📖 Mutaffifîn Suresi 32. Ayette “Onları Gördüklerinde ‘Bunlar Gerçekten Sapmış Kimselerdir’ Derlerdi” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve İnsanların Kendi

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,282
2,724,953
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Mutaffifîn Suresi 32. Ayette “Onları Gördüklerinde ‘Bunlar Gerçekten Sapmış Kimselerdir’ Derlerdi” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve İnsanların Kendi Ölçülerini Mutlak Doğru Sayarak Başkalarını Sapkın İlan Etmesi Nasıl Bir Zihin Yanılgısına Dönüşebilir ❓


“İnsan bazen kendi bulunduğu yeri merkeze koyar ve kendisinden farklı olan herkesi yanlış yönde sanır. Mutaffifîn, alayın ardından gelen ‘Bunlar sapmış’ hükmünü aktararak küçümsemenin nasıl düşünsel bir kesinliğe dönüşebildiğini gösterir.”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ 🧭 Mutaffifîn Suresi 32. Ayette Ne Buyrulur ❓


Mutaffifîn Suresinin otuz ikinci ayetinde anlam olarak:


“Onları gördüklerinde, ‘Şüphesiz bunlar sapmış kimselerdir’ derlerdi.”


buyrulur.


Önceki ayetlerde günahkârların iman edenlere:


güldükleri,


yanlarından geçerken göz kaş işareti yaptıkları


ve yakınlarına döndüklerinde bundan keyif aldıkları


anlatılmıştı.


Şimdi alayın arkasındaki düşünsel hüküm ortaya çıkar:


“Bunlar yanlış yolda.”


Yani küçümseme artık yalnızca davranış değildir.


Bir dünya görüşüne dönüşmüştür.


2️⃣ 📜 “Dâllûn” Kelimesi Ne Anlama Gelir ❓


Ayette geçen:


“dâllûn”


kelimesi:


yolunu kaybetmiş,


yanlış yöne gitmiş,


sapmış


anlamlarına gelir.


Kur’an dilinde “dalâlet” çoğu zaman:


hakikatten uzaklaşmak


ve doğru yolu bulamamak


bağlamında kullanılır.


Burada dikkat çekici olan:


suçlananların iman edenler olmasıdır.


Yani gerçek yön tartışması:


kimin gerçekten doğru yolda olduğu


sorusuna dönüşmektedir.


3️⃣ 🪞 İnsan Neden Kendisinden Farklı Olanı Kolayca “Yanlış” Sayabilir ❓


Çünkü insan kendi düşünce sisteminin içinde yaşar.


Ailesi,


çevresi,


kültürü,


eğitimi,


alışkanlıkları


ona belirli bir dünya görüşünü doğal gösterebilir.


Sonra kişi farkında olmadan:


“Benim alıştığım şey normaldir; farklı olan yanlıştır.”


sonucuna ulaşabilir.


Bu, insan zihninin en güçlü önyargılarından biridir.


4️⃣ 🧠 “Ben Haklıyım” İle “Ben Kesinlikle Yanılamam” Arasında Ne Fark Vardır ❓


Bir düşüncenin doğru olduğuna inanmak normaldir.


İnsan:


“Bu görüşün daha doğru olduğunu düşünüyorum.”


diyebilir.


Ama:


“Benim yanılma ihtimalim yok, karşımdaki ancak aptal veya sapmış olabilir.”


noktasına gelindiğinde düşünsel kibir başlayabilir.


Mutaffifîn’deki kişiler yalnızca farklı düşünmez.


Karşı tarafı:


küçümseyerek mahkûm eder.


5️⃣ ⚖️ Birini “Sapmış” Olarak Nitelendirmek Her Zaman Yanlış mıdır ❓


Hayır.


Bir din veya düşünce sistemi kendi açısından:


bazı fikirleri doğru,


bazılarını yanlış


olarak değerlendirebilir.


Kur’an da birçok yerde:


hak,


batıl,


hidayet,


dalâlet


ayrımları yapar.


Sorun:


bir hükmün alay, kibir ve insanı değersizleştirmeyle birleşmesidir.


Fikir eleştirilebilir.


Ama insan:


insanlık onurundan çıkarılmamalıdır.


6️⃣ 😏 Alay Eden Kişi Neden Karşı Tarafı “Sapmış” İlan Etmeye İhtiyaç Duyabilir ❓


Çünkü alay tek başına yeterli olmayabilir.


İnsan yaptığı küçümsemeyi kendi zihninde meşrulaştırmak ister.


Bu durumda şöyle düşünür:


“Biz onlarla boşuna alay etmiyoruz; zaten onlar yanlış insanlar.”


Böylece:


önce küçümseme,


sonra gerekçelendirme


oluşabilir.


Bu, ahlaki duyarsızlığın düşünsel savunmasıdır.


7️⃣ 👥 Grup İçinde Yanlış Bir Hüküm Nasıl Kesin Gerçeğe Dönüşebilir ❓


Bir grup aynı şeyi tekrar tekrar söylerse:


zamanla herkes bunu doğru kabul edebilir.


Bir kişi:


“Bunlar sapmış.”


der.


Diğeri onaylar.


Üçüncüsü güler.


Sonra grup içinde bu ifade:


kanıt gerektirmeyen bir gerçek


gibi yaşamaya başlar.


Bu süreç bugün:


yankı odası


olarak adlandırılan sosyal mekanizmalara da benzer.


8️⃣ 📱 Sosyal Medyada Bu Zihin Yapısı Nasıl Ortaya Çıkabilir ❓


Bir topluluk kendisine benzemeyen herkesi:


cahil,


hain,


aptal,


sapmış,


kötü


diye etiketlemeye başlayabilir.


Sonra karşı görüş hiç okunmaz.


Sadece:


karikatürü üretilir.


Alıntılar bağlamından çıkarılır.


Mizah yoluyla itibarsızlaştırılır.


Böylece insanlar:


karşı görüşü anlamadan karşı görüş hakkında kesin hüküm verir.


Mutaffifîn’in tasvir ettiği zihinsel mekanizma bugün de tanıdıktır.


9️⃣ 🔍 Bir Fikrin Yanlış Olduğunu Söylemek İçin Ne Gerekir ❓


Sağlıklı düşünme:


argüman,


kanıt,


tutarlılık,


karşılaştırma


ve eleştiriye açıklık


gerektirir.


Bir fikre:


“Gülünç.”


demek onu yanlışlamaz.


Bir insana:


“Sapmış.”


demek de tek başına bir delil değildir.


Hakikat iddiası:


gerekçelendirme sorumluluğu


taşır.


🔟 🧭 “Sapma” Kavramında Ölçü Nedir ❓


Birinin sapmış olduğunu söylemek için önce:


doğru yolun ne olduğunu


tanımlamak gerekir.


Sonra şu soru gelir:


Bu ölçü:


kişisel zevk mi?


Toplumsal alışkanlık mı?


Çoğunluğun fikri mi?


Yoksa:


vahiy ve hakikat iddiası mı?


Mutaffifîn’de ironi tam burada oluşur:


Yanlış ölçü kullananlar:


doğru ölçüde olanları yanlış ilan etmektedir.


1️⃣1️⃣ ⚖️ Surenin Başındaki “Ölçü” Teması Burada Yeniden Ortaya Çıkar mı ❓


Evet, çok güçlü biçimde.


Sure başlangıçta:


ölçü ve tartıda hile


yapanlardan söz etmişti.


Şimdi insanlar:


başka bir ölçüm yapıyor.


Bu kez:


insanları değerlendiriyorlar.


Fakat terazileri yine bozuk.


Başkasının malını eksik tarttıkları gibi:


başkasının inancını ve değerini de:


yanlış ölçüyle tartıyorlar.


Bu, surenin inanılmaz derecede güçlü iç bağlantılarından biridir.


1️⃣2️⃣ 🪞 İnsan Kendi Terazisinin Bozuk Olduğunu Nasıl Fark Edebilir ❓


Kendisine şu soruları sorarak:


Karşı görüşü gerçekten okudum mu?


Yoksa yalnızca başkalarının anlattığı hâlini mi biliyorum?


Yanılabileceğimi kabul ediyor muyum?


Kendi düşünceme uyguladığım eleştiriyi karşı görüşe de aynı biçimde uyguluyor muyum?


Beni rahatsız eden bir delil geldiğinde:


fikrimi değiştirebilir miyim?


Bunlar düşünsel dürüstlüğün önemli ölçüleridir.


1️⃣3️⃣ 🌿 Tevazu Hakikatten Şüphe Etmek midir ❓


Hayır.


Tevazu:


hiçbir şeye inanmamak


değildir.


Kişi güçlü biçimde inanabilir.


Ama aynı zamanda:


“Ben insanım ve düşünme hatası yapabilirim.”


diyebilir.


Bu tavır:


hakikate sadakati zayıflatmaz.


Tam tersine:


insanın kendi egosuyla hakikati birbirinden ayırmasına


yardım eder.


1️⃣4️⃣ 🤝 Farklı Düşünen İnsanla Saygılı Tartışmak Mümkün müdür ❓


Elbette.


Bir insan karşısındakine:


“Sana katılmıyorum.”


diyebilir.


Hatta:


“Bu görüşün ciddi biçimde yanlış olduğunu düşünüyorum.”


da diyebilir.


Ama bunu:


hakaret etmeden,


karikatürleştirmeden,


insanı küçük düşürmeden


yapabilir.


Düşünce özgürlüğünün en olgun biçimi:


sert fikir ayrılığını insan onuruyla birlikte taşıyabilmektir.


1️⃣5️⃣ ⚠️ Dini Kesinlik Kibre Dönüşebilir mi ❓


Evet, dönüşebilir.


Bir insan:


bir dine inanabilir


ve bunun doğru olduğundan emin olabilir.


Ama:


“Ben hakikati biliyorum, dolayısıyla herkesi küçümseyebilirim.”


derse başka bir problem ortaya çıkar.


Hakikat iddiası:


kişiye otomatik olarak ahlaki üstünlük vermez.


Dinî bilgi:


tevazu,


merhamet


ve adalet


üretmiyorsa kişi kendi iç dünyasını sorgulamalıdır.


1️⃣6️⃣ 🕊️ İnanan Kişi Bu Ayeti Neden Kendisine de Uygulamalıdır ❓


Çünkü ayetin en kolay ama en sığ okuması:


“Bak, onlar müminleri sapmış sanıyordu.”


deyip geçmektir.


Daha derin okuma şunu sorar:


Ben de bana benzemeyenleri kolayca etiketliyor muyum?


Bir insanı:


dini,


mezhebi,


dinsizliği,


kültürü


veya dünya görüşü nedeniyle


dinlemeden mahkûm ediyor muyum?


Kur’an’ın ahlaki uyarısı:


yalnızca karşı tarafa tutulduğunda eksik kalır.


1️⃣7️⃣ 🌍 Toplumda İnsanları Sürekli “Bizden” Ve “Sapmışlar” Diye Ayırmak Ne Üretir ❓


Bu dil uzun vadede:


kutuplaşma,


insanlıktan uzaklaştırma,


iletişim kopukluğu


ve düşmanlık


üretebilir.


İnsan karşısındaki kişiyi artık:


bir birey olarak değil,


bir etiket olarak


görmeye başlar.


Etiket büyüdükçe:


empati küçülür.


Bu yüzden ahlaki dil:


hakikat iddiasını korurken


insanın onurunu da korumalıdır.


1️⃣8️⃣ 🔗 29, 30, 31 Ve 32. Ayetler Nasıl Bir Psikolojik Zincir Oluşturur ❓


  1. ayet:

Müminlere gülerlerdi.


  1. ayet:

Birbirlerine işaret ederlerdi.


  1. ayet:

Yakınlarına dönüp bundan keyif alırlardı.


  1. ayet:

“Bunlar sapmış.” derlerdi.


Bu sıralama son derece dikkat çekicidir.


Önce:


alay.


Sonra:


grup desteği.


Sonra:


eğlence.


En sonunda:


ideolojik hüküm.


Yani küçümseme zamanla:


bir hakikat iddiasına dönüşür.


1️⃣9️⃣ ✨ Mutaffifîn Suresi 32. Ayetin En Derin Mesajı Nedir ❓


Mutaffifîn Suresinin otuz ikinci ayeti:


“Onları gördüklerinde, ‘Bunlar gerçekten sapmış kimselerdir’ derlerdi.”


buyurur.


Bu ayetin en çarpıcı tarafı:


yanlış bir değerlendirme yapan insanların bundan son derece emin olmasıdır.


Onlar tereddüt etmiyorlar.


Karşı tarafı dinlemiyorlar.


Sadece:


“Bunlar sapmış.”


diyorlar.


İnsan zihninin en tehlikeli hâllerinden biri budur:


Yanlış olmak değil, yanlış olabileceğini artık düşünememek.


Çünkü insan hatası düzeltilebilir.


Ama kişinin:


“Ben kesinlikle yanılmam.”


noktasına gelmesi,


kendi zihninin kapılarını kapatabilir.


Mutaffifîn burada surenin başındaki teraziyi çok daha derin bir düzleme taşır.


Başlangıçta insanlar:


malları eksik tartıyordu.


Şimdi:


insanları eksik tartıyorlar.


İnançlarını.


Karakterlerini.


Değerlerini.


Kendi terazilerini doğru sanarak:


başkasını yanlış ilan ediyorlar.


Bu yüzden sure yalnızca ekonomik dürüstlüğü değil:


entelektüel dürüstlüğü de


öğretiyor gibidir.


Bir şeyi değerlendirirken:


adil ölç.


Karşı görüşü değerlendirirken:


adil ölç.


İnsanları değerlendirirken:


adil ölç.


Kendini değerlendirirken de:


adil ölç.


Çünkü bozuk terazi yalnızca pazarda bulunmaz.


Bazen insanın zihninde bulunur.


Bazen insan kendi düşüncesine:


fazla ağırlık,


karşısındakine:


eksik ağırlık


verir.


Ve sonra çıkan sonucu:


hakikat


sanır.


Belki de Mutaffifîn 32’nin insanlığa bıraktığı en derin soru şudur:


“Karşımdaki gerçekten yanlış mı, yoksa ben onu kendi bozuk terazimle mi tartıyorum?”


“Mutaffifîn’in terazisi yalnızca pazardaki ağırlıkları değil, insanın zihnindeki hükümleri de ölçer. Başkasını ‘sapmış’ ilan etmeden önce kişi kendi ölçüsünün gerçekten doğru olup olmadığını sorgulayabilmelidir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt