Mutaffifîn Suresi 31. Ayette “Ailelerinin Yanına Döndüklerinde Keyifle Ve Alay Ederek Dönerlerdi” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Başkasını Küçümsemekten Eğlence Üretmek Ahlaki Duyarsızlığın Nasıl Bir Göstergesidir
“Bir insanın başkasını incittikten sonra bunu eğlenceye dönüştürmesi, yalnızca kaba bir davranış değil, vicdanın körelmeye başladığını gösteren daha derin bir sorundur. Mutaffifîn, alayın kalabalık içinde nasıl hazza dönüştüğünü çarpıcı biçimde gösterir.”
Ersan Karavelioğlu
Mutaffifîn Suresi 31. Ayette Ne Buyrulur
Mutaffifîn Suresinin otuz birinci ayetinde anlam olarak:
“Ailelerinin yanına döndüklerinde keyiflenerek dönerlerdi.”
buyrulur.
Bir önceki ayette günahkârların iman edenlerin yanından geçerken:
birbirlerine göz kaş işareti yaptıkları
anlatılmıştı.
Şimdi bu küçümsemenin yalnızca o anda kalmadığı görülür.
Onlar evlerine veya yakın çevrelerine döndüklerinde:
yaptıkları alayı bir eğlence duygusuyla beraberlerinde taşırlar.
Ayetteki “Fekihîn” Kelimesi Ne Anlama Gelir
Ayette geçen:
“fekihîn”
kelimesi:
neşelenen,
eğlenen,
keyiflenen,
hoşnut biçimde dönen
anlamlarıyla açıklanmıştır.
Ancak bağlam düşünüldüğünde bu sıradan bir mutluluk değildir.
Çünkü hemen öncesinde:
iman edenlere gülme
ve birbirlerine işaret etme
vardır.
Dolayısıyla burada:
başkasını küçümsemekten doğan bir keyif
söz konusudur.
Başkasını Küçümsemek Nasıl Eğlenceye Dönüşebilir
İnsan gruplarında bazen ortak bir hedef seçilir.
Bir kişi hakkında:
şakalar yapılır,
taklitler yapılır,
hikâyeler anlatılır,
alaycı yorumlar tekrarlanır.
Böylece bir kişinin aşağılanması:
grup eğlencesinin malzemesine
dönüşebilir.
En tehlikeli nokta da budur.
Çünkü acı çeken bir insan:
diğerlerinin eğlencesi hâline gelir.
İnsan Neden Başkasını Küçümserken Haz Duyabilir
Bunun arkasında çeşitli psikolojik mekanizmalar bulunabilir.
Kendisini üstün hissetmek.
Grup içinde kabul görmek.
Başkasının zayıflığını görerek kendi güvensizliğini bastırmak.
Ortak bir hedef üzerinden arkadaşlık bağı kurmak.
Bu nedenle alay:
bazen gerçek mutluluktan değil,
karşılaştırmalı üstünlük duygusundan
beslenebilir.
Birinin Zayıflığından Keyif Almak Neden Ahlaki Bir Sorundur
Çünkü insanın acısı:
eğlence malzemesi değildir.
Birinin:
düşmesi,
yanılması,
fakirliği,
görünüşü,
inancı,
başarısızlığı
başkalarının kendisini üstün hissetmesi için kullanılmamalıdır.
Ahlaki duyarlılık:
başkasının kırılganlığını fırsata çevirmemeyi
gerektirir.
Alay Neden Evde Ve Yakın Çevrede Devam Eder
Çünkü grup davranışı yalnızca olay anında bitmeyebilir.
İnsanlar eve döndüklerinde:
“Bugün şunu gördük...”
diye anlatabilir.
Sonra olay tekrar tekrar aktarılır.
Her anlatımda:
abartılır,
komikleştirilir,
karşıdaki insan daha da küçültülür.
Böylece tek bir alay davranışı:
sosyal bir hikâyeye
dönüşür.
Bir İnsan Hakkında Onun Yokluğunda Eğlenmek Neden Daha Kolaydır
Çünkü hedefteki kişi orada değildir.
Kendini savunamaz.
Yüzündeki incinme görülmez.
Bu nedenle empati azalabilir.
İnsan karşısındakinin yüzünü görmediğinde:
söylediklerinin etkisini daha kolay unutabilir.
Bu yüzden gıyabında yapılan küçümseme:
vicdani mesafeyi artırabilir.
Bu Ayet Dedikodu Kültürüyle İlişkilendirilebilir mi
Bağlam doğrudan iman edenlerle alay edenleri anlatır.
Ancak daha geniş ahlaki açıdan:
başkalarını toplantıların eğlence malzemesine dönüştürmek
dedikodu kültürüyle benzerlik taşır.
Bir arkadaş ortamında sohbetin sürekli:
orada olmayan insanların kusurlarına
dayanması,
zamanla normalleşebilir.
Bu da insanın başkasına karşı saygısını aşındırabilir.
Sosyal Medyada Bu Davranış Nasıl Görülür
Bugün biri hakkında:
bir video kesiti alınabilir.
Bir fotoğraf paylaşılabilir.
Bir konuşma bağlamından koparılabilir.
Sonra özel gruplarda veya açık platformlarda:
alay zinciri
başlayabilir.
Bir kişinin yaşadığı utanç:
binlerce insanın eğlencesine dönüşebilir.
Mutaffifîn 31’in anlattığı temel davranış:
teknoloji değişse bile tanıdıktır.
Başkasını Küçümseyerek Eğlenmenin En Büyük Tehlikesi Nedir
En büyük tehlikelerden biri:
duyarsızlaşmadır.
İlk başta insan:
“Biraz ağır oldu.”
diye düşünebilir.
Sonra tekrar eder.
Sonra alışır.
En sonunda karşıdaki kişinin gerçekten incindiğini:
önemsiz görmeye başlayabilir.
Vicdan bir anda değil:
küçük tekrarlarla körelebilir.

Mizah Her Zaman Yanlış mıdır
Hayır.
Mizah:
insan hayatının çok değerli bir parçasıdır.
İnsanlar:
kendileriyle,
gündelik olaylarla,
hayatın tuhaflıklarıyla
gülebilirler.
Sorun mizahın:
bir insanı sistematik biçimde aşağılamaya
dönüşmesidir.
İyi mizah insanları yakınlaştırabilir.
Zalim mizah ise:
birini dışarı atarak diğerlerini birbirine yaklaştırır.

Bir Grup Neden Ortak Bir “Alay Hedefi” Oluşturur
Çünkü ortak düşman veya ortak hedef:
grup bağını kolaylaştırabilir.
İnsanlar:
“Biz onun gibi değiliz.”
diyerek kimlik oluşturabilir.
Bu mekanizma:
okullarda,
işyerlerinde,
sosyal çevrelerde,
dijital topluluklarda
görülebilir.
Fakat böyle bir aidiyet:
başkasının aşağılanması üzerine kurulmuşsa ahlaken sorunludur.

Başkasının Kusurunu Görünce Nasıl Bir Tavır Daha Olgundur
İnsanın kusuru varsa:
gerekiyorsa doğrudan ve saygılı biçimde söylenebilir.
Yardım edilebilir.
Eleştiri yapılabilir.
Ama amaç:
onu küçük düşürmek değil, durumu düzeltmek
olmalıdır.
Bir insanın yanlışını:
arkadaş ortamında komedi malzemesine çevirmekle,
ona yapıcı biçimde yaklaşmak
aynı şey değildir.

İnsanın Eğlence Anındaki Karakteri Neden Önemlidir
Çünkü insan ciddi anlarda kendisini kontrol edebilir.
Ama eğlenirken:
sınırları daha kolay gevşer.
Tam da bu nedenle kişinin:
neye güldüğü
karakteri hakkında önemli ipuçları verebilir.
Bir insanın başkasının:
acısına,
engeline,
fakirliğine,
kırılganlığına
gülmesi:
ahlaki hassasiyetinin seviyesini gösterebilir.

“Herkes Gülüyordu” Bir Mazeret midir
Hayır.
Grup baskısı davranışı açıklayabilir.
Ama otomatik olarak haklı çıkarmaz.
Bazen gerçek ahlaki cesaret:
herkes gülerken:
gülmemektir.
Hatta gerektiğinde:
“Bu kadarına gerek yok.”
diyebilmektir.
Çünkü vicdan:
kalabalığın onayından bağımsız çalışabilmelidir.

Bu Ayet Toplumsal Kültür Hakkında Ne Söyler
Bir toplumun ahlaki seviyesi yalnızca:
yasalarıyla,
ekonomisiyle,
teknolojisiyle
ölçülmez.
Aynı zamanda:
insanların neye güldüğüyle
de anlaşılabilir.
Zayıfın aşağılanması eğlenceyse,
farklı olan sürekli hedefse,
acı küçümseniyorsa,
orada kültürel bir vicdan sorunu oluşabilir.

İnanan Kişi Bu Ayeti Kendisine Nasıl Uygulamalıdır
Yalnızca:
“İnkârcılar müminlerle alay etmiş.”
deyip geçmemelidir.
Kendisine de sormalıdır:
Arkadaşlarımla kimi konuşuyoruz?
Birinin kusurunu anlatırken bundan keyif alıyor muyum?
Bir insanın utandığı anı tekrar tekrar anlatıyor muyum?
Birinin yanlışını:
eğlence malzemesine mi dönüştürüyorum?
Ayetin ahlaki aynası burada başlar.

29, 30 Ve 31. Ayetler Nasıl Bir Zorbalık Zinciri Oluşturur
- ayet:
İman edenlere gülerlerdi.
- ayet:
Yanlarından geçerken birbirlerine işaret ederlerdi.
- ayet:
Yakınlarına döndüklerinde bundan keyif alırlardı.
Bu üç ayet aşamalı bir tablo oluşturur:
Önce:
açık alay.
Sonra:
gizli işaretleşme.
Ardından:
alayın eğlenceye dönüştürülmesi.
Yani davranış bireysel bir kahkaha olmaktan çıkar:
bir kültüre dönüşür.

Mutaffifîn Suresi 31. Ayetin En Derin Mesajı Nedir
Mutaffifîn Suresinin otuz birinci ayeti çok rahatsız edici ama çok gerçek bir insan davranışını gösterir:
Başkası üzerinden eğlenmek.
İnsan evine dönüyor.
Kendini iyi hissediyor.
Arkadaşlarıyla veya ailesiyle oturuyor.
Belki az önce gördüğü kişiyi anlatıyor.
Taklidini yapıyor.
Nasıl baktığını gösteriyor.
Herkes gülüyor.
Ve o sırada:
alay edilen insan orada değil.
Onun yüzü görünmüyor.
İncindiği görülmüyor.
İşte vicdanın zor sınavlarından biri burada başlar.
Çünkü insanın yaptığı kötülük:
her zaman öfkeyle yapılmaz.
Bazen:
kahkahayla yapılır.
Bazen zalimlik:
sert bir yüzle değil,
gülümseyerek gerçekleşir.
Bu yüzden ahlak yalnızca:
“Kime zarar verdim?”
sorusunu değil,
“Neye eğleniyorum?”
sorusunu da sormayı gerektirir.
Mutaffifîn’in ilk ayetlerinde insan:
terazide başkasının hakkından birkaç gram eksiltiyordu.
Şimdi başka bir eksiltme görüyoruz:
insanın onurundan eksiltmek.
Birini küçük düşürmek.
Onu grubun eğlence nesnesine çevirmek.
Kendini büyütmek için onun değerini azaltmak.
Böyle bakıldığında surenin başındaki ekonomik hile ile buradaki sosyal alay arasında derin bir ortaklık vardır:
İkisinde de insan kendisine bir şey kazandırmak için başkasından eksiltmektedir.
Birinde:
maldan.
Diğerinde:
onurdan.
Ve belki Mutaffifîn 31’in en güçlü mesajı tam olarak budur:
Ahlak yalnızca başkasının parasını eksiltmemektir diye düşünme; onun saygınlığını, huzurunu ve insanlık değerini de eğlencen uğruna eksiltme.
“Mutaffifîn’in alay edenleri, başkasının onurundan eksilterek kendi eğlencelerini büyütürler. Surenin terazisi burada yeniden karşımıza çıkar: İnsan yalnızca malda değil, başka bir insanın saygınlığında da eksik tartabilir.”
Ersan Karavelioğlu