📖 Bakara Suresi 8. Ayette “İnsanlardan Bazıları ‘Allah’a Ve Ahiret Gününe İman Ettik’ Derler; Oysa Onlar Mümin Değillerdir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,683
2,724,958
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Bakara Suresi 8. Ayette “İnsanlardan Bazıları ‘Allah’a Ve Ahiret Gününe İman Ettik’ Derler; Oysa Onlar Mümin Değillerdir” İfadesi Ne Anlama Gelir Ve Münafıklık, Söylem İle Gerçeklik, İçtenlik, Kimlik, İkiyüzlülük, Kendini Aldatma, Toplumsal Maske Ve İnancın Samimiyeti Açısından Nasıl Anlaşılmalıdır ❓


“İnsanın söylediği şey ile gerçekten olduğu şey arasındaki mesafe büyüdükçe, yalnız başkalarını değil kendi benliğini de aldatmaya başlama ihtimali artar. Münafıklık bu yüzden sadece bir davranış bozukluğu değil, insanın kendi hakikatiyle bağının kopmasıdır.”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ Bakara Suresi 8. Ayet Ne Söyler ❓


Bakara Suresi'nin sekizinci ayetinde şöyle buyrulur:


“İnsanlardan bazıları, ‘Allah’a ve ahiret gününe iman ettik’ derler; hâlbuki onlar mümin değillerdir.”


Bu ayetle Bakara Suresi'nde yeni bir insan tipi anlatılmaya başlanır.


İlk ayetlerde:


iman edenler,


ardından:


inkârda ısrar edenler


anlatılmıştı.


Şimdi ise çok daha karmaşık bir kategori ortaya çıkar:


İnandığını söyleyen fakat gerçekte inanmayan insan.


Buradaki problem artık açık inkâr değildir.


Tam tersine dışarıdan bakıldığında doğru sözler söylenmektedir.


Allah'a iman edildiği söylenir.


Ahirete iman edildiği söylenir.


Fakat Kur’an bu sözlerin ardındaki hakikatin farklı olduğunu bildirir.


Böylece ayet insanı son derece zor bir soruyla karşılaştırır:


Bir insanın söyledikleriyle gerçekte olduğu şey birbirinden ne kadar farklı olabilir?


2️⃣ Münafıklık Ne Demektir ❓


İslamî terminolojide bu durum nifak, bu özelliği taşıyan kişi ise münafık kavramıyla ifade edilir.


Genel anlamıyla nifak:


dışarıda başka, içeride başka olmak


fikrini taşır.


Kişi dış görünüşte bir inancı benimsediğini söyler.


Fakat iç dünyasında bunu kabul etmez.


Bu nedenle münafıklık basit bir fikir ayrılığı değildir.


Açıkça:


“Ben inanmıyorum.”


diyen kişi ile:


“Ben inanıyorum.”


deyip tersini saklayan kişi arasında önemli bir fark vardır.


İlkinde görüş açıktır.


İkincisinde ise gizlenen bir gerçeklik vardır.


Kur’an'ın nifaka yönelik sert eleştirisinin temelinde de bu çift katmanlılık bulunur.


3️⃣ Neden Açık İnkârdan Sonra Münafıklık Anlatılır ❓


Bakara Suresi'nin başlangıcındaki sıralama dikkat çekicidir.


Önce müminlerin özellikleri uzun biçimde anlatılır.


Sonra açık inkârcılar iki ayetle tasvir edilir.


Ardından münafıklara çok daha geniş yer ayrılır.


Bunun nedeni üzerine düşünülebilir.


Açık karşıtlık anlaşılması kolay bir durumdur.


Bir insan:


“Sana katılmıyorum.”


dediğinde konumu bellidir.


Fakat gizli karşıtlık daha karmaşıktır.


Çünkü kişi topluluğun içinde görünür.


Aynı kelimeleri kullanır.


Aynı kimliği taşıyor gibi davranır.


Fakat içeride başka bir amaç veya inanç bulunabilir.


Bu nedenle münafıklık yalnız bireysel değil, toplumsal güven problemi de oluşturur.


4️⃣ Neden Özellikle “Allah’a Ve Ahiret Gününe İman Ettik” Diyorlar ❓


Ayetin sözünü ettiği kişilerin iki temel iman esasını dile getirmesi dikkat çekicidir:


Allah


ve


ahiret günü.


Bu iki kavram dini hayatın merkezindedir.


Allah'a iman, insanın varoluşunun kaynağıyla ilişkisini;


ahirete iman ise davranışlarının nihai hesabıyla ilişkisini belirler.


Dolayısıyla bu insanlar yüzeysel bir dini ifade kullanmıyorlar.


İnancın merkezindeki iki büyük iddiayı söylüyorlar.


Fakat Kur’an hemen ardından:


“Onlar mümin değildir.”


der.


Bu, çok önemli bir ayrımı ortaya çıkarır:


Doğru cümleyi söylemek ile o cümlenin hakikatini taşımak aynı şey değildir.


5️⃣ İman Sadece Söylemek Değilse Nedir ❓


İslam düşüncesinde imanın mahiyeti hakkında farklı kelâmî tartışmalar bulunmuştur.


Fakat Kur’an'ın genel anlatısında iman yalnızca dilde kalan bir iddia değildir.


İman:


kalple tasdik,


güven,


yöneliş,


sadakat


ve davranışlara yansıyan bir bağlılıkla ilişkilidir.


Bu nedenle:


“İnanıyorum.”


demek önemlidir.


Fakat insanın iç dünyası ve hayatı bu sözle tamamen çelişiyorsa yalnızca söz yeterli olmayabilir.


Bakara 8'in oluşturduğu gerilim tam da budur:


Dil iman söylüyor, iç dünya başka bir şey taşıyor.


6️⃣ Bir İnsan Başkalarını Kandırmak İçin Neden İnançlı Görünür ❓


Bunun birçok nedeni olabilir.


Toplumsal kabul görmek,


güç kazanmak,


çıkar elde etmek,


tehlikeden korunmak,


belirli bir grubun imkânlarından yararlanmak,


itibar kazanmak


gibi amaçlarla insanlar gerçekte taşımadıkları kimlikleri gösterebilirler.


Bu davranış yalnız dini alana özgü değildir.


İnsan:


iş hayatında,


siyasette,


arkadaşlıkta,


aile ilişkilerinde


de olduğundan farklı görünmeye çalışabilir.


Ancak inanç alanındaki problem çok daha derindir.


Çünkü insan Tanrı'yla ilişkisini bile sosyal bir maskeye dönüştürebilir.


7️⃣ Toplumsal Maske Nedir ❓


Her insan farklı ortamlarda farklı davranış biçimleri gösterir.


İş yerindeki tavrımız ile evdeki tavrımız tamamen aynı olmayabilir.


Bu tek başına ikiyüzlülük değildir.


Toplumsal hayat belirli roller gerektirir.


Sorun, rol ile gerçek benlik arasındaki mesafenin bilinçli bir aldatmaya dönüşmesidir.


Bir insan:


ahlaklı görünür ama çıkarı için haksızlık yapar.


Dindar görünür ama dini yalnız nüfuz aracı olarak kullanır.


Merhametli görünür ama güçsüzlere zulmeder.


Adalet konuşur ama kendi çıkarında adaleti unutabilir.


İşte burada toplumsal maske, insanın kişiliğini gizleyen bir araca dönüşür.


8️⃣ İnsan Kendi Maskesine İnanmaya Başlayabilir Mi ❓


Belki nifak meselesinin en ilginç psikolojik boyutu budur.


İnsan başlangıçta başkalarını kandırmak için bir rol oynayabilir.


Fakat rol uzun süre devam ederse kişi zamanla kendi hikâyesine de inanabilir.


Kendisini:


adil,


dürüst,


iyi,


samimi


olarak görmeye devam eder.


Fakat davranışları bunun tersini gösterebilir.


Bu noktada artık sorun yalnız başkalarını aldatmak değildir.


Kendini aldatmak başlamıştır.


İnsan kendi davranışlarını sürekli haklı çıkararak içsel bir kurgu oluşturabilir.


Bir süre sonra gerçekle kurduğu bağ zayıflar.


9️⃣ Kendini Aldatmak Nasıl Mümkündür ❓


İlk bakışta tuhaf görünür.


Bir insan kendi kendisini nasıl kandırabilir?


Fakat günlük hayatta bunun pek çok örneği vardır.


Bir kişi çıkarı için yaptığı şeyi:


“Ben bunu onların iyiliği için yaptım.”


diye yorumlayabilir.


Kıskançlığını:


“Ben sadece gerçeği söylüyorum.”


şeklinde sunabilir.


Kibirli davranışını:


“Ben prensipliyim.”


diye adlandırabilir.


Korkusunu:


“Tedbirliyim.”


diye açıklayabilir.


İnsan zihni kendi benlik imajını korumak için güçlü gerekçelendirmeler üretebilir.


Bu nedenle ahlaki öz eleştiri zordur.


Çünkü insanın en kolay kandırabileceği kişilerden biri bazen kendisi olabilir.


🔟 Münafıklık İle Günahkârlık Aynı Şey Midir ❓


Hayır.


Bu ayrım çok önemlidir.


Bir mümin günah işleyebilir.


Yanlış yapabilir.


Nefsine yenilebilir.


Hatta aynı hatayı tekrar edebilir.


Fakat günahkârlık otomatik olarak nifak anlamına gelmez.


Nifak daha temel bir tutarsızlık içerir:


İnanç iddiasıyla iç gerçekliğin bilinçli biçimde ayrışması.


Bir insan günah işleyip:


“Bu yaptığım yanlış, keşke yapmasaydım.”


diyebilir.


Başka biri ise dini görüntüyü kullanırken içten içe dini tamamen reddedebilir.


İkisini aynı kategoriye koymak doğru değildir.


Bu ayrım aynı zamanda insanların kolayca “münafık” ilan edilmesini de engellemelidir.


1️⃣1️⃣ Başka Bir İnsanın Münafık Olduğuna Kesin Karar Verebilir Miyiz ❓


Son derece dikkatli olunmalıdır.


Çünkü nifakın temel unsurlarından biri iç dünya ile ilgilidir.


İnsanın kalbindeki gerçek niyeti bütünüyle bilmek mümkün değildir.


Birinin:


hata yapması,


günah işlemesi,


çelişkili davranması


tek başına onun gerçek anlamda münafık olduğunu kanıtlamaz.


Bu nedenle Kur’an'daki nifak ayetlerini başkalarına kolayca etiket yapıştırmak amacıyla kullanmak risklidir.


Daha verimli olan soru şudur:


“Benim sözlerim ile hayatım arasında ne kadar mesafe var?”


Bu soruyla ayet, yargılama aracından öz muhasebe aracına dönüşür.


1️⃣2️⃣ Söz İle Davranış Arasındaki Tutarsızlık Neden Tehlikelidir ❓


Çünkü insanın karakterinde bütünlük ihtiyacı vardır.


Bir insan sürekli:


başka şey düşünüyor,


başka şey söylüyor,


başka şey yapıyorsa


zamanla içsel parçalanma yaşayabilir.


Dini bağlamda bu daha ciddi hâle gelir.


Örneğin:


adaletten söz edip zulmetmek,


merhametten söz edip acımasız olmak,


emanetten söz edip hile yapmak,


Allah korkusundan söz edip çıkar uğruna her şeyi yapmak


insanın söylediklerini içi boş sembollere dönüştürebilir.


Bir süre sonra kutsal kelimeler davranış değiştiren hakikatler olmaktan çıkar ve kimlik dekoruna dönüşür.


1️⃣3️⃣ Samimiyet Nedir ❓


İslam ahlakında samimiyet çoğunlukla ihlâs kavramıyla ilişkilendirilir.


İhlâs:


bir davranışı gösterişten,


çıkar hesabından,


başkalarının onayına bağımlılıktan


arınmış biçimde yapmak idealini taşır.


Samimiyet:


“İnsanlar beni nasıl görüyor?”


sorusundan önce:


“Ben gerçekten neyim?”


sorusunu sorabilmektir.


Bu nedenle samimiyet kusursuz olmak değildir.


Samimi insan da hata yapabilir.


Fakat hatasını maskelemek yerine onunla yüzleşebilir.


Belki samimiyetin en güçlü göstergelerinden biri:


Kendisi hakkında hoşuna gitmeyen bir gerçeği kabul edebilme cesaretidir.


1️⃣4️⃣ Dini Kimlik Bir Gösteriye Dönüşebilir Mi ❓


Evet.


Her güçlü sembolik sistem gibi din de insan tarafından gösteriş amacıyla kullanılabilir.


İbadet,


kıyafet,


dini dil,


yardım,


dua,


ahlaki söylem


başkalarının gözündeki imajı yönetmek için araç hâline gelebilir.


Bu noktada davranış dışarıdan dindar görünebilir.


Fakat gerçek amaç Allah değil, insanların bakışı olabilir.


Bu nedenle dini hayatın önemli sorularından biri şudur:


“Kimse beni görmeseydi bunu yine yapar mıydım?”


Bu soru insanın niyetini bütünüyle çözmez.


Fakat gösteriş ile samimiyet arasındaki farkı düşünmek için güçlü bir aynadır.


1️⃣5️⃣ İnsan Neden Gerçek Kimliğini Saklama İhtiyacı Hisseder ❓


Çünkü gerçek kimliğin bedeli olabilir.


İnsan:


reddedilmekten,


dışlanmaktan,


statü kaybetmekten,


yalnız kalmaktan,


çıkarlarını yitirmekten


korkabilir.


Bu nedenle bulunduğu çevreye uygun bir kimlik gösterebilir.


Bu psikolojik eğilim çok insani olsa da sürekli hâle geldiğinde kişinin kendi benliğini aşındırabilir.


İnsan bir süre sonra:


“Ben gerçekten neye inanıyorum?”


sorusunun cevabını bile kaybedebilir.


Toplumsal rol, gerçek benliğin üzerine o kadar kalın biçimde yerleşebilir ki maskeyi çıkarmak zorlaşır.


1️⃣6️⃣ Ahiret İnancı İddiası Neden Samimiyet Testidir ❓


Ayet özellikle:


“Ahiret gününe iman ettik.”


sözünü aktarır.


Bu dikkat çekicidir.


Çünkü ahiret inancı, davranışların gizli veya açık fark etmeksizin nihai olarak değerlendirileceği fikrini taşır.


Bir insan gerçekten:


“Kimsenin bilmediği davranışlarımın bile hesabı vardır.”


diye inanıyorsa, yalnız insanlara görünmek için ahlaklı davranmasının anlamsızlığını fark etmesi beklenir.


Dolayısıyla ahiret inancı ile ikiyüzlülük arasında güçlü bir gerilim vardır.


Münafık dışarıdaki insanı hesaba katar.


Ahiret bilinci ise insana:


“İçeriyi de bilen vardır.”


der.


1️⃣7️⃣ Münafıklık Sadece Dini Bir Problem Mi, Yoksa Evrensel Bir İnsan Problemi Mi ❓


Nifak kavramı Kur’an'da dini bir kategori olarak kullanılır.


Fakat altında yatan psikoloji çok daha evrenseldir.


İnsan:


eşitlik savunup ayrıcalık isteyebilir.


Özgürlük savunup yalnız kendisi için özgürlük talep edebilir.


Dürüstlük konuşup çıkarı geldiğinde yalan söyleyebilir.


Merhametten söz edip kendisine benzemeyenlere karşı acımasız olabilir.


Bu nedenle nifak teması, insanın ideal benliği ile gerçek davranışı arasındaki uçurumu düşünmek açısından da güçlüdür.


Asıl mesele yalnız söylediğimiz ilkelerin doğruluğu değildir.


O ilkeler bizi de bağladığında ne yaptığımızdır.


1️⃣8️⃣ Modern Dünyada Münafıklık Ve Kimlik Gösterisi Nasıl Görünebilir ❓


Dijital çağ insanlara kendi kimliklerini sürekli sergileyebilecekleri büyük bir sahne sundu.


İnsan sosyal medyada:


yardımsever,


mutlu,


başarılı,


erdemli,


bilgili,


duyarlı


bir karakter oluşturabilir.


Fakat ekranın arkasındaki gerçek hayat bundan tamamen farklı olabilir.


Burada önemli olan sosyal medyanın kendisinin kötü olması değildir.


Problem, görüntünün gerçeğin yerine geçmesidir.


Bir iyiliğin gerçekten yapılmasından daha çok gösterilmesi önem kazandığında;


ahlak yaşanmaktan çok sergilenmeye başladığında;


insan kim olduğundan çok nasıl göründüğünü önemsemeye başladığında,


Bakara 8'in sorusu çağdaş bir biçimde yeniden ortaya çıkar:


“Söylediğin kişi gerçekten sen misin?”


1️⃣9️⃣ İnsan Başkalarına Söylediği Yalanı Bir Gün Kendisine Söylemeye Başlayabilir​


Bakara Suresi'nin sekizinci ayeti ilk bakışta belirli bir topluluğun dini tutumunu anlatıyor gibi görünür.


Fakat biraz derine inildiğinde insan karakteriyle ilgili çok daha büyük bir soruya dönüşür:


İnsan kendi gerçeğinden ne kadar uzaklaşabilir?


Başlangıç bazen küçüktür.


İnsan olmadığı biri gibi görünür.


Bir söz söyler.


Bir rol oynar.


Bir davranışı yalnız başkaları görsün diye yapar.


Sonra bunu tekrar eder.


Ve zamanla ortaya iki farklı “ben” çıkabilir:


İnsanların gördüğü ben.


Ve:


Gerçekte olan ben.


Bu ikisi arasındaki mesafe büyüdükçe kişinin içsel bütünlüğü zayıflar.


Bir noktadan sonra insan gerçek benliğini saklamakla kalmaz.


Onunla yüzleşmekten de kaçmaya başlayabilir.


İşte nifakın en tehlikeli yönlerinden biri belki budur:


İnsan önce başkalarını kandırır.


Sonra kendi gerekçelerini üretir.


Ardından bu gerekçelere alışır.


Ve sonunda:


“Ben zaten böyle biri değilim.”


diyerek kendi davranışının hakikatini reddedebilir.


Bu yüzden Bakara 8'i yalnızca başkalarını teşhis eden bir ayet olarak okumak kolaydır.


Daha zor olan onu aynaya çevirmektir:


Söylediklerim ile yaptıklarım uyuşuyor mu?


Başkalarının yanında savunduğum değerleri yalnızken de koruyor muyum?


Kimse görmediğinde karakterim değişiyor mu?


Dini kullandığım zamanlar ile dinin beni değiştirdiği zamanlar arasında fark var mı?


Yanlışımı kabul edebiliyor muyum?


Yoksa kendime sürekli daha güzel bir hikâye mi anlatıyorum?


Belki samimiyet, insanın hiçbir çelişkisinin olmaması değildir.


İnsan kusurludur.


Yanılır.


Zayıflar.


Bazen söyledikleriyle yaptıkları arasında mesafe oluşur.


Fakat samimi insan bu mesafeyi gizlemeye değil kapatmaya çalışır.


Münafıklığın tehlikesi ise mesafeyi kapatmak yerine maskeyi güçlendirmektir.


Bu yüzden insanın ahlaki hayatındaki en önemli sorulardan biri:


“İnsanlar beni nasıl görüyor?”


değil,


“Ben, kimse bakmadığında kimim?”


olabilir.


Çünkü dışarıdaki dünyanın önünde oluşturduğumuz kimlik bir gün sona erer.


Unvanlar gider.


Alkışlar susar.


İnsanların bakışı kaybolur.


Geriye insanın kendisiyle ve Allah'la arasındaki çıplak gerçeklik kalır.


Bakara 8'in sarsıcı gücü burada ortaya çıkar:


İman, yalnız söylenen bir kimlik değil; insanın içiyle dışı arasındaki hakikat ilişkisidir.


“Samimiyet kusursuz görünmek değildir; insanın kusuruyla bile dürüstçe yüzleşebilmesidir. En tehlikeli maske başkalarına taktığımız değil, uzun süre taşıdıktan sonra kendi yüzümüz sandığımız maskedir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt