A‘lâ Suresi 1. Ayette “Yüce Rabbinin Adını Tesbih Et” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Allah’ı Tesbih Etmek İsim, Yücelik, Kusursuzluk, Zikir Ve İnsanın Tanrı Tasavvurunu Arındırması Açısından Nasıl Anlaşılmalıdır
“A‘lâ Suresi daha ilk ayette insanın dilini, zihnini ve Tanrı tasavvurunu arındıran bir çağrıyla başlar: ‘Yüce Rabbinin adını tesbih et.’ Tesbih burada yalnızca bir kelimeyi tekrar etmek değil, Allah’ı eksiklikten uzak bilmek ve O’na yakıştırdığımız yanlış tasavvurları temizlemektir.”
Ersan Karavelioğlu
A‘lâ Suresi 1. Ayette Ne Buyrulur
A‘lâ Suresinin ilk ayetinde anlam olarak:
“Yüce Rabbinin adını tesbih et.”
buyrulur.
Arapça ifade:
“Sebbihisme rabbike’l-a‘lâ.”
şeklindedir.
Bu kısa ayet:
üç büyük kavramı bir araya getirir:
Tesbih.
Rab.
A‘lâ.
Yani:
Allah’ı eksikliklerden uzak tut,
O’nu Rab olarak tanı
ve:
O’nun yüceliğini kabul et.
“Tesbih Etmek” Ne Anlama Gelir
“Tesbih”:
Arapça “s-b-h” kökünden gelir.
Dinî kullanımda:
Allah’ı:
eksiklikten,
kusurdan,
acizlikten,
haksızlıktan
ve yaratılmışlara özgü sınırlılıklardan
uzak bilmek
anlamına gelir.
Dolayısıyla:
“Sübhânallah”
demek:
yalnız bir zikir cümlesi değildir.
Aynı zamanda:
“Allah hakkında eksik ve yanlış tasavvurlardan uzak duruyorum.”
anlamı taşır.
Tesbih Yalnız Dille mi Yapılır
Hayır.
Dil:
tesbihin bir boyutudur.
Ama gerçek tesbih:
zihin,
inanç
ve davranışla da ilgilidir.
Bir insan:
diliyle:
“Sübhânallah”
deyip:
Allah’a:
zulüm,
keyfilik,
cehalet
veya insanî zaaflar
yakıştırıyorsa:
tesbihin anlamını tam gerçekleştirmemiş olabilir.
Tesbih:
Tanrı tasavvurunun temizlenmesidir.
“Rab” Kelimesi Ne Anlama Gelir
“Rab”:
sahip,
terbiye eden,
geliştiren,
yöneten,
koruyan
ve varlığı aşama aşama kemale ulaştıran
anlam alanına sahiptir.
Bu yüzden:
“Rab” kelimesi:
yalnız:
“yaratan”
anlamına indirgenmez.
Aynı zamanda:
yaratıp başıboş bırakmayan
bir ilah anlayışını
ifade eder.
“A‘lâ” Ne Anlama Gelir
“A‘lâ”:
en yüce,
daha yüce,
üstün,
aşkın
anlamına gelir.
Buradaki yücelik:
yalnız fiziksel yükseklik
olarak anlaşılmamalıdır.
Allah’ın:
kudret,
bilgi,
hikmet
ve varlık bakımından:
yaratılmışlardan üstünlüğünü
ifade eder.
Yani:
mekânsal bir yükseklikten çok ontolojik ve ilahî yücelik
öne çıkar.
Allah’ın “Yüce” Olması Gökyüzünde Bir Yerde Bulunması Demek midir
Bu konuda:
İslam düşüncesinde farklı teolojik yaklaşımlar vardır.
Ancak ortak nokta:
Allah’ın:
yaratılmışlara benzetilmemesidir.
“A‘lâ”:
Allah’ı:
bir dağın veya gezegenin:
daha üst noktasında duran fiziksel varlık
gibi tasarlamak değildir.
İlahî yücelik:
yaratılmış mekânın sınırlarını aşan bir üstünlük
olarak anlaşılır.
İnsan Allah’ı Neden Kendi Özelliklerine Benzetmeye Eğilimlidir
Çünkü insan:
bilmediği şeyi:
bildiği şeylere benzeterek
anlamaya çalışır.
Güçlü bir kral görür.
Allah’ı:
çok güçlü kral gibi
hayal edebilir.
Öfkeli insanı bilir.
İlahî gazabı:
kontrolsüz insan öfkesi gibi
düşünebilir.
Sevgiyi:
yalnız insan duygusuyla tanır.
İlahî sevgiyi de:
aynı psikolojiye indirgemek isteyebilir.
Tesbih:
tam burada:
“Allah senin büyütülmüş insan tasarımın değildir.”
der.
Tanrı’yı İnsanlaştırmak Neden Problemli Olabilir
Çünkü insan özellikleri:
sınırlıdır.
İnsan:
bilgisiz olabilir.
Yanılabilir.
Öfkeden kontrolünü kaybedebilir.
Haksız davranabilir.
Unutabilir.
Zayıflayabilir.
Eğer Allah:
bunların daha büyük hâli
olarak düşünülürse:
ilahî mükemmellik:
bozulur.
Tesbih:
Allah’ı:
insan zaaflarının büyütülmüş biçiminden arındırır.
Allah’ı Zulümden Tenzih Etmek Tesbihin Bir Parçası mıdır
Evet.
İslamî teolojide:
Allah’a:
haksızlık
ve zulüm
nispet edilmez.
Bu nedenle:
bir insanın anlamlandıramadığı her olayı:
“Allah keyfi olarak böyle istedi.”
diye açıklaması:
çok yüzeysel olabilir.
Tesbih:
Allah’ın:
adalet,
hikmet
ve kusursuzlukla
ilişkili düşünülmesini gerektirir.
“Subhâne Rabbiyel A‘lâ” İfadesinin Namazdaki Yeri Neden Önemlidir
Müslümanlar secdede:
“Sübhâne Rabbiyel A‘lâ”
derler.
Yani:
“Yüce Rabbimi bütün eksikliklerden tenzih ederim.”
Bu:
çok güçlü bir sembolik karşıtlık oluşturur.
İnsan:
bedenen:
en aşağı konuma iner.
Alnını yere koyar.
Ve:
“En yüce olan Rabbimdir.”
der.
İnsanın fiziksel alçalışı:
ilahî yüceliğin kabulüne
dönüşür.

Secde İnsanın Kibrini Nasıl Etkileyebilir
Secde:
bedenin:
en açık tevazu hareketlerinden biridir.
İnsan:
başını:
normalde koruduğu,
yücelttiği
ve kimliğinin merkezi saydığı yüzünü:
yere koyar.
Bu:
“Ben mutlak değilim.”
mesajını:
bedenle ifade eder.
A‘lâ Suresinin ilk ayeti:
bu yüzden secde zikriyle:
çok doğal bir ilişki kurar.

Allah’ın Adını Tesbih Etmek Ne Demektir
Ayette:
“Rabbinin adını tesbih et.”
ifadesi vardır.
Bu:
Allah’ın adını:
saygıyla anmak,
yanlış anlamlarla kirletmemek
ve:
O’na yakışmayan şeylerle:
ilişkilendirmemek
şeklinde anlaşılabilir.
İlahî isim:
yalnız:
bir kelime değildir.
O isim:
Tanrı hakkında kurduğumuz bütün anlam dünyasını
taşır.

Allah’ın Adını Kötülük İçin Kullanmak Tesbihle Çelişir mi
Evet.
Bir insan:
kendi çıkarını:
“Allah böyle istiyor.”
diyerek meşrulaştırabilir.
Kendi öfkesini:
din adına sunabilir.
Kendi siyasi veya kişisel hedefini:
ilahî emir gibi gösterebilir.
Bu:
Allah’ın adını:
insan çıkarının aracı
hâline getirme riskidir.
Gerçek tesbih:
ilahî adı:
kendi egomuzun hizmetinden de arındırmayı
gerektirir.

Her “Allah Adına” Konuşan Kişi Gerçekten Allah’ın İradesini mi Bildirir
Hayır.
İnsan:
yorum yapar.
Bir din âlimi:
yorum yapar.
Bir siyasetçi:
yorum yapar.
Bir cemaat:
yorum yapar.
Hiçbir insan:
kendi sözünü:
otomatik biçimde:
Allah’ın sözüyle
eşitlememelidir.
Tesbih:
bu açıdan:
Allah ile insan yorumunu birbirinden ayırma disiplini
de kazandırabilir.

Tesbih İnsanın İç Dünyasını Nasıl Değiştirebilir
Tesbih:
insanı:
merkezden çıkarabilir.
Sürekli:
“Ben.”
diye yaşayan kişi:
daha büyük bir gerçekliği:
hatırlayabilir.
Benim çıkarım.
Benim korkum.
Benim başarım.
Benim statüm.
Bütün bunların üzerinde:
A‘lâ
olan:
yüce gerçeklik
vardır.
Bu farkındalık:
kibri azaltıp:
tevazuyu güçlendirebilir.

Tesbih Akıl Ve Eleştirel Düşünmeyle Çelişir mi
Hayır.
Tam tersine:
gerçek tesbih:
yanlış Tanrı tasavvurlarını:
sorgulamayı gerektirebilir.
Allah hakkında söylediğim şey gerçekten Kur’an’ın söylediği şey mi?
Yoksa kendi kültürümü mü Allah’a nispet ediyorum?
Kendi öfkemi mi ilahîleştiriyorum?
Bu tür sorular:
inancı:
zayıflatmak zorunda değildir.
Onu:
daha bilinçli hâle getirebilir.

Evrene Bakmak Tesbihle Nasıl İlişkilidir
İnsan:
evrenin büyüklüğünü,
düzenini
ve karmaşıklığını
gördüğünde:
hayret hissedebilir.
Bir mümin:
bu hayreti:
yaratıcının yüceliğine
bağlayabilir.
Ancak:
tesbih:
yalnız evrene hayran kalmak değildir.
Asıl mesele:
yaratılmış olanla yaratanı birbirine karıştırmamaktır.
Evren büyüktür.
Ama:
Kur’an’ın perspektifinde:
Rab:
evrenden de yücedir.

A‘lâ Suresi 1. Ayet Devamındaki Yaratılış Ayetlerine Nasıl Hazırlık Yapar
İlk ayet:
“Yüce Rabbinin adını tesbih et.”
der.
Ardından:
Allah’ın:
yaratan,
ölçü veren,
yol gösteren
ve:
bitkileri çıkaran
fiilleri anlatılacaktır.
Yani:
önce:
Allah’ın kimliği ve yüceliği.
Sonra:
Allah’ın fiilleri.
Bu yapı:
çok anlamlıdır.
Yücelik:
soyut bırakılmaz.
Yaratılış düzeninde:
görünür hâle gelir.

A‘lâ Suresi 1. Ayetin En Derin Mesajı Nedir
A‘lâ Suresi:
“Yüce Rabbinin adını tesbih et.”
diyerek başlar.
Bu:
ilk bakışta:
basit bir zikir emri
gibi görülebilir.
Ama:
çok derin bir düşünce içerir.
Çünkü insanın:
Tanrı hakkında düşünmesi:
kaçınılmaz olarak:
kendi zihninin sınırlarından geçer.
Biz:
gücü:
insan gücünden biliriz.
Sevgiyi:
insan sevgisinden.
Öfkeyi:
insan öfkesinden.
Yönetimi:
krallardan,
devletlerden
ve yöneticilerden.
Bu yüzden:
Allah hakkında düşünürken:
bu kavramları büyütüp:
O’na taşımaya eğilim gösterebiliriz.
Tesbih:
tam burada:
bir zihinsel arınmadır.
Allah:
çok güçlü bir insan
değildir.
Çok büyük bir kral
değildir.
Gökyüzünün içinde:
bir yerde oturan:
devasa bir varlık
değildir.
Kur’an’ın teolojik çerçevesinde:
Allah:
yaratılmışlara benzemez.
Bu nedenle:
“Sübhânallah”
demek:
bir bakıma:
“Allah hakkındaki kendi sınırlı imgelerimi mutlaklaştırmıyorum.”
demektir.
Bu:
inancın:
en önemli entelektüel disiplinlerinden biridir.
Çünkü insan:
Tanrı’yı kendi görüntüsünde:
yeniden yaratmaya
çok yatkındır.
Kendisi sertse:
sert bir Tanrı tasarlar.
Kendisi intikamcıysa:
Tanrı’yı da:
yalnız intikam üzerinden görür.
Kendisi belirli bir grubun içindeyse:
Allah’ın da:
yalnız kendi grubunun çıkarını savunduğunu
düşünebilir.
Tesbih:
bütün bu:
insan merkezli Tanrı tasarımlarına
karşı:
bir temizlik hareketidir.
Ayetin:
“A‘lâ”
kelimesi de:
bu nedenle çok önemlidir.
Allah:
insanın:
çıkarlarından,
kavgalarından,
sınırlamalarından
ve zihinsel kalıplarından:
daha yücedir.
Fakat bu yücelik:
insanı değersizleştirmez.
Tam tersine:
insana:
ölçüsünü verir.
Sen:
Tanrı değilsin.
Her şeyi bilmiyorsun.
Her istediğin:
doğru değil.
Her öfken:
adalet değil.
Her yorumun:
ilahî hüküm değil.
Bu farkındalık:
çok güçlü bir ahlaki tevazu
üretebilir.
Belki tesbihin:
en derin ahlaki sonucu da:
budur:
İnsanın kendisini Tanrı yerine koymasını engellemek.
Çünkü insan:
başkaları hakkında:
kesin hüküm verirken,
kendi görüşünü:
mutlaklaştırırken,
başkalarının hayatını:
kontrol etmek isterken:
farkında olmadan:
kendi sınırlarını aşabilir.
A‘lâ Suresi daha ilk ayette:
insana:
“En yüce olan sen değilsin.”
der.
Bu:
küçültücü değil,
özgürleştirici bir mesajdır.
Çünkü insan:
evrenin mutlak kontrolünü:
taşımak zorunda değildir.
Her şeyi:
bilmek zorunda değildir.
Her sonucu:
kontrol etmek zorunda değildir.
Kendi görevini:
doğru yapar
ve:
mutlaklığı:
kendisine değil:
Rabbine verir.
Ve belki A‘lâ Suresi 1. ayetin en derin mesajı şöyle ifade edilebilir:
Tesbih yalnız “Sübhânallah” demek değil, Allah’ı kendi korkularımızdan, öfkelerimizden, çıkarlarımızdan ve insanî zaaflarımızdan ürettiğimiz yanlış imgelerden arındırmaktır. “A‘lâ” olan Allah’tır; insanın görevi ise kendisini mutlaklaştırmak değil, kendi sınırlarını bilerek hakikatin karşısında tevazu göstermektir.
“Tesbih, Allah’ı büyütmek değildir; çünkü O zaten ‘A‘lâ’dır. Tesbih, bizim Allah hakkındaki küçük ve eksik tasavvurlarımızı temizlemektir. İnsan Tanrı’yı kendi suretinde üretmeyi bıraktıkça hem Rabbini daha yüce düşünür hem de kendi sınırlarını daha dürüst görmeye başlar.”
Ersan Karavelioğlu