Mâide Suresi 23. Ayette “Allah’tan Korkan ve Allah’ın Kendilerine Nimet Verdiği İki Adam ‘Onların Üzerine Kapıdan Girin; Oraya Girdiğinizde Mutlaka Galip Geleceksiniz’ Dediler” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Mâide Suresi 23. ayet, korkunun bütün toplumu sardığı bir anda bile hakikati görebilen insanların bulunabileceğini gösterir. Bazen çoğunluğun korkusu değil, doğruyu gören az sayıdaki insanın cesareti yol gösterir.”
Ersan Karavelioğlu
Mâide Suresi 23. ayet, bir önceki ayette İsrailoğullarının:
“Orada zorba bir topluluk var; onlar çıkmadıkça biz oraya girmeyiz.”
şeklindeki korku dolu cevabının hemen ardından gelir.
Fakat kavmin tamamı aynı düşüncede değildir.
İçlerinden Allah’ın nimet verdiği iki kişi öne çıkar ve topluma cesaret verir:
“Onların üzerine kapıdan girin. Oraya girdiğinizde galip geleceksiniz. Eğer gerçekten müminseniz Allah’a tevekkül edin.”
Böylece ayetin merkezinde üç büyük kavram belirir:
Cesaret, doğru strateji ve tevekkül.
Ayette Sözü Edilen “İki Adam” Kimdir
Klasik tefsirlerde bu iki kişinin genellikle Yûşa bin Nûn ve Kâlib bin Yefunne olduğu aktarılır.
Bunların Hz. Mûsâ’nın kavmi içinden çıkan, Allah’a güvenen ve diğer insanlara cesaret vermeye çalışan kişiler olduğu kabul edilir.
Ancak Kur’an ayette isimlerini açıkça vermez.
Bu nedenle asıl vurgu kişilerin kimliğinden çok sergiledikleri tavırdır.
“Allah’tan Korkan İki Adam” Ne Anlama Gelir
Bazı mealler ayetin bu bölümünü:
“Allah’tan korkan iki adam”
şeklinde çevirir.
Buradaki korku, sıradan bir korku değildir.
Daha çok takva, yani Allah’a karşı sorumluluk bilinci anlamı taşır.
Bu iki kişi karşılarındaki güçlü topluluktan korkmak yerine Allah’a karşı sorumluluklarını daha önemli görür.
İşte ayetin dikkat çekici tersliği budur:
Herkes düşmandan korkarken onlar Allah’a karşı sorumluluğu düşünür.
“Allah’ın Kendilerine Nimet Verdiği” İfadesi Ne Demektir
Ayet bu iki insanın Allah’ın nimetine mazhar olduğunu belirtir.
Bu nimet;
iman,
cesaret,
basiret,
doğru değerlendirme
ve Allah’a güven
şeklinde düşünülebilir.
Yani nimet yalnızca mal veya fiziksel güç değildir.
Bazen bir insanın zor anda doğruyu görebilmesi de büyük bir nimettir.
Neden Sadece İki Kişi Cesaret Gösteriyor
Bu ayrıntı çok önemlidir.
Topluluğun büyük bölümü korkarken yalnızca iki kişinin farklı düşünmesi, çoğunluğun her zaman doğru ölçü olmadığını gösterir.
İnsanlar topluca korkabilir.
Topluca yanlış karar verebilir.
Topluca geri çekilebilir.
Bu durumda birkaç kişinin bile doğruyu söylemesi büyük önem taşıyabilir.
Çoğunluk Her Zaman Haklı mıdır
Hayır.
Bir düşünceyi çok kişinin paylaşması, onun otomatik olarak doğru olduğu anlamına gelmez.
Aynı şekilde az kişinin savunduğu bir fikir de sırf azınlıkta olduğu için doğru değildir.
Asıl ölçü:
Delil, hakikat ve doğruluktur.
Mâide 23’te iki kişinin tavrı bu ilkeyi güçlü biçimde düşündürür.
“Onların Üzerine Kapıdan Girin” Ne Anlama Gelir
Bu ifade yalnızca cesaret çağrısı değildir.
Aynı zamanda belirli bir eylem ve strateji önerisidir.
İki kişi:
“Hiç düşünmeden saldırın.”
demiyor.
Belirli bir noktadan, yani kapıdan girilmesini söylüyor.
Bu da tevekkülün plansızlık anlamına gelmediğini gösterir.
İnanç ile strateji birbirinin karşıtı değildir.
Kapıdan Girmek Neden Önemli Olabilir
Bir şehrin veya korunaklı bölgenin kapısı stratejik bir noktadır.
Kapı kontrol edildiğinde savunma dengesi değişebilir.
Bu nedenle ayetteki ifade, klasik yorumlarda kararlı biçimde giriş yapma ve korkunun oluşturduğu psikolojik üstünlüğü kırma çağrısı olarak değerlendirilmiştir.
Yani korkulan düşman mutlak anlamda yenilmez değildir.
“Girerseniz Galip Geleceksiniz” Sözü Nereden Gelen Bir Güvendir
Bu iki kişinin güveni yalnızca askerî hesap değildir.
Onlar Allah’ın Hz. Mûsâ aracılığıyla verdiği emre güvenmektedir.
Geçmişte yaşanan ilahî yardımları da hatırlamaktadırlar.
Bu nedenle ifadeleri:
“Biz çok güçlüyüz.”
şeklinde değildir.
Asıl güven:
Allah’ın yardımına yöneliktir.
Bu Güven Gerçekliği Görmezden Gelmek Midir
Hayır.
İki kişi de karşılarındaki topluluğun güçlü olduğunu bilmektedir.
Fakat farklı bir değerlendirme yaparlar.
Diğerleri yalnızca:
“Onlar güçlü.”
der.
Bu iki kişi ise:
“Güçlü olabilirler fakat yenilmez değiller.”
mesajı verir.
Cesaret, tehlikeyi inkâr etmek değil, tehlikeyi mutlaklaştırmamaktır.
Korku İnsanların Gerçekliği Algılama Biçimini Değiştirir Mi
Evet.
Korku bazen karşıdaki tehdidi olduğundan büyük gösterebilir.
İnsan kendi imkânlarını küçümsemeye başlar.
Karşı tarafı ise neredeyse yenilmez görür.
Bu durumda sorun yalnızca fiziksel güç dengesi değildir.
Psikolojik yenilgi daha mücadele başlamadan gerçekleşebilir.
Mâide 23’teki iki kişinin ilk yaptığı şey bu psikolojik yenilgiyi kırmaya çalışmaktır.

“Allah’a Tevekkül Edin” Ne Demektir
Ayetin sonunda:
“Eğer müminlerseniz Allah’a tevekkül edin.”
denilir.
Tevekkül;
çalışmayı bırakmak,
plan yapmamak
ve sonucu beklemek
değildir.
Tam tersine burada önce:
kapıdan girme çağrısı
vardır.
Ardından:
Allah’a güven
gelir.
Yani Kur’an’ın ortaya koyduğu sıra:
Harekete geç → görevini yap → Allah’a güven.

Tevekkül İle Cesaret Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır
İnsan her şeyi kendi kontrolünde görmek isterse belirsizlik onu korkutabilir.
Tevekkül ise insana şunu söyler:
Sen sonucu tamamen kontrol edemezsin ama sorumluluğunu yerine getirebilirsin.
Bu düşünce insanın cesaretini güçlendirebilir.
Çünkü başarının veya başarısızlığın bütün ağırlığını tek başına taşımadığını bilir.

“Eğer Müminlerseniz” İfadesi Neden Çok Güçlüdür
Bu ifade iman ile davranış arasında doğrudan bağ kurar.
İki kişi adeta şunu söyler:
Allah’a inanıyorsanız, bu inanç zor anda da bir anlam taşımalıdır.
İman yalnızca güvenli zamanlarda söylenen bir söz değildir.
Korku geldiğinde,
risk ortaya çıktığında,
sonuç belirsiz olduğunda
da insanın yönünü belirlemelidir.

İman Korkuyu Tamamen Yok Eder Mi
Hayır.
İman eden insan da korkabilir.
Peygamberlerin ve inananların hayatlarında da korku anları vardır.
Asıl mesele korkunun varlığı değil, korkunun insanı nasıl yönettiğidir.
İman bazen korkuyu yok etmez.
Ama insana korkunun içinden geçebilecek bir anlam ve güven verir.

Bu İki Adam Gerçek Liderlik Örneği Gösteriyor Mu
Evet, bu açıdan okunabilir.
Toplumun büyük kısmı geri çekilirken onlar paniği büyütmez.
İnsanları aşağılamaz.
Yalnızca:
ne yapılması gerektiğini
ve neden güvenilmesi gerektiğini
söylerler.
Gerçek liderlik bazen kalabalığın korkusuna katılmak değil, korkunun ortasında yolu gösterebilmektir.

Cesaret İle Sorumsuzluk Arasında Ne Fark Vardır
Cesaret tehlikeyi görür fakat doğru değerlendirme yapar.
Sorumsuzluk ise tehlikeyi hiç hesaba katmaz.
Mâide 23’teki iki kişi körü körüne bir giriş önermiyor.
Belirli bir kapıdan girilmesini söylüyor.
Dolayısıyla burada:
strateji + cesaret + tevekkül
birlikte bulunur.
Bu üçünden biri eksik olduğunda denge bozulabilir.

Bu Ayet Günümüzde Nasıl Bir Ders Taşır
Ayetin tarihsel bağlamı belirli bir topluluk ve belirli bir görevdir.
Fakat insan hayatına dair genel ders oldukça güçlüdür.
Bir işte herkes:
“Olmaz.”
diyebilir.
Bir sorun karşısında insanlar:
“Bu aşılamaz.”
diye düşünebilir.
Bazen gerçekten de risk büyüktür.
Fakat sağlıklı soru şudur:
Gerçekten imkânsız mı, yoksa korkumuz onu imkânsız mı gösteriyor?

Mâide 22 ve 23 Birlikte Nasıl Okunmalıdır
Mâide 22’de çoğunluğun sesi vardır:
“Onlar oradayken biz girmeyiz.”
Mâide 23’te ise iki kişinin sesi yükselir:
“Kapıdan girin; girdiğinizde galip geleceksiniz.”
İki ayet yan yana insanın önüne iki psikoloji koyar:
Birincisi:
Engeli gör ve geri çekil.
İkincisi:
Engeli gör, planını yap ve Allah’a güvenerek ilerle.
Aradaki fark yalnızca cesaret değil, dünyayı yorumlama biçimidir.

Mâide Suresi 23. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor
Mâide Suresi 23. ayet, çoğunluğun korkuya teslim olduğu bir ortamda iki insanın ortaya çıkıp farklı bir şey söylemesini anlatır.
Herkes karşıdaki gücü konuşmaktadır.
Bu iki kişi ise Allah’ın yardımını ve yapılması gereken adımı konuşur.
Herkes:
“Onlar çok güçlü.”
derken onlar:
“Kapıdan girin.”
der.
Herkes sonucu düşünürken onlar önce görevi hatırlatır.
Sonra da ayetin belki en önemli cümlesini söylerler:
“Eğer müminlerseniz Allah’a tevekkül edin.”
Bu ifade, imanı soyut bir düşünceden çıkarıp insanın karar anına taşır.
İnsan gerçekten güvendiği şeyi en çok belirsizlik anında belli eder.
Her şey yolundayken:
“Allah’a güveniyorum.”
demek kolay olabilir.
Ama sonuç garanti değilken,
karşıdaki engel büyük görünürken
ve çoğunluk geri dönmek isterken
aynı güveni korumak çok daha zordur.
Bu nedenle Mâide 23 bize önemli bir şey öğretir:
Cesaret, korkunun yokluğu değildir; doğru olduğuna inanılan şey için korkunun karşısında durabilmektir.
Ve bazen toplumların kaderini kalabalıkların korkusu değil, iki insanın cesareti değiştirebilir.
“Mâide Suresi 23. ayet bize şunu hatırlatır: Çoğunluğun korkması engelin gerçekten aşılmaz olduğunu kanıtlamaz. Bazen yalnızca iki kişi bile herkesin baktığı aynı duvara bakıp bir kapı görebilir. Tevekkül, o kapıyı görüp adım atabilecek cesareti Allah’a güvenle birleştirmektir.”
Ersan Karavelioğlu