📖 Mâide Suresi 13. Ayette “Verdikleri Sözü Bozmaları Sebebiyle Onları Lânetledik, Kalplerini Katılaştırdık; Kelimeleri Yerlerinden Değiştirirler

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,376
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Mâide Suresi 13. Ayette “Verdikleri Sözü Bozmaları Sebebiyle Onları Lânetledik, Kalplerini Katılaştırdık; Kelimeleri Yerlerinden Değiştirirler ve Kendilerine Öğretilenlerin Bir Kısmını Unuttular” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Mâide Suresi 13. ayet, verilen sözün bozulmasının yalnızca dışarıdaki bir anlaşmayı değil, insanın iç dünyasını da bozabileceğini anlatır. Sürekli hakikatten uzaklaşan insanın en büyük kaybı, zamanla kalbinin hakikate karşı duyarsızlaşmasıdır.”
Ersan Karavelioğlu

Mâide Suresi 13. ayet, bir önceki ayette anlatılan İsrailoğullarından alınmış ahdin devamıdır.


Mâide 12’de Allah ile yapılan sözleşmenin şartları anlatılmıştı:


Namazı kılmak,


zekâtı vermek,


peygamberlere inanmak,


onları desteklemek


ve Allah yolunda güzel harcamalarda bulunmak...


  1. ayette ise bu ahdin bozulmasının sonuçlarından söz edilir.

Ancak ayeti bütün bir etnik veya dini topluluk hakkında zamansız bir suçlama şeklinde okumamak gerekir. Ayetin kendi bağlamı, ahdi bozan ve vahye karşı belirli davranışlarda bulunan kimseleri eleştirir; nitekim aynı ayetin içinde açıkça “onlardan pek azı hariç” şeklinde bir istisna da vardır.


Ayetin çok önemli bir başka yönü ise şudur:


Bütün bu ağır eleştirilerin ardından Hz. Muhammed’e:


“Onları affet ve aldırış etme. Şüphesiz Allah iyilik yapanları sever.”


buyrulur.


Yani ayet ihanet ve söz bozmayı anlatırken bile sonunda intikamı değil, ihsanı gösterir.


1️⃣ “Verdikleri Sözü Bozmaları Sebebiyle” Ne Demektir ❓


Ayetin başlangıcındaki mesele yine ahittir.


Bir önceki ayette İsrailoğullarından ciddi bir söz alındığı belirtilmişti.


Şimdi ise bu sözün bozulmasından bahsedilir.


Buradaki temel ilke çok geniştir:


Bir söz vermek sorumluluk doğurur.


İnsan kabul ettiği yükümlülüğü sürekli ihlal ederse, verdiği sözün anlamını ortadan kaldırmaya başlar.


2️⃣ Ahdin Bozulması Neden Bu Kadar Ağır Bir Meseledir ❓


Çünkü güven, söz üzerine kurulur.


İki insan arasında da böyledir.


Toplumlar arasında da böyledir.


İnsan ile Allah arasındaki ahit açısından da aynı temel düşünce vardır.


Sözün sürekli bozulduğu yerde:


güven azalır,


sadakat kaybolur



ve sorumluluk duygusu zayıflar.


Mâide Suresi’nin ilk ayetinden itibaren ahit konusunun tekrar tekrar gündeme gelmesi bu yüzden dikkat çekicidir.


3️⃣ “Onları Lânetledik” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


Kur’an’daki lânet kavramı genel olarak Allah’ın rahmetinden uzaklaşma anlamı taşır.


Burada bunun sebebi bir soy veya etnik kimlik değildir.


Ayet açıkça sebebi belirtir:


“Verdikleri sözü bozmaları sebebiyle…”


Dolayısıyla eleştiri kimliğe değil, davranışa yöneliktir.


Bu ayrımı korumak ayetin doğru anlaşılması açısından çok önemlidir.


4️⃣ “Kalplerini Katılaştırdık” Ne Demektir ❓


Ayetin en sarsıcı ifadelerinden biri budur.


Kalbin katılaşması fiziksel bir olay değildir.


İnsanın;


hakikate,


vicdana,


öğüde,


merhamete


ve ahlaki uyarılara karşı duyarsızlaşması anlamında anlaşılır.


İnsan başlangıçta yaptığı bir yanlış nedeniyle rahatsız olabilir.


Ama aynı yanlışı sürekli tekrar ederse zamanla rahatsızlığı azalabilir.


İşte kalbin katılaşması bu ahlaki duyarsızlaşmayı ifade eden güçlü bir benzetmedir.


5️⃣ İnsan Kalbi Nasıl Katılaşır ❓


Kalbin katılaşması çoğu zaman bir anda gerçekleşmez.


İnsan önce küçük bir yanlışı normalleştirebilir.


Sonra daha büyüğünü yapabilir.


Bir süre sonra yaptığı şeyi savunmaya başlayabilir.


Daha sonra eleştiriyi düşmanlık olarak görmeye başlayabilir.


Sonunda insan kendi yanlışını görmekte zorlanabilir.


Bu açıdan ayet insan psikolojisine dair son derece derin bir uyarı taşır:


Sürekli yapılan yanlış, zamanla vicdanın sesini zayıflatabilir.


6️⃣ “Kelimeleri Yerlerinden Değiştirirler” Ne Anlama Gelir ❓


Ayette geçen ifade vahyedilmiş sözlerin anlamıyla oynanmasına işaret eder.


Klasik tefsirlerde bu ifade farklı şekillerde yorumlanmıştır.


Bazı yorumcular bunu metnin değiştirilmesiyle ilişkilendirmiştir.


Bazıları ise kelimelerin anlamlarının çarpıtılması, yanlış yorumlanması veya olması gereken bağlamdan çıkarılması şeklinde anlamıştır.


Ortak nokta şudur:


Hakikat, çıkar uğruna başka bir anlama taşınmamalıdır.


7️⃣ Bir Metnin Anlamını Değiştirmek Nasıl Olabilir ❓


Bir metnin harflerini değiştirmek tek yöntem değildir.


İnsan bir sözü olduğu gibi aktarırken bile bağlamını gizleyebilir.


Bir cümlenin yalnızca işine gelen bölümünü gösterebilir.


Anlamını tersine çevirebilir.


Bir hükmü kendi çıkarına uyacak biçimde yorumlayabilir.


Dolayısıyla ayetteki uyarı bugün için de son derece anlamlıdır:


Metne sadakat, yalnızca kelimeleri korumak değil; anlamı da dürüstçe aktarmaktır.


8️⃣ Dini Metinler Çıkar İçin Kullanılabilir Mi ❓


Tarih boyunca kutsal metinlerin siyasi, ekonomik veya kişisel çıkarlar için yorumlandığı örnekler görülmüştür.


Ayetin uyarısı bu açıdan evrensel bir ahlak ilkesi taşır.


İnsan önce karar verip sonra kutsal metinden kendi kararını doğrulayacak cümleleri aramaya başladığında ciddi bir sorun ortaya çıkar.


Doğru yaklaşım:


Metni kendi isteğimize uydurmak değil, metnin gerçekten ne söylediğini anlamaya çalışmaktır.


9️⃣ “Kendilerine Hatırlatılanın Bir Kısmını Unuttular” Ne Demektir ❓


Ayette geçen “unutma” yalnızca zihinsel hafıza kaybı anlamına gelmeyebilir.


Bir hükmün bilindiği hâlde terk edilmesi de zamanla onun unutulması gibi sonuç doğurabilir.


İnsan bir değeri sürekli uygulamazsa o değer hayatındaki etkisini kaybeder.


Bu nedenle burada:


bilginin davranıştan kopması


eleştiriliyor olabilir.


🔟 İnsan Bildiği Bir Hakikati Nasıl Unutabilir ❓


Bir şeyi bilmek ile ona göre yaşamak aynı değildir.


İnsan:


adaletin önemli olduğunu bilir ama haksızlık yapabilir.


Dürüstlüğün değerini bilir ama yalan söyleyebilir.


Merhametin güzel olduğunu bilir ama acımasız davranabilir.


Sözünü tutması gerektiğini bilir ama sözünü bozabilir.


Bir değer sürekli uygulanmadığında zamanla teorik bir bilgiye dönüşebilir.


Kur’an’ın “unutma” eleştirisi bu açıdan son derece derindir.


1️⃣1️⃣ Ayet Bütün İsrailoğullarını mı Aynı Şekilde Suçluyor ❓


Hayır.


Ayetin kendisi bunu açıkça sınırlar.


Metinde:


“İçlerinden pek azı hariç…”


ifadesi bulunmaktadır.


Dolayısıyla Kur’an topluluk içinde farklı insanların bulunabileceğini kabul eder.


Bir grubun bazı mensuplarının davranışını o grubun bütün bireylerine yüklemek ayetin kendi içindeki bu ayrımı göz ardı etmek olur.


Bu, Kur’an’daki adalet anlayışı açısından önemli bir noktadır.


1️⃣2️⃣ “Onlardan Sürekli Bir Hainlik Görürsün” İfadesi Nasıl Anlaşılmalıdır ❓


Bu ifade ayetin tarihsel muhatapları içindeki belirli kesimlerin davranışları bağlamında değerlendirilmelidir.


Buradan herhangi bir dini veya etnik topluluğun bütün zamanlardaki bütün üyelerinin “hain” olduğu sonucu çıkarılamaz.


Zaten aynı ayette bir istisna bulunmaktadır.


Kur’an’ın başka ayetlerinde de Ehl-i Kitap içinde dürüst ve doğru kimselerin bulunduğu açıkça ifade edilir.


Dolayısıyla mesele soy değil, davranıştır.


1️⃣3️⃣ İhanet Neden Ahdin Karşıtıdır ❓


Ahit güven oluşturur.


İhanet ise güveni yıkar.


Bir kişi sözleşmeye taraf olduğunda karşı taraf onun sözüne dayanarak hareket eder.


Sözün gizlice bozulması bu nedenle yalnızca teknik bir ihlal değildir.


Başkasının güveninin kötüye kullanılmasıdır.


Bu nedenle ihanet, toplumsal ilişkilerde son derece yıkıcıdır.


1️⃣4️⃣ Bütün Bu Ağır Eleştirilerden Sonra Neden “Affet” Deniliyor ❓


Ayetin en çarpıcı taraflarından biri tam olarak budur.


Uzun bir eleştirinin ardından Hz. Muhammed’e:


“Onları affet ve aldırış etme.”


anlamındaki emir gelir.


Bu geçiş şaşırtıcıdır.


Çünkü insan doğal olarak:


“İhanet ettilerse cezalandır.”


diye düşünebilir.


Ayet ise belirli bağlamda affetmeyi ve aşmayı öne çıkarır.


1️⃣5️⃣ Affetmek Yapılan Yanlışı Doğru Kabul Etmek Midir ❓


Hayır.


Affetmek ile yanlışın yanlış olduğunu inkâr etmek aynı şey değildir.


Bir insan:


“Bana yapılan şey yanlıştı.”


diyebilir ve yine de intikam peşinde koşmamayı seçebilir.


Dolayısıyla bağışlama:


haksızlığı haklı göstermek değil,


haksızlığın insanın geleceğini yönetmesine izin vermemektir.


1️⃣6️⃣ “Aldırış Etme” Ne Anlama Gelir ❓


Buradaki anlam, bazı kötülükleri aşmak ve sürekli çatışmayı büyütmemek şeklinde anlaşılabilir.


Her haksızlık aynı yöntemle çözülmez.


Bazı durumlarda hukuk gerekir.


Bazı durumlarda mesafe gerekir.


Bazı durumlarda ise meseleyi büyütmemek daha büyük bir iyilik doğurabilir.


Ayetin sonunda ihsanın zikredilmesi bu nedenle önemlidir.


1️⃣7️⃣ “Allah İyilik Yapanları Sever” Neden Ayetin Sonunda Yer Alır ❓


Ayet:


“Şüphesiz Allah muhsinleri sever.”


anlamındaki ifadeyle sona erer.


“Muhsin”, yalnızca zorunlu olanı yapan kişi değildir.


İhsan, iyiliği güzel ve üstün bir şekilde gerçekleştirmeyi ifade eder.


Adalet insana hakkını verir.


İhsan ise bazen adaletin üzerine çıkarak affetmeyi, iyilik etmeyi ve kötülük döngüsünü kırmayı mümkün kılar.


1️⃣8️⃣ Mâide 12 ve 13 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓


Mâide 12’de:


ahit,


namaz,


zekât,


iman,


yardım



ve Allah’ın vaadi vardır.


Mâide 13’te ise ahdin bozulmasının sonuçları anlatılır:


rahmetten uzaklaşma,


kalbin katılaşması,


anlamın çarpıtılması



ve unutma.


Bu iki ayet birlikte çok güçlü bir mesaj verir:


Verilen söze sadakat insanı inşa eder; sürekli ihanet ise insanın iç dünyasını da bozabilir.


1️⃣9️⃣ Mâide Suresi 13. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor ❓


Mâide Suresi 13. ayet geçmişte yaşamış bir topluluğun bazı mensuplarını anlatırken bugünün insanına da son derece güçlü bir ayna tutar.


Çünkü ayetteki tehlikeler hâlâ insana aittir:


Sözünü bozmak.


İşine gelmeyen hakikati eğip bükmek.


Bilip uygulamadığı şeyi zamanla unutmak.


Aynı yanlışı tekrar ederek vicdanını duyarsızlaştırmak.



İnsan bir kere yalan söylediğinde rahatsız olabilir.


İkinci kez daha az rahatsız olabilir.


Defalarca tekrar ettiğinde ise yalan artık ona normal görünmeye başlayabilir.


Kalbin katılaşmasının en korkutucu tarafı belki de budur:


İnsan yanlış yaptığını fark edebilme yeteneğini kaybetmeye başlayabilir.


Fakat ayet bütün bu karanlık tablonun sonunda son derece güçlü bir kapı açar:


“Affet ve aldırış etme. Allah iyilik yapanları sever.”


Demek ki Kur’an’ın hedefi yalnızca suçu teşhis etmek değildir.


Kötülüğün oluşturduğu döngünün nasıl kırılacağını da göstermektir.


İhanete her zaman başka bir ihanetle cevap verilmek zorunda değildir.


Nefret başka bir nefreti doğurmak zorunda değildir.


İnsan yanlış karşısında hakkını korurken bile kalbinin kötülüğe dönüşmesine izin vermeyebilir.


Mâide 13 böylece çok derin bir uyarıyla sona erer:


Başkasının ahdini bozması, senin ahlakını bozmasın.


“Mâide Suresi 13. ayetin en çarpıcı tarafı, ihanet ve kalp katılığını anlattıktan sonra insanı yine iyiliğe çağırmasıdır. Başkasının yaptığı yanlış seni de yanlışın içine çekiyorsa kötülük iki kişiye ulaşmış demektir. Gerçek güç, hakkı görüp kalbi karartmadan yoluna devam edebilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt