📖 A‘lâ Suresi 9. Ayette “Öyleyse Öğüt Fayda Verecekse Öğüt Ver” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Tebliğde Muhatabın Hazır Oluşu, Öğüdün Zamanlaması

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,359
2,724,954
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘lâ Suresi 9. Ayette “Öyleyse Öğüt Fayda Verecekse Öğüt Ver” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Tebliğde Muhatabın Hazır Oluşu, Öğüdün Zamanlaması, Zorlama İle Hatırlatma Arasındaki Fark Ve İletişim Ahlakı Açısından Nasıl Anlaşılmalıdır ❓


“A‘lâ Suresi burada yalnız ne söyleneceğini değil, ne zaman ve nasıl söyleneceğini de düşündürür: ‘Öğüt fayda verecekse öğüt ver.’ Hakikati anlatmak, muhatabı zorlamak değil; ona ulaşabilecek doğru zamanı, dili ve yöntemi gözetmektir.”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ 🗣️ A‘lâ Suresi 9. Ayette Ne Buyrulur ❓


A‘lâ Suresinin dokuzuncu ayetinde anlam olarak:


“Öyleyse öğüt fayda verecekse öğüt ver.”


buyrulur.


Arapça ifade:


“Fe-zakkir in nefeati’z-zikrâ.”


şeklindedir.


Burada iki ana kavram vardır:


“Zakkir”


yani:


hatırlat,


öğüt ver,


uyar.


Ve:


“zikrâ”


yani:


öğüt,


hatırlatma,


ibret veren mesaj.


Ayet:


tebliğin yalnız içerikten değil,


etki ve muhatap bilincinden


de oluştuğunu düşündürür.


2️⃣ 📜 “Zakkir” Ne Anlama Gelir ❓


“Zakkir”:


hatırlatmak,


öğüt vermek,


dikkati yeniden bir hakikate çevirmek


anlamına gelir.


Bu kelime:


insanın hakikati hiç duymamış olmasından çok:


duyduğu veya sezdiği bir şeyi:


yeniden hatırlamasını da düşündürür.


Dolayısıyla:


tebliğ:


her zaman sıfırdan bilgi vermek değildir.


Bazen:


unutulmuş bir vicdanı uyandırmaktır.


3️⃣ 🧠 “Öğüt Fayda Verecekse” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


Bu ifade:


ilk bakışta:


çok şartlı görünür.


Sanki:


fayda kesin değilse:


hiç öğüt verme


deniyormuş gibi anlaşılabilir.


Ancak:


klasik yorumlarda bu ifade:


faydayı gözetmek,


uygun zamanı seçmek


ve anlamsız inatlaşmayı:


tebliğin amacı hâline getirmemek


şeklinde açıklanmıştır.


Yani:


amaç:


söz söylemiş olmak değil, sözün kalbe ulaşabilmesidir.


4️⃣ ⚖️ Ayet “Yalnız Kabul Edecek Kişiye Konuş” mu Demektedir ❓


Hayır.


Peygamber’in:


kimin sonunda iman edeceğini:


baştan kesin bilmesi mümkün değildir.


Bu nedenle:


ayet:


yalnız sonucu önceden bilinen kişilere:


tebliğ yapılmasını emretmez.


Daha çok:


öğüdün:


hikmetli, yerinde ve fayda ihtimali taşıyan biçimde


sunulmasını düşündürür.


Bir insan bugün:


reddedebilir.


Ama:


duyduğu söz:


yıllar sonra etkili olabilir.


5️⃣ 🎯 Öğüdün Amacı Tartışmayı Kazanmak mıdır ❓


Hayır.


Öğüt:


bir münazara kupası değildir.


Amaç:


karşıdakini:


utandırmak,


yenmek,


susturmak


veya:


“Bak ben haklı çıktım.”


demek değildir.


Gerçek öğüt:


muhatabın:


iyiliğini ve hakikate ulaşmasını:


gözetir.


Eğer konuşma:


egoların yarışına dönüşürse:


öğüt:


amacından uzaklaşabilir.


6️⃣ 🕊️ Hatırlatma İle Zorlama Arasında Ne Fark Vardır ❓


Hatırlatma:


insanın:


aklına ve iradesine:


hitap eder.


Zorlama ise:


kararı:


insanın elinden almaya çalışır.


Bir insan:


ikna edilebilir.


Ama:


kalbi zorla:


inandırılamaz.


Bu nedenle:


tebliğ:


hakikati sunmak


ile ilgilidir.


İman ettirmek:


insanın zor kullanarak:


başarabileceği bir iş değildir.


7️⃣ 🧠 İnsan Neden Doğru Bir Öğüdü Bile Reddedebilir ❓


Çünkü insan:


yalnız bilgiyle hareket etmez.


Ego.


Alışkanlık.


Çevre baskısı.


Korku.


Çıkar.


Kimlik.


Geçmiş deneyimler.


Bütün bunlar:


bir mesajın:


kabul edilmesini etkileyebilir.


Bazen:


insan sözün yanlış olduğunu düşündüğü için değil,


söz hayatını değiştireceği için


direnir.


8️⃣ ⏰ Doğru Zamanlama Öğütte Neden Önemlidir ❓


Aynı söz:


farklı zamanlarda:


çok farklı etkiler oluşturabilir.


Bir insan:


öfkeliyken:


iyi bir nasihati:


saldırı gibi algılayabilir.


Acı içindeyken:


teorik öğüt:


soğuk gelebilir.


Sakinleştiğinde ise:


aynı söz:


anlam kazanabilir.


Bu yüzden:


hakikatin doğruluğu kadar:


zamanlaması da iletişimin parçasıdır.


9️⃣ 🗣️ Doğru Üslup Neden Önemlidir ❓


Çünkü:


doğru bir fikir:


yanlış bir üslupla:


ulaşılmaz hâle getirilebilir.


Hakaret.


Aşağılama.


Küçümseme.


Sürekli suçlama.


Bunlar:


muhatabın:


savunmaya geçmesine yol açabilir.


İnsan:


sözü değil:


ona yapılan saldırıyı:


hatırlamaya başlayabilir.


Bu nedenle:


hakikat sertlikle eş anlamlı değildir.


🔟 💬 Bazen Susmak Da Bir İletişim Biçimi midir ❓


Evet.


Her an:


konuşmak gerekmez.


Bir insan:


öğüde tamamen kapalıysa,


konuşma:


yalnız öfkeyi büyütüyorsa,


zaman tanımak:


daha hikmetli olabilir.


Bu:


hakikatten vazgeçmek değildir.


Bazen:


doğru sözü doğru zamana bırakmaktır.


Susmak:


korkaklık da olabilir.


Ama:


yerinde susmak:


bilgelik de olabilir.


1️⃣1️⃣ 🪞 Öğüt Veren Kişinin Kendi Hayatı Neden Önemlidir ❓


Çünkü:


insanlar:


yalnız söze değil,


sözü söyleyen kişinin hayatına da:


bakar.


Adaletten konuşup:


adaletsiz yaşayan biri:


sözünün etkisini azaltabilir.


Merhamet anlatıp:


acımasız davranmak:


mesajı zayıflatabilir.


Bu nedenle:


en güçlü öğütlerden biri:


tutarlı bir hayat olabilir.


1️⃣2️⃣ ⚠️ Öğüt Vermek İnsanların Hayatını Kontrol Etme Hakkı Verir mi ❓


Hayır.


Bir kişiye:


iyiyi tavsiye etmek:


onun üzerinde:


sınırsız otorite kurmak değildir.


Nasihat:


kontrolcülüğe dönüşebilir.


İnsan:


“Ben senin iyiliğini düşünüyorum.”


diyerek:


karşıdakinin:


her kararına müdahale edebilir.


Ayetin ruhu:


zorbalık değil,


hatırlatmadır.


1️⃣3️⃣ 👂 Öğüt Vermek Kadar Dinlemek De Önemli midir ❓


Evet.


İyi iletişim:


tek yönlü değildir.


Bir insanın:


neden böyle düşündüğünü:


dinlemeden:


ona öğüt vermek:


çoğu zaman yüzeysel olur.


Belki:


sorusu vardır.


Belki:


yanlış anlaşılmıştır.


Belki:


yaşadığı bir travma:


dine bakışını etkiliyordur.


Dinlemek:


tebliği:


ezberlenmiş monologdan gerçek iletişime


dönüştürür.


1️⃣4️⃣ 🧭 Herkese Aynı Şekilde Öğüt Vermek Doğru mudur ❓


Hayır.


İnsanlar:


aynı değildir.


Bilgi düzeyleri:


farklıdır.


Yaşları:


farklıdır.


Soruları:


farklıdır.


Kültürleri:


farklıdır.


Bir çocuğa:


anlatılan dil ile:


bir akademisyene:


anlatılan dil:


aynı olmak zorunda değildir.


Mesajın özü:


korunabilir.


Ama:


sunuluş biçimi muhataba göre değişebilir.


1️⃣5️⃣ 🧠 Öğüt Fayda Vermiyorsa Sorun Her Zaman Muhatapta mıdır ❓


Hayır.


Bazen:


sorun:


öğüt verende olabilir.


Yanlış zaman.


Yanlış üslup.


Eksik bilgi.


Kibir.


Sürekli tekrar.


Muhatabı tanımamak.


Bunların hepsi:


mesajın etkisini azaltabilir.


Bu nedenle:


“Ben doğruyu söyledim, gerisi onun suçu.”


demeden önce:


insan kendi yöntemini de:


sorgulamalıdır.


1️⃣6️⃣ 🌱 Bir Öğüt Hemen Sonuç Vermek Zorunda mıdır ❓


Hayır.


Bazı sözler:


tohum gibidir.


İnsan:


duyar.


O anda:


reddeder.


Ama:


yıllar sonra:


bir olay yaşar.


Ve:


o söz:


yeniden zihnine gelir.


Bu nedenle:


öğüdün etkisi:


her zaman:


anında ölçülemez.


İnsan:


yalnız:


tohumu bırakabilir.


Onun ne zaman filizleneceğini:


kontrol edemez.


1️⃣7️⃣ ⚖️ “Fayda” Kavramı Gerçeği Gizlemek İçin Kullanılabilir mi ❓


Hayır.


“Faydası olmaz.”


diyerek:


hiçbir zaman:


doğruyu söylememek:


başka bir aşırılıktır.


Ayet:


hakikati:


sürekli saklamaya:


izin vermez.


Buradaki denge:


şudur:


Doğruyu söyle, ama onu anlamsız kavgaya dönüştürme.


Uygun yöntem:


ve uygun zaman:


gözet.


1️⃣8️⃣ 🔗 A‘lâ Suresi 8 Ve 9. Ayetler Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓


  1. ayet:

🛤️ “Seni en kolay olana kolayca ileteceğiz.”


  1. ayet:

🗣️ “Öyleyse öğüt fayda verecekse öğüt ver.”


Önce:


Peygamber’in yolu:


kolaylaştırılır.


Sonra:


ona:


görevi hatırlatılır:


öğüt vermek.


Bu sıra:


önemlidir.


İlahî yardım:


sorumluluğu:


kaldırmaz.


Tam tersine:


görevi mümkün hâle getirir.


1️⃣9️⃣ ✨ A‘lâ Suresi 9. Ayetin En Derin Mesajı Nedir ❓


A‘lâ Suresinin dokuzuncu ayeti:


“Öyleyse öğüt fayda verecekse öğüt ver.”


der.


Bu ayet:


hakikatin:


nasıl aktarılması gerektiği konusunda:


çok ince bir denge taşır.


İnsan:


doğru bir şeyi öğrendiğinde:


onu:


başkasına da anlatmak isteyebilir.


Bu:


güzel olabilir.


Ama:


bir süre sonra:


anlatmak:


kontrol etmeye


dönüşebilir.


İnsan:


karşısındakinin:


yalnız dinlemesini değil,


hemen:


kabul etmesini ister.


Kabul etmezse:


sinirlenir.


Tekrar söyler.


Daha sert söyler.


Sesini yükseltir.


Sonra:


öğüt:


hakikati anlatmaktan çıkar,


irade savaşı


hâline gelir.


A‘lâ 9:


bu noktada:


çok önemli bir ölçü verir:


Faydayı gözet.


Bu:


hakikati:


çıkar uğruna değiştirmek değildir.


Tam tersine:


hakikatin:


muhataba gerçekten ulaşmasını:


önemsemektir.


Bir doktor düşünelim.


İlaç doğru olabilir.


Ama:


doz yanlışsa:


zarar verebilir.


Bir söz de:


doğru olabilir.


Ama:


zamanı,


üslubu


ve bağlamı yanlışsa:


faydasını kaybedebilir.


Bu nedenle:


iletişimde:


yalnız:


“Ne söyledim?”


sorusunu değil,


“Nasıl söyledim?”


sorusunu da:


sormak gerekir.


Ayet:


bize:


muhatabın da:


bir insan olduğunu:


hatırlatır.


Onun:


korkuları vardır.


Geçmişi vardır.


Soruları vardır.


Yanlış anlamaları vardır.


Bazen:


bir insanın:


dine karşı direnci:


felsefi olmayabilir.


Belki:


dindar olduğunu söyleyen birinden:


kötülük görmüştür.


Belki:


ona din:


sürekli tehdit diliyle:


anlatılmıştır.


Belki:


hiç kimse:


sorularını ciddiye almamıştır.


Böyle bir insana:


yalnız daha fazla konuşmak:


yetmeyebilir.


Önce:


dinlemek


gerekebilir.


İşte:


“öğüt fayda verecekse”


ifadesi:


tebliği:


mekanik bir konuşmadan:


insani bir ilişkiye:


dönüştürür.


Ama:


ayet:


şunu da hatırlatır:


sonuç:


öğüt verenin kontrolünde değildir.


Peygamber:


hatırlatır.


İnsan:


kabul eder veya etmez.


Bu ayrım:


öğüt veren kişiyi:


iki tehlikeden koruyabilir:


birincisi:


kibir.


“Ben onu değiştirdim.”


İkincisi:


umutsuzluk.


“Ben değiştiremedim, demek başarısızım.”


Oysa:


insanın görevi:


her zaman:


sonucu üretmek değildir.


Bazen:


görevi:


doğru sözü:


dürüstçe söylemektir.


Bu:


ebeveynlikte de:


böyledir.


Arkadaşlıkta.


Eğitimde.


Dinî tebliğde.


Bir insanı:


sevdiğimiz için:


ona:


yanlışını söyleyebiliriz.


Ama:


onun yerine:


yaşayamayız.


Kararını:


biz veremeyiz.


İşte:


sevgi ile kontrol arasındaki:


ince sınır:


buradadır.


Gerçek öğüt:


“Ben senin adına karar vereceğim.”


değil,


“Ben gördüğüm doğruyu sana hatırlatacağım; kararının sorumluluğu sana ait.”


diyebilmektir.


Bu yaklaşım:


insanın onurunu:


korur.


Ve:


tebliği:


zorlamadan ayırır.


Ayetin bir başka önemli yönü:


öğüdün:


yalnız başkalarına yöneltilen bir şey


olmadığını düşündürmesidir.


İnsan:


başkalarına:


çok kolay nasihat eder.


Ama:


aynı sözleri:


kendisine uygulamakta:


zorlanabilir.


Belki:


en faydalı öğüt:


önce:


kendimize verdiğimiz öğüttür.


Ben söylediğim şeyi yaşıyor muyum?


Başkalarına yüklediğim ölçüyü kendime uyguluyor muyum?


Hakikati mi anlatıyorum, yoksa haklı çıkmaya mı çalışıyorum?



Bu sorular:


öğüt veren insanı:


kibirden koruyabilir.


Ve belki A‘lâ Suresi 9. ayetin en derin mesajı şöyle ifade edilebilir:


Hakikati söylemek önemlidir; fakat hakikati söyleme biçimi de ahlakın parçasıdır. Öğüt, muhatabın iradesini ezmek değil, düşünmesi için kapı açmaktır. Gerçek tebliğ, ne susarak hakikati gizler ne de bağırarak onu sevimsizleştirir; doğru sözü, doğru zamanda, doğru niyetle ve insan onurunu koruyarak hatırlatır.


“Bir insanı zorlayarak susturabilirsiniz, fakat zorlayarak inandıramazsınız. A‘lâ’nın öğüt anlayışı, hakikati bir baskı aracına değil, düşünmeye açılan kapıya dönüştürür. En güçlü öğüt bazen doğru cümleden önce gelen samimi bir dinleyiştir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt