📖 İnsan Suresi 7. Ayette “Onlar Verdikleri Sözü Yerine Getirir ve Kötülüğü Her Tarafı Kuşatan Bir Günden Korkarlar” Buyrulması Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,010
2,724,946
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 İnsan Suresi 7. Ayette “Onlar Verdikleri Sözü Yerine Getirir ve Kötülüğü Her Tarafı Kuşatan Bir Günden Korkarlar” Buyrulması Ne Anlama Gelir ❓


“İnsanın gerçek ahlakı, söz verirken değil; verdiği söz kendisine yük olduğunda ortaya çıkar. Allah’a karşı sorumluluk duyan kişi, kimsenin görmediği yerde bile sözünün ağırlığını taşır.”
Ersan Karavelioğlu

İnsan Suresi’nin 5. ve 6. ayetlerinde ebrârın, yani iyilikte ve doğrulukta olgunlaşmış kulların cennette karşılaşacağı nimetlerden söz edilmişti.


  1. ayette ise çok önemli bir değişiklik olur.

Kur’an artık bize:


“Bu insanlar cennete neden ulaştılar?”


sorusunun cevabını vermeye başlar.


Ayet şöyle buyurur:


“Onlar verdikleri sözü yerine getirir ve kötülüğü her tarafı kuşatan bir günden korkarlar.”


İnsan Suresi, 7. Ayet



Demek ki ebrârı ebrâr yapan yalnızca inandıklarını söylemeleri değildir.


Onların belirli bir ahlakı vardır.


Sözlerinde dururlar.


Allah’a karşı sorumluluklarını ciddiye alırlar.


Ahireti unutmazlar.


Ve yaptıkları davranışların bir gün karşılarına çıkacağını bilirler.


Peki ayette geçen “nezir” tam olarak ne anlama gelir?


Her söz bu kapsamda mıdır?


Allah korkusu insanı karamsarlığa mı götürür?


“Kötülüğü her tarafı kuşatan gün” ifadesi neden bu kadar güçlüdür?


Ve bu ayet güvenilir bir insan olmanın imanla ilişkisi hakkında bize ne öğretir?




1️⃣ İnsan Suresi 7. Ayet Ne Söylüyor ❓


Ayet şöyledir:


يُوفُونَ بِالنَّذْرِ وَيَخَافُونَ يَوْمًا كَانَ شَرُّهُ مُسْتَطِيرًا


Yaklaşık anlamıyla:


“Onlar adaklarını yerine getirir ve kötülüğü her tarafa yayılmış olan bir günden korkarlar.”


Ayet iki büyük özellikten söz eder:


Verdikleri yükümlülüğü yerine getirmek.


Ve:


Hesap gününün ciddiyetini unutmamak.


Biri insanın davranışını, diğeri ise o davranışın arkasındaki bilinci gösterir.


Ebrâr yalnızca doğru şeyler yapan insanlar değildir.


Neden doğru davranmaları gerektiğini de bilen insanlardır.




2️⃣ Ayetteki “Nezir” Ne Demektir ❓


Ayette geçen kelime:


“Nezr”


yani adaktır.


Nezir, insanın aslında kendisine zorunlu olmayan bir ibadeti Allah için kendi üzerine yükümlülük hâline getirmesidir.


Örneğin kişi Allah rızası için belirli bir ibadeti yapmayı adarsa, yerine getirmesi gereken bir sorumluluk doğabilir.


Fakat ayetin mesajı yalnızca teknik anlamdaki adak meselesiyle sınırlı düşünülmemelidir.


Burada çok daha büyük bir ahlaki özellik öne çıkar:


Ebrâr, Allah’a verdikleri sözü hafife almazlar.


Söz onlar için yalnızca ağızdan çıkan ses değildir.


Bir sorumluluktur.




3️⃣ Neden İlk Özellik Olarak Sözünde Durmak Anlatılıyor ❓


Çünkü güvenilirliğin temelinde söz vardır.


Bir insanın karakterini çoğu zaman söyledikleri değil, söylediklerini yerine getirip getirmediği gösterir.


Söz vermek kolaydır.


Yerine getirmek ise bazen zordur.


İnsan söz verdiğinde şartlar uygun olabilir.


Fakat daha sonra:


Masraf çıkabilir.


Zaman kaybedebilir.


Çıkarına ters düşebilir.


Canı istemeyebilir.


İşte ahlak tam burada sınanır.


Sözün bedeli ortaya çıktığında insanın karakteri görünür.




4️⃣ Allah’a Verilen Söz Neden Daha Ağırdır ❓


Çünkü insanlara verilen sözlerde bazen dış denetim vardır.


Birisi sizi hatırlatabilir.


Bir sözleşme olabilir.


Toplum baskısı olabilir.


Fakat Allah’a verilen sözde insan çoğu zaman kendi vicdanıyla baş başadır.


İşte burada ihlas devreye girer.


Kimse bilmese bile kişi:


“Ben bunu Allah için söyledim.”


diyerek sözünü yerine getiriyorsa, davranış artık gösterişten çıkıp kulluk hâline gelir.


Kur’an’ın inşa ettiği insan tipi budur:


Görülmediği yerde de güvenilir insan.




5️⃣ Bu Ayet Bütün Verilen Sözleri Kapsayan Bir Ahlak İlkesi Taşır mı ❓


Evet, ayetin doğrudan konusu adak olsa da Kur’an’ın genel ahlakı açısından söz ve ahde vefa çok daha geniş bir ilkedir.


İnsan:


Eşine söz verir.


Çocuğuna söz verir.


Dostuna söz verir.


İşverenine veya çalışanına söz verir.


Ticarette söz verir.


Topluma söz verir.


Ve en önemlisi Allah’a kulluk sözü taşır.


Sözünde durmak yalnızca güzel bir görgü kuralı değildir.


İnsanın güvenilir olup olmadığını belirleyen temel ahlaki ölçülerden biridir.




6️⃣ Sözünde Durmamak Neden Bu Kadar Büyük Bir Ahlaki Sorundur ❓


Çünkü insan ilişkilerinin büyük bölümü güven üzerine kuruludur.


Bir toplumda insanlar birbirlerinin sözüne güvenemezse:


Ticaret zorlaşır.


Aile ilişkileri bozulur.


Dostluk zayıflar.


Ortaklıklar çöker.


İnsanlar birbirinden sürekli kuşkulanır.


Bu nedenle sözün değeri aslında yalnızca iki kişi arasındaki mesele değildir.


Toplumun ahlaki dokusunu oluşturur.


Bir insan:


“Ben söylediysem yaparım.”


diyebilecek bir karaktere ulaştığında, çevresine güven verir.




7️⃣ “Korkarlar” İfadesindeki Korku Nasıl Bir Korkudur ❓


Ayette:


“Ve yehâfûne…”


yani:


“Korkarlar.”


buyrulur.


Buradaki korku, insanı Allah’tan kaçıran bir korku değildir.


Tam tersine onu Allah’a karşı daha dikkatli hâle getiren sorumluluk korkusudur.


Bir öğrenci önemli bir sınavı ciddiye aldığı için hazırlanır.


Bir cerrah yaptığı ameliyatın sonucundan sorumlu olduğunu bildiği için dikkat eder.


Benzer biçimde mümin de hayatının hesapsız olmadığını bildiği için davranışlarını ciddiye alır.


Bu korkunun amacı:


İnsanı felç etmek değil, gafletten uyandırmaktır.




8️⃣ Allah Korkusu ile Allah Sevgisi Çelişir mi ❓


Hayır.


Sağlıklı dini bilinçte sevgi ve korku birbirini dışlamaz.


Bir insan Allah’ı sever.


Rahmetini umar.


Affına sığınır.


Fakat aynı zamanda O’nun huzurunda hesap vereceğini bilir.


Bu denge önemlidir.


Sadece korku olursa insan ümitsizliğe düşebilir.


Sadece rahatlık olursa sorumluluk duygusu zayıflayabilir.


Kur’an insana hem:


Allah’ın rahmetinden ümit etmeyi


hem de:


Hesabı ciddiye almayı


öğretir.




9️⃣ “Kötülüğü Her Tarafı Kuşatan Gün” Hangi Gündür ❓


Ayetin kastettiği gün:


Kıyamet ve hesap günüdür.


Ayette bu günün şerri için:


“Müstetîrâ”


kelimesi kullanılır.


Bu ifade yayılmış, genişlemiş, her tarafı kuşatmış anlamları taşır.


Yani kıyametin dehşeti küçük ve yerel bir olay değildir.


İnsanlığın bütün alışılmış düzeninin değiştiği, dünyadaki güven duygusunun ortadan kalktığı büyük bir gündür.


Bu nedenle Kur’an ahireti:


Uzak bir teori değil, insanın bugünkü davranışlarını değiştirmesi gereken gelecek bir gerçeklik


olarak anlatır.




🔟 Kıyametin Kötülüğü Neden “Yayılmış” Olarak Tasvir Ediliyor ❓


Çünkü dünyadaki felaketler çoğu zaman sınırlıdır.


Bir şehirde deprem olur, başka yerde hayat devam eder.


Bir ülkede savaş olur, başka yerde insanlar gündelik hayatını sürdürür.


Bir insan felaket yaşar, diğerleri bundan habersiz olabilir.


Fakat kıyamet:


Bireysel veya bölgesel bir hadise değildir.


Bütün insanlığı ilgilendiren büyük bir dönüşümdür.


Hiç kimse:


“Bu olay beni ilgilendirmiyor.”


diyemez.


İşte “müstetîr” ifadesinin oluşturduğu güçlü anlamlardan biri budur:


O günün ciddiyeti herkesi kuşatır.




1️⃣1️⃣ Ebrâr Cennete Gidecekleri Hâlde Neden Korkuyorlar ❓


Çünkü gerçekten iyi insan kendisini garanti altında görmez.


Bu çok önemli bir ahlaki inceliktir.


İnsan kendisini:


“Ben zaten iyiyim.”


diye tamamen güvende görmeye başladığında kibir tehlikesi ortaya çıkabilir.


Ebrâr ise iyilik yapmalarına rağmen hesabı ciddiye alırlar.


Amellerine güvenip Allah’ın rahmetinden bağımsız olduklarını düşünmezler.


Onların korkusu:


Umutsuzluk değil, tevazudur.


Şöyle düşünürler:


“Ben elimden geleni yapmalıyım; fakat nihai hüküm Allah’ındır.”




1️⃣2️⃣ Ahiret Bilinci İnsanı Dünyada Nasıl Değiştirir ❓


Bir insan yaptığı hiçbir şeyin hesabını vermeyeceğine inanırsa, özellikle kendisini kontrol eden kimse olmadığında kötülüğe yönelmesi kolaylaşabilir.


Fakat insan:


“Kimse görmese bile Allah görüyor.”


bilincine sahipse dış denetimin ötesinde bir ahlaki denetim oluşur.


Bu son derece önemlidir.


Çünkü gerçek ahlak:


Polis varken dürüst olmak değildir.


Kamera varken doğru davranmak değildir.


İnsanların önünde iyi görünmek değildir.


Kimse görmediğinde de doğru kalabilmektir.


Ahiret bilinci işte böyle bir iç denetim oluşturabilir.




1️⃣3️⃣ Sözünde Durmak ile Ahiret Korkusu Neden Aynı Ayette Birlikte Anlatılıyor ❓


Çünkü ikisi arasında doğrudan bir ilişki vardır.


İnsan verdiği sözü unutabilir.


Karşı taraf da unutabilir.


Hatta kimse onun sözünü tutmadığını fark etmeyebilir.


Fakat hesap gününe inanan insan şöyle düşünür:


“İnsanlar unutsa Allah unutmaz.”


Bu bilinç sözün ağırlığını artırır.


Böylece ahiret inancı soyut bir inanç olmaktan çıkar.


Günlük hayattaki:


Sözleşmeye,


borca,


emanete,


vaade,


sorumluluğa


yansır.


İşte Kur’an’ın istediği iman budur:


Davranış üreten iman.




1️⃣4️⃣ Her Verilen Söz Mutlaka Yerine Getirilmeli midir ❓


Burada önemli bir ayrım yapmak gerekir.


İnsan Allah’ın yasakladığı bir şeyi yapmaya söz vermişse, sırf söz verdi diye haram veya yanlış bir işi yerine getirmesi doğru olmaz.


Ahlaki ilke:


İyilik ve meşru olan hususlarda sözde durmaktır.


Bir insan kötü bir şey yapacağına söz verdiyse doğrusu o kötülükte ısrar etmek değil, vazgeçmektir.


Demek ki:


Söz değerlidir; fakat hakikat ve ahlak sözün de üzerindedir.


Kur’an’ın övdüğü vefa:


Doğru olan sözde sadakattir.




1️⃣5️⃣ İnsan Kendisine Verdiği Sözlerden de Sorumlu mudur ❓


Bu, ayetin doğrudan hukuki konusu olmamakla birlikte çok güçlü bir ahlaki düşüncedir.


İnsan bazen başkalarına değil kendisine söz verir:


“Artık bunu yapmayacağım.”


“Bu alışkanlığı bırakacağım.”


“Daha iyi bir insan olmaya çalışacağım.”



Fakat bu sözleri sürekli bozduğunda insanın kendi gözündeki güvenilirliği de zayıflayabilir.


Kendisine verdiği küçük sözleri tutabilmek:


İrade,


disiplin


ve karakter oluşturur.


Bu nedenle vefa yalnızca başkalarıyla ilişkimizi değil, kendi iç bütünlüğümüzü de ilgilendirir.




1️⃣6️⃣ Ayet Bize “Karakter” Hakkında Ne Öğretiyor ❓


Karakter büyük sözlerle değil, tekrar edilen davranışlarla oluşur.


Bir insan sürekli sözünü tutarsa:


Güvenilirlik karakterine dönüşür.


Sürekli doğruyu söylerse:


Dürüstlük karakterine dönüşür.


Sürekli merhamet gösterirse:


Merhamet karakterine dönüşür.


Aynı şey kötülük için de geçerlidir.


Küçük ihlaller tekrarlandıkça insan onları normal görmeye başlayabilir.


Bu yüzden İnsan Suresi ebrârı anlatırken soyut sıfatlar kullanmakla yetinmez.


Onların ne yaptığını anlatır.


Çünkü insanın gerçek ahlakı davranışlarında görünür.




1️⃣7️⃣ Bu Ayet Günümüz İnsanına Ne Söylüyor ❓


Bugün söz vermek tarihte hiç olmadığı kadar kolay hâle gelmiş olabilir.


Bir mesaj gönderiyoruz:


“Tamam, yapacağım.”


Bir sözleşmeye tıklıyoruz:


“Kabul ediyorum.”


Bir insana:


“Seni arayacağım.”


diyoruz.


Bir iş için:


“Yarın hazır.”


diyoruz.


Fakat sözün kolay verilmesi onun değerini azaltmamalıdır.


İnsan Suresi bize şunu öğretir:


Söz, insanın karakterinden çıkan bir emanettir.


Bu yüzden güvenilir insan:


Az söz verir.


Ama verdiğinde elinden geldiğince yerine getirir.




1️⃣8️⃣ Ayetin En Derin Mesajı Nedir ❓


Belki de ayetin en derin mesajlarından biri şudur:


Gerçek iyilik, insanın hem geçmiş sözüne hem gelecekteki hesabına karşı sorumluluk duymasıdır.


Ebrâr iki zaman arasında yaşar.


Geçmişe bakar:


“Ne söz verdim?”


Geleceğe bakar:


“Allah’ın huzurunda ne cevap vereceğim?”


Ve bu iki bilinç onların bugünkü davranışını şekillendirir.


Bu olağanüstü bir ahlak formülüdür:


Dün verdiğin sözü unutma.


Yarın vereceğin hesabı unutma.


Bugünü buna göre yaşa.





1️⃣9️⃣ Son Söz ❓


İnsan Suresi’nin 7. ayeti bize cennete ulaşan insanların yalnızca neye inandığını değil, nasıl insanlar olduklarını göstermeye başlar.


Onlar:


Verdikleri sözü yerine getirirler.


Ve:


Hesap gününü ciddiye alırlar.


Bir tarafta vefa vardır.


Diğer tarafta sorumluluk.


Bir tarafta insanlara ve Allah’a verilen sözün ağırlığı vardır.


Diğer tarafta o sözlerin bir gün Allah’ın huzurunda değerlendirileceği bilinci vardır.


Bu nedenle ebrârın ahlakı tesadüfi değildir.


Onlar iyiliği yalnızca canları istediğinde yapmazlar.


İyiliği karakter hâline getirirler.


Ayet bugün bize çok basit ama ağır bir soru bırakmaktadır:


Verdiğimiz sözler bizim için gerçekten ne kadar değerli?


Çünkü insanın güvenilirliği, söylediği güzel sözlerin sayısıyla değil:


Yerine getirdiği sözlerin ağırlığıyla ölçülür.


Ve hesap gününe inanan insan şunu bilir:


İnsanlar bazı sözleri unutabilir.


Belgeler kaybolabilir.


Hatıralar silinebilir.


Fakat Allah’ın ilminde hiçbir emanet kaybolmaz.


“Vefa, insanın yalnızca başkasına verdiği sözün değil, kendi karakterinin de arkasında durmasıdır. Hesap bilinci ise o sözü kimse hatırlamadığında bile insanın unutmasına izin vermeyen iç sestir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt