📖 İnsan Suresi 5. Ayette “İyiler Kâfur Katılmış Bir Kadehten İçerler” Buyrulması Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,009
2,724,946
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 İnsan Suresi 5. Ayette “İyiler Kâfur Katılmış Bir Kadehten İçerler” Buyrulması Ne Anlama Gelir ❓


“Kur’an cenneti yalnızca maddi nimetlerle anlatmaz; o nimetlerin ardında huzur, arınmışlık ve Allah’ın hoşnutluğu vardır. Kâfur katılmış kadeh de, dünyanın bütün bulanıklıklarından sonra gelen berraklığın işaretlerinden biridir.”
Ersan Karavelioğlu

İnsan Suresi’nin 4. ayetinde inkârın ve nankörlüğün sonucu anlatılmıştı:


Zincirler, bağlar ve alevli ateş.


  1. ayette ise sahne bir anda değişir.

Kur’an bu defa “ebrâr”, yani iyilikte sağlam duran, erdemli ve Allah’a bağlı kullardan söz eder:


“Şüphesiz iyiler, karışımı kâfur olan bir kadehten içerler.”


İnsan Suresi, 5. Ayet



Bir önceki ayette ateş vardı.


Bu ayette ise serinlik çağrıştıran bir içecek vardır.


Bir önceki ayette bağlanmak vardı.


Burada ikram vardır.


Kur’an böylece insanın önüne yalnızca ceza korkusunu değil, iyiliğin sonunda karşılaşacağı güzelliği de koyar.


Peki ayetteki “ebrâr” kimlerdir?


“Kâfur” gerçekten bildiğimiz kâfur mudur?


Cennetteki içeceklerin dünyadaki içeceklerden farkı nedir?


Ve Allah neden cennet nimetlerini böyle somut tasvirlerle anlatmaktadır?




1️⃣ İnsan Suresi 5. Ayet Ne Söylüyor ❓


Ayet şöyledir:


إِنَّ الْأَبْرَارَ يَشْرَبُونَ مِن كَأْسٍ كَانَ مِزَاجُهَا كَافُورًا


Yaklaşık anlamıyla:


“Şüphesiz iyiler, karışımı kâfur olan bir kadehten içerler.”


Ayette üç temel unsur vardır:


Ebrâr.


Kadeh.


Kâfurla karıştırılmış içecek.



Bu kısa ayet, cennetin yalnızca bir ödül yeri değil, aynı zamanda arınmış bir ikram âlemi olduğunu hissettirir.


Burada önemli olan yalnızca ne içildiği değildir.


Asıl önemli olan:


Kimlerin bu ikrama ulaştığıdır.




2️⃣ “Ebrâr” Kimlerdir ❓


Ayette geçen:


“El-ebrâr”


kelimesi, iyilikte ve doğrulukta öne çıkan kimseleri ifade eder.


“Birr” kelimesi Kur’an’da yalnızca küçük bir iyilik yapmak anlamında kullanılmaz.


Daha geniş biçimde:


İman, doğruluk, sadakat, kulluk, merhamet ve güzel davranışların bütününü kapsayan bir ahlaki iyilik hâlini anlatır.


Dolayısıyla “ebrâr”:


Arada bir iyilik yapan insanlar değil,


iyiliği karakter hâline getirmiş kimselerdir.


Birr, yalnızca davranış değildir.


İnsanın yönüdür.




3️⃣ Neden “İyiler” Deniliyor da Sadece “Müminler” Denilmiyor ❓


Bu kullanım son derece anlamlıdır.


Çünkü Kur’an iman ile ahlakı birbirinden koparmaz.


İman yalnızca zihinde taşınan bir kabul değildir.


Gerçek iman:


Davranışa,


merhamete,


adalete,


sadakate,


fedakârlığa


yansır.


Nitekim İnsan Suresi’nin devamındaki ayetler “ebrâr”ın nasıl insanlar olduğunu ayrıntılı biçimde anlatacaktır.


Onlar:


Adaklarını yerine getirirler.


Hesap gününden korkarlar.


Yoksulu doyururlar.


Yetimi gözetirler.


Esire yemek verirler.


Üstelik bunu karşılık beklemeden yaparlar.


Demek ki Kur’an’daki iyilik:


İnanç ile davranışın birleşmesidir.




4️⃣ “Kâ’s” Yani Kadeh Ne Anlama Gelmektedir ❓


Ayette:


“Kâ’s”


kelimesi geçer.


Bu kelime dolu içki kadehi veya içecek bulunan kap anlamında kullanılır.


Fakat cennet içecekleri dünya içkileriyle aynı özelliklerde düşünülmemelidir.


Kur’an başka ayetlerde cennet içeceklerinin:


Sarhoşluk vermediğini,


baş ağrısı yapmadığını,


aklı bozmadığını,


zarar vermediğini


açıklar.


Yani dünyadaki bazı zevklerin içindeki zarar, cennette ortadan kaldırılmıştır.


Orada:


Haz vardır fakat zarar yoktur.


Lezzet vardır fakat pişmanlık yoktur.


İkram vardır fakat bedeli acı değildir.





5️⃣ Ayetteki “Kâfur” Nedir ❓


“Kâfur” dünyada hoş kokusu ve serinletici özelliğiyle bilinen bir maddedir.


Fakat cennet bağlamında kullanılan “kâfur”u dünya maddesiyle tamamen özdeşleştirmek doğru değildir.


Kur’an insanın anlayabileceği kelimeler kullanır.


Fakat cennet nimetlerinin gerçek mahiyeti dünya tecrübesinin ötesindedir.


Buradaki kâfur ifadesi özellikle:


Hoş koku, ferahlık, serinlik ve temizlik


çağrışımı taşır.


Dolayısıyla ayetin okuyucuda oluşturduğu his:


Serinletici, temiz, hoş ve huzur veren bir ikramdır.




6️⃣ Neden Özellikle Serinlik Çağrışımı Yapılıyor ❓


Bir önceki ayeti düşünelim.


Orada:


“Saîr”, yani alevli ateş anlatılmıştı.


Hemen ardından:


Kâfurla karıştırılmış serinletici bir içecek gelir.


Bu karşıtlık son derece güçlüdür.


Bir tarafta yakıcılık.


Diğer tarafta ferahlık.


Bir tarafta azap.


Diğer tarafta ikram.


Bir tarafta nankörlüğün sonucu.


Diğer tarafta iyiliğin sonucu.


Kur’an böylece iki yolun sonucunu zihnimizde yalnızca fikir olarak değil, adeta hissedilebilir iki ayrı atmosfer olarak canlandırır.




7️⃣ Cennetteki İçecekler Neden Bu Kadar Çok Anlatılıyor ❓


Çünkü su ve içecek insan hayatındaki en temel ihtiyaçlardan biridir.


Susuzluk insanın bedeninde çok güçlü bir ihtiyaç meydana getirir.


Özellikle sıcak iklimlerde yaşayan ilk Kur’an muhatapları için serin, temiz ve hoş bir içecek son derece güçlü bir nimet tasviridir.


Fakat ayetin mesajı yalnızca tarihsel şartlarla sınırlı değildir.


İnsan bugün de ferahlığı anlar.


Susuzluğun giderilmesini anlar.


Temiz bir içeceğin verdiği rahatlığı anlar.


Kur’an bildiğimiz bir nimet üzerinden bilmediğimiz cennet nimetini yaklaştırır.




8️⃣ Cennet Nimetleri Dünyadaki Nimetlerin Aynısı mıdır ❓


İsimlerde benzerlik olabilir.


Fakat mahiyet bakımından aynı olduklarını söyleyemeyiz.


Kur’an:


Bahçelerden,


ırmaklardan,


meyvelerden,


içeceklerden,


gölgelerden


söz eder.


Bunlar insan zihninin anlayabileceği kelimelerdir.


Fakat ahiret hayatının şartları dünya hayatıyla aynı değildir.


Bu yüzden İslam düşüncesinde sıkça vurgulanan nokta şudur:


İsimleri tanıyoruz, fakat hakiki mahiyetlerini dünyada tam olarak bilmiyoruz.


Cennet nimetleri ancak yaşandığında bütünüyle anlaşılabilecek nimetlerdir.




9️⃣ Cennet Sadece Yeme İçme Yeri midir ❓


Hayır.


Kur’an’ın cennet tasvirlerini yalnızca fiziksel zevklere indirgemek büyük bir eksiklik olur.


Cennetin asıl güzelliği:


Korkunun sona ermesi,


üzüntünün kalkması,


insanın güvende olması,


kalbin arınması,


Allah’ın hoşnutluğuna ulaşılması


ve kaybetme korkusunun bitmesidir.


Dünyada en güzel nimetin bile arkasında bir endişe vardır:


“Bir gün bitecek.”


Cennette ise nimetin yanında şu güven bulunur:


“Bu artık kaybolmayacak.”


Belki cennetin en büyük huzurlarından biri de budur.




🔟 “İçmek” Burada Manevi Bir Anlam da Taşır mı ❓


Ayetin öncelikli anlamı gerçek cennet nimetidir.


Fakat bunun manevi çağrışımlarını düşünmek mümkündür.


Dünyada insanın ruhu da susayabilir.


İnsan:


Anlam arar.


Sevgi arar.


Güven arar.


Adalet arar.


Huzur arar.


Fakat dünya bütün bu arzuları hiçbir zaman tamamen doyurmaz.


Her mutluluğun içerisinde bir eksiklik kalabilir.


Ahiret ise Kur’an’ın tasvirinde insanın yalnızca bedeninin değil, varoluşsal susuzluğunun da giderildiği yer hâline gelir.




1️⃣1️⃣ Dünya Zevkleri ile Cennet Zevkleri Arasındaki En Büyük Fark Nedir ❓


Dünya nimetlerinin ortak bir özelliği vardır:


Geçicidirler.


En güzel yemek biter.


En güzel yolculuk sona erer.


En güzel ev eskir.


En güzel beden yaşlanır.


En güçlü insan güç kaybeder.


Bunun yanında dünyadaki birçok zevkin yan etkisi bulunabilir.


Fazlası zarar verebilir.


Bağımlılık oluşturabilir.


Pişmanlık doğurabilir.


Cennette ise nimet:


Eksilmez.


Bozulmaz.


Zarar vermez.


Bıkkınlık oluşturmaz.



Bu yüzden cennet, yalnızca dünyanın daha fazlası değildir.


Dünya nimetlerinin kusurlarından arındırılmış başka bir varoluş düzenidir.




1️⃣2️⃣ İyilik ile Ödül Arasında Nasıl Bir İlişki Vardır ❓


Kur’an iyiliğin anlamsız olmadığını öğretir.


Dünyada bazen iyi insan kaybediyor gibi görünebilir.


Birisi yardım eder ve karşılık görmez.


Fedakârlık yapar ve unutulur.


Adaletli davranır ve zarar görür.


Kimse yaptığı iyiliği fark etmeyebilir.


Fakat Kur’an şunu söyler:


Allah hiçbir iyiliği unutmaz.


İnsanların görmediğini Allah görür.


İnsanların değer vermediğini Allah değerlendirir.


Bu nedenle ebrârın kadehi yalnızca bir içecek değildir.


İyiliğin kaybolmadığının ilanıdır.




1️⃣3️⃣ İnsan İyiliği Sadece Cennet İçin mi Yapmalıdır ❓


Burada önemli bir ahlaki incelik vardır.


İnsan elbette Allah’ın vaat ettiği cenneti isteyebilir.


Bu Kur’an’ın bizzat teşvik ettiği bir umuttur.


Fakat gerçek kulluk yalnızca:


“Ben bunu yapayım, karşılığında şu ödülü alayım.”


şeklindeki ticari bir hesaba indirgenmemelidir.


İyilik:


Allah sevdiği için,


doğru olduğu için,


merhamet gerektirdiği için


de yapılır.


Nitekim surenin ilerleyen ayetlerinde ebrâr:


“Sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür istiyoruz.”


diyeceklerdir.


Bu çok yüksek bir ahlak seviyesidir.




1️⃣4️⃣ “Ebrâr” Olmak Büyük Kahramanlıklar mı Gerektirir ❓


Her zaman değil.


Kur’an’ın anlattığı büyük ahlak çoğu zaman günlük davranışlarda ortaya çıkar.


Bir açın karnını doyurmak.


Bir yetimi gözetmek.


Verilen sözü tutmak.


Kimse görmediğinde dürüst kalmak.


Öfkelenince zulmetmemek.


İhtiyaç sahibine yardım etmek.


Karşılık beklememek.


Bunlar dışarıdan küçük görülebilir.


Fakat Allah katında büyük olabilir.


Büyük ahlak bazen küçük görünen davranışların içindeki büyük niyettir.




1️⃣5️⃣ Bu Ayet Şükür Kavramının Devamı Olarak Okunabilir mi ❓


Evet.


  1. ayette insanın:

“Ya şükredici ya da nankör”


olacağı bildirilmişti.


  1. ayette ise şükrün ve iyiliğin yönünde yürüyenlerin sonucunu görmeye başlıyoruz.

Bu açıdan surenin yapısı çok düzenlidir:


İnsan yaratılır.


Yol gösterilir.


İnsan seçim yapar.


Seçimin sonucu ortaya çıkar.



Ebrâr, kendilerine verilen hayatı tamamen unutmuş insanlar değildir.


Onlar nimetin kaynağını tanır ve hayatlarını buna göre şekillendirirler.


Bu nedenle cennette kendilerine verilen nimet, dünyadaki şükürlerinin ilahî karşılığıdır.




1️⃣6️⃣ Kâfurun Hoş Kokusu Bize Ne Düşündürüyor ❓


Koku insan hafızasıyla çok güçlü biçimde ilişkilidir.


Güzel bir koku:


Temizlik,


ferahlık,


güzellik


ve huzur hissi verebilir.


Kâfurun ayette kullanılması cennet nimetinin yalnızca damak tadına değil, adeta insanın bütün duyularına hitap eden bir güzelliğe sahip olduğunu düşündürür.


Cennet yalnızca:


“İhtiyaçların giderildiği bir yer”


değildir.


Kur’an onu:


Güzelliğin, ikramın ve huzurun tamamlandığı bir yer


olarak tasvir eder.




1️⃣7️⃣ Bu Ayet Günlük Hayatımıza Ne Söylüyor ❓


İnsan çoğu zaman yaptığı iyiliğin hemen karşılığını görmek ister.


Birisine yardım eder.


Teşekkür bekler.


Fedakârlık yapar.


Takdir görmek ister.


Ama karşılık gelmeyince:


“Niye yaptım ki?”


diye düşünebilir.


Ebrâr anlayışı ise insanın ufkunu genişletir.


Her iyiliğin karşılığı insanlardan gelmek zorunda değildir.


Bazı iyiliklerin gerçek karşılığı Allah katındadır.


Bu düşünce insanı insanların alkışına bağımlı olmaktan kurtarabilir.


İnsan görmese bile Allah görür.


Bu, ihlasın en güçlü temellerinden biridir.




1️⃣8️⃣ Neden Cennet Tasviri Tam Bu Noktada Başlıyor ❓


Çünkü Kur’an insanı yalnızca korkuyla eğitmez.


  1. ayette azap anlatıldı.
  2. ayette ise hemen umut kapısı açıldı.

Bu denge çok önemlidir.


Kur’an insan psikolojisini tek taraflı bırakmaz.


İnsan bazen uyarıya ihtiyaç duyar.


Bazen ümide ihtiyaç duyar.


Bazen hesap bilincine ihtiyaç duyar.


Bazen Allah’ın ikramını hatırlamaya ihtiyaç duyar.


Bu yüzden Kur’an’ın eğitiminde:


Havf — korku


ve


Recâ — ümit


birlikte bulunur.


Mümin ne Allah’ın rahmetinden ümidini keser ne de hesabı unutacak kadar kendisini güvende görür.




1️⃣9️⃣ Son Söz ❓


İnsan Suresi’nin 5. ayeti, 4. ayetin sert azap tasvirinden sonra adeta insanın önüne başka bir pencere açar.


Bir tarafta:


Zincirler ve ateş.


Diğer tarafta:


Ebrâr ve serinletici bir kadeh.


Kur’an burada iki farklı sonucun arkasındaki iki farklı hayat yönünü gösterir.


Cennet kadehine ulaşanlar sadece bir ödül kazanmış insanlar değildir.


Onlar dünya hayatında:


İyiliği seçmiş,


şükretmiş,


emanete sadık kalmış,


merhameti yaşamış


ve Allah’a yönelmiş insanlardır.


Bu nedenle ayetin asıl sorusu yalnızca:


“Cennette ne içilecek?”


değildir.


Daha derin soru şudur:


“O kadehe ulaşan insan dünyada nasıl yaşamıştır?”


İnsan Suresi’nin devamı tam da bu soruya cevap verecektir.


Ve belki ayetin bize bugün bıraktığı en güzel düşünce şudur:


Dünyada Allah için yapılan hiçbir iyilik kaybolmaz.


İnsan unutabilir.


Toplum unutabilir.


Tarih unutabilir.


Ama Allah unutmaz.


“İyiliğin en güzel tarafı, karşılığını hemen görmek değildir. Bazen bir iyilik dünyada sessizce kaybolmuş gibi görünür; oysa Allah katında kaydedilmişse hiçbir iyilik gerçekten kaybolmuş değildir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt