📖 Cuma Suresi 5. Ayette Tevrat’la Yükümlü Tutulup Onun Gereğini Yerine Getirmeyenlerin Kitap Taşıyan Eşeğe Benzetilmesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
50,673
2,724,936
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Cuma Suresi 5. Ayette Tevrat’la Yükümlü Tutulup Onun Gereğini Yerine Getirmeyenlerin Kitap Taşıyan Eşeğe Benzetilmesi Ne Anlama Gelir ❓


“İnsanı yücelten, kutsal kitabı elinde taşıması değil; onun hakikatini kalbinde taşıması, ahlâkında yaşatması ve hayatına dönüştürmesidir.”
Ersan Karavelioğlu

Cuma Suresi 5. Ayet Meali:


“Tevrat’la yükümlü tutulup da onun gereğini yerine getirmeyenlerin durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah’ın ayetlerini yalanlayan topluluğun durumu ne kötüdür! Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.”



Cuma Suresi 5. ayet, vahiy bilgisine sahip olmakla o vahyin gereğini yaşamak arasındaki büyük farkı çarpıcı bir benzetmeyle anlatmaktadır.


Ayetin hedefi yalnızca geçmişte yaşamış belirli bir toplumu eleştirmek değildir. Aynı zamanda ilâhî kitabı okuduğu hâlde anlamayan, bildiği hâlde uygulamayan ve kutsal bilgiyi yalnızca dış görünüşte taşıyan herkesi uyarmaktadır.


İnsan, ilâhî kitabı yalnızca ezberleyerek değil; anlayarak, inanarak, ahlâka dönüştürerek ve sorumluluğunu yerine getirerek gerçek anlamda taşımış olur.


1️⃣ Tevrat’la Yükümlü Tutulmak Ne Anlama Gelir ❓


Ayette geçen “Tevrat’la yükümlü tutulmak”, Tevrat’ın hükümlerini öğrenmek, korumak, yaşamak ve insanlara doğru biçimde aktarmakla sorumlu kılınmak anlamına gelir.


Tevrat, Hz. Musa’ya verilen ilâhî kitaptır.


Bu kitabın muhataplarına:


  • Allah’a kulluk etmeleri,
  • Şirkten uzak durmaları,
  • Adaleti korumaları,
  • Zulümden kaçınmaları,
  • Helâl ve haram ölçülerine uymaları,
  • Peygamberlerin çağrısını kabul etmeleri

emredilmiştir.


Bu nedenle Tevrat’ı taşımak yalnızca metni muhafaza etmek değil, onun ilâhî mesajını hayatın merkezine yerleştirmek demektir.


2️⃣ “Onun Gereğini Yerine Getirmemek” Ne Anlama Gelir ❓


Ayet, Tevrat’ın kendisini değil; Tevrat’ın hükümlerini bildiği hâlde uygulamayan insanları eleştirmektedir.


Kitabın gereğini yerine getirmemek:


  • Ayetleri okuyup anlamını önemsememek,
  • Emirleri bilip uygulamamak,
  • Yasakları bilip çiğnemek,
  • İlâhî hükümleri menfaate göre değiştirmek,
  • Hakikati gizlemek,
  • Peygamberlere karşı çıkmak

anlamlarına gelir.


Bilginin davranışa dönüşmemesi, insanı sorumluluktan kurtarmaz. Aksine, bildiği hâlde yapmamak insanın hesabını ağırlaştırabilir.


Cehalet eksikliktir; fakat hakikati bilerek reddetmek daha büyük bir ahlâkî sorundur.


3️⃣ Kitap Taşıyan Eşek Benzetmesi Ne Anlama Gelir ❓


Ayet, vahyin yükünü taşıdığı hâlde onun anlamını kavramayan kişiyi kitaplar taşıyan eşeğe benzetmektedir.


Eşek sırtında çok değerli kitaplar taşıyabilir. Fakat:


  • Kitapların içeriğini bilmez,
  • Taşıdığı bilginin değerini anlamaz,
  • O bilgiden faydalanmaz,
  • Kitabın kendisine ne söylediğini kavrayamaz.

Onun için taşıdığı yük, yalnızca fiziksel bir ağırlıktır.


Aynı şekilde insan da kutsal kitabı okuyabilir, ezberleyebilir, evinde bulundurabilir ve hakkında konuşabilir. Fakat mesajını anlamıyor ve yaşamıyorsa kitabın gerçek değerinden yararlanmamış olur.


4️⃣ Bu Benzetme Neden Bu Kadar Serttir ❓


Kur’an’ın bu benzetmesi son derece sarsıcıdır. Çünkü insanı, bildiği hâlde yaşamamanın tehlikesiyle yüzleştirir.


Sertliğin sebebi kitabın değersizliği değil, tam tersine ilâhî kitabın çok değerli olmasıdır.


İnsan büyük bir hazineye sahip olup onu kullanmadığında, kaybı daha büyük olur.


Bir kişi:


  • Hakikati bilmiyorsa öğrenmeye muhtaçtır.
  • Hakikati bildiği hâlde reddediyorsa vicdanıyla çatışmaktadır.

Ayet bu nedenle insanı küçümsemek için değil, manevi uyuşukluktan uyandırmak için güçlü bir dil kullanmaktadır.


5️⃣ İlâhî Kitabı Taşımak Gerçekte Ne Anlama Gelir ❓


İlâhî kitabı gerçek anlamda taşımak, onu yalnızca elde veya hafızada bulundurmak değildir.


Kitabı taşımak:


  • Ayetlerini anlamak,
  • Emirlerini önemsemek,
  • Yasaklarından sakınmak,
  • Adaletini hayata geçirmek,
  • Ahlâkını davranışlara yansıtmak,
  • Hakikati menfaatten üstün tutmak

demektir.


Kitap insanın dilinde bulunup ahlâkında bulunmuyorsa, o bilgi henüz kalbe yerleşmemiş demektir.


Gerçek vahiy taşıyıcısı, kitabın yükünü sırtında değil, sorumluluğunu vicdanında taşıyan kişidir.


6️⃣ Bilgi İnsanı Kendiliğinden Değiştirir Mi ❓


Hayır. Bilgi tek başına insanı değiştirmez.


Bir insan:


  • Yalanın kötü olduğunu bilir ama yalan söyleyebilir.
  • Zulmün yanlış olduğunu bilir ama haksızlık yapabilir.
  • Kul hakkını öğrenir ama başkasının hakkını yiyebilir.
  • Kibrin kötü olduğunu bilir ama insanları küçümseyebilir.

Bu durum, bilgi ile irade arasındaki farkı gösterir.


İnsanın değişebilmesi için bilgiye:


  • Samimiyet,
  • İman,
  • İrade,
  • Tevazu,
  • Uygulama
  • Ve ahlâkî sorumluluk

eşlik etmelidir.


Bilgi yolu gösterir; fakat o yolda yürümek insanın tercihidir.


7️⃣ Çok Bilmek Her Zaman Üstünlük Müdür ❓


Çok bilmek büyük bir imkândır; fakat tek başına üstünlük değildir.


Bilgi insanı:


  • Daha adaletli,
  • Daha merhametli,
  • Daha dürüst,
  • Daha sorumlu
  • Ve daha mütevazı

hâle getiriyorsa gerçek değer kazanır.


Fakat bilgi:


  • Kibre,
  • Gösterişe,
  • İnsanları aşağılamaya,
  • Menfaate,
  • Dini kullanmaya

dönüşüyorsa insan için ağır bir yük hâline gelebilir.


Kur’an’a göre değerli olan yalnızca bilen kişi değil, bildiği hakikate sadakat gösteren kişidir.


8️⃣ Ayet Yalnızca Yahudileri Mi Eleştirmektedir ❓


Ayetin doğrudan bağlamında, Tevrat’la yükümlü kılındığı hâlde onun gereğini yerine getirmeyen bazı kimseler eleştirilmektedir.


Ancak Kur’an’daki bu uyarının ahlâkî anlamı bütün ilâhî kitap muhataplarını kapsar.


Bir Müslüman:


  • Kur’an’ı okuduğu hâlde yaşamıyorsa,
  • Adaleti bildiği hâlde zulmediyorsa,
  • Kul hakkını bildiği hâlde hak yiyorsa,
  • Peygamber ahlâkını anlatıp merhametsiz davranıyorsa

aynı tehlikeyle karşı karşıyadır.


Bu nedenle ayeti yalnızca başkalarına yöneltilmiş bir suçlama gibi okumak yanlıştır.


Kur’an’ın eleştirisi önce onu okuyan kişinin kendi vicdanına yönelmelidir.


9️⃣ Kur’an’ı Ezberlemek Yeterli Midir ❓


Kur’an’ı ezberlemek büyük bir değerdir. Fakat ezber, tek başına ilâhî mesajın amacı değildir.


Kur’an:


  • Okunmak,
  • Anlaşılmak,
  • Düşünülmek,
  • Yaşanmak
  • Ve insanı dönüştürmek

için indirilmiştir.


Bir insan Kur’an’ın tamamını ezberleyebilir; fakat:


  • Yalan söylüyor,
  • Haksızlık yapıyor,
  • Kibirleniyor,
  • Emanete ihanet ediyor,
  • İnsanları eziyorsa

ezberlediği ayetlerin ahlâkını hayatına taşımamış demektir.


Hafıza Kur’an’ı taşıyabilir; fakat asıl hedef kalbin ve karakterin Kur’an’ı taşımasıdır.


🔟 Kur’an Bilgisi Neden Büyük Bir Sorumluluktur ❓


İnsan ne kadar çok biliyorsa, sorumluluğu da o kadar artar.


Kur’an’ı bilen kişi:


  • Adaletin önemini bilir,
  • Kul hakkının ağırlığını bilir,
  • Yalanın haram olduğunu bilir,
  • Merhametin değerini bilir,
  • Ahiret hesabını bilir.

Buna rağmen kötülüğe devam ederse yaptığı davranış yalnızca bir hata değil, bildiği hakikate karşı işlenmiş bilinçli bir ihlal hâline gelir.


Bu nedenle Kur’an bilgisi bir üstünlük süsü değil, insanın omuzlarına yüklenen ağır bir emanettir.


Gerçek bilgi, insanı daha dikkatli ve daha sorumlu yapmalıdır.


1️⃣1️⃣ Dinî Bilginin Gösterişe Dönüşmesi Ne Anlama Gelir ❓


Dinî bilgi, Allah’a yaklaşmak ve insanlara fayda sağlamak için kullanılmalıdır.


Fakat kişi bilgiyi:


  • Kendini üstün göstermek,
  • İnsanları susturmak,
  • Şöhret kazanmak,
  • Makam elde etmek,
  • Menfaat sağlamak
  • Veya başkalarını küçümsemek

için kullanırsa bilgi amacından uzaklaşır.


Bu durumda din, insanı arındıran bir hakikat olmaktan çıkar ve nefsin kullandığı bir araca dönüşür.


Bilginin gerçek değeri, insanın ne kadar konuştuğuyla değil; ne kadar adaletli, dürüst ve merhametli olduğuyla ölçülür.


1️⃣2️⃣ Amelsiz İlim Neden Tehlikelidir ❓


Amel, bilginin davranışa dönüşmesidir.


İlim ile amel birbirinden ayrıldığında insanın içinde büyük bir çelişki doğar.


Kişi:


  • Doğruyu anlatır ama kendisi uygulamaz.
  • Sabırdan söz eder ama öfkesini kontrol etmez.
  • Merhameti över ama güçsüzleri ezer.
  • Adaleti savunur ama kendi çıkarında haksızlık yapar.

Bu çelişki zamanla insanın vicdanını zayıflatabilir.


Amelsiz bilgi, kalbi aydınlatmak yerine insanın kendisini kandırmasına sebep olabilir.


Çünkü kişi yalnızca bildiği için kendisini iyi zanneder; fakat davranışları bilgisiyle uyuşmaz.


1️⃣3️⃣ Kitabı Anlamak İle Yaşamak Arasındaki Bağ Nedir ❓


Kur’an’ı anlamak çok önemlidir. Fakat anlamanın gerçek sonucu, hayatın değişmesidir.


Bir ayeti anlamak:


  • Yalnızca kelime anlamını bilmek,
  • Tefsirini okumak,
  • Tarihî bağlamını öğrenmek

değildir.


Gerçek anlamak, ayetin insana:


“Ben hayatımda neyi değiştirmeliyim?”


sorusunu sordurmasıdır.


Örneğin kişi adalet ayetini okuyorsa ilişkilerinde adaleti aramalıdır.


Merhamet ayetini okuyorsa zayıfa karşı davranışını gözden geçirmelidir.


Kul hakkı uyarısını okuyorsa borçlarını, ticaretini ve insanlarla ilişkisini sorgulamalıdır.


Anlama davranışa dönüşmüyorsa bilgi henüz kişiliğin parçası olmamıştır.


1️⃣4️⃣ Allah’ın Ayetlerini Yalanlamak Ne Anlama Gelir ❓


Ayetin devamında Allah’ın ayetlerini yalanlayanların durumunun kötü olduğu bildirilir.


Ayetleri yalanlamak yalnızca sözlü olarak:


“Ben bunlara inanmıyorum.”


demek değildir.


Bazen insan sözlü olarak inanır; fakat davranışlarıyla ayetleri önemsizleştirir.


Örneğin:


  • Adalet ayetlerine inanıp zulmetmek,
  • Kul hakkını kabul edip hak yemek,
  • Ahirete inanıp hesapsız yaşamak,
  • Yalanı haram bilip sürekli yalan söylemek

kişinin inancı ile davranışları arasında büyük bir çelişki oluşturur.


Bu durum doğrudan inkârla aynı değildir; fakat ayetlerin hayattaki etkisini zayıflatan tehlikeli bir tutumdur.


1️⃣5️⃣ Hakikati Menfaate Göre Değiştirmek Neden Tehlikelidir ❓


İlâhî kitap insanı yönlendirmek için gönderilmiştir. İnsan kitabı kendi çıkarına göre yönlendirmeye çalıştığında vahyin amacını tersine çevirmiş olur.


Hakikati menfaate göre değiştirmek:


  • Hoşuna gelen hükümleri kabul etmek,
  • Zor gelen sorumlulukları görmezden gelmek,
  • Güçlüye başka, zayıfa başka ölçü uygulamak,
  • Dini şahsî çıkar için yorumlamak

şeklinde ortaya çıkabilir.


Bu durumda kişi Allah’ın hükmüne teslim olmak yerine, Allah’ın hükmünü kendi arzusuna teslim etmeye çalışır.


Gerçek iman, kitabı nefsin arzularına uydurmak değil; nefsi kitabın ölçülerine göre eğitmektir.


1️⃣6️⃣ “Allah Zalimler Topluluğunu Doğru Yola İletmez” Ne Anlama Gelir ❓


Ayetin sonunda zalimlerin hidayete ulaşamayacağı bildirilir.


Buradaki zulüm:


  • Hakikati bile bile reddetmek,
  • Allah’ın ayetlerini çarpıtmak,
  • İnsanların hakkını yemek,
  • Kutsal bilgiyi çıkar için kullanmak,
  • Kişinin kendi vicdanına ihanet etmesi

gibi anlamlar taşır.


Allah hiç kimseye sebepsiz yere hidayet kapısını kapatmaz.


Fakat insan sürekli:


  • Kibirlenir,
  • Hakikati reddeder,
  • Vicdanını susturur,
  • Zulümde ısrar ederse

zamanla kalbi hakikate karşı duyarsızlaşabilir.


Bu nedenle hidayetten uzaklaşmak çoğu zaman insanın ısrarlı yanlış tercihlerinin sonucu olur.


1️⃣7️⃣ Bu Ayet Âlimlere Ve Din Anlatanlara Ne Söyler ❓


Bu ayet özellikle dinî bilgi taşıyan insanlara çok ağır bir sorumluluk yükler.


Âlim, öğretmen, din görevlisi veya dini anlatan herhangi bir kişi:


  • Söylediğini yaşamaya çalışmalı,
  • Bilgiyi gizlememeli,
  • Hakikati menfaate satmamalı,
  • İnsanları küçümsememeli,
  • Dini şahsî güç aracı yapmamalıdır.

Din anlatan kişinin hatası, yalnızca kendisini etkilemeyebilir. İnsanların din hakkındaki düşüncelerini de olumsuz etkileyebilir.


Bu nedenle dinî bilgi sahibi olmak bir ayrıcalık değil, büyük bir ahlâkî hesap sorumluluğudur.


En etkili tebliğ, konuşulan hakikatin hayatta görünür hâle gelmesidir.


1️⃣8️⃣ Bu Ayet Günümüz Müslümanına Ne Söyler ❓


Bugün Kur’an’a ulaşmak son derece kolaydır.


İnsanlar:


  • Telefonlarından ayet okuyabilir,
  • Meallere ulaşabilir,
  • Tefsir dinleyebilir,
  • Binlerce dinî konuşma izleyebilir,
  • Çok sayıda kitap edinebilir.

Fakat bilgiye ulaşmanın kolaylaşması, ahlâkın otomatik olarak güzelleştiği anlamına gelmez.


Bir toplumda Kur’an çok okunuyor fakat:


  • Yalan yaygınsa,
  • Emanete ihanet ediliyorsa,
  • Ticarette hile yapılıyorsa,
  • Kadınlara ve çocuklara zulmediliyorsa,
  • Fakirler unutuluyorsa,
  • İnsanlar birbirini küçümsüyorsa

orada Kur’an’ın sesi dillerde bulunmuş fakat ahlâka yeterince dönüşmemiş olabilir.


Ayet, günümüz insanını bilgi tüketmeye değil, hakikati yaşamaya çağırmaktadır.


1️⃣9️⃣ Cuma Suresi 5. Ayetin Verdiği Büyük Mesaj Nedir ❓


Cuma Suresi 5. ayet, ilâhî kitaba sahip olmanın tek başına kurtuluş anlamına gelmediğini bildirir.


İnsanı yücelten:


  • Kitabın adıyla övünmek değil,
  • Onun mesajını anlamaktır.
  • Ayetleri ezberlemek değil,
  • Onları ahlâka dönüştürmektir.
  • Bilgi taşımak değil,
  • Bilginin sorumluluğunu yerine getirmektir.

Kitap taşıyan eşek benzetmesi, insanı şu soruyla yüzleştirir:


“Ben vahyi gerçekten mi taşıyorum, yoksa yalnızca onun kelimelerini mi taşıyorum?”


Kur’an insanın evinde bulunabilir fakat hayatında bulunmayabilir.


Dilde okunabilir fakat kalpte karşılık bulmayabilir.


Ezberlenebilir fakat davranışlara dönüşmeyebilir.


Ayetin büyük mesajı şudur:


İlâhî kitap, insanın üzerinde taşınacak bir süs değil; insanı içeriden dönüştürecek bir rehberdir.


Gerçek vahiy taşıyıcısı:


  • Bildiğiyle amel eden,
  • Adaleti koruyan,
  • Kul hakkından sakınan,
  • Merhametli davranan,
  • Hakikati menfaatten üstün tutan,
  • Bilgisi arttıkça tevazusu da artan insandır.

“Kur’an’ı taşımak, onu yalnızca dilde okumak değildir; ayetlerin vicdana hükmetmesi, ahlâka dönüşmesi ve insanın her davranışında hakikatin izini bırakmasıdır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt