Michel Foucault'ya Göre Modern Toplum Nedir
Gözetim, Normalleşme, Beden, Bilgi Ve İktidar Nasıl Birleşir
“Modern toplum insanı yalnızca yasalarla yönetmez; bakışlarla, normlarla, dosyalarla, kurumlarla, ekranlarla ve insanın kendi içine yerleşmiş görünmez gözcülerle biçimlendirir.”
Ersan Karavelioğlu
Michel Foucault'nun düşüncesinde modern toplum, yalnızca teknolojik gelişme, bilimsel ilerleme, şehirleşme, hukuk devleti, eğitim kurumları ve sağlık sistemleriyle tanımlanamaz. Foucault için modern toplum, insanın bedenini, zamanını, davranışını, arzularını, kimliğini, sağlığını, suçunu, başarısını, normal görünme biçimini ve hatta kendi kendisiyle kurduğu ilişkiyi düzenleyen büyük bir bilgi-iktidar ağıdır.
Bu toplumda iktidar yalnızca kralın buyruğu, devletin yasası, polisin gücü veya mahkemenin kararı olarak işlemez. Daha ince, daha sessiz ve daha gündelik biçimlerde çalışır. Okulda not olur, hastanede tanı olur, hapishanede gözetim olur, iş yerinde performans olur, ailede ayıp olur, medyada görünürlük olur, sosyal medyada beğeni olur, dijital çağda veri olur.
Foucault'nun büyük sorusu burada belirir:
Modern insan gerçekten özgürleşti mi, yoksa daha görünmez, daha yaygın ve daha içselleştirilmiş iktidar biçimleriyle mi kuşatıldı
Modern Toplum Foucault İçin Ne Anlama Gelir
Modern toplum, Foucault'ya göre yalnızca çağdaş kurumların toplamı değildir. Modern toplum, insanın bilinebilir, ölçülebilir, sınıflandırılabilir, gözetlenebilir, normalleştirilebilir ve yönetilebilir hale getirildiği tarihsel bir düzendir.
Bu düzende insan artık yalnızca yurttaş değildir. Aynı zamanda:
Foucault'nun modern toplum analizinde en önemli nokta şudur:
Modern toplum insanı yalnızca baskı altında tutmaz; onu üretir.
Yani insanın kim olduğunu, nasıl davranması gerektiğini, neyin sağlıklı, başarılı, normal, güvenli, makbul ve kabul edilebilir olduğunu belirleyen büyük bir düzen kurar.
Bu düzen çoğu zaman zorbalık gibi görünmez. Çünkü kendisini eğitim, sağlık, güvenlik, refah, ahlak, bilim, ilerleme ve düzen olarak sunar.
Foucault'nun uyarısı ise tam buradadır:
İktidar en çok iyilik yapıyor gibi göründüğünde de sorgulanmalıdır.
Modern İktidar Eski İktidardan Nasıl Ayrılır
Foucault'ya göre eski egemenlik biçimlerinde iktidar daha çok yasaklama, cezalandırma, öldürme, sürgün etme ve itaat isteme gücüyle görünürdü. Hükümdarın otoritesi belirgindi. Ceza açık ve çoğu zaman bedene yönelikti.
Modern iktidar ise daha farklıdır. Modern iktidar yalnızca “yasak” demez. Daha çok insanı düzenler, eğitir, ölçer, gözler, sınıflandırır, düzeltir ve kendi kendisini denetleyen bir özneye dönüştürür.
| Eski Egemen İktidar | Modern İktidar |
|---|---|
| Emir verir | Davranışı düzenler |
| Yasaklar | Normal olanı tanımlar |
| Bedeni cezalandırır | Bedeni eğitir ve ölçer |
| Gücü görünürdür | Gücü çoğu zaman görünmezdir |
| İtaat ister | Özdenetim üretir |
| Suçu cezalandırır | Suçlu kimliğini inceler |
| Ölüm hakkına dayanır | Yaşamı yönetmeye yönelir |
Modern iktidarın en güçlü yanı, insanın hayatına küçük parçalardan girmesidir.
Bu yüzden Foucault için modern iktidar daha az kaba, fakat daha derindir.
Eski iktidar insanın bedenine vururdu; modern iktidar insanın alışkanlıklarına, zamanına, ruhuna ve kendilik algısına işler.
Gözetim Modern Toplumun Merkezinde Neden Yer Alır
Modern toplumun en temel özelliklerinden biri gözetimdir. Foucault'ya göre gözetim, yalnızca birinin birini izlemesi değildir. Gözetim, insanı görünür, kaydedilebilir, değerlendirilebilir ve düzeltilebilir hale getiren bir iktidar tekniğidir.
Modern toplumda gözetim birçok alanda çalışır:
Gözetim yalnızca dışarıdan yapılan bir denetim değildir. En etkili gözetim, insanın içine yerleşir.
İnsan artık şöyle düşünür:
Biri beni görüyor olabilir.
Yanlış yapmamalıyım.
Normal görünmeliyim.
Performansım takip ediliyor.
Profilim izleniyor.
Kayıt altına alınıyorum.
Hata yaparsam unutulmayabilir.
Foucault'nun en sarsıcı tespiti burada doğar:
Modern toplumun başarısı, insanı kendi kendisinin gözcüsü haline getirmesidir.
Yani insan yalnızca izlenmez; izleniyor olma ihtimalini içselleştirir. Böylece dış iktidar, iç sese dönüşür.
Panoptikon Modern Toplumu Nasıl Açıklar
Foucault'nun modern toplum analizinde Panoptikon, çok güçlü bir metafordur. Jeremy Bentham'ın hapishane modeli olan Panoptikon'da mahkumlar ortadaki gözetleme kulesinden izlenebilir; fakat mahkumlar gerçekten izlenip izlenmediklerini bilemezler.
Bu belirsizlik çok önemlidir.
Mahkum her an izleniyor olabileceğini düşündüğü için kendi davranışını düzenler.
Yani gözetim dışarıdan içeriye taşınır.
Panoptikon'un mantığı şudur:
Foucault için Panoptikon yalnızca hapishane modeli değildir. Modern toplumun genel mantığını anlatır.
| Panoptik Alan | Nasıl Çalışır |
|---|---|
| Okul | Öğrenci izlenir, notlanır, karşılaştırılır |
| Hastane | Hasta gözlemlenir, dosyalanır, takip edilir |
| İş yeri | Çalışan performansla denetlenir |
| Devlet | Yurttaş kayıt ve belgelerle görünür olur |
| Dijital dünya | Kullanıcı veri ve algoritmalarla izlenir |
| Sosyal medya | İnsan görünürlük ve yargı baskısıyla kendini düzenler |
Modern toplumda Panoptikon artık yalnızca kule değildir. Kamera, dosya, not, rapor, veri, algoritma, beğeni sayısı, performans tablosu ve toplumsal bakış haline gelmiştir.
Modern insanın hücresi bazen duvardan değil, görünürlükten yapılır.
Normalleşme Modern Toplumda Nasıl Çalışır
Foucault'ya göre modern toplum yalnızca yasalarla değil, normlarla çalışır. Yasa “yasak” der; norm ise “böyle olmalısın” der.
Normalleşme, insanları belirli ölçülere göre değerlendirme, karşılaştırma ve o ölçülere yaklaştırma sürecidir.
Modern toplum şunları belirler:
Bu normal ölçülere yaklaşan kişi uyumlu, başarılı, sağlıklı, makbul ve güvenilir görülür. Uzaklaşan kişi ise sorunlu, başarısız, riskli, anormal veya düzeltilmesi gereken biri olarak işaretlenebilir.
Normalleşme çoğu zaman ceza gibi görünmez. Fakat insanın içinde sürekli bir yetersizlik duygusu oluşturabilir.
Yeterince başarılı değilim.
Yeterince güzel değilim.
Yeterince sağlıklı değilim.
Yeterince üretken değilim.
Yeterince normal değilim.
Foucault'nun uyarısı burada çok güçlüdür:
Modern insan çoğu zaman yasaktan değil, normal görünememekten korkar.
Bu korku, modern toplumun en derin disiplin araçlarından biridir.
Beden Modern Toplumda Nasıl Yönetilir
Foucault için modern toplum, bedeni yalnızca doğal bir varlık olarak bırakmaz. Beden eğitilir, ölçülür, disipline edilir, sağlıklı tutulmaya çalışılır, üretken hale getirilir ve normlara göre düzenlenir.
Beden modern toplumda birçok kurumun hedefidir:
Modern toplum bedene şunu söyler:
Sağlıklı ol.
Fit ol.
Güçlü ol.
Üretken ol.
Kontrollü ol.
Ölçülebilir ol.
Risklerini takip et.
Kendini düzenle.
Bu çağrılar faydalı olabilir. Fakat insanın bedeniyle ilişkisi yalnızca kontrol, kaygı, kıyas ve performans üzerinden kurulursa beden özgürlük alanı olmaktan çıkar.
Foucault'nun sorusu şudur:
Bedenime iyi mi bakıyorum, yoksa bedenimi modern normların bitmeyen denetim projesine mi dönüştürüyorum
Zaman Modern Toplumda Nasıl Disipline Edilir
Modern toplum yalnızca bedeni değil, zamanı da yönetir. Foucault'ya göre disiplinci iktidar, insanın zamanını parçalara ayırır, planlar, ölçer ve verimli hale getirmeye çalışır.
Modern zaman şu biçimlerde düzenlenir:
İnsan kendi zamanını artık yalnızca yaşamaz; onu ölçer, planlar ve denetler.
Geç kalmamalıyım.
Yetişmeliyim.
Zamanımı boşa harcamamalıyım.
Daha verimli olmalıyım.
Daha hızlı üretmeliyim.
Dinlenirken bile kendimi geliştirmeliyim.
Bu düşünceler modern zaman disiplininin iç sese dönüşmüş halidir.
| Zaman Düzeni | İnsana Etkisi |
|---|---|
| Okul programı | Öğrenmeyi saatlere böler |
| Mesai sistemi | Emeği ölçülebilir hale getirir |
| Vardiya | Bedeni üretim döngüsüne bağlar |
| Randevu | Hayatı kurumsal zamana uyarlar |
| Performans periyodu | Başarıyı sürekli ölçer |
Foucault'nun bakışıyla modern insanın zamanı bile iktidarın alanıdır.
Zamanını kim düzenliyorsa, hayat ritmine de o dokunur.
Okul Modern Toplumun Hangi Yüzünü Gösterir
Foucault'ya göre okul, modern toplumun disiplinci mantığını en erken yaşta öğreten kurumlardan biridir. Okul yalnızca bilgi aktarmaz; insanı ölçülebilir, karşılaştırılabilir, sıralanabilir, uyumlu ve denetlenebilir bir özne haline getirir.
Okulda çocuk şunlarla tanışır:
Bu araçlar yalnızca eğitim tekniği değildir. Aynı zamanda modern özne üretiminin parçalarıdır.
Çocuk şunu öğrenir:
Ne zaman konuşacağını.
Ne zaman susacağını.
Nerede oturacağını.
Nasıl başarılı sayılacağını.
Kendini hangi ölçüyle değerlendireceğini.
Başkalarıyla nasıl kıyaslanacağını.
Foucault'nun okul analizi bize şunu gösterir:
Modern toplum, insanı özgür birey olarak değil; önce ölçülen ve disipline edilen öğrenci olarak kurmaya başlar.
Bu yüzden okul hem özgürleştirici bilgi alanıdır hem de modern normalleşmenin ilk büyük sahnesidir.
Hastane Modern Toplumda Nasıl Bir İktidar Alanıdır
Hastane, modern toplumun en güçlü bilgi-iktidar kurumlarından biridir. Çünkü hastane bedeni tedavi ederken aynı zamanda bedeni görünür, kayıtlı, ölçülebilir, tanılanabilir ve takip edilebilir hale getirir.
Hastane insanı şu süreçlerden geçirir:
Bu süreçler hayat kurtarıcıdır. Fakat Foucault'nun sorusu şudur:
Tıp insanı iyileştirirken onu yalnızca beden, organ, belirti ve dosya haline mi getiriyor
Hasta insan yalnızca tıbbi bir vaka değildir. O aynı zamanda korkan, bekleyen, umut eden, ailesini düşünen, geçmişi olan, acısını kendi diliyle yaşayan bir öznedir.
Modern toplumda sağlık söylemi giderek daha da güçlenmiştir. İnsan yalnızca hasta olduğunda değil, sağlıklı kalmak için de kendisini sürekli izlemeye başlar.
Tansiyonum nasıl
Kolesterolüm kaç
Uyku kalitem yeterli mi
Adım sayım az mı
Risk grubunda mıyım
Foucault'nun uyarısı dengelidir:
Sağlık bilinci değerlidir; fakat insanı bitmeyen bir beden denetimi kaygısına dönüştürmemelidir.

Hapishane Modern Toplumun Gizli Mantığını Nasıl Gösterir
Foucault'ya göre hapishane, modern toplumun dışında duran bir kurum değildir. Tam tersine, modern toplumun disiplinci mantığını en çıplak biçimde gösteren kurumlardan biridir.
Hapishane şunları yapar:
Fakat Foucault'nun sarsıcı düşüncesi şudur:
Hapishanenin teknikleri yalnızca hapishanede kalmaz.
Okulda sınav, hastanede dosya, iş yerinde performans, devlette kayıt, dijital dünyada veri, sosyal medyada görünürlük hep benzer bir mantık taşır: insanı görünür, ölçülebilir ve yönetilebilir hale getirmek.
| Hapishane Mantığı | Modern Toplumdaki Benzeri |
|---|---|
| Gözetim | Kamera, dijital takip, denetim |
| Kayıt | Dosya, profil, sicil, veri |
| Disiplin | Okul, iş yeri, kışla |
| Normalleştirme | Sağlık, eğitim, medya normları |
| Islah | Terapi, eğitim, rehabilitasyon, kişisel gelişim |
Bu yüzden Foucault'nun hapishane analizi yalnızca suçlularla ilgili değildir. Modern toplumun genel mantığıyla ilgilidir.
Hapishane, modern dünyanın karanlık aynasıdır.

İş Yeri Modern İnsanı Nasıl Üretken Öznelere Dönüştürür
Modern toplumda iş yeri, insanın yalnızca para kazandığı alan değildir. Aynı zamanda insanın performans, verimlilik, uyum, rekabet, hedef ve başarı üzerinden tanımlandığı güçlü bir normalleşme alanıdır.
İş yeri insana şunları söyler:
Bu söylemler üretim için faydalı olabilir. Fakat insanın bütün değerini çalışma performansına indirgerse ruhu daraltır.
Modern insan bazen kendisini şöyle görmeye başlar:
Üretkensem değerliyim.
Başarılıysam varım.
Yavaşlarsam geride kalırım.
Dinlenirsem suçluyum.
Kendimi pazarlamazsam görünmez olurum.
Foucault'nun modern toplum eleştirisi burada ekonomik özneye yönelir:
İnsan, yalnızca çalışan, üreten, rekabet eden ve performans gösteren bir varlık değildir.
Modern toplumun en büyük tehlikelerinden biri, insanın kendi hayatını bile şirket mantığıyla yönetmeye başlamasıdır.

Medya Ve Sosyal Medya Modern Toplumu Nasıl Şekillendirir
Foucault klasik anlamda sosyal medya çağını görmedi; fakat onun söylem, gözetim, hakikat rejimi ve normalleşme kavramları medya çağını anlamak için çok güçlüdür.
Medya yalnızca haber vermez. Medya, neyin önemli, neyin tehlikeli, neyin normal, neyin güzel, neyin başarılı, neyin konuşulabilir ve neyin görünmez olacağını etkiler.
Sosyal medya ise bunu daha da kişisel hale getirir.
Modern insan artık yalnızca toplumun bakışıyla değil, dijital kalabalığın bakışıyla da kendisini düzenler.
Nasıl görünmeliyim
Ne paylaşmalıyım
Kim beğendi
Kaç kişi gördü
Yeterince dikkat çekiyor muyum
Foucault'cu bakışla sosyal medya, modern Panoptikon'un yeni biçimlerinden biridir.
İnsan burada hem izlenen hem izleyen hem de kendini izlenmeye uygun hale getiren özneye dönüşür.

Bilgi Modern Toplumda Neden İktidar Üretir
Foucault'nun en temel düşüncelerinden biri bilgi-iktidar ilişkisidir. Modern toplumda bilgi yalnızca aydınlatmaz; aynı zamanda düzenler, sınıflandırır, normalleştirir ve yönetir.
Bir insan hakkında bilgi üretildiğinde, o insan görünür hale gelir. Görünür hale gelen insan ise değerlendirilebilir ve yönlendirilebilir olur.
Modern toplumda bilgi şu alanlarda çalışır:
| Bilgi Türü | İktidar Etkisi |
|---|---|
| Tanı | Tedavi ve takip süreci başlatır |
| Not | Eğitim yolunu etkiler |
| Sicil | Geçmişi bugüne taşır |
| Performans raporu | İş hayatını belirler |
| Veri profili | Dijital davranışı yönlendirir |
| Risk analizi | Önleyici müdahaleyi meşrulaştırır |
Foucault'nun uyarısı çok nettir:
Bir toplum insan hakkında ne kadar çok bilgi üretirse, insanı o kadar çok yönetilebilir hale getirebilir.
Bu bilgi kötü olmak zorunda değildir. Fakat daima güç taşır.

Modern Toplumda Özne Nasıl Kurulur
Modern toplum insanı yalnızca birey olarak bırakmaz. Ona kimlikler verir, roller yükler, kategoriler sunar ve kendisini nasıl tanıyacağını öğretir.
İnsan modern toplumda şu kimliklerle kurulur:
Bu kimlikler hayatı düzenlemek için kullanılabilir. Fakat insan kendisini yalnızca bu kimliklerle tanımaya başlarsa, kendi derinliğini kaybedebilir.
Foucault'nun özne anlayışı burada önemlidir:
Modern insan, kendisini özgürce tanımladığını sanırken çoğu zaman kendisine verilmiş kurumsal ve toplumsal kategorilerle konuşur.
Kendini tanımak bu yüzden yalnızca içe bakmak değildir.
Kendini tanımak aynı zamanda şunu sormaktır:
Bana kim olduğumu hangi kurumlar, hangi bilgiler, hangi normlar ve hangi bakışlar söyledi

Biyopolitika Modern Toplumda Nasıl İşler
Modern toplumda iktidar yalnızca bireyleri değil, nüfusu da yönetir. Foucault buna biyopolitika der.
Biyopolitika, yaşamın büyük ölçekli yönetimidir. Doğum oranları, ölüm oranları, hastalıklar, salgınlar, yaşlılık, sağlık politikaları, göç, güvenlik, çalışma gücü ve nüfus verileri biyopolitikanın alanına girer.
Modern toplum nüfusu şu yollarla yönetir:
Biyopolitika yaşamı korumaya çalışır. Bu çok önemlidir. Fakat Foucault'nun sorusu şudur:
Yaşamı koruma iddiası, yaşamı daha fazla yönetme gücüne dönüşebilir mi
Modern toplum insanı yaşatmak ister; fakat yaşatırken onu ölçer, izler, kayıt altına alır ve normlara göre düzenler.
Yaşam, modern iktidarın en büyük konusu haline gelir.

Dijital Çağ Modern Toplumu Nasıl Dönüştürdü
Dijital çağ, Foucault'nun modern toplum analizini daha da güncel hale getirir. Çünkü artık gözetim, kayıt, normalleşme ve bilgi-iktidar ilişkileri yalnızca kurumlarda değil; ekranlarda, platformlarda, uygulamalarda ve algoritmalarda da çalışmaktadır.
Dijital toplumda insan sürekli veri üretir:
Bu veriler insanı tanımlamak, yönlendirmek ve tahmin etmek için kullanılabilir.
Modern dijital toplumda insan yalnızca gözetlenmez; aynı zamanda profil çıkarılır, sınıflandırılır, öngörülür, hedeflenir ve algoritmik olarak yönlendirilir.
| Klasik Modern Toplum | Dijital Modern Toplum |
|---|---|
| Dosya | Veri profili |
| Kamera | Platform takibi |
| Not | Etkileşim skoru |
| Performans raporu | Davranış analitiği |
| Nüfus istatistiği | Büyük veri |
| Gözetmen | Algoritma |
Foucault bugün yaşasaydı, muhtemelen dijital çağı modern iktidarın yeni evresi olarak incelerdi.
Çünkü dijital çağda insan yalnızca izlenmez; kendi hakkında durmadan iz bırakır.

Modern Toplum Gerçekten Özgür müdür
Modern toplum kendisini çoğu zaman özgürlük, bireysellik, haklar, seçimler ve kişisel gelişim üzerinden anlatır. İnsan artık eski çağların açık baskılarından kurtulmuş gibi görünür.
Fakat Foucault şu soruyu sorar:
Özgürlük yalnızca açık yasağın olmaması mıdır
Modern insan birçok konuda seçim yapabilir. Fakat bu seçimler çoğu zaman normlar, medya, ekonomi, sağlık söylemi, başarı kültürü, aile beklentileri, dijital görünürlük ve toplumsal kabul tarafından şekillendirilir.
İnsan şöyle hissedebilir:
Özgürce seçiyorum.
Ama seçimi algoritmalar yönlendiriyor olabilir.
Kendimi geliştiriyorum.
Ama çağın performans normuna uyuyor olabilir.
Bedenime iyi bakıyorum.
Ama ideal beden baskısına teslim oluyor olabilir.
Kendimi ifade ediyorum.
Ama görünürlük ekonomisine malzeme oluyor olabilir.
Foucault'cu özgürlük bu yüzden daha derindir:
Özgürlük, yalnızca seçebilmek değil; seçimlerini hangi güçlerin şekillendirdiğini fark edebilmektir.
Modern toplumda insanın en büyük sınavı budur: görünmez iktidarları fark ederek yaşamak.

Modern İnsan Foucault'dan Ne Öğrenmelidir
Modern insan Foucault'dan şunu öğrenmelidir: İktidar yalnızca dışarıda değildir. Bazen okulun notunda, hastanenin tanısında, iş yerinin hedefinde, ailenin ayıbında, sosyal medyanın beğenisinde, devletin kaydında, dijital platformun algoritmasında ve insanın kendi iç sesinde çalışır.
Foucault modern insana şu soruları sordurur:
Bu sorular insanı karamsarlığa değil, bilinçli yaşamaya çağırır.
Foucault'nun amacı dünyadan kaçmak değildir. Onun amacı, içinde yaşadığımız dünyanın bizi nasıl kurduğunu görmektir.
Kendini yöneten güçleri fark eden insan, onlarla daha özgür ilişki kurabilir.

Son Söz
Görünmez İktidar Ağlarının İçinde İnsan Kalabilmek
Michel Foucault'ya göre modern toplum, yalnızca ilerleme, özgürlük, bilim ve düzen hikayesi değildir. Aynı zamanda insanın gözetlendiği, ölçüldüğü, normalleştirildiği, dosyalandığı, veriye dönüştürüldüğü, bedeninin yönetildiği, zamanının planlandığı ve kendilik algısının şekillendirildiği büyük bir bilgi-iktidar düzenidir.
Bu toplumda iktidar çoğu zaman bağırmaz. Sessizce işler.
Okulda not olur.
Hastanede tanı olur.
Hapishanede gözetim olur.
İş yerinde performans olur.
Ailede ayıp olur.
Devlette kayıt olur.
Medyada söylem olur.
Sosyal medyada beğeni olur.
Dijital çağda veri olur.
İnsanın içinde ise kendini yargılayan görünmez ses olur.
Foucault'nun büyüklüğü, bize bu görünmez ağları göstermesidir. Çünkü insan çoğu zaman yalnızca açık baskıyı baskı sanır. Oysa modern toplumda iktidar, insanı sevgiyle, sağlıkla, başarıyla, güvenlikle, eğitimle, özgürlük vaadiyle ve kendini geliştirme diliyle de kuşatabilir.
Bu yüzden modern insanın görevi, her kurumu reddetmek değildir. Okul, hastane, hukuk, bilim, teknoloji ve devlet insan hayatı için gereklidir. Fakat insan, bu kurumların yalnızca hizmet etmediğini; aynı zamanda kendisini tanımladığını, ölçtüğünü ve yönettiğini de fark etmelidir.
Gerçek bilinç burada başlar.
Kendini bilmek, yalnızca iç dünyanı tanımak değildir.
Seni ölçen kurumları tanımaktır.
Seni izleyen bakışları fark etmektir.
Seni normalleştiren dili çözmektir.
Seni veriye dönüştüren çağın mantığını okumaktır.
Seni sana anlatan hakikat rejimlerini sorgulamaktır.
Modern toplumda insan kalabilmek, yalnızca yaşamak değil; hangi güçlerin sana nasıl yaşaman gerektiğini fısıldadığını duyabilmektir.
“Modern çağın en büyük hapishanesi bazen duvarlardan değil; insanın kendisini sürekli ölçmesi, düzeltmesi, sergilemesi ve normal görünmek için ruhunu küçültmesinden yapılır.”
Ersan Karavelioğlu