Nisâ Suresi 26. Ayette “Allah Size Hükümlerini Açıklamak, Sizden Öncekilerin Yollarını Size Göstermek ve Tövbelerinizi Kabul Etmek İster; Allah Her Şeyi Bilendir, Hikmet Sahibidir” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Nisâ 26, ilahî hükümlerin yalnızca sınır koymak için değil; insanın doğruyu anlayabilmesi, geçmişin tecrübesinden yararlanabilmesi ve yanlışından dönebilmesi için verildiğini hatırlatır.”
Ersan Karavelioğlu
Nisâ Suresi’nin 26. ayeti, önceki ayetlerde ayrıntılı biçimde anlatılan evlilik, mahremiyet, cinsel ahlak, mehir ve aile hukukunun ardından gelir.
Kur’an burada bir an için tek tek hükümlerden uzaklaşıp bütün bu düzenlemelerin arkasındaki amacı açıklar.
Allah’ın insan için istediği üç şey özellikle belirtilir:
Hükümleri açıklamak,
önceki insanların doğru yollarını göstermek
ve
insanın tövbesini kabul etmek.
Bu nedenle Nisâ 26 yalnızca bir hukuk ayeti değildir.
Aynı zamanda insanın neden kurallara ihtiyaç duyduğu, geçmişten ne öğrenebileceği ve hata yaptıktan sonra nasıl yeniden başlayabileceği konusunda çok güçlü bir açıklamadır.
“Allah Size Açıklamak İster” Ne Anlama Gelir
Ayette ilk olarak Allah’ın insanlara açıklama yapmak istediği belirtilir.
Bu ifade, önceki ayetlerde verilen ayrıntılı hükümlerin rastgele sıralanmadığını gösterir.
Kimlerle evlenilebilir?
Kimlerle evlenilemez?
Mehir nasıl korunur?
Aile içinde hangi sınırlar vardır?
Bunların açıklanmasının amacı insanı belirsizlik içinde bırakmamaktır.
İnsan Neden Açıklanmış Sınırlara İhtiyaç Duyar
Çünkü insan yalnızca akıl sahibi değildir.
Aynı zamanda;
arzu,
çıkar,
öfke,
kıskançlık,
güç isteği
taşıyan bir varlıktır.
Bazen insan kendi çıkarına uygun olan şeyi doğru zannedebilir.
Kuralların işlevlerinden biri, kişinin çıkarıyla başkasının hakkı arasındaki sınırı görünür hale getirmektir.
Önceki Ayetlerle Nisâ 26 Arasındaki Bağ Nedir
Nisâ 22, 23, 24 ve 25’te özellikle;
evlenilmesi yasak kişiler,
evli kadınlarla ilgili hükümler,
mehir,
iffet,
tarihsel kölelik düzenindeki evlilikler
anlatılmıştı.
Nisâ 26 ise adeta bütün bunların ardından:
“Bu hükümler size açıklık getirmek içindir.”
der.
Yani ayrıntılı hukuk hükümlerinin arkasında bir rehberlik amacı vardır.
“Sizden Öncekilerin Yollarını Göstermek” Ne Demektir
Ayette “sünenellezîne min kablikum” ifadesi geçer.
“Sünen” kelimesi;
yollar,
uygulamalar,
yerleşmiş ilkeler,
hayat biçimleri
anlamlarına gelebilir.
Burada insanlara kendilerinden önce yaşamış toplulukların ve ilahî geleneklerin yollarından örnekler gösterildiği anlatılır.
İnsanlık sıfırdan başlamaz.
Buradaki “Öncekiler” Kimlerdir
Klasik tefsirlerde bu ifade farklı şekillerde açıklanmıştır.
Önceki;
peygamberler,
ilahî topluluklar,
şeriatlar
ve Allah’ın daha önce insanlara gösterdiği doğru yollar
bu kapsamda düşünülmüştür.
Temel düşünce şudur:
Kur’an’ın getirdiği ahlak ve hukuk bütünü, insanlık tarihinden tamamen kopuk bir sistem değildir.
Önceki Dinlerde de Aile ve Evlilik Kuralları Var mıydı
Evet.
Yahudilik ve Hristiyanlık dahil birçok eski dini ve hukuki gelenekte;
evlilik,
akrabalık,
miras,
cinsel ilişkiler
konusunda kurallar bulunuyordu.
Bunun nedeni aile kurumunun bütün toplumlarda temel sosyal yapılardan biri olmasıdır.
Kur’an da kendisini insanlık tarihindeki ilahî rehberlik zincirinin devamı olarak sunar.
“Öncekilerin Yolları” Her Eski Geleneğin Doğru Olduğu Anlamına mı Gelir
Hayır.
Kur’an geçmiş toplumların bütün davranışlarını örnek göstermez.
Tam tersine birçok yerde önceki toplumların;
hatalarını,
zulümlerini,
sapmalarını
da eleştirir.
Bu nedenle burada kastedilen, geçmişte yaşamış herkesin yaptığı her şey değil; Allah’ın rehberliğiyle uyumlu yollar ve ibret alınacak örneklerdir.
Geçmişi Bilmek Neden Önemlidir
Çünkü insanlık aynı hataları tekrar tekrar yapabilir.
Güçlülerin zayıfları ezmesi,
kadınların haklarının gasp edilmesi,
servetin belli ellerde toplanması,
cinsel ilişkilerde sömürü
yalnızca tek bir dönemin sorunları değildir.
Geçmiş toplumların deneyimlerini bilmek, insanın kendi çağındaki benzer hataları daha kolay fark etmesine yardımcı olabilir.
Kur’an Geçmişi Taklit Etmeyi mi İstiyor
Hayır.
Geçmişten yararlanmak ile geçmişi körü körüne kopyalamak aynı şey değildir.
Kur’an birçok yerde atalarının yaptığını düşünmeden tekrar eden insanları eleştirir.
Dolayısıyla Nisâ 26’daki geçmiş vurgusu:
“Eskiler ne yaptıysa aynısını yapın.”
anlamına gelmez.
Daha çok doğru yolların sürekliliğine ve tarihten ders çıkarmaya işaret eder.
“Allah Tövbelerinizi Kabul Etmek İster” Ne Anlama Gelir
Ayetin üçüncü büyük mesajı tövbedir.
Allah yalnızca;
kural koyan,
sınır belirleyen,
yanlışı yasaklayan
olarak anlatılmaz.
Aynı zamanda insan yanlış yaptığında ona geri dönüş yolu açan olarak tanıtılır.
Bu, Kur’an’ın hukuk anlayışına çok önemli bir boyut ekler.

Neden Hukuk Hükümlerinin Ardından Tövbe Konuşuluyor
Çünkü insanın hata yapabileceği kabul edilmektedir.
Kurallar ne kadar açık olursa olsun insanlar;
yanlış seçimler yapabilir,
arzularına yenilebilir,
başkasının hakkını çiğneyebilir.
Kur’an bu durumda insanı tamamen sistemin dışına atmaz.
Dönüş için tövbe kapısı bırakır.

Tövbe Hukuki Sonuçları Otomatik Olarak Ortadan Kaldırır mı
Hayır.
Bir insan tövbe edebilir fakat başkasının hakkını gasp etmişse o hakkı mümkün olduğunca geri vermesi gerekir.
Örneğin;
mal çalındıysa iade edilmeli,
miras gasp edildiyse sahibine verilmeli,
zarar verildiyse telafi edilmeye çalışılmalıdır.
Tövbe, adaleti yok saymak değil, adalete geri dönmek olmalıdır.

Allah Neden İnsanın Tövbeye Dönmesini İster
Çünkü Kur’an’ın insan anlayışında insan yalnızca yaptığı hataların toplamı değildir.
İnsan;
öğrenebilir,
pişman olabilir,
kararını değiştirebilir,
kendini düzeltebilir.
Eğer hiçbir dönüş imkânı bulunmasaydı, yanlış yapan insan için ahlaki gelişim kapısı kapanmış olurdu.
Tövbe bu kapıyı açık tutar.

Ayette Allah’ın İradesi Nasıl Bir Allah Tasavvuru Sunar
Ayet dikkat çekici biçimde:
“Allah size açıklamak ister.”
“Sizi doğru yollara iletmek ister.”
“Tövbenizi kabul etmek ister.”
der.
Bu ifadelerde yalnızca cezalandırıcı bir Tanrı tasviri yoktur.
Aksine;
öğreten,
yol gösteren,
dönüşü kabul eden
bir ilahî irade tasviri vardır.

“Allah Bilendir” İfadesi Burada Neden Önemlidir
Ayetin sonunda Allah’ın Alîm, yani her şeyi bilen olduğu belirtilir.
İnsan kendi hayatının yalnızca küçük bir bölümünü bilir.
Bugünkü kararının yıllar sonra ne sonuç doğuracağını her zaman öngöremez.
Kur’an’ın perspektifinde Allah ise;
insanı,
toplumu,
sonuçları,
niyetleri
bilir.
Bu nedenle ilahî rehberlik bilgiyle ilişkilendirilir.

“Allah Hikmet Sahibidir” Ne Anlama Gelir
Hakîm, hikmet sahibi anlamına gelir.
Bu, hükümlerin anlamsız veya rastgele olmadığı düşüncesini ifade eder.
Kur’an’ın kendi bakış açısından yasakların ve izinlerin arkasında;
insanın,
ailenin,
toplumun,
adaletin
korunmasına yönelik hikmetler vardır.
İnsan her hikmeti bütünüyle anlayamayabilir, fakat ayet hükümlerin gelişigüzel olmadığını belirtir.

Nisâ 26 Din ile Akıl Arasında Nasıl Bir İlişki Kurar
Ayetin “açıklama” vurgusu önemlidir.
Din yalnızca:
“Bunu yap.”
veya
“Bunu yapma.”
diyen emirlerden ibaret değildir.
Kur’an sık sık insanı;
düşünmeye,
anlamaya,
geçmişten ders almaya
çağırır.
Nisâ 26 da hükümlerin anlaşılması ve insanların doğru yola yönlendirilmesi fikrini öne çıkarır.

Nisâ 26 ile Bir Sonraki Ayet Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır
Nisâ 26 Allah’ın;
açıklamak,
doğru yolu göstermek,
tövbeyi kabul etmek
istediğini bildirir.
Hemen sonraki Nisâ 27’de ise bu kez arzularının peşinden giden insanların sizi büyük bir sapmaya sürüklemek istemesinden söz edilir.
Böylece iki farklı yön ortaya çıkar:
Bir tarafta rehberlik ve dönüş,
diğer tarafta sınırsız arzunun sürükleyebileceği sapma.
Bu karşılaştırma insanın hangi yönü izleyeceği sorusunu gündeme getirir.

Nisâ Suresi 26. Ayetin Bugüne Verdiği En Büyük Mesaj Nedir
Nisâ 26’nın en güçlü mesajlarından biri şudur:
Dinî sınırların amacı yalnızca insanın önüne yasaklar koymak değildir.
Kur’an kendi bakış açısından bu sınırları;
insanın neyin doğru olduğunu anlayabilmesi,
geçmiş insanlık tecrübesinden yararlanabilmesi,
yanlış yaptığında yeniden doğru yola dönebilmesi
için bir rehberlik sistemi olarak sunar.
Bu nedenle ayette üç hareket arka arkaya gelir:
Açıklamak.
Yol göstermek.
Tövbeyi kabul etmek.
Önce insan neyin doğru olduğunu öğrenir.
Sonra önünde bir yol belirir.
Ve o yoldan saparsa dönüş kapısının tamamen kapanmadığını öğrenir.
Bu yaklaşım insanı hatasız bir varlık varsaymaz.
Tam tersine insanın;
yanılabileceğini,
şaşırabileceğini,
arzularına yenilebileceğini
kabul eder.
Fakat aynı zamanda onun öğrenebileceğini ve yeniden başlayabileceğini de kabul eder.
Belki de Nisâ 26’nın en umut verici tarafı budur:
Allah’ın gösterdiği yol yalnızca hiç düşmeyenler için değil, düştüğünü fark edip yeniden ayağa kalkmak isteyenler için de açıktır.
“İlahî rehberlik yalnızca ‘şuradan git’ demek değildir; insan yolunu kaybettiğinde geri dönebileceği yönü de göstermektir. Nisâ 26’nın açıklama, rehberlik ve tövbe üçlüsü tam olarak bunu anlatır.”
Ersan Karavelioğlu