İnsan Neden Bazen En Çok Sevdiği Şeyden Uzaklaşır
Yakınlık Korkusu, İç Çatışma ve Ruhun Kendi Kendini Sabote Etme Hali Nasıl Anlaşılır
"İnsan bazen sevmediği için değil, fazla derinden hissettiği için uzaklaşır. Çünkü bazı kalpler, kaybetme ihtimalinin büyüklüğü karşısında sevgiyi yaşamaktan çok ondan kaçmayı seçer."
- Ersan Karavelioğlu
Sevilen Şeyden Uzaklaşmak İlk Bakışta Neden Çelişkili Görünür
Dışarıdan bakıldığında bu durum akla aykırı görünür. İnsan bir şeyi seviyorsa ona yaklaşmalı, onu korumalı, onun yanında huzur bulmalıdır diye düşünülür. Fakat insan ruhu düz bir mantıkla işlemez. Özellikle sevgi derinleştikçe, onunla birlikte yalnızca mutluluk değil; kaybetme korkusu, yetersizlik hissi, reddedilme endişesi, görünür olma tedirginliği ve incinme ihtimali de büyür.
Sevilen şeyden uzaklaşmak çoğu zaman sevgisizliğin değil, sevgiyi taşıyacak iç hazırlığın eksikliğinin işaretidir. İnsan bazen sevginin kendisinden değil, onun açığa çıkaracağı kırılganlıktan korkar.
Yakınlık Korkusu Tam Olarak Nedir
Yakınlık korkusu, birine bağlanma ihtimalinin yarattığı iç gerilimdir. İnsan bir başkasına gerçekten yaklaşınca sadece onun yanına gitmiş olmaz; aynı zamanda kendi içindeki saklı duvarlarla, çocukluk izleriyle, terk edilme korkularıyla ve değersizlik yaralarıyla da karşılaşır.
Bu yüzden yakınlık korkusu olan biri, ilişki istemiyor gibi görünebilir. Oysa çoğu zaman istemediği şey ilişki değil; ilişkinin içinde açığa çıkacak çıplak benliğidir. Çünkü sevilmek güzeldir, ama gerçekten görülmek bazı ruhlar için ürkütücüdür.
İnsan Neden Tam Yaklaşacakken Geri Çekilir
Çünkü yaklaşmak, kaybetme ihtimalini de büyütür. Uzak olan bir şeyin kaybı can acıtır ama insanı yıkmaz. Fakat kalbe alınan, derine yerleşen, umut bağlanan bir şeyin kaybı insanın iç mimarisini sarsabilir. Ruh bunu sezdiğinde bazen savunma olarak geri çekilir.
Bu yüzden bazı insanlar tam mutlu olacakken soğur, tam bağ kuracakken susar, tam inanacakken şüphe üretir. Sorun çoğu zaman karşı tarafta değil; içerde alarm veren eski bir hafızadadır.
Sevdiği Şeyden Uzaklaşan İnsan Gerçekte Neden Kaçmaktadır
Çoğu zaman sevgiden değil; sevgiyi kaybetme ihtimalinden, sevilmeye layık olup olmadığını bilememe duygusundan ve birine gerçekten ihtiyaç duymanın yaratacağı güçsüzlük hissinden kaçmaktadır.
Birine yaklaşmak, aynı zamanda "Beni gerçekten tanırsa yine sever mi?" sorusunu da doğurur. Bu soru çok ağır olduğunda insan, cevabı öğrenmek yerine mesafe koymayı seçebilir.
Kendi Kendini Sabote Etmek Ne Demektir
Kendi kendini sabote etmek, insanın bilinçli olarak mutluluğu istemesine rağmen bilinçdışı düzeyde onu bozan davranışlar sergilemesidir. Bu bazen geç cevap vermek, bazen anlamsız tartışmalar çıkarmak, bazen sürekli kusur aramak, bazen de tam güzel giden bir şeyi ansızın değersizleştirmek şeklinde görülür.
Sabotaj, çoğu zaman aptallık değil; eski yaraların yeni ihtimallere saldırmasıdır. Ruh bazen güvenli acıyı, belirsiz mutluluğa tercih eder. Çünkü acıyı tanır; mutluluğa ise henüz yabancıdır.
Mutluluk Neden Bazı İnsanlara Tehlikeli Gelir
Çünkü bazı insanlar kaosla büyür. Belirsizlik, gerginlik, duygusal mesafe, gelgitler ve huzursuzluk onlar için tanıdık bir iklimdir. Huzur ise yabancı gelir. Yabancı olan da zihin tarafından bazen tehlike gibi algılanır.
Bu yüzden kişi sakin, dürüst ve sevgi dolu bir ilişkiyle karşılaştığında bilinçli olarak "Bunu istiyorum" dese de, içerdeki sistem "Bu fazla sakin, burada bir tuhaflık var" diyebilir. Ve huzur, tuhaf biçimde tehdit gibi algılanır.
Yakınlık Korkusu ile Gurur Arasında Bir İlişki Var mıdır
Evet, çok güçlü bir ilişki vardır. İnsan bazen gururlu olduğu için değil; kırılganlığını gizlemek için gururlu görünür. Yakınlık, insanı ihtiyaç duyan biri haline getirir. Oysa bazı insanlar ihtiyaç duymayı zayıflık gibi öğrenmiştir.
Bu noktada mesafe, karakter değil; savunma olabilir. Sertlik, güç değil; çöküşü önleyen geçici bir duvar olabilir.
Terk Edilme Korkusu Bu Uzaklaşmayı Nasıl Besler
Terk edilme korkusu yaşayan insan, sevdiği şeyi kaybetmeden önce ondan uzaklaşarak kontrol hissi kurmaya çalışabilir. Çünkü kendi isteğiyle mesafe koymak, başkası tarafından terk edilmekten psikolojik olarak daha katlanılır görünebilir.
Bu, görünüşte güçlü bir tavır gibi durabilir. Fakat derinde çoğu zaman şu cümle saklıdır:
"Beni bırakmadan önce ben geri çekileyim ki canım daha az yansın."
Değersizlik Hissi Sevgiden Uzaklaştırır mı
Evet. Hatta en güçlü etkenlerden biridir. İnsan bazen sevdiği şeyi hak etmediğine inandığı için ondan uzaklaşır. Özellikle içten içe "Ben yeterince iyi değilim" duygusu taşıyan biri, kendisine gelen sevgiyi uzun süre sağlıklı biçimde kabul etmekte zorlanabilir.
Çünkü sevgi ona şunu hatırlatır: "Belki de ben sandığımdan daha değerliyim." Ama kişi buna inanmıyorsa, bu sevgi tatlı bir armağan değil; zihnini bozan bir çelişki haline gelir.
İnsan Neden En Çok İyi Gelen Şeyi Bozar
Çünkü iyi gelen şey, insanın uzun zamandır ihmal ettiği ruhsal açlığı görünür kılar. Bir insan yıllarca sevgisizlikte yaşadıysa, gerçek şefkat ona sadece mutluluk vermez; aynı zamanda geçmişte ne kadar eksik bırakıldığını da hissettirir.
Bu yüzden kişi bazen "Bana iyi geliyor" dediği şeyden uzaklaşır. Çünkü o iyilik, onun yıllardır bastırdığı ihtiyaçları uyandırır. Uyanan ihtiyaç ise beraberinde kırılganlık getirir.

Aşk, Sevgi ve Yakınlık Neden İnsanın Çocukluk Yaralarına Dokunur
Çünkü en derin bağ kurma biçimlerimiz çoğu zaman erken dönem deneyimlerin izlerini taşır. İnsan sevgiyle karşılaştığında sadece bugünün insanı olarak tepki vermez; çocuklukta sevilme, görülme, onaylanma ve korunma biçimlerinin hafızası da devreye girer.
Bazen kişi sevdiği insandan kaçmıyordur; aslında yıllar önce yaşadığı bir duygusal eksikliğin gölgesinden kaçıyordur. Ne var ki gölge hep içeride olduğu için, kişi nereye gitse onu yanında taşır.

Fazla Sevmek de Uzaklaşmaya Sebep Olabilir mi
Evet. Çünkü bazı sevgiler hafif değil, ağırdır. İnsan birini ya da bir şeyi çok sevdiğinde onu kaybetme düşüncesi bile iç düzenini bozabilir. Bu durumda sevgi, huzur veren bir bağ olmaktan çıkıp sürekli kaygı üreten bir odak haline gelir.
Burada sorun sevginin değeri değil; onu dengeleyecek iç olgunluğun yeterince yerleşmemiş olmasıdır. İnsan kalbinin büyüklüğüne ruhsal olarak hazır değilse, sevdiği şeyden bile kaçabilir.

Mesafe Koymak Bazen Sevginin Kanıtı Olabilir mi
Bazı durumlarda evet. Her mesafe sevgisizlik değildir. Bazen insan, iç karmaşasının sevdiği kişiye zarar vermesinden korktuğu için geri çekilir. Kendi içindeki fırtınayı başkasının üstüne boşaltmamak için susar, uzaklaşır, yalnızlaşır.
Elbette bu her zaman doğru davranış değildir. Çünkü açıklanmayan mesafe karşı tarafta büyük yaralar açabilir. Ama psikolojik olarak bakıldığında, bazı uzaklaşmaların içinde hâlâ sevgi bulunur; sadece o sevgi korkuyla karışmıştır.

Sağlıklı Mesafe ile Sabotaj Arasındaki Fark Nasıl Anlaşılır
Sağlıklı mesafe, düşünmek, toparlanmak ve daha net dönmek için konur. Sabotaj ise ilişkinin veya bağın kökünü zayıflatır, belirsizlik üretir ve karşı tarafı değersiz hissettirir. Sağlıklı mesafede dürüstlük vardır; sabotajda ise çoğu zaman kaçınma ve kafa karıştırma bulunur.
Ruhunu korumak isteyen insanla, kendi korkularını başkasına yükleyen insan aynı değildir. Olgunluk, mesafe koyarken bile saygıyı kaybetmemektir.

İnsan Kendi İç Çatışmasını Nasıl Fark Eder
Bunun ilk işareti, kişinin aynı anda iki zıt şeyi istemesidir. Yaklaşmak ister ama yaklaşınca gerilir. Sevilmek ister ama sevgi görünce şüphe üretir. Güvenli bağ ister ama güven oluşunca sıkılır ya da kaçmak ister.
Kişi kendine dürüst bakarsa şu cümleleri fark edebilir:
"Mutlu olabileceğim yerde neden huzursuzlaşıyorum?"
"Bana iyi gelen şeyi neden değersizleştiriyorum?"
"Neden tam yakınlaşınca kusur aramaya başlıyorum?"
İşte bu sorular, sabotajın kapısını aralayan en önemli farkındalık eşikleridir.

Sevdiği Şeyden Uzaklaşan Biri Gerçekten Ne İster
Çoğu zaman hem yakınlık hem güvenlik ister. Hem sevilmek hem incinmemek ister. Hem görülmek hem yargılanmamak ister. Fakat hayat bu paketleri kusursuz biçimde vermez. Her gerçek bağ biraz risk, biraz açıklık, biraz da bilinmezlik taşır.
Bu kişi gerçekte sevgiden vazgeçmiş değildir. Sadece sevgiyi, kaygıyı tetiklemeden nasıl yaşayacağını henüz tam öğrenememiştir.

Bu Döngüden Çıkmak İçin İlk Adım Nedir
İlk adım, davranışı sadece karakter özelliği sanmaktan vazgeçmektir. "Ben böyleyim" demek kolaydır ama çoğu zaman eksiktir. Daha doğru cümle şudur:
"Ben böyle davranıyorum çünkü içimde korkan bir parça var."
Döngüden çıkmak için kişi, sevgi geldiğinde tetiklenen düşüncelerini izlemesi, kaçma anlarını fark etmesi ve bunların çoğunun bugünden değil, eski iç kalıplardan beslendiğini anlaması gerekir.

Gerçek Yakınlık Korkuya Rağmen Nasıl Kurulur
Gerçek yakınlık, korkunun hiç olmadığı yerde değil; korkuya rağmen dürüstlüğün korunduğu yerde kurulur. İnsan "Ben bazen geri çekiliyorum çünkü zorlanıyorum" diyebildiğinde, sabotajın yerini bilinç almaya başlar.
Korkudan dolayı uzaklaşan biri için çözüm, duvarları bir gecede yıkmak değildir. Çözüm; duvarın varlığını kabul etmek, neden yapıldığını anlamak ve yavaş yavaş kapılar açmaktır. Gerçek bağlar aceleyle değil, güvenle derinleşir.

Son Söz
Sevgiye Yaklaşmak, Bazen Kendine Yaklaşmanın En Zor Biçimidir
İnsan bazen en çok sevdiği şeyden uzaklaşır; çünkü sevgi sadece kalbi ısıtmaz, ruhun gizli odalarını da açar. O odalarda çocukluk korkuları, değersizlik izleri, terk edilme hafızaları, görülme tedirginliği ve incinme ihtimali vardır. Bu yüzden uzaklaşmak her zaman sevgisizlik değildir. Bazen sevginin büyüklüğü karşısında ruhun yaşadığı sarsıntıdır.
En çok sevilen şeyden uzaklaşmak, çoğu zaman ruhun içindeki çözülmemiş düğümlerin işaretidir. Fakat bu kader değildir. İnsan kendini tanıdıkça, korkunun dilini çözdükçe ve yakınlığı bir tehdit değil bir alan olarak görmeyi öğrendikçe, sabotaj yerini sadakate bırakabilir.
Gerçek olgunluk, sevgiden kaçmamakta değil yalnızca;
sevgiyi taşırken uyanan korkuları da dürüstçe tanıyabilmektedir.
Çünkü bazen birine yaklaşmak, aslında ilk kez kendine yaklaşmak demektir.
"İnsan bazen sevgiyi kaybetmemek için değil, onun içinde kaybolmaktan korktuğu için geri çekilir. Fakat ruhunu iyileştirenler şunu öğrenir: Kaçmak kalbi korumaz, sadece hak ettiği yakınlığı geciktirir."
- Ersan Karavelioğlu