Uluslararası Antlaşmalarda Esaslı Değişiklik İlkesi Nedir
Şartlar Değişirse Devlet Antlaşmadan Çekilebilir Mi
“Hukuk, verilen söze sadakati korur; fakat dünyanın kökten değiştiği yerde, adalet bazen sözün hangi şartlarda verildiğini yeniden düşünmeyi ister.”
— Ersan Karavelioğlu
Uluslararası antlaşmalarda esaslı değişiklik ilkesi, bir antlaşmanın yapılması sırasında mevcut olan temel şartların sonradan köklü, öngörülemez ve antlaşmanın yükümlülüklerini derinden etkileyen biçimde değişmesi halinde, taraf devletin antlaşmadan çekilme, antlaşmayı sona erdirme veya uygulamayı askıya alma iddiasında bulunabilmesini ifade eder.
Bu ilke Latince hukuk dilinde çoğu zaman rebus sic stantibus ifadesiyle anılır. Anlamı kabaca şudur: “Şartlar böyle kaldığı sürece.” Yani bir antlaşma yapılırken tarafların rızası, belirli temel koşulların varlığına dayanmış olabilir. Eğer o koşullar sonradan olağanüstü biçimde değişirse, antlaşmaya aynen devam etmek bazı durumlarda ağır ve adaletsiz sonuçlar doğurabilir.
Fakat bu ilke çok dar, istisnai ve dikkatli uygulanır. Çünkü devletler her siyasi, ekonomik veya diplomatik değişikliği bahane ederek antlaşmalardan kolayca çıkabilirse, uluslararası hukukta pacta sunt servanda, yani antlaşmalara uyulması ilkesi zayıflar. Bu nedenle esaslı değişiklik ilkesi, antlaşmalardan kaçmak için kullanılan rahat bir kapı değil; gerçekten olağanüstü durumlarda başvurulabilecek sınırlı bir hukuk yoludur.
Esaslı Değişiklik İlkesi Nedir
Esaslı değişiklik ilkesi, antlaşmanın yapıldığı sırada tarafların rızasının temelini oluşturan şartların sonradan köklü biçimde değişmesi halinde, devletin antlaşmayla bağlı kalmayı yeniden tartışabilmesine imkân tanıyan istisnai bir ilkedir.
Bu ilkenin temelinde şu düşünce vardır:
Devletler bir antlaşmaya belirli bir gerçeklik içinde rıza gösterir. Eğer o gerçeklik tamamen değişirse, aynı yükümlülüğü aynı biçimde sürdürmek her zaman adil olmayabilir.
| Unsur | Anlamı |
|---|---|
| Esaslı değişiklik | Küçük değil, köklü ve temel değişim |
| Öngörülemezlik | Tarafların antlaşma sırasında makul olarak beklemediği durum |
| Rızanın temeli | Antlaşmaya bağlanmada belirleyici olan şart |
| Yükümlülüklerde köklü dönüşüm | Devletin üstlendiği borcun niteliği ciddi biçimde değişir |
| İstisnai kullanım | Her zorluk veya çıkar kaybı yeterli değildir |
Bu ilke, uluslararası hukukun sadakat ile adalet arasında kurduğu hassas dengelerden biridir.
Rebus Sic Stantibus Ne Demektir
Rebus sic stantibus, Latince bir ifadedir ve genel olarak “şartlar böyle kaldığı sürece” anlamına gelir. Bu ifade, antlaşmanın bağlayıcılığının mutlak olmadığını; antlaşmanın yapıldığı temel şartların tamamen değişmesi halinde yeniden değerlendirme yapılabileceğini anlatır.
| Latince İfade | Türkçe Anlamı |
|---|---|
| Rebus | Şeyler, durumlar, şartlar |
| Sic | Böyle |
| Stantibus | Dururken, mevcutken |
| Genel anlam | Şartlar böyle kaldığı sürece |
Fakat bu ifade yanlış anlaşılmamalıdır. Rebus sic stantibus, devlete “canın sıkılınca antlaşmadan çık” hakkı vermez. Tam tersine, bu ilke modern uluslararası hukukta çok sıkı şartlara bağlanmıştır.
Çünkü uluslararası hukukta ana ilke hâlâ şudur: Antlaşmalara uyulmalıdır.
Esaslı değişiklik ise bu ana ilkenin çok sınırlı bir istisnasıdır.
Bu İlke Neden İstisnai Kabul Edilir
Esaslı değişiklik ilkesinin istisnai olmasının nedeni, antlaşmalar hukukunun güven temelini korumaktır. Eğer devletler her ekonomik kriz, hükümet değişikliği, savaş korkusu, siyasi baskı veya çıkar değişimini “esaslı değişiklik” sayarsa, hiçbir antlaşma güvenli kalmaz.
| Neden İstisnai | Açıklama |
|---|---|
| Antlaşma güvenini korumak için | Devletler verilen sözlere dayanabilmelidir |
| Keyfi çekilmeyi önlemek için | Devletler çıkar değişince antlaşmadan kaçamamalıdır |
| Uluslararası istikrar için | Sınırlar, barış ve işbirliği belirsizleşmemelidir |
| Pacta sunt servanda'yı korumak için | Antlaşmalara sadakat ana ilkedir |
| Siyasi bahaneleri sınırlamak için | Hukuki gerekçe ile siyasi pişmanlık ayrılmalıdır |
Bu nedenle esaslı değişiklik iddiası, hukukta çok güçlü deliller gerektirir. Devlet yalnızca “şartlar değişti” diyemez. Değişikliğin gerçekten antlaşmanın temelini sarstığını göstermelidir.
Hangi Değişiklikler Esaslı Sayılabilir
Her değişiklik esaslı değildir. Esaslı değişiklik, antlaşmanın temelini oluşturan şartları etkileyen, tarafların rızasını belirleyen ve yükümlülükleri kökten dönüştüren değişikliktir.
| Değişiklik Türü | Esaslı Sayılabilir Mi |
|---|---|
| Küçük ekonomik zorluk | Genellikle hayır |
| Hükümet değişikliği | Genellikle hayır |
| Normal siyasi dalgalanma | Genellikle hayır |
| Öngörülebilir piyasa değişimi | Genellikle hayır |
| Antlaşmanın temel olgusunun yok olması | Şartlara göre evet |
| Uygulama nesnesinin kökten değişmesi | Şartlara göre evet |
| Yükümlülüğün niteliğini tamamen değiştiren olay | Şartlara göre evet |
Örneğin bir antlaşma belirli bir nehir rejimine, doğal kaynağa, güvenlik dengelerine veya teknik altyapıya dayanıyorsa ve bu temel unsur tamamen değişmişse, esaslı değişiklik tartışması doğabilir.
Fakat sıradan zorluk, maliyet artışı veya siyasi rahatsızlık yeterli değildir.
Değişiklik Öngörülemez Olmak Zorunda Mıdır
Evet, esaslı değişiklik iddiasının en önemli şartlarından biri öngörülemezliktir. Taraflar antlaşmayı yaparken bu değişikliği makul şekilde öngörebiliyorsa, sonradan bunu gerekçe göstererek antlaşmadan kaçmak daha zordur.
| Durum | Değerlendirme |
|---|---|
| Taraflar riski biliyordu | Esaslı değişiklik iddiası zayıflar |
| Antlaşma riski düzenledi | Devlet bu maddeye uymalıdır |
| Değişiklik olağan gelişmeydi | Genellikle yeterli değildir |
| Değişiklik beklenmedik ve olağanüstüydü | İddia güçlenebilir |
| Devlet riski kendisi yarattı | İlkeye dayanması zorlaşır |
Örneğin ekonomik dalgalanmalar, fiyat değişimleri veya siyasi iktidar değişimleri çoğu zaman öngörülebilir risklerdir. Devletler antlaşma yaparken bu ihtimalleri hesaba katmalıdır.
Esaslı değişiklik, olağan hayatın değil; olağanüstü dönüşümün hukukî tartışmasıdır.
Değişiklik Antlaşmanın Rıza Temelini Etkilemeli Midir
Evet. Değişiklik, devletin antlaşmaya bağlanma rızasının esaslı temelini etkilemelidir. Yani devlet, antlaşmayı yaparken belirli bir şartın varlığına güvenmiş olmalı ve bu şart rızanın belirleyici unsuru olmalıdır.
| Rıza Temeli | Açıklama |
|---|---|
| Antlaşmanın ana varsayımı | Tarafların metni kurduğu temel gerçeklik |
| Belirleyici şart | Devletin bağlanma kararını etkileyen ana unsur |
| Karşılıklı beklenti | Tarafların antlaşmadan beklediği düzen |
| Hukuki denge | Yükümlülüklerin makul şekilde kurulduğu zemin |
| Temel olgunun çökmesi | Antlaşmanın dayandığı gerçekliğin ortadan kalkması |
Burada her şart değil, esaslı şart önemlidir. Devletin antlaşma yaparken aklından geçen her beklenti hukukî temel sayılmaz.
Esaslı değişiklik ilkesinin uygulanabilmesi için değişen unsur, antlaşmanın merkezine dokunmalıdır.
Değişiklik Yükümlülükleri Kökten Dönüştürmeli Midir
Evet. Şartların değişmiş olması tek başına yetmez. Bu değişiklik, devletin antlaşma kapsamındaki yükümlülüklerini köklü biçimde değiştirmelidir.
| Yükümlülük Etkisi | Değerlendirme |
|---|---|
| Küçük maliyet artışı | Genellikle yeterli değildir |
| Uygulamada zorluk | Tek başına yeterli değildir |
| Siyasi rahatsızlık | Hukuki gerekçe oluşturmaz |
| Yükümlülüğün niteliği tamamen değiştiyse | Tartışma doğabilir |
| Devletin borcu çok farklı hale geldiyse | İddia güçlenebilir |
| Antlaşma dengesi kökten bozulduysa | Esaslı değişiklik gündeme gelebilir |
Burada ölçü şudur: Devletin üstlendiği yükümlülük, antlaşmanın yapıldığı sıradaki yükümlülükle artık aynı karakterde değilse, esaslı değişiklik iddiası daha ciddi hale gelir.
Yani hukuk yalnızca “şart değişti mi” diye sormaz; “bu değişiklik yükümlülüğü ne kadar değiştirdi” diye de sorar.
Sınır Antlaşmalarında Esaslı Değişiklik İleri Sürülebilir Mi
Genel olarak sınır antlaşmaları bakımından esaslı değişiklik ilkesine başvurmak çok sınırlıdır. Çünkü sınırların istikrarı uluslararası barış için hayati öneme sahiptir.
| Sınır Antlaşmalarında Durum | Açıklama |
|---|---|
| Sınır istikrarı korunur | Toprak düzeni sürekli tartışmaya açılmaz |
| Hükümet değişikliği etkili olmaz | Devletin sürekliliği esastır |
| Siyasi şart değişimi yeterli değildir | Sınırlar geçici siyasete göre değişmez |
| Barış ve güvenlik önceliklidir | Belirsizlik çatışma riski doğurur |
| Esaslı değişiklik iddiası genellikle kabul edilmez | Sınır düzeninin kalıcılığı önemlidir |
Bunun nedeni açıktır: Eğer devletler şartlar değişti diye sınır antlaşmalarını kolayca tartışmaya açabilirse, dünya sürekli sınır krizleriyle karşılaşır.
Bu nedenle sınır antlaşmaları uluslararası hukukta özel bir istikrar korumasına sahiptir.
Devlet Kendi Yarattığı Değişikliğe Dayanabilir Mi
Genel olarak hayır. Bir devlet kendi davranışıyla şartları değiştirmişse, sonra bu değişikliği gerekçe göstererek antlaşmadan kaçmaya çalışamaz.
| Durum | Değerlendirme |
|---|---|
| Devlet değişikliği kendisi yarattı | İlkeye dayanması zayıflar |
| Kendi ihlaliyle kriz oluşturdu | Bu krizden avantaj sağlayamaz |
| Antlaşmayı uygulamayarak şartları bozdu | Sonra değişiklik iddiası iyi niyete aykırı olabilir |
| Karşı tarafı zor duruma düşürdü | Kendi kusurundan yararlanamaz |
| Değişiklik dışsal ve bağımsızsa | İddia daha ciddi incelenir |
Bu noktada genel hukuk ilkelerinden biri devreye girer: Kimse kendi kusurundan yararlanamaz.
Devlet önce antlaşmanın dengesini bozup sonra “denge bozuldu, artık bağlı değilim” diyemez.

Ekonomik Kriz Esaslı Değişiklik Sayılır Mı
Ekonomik krizler çoğu zaman esaslı değişiklik iddiası için tek başına yeterli değildir. Çünkü ekonomik dalgalanmalar devletler açısından öngörülebilir riskler arasında kabul edilebilir.
| Ekonomik Durum | Değerlendirme |
|---|---|
| Normal ekonomik kriz | Genellikle yeterli değildir |
| Maliyet artışı | Tek başına antlaşmadan çıkış sebebi olmaz |
| Kur dalgalanması | Genellikle öngörülebilir risk kabul edilir |
| Aşırı ve öngörülemez ekonomik çöküş | Şartlara göre tartışılabilir |
| Antlaşmanın ekonomik temelini yok eden olay | Daha ciddi değerlendirilir |
Devletler ekonomik antlaşmalar yaparken riskleri hesaba katmalıdır. Her kriz antlaşmayı geçersiz veya sona erdirilebilir hale getirmez.
Ancak çok olağanüstü, öngörülemez ve antlaşmanın yükümlülüklerini kökten değiştiren ekonomik gelişmelerde tartışma doğabilir. Yine de bu alan dar yorumlanır.

Savaş Veya Güvenlik Krizi Esaslı Değişiklik Sayılır Mı
Savaş, işgal, bölgesel güvenlik dengesinin çökmesi veya büyük jeopolitik krizler bazı antlaşmalar bakımından esaslı değişiklik tartışması doğurabilir. Fakat bu da otomatik değildir.
| Güvenlik Durumu | Değerlendirme |
|---|---|
| Normal siyasi gerilim | Genellikle yeterli değildir |
| Bölgesel savaş | Antlaşmanın niteliğine göre etkili olabilir |
| Taraflardan birinin saldırısı | İhlal ve sorumluluk hükümleri ayrıca gündeme gelir |
| Güvenlik ittifakının temelinin çökmesi | Şartlara göre tartışılabilir |
| Antlaşmanın amacını imkânsızlaştıran kriz | Daha güçlü iddia doğurabilir |
Örneğin bir askeri işbirliği antlaşması, belirli güvenlik dengeleri üzerine kurulmuşsa ve bu denge kökten değişmişse, esaslı değişiklik tartışması doğabilir.
Fakat devletler güvenlik risklerini zaten antlaşma yaparken öngörmüş olabilir. Bu yüzden her savaş veya kriz, otomatik çıkış kapısı değildir.

Çevresel Felaketler Esaslı Değişiklik Sayılabilir Mi
Çevresel felaketler, iklim krizi, kuraklık, deniz seviyesinin yükselmesi, nehir yatağının değişmesi veya doğal kaynakların yok olması bazı antlaşmalar bakımından esaslı değişiklik tartışması yaratabilir.
| Çevresel Değişiklik | Olası Etki |
|---|---|
| Nehir yatağının değişmesi | Su paylaşımı veya sınır düzeni etkilenebilir |
| Kaynağın tamamen tükenmesi | Antlaşmanın uygulama temeli zayıflayabilir |
| Deniz seviyesinin yükselmesi | Ada devletleri ve deniz yetki alanları tartışması doğabilir |
| Aşırı kuraklık | Su antlaşmaları üzerinde baskı yaratabilir |
| Büyük doğal afet | Uygulama imkânsızlığı veya şart değişikliği tartışılabilir |
Ancak çevresel değişiklikler de dikkatle değerlendirilir. Antlaşmanın konusu çevresel riskleri zaten kapsıyorsa, devlet bu riski sonradan esaslı değişiklik gibi ileri süremeyebilir.
İklim çağında bu ilke daha da önem kazanacaktır. Çünkü bazı antlaşmalar, değişen doğal koşullar karşısında yeniden yorumlanmak zorunda kalabilir.

Esaslı Değişiklik İle İmkânsızlık Arasındaki Fark Nedir
Esaslı değişiklik ile uygulama imkânsızlığı birbirine yakın görünse de aynı değildir.
| Kavram | Anlamı |
|---|---|
| Esaslı değişiklik | Şartlar kökten değişmiş, yükümlülük dengesi farklılaşmıştır |
| İmkânsızlık | Antlaşmanın uygulanması nesnel olarak mümkün değildir |
| Esaslı değişiklikte | Uygulama mümkün olabilir ama yükümlülük kökten farklı hale gelmiştir |
| İmkânsızlıkta | Uygulama nesnesi ortadan kalkmış olabilir |
| Örnek | Güvenlik dengesinin çökmesi |
| Örnek | Antlaşmaya konu tesisin tamamen yok olması |
İmkânsızlık daha somut ve nesnel olabilir. Esaslı değişiklik ise daha çok antlaşmanın dayandığı temel şartların köklü dönüşümüyle ilgilidir.
İki kavram da antlaşma bağlılığını etkileyebilir; fakat şartları farklıdır.

Esaslı Değişiklik İle Mücbir Sebep Arasındaki Fark Nedir
Mücbir sebep, devletin kontrolü dışında gelişen, öngörülemeyen ve yükümlülüğün yerine getirilmesini maddi olarak imkânsızlaştıran olayları ifade eder. Esaslı değişiklik ise antlaşmanın temel şartlarının köklü biçimde değişmesiyle ilgilidir.
| Kavram | Temel Fark |
|---|---|
| Mücbir sebep | Yükümlülük fiilen yerine getirilemez hale gelir |
| Esaslı değişiklik | Yükümlülük mümkündür ama antlaşma dengesi kökten değişmiştir |
| Mücbir sebep | Daha çok sorumluluğu ortadan kaldırma sebebi gibi çalışabilir |
| Esaslı değişiklik | Antlaşmanın sona ermesi veya çekilme iddiası doğurabilir |
| Mücbir sebep | Kontrol dışı olay şartı daha belirgindir |
| Esaslı değişiklik | Rızanın temel şartları önemlidir |
Bu ayrımlar önemlidir. Çünkü devlet hangi hukuki kuruma dayanacağını doğru belirlemelidir. Her olağanüstü durum esaslı değişiklik değildir; her esaslı değişiklik de mücbir sebep değildir.

Devlet Esaslı Değişiklik İddiasını Nasıl İleri Sürmelidir
Devlet esaslı değişiklik iddiasını keyfi biçimde ilan edip antlaşmayı uygulamayı bırakamaz. Bu iddia hukuk içinde, iyi niyetle ve usule uygun şekilde ileri sürülmelidir.
| Aşama | Açıklama |
|---|---|
| Değişiklik belirlenir | Hangi şartın değiştiği açıkça gösterilir |
| Esaslılık açıklanır | Değişikliğin neden köklü olduğu anlatılır |
| Öngörülemezlik ispatlanır | Tarafların bunu beklemediği gösterilir |
| Rızanın temeliyle bağ kurulur | Değişen şartın antlaşmanın temelini oluşturduğu açıklanır |
| Yükümlülük etkisi gösterilir | Devletin borcunun nasıl kökten değiştiği belirtilir |
| Diğer taraflara bildirim yapılır | Diplomatik ve hukuki süreç işletilir |
| Uyuşmazlık varsa çözüm aranır | Müzakere, tahkim veya mahkeme gündeme gelebilir |
Bu süreç önemlidir. Çünkü aksi halde esaslı değişiklik iddiası, antlaşmadan kaçış bahanesine dönüşebilir.
İyi niyet burada da temel ölçüdür.

Esaslı Değişiklik Antlaşmayı Otomatik Bitirir Mi
Hayır. Esaslı değişiklik iddiası antlaşmayı otomatik olarak sona erdirmez. Devlet bu iddiayı ileri sürebilir; fakat diğer taraflar itiraz edebilir ve uyuşmazlık doğabilir.
| Durum | Sonuç |
|---|---|
| Devlet iddiada bulunur | Antlaşmanın sona ermesi veya çekilme talep edilir |
| Diğer taraf kabul eder | Antlaşma değiştirilebilir veya sona erebilir |
| Diğer taraf itiraz eder | Uyuşmazlık doğar |
| Uyuşmazlık çözüm yolu varsa | Mahkeme veya tahkim devreye girebilir |
| İddia haksızsa | Devlet antlaşmayı ihlal etmiş olabilir |
Bu nedenle esaslı değişiklik ilkesi, devletin tek taraflı ve kesin karar verme yetkisi değildir. Hukuki iddiadır; değerlendirmeye, itiraza ve çözüm sürecine açıktır.
Devlet, “şartlar değişti, ben çıktım” diyerek her zaman sorumluluktan kurtulamaz.

Antlaşmanın Değiştirilmesi Sona Ermeden Daha Uygun Olabilir Mi
Evet. Esaslı değişiklik durumunda antlaşmadan tamamen çekilmek yerine, antlaşmanın yeniden müzakere edilmesi veya değiştirilmesi daha uygun olabilir.
| Çözüm Yolu | Avantajı |
|---|---|
| Yeniden müzakere | Taraflar yeni şartlara uyum sağlar |
| Antlaşma değişikliği | Hukuki istikrar korunur |
| Ek protokol | Belirli maddeler güncellenir |
| Geçici düzenleme | Kriz dönemi yönetilir |
| Askıya alma | Tam sona erme yerine geçici çözüm sunar |
| Ortak komisyon | Teknik meseleler birlikte değerlendirilir |
Bu yaklaşım uluslararası hukukta daha istikrarlı ve yapıcıdır. Çünkü antlaşmayı tamamen bitirmek yerine değişen dünyaya uyarlamak, taraflar arasındaki güveni koruyabilir.
Özellikle çevre, su, ticaret, enerji ve güvenlik antlaşmalarında yeniden müzakere çoğu zaman daha akıllı çözümdür.

Esaslı Değişiklik İlkesinin Kötüye Kullanımı Nasıl Önlenir
Bu ilkenin kötüye kullanımı çok tehlikelidir. Devletler antlaşmalardan kaçmak için şart değişikliği iddiasına sığınabilir. Bu nedenle hukuk sıkı şartlar getirir.
| Koruma Mekanizması | İşlevi |
|---|---|
| Dar yorum | İlkenin kolay uygulanmasını önler |
| Öngörülemezlik şartı | Olağan riskler dışlanır |
| Rıza temeli şartı | Her değişiklik değil, temel değişiklik aranır |
| Yükümlülükte köklü dönüşüm şartı | Küçük zorluklar yeterli olmaz |
| Sınır antlaşmaları istisnası | Toprak istikrarı korunur |
| Kendi kusuruna dayanma yasağı | Devlet kendi yarattığı değişiklikten yararlanamaz |
| Usul şartları | Devlet keyfi şekilde uygulamayı bırakamaz |
Bu mekanizmalar, pacta sunt servanda ilkesini korur.
Esaslı değişiklik ilkesi vardır; fakat antlaşmalar hukukunun güven temeli yıkılmasın diye sıkı kapılarla çevrilmiştir.

Son Söz: Şartlar Değişirse Devlet Antlaşmadan Çekilebilir Mi
Uluslararası antlaşmalarda esaslı değişiklik ilkesi, devletlerin antlaşmalara sonsuza kadar kör biçimde bağlı kalması gerektiğini değil; fakat antlaşmalardan ancak çok istisnai, çok ciddi ve hukuken sıkı şartlarda ayrılabileceğini gösterir. Bu ilke, devletlerin verdiği sözü hafife almaz; fakat dünyanın kökten değiştiği bazı durumlarda, sözün hangi gerçeklik içinde verildiğini de tamamen görmezden gelmez.
Bir devletin esaslı değişiklik iddiasında bulunabilmesi için değişikliğin köklü, öngörülemez, antlaşmaya rızanın temelini etkileyen ve yükümlülükleri radikal biçimde dönüştüren nitelikte olması gerekir. Üstelik devlet bu değişikliği kendi kusuruyla yaratmış olmamalıdır. Sınır antlaşmaları gibi uluslararası istikrarın merkezindeki metinlerde bu ilkeye dayanmak daha da sınırlıdır.
Bu nedenle şartların değişmesi her zaman antlaşmadan çıkma hakkı vermez. Ekonomik zorluk, hükümet değişimi, siyasi rahatsızlık, maliyet artışı veya sıradan krizler çoğu zaman yeterli değildir. Uluslararası hukuk, devletlere şu dengeyi hatırlatır: Sözünü tutmalısın; fakat sözün dayandığı dünya tamamen yıkılmışsa, hukuk bu durumu da dikkatle değerlendirebilir.
En sağlıklı yol, çoğu zaman antlaşmayı tek taraflı terk etmek değil; iyi niyetli müzakere, antlaşmanın güncellenmesi, ek protokol, geçici düzenleme veya barışçıl uyuşmazlık çözümü yollarına başvurmaktır.
Sonuçta esaslı değişiklik ilkesi, antlaşmalar hukukunun kaçış kapısı değil; adaletin çok dar aralıkla açtığı bir denge kapısıdır.
“Devletlerin sözü değerlidir; fakat hukuk, o sözün verildiği dünyanın tamamen değişip değişmediğini de adaletin terazisinde tartar.”
— Ersan Karavelioğlu