📖 Ra‘d Suresi 11. Ayette “Şüphesiz Allah, Bir Toplum Kendilerinde Olanı Değiştirmedikçe Onların Durumunu Değiştirmez” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓ | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 Ra‘d Suresi 11. Ayette “Şüphesiz Allah, Bir Toplum Kendilerinde Olanı Değiştirmedikçe Onların Durumunu Değiştirmez” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,387
2,736,279
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Ra‘d Suresi 11. Ayette “Şüphesiz Allah, Bir Toplum Kendilerinde Olanı Değiştirmedikçe Onların Durumunu Değiştirmez” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Ra‘d Suresi 10. ayette Allah’ın gizli sözü de açık sözü de, gece gizleneni de gündüz dolaşanı da eksiksiz bildiği anlatılmıştı. 11. ayette ise hem insanın Allah’ın emriyle gözetilip korunması hem de insanî ve toplumsal sorumluluk güçlü biçimde gündeme gelir: ‘Onun önünde ve arkasında, Allah’ın emriyle onu takip edenler vardır. Şüphesiz Allah, bir toplum kendilerinde olanı değiştirmedikçe onların durumunu değiştirmez. Allah bir topluma kötülük dilediğinde artık onu geri çevirecek yoktur; onların O’ndan başka bir velisi de yoktur.’ Bu ayet çok sık alıntılanır; fakat çoğu zaman tek bir cümlesi bağlamından koparılır. Ayetin mesajı ‘Başına kötü bir şey geldiyse suç tamamen sende’ değildir. Toplumsal değişimde insanın iradesi, ahlakı ve davranışları önemlidir; fakat savaş, afet, hastalık, yoksulluk veya zulüm yaşayan herkesi ‘Kendini değiştirmediği için bu hâle düştü’ diye suçlamak hem ayetin kapsamını daraltır hem de mağduru haksız yere sorumlu tutabilir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Ra‘d Suresi 11. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin genel anlamı şöyledir: “İnsanın önünde ve arkasında, Allah’ın emriyle onu takip edip koruyanlar vardır. Şüphesiz Allah, bir toplum kendilerinde olanı değiştirmedikçe onların durumunu değiştirmez. Allah bir topluma kötülük dilediğinde artık onu geri çevirecek yoktur; onların O’ndan başka bir velisi de yoktur.” Ayetin Arapçası ise “Lehû muakkibâtun min beyni yedeyhi ve min halfihî yahfazûnehû min emrillâh. İnnallâhe lâ yugayyiru mâ bi-kavmin hattâ yugayyirû mâ bi-enfusihim. Ve izâ erâdallâhu bi-kavmin sûen felâ meradde leh, ve mâ lehum min dûnihî min vâl.” şeklindedir.

Bu ayetin iki ana ekseni vardır. Birincisi, insanın Allah’ın emri altında koruma ve gözetim içinde oluşu; ikincisi ise toplumsal durum ile insanların iç ve dış tercihleri arasındaki ilişkidir.

En çok bilinen cümle ikinci bölümdür; fakat ayetin tamamı birlikte okunmalıdır. Koruma, sorumluluk ve ilahî hüküm aynı ayetin içinde yan yana durur.

2️⃣ “Onun Önünde ve Arkasında Takip Edenler Vardır” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette geçen “muakkibât” kelimesi, art arda gelen, birbirini takip eden varlıklar anlamına gelir. Tefsirlerde bu ifadeyi melekler olarak açıklayan yorum yaygındır.

Bu yoruma göre insanın önünde ve arkasında, Allah’ın emriyle onu takip eden ve koruyan melekler bulunmaktadır. Bazı tefsirlerde bunların insanın amellerini kaydeden veya onu belirli zarar ve tehlikelerden koruyan meleklerle ilişkili olduğu açıklanmıştır.

Ancak ayet meleklerin tam sayısını, görev sistemini veya nasıl hareket ettiklerini ayrıntılı biçimde anlatmaz. Bu nedenle vahyin söylemediği ayrıntıları kesin bilgi gibi üretmemek gerekir.

3️⃣ Bu Ayet Her İnsanın Sürekli Melekler Tarafından Korunduğunu mu Söylüyor ❓​

Ayet, Allah’ın emriyle bir koruma düzeninden söz eder. Fakat bunu “Mümin insana hiçbir fiziksel zarar gelemez” şeklinde anlamak mümkün değildir.

Peygamberler bile yaralanmış, hastalanmış ve ölmüşlerdir. Salih insanlar kazalar yaşayabilir, hastalanabilir veya zulme uğrayabilir.

Dolayısıyla ilahî koruma, dünya hayatında mutlak fiziksel dokunulmazlık anlamına gelmez. Allah’ın korumasının kapsamı ve biçimi bizim her an gözlemleyebildiğimizden daha geniş olabilir.

4️⃣ Meleklerin Koruması Tedbir Almamayı Haklı Çıkarır mı ❓​

Hayır. İnsan “Nasıl olsa melekler koruyor” diyerek emniyet kemeri takmamak, tehlikeli binada yaşamak veya tıbbi tedaviyi reddetmek için bu ayeti kullanamaz.

Kur’an’ın genel yaklaşımında insan sebeplere sarılır, tedbir alır ve sonra sonucu Allah’a bırakır. İlahî koruma, insan tedbirinin alternatifi değildir.

Tevekkül, korunmaya çalışmayı bırakmak değil; korunmak için gerekeni yaptıktan sonra mutlak kontrolün bizde olmadığını bilmektir.

5️⃣ “Allah Bir Toplumun Durumunu Değiştirmez…” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette “innallâhe lâ yugayyiru mâ bi-kavmin hattâ yugayyirû mâ bi-enfusihim” denilir. Genel anlamıyla bu ifade, bir toplum kendi iç yapısında, düşüncesinde, ahlakında ve davranışında bir değişim gerçekleştirmedikçe Allah’ın onların durumunu değiştirmeyeceğini bildirir.

Burada insanın ve toplumun sorumluluğu çok güçlü biçimde vurgulanır. İnsan yalnız dua edip hiçbir şeyi değiştirmeden bütün şartların dışarıdan değişmesini beklememelidir.

Ayet, değişimin içten ve davranıştan başlaması gerektiğini hatırlatır.

6️⃣ “Kendilerinde Olanı Değiştirmek” Ne Demektir ❓​

Ayetteki “mâ bi-enfusihim” ifadesi geniştir. Bu ifade insanların iç dünyasını, düşüncelerini, değerlerini, niyetlerini ve bunların davranışa yansıyan yönlerini kapsayacak biçimde anlaşılmıştır.

Bir toplum adaletsizliği normalleştiriyor, liyakati terk ediyor, yolsuzluğu kabul ediyor ve sorumluluktan kaçıyorsa yalnız dış koşulları değiştirmek kalıcı çözüm getirmeyebilir. İç değerler ve davranış biçimleri de değişmelidir.

Fakat “iç değişim” yalnız olumlu düşünmek veya motivasyon geliştirmek değildir. Gerçek değişim çoğu zaman eğitim, hukuk, ahlak, kurumlar ve davranış düzeyinde somut dönüşüm gerektirir.

7️⃣ Bu Ayet “Pozitif Düşün, Hayatın Değişsin” mi Diyor ❓​

Hayır. Ayeti modern kişisel gelişim sloganına indirgemek doğru değildir. “Düşünceni değiştir, evren sana istediğini verir” gibi bir mesaj Kur’an’ın burada söylediği şey değildir.

İnsan düşüncesini ve niyetini değiştirebilir; fakat sosyal, ekonomik ve fiziksel gerçeklikler yalnız zihinsel niyetle değişmez. Çalışmak, örgütlenmek, öğrenmek, tedbir almak ve gerektiğinde hukuki mücadele yürütmek gerekir.

Ayetin mesajı sihirli düşünce değil, sorumluluk ve dönüşümdür.

8️⃣ Toplumsal Değişim Yalnız Bireylerin Ahlakına mı Bağlıdır ❓​

Hayır. Bireylerin ahlakı önemlidir ama toplumlar aynı zamanda kurumlar, hukuk, eğitim, ekonomi, yönetim ve kültürel alışkanlıklar üzerinden şekillenir.

Bir toplumda insanlar iyi niyetli olabilir; fakat yanlış işleyen kurumlar büyük sorunlar üretebilir. Bu yüzden toplumsal değişim yalnız “Herkes kalbini düzeltsin” demekle tamamlanmaz.

Ahlaki dönüşüm ile kurumsal düzenleme birbirini tamamlamalıdır.

9️⃣ Bu Ayet Mağduru Suçlamak İçin Kullanılabilir mi ❓​

Hayır. Ayetin en yanlış kullanımlarından biri budur. Bir insan savaşta evini kaybetmiş, depremde ailesini yitirmiş, ciddi bir hastalığa yakalanmış veya ağır ekonomik koşullara düşmüş olabilir.

Böyle bir kişiye “Sen kendini değiştirmediğin için Allah durumunu değiştirmedi” demek hem bağlamı aşar hem de mağduru haksız biçimde suçlayabilir.

Her kötü durumda kişisel ahlaki kusur aramak doğru değildir. Doğal afet, başkasının zulmü, sistemik adaletsizlik veya hastalık gibi çok farklı sebepler olabilir.

🔟 Yoksulluk Çeken Her İnsan Kendi Hatası Yüzünden mi Yoksuldur ❓​

Hayır. Yoksulluğun bireysel tercihlerden kaynaklanabildiği durumlar olabilir; fakat işsizlik, eğitim fırsatlarının eşitsizliği, savaş, ekonomik kriz, sömürü veya aileden devralınan dezavantajlar da önemli olabilir.

Bu ayeti “Yoksulsan yeterince değişmemişsin” şeklinde kullanmak, toplumsal ve yapısal nedenleri görmezden gelir.

Kur’an’ın sorumluluk çağrısı, adaletsiz sistemleri görünmez yapmak için değil; onları değiştirme sorumluluğunu da hatırlatmak için kullanılmalıdır.

1️⃣1️⃣ Bir Toplum Kendini Değiştirirse Allah Mutlaka Onu Zengin ve Güçlü Yapar mı ❓​

Böyle bir garanti yoktur. Ayeti “Ahlakını düzeltirsen ülken kesin zenginleşir” şeklinde mekanik başarı formülüne dönüştürmek doğru değildir.

Dünyadaki sonuçlar çok sayıda sebebe bağlıdır. İyi insanlar zor şartlarda yaşayabilir; adaletsiz toplumlar belirli dönemlerde ekonomik veya askerî başarı elde edebilir.

Dünyevî güç Allah’ın onayının kesin göstergesi değildir. Ayetin mesajı daha derindir: İnsanlar değişim için sorumluluk almak zorundadır.

1️⃣2️⃣ Duanın Bu Ayetteki Yeri Nedir ❓​

Dua önemlidir; fakat dua insan eyleminin yerine geçmez. Bir toplum adalet isterken kendi içinde yolsuzluğu, kayırmacılığı veya haksızlığı sürdürüyorsa yalnız dua ederek sonucu beklemek tutarsız olabilir.

Kur’an’ın çizdiği dengede insan dua eder, çalışır, tedbir alır ve sonucu Allah’a bırakır.

Bu nedenle “Nasıl olsa Allah düzeltir” diyerek sorumluluk almamak, ayetin ruhuyla uyuşmaz.

1️⃣3️⃣ Allah Bir Toplumun Durumunu Değiştiriyorsa İnsan Özgür müdür ❓​

Ayet tam tersine insan sorumluluğunu açık biçimde vurgular. İnsanların kendilerinde olanı değiştirmeleri şartından söz edilmesi, iradenin ve tercihin önemini gösterir.

Allah’ın hükmü ile insanın çabası birbirine rakip değildir. Kur’an ikisini birlikte düşünür: İnsan değişim için çalışır; nihai sonuç Allah’ın bilgisi ve iradesi içindedir.

Bu yüzden ayeti fatalizme, yani “Hiçbir şey yapmanın anlamı yok” anlayışına dönüştürmek metnin kendi cümlesiyle çelişir.

1️⃣4️⃣ “Allah Bir Topluma Kötülük Dilediğinde Onu Geri Çevirecek Yoktur” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayetin ikinci kısmında “Ve izâ erâdallâhu bi-kavmin sûen felâ meradde leh” denilir. Genel anlamıyla Allah bir toplum hakkında hükmünü gerçekleştirdiğinde bunu bağımsız bir güç geri çeviremez.

Bu ifade Allah’ın mutlak hükümranlığını vurgular. İnsanlar güçlü olabilir, ordular veya teknolojiler geliştirebilir; fakat Allah’ın mutlak iradesinin üzerinde başka bir ilahî güç yoktur.

Bununla birlikte insanlar belirli bir olay hakkında “Allah kesin bu topluma kötülük diledi” diye kolayca hüküm veremez. Böyle bir özel ilahî hükmü bildiğimizi iddia etmek için vahiy gerekir.

1️⃣5️⃣ Allah’ın “Kötülük Dilemesi” Keyfî Zulüm Anlamına mı Gelir ❓​

Hayır. Kur’an’ın genel anlatısında Allah zulmetmez ve insanlara haksızlık yapmaz. Buradaki “sû’”, insan açısından kötü sonuç veya ceza anlamına gelir.

Bu nedenle Allah’ın bir toplum hakkında kötü sonuç hükmetmesini insanın keyfî öfkesiyle bir tutmak doğru değildir. İlahi hüküm adalet ve eksiksiz bilgi çerçevesinde düşünülmelidir.

İnsan ise hangi olayın kesin ilahî ceza olduğunu kendi başına belirleme yetkisine sahip değildir.

1️⃣6️⃣ “Onların Allah’tan Başka Bir Velisi Yoktur” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette “ve mâ lehum min dûnihî min vâl”, yani “O’ndan başka onlar için bir veli/koruyucu yoktur” denilir. Buradaki vurgu, Allah’ın nihai hükümranlığının üzerinde bağımsız bir kurtarıcı bulunmadığıdır.

Bu, insanlardan yardım istemenin veya doktor, avukat, dost, aile ya da kurum desteğinden yararlanmanın şirk olduğu anlamına gelmez. İnsanlar birbirlerine normal sebepler içinde yardım edebilir.

Nihai koruyuculuk Allah’a aittir; insan yardımı ise yaratılmış sebepler dünyasının içindedir.

1️⃣7️⃣ Toplumların Değişimi Nereden Başlamalıdır ❓​

Değişim yalnız sloganla olmaz. İnsanların adalet anlayışı, çalışma ahlakı, eğitim düzeyi, liyakat ölçüsü, hukuka bağlılığı ve birbirine karşı sorumluluğu değişmelidir.

Aynı zamanda bu değerleri destekleyen kurumların kurulması gerekir. Çünkü iyi insanlar kötü sistemler içinde zorlanabilir, iyi kurumlar da ahlaki sorumluluğu tamamen ikame edemez.

Kalıcı değişim, insan ile kurumun birlikte dönüşmesini gerektirir.

1️⃣8️⃣ Ra‘d Suresi 10 ve 11 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Ra‘d Suresi 10. ayette insanın gizli ve açık davranışlarının Allah tarafından bilindiği belirtilmişti. 11. ayette ise bu davranışların ve iç durumun toplumsal sonuçlarla ilişkisi gündeme gelir.

Böylece Kur’an yalnız “Allah sizi biliyor” demekle kalmaz; insanın kendi hayatına ve toplumuna karşı sorumluluğunu da ortaya koyar. Bilinmek, pasiflik değil hesap verme ve değişme sorumluluğu doğurur.

Bir sonraki ayet olan Ra‘d Suresi 12. ayette, Allah’ın insanlara şimşeği korku ve umut içinde göstermesi ve ağır yüklü bulutları meydana getirmesi anlatılacaktır. Bu ayet özellikle şimşeğin bilimsel açıklaması ile ilahî yaratılışın birbirine karşıt görülmemesi, korku ile ümidin aynı doğa olayında birlikte bulunabilmesi, yağmurun her zaman rahmet sonucu doğurmaması ve meteorolojik süreçlerin Allah’ın yaratışıyla çelişmediği açısından dikkatle ele alınmalıdır.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Ra‘d Suresi 11. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Ra‘d Suresi 11. ayet, değişim konusunda Kur’an’ın en güçlü sorumluluk çağrılarından birini yapar: “Allah bir toplum kendilerinde olanı değiştirmedikçe onların durumunu değiştirmez.” Bu cümle insanı pasif kaderciliğe değil, kendi düşüncesi, ahlakı, davranışı ve toplumsal düzeni üzerinde çalışmaya çağırır. İnsan sürekli dışarıdaki şartlardan şikâyet edip kendisinin hiçbir sorumluluğu olmadığını düşünemez. Bir toplum adalet istiyorsa kendi içindeki haksızlıkla, liyakat sorunu ile, yolsuzlukla ve sorumsuzlukla da yüzleşmelidir. Gerçek değişim yalnız dışarıdaki aktörü değiştirmek değil, yanlış davranışı üreten zihniyet ve yapıları da dönüştürmektir.

Fakat bu cümle mağdur suçlama aracına dönüştürüldüğü anda anlamını kaybeder. Depremde evini kaybeden, savaşta yerinden edilen, hastalanan veya ekonomik sistemin ağır yükünü taşıyan insana “Kendini değiştirseydin bunlar olmazdı” demek ayetin söylediği şeyi aşar. İnsan hayatındaki her acının sebebi kişisel ahlaki kusur değildir. Bir kişi başkasının zulmüne uğrayabilir, doğal bir afet yaşayabilir veya kendi kontrolü dışındaki yapısal koşullardan etkilenebilir. Sorumluluk öğretisi mağduru suçlamamalı; özellikle zarar üreten bireysel ve toplumsal nedenleri değiştirmeye yönelmelidir.

Ayetin başındaki “muakkibât”, yani insanın önünde ve arkasında onu Allah’ın emriyle takip edenler ifadesi de önemli bir denge kurar. Tefsirlerde bunların melekler olduğu yaygın biçimde açıklanmıştır. Fakat bu koruma, insanın dünyada hiçbir zarar görmeyeceği garantisi değildir. Peygamberler bile fiziksel zarar yaşamış ve ölümle karşılaşmıştır. Bu nedenle ilahî korumayı emniyet kemeri, tıp, güvenli yapı veya başka tedbirlerin yerine koymak doğru değildir. Allah’a güvenmek, Allah’ın yarattığı sebepleri küçümsemek anlamına gelmez.

Toplumsal değişim konusunda da ayeti yalnız bireysel motivasyon cümlesine indirgememek gerekir. “Sen değiş, dünya değişir” ifadesi bazen yararlı bir başlangıç olabilir ama toplumsal sorunları çözmeye yetmez. Hukuk bozuksa hukuk düzeltilmeli, eğitim yetersizse eğitim geliştirilmelidir; yolsuzluk varsa hesap verebilirlik kurulmalı, eşitsizlik varsa adalet politikaları üzerinde çalışılmalıdır. İçsel ahlak ile dışsal kurum birbirinin alternatifi değildir. Kur’an’ın topluma yönelttiği değişim çağrısı, hem insan karakterini hem de o karakterlerin kurduğu yapıları düşünmeyi gerektirir.

Ayet ayrıca dünya başarısını manevî üstünlükle karıştırmamayı gerektirir. Bir toplumun zengin, teknolojik olarak güçlü veya askerî açıdan üstün olması Allah’ın ondan kesin olarak razı olduğunun kanıtı değildir. Aynı şekilde yoksulluk veya zayıflık da Allah’ın o insanları değersiz gördüğü anlamına gelmez. Dünyadaki güç dengeleri teolojik değer ölçüsü değildir. Bu nedenle “Kendilerini değiştirdiler ve zengin oldular, demek Allah onları seviyor” gibi mekanik bir din anlayışından kaçınmak gerekir.

“Allah bir topluma kötülük dilediğinde onu geri çevirecek yoktur” ifadesi de Allah’ın mutlak hükümranlığını anlatır, insanlara modern toplumların başına gelen her felaketi ilahî ceza ilan etme yetkisi vermez. Biz belirli bir olay hakkında Allah’ın özel muradını vahiy olmadan kesin olarak bilemeyiz. Depremin jeolojik, savaşın siyasi, ekonomik krizin yapısal sebepleri araştırılır. Sebep araştırmak Allah’ı dışlamak değildir; Allah’a inanmak da sebep araştırmayı bırakmak değildir. İnsan tedbir alır, hatasını düzeltir ve yine de nihai hükümranlığın Allah’a ait olduğunu bilir.

Ra‘d Suresi 11. ayetin bütün mesajı bu çerçevede şöyle özetlenebilir: **Hayatın ve toplumun değişmesini istiyorsan yalnız dışarıyı suçlama; kendi düşünceni, ahlakını ve davranışını da gözden geçir. Fakat bu ayeti acı çeken insanı suçlamak için kullanma. İlahi korumayı fiziksel dokunulmazlık garantisi sanma ve tedbiri terk etme. Toplumsal değişimi yalnız kişisel gelişim sloganına indirgeme; kurumları, hukuku ve adaleti de değiştir. Allah’ın hükmünü kabul ederken insan sorumluluğunu yok etme. Çünkü bu ayetin büyük dengesi şudur: İnsan değişimden sorumludur fakat her sonucu kontrol eden değildir; Allah mutlak hüküm sahibidir fakat insanı sorumluluktan muaf bırakmaz.”

Bir sonraki ayet olan Ra‘d Suresi 12. ayette, insanın dikkatine güçlü bir doğa olayı sunulacaktır: “Size şimşeği korku ve umut içinde gösteren, ağır yüklü bulutları meydana getiren O’dur.” Bu ayet ele alınırken özellikle şimşek ve gök gürültüsünün bilimsel mekanizmasını Allah’ın yaratışıyla karşı karşıya getirmemek, ‘korku ve umut’ ifadesinin aynı olayın hem tehlike hem rahmet beklentisi taşıyabilmesini anlatması, yağmurun her zaman herkes için aynı sonucu doğurmaması ve doğa olaylarını otomatik olarak özel ilahî mesaj veya ceza saymamak üzerinde durmak gerekecektir.

Ve belki Ra‘d Suresi 11. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Değişmesini istediğimiz toplumda kendimizin değiştirmesi gereken ne var? Sürekli yöneticileri, sistemi, çevreyi veya insanları eleştirirken kendi katkımızı da sorguluyor muyuz? Öte yandan acı çeken kişiye kolayca “Sen değişseydin böyle olmazdı” diyerek mağduru mu suçluyoruz? Allah’a güven adına tedbiri mi terk ediyoruz? Bireysel ahlakı konuşurken bozuk kurumları, kurumları eleştirirken kişisel sorumluluğu mu unutuyoruz? Ve en önemlisi, değişimi yalnız başkalarından beklemek yerine kendimizde ve içinde bulunduğumuz yapılarda dürüstçe başlatmaya hazır mıyız?

“Ra‘d 11, ‘Şüphesiz Allah, bir toplum kendilerinde olanı değiştirmedikçe onların durumunu değiştirmez’ buyurarak insanı ve toplumu pasiflikten sorumluluğa çağırır. Fakat bu söz mağduru suçlamak için kullanılamaz; her hastalık, afet, savaş veya yoksulluk kişinin kendi ahlaki kusurunun sonucu değildir. Ayetteki ilahî koruma da tedbiri gereksiz kılan mutlak fiziksel dokunulmazlık garantisi değildir. Değişim yalnız zihinde değil, davranışta, ahlakta, hukukta ve kurumlarda gerçekleşmelidir. Ayetin büyük dersi şudur: Allah’a güvenmek sorumluluğu terk etmek değil; kendi payına düşen değişimi gerçekleştirirken nihai hükmün Allah’a ait olduğunu bilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt