📖 Ra‘d Suresi 8. Ayette “Allah Her Dişinin Ne Taşıdığını, Rahimlerin Neyi Eksiltip Neyi Artırdığını Bilir; O’nun Katında Her Şey Bir Ölçü İledir” | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 Ra‘d Suresi 8. Ayette “Allah Her Dişinin Ne Taşıdığını, Rahimlerin Neyi Eksiltip Neyi Artırdığını Bilir; O’nun Katında Her Şey Bir Ölçü İledir”

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,386
2,736,278
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Ra‘d Suresi 8. Ayette “Allah Her Dişinin Ne Taşıdığını, Rahimlerin Neyi Eksiltip Neyi Artırdığını Bilir; O’nun Katında Her Şey Bir Ölçü İledir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Ra‘d Suresi 7. ayette Hz. Muhammed’e ‘Sen ancak bir uyarıcısın; her toplum için bir yol gösterici vardır’ denilerek peygamberin görevinin sınırı açıklanmıştı. 8. ayette ise dikkat doğrudan Allah’ın kuşatıcı bilgisine çevrilir: ‘Allah her dişinin ne taşıdığını, rahimlerin neyi eksilttiğini ve neyi artırdığını bilir. O’nun katında her şey bir ölçü iledir.’ Ayet, anne rahmindeki hayatın Allah’ın bilgisinin dışında olmadığını bildirir; ancak bunu ‘Doktorlar rahimde hiçbir şeyi bilemez’ şeklinde anlamak doğru değildir. Ultrason, genetik testler ve modern tıp insanların belirli verileri araçlarla öğrenmesini sağlar; Allah’ın bilgisi ise sonradan edinilen, cihazlara bağlı veya sınırlı bir bilgi değildir. Aynı şekilde ‘Her şey bir ölçü iledir’ sözü insanı iradesiz bir varlığa dönüştüren kadercilik anlamına gelmez. Ayet, yaratılıştaki düzeni ve Allah’ın eksiksiz bilgisini vurgularken insanın araştırma, tedavi, tedbir ve ahlaki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Ra‘d Suresi 8. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin genel anlamı şöyledir: “Allah her dişinin ne taşıdığını, rahimlerin neyi eksilttiğini ve neyi artırdığını bilir. O’nun katında her şey bir ölçü iledir.” Ayetin Arapçası ise “Allâhu ya‘lemu mâ tahmilu kullu unsâ ve mâ tegîdu’l-erhâmu ve mâ tezdâd. Ve kullu şey’in indehû bi-mikdâr.” şeklindedir.

Ra‘d sûresinin önceki ayetlerinde göklerden, yeryüzünden, dağlardan, nehirlerden, bitkilerden ve insanın yeniden dirilişinden söz edilmişti. Burada ise yaratılışın çok daha mahrem ve görünmeyen bir alanına, rahimde gelişen hayata dikkat çekilir.

Ayetin ana mesajı, bu süreçlerin hiçbirinin Allah için bilinmez olmadığıdır. İnsanın henüz görmediğini Allah bilir; fakat Allah’ın bilmesi insanın araştırmasını anlamsızlaştırmaz.

2️⃣ “Allah Her Dişinin Ne Taşıdığını Bilir” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette “mâ tahmilu kullu unsâ”, yani “her dişinin ne taşıdığını” ifadesi kullanılır. Bu ifade yalnız insan gebeliğiyle sınırlandırılmak zorunda değildir; lafız daha geniş biçimde dişi canlıların taşıdığı yavruyu da kapsayabilir.

Allah, rahimdeki varlığın başlangıcını, gelişimini, özelliklerini ve bütün geleceğini eksiksiz bilir. İnsan ise bu bilgilere ancak sınırlı gözlem, ölçüm ve tıbbi araçlarla ulaşabilir.

Buradaki fark “Allah biliyor, insan hiçbir şey bilemez” değildir. Fark, Allah’ın bilgisinin kapsam, kaynak ve sınır bakımından insan bilgisinden bütünüyle farklı olmasıdır.

3️⃣ Ayet “Rahimde Ne Olduğunu Yalnız Allah Bilir” mi Diyor ❓​

Bu ayetin lafzı “Yalnız Allah bilir ve hiçbir insan hiçbir zaman bilemez” şeklinde değildir. Ayet, Allah’ın bildiğini açık biçimde ifade eder.

Bu nedenle bir doktorun ultrasonla bebeğin gelişimini görmesi, kalp atımını değerlendirmesi veya bazı özellikler hakkında bilgi edinmesi ayetle çelişmez. Doktorun bilgisi gözlem, cihaz, eğitim ve veriye bağlıdır; sınırlıdır ve hata ihtimali taşır.

Allah’ın bilgisi ise bir görüntüleme cihazının sonucunu bekleyen bilgi değildir. İnsan öğrenir; Allah’ın bilgisi sonradan oluşmaz.

4️⃣ Ultrason ve Genetik Testler Bu Ayetle Çelişir mi ❓​

Hayır. Modern tıp gebelik hakkında geçmişte insanların bilemediği birçok şeyi gözlemleyebilir. Ultrasonla gelişim izlenebilir, bazı anomaliler araştırılabilir ve genetik testlerle belirli bilgiler elde edilebilir.

Bunların yapılması Allah’ın gayb bilgisini ele geçirmek anlamına gelmez. İnsan, Allah’ın yarattığı dünyadaki ölçülebilir olguları araçlarla keşfetmektedir.

Bir teleskopla uzak bir yıldızı görmek nasıl Allah’ın gökleri bilmesine rakip olmak değilse, ultrasonla rahimdeki bebeği görmek de Allah’ın bilgisinin rakibi değildir.

5️⃣ Allah’ın Bilgisi ile İnsan Bilgisi Arasındaki Temel Fark Nedir ❓​

İnsan bilgisi edinilmiş, parçalı, sınırlı ve düzeltilebilir bilgidir. Bir doktor yıllarca eğitim görür, cihazlardan veri alır, sonuçları yorumlar ve yine de yanılabilir.

Allah’ın bilgisi ise İslam inancında eksiksiz, kuşatıcı ve öğrenmeye muhtaç olmayan bilgidir. Allah yalnız bugün görülebilen bir görüntüyü değil, sürecin tamamını bilir.

Bu nedenle ayetin amacı insan bilgisini küçümsemek değil, insanın bilgisini mutlaklaştırmamasını sağlamaktır.

6️⃣ “Rahimlerin Neyi Eksilttiğini” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette “mâ tegîdu’l-erhâm”, yani “rahimlerin neyi eksilttiğini” ifadesi yer alır. Bu bölüm hakkında tefsirlerde farklı açıklamalar bulunmaktadır.

Bazı müfessirler bunu gebelik süresinin kısalması, rahimdeki taşımanın eksilmesi veya fetüsle ilgili bazı değişimler şeklinde açıklamıştır. Başka yorumlarda rahmin taşıdığı miktar, gelişim veya gebelik sürecindeki farklılıklar üzerinde durulmuştur.

Bu nedenle tek bir tıbbi süreci “Ayet kesin yalnız bunu anlatıyor” diye dayatmak doğru değildir. Tefsirlerde anlam alanı geniş tutulmuştur.

7️⃣ “Rahimlerin Neyi Artırdığını” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayetteki “ve mâ tezdâd”, yani “ve neyi artırdığını” ifadesi de eksilmenin karşıtı olarak rahimdeki artış ve gelişme süreçlerine işaret eder.

Tefsirlerde gebeliğin uzaması, rahimdeki canlıların sayısının artması veya gelişimle ilgili başka ihtimaller üzerinde durulmuştur. Fakat Kur’an burada modern obstetrik terminolojisi kullanmaz.

Dolayısıyla ayeti gebeliğin bütün biyolojik mekanizmalarının gizli bir teknik özeti gibi okumak gerekmez. Ana vurgu, rahimde gerçekleşen hiçbir değişimin Allah’ın bilgisinin dışında olmamasıdır.

8️⃣ Bu Ayet Düşük veya Erken Doğum Hakkında Kesin Bir Dinî Sebep Veriyor mu ❓​

Hayır. Bir gebeliğin düşükle sonuçlanması, erken doğum veya başka bir komplikasyon yaşanması hakkında ayet “Bunun sebebi kişinin günahıdır” gibi bir hüküm vermez.

Gebelik kayıplarının çok çeşitli biyolojik ve tıbbi nedenleri olabilir. Bazı durumlarda sebep açıkça bulunabilir, bazılarında ise bütün tıbbi araştırmalara rağmen kesin neden belirlenemeyebilir.

Bu nedenle gebelik kaybı yaşayan bir insana “Allah seni cezalandırdı” veya “Senin hatan yüzünden oldu” demek için bu ayetten hiçbir dayanak çıkarılamaz. Acı yaşayan insanın ihtiyacı suçlanmak değil, destek ve gerekli tıbbi bakımdır.

9️⃣ Anne Rahmindeki Bir Sorun Annenin Manevî Durumunu mu Gösterir ❓​

Hayır. Sağlıklı gebelik Allah’ın kişiden kesin razı olduğunun, gebelik komplikasyonu da Allah’ın kişiyi cezalandırdığının göstergesi değildir.

Peygamberler ve salih insanlar da hastalık, kayıp ve büyük sıkıntılar yaşamıştır. Dünyadaki sağlık durumu ile insanın Allah katındaki değeri arasında otomatik bir eşitlik kurulamaz.

Hastalık ahlaki suç değildir; tıbbi problem dinî mahkûmiyet belgesi değildir.

🔟 “O’nun Katında Her Şey Bir Ölçü İledir” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette “ve kullu şey’in indehû bi-mikdâr”, yani “O’nun katında her şey bir ölçü iledir” denilir. “Mikdâr”, ölçü, miktar, belirlenmiş sınır ve düzen anlamlarına gelir.

Yaratılmış dünyada büyüklükler, süreler, süreçler ve ilişkiler belli düzenler içinde gerçekleşir. İnsan bedeni de, gökler de, bitkiler de düzensiz ve tamamen ölçüsüz bir kaos olarak sunulmaz.

Ayet böylece Allah’ın bilgisinin ve yaratılıştaki düzenin ölçüsüz olmadığını vurgular.

1️⃣1️⃣ “Her Şey Ölçü İledir” Demek İnsan Hayatı Baştan Sona Değiştirilemez Bir Senaryo mudur ❓​

Hayır. İlahi ölçü ve Allah’ın bilgisi, insanın iradesini yok eden mekanik kadercilik şeklinde anlaşılmamalıdır.

İnsan seçim yapar, öğrenir, karar verir, hata yapar, tövbe eder ve davranışlarının sonuçlarını taşır. Kur’an’ın insanı sürekli sorumlu tutması da bunu gösterir.

Allah’ın bir şeyi bilmesi, insanı o şeyi iradesizce yapmaya zorlaması değildir. Bilgi ile zorlama aynı kavram değildir.

1️⃣2️⃣ Allah Sonucu Biliyorsa Doktora Gitmenin Ne Anlamı Var ❓​

Sonucun Allah tarafından bilinmesi, insanın sebeplere başvurma sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Doktora gitmek, test yaptırmak, ilaç kullanmak ve tıbbi takip almak sebepler dünyasının içindedir.

Bir kişinin “Allah zaten ne olacağını biliyor, doktora gitmeye gerek yok” demesi tevekkül değildir. Aynı mantıkla yemek yememek veya güvenlik tedbiri almamak da gerekirdi.

Allah’ın bilgisine iman, tedaviyi reddetmenin gerekçesi değildir.

1️⃣3️⃣ Gebelikte Tıbbi Takip Tevekküle Aykırı mıdır ❓​

Hayır. Gebelik takibi, gerekli kontroller ve hekim önerileri meşru sebeplere başvurmanın bir parçasıdır. İnsan kendi ve bebeğin sağlığı konusunda elinden gelen tedbiri alabilir.

Tevekkül, “Hiçbir şey yapmayacağım, Allah korur” demek değildir. Daha doğru denge, gereken makul tedbiri alıp sonucu tamamen kontrol edemediğimizi bilmektir.

Yûsuf sûresinde yıllarca sürecek kıtlık için yapılan planlama da aynı temel ilkeyi göstermişti: Tedbir ile Allah’a güven birbirinin düşmanı değildir.

1️⃣4️⃣ Bu Ayet Modern Embriyolojiyi Önceden Açıklamış Bir Bilimsel Mucize midir ❓​

Ayetin rahim ve gebelik hakkındaki ifadeleri üzerinde bilimsel bilgiler ışığında düşünmek mümkündür. Fakat “Modern embriyolojinin bütün ayrıntıları bu ayette teknik olarak kodlanmıştır” demek metnin söylediğinden fazlasını söylemek olabilir.

Kur’an gebeliğin moleküler biyolojisini, genetik düzenlemeyi veya fetal gelişimin bütün aşamalarını burada anlatmaz. Bunlar tıp ve biyolojinin araştırma alanıdır.

Ayetin asıl mesajını küçümsememek gerekir: Rahimde gerçekleşen en gizli süreç bile Allah’ın bilgisinin dışına çıkmaz.

1️⃣5️⃣ Bilim Rahimdeki Süreci Daha İyi Öğrendikçe Ayetin Değeri Azalır mı ❓​

Hayır. Ayetin iddiası “İnsan hiçbir zaman hiçbir şey öğrenemez” değildir. İnsan öğrenebilir ve öğrenmesi beklenir.

Bilimsel bilgi arttıkça gebelik sürecinin ne kadar karmaşık olduğu daha ayrıntılı biçimde anlaşılabilir. Bu, mümin açısından yaratılış üzerinde daha derin düşünmeye vesile olabilir.

Ama bilmediğimiz her boşluğa Allah’ı yerleştirip bilim o boşluğu açıkladığında inancın sarsılması sağlıklı bir yaklaşım değildir. Allah inancı yalnız bilimsel olarak henüz açıklanmamış boşluklara bağlanmamalıdır.

1️⃣6️⃣ “Allah Biliyor” Demek İnsanların Mahremiyetini Araştırma Hakkı Verir mi ❓​

Hayır. Allah’ın her şeyi bilmesi, insanların birbirlerinin özel hayatını gözetleme veya tıbbi bilgilerine izinsiz erişme hakkı olduğu anlamına gelmez.

Allah’ın ilmi ilahî bir sıfattır; insanın gözetleme yetkisi değildir. Bir kişinin gebeliği, sağlık durumu veya özel tıbbi bilgileri mahrem olabilir.

Bu nedenle “Allah zaten biliyor” diyerek insan mahremiyetini ihlal etmek doğru değildir. İlahi bilgi, insanın etik ve hukukî sınırlarını ortadan kaldırmaz.

1️⃣7️⃣ Bu Ayet Gebelik Konusunda Bize Nasıl Bir Ahlak Öğretir ❓​

Ayet, rahimdeki hayatın Allah’ın bilgisi ve ölçüsü içinde olduğunu hatırlatarak insanda hayata karşı ciddiyet ve tevazu oluşturabilir. Gebelik yalnız biyolojik bir süreç değildir; aynı zamanda insan için büyük sorumluluk, umut ve bazen de ağır imtihanlar taşıyan bir dönemdir.

Bu nedenle hamile bir kişiye karşı baskı, suçlama veya batıl inanış üretmek yerine bilgi, merhamet ve güvenilir tıbbi destek önemlidir.

Kur’an’ın Allah’ın bilgisini vurgulaması, insanların bilmediği şeyler hakkında rahatça hüküm üretmesini değil, daha mütevazı konuşmasını gerektirir.

1️⃣8️⃣ Ra‘d Suresi 7 ve 8 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Ra‘d Suresi 7. ayette insanlar Hz. Muhammed’den kendilerinin istediği biçimde özel bir mucize talep ediyor, Peygamber’e ise “Sen ancak bir uyarıcısın” deniliyordu. 8. ayette bakış insanın mucize talebinden Allah’ın zaten kuşatıcı olan bilgisine çevrilir.

İnsan olağanüstü gösteri ararken, rahimde her an devam eden yaratılış ve gelişim süreci önünde durmaktadır. Kur’an böylece insanı yalnız olağanüstü olana değil, sürekli yaşanan yaratılış düzenine de dikkat etmeye çağırır.

Bir sonraki ayet olan Ra‘d Suresi 9. ayette, Allah “gaybı da görüneni de bilendir; büyüktür, yücedir” şeklinde tanıtılacaktır. Bu ayet özellikle gayb ile şehadet âleminin anlamı, Allah’ın bilgisinin insan bilgisinden farkı, gayb bilgisinin falcılık veya medyumlukla karıştırılmaması, Allah’ın “el-Kebîr” ve “el-Müteâl” isimlerinin fiziksel büyüklük veya mekânsal yükseklik şeklinde anlaşılmaması bakımından önemli olacaktır.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Ra‘d Suresi 8. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Ra‘d Suresi 8. ayet, insanın ulaşmakta en çok zorlandığı alanlardan birini örnek vererek Allah’ın bilgisinin kuşatıcılığını anlatır. Rahimde başlayan hayat, özellikle eski çağ insanı açısından doğrudan gözlemlenemeyen büyük bir sırdı. Bugün tıp bu alan hakkında çok daha fazla şey bilmektedir; ultrason, laboratuvar testleri ve genetik incelemeler sayesinde geçmişte görülemeyen birçok süreç görülebilmektedir. Fakat bu gelişme ayetin anlamını ortadan kaldırmaz, çünkü ayet “İnsan hiçbir zaman rahim hakkında hiçbir şey bilemeyecek” dememektedir. Allah’ın bilgisi ile insanın sonradan, araçlarla ve sınırlı biçimde elde ettiği bilgi aynı kategori değildir.

Bu ayrım din ile bilimin gereksiz çatışmaya sürüklenmesini engeller. Bir doktor fetüsün gelişimini inceleyebilir, gebelik haftasını tahmin edebilir ve bazı sağlık sorunlarını tespit edebilir. Bütün bunlar Allah’ın bilgisini azaltmaz veya O’na rakip bir bilgi üretmez. İnsan yaratılmış düzenin içinde bulunan işaretleri keşfeder. Nitekim bir hastalığın nedenini öğrenmek de, bir gezegenin yörüngesini hesaplamak da Allah’ın bilgisinden bir şey eksiltmez. Bilim Allah’ın bilmediğini öğrenmez; insanın bilmediğini öğrenir.

Ayetin “rahimlerin neyi eksilttiği ve neyi artırdığı” ifadesi konusunda da tevazu gerekir. Tefsirlerde gebelik süresi, rahimdeki gelişim ve farklı değişimler hakkında çeşitli açıklamalar yapılmıştır. Bu yorumlardan birini alıp modern tıbbın bütün ayrıntılarını ayette gizlenmiş kesin kod gibi sunmak doğru değildir. Kur’an’ın söylemediği teknik ayrıntıyı ona eklemek yerine, açık mesajı korumak daha güçlüdür: Rahimdeki en küçük ve en gizli değişim bile Allah’ın bilgisinden kaçmaz.

Bu ayetin gebelik kaybı veya komplikasyon yaşayan insanlara karşı kullanılma biçimi de özellikle önemlidir. Düşük, erken doğum veya başka bir sağlık problemi annenin günahkâr olduğunun kanıtı değildir. Böyle bir durumda insanı suçlamak, acısını daha da ağırlaştırabilir. Tıbbi komplikasyonların biyolojik nedenleri araştırılır; her olay için neden bulunamayabilir. Fakat bilinmeyen kısmı “Kesin ilahî ceza” diye doldurmak bizim yetkimiz değildir. İman, başkasının acısına kolay açıklama üretmek değil, gerektiğinde “Sebebini bilmiyorum ama yanında olabilirim” diyebilmeyi de içerir.

“Her şey O’nun katında bir ölçü iledir” ifadesi ise yaratılışta düzen bulunduğunu vurgularken insan iradesini iptal etmez. Allah’ın bilgisi insanın tercihlerinden önce ve sonra kuşatıcıdır; fakat bilmek zorlamak değildir. İnsan kendi kararlarından sorumludur. Kaderi “Ben ne yaparsam yapayım hiçbir şey değişmez” şeklinde anlamak, Kur’an’ın çalışma, tövbe, tedbir ve sorumluluk çağrısıyla uyuşmaz. İnsan tedavi olur, öğrenir, plan yapar ve hatasını düzeltmeye çalışır; bütün bunları yaparken sonuçların tamamını kontrol edemediğinin de farkında olur. İlahî ölçü, insan sorumluluğunun düşmanı değildir.

Ayetin başka bir derin mesajı da insan bilgisinin büyümesi karşısında tevazuyu korumaktır. Bugün anne rahmindeki bir bebeğin görüntüsünü görebiliyor, kalp atımını dinleyebiliyor ve genetik yapısı hakkında geçmiş çağların hayal bile edemeyeceği bilgiler elde edebiliyoruz. Bu olağanüstü bilimsel başarılar küçümsenmemelidir. Fakat bunlar insanı her şeyi bilen varlığa da dönüştürmez. Her yeni bilgi yeni sorular açar; tıp ilerledikçe ne kadar karmaşık bir sistemle karşı karşıya olduğumuz daha da görünür hâle gelir. Bilgi arttıkça kibir zorunlu değildir; daha derin bir tevazu da doğabilir.

Ra‘d Suresi 8. ayetin bütün mesajı bu çerçevede şöyle özetlenebilir: **Allah’ın rahimde olanı bilmesini, doktorların hiçbir şey bilemeyeceği şeklinde anlama. Ultrasonu ve tıbbı Allah’ın bilgisine rakip görme. “Rahimlerin eksiltip artırması” ifadesinden Kur’an’ın vermediği kesin tıbbi formüller çıkarma. Gebelik kaybını veya hastalığı kişisel günah cezası ilan etme. “Her şey ölçü iledir” sözünü kaderciliğe dönüştürüp tedbiri ve insan sorumluluğunu terk etme. Allah’ın her şeyi bilmesini de insanların mahremiyetine müdahale gerekçesi yapma. Çünkü ayetin asıl mesajı, insanı bilgisizliğe mahkûm etmek değil; bilimin, hayatın ve yaratılışın bütün ayrıntıları içinde insan bilgisinin sınırlı, Allah’ın bilgisinin ise kuşatıcı olduğunu fark ettirmektir.”

Bir sonraki ayet olan Ra‘d Suresi 9. ayette, bu kuşatıcı bilgi daha açık bir ifadeyle özetlenecektir: “O, gaybı da görüneni de bilendir; büyüktür, yücedir.” Bu ayeti ele alırken özellikle “gayb”ın yalnız gelecekten haber vermek anlamına gelmediği, insanın erişemediği alanları da kapsadığı, falcıların ve medyumların Allah’ın gayb bilgisine ortak sayılamayacağı, peygamberlerin gaybı yalnız Allah’ın bildirdiği kadar bilebileceği ve Allah’ın ‘büyük’ ve ‘yüce’ oluşunun fiziksel cüsse veya gökyüzünde belirli bir koordinatta bulunmak şeklinde yorumlanamayacağı üzerinde durmak gerekecektir.

Ve belki Ra‘d Suresi 8. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Bilim bize yeni şeyler öğrettikçe Allah’ın bilgisini küçültmemiz mi gerekir, yoksa insan bilgisinin nasıl büyüdüğünü ve yine de ne kadar sınırlı kaldığını mı görmeliyiz? Bir sağlık sorunu yaşandığında kolayca “Bu senin günahının cezası” mı diyoruz? Kaderi tedavi ve tedbirden kaçmanın bahanesi mi yapıyoruz? İnsanların özel sağlık bilgilerini merak etmeyi dinî hak mı sanıyoruz? Ve en önemlisi, bildiğimiz şeylerle övünürken bilmediğimiz alanların hâlâ ne kadar geniş olduğunu fark edecek kadar tevazu gösterebiliyor muyuz?

“Ra‘d 8, ‘Allah her dişinin ne taşıdığını, rahimlerin neyi eksilttiğini ve neyi artırdığını bilir. O’nun katında her şey bir ölçü iledir’ buyurarak Allah’ın bilgisinin rahimdeki en gizli süreçleri bile kuşattığını bildirir. Bu ayet ultrason, genetik veya modern tıbbın Allah’ın bilgisine rakip olduğu anlamına gelmez; insan araçlarla ve sınırlı biçimde öğrenir, Allah’ın bilgisi ise sonradan edinilmiş değildir. Gebelik kaybı veya komplikasyon kişisel günahın otomatik cezası sayılamaz; “her şey ölçü iledir” sözü de insan iradesini yok eden kadercilik değildir. Ayetin büyük dersi şudur: Araştır, öğren, tedbir al ve tıbbın imkânlarından yararlan; fakat insan bilgisini mutlaklaştırmadan, yaratılışın her ayrıntısının Allah’ın kuşatıcı bilgisi içinde olduğunu unutma.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt