John Searle Gerçekçilik Hakkında Ne Düşünür
Dış Dünya, Bilinç, Dil Ve Toplumsal Gerçeklik Nasıl Temellendirilir
"Gerçeklik, insan zihninin keyfine göre eğilip bükülen bir gölge değildir; zihin onu yorumlar, dil onu anlatır, toplum onu kurumlaştırır, fakat varlık kendi sessiz ağırlığını korur."
– Ersan Karavelioğlu
John Searle'ün gerçekçilik anlayışı, onun felsefesinin en temel damarlarından biridir. Searle, özellikle dış dünyanın insan zihninden bağımsız olarak var olduğunu, bilincin gerçek bir biyolojik olgu olduğunu, dilin anlam üretirken gerçeklikle ilişki kurduğunu ve toplumsal gerçekliğin insan yapımı olsa bile gerçek sonuçlar doğurduğunu savunur.
Searle'e göre gerçeklik yalnızca dilin, kültürün, yorumun veya toplumsal inşanın ürünü değildir. İnsanlar dünyayı farklı biçimlerde yorumlayabilir; fakat bu, dünyanın yalnızca yorumlardan ibaret olduğu anlamına gelmez. Bir dağ, biz ona dağ demeden de vardır. Bir hastalık, biz onu teşhis etmeden önce de bedende işleyebilir. Bir gezegen, insan onu gözlemlemeden önce de hareket eder. Bir beyin, insan onun hakkında teori kurmadan önce de biyolojik süreçlerle çalışır.
Fakat Searle'ün gerçekçiliği basit bir "her şey sadece dış dünyadır" anlayışı değildir. Onun gerçekçilik anlayışı çok katmanlıdır. Çünkü Searle için gerçekliğin farklı düzeyleri vardır:
Fiziksel gerçeklik
Biyolojik gerçeklik
Bilinçli öznel gerçeklik
Dilsel anlam gerçekliği
Toplumsal ve kurumsal gerçeklik
Bu yüzden Searle, hem dış dünyanın bağımsız varlığını savunur hem de insanın dil, bilinç ve toplum aracılığıyla gerçekliğe anlam katma gücünü kabul eder.
John Searle Gerçekçilik Hakkında Genel Olarak Ne Düşünür
John Searle, genel anlamda güçlü bir gerçekçilik savunucusudur. Ona göre dünya, insan zihninden, dilinden ve toplumsal yorumlarından bağımsız olarak vardır. İnsanlar dünyayı yorumlar, tasvir eder, adlandırır ve kavramsallaştırır; fakat bu eylemler dünyanın varlığını yaratmaz.
Searle'ün gerçekçilik anlayışında şu temel fikirler öne çıkar:
Dış dünya zihinden bağımsızdır.
Gerçeklik yalnızca dilsel inşa değildir.
Bilinç gerçek bir biyolojik olgudur.
Toplumsal kurumlar insan yapımıdır ama gerçek sonuçlar doğurur.
Bilgi, gerçekliğe yönelen bir çabadır.
Dil, dünyadan kopuk bir oyun değildir; dünyayla ilişki kurar.
Searle, özellikle aşırı görecilik, aşırı sosyal inşacılık ve "her şey dildir" anlayışlarına karşı çıkar. Ona göre elbette insanlar gerçekliği belirli kavramlar, diller ve kültürel çerçeveler içinde anlar. Fakat buradan "gerçeklik yalnızca bizim kurduğumuz bir şeydir" sonucuna gidilemez.
Searle'ün temel tavrı şudur:
Dünyayı yorumlamamız, dünyanın yalnızca yorumdan ibaret olduğunu göstermez.
Gerçekçilik Nedir
Gerçekçilik, en genel anlamıyla, bazı şeylerin insan zihninden bağımsız olarak var olduğunu savunan felsefi görüştür. Buna göre gerçeklik, yalnızca düşüncelerimizin, algılarımızın, kelimelerimizin veya toplumsal kabullerimizin ürünü değildir.
Gerçekçilik şunu savunur:
Bir dış dünya vardır.
Bu dünya insan zihninden bağımsızdır.
İnsan bu dünyayı bilebilir, yanlış anlayabilir veya kısmen kavrayabilir.
Doğruluk, yalnızca kişisel inanç değil, gerçeklikle ilişki meselesidir.
Örneğin:
Dünya, insanlar inansa da inanmasa da vardır.
Yerçekimi, biz onu adlandırmadan önce de işler.
Bakteriler, insanlar mikroskobu icat etmeden önce de hastalık yapabilir.
Bir taş, kimse ona bakmasa da fiziksel varlığını sürdürür.
Searle'ün gerçekçiliği bu temel sezgiye dayanır. Fakat o, gerçekçiliği sadece fiziksel nesnelerle sınırlamaz. Bilinç ve toplumsal gerçeklik gibi daha karmaşık alanları da ciddiye alır.
Searle'e Göre Dış Dünya Zihinden Bağımsız Mıdır
Evet. Searle'e göre dış dünya insan zihninden bağımsız olarak vardır. Bu, onun gerçekçilik anlayışının en temel noktalarından biridir.
Bir dağ, insan onu düşünmese de vardır.
Bir nehir, insan ona isim vermese de akar.
Bir yıldız, insan onu gözlemlemese de ışık saçar.
Bir kimyasal süreç, insan onu bilmeden de gerçekleşir.
Searle için bu gerçeklik, felsefenin vazgeçmemesi gereken en temel varsayımlarından biridir. Çünkü eğer dış dünyanın bağımsız varlığını tümüyle reddedersek, bilgi, bilim, doğruluk, hata ve araştırma kavramları anlamını kaybeder.
Yanılmak bile gerçekçiliği gerektirir. Çünkü bir insanın yanılması, onun inancıyla gerçeklik arasında fark olduğunu gösterir.
Örneğin kişi dışarıda yağmur yağdığını sanabilir; fakat dışarıda yağmur yoksa inancı yanlıştır. Bu yanlışlık, zihinden bağımsız bir gerçeklik standardı olduğunu gösterir.
Bu yüzden Searle için dış dünya, insan yorumundan önce gelen temel gerçeklik alanıdır.
Searle Aşırı Göreciliğe Neden Karşıdır
Searle, aşırı görecilik anlayışına karşıdır çünkü bu yaklaşım, hakikati yalnızca kişisel bakış açısına, kültüre veya dilsel yapıya indirgeme eğilimindedir. Aşırı görecilik, çoğu zaman "herkesin gerçekliği kendine göre" düşüncesine yaklaşır.
Searle buna itiraz eder.
Çünkü ona göre:
İnsanlar farklı bakış açılarına sahip olabilir.
Kültürler dünyayı farklı yorumlayabilir.
Dil, gerçekliği ifade etme biçimimizi etkileyebilir.
Fakat bunlar gerçekliğin tamamen göreli olduğu anlamına gelmez.
Örneğin bir hastalık farklı kültürlerde farklı adlarla yorumlanabilir; fakat bedendeki biyolojik süreç yine de gerçek olabilir. Bir savaş farklı taraflarca farklı anlatılabilir; fakat ölen insanlar, yıkılan şehirler ve yaşanan acılar yalnızca yorum değildir. Bir ekonomik kriz farklı ideolojilerle açıklanabilir; fakat insanların işini kaybetmesi gerçek sonuçtur.
Searle'ün eleştirisi şudur:
Yorumların çoğulluğu, gerçekliğin yokluğu demek değildir.
Bu yüzden gerçekçilik, Searle için düşünceyi keyfîlikten koruyan önemli bir felsefi zemindir.
Searle'e Göre Bilinç Gerçek Midir
Searle'e göre bilinç kesinlikle gerçektir. Hatta bilinç, insanın en doğrudan bildiği gerçekliklerden biridir. Çünkü bilinçli deneyimler içeriden yaşanır.
Bir kişi acı çektiğinde, o acı onun için gerçektir.
Bir kişi korktuğunda, korku yalnızca davranış değildir.
Bir kişi kırmızıyı gördüğünde, kırmızıyı görmenin öznel bir deneyimi vardır.
Bir kişi müzikten etkilendiğinde, bu yalnızca dış gözlemle açıklanacak bir hareket değildir.
Searle, bilinci yok sayan veya onu yalnızca davranışa indirgeyen yaklaşımlara karşı çıkar. Ona göre bilinç bir yanılsama olamaz; çünkü yanılsama bile bilinç gerektirir.
Bu çok güçlü bir noktadır:
Bilinç yoktur demek bile bilinçli bir iddia gerektirir.
Searle'ün gerçekçilik anlayışında bilinç, doğaüstü değildir; fakat gerçektir. Beynin biyolojik süreçlerinden doğar, ama öznel deneyim olarak var olur.
Bu yüzden Searle'ün gerçekçiliği yalnızca dış dünya gerçekçiliği değildir. Aynı zamanda bilinç gerçekçiliğidir.
Searle'ün Bilinç Gerçekçiliği Neden Önemlidir
Searle'ün bilinç gerçekçiliği önemlidir çünkü modern felsefe ve bilimde bazı indirgemeci yaklaşımlar bilinci açıklamak isterken onu neredeyse ortadan kaldırmaya çalışır. Searle buna karşı çıkar.
Ona göre bilinç:
Gerçek bir biyolojik olgudur.
Öznel deneyim taşır.
Beyin süreçlerinden doğar.
Davranışa indirgenemez.
Bilgisayar programıyla aynı şey değildir.
Yok sayılamaz.
Bu yaklaşım, insan zihninin derinliğini korur. Çünkü insan yalnızca dışarıdan gözlenen bir davranış makinesi değildir. İnsan içeriden yaşayan, hisseden, düşünen ve anlam kuran bir varlıktır.
Searle, bilinci doğaüstü bir ruh olarak açıklamaz. Ama onu basitçe "nöronların çalışması" diyerek de geçiştirmez. Çünkü bilinç, nöronların işleyişine bağlı olsa bile, kişi açısından yaşanan bir gerçekliktir.
Bu nedenle Searle'ün bilinç gerçekçiliği, hem bilimsel hem felsefi derinlik taşır.
Searle Dilin Gerçeklikle İlişkisini Nasıl Kurar
Searle'e göre dil, gerçeklikten kopuk bir sembol oyunu değildir. Dil, insan zihninin gerçek dünyayla ilişki kurma biçimlerinden biridir. İnsanlar dil aracılığıyla dünyayı anlatır, temsil eder, sorgular, doğrular, yanlışlar ve anlamlandırır.
Dil:
Dünyayı betimler.
İnançları ifade eder.
Niyetleri taşır.
Söz edimleriyle eylem yapar.
Toplumsal gerçeklik kurar.
Searle'ün dil felsefesinde anlam, yalnızca kelimelerin dizilişinden doğmaz. Anlam, zihnin niyetliliğiyle ve gerçek dünyaya yönelmesiyle ilişkilidir.
Örneğin "Dışarıda yağmur yağıyor" cümlesi bir dünya durumunu ifade eder. Bu cümle, dış dünyadaki gerçek duruma göre doğru veya yanlış olabilir.
Bu yüzden dil, gerçeklikle bağ kurar.
Searle'ün gerçekçiliği burada da belirgindir:
Cümleler yalnızca kendi içlerinde dönmez; dünyaya yönelir.
Searle'e Göre Doğruluk Nedir
Searle'e göre doğruluk, genel olarak bir ifadenin gerçeklikle uygunluk ilişkisi içinde olmasıyla ilgilidir. Bir ifade, dünyadaki durumu doğru biçimde temsil ediyorsa doğru olur.
Örneğin:
"Kar beyazdır" ifadesi, kar gerçekten beyazsa doğrudur.
"Dışarıda yağmur yağıyor" ifadesi, dışarıda gerçekten yağmur yağıyorsa doğrudur.
"Bu masa ahşaptır" ifadesi, masa gerçekten ahşapsa doğrudur.
Bu anlayış, gerçekçilikle uyumludur. Çünkü doğruluk, yalnızca kişinin inanmasıyla oluşmaz. Bir insan çok güçlü biçimde yanlış bir şeye inanabilir. İnancın kuvveti, onu doğru yapmaz.
Searle için bu nokta önemlidir:
Doğruluk, inançtan fazlasını gerektirir. Gerçeklikle ilişki gerektirir.
Bu yüzden bilim, felsefe ve gündelik bilgi gerçeklikle sınanmak zorundadır.
Bir düşünce güzel, popüler veya rahatlatıcı olabilir; fakat gerçeklikle uyuşmuyorsa doğru değildir.
Searle Toplumsal Gerçekliği Nasıl Gerçek Sayar
Searle'ün gerçekçilik anlayışının en ilginç tarafı, toplumsal gerçekliği de ciddiye almasıdır. Çünkü bazı şeyler insan yapımıdır ama yine de gerçektir.
Örneğin:
Para
Devlet
Evlilik
Mülkiyet
Hukuk
Diploma
Vatandaşlık
Şirket
Mahkeme kararı
Bunlar doğada kendiliğinden bulunmaz. İnsanların ortak kabulü, dilsel beyanları ve kurumsal kuralları sayesinde var olur.
Fakat insan yapımı oldukları için sahte değildirler. Para insan yapımıdır; ama gerçek ekonomik sonuçlar doğurur. Evlilik toplumsal bir kurumdur; ama gerçek hak ve sorumluluklar üretir. Devlet ortak kabul ve güç yapılarıyla kurulur; ama gerçek sınırlar, yasalar ve yaptırımlar oluşturur.
Searle'ün büyük katkısı burada ortaya çıkar:
Toplumsal gerçeklik öznel kabullerden doğar; fakat nesnel toplumsal sonuçlar üretir.
Bu, onun gerçekçiliğini çok katmanlı hale getirir.

İnsan Yapımı Olan Şey Nasıl Gerçek Olabilir
Bu soru Searle'ün toplumsal ontolojisinin merkezindedir. Bir şey insan yapımıysa, bu onun gerçek olmadığı anlamına gelmez. İnsan yapımı birçok şey son derece gerçek olabilir.
Bir köprü insan yapımıdır; fakat gerçektir.
Bir yasa insan yapımıdır; fakat gerçek sonuç doğurur.
Bir para birimi insan yapımıdır; fakat insanların hayatını etkiler.
Bir üniversite insan yapımı kurumdur; fakat diploma, meslek ve statü üretir.
Searle'e göre burada önemli olan şudur:
Bir gerçekliğin varlık biçimi insan kabulüne bağlı olabilir; fakat bu onun etkisiz veya hayalî olduğu anlamına gelmez.
Toplumsal gerçeklik insan kabulüyle kurulur. Fakat kurulduktan sonra bireylerin hayatında bağımsız bir güç gibi işleyebilir.
Bir kişi paraya inanmak istemese bile, ekonomik sistem içinde para onun hayatını etkiler. Bir kişi hukuku reddetse bile, hukuk sistemi onu yargılayabilir.
Bu yüzden toplumsal gerçeklik hem insan yapımıdır hem de güçlü biçimde gerçektir.

Searle'ün Gerçekçiliği Postmodern Yaklaşımlarla Nasıl Çatışır
Searle, özellikle gerçekliği aşırı biçimde dil, söylem ve iktidar inşasına indirgeyen bazı postmodern yaklaşımlara karşı eleştirel durur. Ona göre dil ve toplum gerçekliği şekillendirebilir; fakat fiziksel gerçekliği tamamen yaratmaz.
Searle'ün itiraz ettiği düşünce şudur:
Gerçeklik sadece söylemdir.
Hakikat yalnızca güç ilişkilerinin ürünüdür.
Dış dünya, dilsel inşa dışında anlam taşımaz.
Searle bu tür iddialara karşı gerçekçi bir çizgide durur.
Elbette Searle, toplumun kurumlar ve dil yoluyla gerçeklik katmanları kurduğunu kabul eder. Para, devlet, hukuk ve mülkiyet gibi şeyler gerçekten de toplumsal inşa ürünüdür. Fakat bu, atomların, dağların, gezegenlerin veya biyolojik süreçlerin de yalnızca söylem olduğu anlamına gelmez.
Searle'ün ayrımı şudur:
Bazı gerçeklikler insan kabulüne bağlıdır.
Bazı gerçeklikler insan kabulünden bağımsızdır.
Bu ayrım yapılmadığında felsefi karışıklık doğar.

Searle'e Göre Bilim Gerçekliği Açıklar Mı
Searle, bilimin gerçekliği açıklama gücünü ciddiye alır. Ona göre bilim, insan zihninden bağımsız dünyayı anlamaya çalışan en güçlü yöntemlerden biridir.
Bilim:
Gözlem yapar.
Deney kurar.
Hipotez üretir.
Yanlışları düzeltir.
Doğa yasalarını araştırır.
Nedensel mekanizmaları açıklar.
Searle'ün gerçekçiliği bilimsel düşünceyle uyumludur. Çünkü bilim, gerçekliğin insan inançlarından bağımsız olarak işlediğini varsayar. Eğer dünya bizim inançlarımıza göre değişseydi, deney yapmak anlamsız olurdu.
Bilimde hata mümkündür. Fakat hata, gerçekçilik için sorun değil, tam tersine kanıttır. Çünkü hata, inanç ile gerçeklik arasında fark olduğunu gösterir.
Searle için bilimsel araştırmanın anlamı şudur:
Zihin, dünyayı kendi keyfine göre yaratmaz; dünyayı anlamaya çalışır.
Bu yüzden bilimsel doğruluk, gerçeklikle karşılaşmayı gerektirir.

Searle'e Göre Algı Gerçek Dünyaya Ulaşır Mı
Searle'e göre algı, bizi gerçek dış dünyaya bağlayan temel bilinç biçimlerinden biridir. İnsanlar dünyayı algılar, nesneleri görür, sesleri duyar, kokuları alır ve çevrede hareket eder.
Elbette algı yanılabilir. İnsan serap görebilir, bir şeyi yanlış duyabilir, uzak nesneyi olduğundan küçük sanabilir. Fakat algının yanılabilir olması, dış dünyaya ulaşmadığı anlamına gelmez.
Tam tersine, yanılma fikri bile doğru algı ihtimalini gerektirir.
Bir algının yanlış olması için, onun karşılaştırılabileceği bağımsız bir gerçeklik olması gerekir.
Searle'ün gerçekçi tavrı şudur:
Algı, bizi genellikle gerçek dünyaya bağlar; fakat bu bağlantı hatasız değildir.
Bu yaklaşım hem naif değildir hem de şüpheciliğe teslim olmaz.
Yani Searle, algının dünyaya yönelmiş gerçek bir bilinç durumu olduğunu savunur.

Searle'ün Gerçekçilik Anlayışında Niyetlilik Neden Önemlidir
Niyetlilik, zihinsel durumların bir şeye yönelmiş olmasıdır. Searle'ün gerçekçiliğinde niyetlilik çok önemlidir çünkü zihin ile dünya arasındaki bağı açıklar.
Bir inanç, bir şey hakkındadır.
Bir arzu, bir şeye yönelir.
Bir korku, bir şeyden korkudur.
Bir algı, bir nesneye veya olaya yönelir.
Bir cümle, bir durumu temsil edebilir.
Bu yönelmişlik, zihnin dünyadan kopuk olmadığını gösterir.
Örneğin "Dışarıda yağmur yağıyor" inancı, dış dünyadaki bir duruma yönelir. Bu inanç doğru veya yanlış olabilir. Doğruluk ya da yanlışlık, zihinden bağımsız gerçek durumla ilişkilidir.
Bu yüzden niyetlilik, Searle'ün gerçekçiliğinde temel bir köprü görevi görür:
Zihin dünyaya yönelir. Dil bu yönelimi ifade eder. Gerçeklik bu ifadeleri doğrular veya yanlışlar.

Searle Gerçekliği Kaç Katmanlı Düşünür
Searle'ün gerçekçilik anlayışı tek katmanlı değildir. O, gerçekliği farklı düzeylerde düşünür.
Başlıca gerçeklik katmanları şöyle sıralanabilir:
Fiziksel gerçeklik: Dağlar, atomlar, gezegenler, bedenler, nesneler.
Biyolojik gerçeklik: Canlılık, beyin, sinir sistemi, organizma süreçleri.
Bilinçli gerçeklik: Acı, algı, duygu, düşünce, öznel deneyim.
Dilsel gerçeklik: Anlam, söz edimleri, ifadeler, iletişim.
Toplumsal gerçeklik: Para, hukuk, devlet, evlilik, kurumlar, statüler.
Bu katmanlar birbirinden tamamen kopuk değildir. Fiziksel dünya biyolojik yaşamı mümkün kılar. Biyolojik beyin bilinci doğurur. Bilinç dil ve anlam üretir. Dil toplumsal kurumları kurar. Toplumsal kurumlar insan hayatını yeniden şekillendirir.
Bu çok katmanlı yapı, Searle'ün gerçekçiliğini güçlü kılar.
Çünkü o, hem maddenin gerçekliğini hem bilincin gerçekliğini hem de toplumun inşa ettiği kurumların gerçekliğini birlikte düşünür.

Searle'ün Gerçekçiliğinin Güçlü Yanları Nelerdir
Searle'ün gerçekçilik anlayışının en güçlü tarafı, hem dış dünyayı hem bilinci hem de toplumsal kurumları ciddiye almasıdır. O, gerçekliği tek bir düzeye sıkıştırmaz.
Güçlü yanları şunlardır:
Dış dünyanın bağımsız varlığını savunur.
Bilincin gerçekliğini korur.
Dilin dünyayla ilişkisini açıklar.
Toplumsal gerçekliğin nasıl kurulduğunu gösterir.
Aşırı görecilikten kaçınır.
İndirgemeci materyalizmin bilinci küçültmesine karşı durur.
Toplumsal inşanın gerçek sonuçlarını kabul eder.
Searle'ün gerçekçiliği bu yüzden dengelidir.
O, "her şey fiziksel nesnedir" demez.
"Her şey bilinçtir" demez.
"Her şey dildir" demez.
"Her şey toplum tarafından icat edilir" demez.
Onun yaklaşımı daha inceliktir:
Gerçekliğin farklı türleri vardır ve her biri kendi varlık biçimi içinde anlaşılmalıdır.

Searle'ün Gerçekçiliğine Yöneltilen Eleştiriler Nelerdir
Searle'ün gerçekçilik anlayışı güçlü olsa da eleştiriler almıştır. Bazı düşünürler onun dış dünya gerçekçiliğini fazla güvenli bulur. Bazıları ise toplumsal gerçeklik teorisinde güç, tarih ve ideoloji boyutlarını yeterince merkeze almadığını savunur.
Başlıca eleştiriler şunlardır:
Gerçekliğe erişimimiz her zaman dil ve kavramlar aracılığıyla olur.
Searle dış dünyayı kabul ederken yorumun derin rolünü küçümseyebilir.
Toplumsal gerçekliği ortak kabul üzerinden açıklarken güç ilişkilerini geri planda bırakabilir.
Kurumlar yalnızca kabul ile değil, baskı ve iktidarla da sürdürülür.
Bilincin biyolojik gerçekliği kabul edilse bile, nasıl ortaya çıktığı hâlâ tam açıklanmaz.
Bu eleştiriler önemlidir. Çünkü gerçeklik sorusu çok geniştir ve tek bir teoriyle tamamen kapanmaz.
Yine de Searle'ün katkısı büyüktür. O, gerçeklik tartışmalarında hem aşırı relativizme hem de aşırı indirgemeciliğe karşı güçlü bir denge kurar.

Searle'ün Gerçekçilik Anlayışı Bugün Neden Önemlidir
Searle'ün gerçekçilik anlayışı bugün çok önemlidir çünkü çağımızda hakikat, bilgi, yapay zekâ, medya, dijital kimlik, toplumsal kurumlar ve bilim konusunda büyük tartışmalar yaşanmaktadır.
Bugün insanlar şu sorularla karşı karşıyadır:
Gerçek haber ile sahte haber nasıl ayrılır
Yapay zekâ anlam üretiyor mu, yoksa sadece metin mi üretiyor
Dijital para nasıl gerçek değer kazanır
Toplumsal kurumlar nasıl güven üretir veya kaybeder
Bilinç yalnızca veri işleme midir
Hakikat kişisel tercih haline getirilebilir mi
Searle'ün gerçekçiliği bu sorulara güçlü bir zemin sunar.
O bize şunu hatırlatır:
Dış dünya vardır.
Bilinç gerçektir.
Dil anlam taşır.
Toplumsal kurumlar ortak kabulle kurulur.
Ama her şey keyfî yorumdan ibaret değildir.
Bu uyarı, özellikle hakikatin bulanıklaştırıldığı çağlarda çok değerlidir.

Son Söz: Searle'ün Gerçekçiliği Bize Ne Anlatır
Hakikatin Çok Katmanlı Yapısı
John Searle'ün gerçekçilik anlayışı, gerçekliğin hem bağımsız hem de çok katmanlı olduğunu gösterir. Ona göre dış dünya insan zihninden bağımsız olarak vardır. Bilinç, beynin biyolojik süreçlerinden doğan gerçek bir öznel deneyimdir. Dil, niyet ve anlam aracılığıyla dünyaya yönelir. Toplumsal kurumlar ise ortak kabul ve kurallar sayesinde insan yapımı ama gerçek sonuçlar doğuran yapılar hâline gelir.
Searle bize şunu öğretir:
Dağlar insan kabulüne ihtiyaç duymadan vardır.
Bilinç insanın içeriden yaşadığı gerçek bir olgudur.
Dil dünyayı yalnızca süslemez; onu anlamlandırır ve bazen değiştirir.
Para, hukuk, devlet ve evlilik insan yapımıdır; ama hayatı gerçek biçimde etkiler.
Yorum önemlidir; fakat gerçeklik yalnızca yorum değildir.
Bu nedenle Searle'ün gerçekçiliği, insanı hem tevazuya hem de açıklığa çağırır. Dünya bizim zihnimizden büyük bir gerçekliktir. Fakat insan zihni de bu gerçekliği anlayabilen, adlandırabilen, kurumlaştırabilen ve sorgulayabilen olağanüstü bir bilinç alanıdır.
Searle'ün felsefesindeki en büyük denge buradadır:
Gerçeklik bizden bağımsızdır; fakat insan, bilinç, dil ve toplum aracılığıyla gerçekliğin içinde anlam katmanları kurar.
"Hakikat yalnızca taşta, beyinde, kelimede ya da kurumda değildir; Searle bize gerçekliğin fiziksel, bilinçli, dilsel ve toplumsal katmanlar içinde birbirine dokunan büyük bir varlık örgüsü olduğunu hatırlatır."
– Ersan Karavelioğlu