Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi Nedir
Devletler Arası Antlaşmaların Kuralları Nasıl Belirlenir
“Devletlerin imzası yalnızca mürekkep izi değildir; bazen barışın, sorumluluğun ve uluslararası güvenin hukuki hafızasıdır.”
— Ersan Karavelioğlu
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi, devletler arasında yapılan antlaşmaların nasıl kurulacağını, nasıl yorumlanacağını, ne zaman bağlayıcı hale geleceğini, hangi durumlarda geçersiz sayılacağını, nasıl sona ereceğini ve devletlerin bu antlaşmalara nasıl uyması gerektiğini düzenleyen en temel uluslararası hukuk metinlerinden biridir.
Kısaca bu sözleşme, devletlerin yaptığı antlaşmalar için bir tür “antlaşmaların anayasası” gibidir. Çünkü uluslararası hukukta antlaşmalar, devletlerin en açık irade beyanıdır. Ancak bir metnin antlaşma sayılması, devletleri ne zaman bağladığı, çekince konulup konulamayacağı, antlaşmanın nasıl yorumlanacağı veya hangi şartlarda sona ereceği kendiliğinden anlaşılmaz. İşte Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi, bu karmaşık alanı sistemli hale getirir.
Bu sözleşme, uluslararası hukukun en temel ilkelerinden biri olan pacta sunt servanda, yani “antlaşmalara uyulmalıdır” ilkesini merkezine alır. Devletlere şunu söyler: İmzaladığın ve bağlandığın antlaşmayı iyi niyetle yerine getirmek zorundasın.
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi Nedir
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi, devletler arasında yapılan yazılı antlaşmaların hukukunu düzenleyen uluslararası bir sözleşmedir. Genellikle 1969 Viyana Sözleşmesi olarak da anılır.
Bu sözleşme, antlaşmalar hukukunun temel sorularına cevap verir:
| Temel Soru | Sözleşmenin Cevap Verdiği Alan |
|---|---|
| Antlaşma nedir | Devletler arasında yazılı ve uluslararası hukuka tabi anlaşma |
| Devlet ne zaman bağlanır | İmza, onay, kabul, uygun bulma veya katılma süreçleri |
| Antlaşma nasıl yorumlanır | İyi niyet, lafız, bağlam, amaç ve konu dikkate alınır |
| Çekince nedir | Devletin bazı hükümleri sınırlı kabul etmesi |
| Antlaşma ne zaman geçersiz olur | Hata, hile, temsilcinin yetkisizliği, zorlama, jus cogens ihlali |
| Antlaşma nasıl sona erer | Fesih, çekilme, imkansızlık, esaslı şart değişikliği gibi yollar |
Bu yönüyle Viyana Sözleşmesi, yalnızca hukukçular için teknik bir metin değildir. Devletler arası güvenin, diplomatik istikrarın ve uluslararası düzenin temel kurallarından biridir.
Bu Sözleşme Neden Önemlidir
Viyana Sözleşmesi önemlidir çünkü devletlerin yaptığı antlaşmalar, uluslararası hukukun en önemli kaynaklarından biridir. Eğer antlaşmaların nasıl yapılacağı ve uygulanacağı belli olmazsa, devletler arası hukuk düzeni büyük belirsizlik içine girer.
| Önemi | Açıklama |
|---|---|
| Hukuki güvenlik sağlar | Devletler hangi metnin nasıl bağlayıcı olduğunu bilir |
| Antlaşma düzenini sistemleştirir | Kurallar dağınık olmaktan çıkar |
| Uyuşmazlıkları azaltır | Yorum ve geçerlilik ilkeleri belirlenir |
| Devlet iradesini korur | Bağlanma süreci netleşir |
| İyi niyet ilkesini güçlendirir | Devletlerin hileli uygulamalarını sınırlar |
| Uluslararası istikrar sağlar | Antlaşmalar keyfi biçimde inkâr edilemez |
Bu sözleşme olmasaydı, devletler antlaşmalar konusunda çok daha geniş ve keyfi yorumlar yapabilirdi. Bir devlet imzaladığı metni “ben bunu böyle anlamamıştım” diyerek etkisizleştirebilir, başka bir devlet iç hukukunu bahane ederek yükümlülükten kaçabilir, bir başkası antlaşmanın amacını tamamen bozacak şekilde yorum yapabilirdi.
Viyana Sözleşmesi bu dağınıklığı azaltır ve devletlere ortak bir hukuk dili verir.
Antlaşma Ne Demektir
Viyana Sözleşmesi'ne göre antlaşma, devletler arasında yazılı biçimde yapılan ve uluslararası hukuka tabi olan anlaşmadır. Burada isimden çok, metnin hukuki bağlayıcılık amacı önemlidir.
Bir metin şu adlarla anılabilir:
| İsim | Antlaşma Olabilir Mi |
|---|---|
| Sözleşme | Evet |
| Anlaşma | Evet |
| Protokol | Evet |
| Şart | Evet |
| Pakt | Evet |
| Statü | Evet |
| Mutabakat metni | İçeriğe bağlı |
| Deklarasyon | İçeriğe bağlı |
Burada asıl soru şudur: Taraflar bu metinle hukuki sonuç doğurmak istemiş mi
Eğer metin yalnızca siyasi niyet açıklamasıysa bağlayıcı antlaşma olmayabilir. Ancak tarafların dili, bağlamı, imza süreci, hükümleri ve uygulama biçimi hukuki bağlanma iradesini gösteriyorsa, metnin adı ne olursa olsun antlaşma niteliği taşıyabilir.
Antlaşmalar Neden Devletlerin Rızasına Dayanır
Uluslararası hukukta devletler egemen aktörlerdir. Bu nedenle bir devletin antlaşmayla bağlanması, genellikle kendi rızasına dayanır.
| Rıza Unsuru | Anlamı |
|---|---|
| İrade açıklaması | Devlet bağlanmak istediğini gösterir |
| Yetkili temsilci | Devlet adına işlem yapan kişinin yetkili olması gerekir |
| Bağlanma şekli | İmza, onay, kabul, uygun bulma veya katılma olabilir |
| Hukuki sonuç | Devlet yükümlülük altına girer |
| İyi niyet | Rıza gerçek, dürüst ve hukuka uygun olmalıdır |
Devlet rızası, antlaşmalar hukukunun temelidir. Fakat bu rıza sınırsız değildir. Devletler jus cogens kurallarına aykırı antlaşma yapamaz. Ayrıca rıza hile, zorlama, temsilcinin açık yetkisizliği veya hata gibi durumlarda sakatlanabilir.
Yani antlaşmanın temelinde rıza vardır; fakat bu rızanın hukuken geçerli, özgür ve meşru olması gerekir.
Bir Devlet Antlaşmayla Ne Zaman Bağlanır
Bir devletin antlaşmayla bağlanması, antlaşmanın türüne ve tarafların kabul ettiği yönteme göre değişebilir.
Bağlanma yolları şunlardır:
| Bağlanma Yolu | Anlamı |
|---|---|
| İmza | Bazı antlaşmalarda doğrudan bağlayıcı olabilir |
| Onay | Devlet iç hukuk sürecinden sonra uluslararası bağlanmayı kabul eder |
| Kabul | Devlet metni bağlayıcı olarak benimsediğini bildirir |
| Uygun bulma | Onaya benzer şekilde bağlanma iradesi gösterir |
| Katılma | Daha sonra antlaşmaya taraf olma yöntemidir |
| Belge tevdi etme | Bağlanma belgesi depozitere sunulur |
Her imza otomatik bağlanma anlamına gelmeyebilir. Bazı antlaşmalarda imza yalnızca metni kabul ve ileride onaylama niyetini gösterir. Devlet ancak onay belgesini sunduğunda tam taraf haline gelebilir.
Bu yüzden antlaşmalar hukukunda “imzaladı mı
Pacta Sunt Servanda İlkesi Nedir
Pacta sunt servanda, antlaşmalar hukukunun kalbidir. Anlamı şudur: Yürürlükteki antlaşmalar tarafları bağlar ve iyi niyetle uygulanmalıdır.
Bu ilke, devletler arası düzenin en temel güven kuralıdır.
| İlkenin Boyutu | Açıklama |
|---|---|
| Bağlayıcılık | Taraf devlet antlaşmaya uymalıdır |
| İyi niyet | Uygulama samimi ve dürüst olmalıdır |
| Güven | Diğer devletler verilen söze güvenebilir |
| İstikrar | Antlaşmalar keyfi biçimde yok sayılamaz |
| Sorumluluk | İhlal halinde uluslararası sorumluluk doğabilir |
Bu ilke olmadan antlaşmaların anlamı kalmaz. Devletler istedikleri zaman imzalayıp istemedikleri zaman uygulamazsa, uluslararası hukuk kağıt üzerinde kalır.
Pacta sunt servanda, devletlere şunu hatırlatır: Verdiğin söz, yalnızca diplomatik nezaket değil, hukuki yükümlülüktür.
Devlet İç Hukukunu Bahane Ederek Antlaşmadan Kaçabilir Mi
Genel kural olarak hayır. Bir devlet, iç hukukundaki hükümleri gerekçe göstererek uluslararası antlaşma yükümlülüklerinden kolayca kaçamaz.
| İç Hukuk Gerekçesi | Uluslararası Hukuk Açısından Durum |
|---|---|
| Anayasa izin vermiyor | Devlet bağlanmadan önce bunu değerlendirmelidir |
| Parlamento uygulamadı | Uluslararası sorumluluk devam edebilir |
| Mahkeme engel oldu | Devlet yine tek hukuk kişisi olarak sorumlu olabilir |
| İdare uygulamadı | İç organların davranışı devlete atfedilebilir |
| Yerel makamlar karşı çıktı | Uluslararası yükümlülük ortadan kalkmaz |
Burada temel mantık şudur: Devlet uluslararası alanda tek bir hukuk kişisi olarak görünür. İçeride hangi kurumun hata yaptığı, çoğu durumda uluslararası sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Bu ilke, antlaşmaların güvenilirliğini korur. Aksi halde devletler her yükümlülükten iç hukuk gerekçesiyle kaçabilirdi.
Antlaşmalar Nasıl Yorumlanır
Viyana Sözleşmesi'nin en önemli bölümlerinden biri antlaşmaların yorumuna ilişkindir. Antlaşmalar, iyi niyetle, kelimelerin olağan anlamına, bağlama, antlaşmanın konu ve amacına göre yorumlanır.
| Yorum Unsuru | Açıklama |
|---|---|
| İyi niyet | Yorum dürüst ve amaca uygun olmalıdır |
| Lafız | Kelimelerin olağan anlamı dikkate alınır |
| Bağlam | Hüküm, antlaşmanın bütünü içinde okunur |
| Konu ve amaç | Metnin ulaşmak istediği hedef korunur |
| Sonraki anlaşmalar | Tarafların sonradan yaptığı yorum anlaşmaları dikkate alınabilir |
| Sonraki uygulama | Tarafların antlaşmayı nasıl uyguladığı önemlidir |
| İlgili uluslararası hukuk kuralları | Antlaşma hukuk düzeninden kopuk yorumlanmaz |
Bu yorum sistemi, devletlerin antlaşmaları keyfi biçimde kendi çıkarına bükmesini engellemeye çalışır.
İyi yorum, metnin kelimelerine saygı duyar; fakat metnin ruhunu da öldürmez.
Hazırlık Çalışmaları Yorumda Kullanılır Mı
Evet, ancak hazırlık çalışmaları genellikle tamamlayıcı yorum aracı olarak kullanılır. Yani önce antlaşmanın metni, bağlamı, konu ve amacı incelenir. Eğer anlam belirsiz kalırsa veya sonuç açıkça anlamsız ya da makul olmayan bir yere gidiyorsa, hazırlık çalışmalarına başvurulabilir.
| Yorum Aşaması | Rolü |
|---|---|
| Ana yorum | Lafız, bağlam, konu, amaç ve iyi niyet |
| Tamamlayıcı yorum | Hazırlık çalışmaları ve antlaşmanın yapılış koşulları |
| Belirsizlik giderme | Metin açık değilse destek sağlar |
| Anlamsız sonucu önleme | Aşırı garip sonuçlardan kaçınmaya yardım eder |
| Taraf niyetini anlama | Müzakere geçmişi ışık tutabilir |
Hazırlık çalışmaları önemlidir; fakat metnin yerine geçmez. Çünkü antlaşmanın asıl hukuki ifadesi kabul edilen nihai metindir.
Bu nedenle hazırlık çalışmaları, yorumda yardımcı ışıktır; asıl güneş metnin kendisidir.

Çekince Nedir
Çekince, bir devletin bir antlaşmaya taraf olurken, antlaşmanın bazı hükümlerinin kendisi bakımından uygulanmasını dışlamak veya değiştirmek amacıyla yaptığı tek taraflı beyandır.
| Çekincenin Özelliği | Açıklama |
|---|---|
| Tek taraflı beyandır | Devlet kendi pozisyonunu açıklar |
| Antlaşmaya taraf olurken yapılır | İmza, onay, kabul veya katılma aşamasında gündeme gelir |
| Bazı hükümleri etkiler | Tüm antlaşmayı değil, belirli hükümleri sınırlayabilir |
| Diğer devletlerin tepkisi önemlidir | Kabul, itiraz veya karşı çıkma olabilir |
| Antlaşmanın amacıyla bağdaşmalıdır | Amaç ve konuya aykırı çekince sorunludur |
Çekince sistemi, devletlerin çok taraflı antlaşmalara daha kolay katılmasını sağlar. Çünkü devlet bazı hükümlere tam olarak katılamasa bile, antlaşmanın genel sistemine dahil olabilir.
Fakat çekince sınırsız değildir. Bir devlet antlaşmanın kalbini boşaltacak şekilde çekince koyamaz.

Çekince Her Zaman Geçerli Midir
Hayır. Çekince bazı durumlarda geçersiz veya kabul edilemez olabilir.
| Durum | Sonuç |
|---|---|
| Antlaşma çekinceyi yasaklamışsa | Çekince konulamaz |
| Antlaşma yalnızca belirli çekincelere izin veriyorsa | Diğer çekinceler kabul edilmez |
| Çekince antlaşmanın konu ve amacıyla bağdaşmıyorsa | Geçerlilik sorunu doğar |
| Diğer devletler itiraz ederse | Taraflar arası ilişki etkilenebilir |
| Çekince temel yükümlülüğü boşaltıyorsa | Ciddi hukuki tartışma doğar |
Örneğin insan hakları sözleşmelerinde devletlerin çok geniş çekinceler koyması ciddi sorun yaratabilir. Çünkü antlaşmanın amacı bireyleri korumaktır. Devlet bütün temel yükümlülükleri çekinceyle etkisiz hale getirirse, antlaşmaya katılmanın anlamı kalmayabilir.
Çekince, katılımı kolaylaştıran bir araçtır; antlaşmanın ruhunu yok eden bir kaçış kapısı değildir.

Antlaşmalar Ne Zaman Geçersiz Sayılır
Viyana Sözleşmesi, antlaşmaların bazı durumlarda geçersiz olabileceğini düzenler. Çünkü devletin rızası sakatlanmışsa veya antlaşma üstün hukuk kurallarına aykırıysa, bağlayıcılık sorunu doğar.
| Geçersizlik Sebebi | Açıklama |
|---|---|
| Temsilcinin yetkisizliği | Devlet adına işlem yapan kişi açıkça yetkisiz olabilir |
| Hata | Antlaşmanın esaslı bir olgusu hakkında yanlışlık olabilir |
| Hile | Bir devlet diğerini aldatmış olabilir |
| Yolsuzluk | Temsilci rüşvet veya benzeri yolla etkilenmiş olabilir |
| Zorlama | Temsilci veya devlet baskı altında olabilir |
| Kuvvet kullanma tehdidi | Hukuka aykırı güç tehdidiyle antlaşma yaptırılmış olabilir |
| Jus cogens ihlali | Emredici kurala aykırı antlaşma geçersizdir |
Bu sebepler, antlaşmanın temelindeki rızanın gerçek, özgür ve meşru olması gerektiğini gösterir.
Antlaşma yalnızca imza değildir; hukuka uygun irade gerektirir.

Jus Cogens Antlaşmaları Nasıl Etkiler
Jus cogens, yani uluslararası hukukun emredici normları, devletlerin aksine antlaşma yapamayacağı en üstün kurallardır. Viyana Sözleşmesi'ne göre bir antlaşma, yapıldığı sırada jus cogens kuralıyla çatışıyorsa geçersizdir.
| Jus Cogens Etkisi | Sonuç |
|---|---|
| Soykırım yasağına aykırı antlaşma | Geçerli olamaz |
| İşkenceyi meşrulaştıran antlaşma | Geçerli olamaz |
| Köleliği kabul eden antlaşma | Geçerli olamaz |
| Saldırı savaşını meşrulaştıran antlaşma | Geçerli olamaz |
| Irk ayrımcılığı düzeni kuran antlaşma | Geçerli olamaz |
Bu kural, devlet rızasının sınırını gösterir. Devletler birçok konuda anlaşabilir; fakat insanlığın temel değerlerini yok eden kuralları antlaşma haline getiremez.
Jus cogens, antlaşmalar hukukunun üst ahlaki ve hukuki frenidir.

Antlaşma Nasıl Sona Erer
Antlaşmalar sonsuza kadar yürürlükte kalmak zorunda değildir. Viyana Sözleşmesi, antlaşmaların sona ermesi veya taraf devletin antlaşmadan çekilmesi için çeşitli yollar düzenler.
| Sona Erme Yolu | Açıklama |
|---|---|
| Antlaşma hükmü | Metin sona erme şartını kendisi belirleyebilir |
| Tarafların anlaşması | Devletler antlaşmayı birlikte sona erdirebilir |
| Fesih | Antlaşmada izin varsa tek taraflı sona erdirme mümkündür |
| Çekilme | Çok taraflı antlaşmadan ayrılma yoludur |
| Sonraki antlaşma | Yeni metin eski antlaşmanın yerini alabilir |
| İhlal | Ağır ihlal belirli şartlarda sona erme hakkı doğurabilir |
| İmkansızlık | Uygulama nesnesi kalmamış olabilir |
| Esaslı şart değişikliği | Çok sınırlı durumlarda gündeme gelir |
Ancak devletler antlaşmadan keyfi biçimde ayrılamaz. Antlaşmanın metni, amacı, tarafların iradesi ve uluslararası hukuk kuralları dikkate alınır.
Antlaşmayı sona erdirmek de en az antlaşma yapmak kadar ciddi bir hukuki işlemdir.

Esaslı Şart Değişikliği Nedir
Esaslı şart değişikliği, antlaşmanın yapıldığı sırada mevcut olan temel koşulların sonradan köklü biçimde değişmesi halinde, bazı sınırlı durumlarda antlaşmadan çekilme veya antlaşmayı sona erdirme iddiasına imkan tanıyabilir.
Ancak bu ilke çok dar yorumlanır. Çünkü aksi halde devletler her siyasi değişikliği bahane ederek antlaşmalardan kaçabilir.
| Şart | Açıklama |
|---|---|
| Değişiklik esaslı olmalı | Küçük veya olağan değişiklik yetmez |
| Öngörülemez olmalı | Taraflar bunu hesaba katmamış olmalıdır |
| Antlaşmanın temelini etkilemeli | Devletin bağlanma rızasının esasına dokunmalıdır |
| Yükümlülükleri kökten değiştirmeli | Uygulama ağır biçimde farklılaşmalıdır |
| Sınır antlaşmalarında genellikle kullanılamaz | Sınır istikrarı korunur |
Bu ilke, uluslararası hukukta istisnai bir güvenlik supabı gibidir. Fakat kötüye kullanılırsa antlaşmaların istikrarını bozar.
Bu nedenle esaslı şart değişikliği, “koşullar değişti, artık istemiyorum” kolaylığı değildir.

Antlaşmanın Ağır İhlali Ne Sonuç Doğurur
Bir tarafın antlaşmayı ağır biçimde ihlal etmesi, diğer tarafa bazı haklar verebilir. Özellikle ikili antlaşmalarda ağır ihlal, antlaşmayı sona erdirme veya askıya alma sonucunu doğurabilir.
| Ağır İhlal Türü | Sonuç |
|---|---|
| Antlaşmayı açıkça reddetme | Diğer taraf tepki gösterebilir |
| Temel hükmü ihlal etme | Antlaşmanın amacı zarar görebilir |
| İkili antlaşmada ağır ihlal | Sona erdirme veya askıya alma gündeme gelebilir |
| Çok taraflı antlaşmada ihlal | Taraflar arası farklı sonuçlar doğabilir |
| İnsani nitelikli hükümler | Bazı yükümlülükler ihlal gerekçesiyle askıya alınamaz |
Burada özellikle insancıl ve insan hakları nitelikli antlaşmalarda dikkatli olmak gerekir. Bir devletin ihlali, diğer devletlere “biz de temel insan haklarını askıya alalım” hakkı vermez.
Antlaşma ihlaline karşı tepki de hukuk içinde kalmalıdır.

Viyana Sözleşmesi Teamül Hukukunu Yansıtır Mı
Viyana Sözleşmesi'nin birçok hükmü, antlaşmalar hukukunda daha önce var olan teamül hukukunu kodifiye eder. Bu nedenle bazı hükümler, sözleşmeye taraf olmayan devletler bakımından da teamül niteliği taşıdığı ölçüde etkili olabilir.
| Durum | Sonuç |
|---|---|
| Hüküm teamül hukukunu yansıtıyorsa | Taraf olmayan devletler de teamül nedeniyle etkilenebilir |
| Hüküm yeni kural getiriyorsa | Kural olarak taraf devletleri bağlar |
| Devlet uygulamasıyla desteklenirse | Zamanla teamül niteliği güçlenebilir |
| Mahkemeler atıf yaparsa | Kuralın genel niteliği daha görünür hale gelir |
Bu nedenle Viyana Sözleşmesi yalnızca taraf devletler arasında teknik bir metin değildir. Antlaşmalar hukukunun genel mantığını yansıttığı için uluslararası hukukta çok geniş referans değerine sahiptir.

Viyana Sözleşmesi Hangi Konuları Kapsamaz
Viyana Sözleşmesi çok önemli olsa da her şeyi düzenlemez. Kapsamı özellikle devletler arasında yapılan yazılı antlaşmalarla ilgilidir.
| Kapsam Dışı veya Sınırlı Alan | Açıklama |
|---|---|
| Devlet ile uluslararası örgüt antlaşmaları | Ayrı düzenlemeler ve farklı sözleşme alanı vardır |
| Uluslararası örgütler arası antlaşmalar | Klasik 1969 metninin doğrudan kapsamı değildir |
| Sözlü anlaşmalar | Sözleşme yazılı antlaşmalara odaklanır |
| Devlet dışı aktörlerle yapılan metinler | Şirketler veya silahlı gruplarla metinler ayrıca değerlendirilir |
| İç hukuk sözleşmeleri | Uluslararası hukuka tabi olmayan metinler kapsam dışıdır |
| Siyasi bildiriler | Hukuki bağlanma amacı yoksa antlaşma sayılmayabilir |
Bu sınırlar önemlidir. Çünkü her uluslararası belge Viyana Sözleşmesi anlamında antlaşma değildir.
Bir metnin adı, imza töreni veya diplomatik dili tek başına yeterli değildir. Hukuki bağlanma iradesi ve uluslararası hukuka tabi olma niteliği aranır.

Son Söz: Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi Neden Uluslararası Düzenin Omurgasıdır
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi, devletlerin yaptığı antlaşmaların nasıl doğacağını, nasıl yorumlanacağını, nasıl uygulanacağını, hangi durumlarda geçersiz olacağını ve ne zaman sona ereceğini belirleyen temel metinlerden biridir. Bu nedenle yalnızca teknik bir hukuk sözleşmesi değil; uluslararası düzenin güven mimarisini ayakta tutan büyük bir çerçevedir.
Bir devletin imzası, dünya sahnesinde yalnızca diplomatik bir jest değildir. O imza, diğer devletlerin güvenebileceği bir hukuki taahhüttür. Viyana Sözleşmesi bu taahhüdün ciddiyetini korur. Devletlere iyi niyetle uygulama, metni dürüst yorumlama, iç hukuku bahane ederek kaçmama, çekinceyi kötüye kullanmama, rızayı hile veya zorlama ile sakatlamama ve jus cogens sınırlarını aşmama yükümlülüğü hatırlatır.
Bu sözleşme bize şunu öğretir: Antlaşma yapmak kolay bir diplomatik eylem gibi görünebilir; fakat antlaşmaya sadık kalmak devlet olgunluğunun en önemli göstergelerinden biridir. Çünkü uluslararası hukuk, yalnızca mahkemelerde değil, devletlerin verdikleri sözlere ne kadar dürüst bağlı kaldığında yaşar.
Viyana Sözleşmesi, antlaşmalar dünyasına düzen verirken aslında daha büyük bir fikri korur: Devletler arası ilişkiler yalnızca güçle değil, sözle; yalnızca çıkarla değil, güvenle; yalnızca siyasetle değil, hukukla yürütülmelidir.
“Bir devletin imzası, dünyaya verdiği sözdür; o söze sadakat ise uluslararası hukukun en sessiz ama en güçlü ahlakıdır.”
— Ersan Karavelioğlu