📖 Mâide Suresi 22. Ayette “Ey Mûsâ! Orada Zorba Bir Topluluk Var; Onlar Oradan Çıkmadıkça Biz Oraya Asla Girmeyiz” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,376
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Mâide Suresi 22. Ayette “Ey Mûsâ! Orada Zorba Bir Topluluk Var; Onlar Oradan Çıkmadıkça Biz Oraya Asla Girmeyiz” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Mâide Suresi 22. ayet, insanın önündeki engeli olduğundan büyük gördüğünde sahip olduğu imkânları ve geçmişte yaşadığı kurtuluşları nasıl unutabildiğini gösterir. Korku bazen düşmanı büyütürken insanın kendi gücünü küçültür.”
Ersan Karavelioğlu

Mâide Suresi 22. ayet, Hz. Mûsâ’nın bir önceki ayette yaptığı:


“Allah’ın sizin için yazdığı kutsal toprağa girin ve geriye dönmeyin.”


çağrısına İsrailoğullarının verdiği cevabı aktarır.


Kavim şöyle der:


“Ey Mûsâ! Orada zorba bir topluluk vardır. Onlar oradan çıkmadıkça biz oraya girmeyeceğiz. Eğer oradan çıkarlarsa ancak o zaman gireriz.”


Bu cevap, yalnızca askerî bir korkunun ifadesi değildir.


Ayetin içinde insan psikolojisine dair çok derin bir problem vardır:


İnsan bazen hedefe ulaşmak ister ama hedefe ulaşmak için bedel ödemek istemez.


1️⃣ “Ey Mûsâ!” Hitabının Tonu Neden Dikkat Çekicidir ❓


İsrailoğulları doğrudan:


“Ey Mûsâ!”


diye seslenir.


Hz. Mûsâ onlara Allah’ın emrini iletmiştir.


Fakat onlar emrin içeriğine odaklanmak yerine karşılarında bulunan topluluğun gücüne odaklanırlar.


Böylece konuşmanın merkezi değişir.


Hz. Mûsâ:


Allah’ın vaadini


hatırlatırken kavim:


düşmanın gücünü


öne çıkarır.


İki taraf aynı manzaraya bakmakta fakat farklı şeyler görmektedir.


2️⃣ “Orada Zorba Bir Topluluk Var” Ne Demektir ❓


Ayette geçen ifade **“kavmen cebbârîn”**dir.


“Cebbâr” kelimesi burada güçlü, baskıcı veya zorba kimseler anlamında anlaşılmıştır.


Kavmin korkusu tamamen hayal ürünü değildir.


Gerçekten karşılarında güçlü bir topluluk bulunmaktadır.


Bu çok önemlidir.


Kur’an onların korkusunu anlatırken ortada hiç tehlike yokmuş gibi davranmaz.


Tehlike gerçektir; fakat verecekleri tepki yine de onların sorumluluğundadır.


3️⃣ “Cebbâr” Kelimesi Ne Anlama Gelir ❓


“Cebbâr” farklı bağlamlarda farklı anlamlar taşıyabilir.


İnsanlar için kullanıldığında;


zor kullanan,


baskıcı,


güçlü,


başkalarını ezen


kimse anlamlarına gelebilir.


Burada İsrailoğullarının gözünde karşılarındaki toplum son derece güçlü görünmektedir.


Bu nedenle mücadeleye girişmek yerine onların kendiliğinden çekilmesini beklerler.


4️⃣ İsrailoğullarının Korkusu Tamamen Mantıksız mıydı ❓


Hayır.


Karşılarında güçlü bir toplum varsa korku duymaları insani bir tepkidir.


Ayetin eleştirdiği şey yalnızca korkunun varlığı değildir.


Asıl sorun korkunun şu sonuca dönüşmesidir:


“Onlar oradayken biz hiçbir şey yapmayacağız.”


Yani korku artık bir duygu olmaktan çıkar ve eylemsizliğin gerekçesi hâline gelir.


5️⃣ Korkmak İle Korkuya Teslim Olmak Arasında Ne Fark Vardır ❓


Korkmak doğal bir duygudur.


Cesur insan da korkabilir.


Fakat korkuya teslim olmak, bütün kararları korkunun vermesine izin vermektir.


İnsan:


“Korkuyorum ama yapmam gereken şeyi yapacağım.”


dediğinde korkusunu yönetir.


Fakat:


“Korkuyorum, bu nedenle hiçbir şey yapmayacağım.”


dediğinde korku insanı yönetmeye başlar.


Mâide 22 bu ayrımı çok net gösterir.


6️⃣ “Onlar Oradan Çıkmadıkça Biz Oraya Girmeyiz” Sözü Ne Anlama Gelir ❓


Bu cümlede çok dikkat çekici bir beklenti vardır.


Kavim adeta şöyle demektedir:


“Sorun kendiliğinden çözülsün, sonra biz geliriz.”


Yani;


tehlike ortadan kalksın,


düşman gitsin,


risk kalmasın,


zafer garanti olsun,


ondan sonra harekete geçelim.


Fakat hayat çoğu zaman böyle işlemez.


Bazen insanın istediği sonuca ulaşabilmesi için belirsizliğin içine adım atması gerekir.


7️⃣ İnsan Neden Bütün Şartların Hazır Olmasını Bekler ❓


Çünkü garanti insanı rahatlatır.


İnsan çoğu zaman:


Başarısızlık ihtimali olmasın.


Kaybetme ihtimali olmasın.


Eleştirilme ihtimali olmasın.


Tehlike olmasın.


Sonuç kesin olsun.


diye düşünür.


Fakat böyle bir dünya neredeyse hiç yoktur.


Mâide 22'nin insan psikolojisine tuttuğu ayna burada çok güçlüdür:


Bazen insan harekete geçmemek için kusursuz şartları bekler.


8️⃣ Bu Tavır Tevekkülle Çelişir Mi ❓


Bir önceki ayetlerde tevekkülün önemi vurgulanmıştı.


Tevekkül, hiçbir şey yapmadan mucize beklemek değildir.


İnsan elinden geleni yapar, sonra sonucu Allah’a bırakır.


İsrailoğullarının burada sergilediği tavır ise bunun tersine yaklaşır:


Önce bütün problem ortadan kalksın, sonra biz görevimizi yapalım.


Bu, tevekkülden çok şartların tamamen güvenli hâle gelmesini beklemek şeklindedir.


9️⃣ Geçmişte Firavun’dan Kurtulan Bir Toplum Neden Şimdi Bu Kadar Korkuyor ❓


Bu soru ayetin en düşündürücü yönlerinden biridir.


Bu insanlar çok büyük olaylara tanıklık etmişlerdir.


Firavun’un baskısından kurtulmuşlardır.


Denizin yarılması gibi olağanüstü bir kurtuluş yaşamışlardır.


Fakat yeni tehlike geldiğinde eski mucizeler korkuyu tamamen yok etmez.


Bu durum insan hakkında derin bir gerçeği gösterir:


Dünün mucizesi bugünün imanını otomatik olarak garanti etmez.


🔟 İnsan Geçmişte Yaşadığı Büyük Yardımları Nasıl Unutabilir ❓


Çünkü şimdiki korku her zaman daha yakın görünür.


İnsan geçmişte atlattığı zorlukları küçültür.


Bugünkü problemi ise gözünde büyütebilir.


Bu nedenle Hz. Mûsâ bir önceki ayette özellikle:


“Allah’ın size verdiği nimetleri hatırlayın.”


demişti.


Hatırlamanın amacı tam olarak buydu:


Bugünün korkusu dünün yardımını unutturmasın.


1️⃣1️⃣ Kölelik Psikolojisi Bu Ayette Görülebilir Mi ❓


Bu açıdan ayet üzerinde düşünülebilir.


Uzun süre baskı altında yaşayan insanlar özgür bırakıldıklarında hemen cesur ve bağımsız bireylere dönüşmeyebilir.


Beden özgürleşebilir.


Ama zihin hâlâ:


“Biz güçsüzüz.”


diyebilir.


Firavun yönetiminden çıkan İsrailoğullarının yeni güçlü topluluklar karşısındaki korkusu, bu açıdan özgürlüğün psikolojik boyutunu düşündürür.


1️⃣2️⃣ Bir İnsan Kendini Sürekli Güçsüz Görürse Ne Olur ❓


İnsan kendisini sürekli güçsüz görmeye başladığında daha mücadele başlamadan yenilebilir.


Çünkü zihninde şu cümle oluşur:


“Ben bunu yapamam.”


Bundan sonra karşıdaki engelin gerçekten ne kadar güçlü olduğu ikinci plana düşer.


İnsan kendi ihtimallerini baştan kapatmıştır.


Bazen en büyük yenilgi dışarıda değil, insanın kendi zihninde gerçekleşir.


1️⃣3️⃣ “Onlar Çıkarlarsa Biz Gireriz” Mantığı Günlük Hayatta Nasıl Görülür ❓


Bu düşüncenin günlük hayatta birçok karşılığı vardır.


İnsan şöyle diyebilir:


“Bütün şartlar düzelirse başlarım.”


“Hiç risk kalmazsa yatırım yaparım.”


“Başaracağımdan emin olursam denerim.”


“Hiç eleştiri gelmezse fikrimi söylerim.”


“Korkum tamamen geçerse harekete geçerim.”


Fakat çoğu zaman hareket etmek için gereken şey korkunun tamamen yok olması değil, korkuya rağmen ilk adımı atmaktır.


1️⃣4️⃣ Tedbir İle Korkaklık Nasıl Ayırt Edilir ❓


Tedbir gerçek tehlikeyi değerlendirir.


Plan yapar.


Hazırlık yapar.


Riskleri azaltmaya çalışır.


Korkaklık ise bazen tehlikeyi bahane ederek hiçbir şey yapmamayı seçer.


Aradaki fark önemlidir.


Kur’an körü körüne tehlikeye atılmayı teşvik etmez.


Fakat açık bir sorumluluk karşısında korkunun sürekli mazeret hâline getirilmesini de eleştirir.


1️⃣5️⃣ Bu Ayet İnsanlara Savaşmayı mı Öğütlüyor ❓


Ayetin doğrudan bağlamı Hz. Mûsâ ve İsrailoğullarına verilen tarihsel bir görevdir.


Dolayısıyla ayeti bağlamından koparıp herkes için genel bir savaş çağrısı şeklinde yorumlamak doğru değildir.


Genel ahlaki ders daha geniştir:


İnsan kendisine verilmiş meşru ve açık bir sorumluluktan yalnızca korku nedeniyle kaçmamalıdır.


Tarihsel emir ile evrensel ahlaki ders birbirinden ayrılmalıdır.


1️⃣6️⃣ Bu Ayet Günümüzdeki Toprak Tartışmalarına Doğrudan Delil Olabilir Mi ❓


Mâide 22, Hz. Mûsâ dönemindeki belirli bir tarihsel anlatının parçasıdır.


Modern devletler, sınırlar, vatandaşlık, mülkiyet ve uluslararası hukuk çok farklı hukuki ve tarihsel çerçevelere sahiptir.


Bu nedenle bu ayeti tek başına günümüzde herhangi bir devletin veya halkın siyasi egemenlik iddiasının otomatik hukuki belgesi olarak kullanmak doğru değildir.


Ayetin kendi bağlamı Hz. Mûsâ’nın kavmiyle yaşadığı tarihsel olaydır.


1️⃣7️⃣ Mâide 21 ve 22 Arasında Nasıl Bir Karşıtlık Vardır ❓


Mâide 21’de Hz. Mûsâ şöyle der:


“Girin.”


Mâide 22’de kavmi şöyle cevap verir:


“Onlar çıkmadan girmeyiz.”


İki cümle arasındaki fark aslında iki farklı zihniyettir.


Birinde:


güven ve hareket.


Diğerinde:


korku ve bekleme.


Bu nedenle bu iki ayet birlikte okunduğunda insan iradesine dair son derece güçlü bir tablo ortaya çıkar.


1️⃣8️⃣ Ayetin En Derin Psikolojik Mesajı Nedir ❓


Belki de şudur:


İnsan bazen karşısındaki engelin büyüklüğünden önce kendi korkusuna yenilir.


Dışarıdaki problem gerçek olabilir.


Fakat zihnimiz onu olduğundan daha da büyük hâle getirebilir.


Sonra kendimizi küçültmeye başlarız.


“Onlar çok güçlü.”


“Biz yapamayız.”


“Şartlar uygun değil.”


“Birileri önce problemi çözsün.”


Bu cümleler çoğaldığında insan kendi hareket alanını tamamen kapatabilir.


1️⃣9️⃣ Mâide Suresi 22. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor ❓


Mâide Suresi 22. ayet, korkunun insanın düşünme biçimini nasıl değiştirebildiğini olağanüstü açıklıkla gösterir.


Bir tarafta Hz. Mûsâ vardır.


Geçmişteki ilahî yardımı hatırlatır.


Kavmini ilerlemeye çağırır.


Diğer tarafta kavmi vardır.


Onlar ise yalnızca karşılarındaki güçlü insanları görür.


Ve sonunda şu şartı ileri sürerler:


“Onlar oradan çıkarsa biz gireriz.”


Bu cümle insan hayatında çok farklı şekillerde tekrar edebilir:


“Problem tamamen ortadan kalkarsa başlarım.”


“Başaracağım garanti olursa denerim.”


“Korkmayacağımdan emin olursam ilerlerim.”



Fakat hayat çoğu zaman insana garanti vermez.


Cesaret de zaten her şey garanti olduğunda ortaya çıkan bir özellik değildir.


Cesaret:


tehlikeyi görüp yine de doğru olduğuna inanılan adımı atabilmektir.


Bu yüzden Mâide 22 yalnızca eski bir kavmin korkusunu anlatmaz.


İnsanın kendi içinde sürekli yaşadığı mücadeleyi de anlatır:


Korkum mu karar verecek, sorumluluğum mu?


Çünkü bazen insanın karşısındaki “zorba topluluk” dış dünyada değildir.


Bazen o engel;


başarısızlık korkusu,


geçmiş travmalar,


özgüven eksikliği,


alışkanlık


veya sürekli ertelemedir.


Ve insanın hayatı şu cümleyle kilitlenebilir:


“Önce bütün engeller ortadan kalksın, sonra başlayacağım.”


Mâide 22'nin düşündürdüğü büyük ders ise bunun tersidir:


Bazı engeller, ancak insan yürümeye başladıktan sonra aşılabilir.


“Mâide Suresi 22. ayet, korkunun düşmanı büyütürken insanın kendi imkânlarını nasıl küçültebildiğini gösterir. Her şeyin önceden düzelmesini bekleyen kişi bazen hayatının kapısında yıllarca bekler. Cesaret, engelin yokluğunda değil; engeli görüp yine de doğru yönde hareket edebilmekte ortaya çıkar.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt