötülüklerinizi örterim ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Artık bundan sonra kim inkâr ederse, o dümdüz yoldan sapmıştır."

13. Sözlerini bozmaları sebebiyle onları lanetledik ve kalplerini katılaştırdık. Kelimeleri, yerlerinden oynatarak değiştirirler. Kendilerine öğretilenden paylarını unuttular. İçlerinden pek azı dışında, hep ihanetlerini gözetleyip durursun. Yine de onları affet ve aldırış etme. Allah, iyilik edenleri sever.

14. "Biz Hristiyanız" diyenlerden de söz almıştık. Fakat onlar da kendilerine öğretilenden paylarını unuttular. Biz de aralarına kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kin saldık. Allah, yapageldiklerini onlara bildirecektir.

15. Ey kitap ehli! Kitaptan gizlediklerinizi ortaya koymak için size peygamberimiz geldi. Gerçekten size Allah'tan bir nur ve apaçık bir kitap geldi.

16. Allah, rızasını arayanları o kitapla selamet yollarına yöneltir ve onları kendi izniyle karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Ve onları dosdoğru bir yola iletir.

17. "Allah, Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler kesinlikle kâfir olmuşlardır. De ki: "Allah, Meryem oğlu Mesih'i, annesini ve yeryüzündekilerin hepsini yok etmek istese, kim Allah'a engel olabilir?" Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin mülkü Allah'ındır. Dilediğini yaratır. Allah, her şeye kadirdir.

18. Yahudiler ve Hristiyanlar, "Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz" dediler. De ki: "Öyleyse günahlarınızdan dolayı size azap ederse, niçin size azap ediyor?" Hayır! Siz de O'nun yarattığı insanlardansınız. Allah, dilediğini bağışlar ve dilediğine azap eder. Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin mülkü Allah'ındır. Dönüş de O'nadır.

19. Ey kitap ehli! Peygamberlerin kesintiye uğradığı bir dönemde, "Bize bir müjdeci ve uyarıcı gelmedi" demeyesiniz diye, size peygamberimiz geldi. İşte size bir müjdeci ve uyarıcı geldi. Allah, her şeye kadirdir.

20. Hani Mûsâ kavmine şöyle demişti: "Ey kavmim! Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. İçinizden peygamberler çıkardı ve sizi hükümdarlar yaptı. Alemlerden hiçbirine vermediğini size verdi."

21. "Ey kavmim! Allah'ın size yazdığı mukaddes toprağa girin ve arkanıza dönmeyin, yoksa hüsrana uğrarsınız."

22. "Ey Mûsâ! Orada zorba bir kavim var. Onlar çıkmadıkça biz oraya asla girmeyiz. Eğer çıkarlarsa, elbette oraya gireriz" dediler.

23. Allah'tan korkan iki kişi şöyle dedi: "Üzerlerine kapıdan girin. Oradan girerseniz mutlaka galip gelirsiniz. Eğer inanıyorsanız, Allah'a güvenin."

24. Onlar, "Ey Mûsâ! Onlar orada bulundukça biz asla oraya girmeyiz. Sen ve Rabbin gidin savaşın, biz burada oturacağız" dediler.

25. Mûsâ dedi ki: "Rabbim! Ben yalnız kendime ve kardeşime söz geçirebiliyorum. Bizi bu fasık kavimden ayır."

26. Allah dedi ki: "Orası onlara kırk yıl haram kılınmıştır. Yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşacaklardır. Artık o fasık kavim için üzülme."

27. Onlara Âdem'in iki oğlunun gerçek kıssasını anlat. Hani birer kurban sunmuşlardı; birininki kabul edilmiş, diğerininki kabul edilmemişti. O, "Andolsun, seni öldüreceğim" dedi. Öteki ise, "Allah, yalnızca takvâ sahiplerinden kabul eder" dedi.

28. "Beni öldürmek için bana el uzatsan da, ben seni öldürmek için sana el uzatmam. Ben âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım."

29. "Ben, senin hem benim günahımı, hem de kendi günahını yüklenmeni ve böylece ateşin halkından olmanı isterim. Zalimlerin cezası budur."

30. Nefsi onu kardeşini öldürmeye itti ve onu öldürdü. Böylece kaybedenlerden oldu.

31. Derken Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. "Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup kardeşimin cesedini gömmekten aciz mi oldum?" dedi. Ve pişmanlık duyanlardan oldu.

32. Bu sebeple, İsrailoğullarına şunu yazdık: "Kim bir cana kıymamış veya yeryüzünde fesat çıkarmamış bir kişiyi öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir canı kurtarırsa, bütün insanları kurtarmış gibi olur." Peygamberlerimiz onlara apaçık delillerle geldiler. Ama bundan sonra onların birçoğu yeryüzünde aşırı gitmektedir.

33. Allah ve Resûlü'ne savaş açanların ve yeryüzünde fesat çıkarmaya çalışanların cezası; ya öldürülmeleri, ya asılmaları, ya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, ya da bulundukları yerden sürülmeleridir. Bu, onların dünyadaki rezillikleridir. Ahirette ise büyük bir azap vardır.

34. Ancak sizin kendilerini ele geçirmenizden önce tevbe edenler müstesnadır. Bilin ki Allah, çok bağışlayıcıdır, merhametlidir.

35. Ey iman edenler! Allah'tan korkun, O'na yaklaşmaya vesile arayın ve O'nun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz.

36. İnkâr edenler, yeryüzündeki her şey ve bir o kadar daha kendilerinin olsa, kıyamet gününün azabından kurtulmak için bunları fidye verseler, yine de kendilerinden kabul edilmez. Onlar için acı bir azap vardır.

37. Ateşten çıkmak isterler, ama çıkamazlar. Onlar için sürekli bir azap vardır.

38. Hırsızlık yapan erkek ve kadının, Allah'tan bir ceza olarak ellerini kesin. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

39. Kim de haksızlıktan sonra tevbe eder ve halini düzeltirse, Allah onun tevbesini kabul eder. Şüphesiz Allah, çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.

40. Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Dilediğine azap eder, dilediğini bağışlar. Allah, her şeye kadirdir.

41. Ey Resûl! Kalpleri iman etmediği halde ağızlarıyla "İman ettik" diyen kimseler arasında küfürde yarışanlar seni üzmesin. Yahudiler arasında da yalana kulak verenler, sana gelmeyen başka bir kavmin casusları vardır. Onlar kelimeleri, yerlerinden oynatarak değiştirirler. "Size şu verilirse, alın; verilmezse sakının" derler. Allah, birinin fitneye düşmesini dilerse, sen onun için Allah'a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah'ın kalplerini temizlemek istemediği kimselerdir. Onlar için dünyada rezillik, ahirette ise büyük bir azap vardır.

42. Onlar, yalana kulak verenler, haram yiyenlerdir. Eğer sana gelirlerse, aralarında hükmet veya onları kendi hallerine bırak. Eğer onları kendi hallerine bırakırsan, sana hiçbir zarar veremezler. Eğer hükmedersen, aralarında adaletle hükmet. Allah, adil olanları sever.

43. İçinde Allah'ın hükmü bulunan Tevrat yanlarında olduğu halde, seni nasıl hakem yapıyorlar? Sonra da dönüyorlarsa, onlar gerçekten iman etmiş değildirler.

44. Biz, içinde doğru yol ve nur bulunan Tevrat'ı indirdik. Kendilerini Allah'a teslim etmiş olan peygamberler, Yahudilere onunla hükmederlerdi. Rabbanîler ve âlimler de Allah'ın kitabını korumakla görevlendirilmiş olup ona şahitlik ederlerdi. O halde insanlardan korkmayın, benden korkun ve âyetlerimi az bir değere satmayın. Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar kâfirlerdir.

45. Onda (Tevrat'ta) onlara şöyle yazmıştık: "Can cana, göz göze, burun buruna, kulak kulağa, diş dişe ve yaralamalar kısastır." Kim bunu bağışlarsa, kendisine kefarettir. Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar zalimlerdir.

46. Onların izleri üzerine, daha önceki kitabı tasdik edici olarak Meryem oğlu İsa'yı gönderdik. Ona da içinde hidayet ve nur bulunan, kendinden önceki Tevrat'ı tasdik eden ve takvâ sahiplerine bir yol gösterici ve öğüt olan İncil'i verdik.

47. İncil ehli, Allah'ın onda indirdiği ile hükmetsin. Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar fâsıklardır.

48. Sana da daha önceki kitapları tasdik eden ve onları koruyan kitabı (Kur'an'ı) hak olarak indirdik. Onlar arasında Allah'ın indirdiği ile hükmet ve sana gelen gerçeği bırakıp onların hevalarına uyma. Sizden her birinize bir şeriat ve yol tayin ettik. Eğer Allah dileseydi, hepinizi tek bir ümmet yapardı. Fakat size verdiklerinde sizi denemek için. Öyleyse iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Artık size, ihtilaf ettiğiniz şeyleri haber verecektir.

49. Allah'ın indirdiği ile aralarında hükmet ve onların hevalarına uyma. Allah'ın sana indirdiği hükümlerin bir kısmından seni şaşırtmamaları için onlardan sakın. Eğer yüz çevirirlerse, bil ki Allah, bir kısım günahları sebebiyle onları musibete uğratmak istiyor. İnsanların çoğu gerçekten fâsıktır.

50. Onlar hâlâ cahiliye hükmünü mü arıyorlar? İyi anlayan bir toplum için Allah'tan daha güzel hüküm veren kim olabilir?

51. Ey iman edenler! Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdır. Sizden kim onları dost edinirse, o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez.

52. Kalplerinde hastalık bulunanların, "Bize bir musibet isabet eder diye onların arasında koşuşuyoruz" dediklerini görürsün. Belki Allah, fetih verir veya katından bir emir getirir de onlar içlerinde gizledikleri şeyden pişman olurlar.

53. İman edenler, "Bunlar sizinle beraber olduklarına dair var güçleriyle Allah'a yemin eden kimseler midir?" derler. Onların amelleri boşa gitmiştir ve onlar kaybedenlerdir.

54. Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, Allah, yakında öyle bir topluluk getirecek ki onları sever, onlar da O'nu sever. Müminlere karşı alçakgönüllü, kâfirlere karşı onurludurlar. Allah yolunda cihad ederler ve kınayanın kınamasından korkmazlar. Bu, Allah'ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.

55. Sizin dostunuz, ancak Allah, Resûlü ve namaz kılan, zekât veren ve rükû eden müminlerdir.

56. Kim Allah'ı, Resûlü'nü ve müminleri dost edinirse, bilsin ki Allah'ın taraftarları galip olanlardır.

57. Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilmiş olanlardan dininizi alaya ve eğlenceye alanları ve kâfirleri dost edinmeyin. Eğer iman ediyorsanız Allah'tan korkun.

58. Namaza çağırdığınızda, onu alaya ve eğlenceye alıyorlar. Bu, onların akletmeyen bir toplum olmalarındandır.

59. De ki: "Ey kitap ehli! Sadece Allah'a, bize indirilenlere ve daha önce indirilene iman ettiğimiz için mi bizden nefret ediyorsunuz? Oysa çoğunuz fâsıksınız."

60. De ki: "Allah katında cezaca bundan daha kötü olanı size haber vereyim mi? Allah, onlara lânet etmiş ve gazabına uğratmış, maymunlar, domuzlar ve şeytana tapanlar kılmıştır." İşte bunlar, yer bakımından daha kötü ve doğru yoldan daha çok sapmış olanlardır.

61. Onlar size geldiklerinde, "İnandık" derler. Oysa kâfir olarak girdiler ve yine kâfir olarak çıktılar. Allah, gizlediklerini daha iyi bilendir.

62. Onlardan çoğunun günah, düşmanlık ve haram yemede yarıştıklarını görürsün. Yaptıkları şey ne kötüdür!

63. Din adamları ve âlimleri onları günah söz söylemekten ve haram yemekten alıkoysalardı. Yaptıkları şey ne kötüdür!

64. Yahudiler, "Allah'ın eli bağlıdır" dediler. Elleriniz bağlansın ve söylediklerinizden dolayı lânetlenesiniz! Aksine, Allah'ın elleri açıktır; dilediği gibi harcar. Rabbinden sana indirilen, onların çoğunun azgınlık ve küfrünü artırır. Biz onların arasına kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kin saldık. Ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa, Allah onu söndürmüştür. Onlar, yeryüzünde bozgunculuğa çalışırlar. Allah ise bozguncuları sevmez.

65. Eğer kitap ehli iman etseler ve Allah'a karşı gelmekten sakınsalardı, elbette onların kötülüklerini örter ve onları nimetlerle dolu cennetlere sokardık.

66. Eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rablerinden kendilerine indirilenleri ayakta tutsalardı, hem üstlerinden hem de ayaklarının altından yerlerdi. Onlardan itidalli bir topluluk vardır; ama çoğunun yaptıkları ne kötüdür!

67. Ey Resûl! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O'nun mesajını iletmemiş olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Şüphesiz Allah, kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez.

68. De ki: "Ey kitap ehli! Tevrat'a, İncil'e ve Rabbinizden size indirilenlere gereğince uymadıkça, hiçbir şey üzere değilsiniz." Rabbinden sana indirilen, onların çoğunun azgınlık ve küfrünü artırır. Öyleyse kâfirler topluluğu için üzülme.

69. İman edenler, Yahudiler, Sabiîler ve Hristiyanlardan kim Allah'a ve ahiret gününe inanır ve salih amel işlerse, onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

70. Biz, İsrailoğullarından kesin söz almış ve onlara peygamberler göndermiştik. Ne zaman bir peygamber, nefislerinin arzulamadığı bir şey getirmişse, bir kısmını yalanladılar, bir kısmını da öldürdüler.

71. Bir fitne olmayacak zannettiler ve kör, sağır kesildiler. Sonra Allah, tevbelerini kabul etti; fakat yine körleştiler ve sağırlaştılar. Allah, yaptıklarını hakkıyla görendir.

72. "Allah, Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler kâfir olmuşlardır. Oysa Mesih, "Ey İsrailoğulları! Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin" demişti. Kim Allah'a ortak koşarsa, Allah ona cenneti haram kılmıştır ve onun varacağı yer cehennemdir. Zalimler için yardımcı yoktur.

73. "Allah, üçün üçüncüsüdür" diyenler kâfir olmuşlardır. Oysa bir tek Allah'tan başka ilah yoktur. Eğer söylediklerinden vazgeçmezlerse, içlerinden inkâr edenlere mutlaka elem verici bir azap dokunacaktır.

74. Hâlâ Allah'a tevbe etmeyecek ve O'ndan mağfiret dilemeyecekler mi? Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.

75. Meryem oğlu Mesih, yalnızca bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Annesi dosdoğru bir kadındı. Her ikisi de yemek yerlerdi. Bak, âyetleri onlara nasıl açıklıyoruz, sonra bak nasıl yüz çeviriyorlar!

76. De ki: "Allah'ı bırakıp size fayda veya zarar veremeyen şeylere mi tapıyorsunuz? Allah'tır işiten, bilendir."

77. De ki: "Ey kitap ehli! Haksız yere dininizde taşkınlık etmeyin ve daha önce sapmış, birçoklarını saptırmış ve doğru yoldan şaşmış bir kavmin hevalarına uymayın."

78. İsrailoğullarından inkâr edenler, Davud ve Meryem oğlu İsa diliyle lânetlenmişlerdi. Bu, onların isyan etmeleri ve aşırı gitmeleri sebebiyledir.

79. Onlar yaptıkları kötülüklerden birbirlerini alıkoymazlardı. Yaptıkları ne kötüydü!

80. Onlardan çoğunun, kâfirleri dost edindiklerini görürsün. Nefislerinin onlar için hazırladığı şey ne kötüdür! Allah onlara gazap etmiştir ve onlar azapta ebedi kalacaklardır.

81. Eğer Allah'a, peygambere ve ona indirilene iman etmiş olsalardı, onları dost edinmezlerdi. Fakat onların çoğu fâsıktır.

82. İnsanlar içinde iman edenlere en şiddetli düşman olarak Yahudiler ve müşrikleri bulacaksın. Onlardan iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak ise "Biz Hristiyanız" diyenleri bulacaksın. Bu, onların arasında keşişler ve rahiplerin bulunması ve onların kibirlenmemelerindendir.

83. Peygambere indirilenleri dinlediklerinde, hakikati tanımalarından dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Onlar, "Rabbimiz! İnandık, bizi şahitlerle beraber yaz" derler.

84. "Rabbimizin bizi salih kullar arasına koymasını umarken, neden Allah'a ve bize gelen gerçeğe inanmayalım?"

85. Bu sözlerinden dolayı Allah, onlara altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler verdi. İşte bu, ihsan edenlerin mükâfatıdır.

86. İnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlar ise cehennemliktir.

87. Ey iman edenler! Allah'ın size helâl kıldığı temiz şeyleri haram kılmayın ve sınırı aşmayın. Şüphesiz Allah, aşırı gidenleri sevmez.

88. Allah'ın size verdiği helâl ve temiz rızıklardan yeyin. İnandığınız Allah'tan korkun.

89. Allah, sizi yeminlerinizdeki kasıtsız hatalardan dolayı sorumlu tutmaz. Ancak bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Bunun kefareti, ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on fakiri doyurmak, ya da onları giydirmek veya bir köle azat etmektir. Bunları bulamayan kimse üç gün oruç tutmalıdır. Yemin ettiğinizde, yeminlerinizin kefaretini yerine getirin. Allah, âyetlerini böylece size açıklıyor ki şükredesiniz.

90. Ey iman edenler! İçki, kumar, putlar ve fal okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.

91. Şeytan, içki ve kumar yoluyla aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçtiniz değil mi?

92. Allah'a itaat edin, peygambere itaat edin ve sakının. Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki elçimizin görevi yalnızca açık bir tebliğdir.

93. İman edip salih amel işleyenlere, Allah'tan korkup iman etmeye devam edenlere ve Allah'tan sakınıp ihsanda bulunanlara geçmişte yedikleri şeylerden dolayı bir günah yoktur. Allah, ihsan edenleri sever.

94. Ey iman edenler! Allah, ihramda iken ellerinizin ve mızraklarınızın erişeceği bir av ile sizi deneyecektir. Kim bu sınırları aşarsa, elem verici bir azaba uğrayacaktır.

95. Ey iman edenler! İhramda iken av öldürmeyin. İçinizden kim bunu kasten yaparsa, cezası, Kâbe'ye ulaşacak bir kurbanlık olmak üzere, öldürdüğünün dengi bir hayvandır. Buna, içinizden adalet sahibi iki kişi karar verir. Yahut keffaret olarak yoksulları doyurmak veya ona denk oruç tutmaktır ki, yaptığı işin vebalini tatsın. Allah, geçmişi affetmiştir; ama kim tekrar yaparsa, Allah ondan intikam alır. Allah mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir.

96. Hem size hem de yolculara fayda olmak üzere deniz avı ve onu yemek size helâl kılındı. Kara avı ise, ihramda olduğunuz sürece size haram kılındı. Huzuruna toplanacağınız Allah'tan korkun.

97. Allah, Kâbe'yi, o saygıdeğer evi, haram ayı, kurbanlıkları ve gerdanlıkları insanlar için bir kıyam aracı kıldı. Bu, Allah'ın göklerde ve yerde olanları bildiğini ve Allah'ın her şeyi hakkıyla bilici olduğunu bilmeniz içindir.

98. Bilin ki Allah, cezası çetin olandır ve Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.

99. Peygambere düşen sadece tebliğdir. Allah, açıkladığınızı da gizlediğinizi de bilir.

100. De ki: "Pis ile temiz bir olmaz, pis olanın çokluğu hoşuna gitse de. Öyleyse ey akıl sahipleri, Allah'tan korkun ki kurtuluşa eresiniz."

101. Ey iman edenler! Size açıklanınca hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın. Kur'an indirilirken onları sorarsanız, size açıklanır. Allah, onları affetmiştir. Allah, çok bağışlayıcıdır, halîmdir.

102. Sizden önce de bir topluluk, böyle sorular sormuş, sonra da o sebeple inkâra sapmıştı.

103. Allah, bahîra, sâibe, vasîle ve hâm diye bir şey meşru kılmamıştır. Ancak inkâr edenler, Allah'a iftira etmişlerdir. Onların çoğu akletmez.

104. Onlara, "Allah'ın indirdiğine ve peygambere gelin" denildiğinde, "Babalarımızı üzerinde bulduğumuz yol bize yeter" derler. Ya babaları bir şey bilmeyen ve doğru yolu bulamayan kimseler ise?

105. Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda olduğunuzda, sapan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Artık size, yaptıklarınızı haber verecektir.

106. Ey iman edenler! Sizden birine ölüm geldiğinde vasiyet esnasında aranızda şahitlik, sizden iki adalet sahibi kişidir. Yahut yeryüzünde yolculuk yapıyorsanız ve size ölüm musibeti geldiyse, sizden olmayan iki kişidir. Şüphelenirseniz, namazdan sonra onları alıkoyarsınız da, "Akraba dahi olsa, onu hiçbir bedel karşılığı satmayacağız, Allah'ın şahitliğini gizlemeyeceğiz; yoksa biz günahkâr oluruz" diye Allah'a yemin ederler.

107. Eğer o iki kişinin günah işlediği ortaya çıkarsa, o zaman haklarına tecavüz edilen iki kişi onların yerine geçer ve "Bizim şahitliğimiz, onların şahitliğinden daha doğrudur ve biz hakkı çiğnemedik; yoksa biz zalimlerden oluruz" diye Allah'a yemin ederler.

108. İşte bu, şahitliği gerektiği gibi yapmaları veya yeminlerinden sonra yeminlerin reddedilmesinden korkmalarına daha uygundur. Allah'tan korkun ve (O'nu) dinleyin. Allah, fasık topluluğu doğru yola eriştirmez.

109. Allah'ın peygamberleri toplayacağı gün, "Size ne cevap verildi?" der. Onlar, "Bizim bir bilgimiz yoktur. Şüphesiz gaybları hakkıyla bilen sensin" derler.

110. Allah, "Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve annene olan nimetimi hatırla! Hani seni Ruhulkudüs ile desteklemiştim. Beşikte ve yetişkinlikte insanlarla konuşuyordun. Sana kitabı, hikmeti, Tevrat ve İncil'i öğretmiştim. Hani benim iznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yapıyordun da, ona üfürüyordun ve iznimle kuş oluyordu. Anadan doğma körü ve alacalıyı iznimle iyileştiriyordun. Hani benim iznimle ölüleri diriltiyordun. Hani İsrailoğullarına apaçık deliller getirmiştin de, içlerinden inkâra sapanlar, 'Bu apaçık bir büyüdür' demişlerdi."

111. "Hani havarilere, 'Bana ve elçime iman edin' diye vahyetmiştim de, 'İman ettik, bizim Müslüman olduğumuza şahit ol' demişlerdi."

112. Havariler, "Ey Meryem oğlu İsa! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?" demişlerdi. İsa, "Eğer iman ediyorsanız Allah'tan korkun" demişti.

113. Onlar, "Onunla yemek istiyoruz, kalplerimiz mutmain olsun, bize doğru söylediğini bilelim ve buna şahitlik edenlerden olalım" dediler.

114. Meryem oğlu İsa şöyle dedi: "Allah'ım, Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki, bizim ve bizden sonrakiler için bayram ve senden bir âyet olsun. Bizi rızıklandır. Sen rızık verenlerin en hayırlısısın."

115. Allah dedi ki: "Ben onu size indireceğim. Artık bundan sonra sizden inkâr eden olursa, ona âlemlerden hiç kimseye yapmayacağım bir azabı yaparım."

116. Allah, "Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara, 'Beni ve annemi Allah'tan başka iki ilah edinin' dedin mi?" dediğinde, "Haşa! Hak olmayanı söylemek bana yakışmaz. Eğer söylemişsem, zaten sen onu bilirsin. Sen benim içimde olanı bilirsin, ben ise senin zatında olanı bilmem. Şüphesiz gizlilikleri hakkıyla bilen sensin."

117. "Ben onlara ancak bana emrettiğini söyledim. 'Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin' dedim. Aralarında bulunduğum sürece onları gözetleyip durdum. Beni aralarından alınca, onları ancak sen gözetleyensin. Sen her şeye şahitsin."

118. "Eğer onlara azap edersen, şüphesiz onlar senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan, şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin."

119. Allah dedi ki: "Bu, doğrulara doğruluklarının fayda verdiği gündür. Onlar için, içinde ebedi kalacakları altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş budur."

120. Göklerin, yerin ve içindekilerin mülkü Allah'ındır ve O, her şeye kadirdir.

Maide Suresi, İslam dininin temel esaslarını, ahlaki ve sosyal kurallarını içeren önemli bir suredir. İman, adalet, hukuk, ibadetler ve sosyal ilişkiler gibi konuları ele alır. Surede ayrıca, diğer dinlerin mensuplarına yönelik öğütler ve peygamberlerin kıssaları da yer almaktadır. Bu meal, Maide Suresi'nin anlamını ve içeriğini anlamanızı sağlamaktadır.
 
Son düzenleme:

MT

❤️Keşfet❤️
Moderator
MT
Kayıtlı Kullanıcı
30 Kas 2019
32,674
991,237
113

İtibar Puanı:

Tamamen doğru! Maide Suresi, İslam dininin temel prensiplerini ve değerlerini anlatan öğretici bir metindir. Surenin içeriği, insanların doğru yolu takip etmeleri, Allah'a itaat etmeleri, namaz kılınması, oruç tutulması, zekatın verilmesi, helal kavramı ve haram kavramı hakkında detaylı bilgi vermektedir. Ayrıca, adaletli olmanın önemi ve insanlar arasındaki eşitliğin korunması da vurgulanmaktadır.

Maide Suresi'nin Türkçe meali sadece Müslümanlar için değil, İslam dinini merak eden herkes için faydalı bir kaynaktır. Böylece, İslam dininin temel konularını ve değerlerini anlamak isteyen herkes, bu kutsal kitabı okuyarak bilgi edinebilir.

KuranMeali.org gibi İslam web siteleri dışında, Maide Suresi'nin Türkçe meali diğer kaynaklarda da kolayca bulunabilir. Bu kaynaklar arasında, İslam kitapları, müftülükler, camiler ve İslam alimleri de bulunmaktadır.

Türkçe meali ile birlikte Maide Suresi, insanların İslam dininin temel prensiplerini anlamalarını ve bu değerleri hayatlarında uygulamalarını sağlamaktadır. Bu nedenle, Maide Suresi'nin Türkçe meali hakkında bilgi edinmek, her Müslüman için büyük bir önem taşır.
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt