📖 İnsan Suresi 10. Ayette “Biz Rabbimizden, Yüzleri Ekşiten ve Zorlu Bir Günden Korkarız” Buyrulması Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,012
2,724,946
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 İnsan Suresi 10. Ayette “Biz Rabbimizden, Yüzleri Ekşiten ve Zorlu Bir Günden Korkarız” Buyrulması Ne Anlama Gelir ❓


“Gerçek takva, insanın yalnızca yaptığı iyiliklerle övünmesi değil; bütün iyiliklerine rağmen Allah’ın huzurunda hesap vereceğini unutmamasıdır.”
Ersan Karavelioğlu

İnsan Suresi’nin 8. ve 9. ayetlerinde ebrârın, yani iyilikte olgunlaşmış kulların yoksula, yetime ve esire yemek verdikleri anlatılmıştı.


Üstelik bunu:


“Sizden ne bir karşılık ne de teşekkür istiyoruz.”


diyerek yalnızca Allah’ın rızasını gözeterek yapıyorlardı.


  1. ayette ise bu insanların iç dünyasındaki başka bir duygu ortaya çıkar:

“Çünkü biz Rabbimizden, yüzleri ekşiten, zorlu bir günden korkarız.”


İnsan Suresi, 10. Ayet



Bu ayet çok önemli bir denge kurar.


Ebrâr:


İyilik yaparlar.


Karşılık beklemezler.


İhlasla davranırlar.


Ama bütün bunlara rağmen:


Kendilerini kurtuluşu garanti edilmiş insanlar gibi görmezler.


Onların kalbinde hem ümit hem de hesap bilinci vardır.


Peki “yüzleri ekşiten gün” ne demektir?


Bu korku Allah’tan uzaklaştıran bir korku mudur?


İyilik yapan insanlar neden hâlâ hesap gününden korkarlar?


Ve bu ayet, gerçek takva hakkında bize ne öğretir?




1️⃣ İnsan Suresi 10. Ayet Ne Söylüyor ❓


Ayet şöyledir:


إِنَّا نَخَافُ مِن رَّبِّنَا يَوْمًا عَبُوسًا قَمْطَرِيرًا


Yaklaşık anlamıyla:


“Biz Rabbimizden, yüzleri ekşiten, son derece çetin bir günden korkarız.”


Ayette iki güçlü ifade vardır:


“Abûs”


ve


“Kamtarîr.”


Bu iki kelime hesap gününün:


Şiddetini,


ciddiyetini,


insanın yüzüne yansıyan korkusunu


ve ağır atmosferini anlatır.


Kur’an burada insanın yalnızca aklına değil, duygularına da seslenir.




2️⃣ “Abûs” Ne Demektir ❓


“Abûs” kelimesi:


Asık yüzlü,


sert,


kasvetli,


insanın yüzünü ekşiten


anlamları taşır.


Burada günün kendisinin yüzü olduğu anlatılmıyor.


Bu, son derece güçlü bir edebî tasvirdir.


Günün dehşeti öylesine büyüktür ki:


İnsanların yüzüne korku ve kaygı olarak yansır.


Yani kıyamet yalnızca dışarıda yaşanan büyük olaylardan ibaret değildir.


İnsan onun ağırlığını kendi yüzünde ve ruhunda hisseder.




3️⃣ “Kamtarîr” Ne Anlama Gelir ❓


“Kamtarîr” oldukça güçlü bir kelimedir.


Şiddetli,


zor,


çetin,


kasvetli,


dayanılması güç


bir durumu ifade eder.


Ayet böylece:


“Zor bir gün.”


demekle yetinmez.


Günün ağırlığını insanın zihninde büyüten iki ifade yan yana getirir:


“Abûsen kamtarîrâ.”


Yani adeta:


Yüzleri düşüren, insanın bütün ciddiyetiyle karşılaşacağı son derece ağır bir gün.




4️⃣ İyilik Yapan İnsanlar Neden Hâlâ Korkuyorlar ❓


Çünkü gerçek iman insanın kendisini kusursuz görmesine izin vermez.


Ebrâr iyilik yaparlar.


Ama:


“Biz zaten çok iyi insanlarız.”


deyip kendilerini garantiye almazlar.


Kendilerini Allah’a muhtaç görürler.


Yaptıkları iyiliklere rağmen:


Eksikliklerinin,


hatalarının,


niyetlerindeki kusurların


farkında olabilirler.


Bu yüzden korkuları umutsuzluk değildir.


Tevazu ve sorumluluk korkusudur.




5️⃣ Bu Korku ile Ümitsizlik Arasındaki Fark Nedir ❓


Ümitsizlik şöyle der:


“Benim için artık hiçbir kurtuluş yok.”


Takva korkusu ise şöyle der:


“Allah’ın rahmetini umuyorum ama hesabı da hafife almıyorum.”


Bu ikisi tamamen farklıdır.


Kur’an insanın Allah’ın rahmetinden ümidini kesmesini istemez.


Ama aynı zamanda:


“Nasıl olsa affedilirim.”


diyerek günahı önemsiz görmesini de istemez.


Sağlıklı iman:


Ümit ile korkunun dengesi üzerinde yürür.




6️⃣ “Rabbimizden Korkarız” İfadesi Neden Önemlidir ❓


Ayette:


“Min rabbinâ”


yani:


“Rabbimizden”


ifadesi kullanılır.


“Rab” kelimesi:


Yaratan,


terbiye eden,


besleyen,


koruyan,


yöneten


anlam katmanları taşır.


Bu nedenle burada korkulan Allah, yabancı ve ilgisiz bir güç değildir.


Onları yaratan ve nimetlendiren Rab’dir.


Bu çok derin bir dengedir:


İnsan hem Allah’ın rahmetine sığınır hem de O’nun huzurunda hesap vereceğini bilir.




7️⃣ Allah’tan Korkmak Ne Demektir ❓


Allah korkusu yalnızca fiziksel cezadan korkmak değildir.


Daha derin biçimde:


Allah’ın rızasını kaybetmekten,


O’na karşı gelmekten,


emanete ihanet etmekten,


hesap gününde mahcup olmaktan


sakınmaktır.


Gerçek takva korkusu insanı:


Allah’tan kaçırmaz.


Tam tersine:


Allah’a yöneltir.


Çünkü insan tehlikeyi Allah’tan uzaklaşmakta görür.




8️⃣ Kıyametin İnsan Yüzüne Yansıması Ne Anlatır ❓


Yüz insanın iç dünyasının en güçlü göstergelerinden biridir.


İnsan:


Sevinince yüzü değişir.


Korkunca yüzü değişir.


Üzülünce yüzü değişir.


Umutlanınca yüzü değişir.


Kur’an kıyameti anlatırken sık sık yüz ifadelerine dikkat çeker.


Çünkü hesap gününde insanların iç dünyası gizlenemez.


Dünyada insan:


Korkusunu saklayabilir.


Suçluluğunu gizleyebilir.


Sahte bir tebessüm takınabilir.


Ama ahirette:


İç hakikat dışa vurulur.




9️⃣ İnsan Dünyada Yüzünü Koruyabilir Ama Ahirette Neyi Koruyamaz ❓


Dünyada insan imajını yönetebilir.


Kendisini olduğundan daha iyi gösterebilir.


Hatalarını saklayabilir.


İnsanları kandırabilir.


Ama Allah’ın huzurunda:


İmaj değil hakikat vardır.


Bu yüzden hesap gününde insanın sosyal statüsü anlamını kaybeder.


Kim olduğu değil:


Ne yaptığı


öne çıkar.


Bu da ayetin korkusunu daha anlaşılır hâle getirir.




🔟 Bu Ayet Önceki Ayetlerle Nasıl Bağlantılıdır ❓


  1. ayette:

Yemek veriyorlar.


  1. ayette:

Karşılık beklemiyorlar.


  1. ayette ise:

Neden böyle davrandıklarının iç motivasyonu açıklanıyor.


Onlar şöyle düşünüyor:


“Biz Rabbimizden zorlu bir günün hesabından korkuyoruz.”


Yani iyiliklerinin arkasında:


Gösteriş değil,


çıkar değil,


toplumsal prestij değil,


Allah’a karşı sorumluluk bilinci vardır.


Bu üç ayet birlikte okunduğunda gerçek ihlasın yapısı ortaya çıkar.




1️⃣1️⃣ Ahiret Korkusu İyiliği Değersizleştirir mi ❓


Hayır.


Bazıları:


“Bir insan cehennemden korktuğu için iyilik yapıyorsa bu gerçekten ahlaklı mıdır?”


diye sorabilir.


Fakat insanın motivasyonları tek boyutlu değildir.


Bir mümin:


Allah’ı sevdiği için,


merhamet duyduğu için,


doğru olduğu için,


cenneti umduğu için


ve hesaptan korktuğu için


aynı anda iyilik yapabilir.


Bunlar mutlaka birbirini dışlayan sebepler değildir.


Kur’an insanı bütün boyutlarıyla eğitir.




1️⃣2️⃣ Korkunun Ahlaki Bir Değeri Olabilir mi ❓


Evet, doğru yönlendirildiğinde olabilir.


Örneğin bir insan:


Bir başkasına zarar vermekten korkabilir.


Vicdan azabından korkabilir.


Allah’ın huzurunda hesap vermekten korkabilir.


Bu korku onu kötülükten uzaklaştırabilir.


Sorun korkunun varlığı değildir.


Sorun:


Korkunun insanı nasıl yönlendirdiğidir.


Sağlıklı korku:


Dikkat oluşturur.


Sorumluluk üretir.


İnsanı kötülükten korur.


Hastalıklı korku ise:


İnsanı felç eder.


Ümitsizliğe sürükler.


Kur’an’ın istediği birincisidir.




1️⃣3️⃣ İnsan Yaptığı İyiliklere Güvenebilir mi ❓


İnsan elbette yaptığı iyilikleri küçümsememelidir.


Ama onları Allah’ın rahmetinden bağımsız bir kurtuluş garantisi gibi görmemelidir.


Çünkü insan kendi amellerinin bütün kusurlarını göremeyebilir.


Bir iyiliğin içinde:


Riya,


kibir,


üstünlük duygusu,


beklenti


karışabilir.


Bu yüzden ebrâr bile:


Kendilerine değil Allah’ın rahmetine yönelirler.


İyilik yapmak önemlidir.


Ama iyilik yaptıktan sonra:


“Ben artık oldum.”


demek büyük bir tehlikedir.




1️⃣4️⃣ Hesap Gününü Düşünmek Günlük Hayatı Nasıl Değiştirir ❓


İnsan gerçekten hesap vereceğine inanırsa küçük davranışlarını bile daha dikkatli değerlendirebilir.


Şunu düşünür:


Söylediğim söz hesaba girecek mi?


Kırdığım kalp hesaba girecek mi?


Haksız kazanç hesaba girecek mi?


Yaptığım gizli iyilik hesaba girecek mi?


Kimsenin bilmediği davranışlarım Allah’ın ilminde mi?


Bu bilinç insanın hayatına ahlaki bir derinlik kazandırır.


Çünkü görünmeyen davranışlar da önem kazanır.




1️⃣5️⃣ Kıyamet Korkusu İnsanı Dünyadan Koparır mı ❓


Doğru anlaşıldığında hayır.


Tam tersine insanın dünyadaki sorumluluğunu artırır.


Ahireti hatırlayan kişi:


İnsanlara daha adaletli davranabilir.


Emaneti daha dikkatli koruyabilir.


Serveti daha bilinçli kullanabilir.


Zulmün karşılıksız kalmayacağını bilir.


İyiliğin de kaybolmayacağını bilir.


Dolayısıyla ahiret bilinci dünyayı terk ettirmez.


Dünyayı daha sorumlu yaşamaya çağırır.




1️⃣6️⃣ Bu Ayet Neden İhlasın Devamı Gibi Okunmalıdır ❓


  1. ayette ebrâr:

“Sizden ne karşılık ne teşekkür istiyoruz.”


demişti.


Peki neden istemiyorlar?


Çünkü 10. ayet cevap verir:


Onların asıl hesabı insanlarla değil Allah’ladır.


Bu nedenle insanların:


Teşekkür etmesi,


övmemesi,


hatırlaması,


unutması


onların temel motivasyonunu değiştirmez.


Çünkü kalplerinde daha büyük bir gerçek vardır:


Allah’ın huzurunda hesap vermek.


İhlasın en güçlü dayanaklarından biri budur.




1️⃣7️⃣ Bu Ayet Günümüz İnsanına Ne Söylüyor ❓


Modern insan çoğu zaman insanların değerlendirmesinden çok korkar.


Ne derler?


Beni beğenirler mi?


Takdir ederler mi?


Sosyal çevrede nasıl görünürüm?


İnsan bazen başkalarının gözündeki imajını, Allah’ın huzurundaki hakikatinden daha fazla önemseyebilir.


İnsan Suresi’nin 10. ayeti bu dengeyi tersine çevirir:


Asıl korkulması gereken insanların ne düşündüğü değil, Allah’ın huzurunda neyle karşılaşacağımızdır.


Bu düşünce insanı insanların kölesi olmaktan kurtarabilir.




1️⃣8️⃣ Ayetin En Derin Mesajı Nedir ❓


Belki de ayetin en derin mesajlarından biri şudur:


Gerçek iyilik, insanın kendi iyiliğine bile güvenip kibirlenmemesidir.


Ebrâr yoksulu doyurur.


Yetimi gözetir.


Esire merhamet eder.


Karşılık beklemez.


Ama sonra dönüp:


“Biz zaten cennetlik insanlarız.”


demez.


Tam tersine:


“Rabbimizden, çetin bir günden korkuyoruz.”


derler.


İşte gerçek kulluk:


İyilikle beraber tevazuyu koruyabilmektir.




1️⃣9️⃣ Son Söz ❓


İnsan Suresi’nin 10. ayeti ebrârın kalbini bize açar.


Dışarıdan baktığımızda onları:


Paylaşırken,


doyururken,


fedakârlık yaparken


görürüz.


Ama iç dünyalarında başka bir bilinç vardır:


“Biz Rabbimizin huzurunda hesap vereceğiz.”


Bu bilinç onları gösterişten korur.


Kibirden korur.


İyiliklerini başa kakmaktan korur.


Kendilerini tamamen güvende görmekten korur.


Çünkü gerçek mümin:


İyiliğini büyütmez, Rabbini büyük bilir.


Ve kıyamet korkusu onun hayatını karartmak için değil:


Bugününü düzeltmek için vardır.


Belki ayetin insana sorduğu en ağır soru şudur:


İnsanların gözünde nasıl göründüğümüzü bu kadar önemsiyorsak, Allah’ın huzurunda nasıl görüneceğimizi ne kadar düşünüyoruz?


“Takva, yalnızca kötülükten korkmak değildir; yaptığın iyiliğin seni kibirli hâle getirmesinden de korkabilmektir. Çünkü kulun güveni kendi ameline değil, Allah’ın rahmetine dayanır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt