Nisâ Suresi 38. Ayette “Mallarını İnsanlara Gösteriş İçin Harcayanlar, Allah’a ve Ahiret Gününe İnanmayanlar; Şeytan Kime Arkadaş Olursa O Ne Kötü Bir Arkadaştır” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Nisâ 38, iyiliğin yalnızca ne kadar verdiğimizle değil, neden verdiğimizle de anlam kazandığını hatırlatır. İnsanların alkışı için yapılan iyilik dışarıdan parlak görünebilir; fakat niyet bozulduğunda iyiliğin ruhu kaybolabilir.”
Ersan Karavelioğlu
Nisâ Suresi’nin 38. ayeti, bir önceki ayette anlatılan cimrilik ve nimeti gizleme eleştirisinin hemen ardından gelir.
Fakat şimdi Kur’an başka bir uçtan söz eder.
Nisâ 37’de insan malını vermiyor ve başkalarını da vermemeye teşvik ediyordu.
Nisâ 38’de ise kişi malını harcıyor fakat bunu insanlar görsün, övsün ve kendisini üstün kabul etsin diye yapıyor.
Böylece iki ayet birlikte iki farklı ahlaki problemi gösterir:
Hiç vermemek.
Ve:
Verirken gösteriş yapmak.
Kur’an’ın aradığı ise ikisinin arasında bulunan samimi ve sorumlu iyiliktir.
“Mallarını İnsanlara Gösteriş İçin Harcayanlar” Ne Demektir
Ayette insanların mal harcamasından söz edilir.
Ancak problem harcamanın kendisi değildir.
Problem, harcamanın temel amacının:
“İnsanlar beni görsün.”
olmasıdır.
Kişi yardım ediyor olabilir.
Ama asıl hedefi muhtaç insanın ihtiyacını gidermek değil, kendi itibarını büyütmekse Kur’an bu niyeti eleştirir.
Gösterişin Arapçadaki Karşılığı Nedir
Ayette “riâe’n-nâs”, yani insanlar görsün diye yapmak anlamındaki ifade kullanılır.
Buradan İslam ahlakındaki riyâ kavramı ortaya çıkar.
Riyâ, dini veya ahlaki bir davranışı Allah için değil, insanların;
takdiri,
övgüsü,
hayranlığı
için yapmaktır.
Bu nedenle riyâ öncelikle niyetle ilgili bir problemdir.
Herkesin Önünde Yardım Yapmak Riyâ mıdır
Hayır.
Bir yardımın görünür olması, onun otomatik olarak gösteriş olduğu anlamına gelmez.
Bazen açık yardım;
başkalarını teşvik edebilir,
bir kampanyaya güven kazandırabilir,
daha fazla insanın yardım etmesini sağlayabilir.
Dolayısıyla asıl mesele yardımın gizli veya açık olması değil, hangi amaçla yapıldığıdır.
Gizli Yardım Her Zaman Daha mı Değerlidir
Gizli yardımın önemli bir avantajı vardır:
İnsanların övgüsünden uzak olduğu için samimiyeti korumayı kolaylaştırabilir.
Ayrıca yardım alan kişinin onurunu koruyabilir.
Ancak bazı durumlarda açık yardım da toplumsal fayda sağlayabilir.
Bu nedenle genel ölçü:
Hangi yöntem daha samimi ve daha faydalıysa onu tercih etmektir.
İnsan Neden İyilik Yaparken Gösterişe İhtiyaç Duyar
Çünkü insan yalnızca mala değil, takdir edilmeye de ihtiyaç duyabilir.
Kişi;
cömert,
dindar,
yardımsever,
saygın
biri olarak bilinmek isteyebilir.
Bu istek davranışın asıl amacı haline geldiğinde iyiliğin merkezi yardım edilen kişi olmaktan çıkar ve yardım eden kişinin imajına dönüşür.
Bir İyilik Hem Allah İçin Hem İnsanların Takdiri İçin Yapılabilir mi
İnsan niyetleri her zaman tek ve basit olmayabilir.
Bir kişi gerçekten yardım etmek isteyebilir ve aynı zamanda insanların takdirinden hoşlanabilir.
Burada insanın kendisine sorması gereken önemli soru şudur:
“Kimse bunu bilmeyecek olsaydı yine yapar mıydım?”
Bu soru, davranışın temel motivasyonunu anlamada güçlü bir vicdan ölçüsü olabilir.
İnsanların Teşekkür Etmesinden Hoşlanmak Riyâ mıdır
Tek başına hayır.
İnsan yaptığı iyiliğin takdir edilmesinden doğal olarak mutlu olabilir.
Sorun:
Takdir gelmediğinde iyiliği bırakmak
veya
iyiliği sırf takdir almak için yapmak
noktasında başlar.
İnsanların teşekküründen mutlu olmak başka, teşekkür için iyilik yapmak başkadır.
Gösteriş İyiliğin Değerini Neden Bozar
Çünkü ahlaki davranışın merkezi değişir.
İyilik normalde başkasının ihtiyacını gidermek için yapılır.
Gösterişte ise ihtiyaç sahibi kişi farkında olmadan kişinin itibar aracına dönüşebilir.
Yoksulun acısı üzerinden şöhret kazanmak, yardımın ahlaki niteliğini ciddi biçimde zedeler.
Yardım Alan Kişinin Görüntüsünü Paylaşmak Doğru mudur
Bu mesele özellikle günümüzde önemlidir.
Bir yardım sırasında;
yoksulun yüzünü,
evini,
çocuğunu,
mahremiyetini
izinsiz biçimde göstermek kişinin onuruna zarar verebilir.
Yardım etmek, yardım alan insanın mahremiyetini kullanma hakkı vermez.
Bu nedenle iyiliğin reklamı yapılırken bile insan onuru korunmalıdır.
Sosyal Medyada Yardım Paylaşmak Riyâ Sayılır mı
Otomatik olarak hayır.
Sosyal medya üzerinden yapılan bir paylaşım;
yardım kampanyasını büyütmek,
şeffaflık sağlamak,
başkalarını teşvik etmek
amacı taşıyabilir.
Fakat paylaşımın merkezinde sürekli:
“Bakın ben ne kadar iyiyim.”
mesajı varsa niyet sorgulanmalıdır.
Aynı görüntü dışarıdan benzer olabilir fakat ahlaki değerini niyet belirleyebilir.

Ayet Neden Gösterişle Birlikte Allah’a ve Ahiret Gününe İnanmamayı Anıyor
Ayet gösteriş davranışının arkasındaki daha derin bir problemi açıklar.
Kişi yaptığının karşılığını yalnızca insanlardan bekliyorsa, davranışının ölçüsü de insanların bakışı haline gelir.
Kur’an ise gerçek sorumluluğun yalnızca toplumun alkışından ibaret olmadığını söyler.
İnsan;
kimse görmese de,
kimse teşekkür etmese de
Allah’ın bildiğine inanıyorsa iyiliğin motivasyonu değişir.

Bu Ayet Gösteriş Yapan Herkesi İnançsız mı İlan Ediyor
Hayır, böyle otomatik bir sonuç çıkarmak doğru değildir.
Ayet belirli bir karakter tipini;
gösteriş,
iman eksikliği
ve ahiret bilincinin yokluğuyla birlikte tasvir eder.
Fakat bir mümin de zaman zaman riyâ tehlikesine düşebilir.
Bu durumda yapılması gereken başkalarını kolayca inançsız ilan etmek değil, kendi niyetini düzeltmektir.

Ahiret İnancı İyilik Anlayışını Nasıl Değiştirir
Ahiret inancının önemli sonuçlarından biri, yapılan iyiliğin karşılığının yalnızca bu dünyada aranmayabileceğidir.
İnsan:
“Kimse bana teşekkür etmedi.”
diye iyilikten vazgeçmez.
Çünkü yaptığı davranışın değeri insanların alkışından bağımsız hale gelir.
Bu durumda insanın ahlaki pusulası toplumsal beğeninin ötesine geçebilir.

“Şeytan Kime Arkadaş Olursa” Ne Anlama Gelir
Ayetin sonunda şeytanın insanın karîn, yani yakın arkadaşı veya sürekli eşlik eden bir yoldaşı haline gelmesinden söz edilir.
Buradaki düşünce, insanın kötü yönlendirmelere sürekli teslim olmasıyla ilgilidir.
Şeytan;
kötülüğü güzel gösterebilir,
yanlış niyeti haklı gösterebilir,
kişiyi kendi davranışını sorgulamaktan uzaklaştırabilir.
Böylece insan kötülüğü yaparken bile kendisini doğru zannedebilir.

Şeytan İnsanı İyilik Yaparak da Yanıltabilir mi
Ayetin dikkat çekici mesajlarından biri tam olarak budur.
Şeytanın yönlendirmesi yalnızca:
“Kötülük yap.”
şeklinde olmak zorunda değildir.
Bazen insan:
“İyilik yap ama herkes görsün.”
“Yardım et ama bununla övün.”
“Ver ama insanları kendine hayran bırak.”
şeklindeki bir düşünceyle de ahlaki olarak yanlış yöne sürüklenebilir.
Yani doğru davranış, yanlış niyetle kirlenebilir.

“O Ne Kötü Arkadaştır” İfadesi Neden Kullanılır
İyi arkadaş insanı;
yanlışından döndürür,
iyiliğe yöneltir,
kendisini sorgulamasına yardımcı olur.
Kötü arkadaş ise insanın yanlışını daha da büyütebilir.
Ayet şeytanı bu anlamda en kötü yol arkadaşlarından biri olarak tasvir eder.
Çünkü insan onun yönlendirmesine teslim olduğunda yanlışını bile başarı gibi görmeye başlayabilir.

Nisâ 37 ile Nisâ 38 Arasında Nasıl Bir Karşıtlık Vardır
Nisâ 37’de kişi:
Vermiyor.
Nisâ 38’de ise:
Veriyor fakat gösteriş için veriyor.
Biri cimriliğin problemidir.
Diğeri riyânın problemidir.
Kur’an böylece sadece davranışın dış görünüşünü değil, arkasındaki ahlaki niyeti de değerlendirir.
Doğru yol;
ne cimrilik
ne de gösteriştir.
Doğru yol samimi cömertliktir.

Başkasının Niyetini Bilmediğimiz Halde Onu Riyâkâr İlan Edebilir miyiz
Hayır.
Niyet insanın iç dünyasıyla ilgilidir.
Birinin açıkça yardım yaptığını görmek, onun neden yaptığını kesin olarak bildiğimiz anlamına gelmez.
Bu nedenle ayeti:
“Şu kişi kesin gösteriş yapıyor.”
diyerek başkalarını yargılamanın aracına çevirmek doğru olmaz.
Ayetin en yararlı uygulaması insanın önce kendi niyetini kontrol etmesidir.

Nisâ Suresi 38. Ayetin Bugüne Verdiği En Büyük Mesaj Nedir
Nisâ 38 çok önemli bir gerçeği ortaya koyar:
İyi görünen her davranış aynı ahlaki değere sahip olmayabilir.
İki insan aynı miktarda yardım yapabilir.
Biri bunu gerçekten bir insanın ihtiyacını gidermek için yapar.
Diğeri ise;
övülmek,
tanınmak,
saygınlık kazanmak
için yapabilir.
Dışarıdan aynı davranış görünür.
Fakat içeride iki farklı hikâye vardır.
Ayet bize bu nedenle yalnızca:
“Ne yaptın?”
sorusunu sordurmaz.
Bir soru daha ekler:
“Neden yaptın?”
Bu, modern dünyada belki daha da önemlidir.
Çünkü bugün iyiliğin kendisi bile;
fotoğrafa,
videoya,
reklama,
kişisel markaya
dönüştürülebilir.
Elbette iyilik görünür olabilir.
Fakat yardım edilen insan hiçbir zaman bizim itibarımızın dekoru haline gelmemelidir.
Nisâ 38’in çizdiği denge çok nettir:
Cimri olma.
Gösterişçi de olma.
Ver.
Ama verirken hem karşıdaki insanın onurunu hem de kendi niyetinin temizliğini koru.
Belki de ayetin en güçlü sorusu şudur:
Hiç kimse görmeyecek, hiç kimse alkışlamayacak ve adın hiçbir yerde yazmayacak olsaydı yine aynı iyiliği yapar mıydın?
“İyiliğin en sessiz sınavı, alkış ortadan kalktığında başlar. Kimse görmediğinde de elin uzanıyorsa, yaptığın şey artık yalnızca görüntü değil karakterdir.”
Ersan Karavelioğlu