Kıyamet Suresi 40. Ayette “Bütün Bunları Yapan Allah’ın Ölüleri Diriltmeye Gücü Yetmez mi” Sorusu Ne Anlama Gelir
“İnsan kendi yaratılışına gerçekten baktığında yeniden dirilişi imkânsız görmek için değil, onu mümkün kılan kudreti fark etmek için sebep bulur. İlk defa hayat veren Allah’ın, ölümü aşarak yeniden hayat vermesi neden imkânsız olsun?”
Ersan Karavelioğlu
“Bütün bunları yapan Allah’ın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi?”
Kıyamet Suresi 40. Ayet
“Allah’ın Ölüleri Diriltmeye Gücü Yetmez mi” Sorusu Ne Anlama Gelir
Kıyamet Suresi’nin son ayeti, surenin başından beri anlatılan yeniden diriliş gerçeğini güçlü bir soru ile tamamlar.
Allah insana kendi yaratılışını hatırlatmıştır:
Ardından şu soru sorulur:
“Bütün bunları gerçekleştiren Allah, ölmüş insanı yeniden diriltmeye kadir değil midir?”
Sorunun cevabı açıktır:
Elbette kadirdir.
Ayet yeniden dirilişi yalnızca iman edilmesi gereken bir haber olarak değil, insanın kendi yaratılışı üzerinden düşünülebilecek bir hakikat olarak sunar.
Ayette Neden Doğrudan Cevap Yerine Soru Sorulmuştur
Kur’an bazen insana doğrudan bilgi vermek yerine soru sorarak onu düşünmeye yöneltir.
Buradaki soru bilgi edinmek amacıyla sorulmamıştır. Allah cevabı bilmektedir.
Bu bir retorik sorudur.
Amaç insanın kendi aklıyla şu sonuca ulaşmasıdır:
“Beni ilk defa yaratan Allah, beni yeniden de yaratabilir.”
Soru biçimi, insanı yalnızca dinleyici olmaktan çıkarır ve düşünmeye zorlar.
İnsanın kendi yaratılışı, sorunun cevabının içinde bulunmaktadır.
İlk Yaratılış Yeniden Dirilişe Nasıl Delil Olmaktadır
İnsan dünyaya gelmeden önce bugünkü biçimiyle mevcut değildi.
Sonra küçücük bir biyolojik başlangıçtan:
meydana geldi.
İnsanı ilk defa var eden kudretin onu ikinci kez yaratması neden imkânsız olsun?
Ayetin mantığı son derece açıktır:
İlk yaratılış gerçekleşmişse yeniden yaratılışın imkânsız olduğu ileri sürülemez.
Allah Açısından İlk Yaratmak İle Yeniden Yaratmak Arasında Zorluk Farkı Var mıdır
Hayır. Allah’ın kudreti açısından bir şeyi ilk defa yaratmakla yeniden yaratmak arasında güçlük farkı bulunmaz.
“Kolay” ve “zor” kavramları sınırlı varlıklar için geçerlidir.
İnsan için:
Bir bina yapmak zor,
onu yeniden yapmak daha kolay
olabilir.
Fakat Allah’ın yaratması insanın üretimine benzemez.
Allah’ın kudreti sınırsız olduğu için:
O’nun kudreti açısından mümkün fiillerdir.
Çürümüş Beden Nasıl Yeniden Diriltilebilir
İnsan bedeni öldükten sonra zamanla çözülür ve toprağa karışabilir.
Bu nedenle bazı insanlar:
“Kemikler dağıldıktan sonra insan nasıl yeniden yaratılabilir?”
diye sorabilir.
Fakat yeniden diriliş için Allah’ın eski beden parçalarını insanların yaptığı gibi tek tek bulup birleştirmeye muhtaç olduğu düşünülmemelidir.
İnsanı ilk kez yaratırken de Allah’ın önünde hazır bir insan bedeni yoktu.
Yaratıcı için insanın:
Toprağa karışması,
bedeninin parçalanması,
kemiklerinin çözülmesi
yeniden yaratılışa engel değildir.
İnsan Kimliği Beden Parçalarından mı İbarettir
İnsan yalnızca belirli maddelerin bir araya gelmesinden ibaret değildir.
Bedenimizdeki maddeler hayat boyunca sürekli değişebilir. Buna rağmen insan kendisini aynı kişi olarak bilir.
İnsanın kimliğinde:
önemlidir.
Allah insanın kim olduğunu eksiksiz bilir.
Bu nedenle yeniden diriliş, yalnızca eski atomların toplanması meselesine indirgenemez. Asıl mesele insanın Allah tarafından yeniden var edilip kendi kimliğiyle hesap için diriltilmesidir.
Allah İnsanların Tamamını Nasıl Hatırlayabilir
İnsan zihni sınırlıdır. Milyarlarca insanın bütün hayatını ve davranışını aynı anda bilmesi mümkün değildir.
Fakat Allah’ın bilgisi insan bilgisine benzemez.
Allah:
Bu nedenle milyarlarca insanın yeniden diriltilmesi veya kimliklerinin karışması Allah açısından bir sorun oluşturmaz.
Sınırlı insan zihninin zorlandığı şey, sınırsız ilahi bilgi için imkânsız değildir.
Yeniden Diriliş Neden Gereklidir
Yeniden diriliş yalnızca Allah’ın kudretini göstermek için değil, insanın ahlaki sorumluluğunun tamamlanması açısından da önemlidir.
Dünyada:
Zalimler cezasız kalabilir.
Mazlumlar haklarını alamadan ölebilir.
Gizli iyilikler bilinmeyebilir.
Gizli kötülükler ortaya çıkmayabilir.
Eğer ölüm her şeyin kesin sonu olsaydı birçok adaletsizlik nihai olarak cevapsız kalırdı.
Ahiret ve yeniden diriliş:
sağlar.
Yeniden Diriliş İnsan Hayatına Nasıl Anlam Kazandırır
Eğer insan ölümle tamamen yok olup bütün davranışları sonuçsuz kalsaydı hayatın ahlaki anlamı farklı olurdu.
Fakat yeniden diriliş inancı insana şunu söyler:
Yaptığın hiçbir iyilik kaybolmaz.
Gizli kalan hiçbir haksızlık sonsuza kadar gizli kalmaz.
Bu bilinç:
daha derin bir anlamla ilişkilendirir.
İnsan dünyayı geçici fakat son derece değerli bir fırsat olarak görür.
Kıyamet Suresi Neden Bu Soruyla Bitmektedir
Surenin başında kıyamet gününe dikkat çekilmiş, insanın yeniden dirilişi sorgulaması ele alınmıştı.
Surenin sonunda ise tekrar yaratılış deliline dönülür.
Böylece sure adeta bir daire oluşturur:
ve sonunda yeniden diriliş.
Son soru bütün surenin ana fikrini tek cümlede özetler:
İnsanı ilk defa yaratan Allah, onu yeniden diriltmeye elbette kadirdir.

Bu Ayet Kıyameti İnkâr Eden İnsana Nasıl Cevap Verir
Kıyameti inkâr eden insan çoğu zaman yeniden dirilişi fiziksel açıdan imkânsız görebilir.
Ayet ona uzak bir örnek değil, kendi bedenini gösterir.
Şöyle denilmiş olur:
“Kendi varlığına bak.”
Bir zamanlar:
Konuşamıyordun.
Düşünemiyordun.
Yürüyemiyordun.
Hatta bugünkü bedenin ortada yoktu.
Sonra yaratıldın.
İnsan kendi ilk yaratılışını kabul ediyorsa yeniden dirilişi yalnızca “nasıl olabilir?” sorusuyla imkânsız ilan etmemelidir.

Yeniden Dirilişe İnanmak Bilime Karşı Olmak mıdır
Hayır. Yeniden diriliş metafizik ve dinî bir iddiadır; bilim ise gözlemlenebilir doğa süreçlerini inceler.
Bilim:
araştırabilir.
Fakat:
“Allah gelecekte insanları yeniden yaratacak mı?”
sorusu laboratuvar yöntemleriyle doğrudan test edilecek bir doğa olayı değildir.
Bu nedenle bilim ile ahiret inancı zorunlu olarak birbirini dışlayan iki açıklama değildir.
Biri doğal süreçleri araştırır, diğeri insanın nihai varoluşu ve ilahi kudret hakkında konuşur.

İnsan Neden Yeniden Dirilişi Kabul Etmekte Zorlanabilir
Sorun her zaman yeniden dirilişin zihinsel olarak anlaşılmasının güçlüğü olmayabilir.
Ahireti kabul etmek aynı zamanda:
kabul etmeyi gerektirir.
Bu nedenle insan bazen ahireti yalnızca “mantıksız bulduğu” için değil, onun getirdiği ahlaki sorumluluktan rahatsız olduğu için de reddedebilir.
Kıyamet Suresi insan psikolojisinin bu yönüne de dikkat çeker.

Allah’ın Kudretini Kabul Etmek İnsanın Kibrini Nasıl Etkiler
İnsan kendi yaratılışını ve ölümünü düşündüğünde mutlak güç sahibi olmadığını fark eder.
Kişi:
Doğumunu seçmemiştir.
Bedenini kendisi yaratmamıştır.
Yaşlanmayı tamamen durduramaz.
Ölümü sonsuza kadar engelleyemez.
Yeniden dirilişini de kendisi gerçekleştiremez.
Bu farkındalık insanı küçültmek için değil, kibirden kurtarmak içindir.
Tevazu insanın değersiz olduğunu düşünmesi değil, sınırlarını doğru bilmesidir.

Bu Ayet Ölüm Korkusuna Nasıl Bir Cevap Sunar
Ölüm insan için büyük bir ayrılık olduğu için korku oluşturabilir.
Fakat yeniden diriliş inancı ölümü mutlak yokluk olmaktan çıkarır.
Ölüm:
İman eden insan için yeniden diriliş:
anlamlarını taşır.
Bu inanç ölüm acısını bütünüyle yok etmese de ona farklı bir anlam kazandırır.

Ayet Günümüz İnsanına Ne Söyler
Modern insan teknoloji sayesinde büyük işler başarabilmektedir.
Uzaya araç gönderebilir, genleri inceleyebilir, organ nakli yapabilir ve yaşam süresini uzatabilir.
Bu başarılar değerlidir.
Fakat insan yine de:
Hayatın başlangıcını tamamen kendi iradesiyle kuramaz,
ölümü ortadan kaldıramaz,
evrenin tamamına hükmedemez.
Ayet modern insana şunu sorar:
“Bu kadar büyük bir yaratılışın içinde kendi sınırlılığını gördüğün hâlde, seni ilk defa yaratan kudretin yeniden yaratmasını neden imkânsız görüyorsun?”

İnsan Bu Ayeti Okuduğunda Kendisine Ne Sormalıdır
Bu ayet yalnızca teorik olarak kıyametin mümkün olup olmadığını tartışmak için değildir.
İnsan kendisine şunları da sormalıdır:
“Yeniden dirileceğime gerçekten inanıyorsam nasıl yaşıyorum?”
“Üzerimde kimin hakkı var?”
“Gizli yaptığım şeylerin ortaya çıkacağını düşünüyor muyum?”
“Bugün ölsem hangi davranışımdan pişman olurum?”
“Allah’ın huzurunda görmekten utanacağım hangi yanlışım var?”
“Yaptığım hangi iyiliğin kaybolmayacağını bilmek bana güç veriyor?”
Ahiret inancı davranışlara yansımadığında yalnızca teorik bilgi olarak kalabilir.

Ayetin En Derin Mesajı Nedir
Ayetin en derin mesajı, insanın başlangıcı ile sonu arasında kopmaz bir bağ bulunduğunu göstermesidir.
İnsanı:
Yokluktan varlığa,
nutfeden embriyoya,
embriyodan bebeğe,
bebekten yetişkinliğe
getiren kudret, ölümden sonra da onu yeniden yaratabilir.
Kıyamet Suresi’nin başında insan kemiklerinin yeniden toplanmasını sorgularken, surenin sonunda cevap insanın kendi yaratılışında gösterilir.
İnsan yeniden dirilişin delilini uzaklarda değil, kendi varlığında taşır.

Sonuç: “Allah’ın Ölüleri Diriltmeye Gücü Yetmez mi” Sorusu İnsana Ne Öğretir
Kıyamet Suresi’nin kırkıncı ve son ayeti, surenin bütün mesajını güçlü bir soruyla tamamlar:
İnsanı ilk defa yaratan Allah’ın, onu ölümden sonra yeniden diriltmeye gücü yetmez mi?
Cevap açıktır:
Elbette yeter.
İnsan:
Bir nutfeden yaratılmış,
rahimde geliştirilmiş,
şekillendirilmiş,
erkek veya dişi olarak dünyaya getirilmiş,
akıl ve iradeyle donatılmıştır.
Bütün bunları gerçekleştiren Allah için insanı yeniden yaratmak imkânsız değildir.
Ayet aynı zamanda yeniden dirilişin neden önemli olduğunu da düşündürür.
Çünkü insan başıboş değildir.
Yaptığı:
İyiliklerin,
haksızlıkların,
ibadetlerin,
kul haklarının,
sözlerin,
niyetlerin
bir sonucu vardır.
Kıyamet Suresi insanı ölümle korkutup hayattan uzaklaştırmaz. Tam tersine ölüm ve diriliş gerçeğini hatırlatarak hayatın daha bilinçli, adaletli ve anlamlı yaşanmasını ister.
İlk yaratılış insanın nereden geldiğini, ölüm nereye kadar dünyada kalacağını, yeniden diriliş ise yaptığı hiçbir şeyin sonsuza kadar kaybolmayacağını öğretir. İnsanı ilk kez hayata çağıran Allah, ikinci kez de çağırmaya elbette kadirdir.
“Kıyamet Suresi’nin son sorusunun cevabı insanın kendi varlığında saklıdır: Bir zamanlar yokken bugün düşünen, seven ve seçim yapan bir insan hâline geldiysek, bizi ilk defa var eden kudretin yeniden diriltmesini imkânsız görmek için hiçbir gerçek neden yoktur.”
Ersan Karavelioğlu